Kulak, Burun, Boğaz (KBB) Hastalıkları
Uzmanı Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, tükürük bezi taşı hastalığının tedavi
edilmediği takdirde derin boyun enfeksiyonuna neden olabileceğini söyledi.
Tükürük bezlerinde oluşan taşlar, genellikle göz ardı edilen bir konu olarak
dikkat çekiyor. Ancak bu küçük taşların büyük sorunlara yol açabileceği uzmanlar
tarafından ifade ediliyor. Tükürük bezlerinde birikerek oluşan taşlar, tıbbi
adıyla sialolitler, ağız içinde rahatsızlık ve ağrıya neden olabileceğini dile
getiren Medicana Sağlık Grubu Doktorlarından KBB Uzmanı Doç. Dr.
Nesrettin Fatih Turgut, hastalığın tanı, tedavi ve tedavi sonrası sürecinden
bahsetti.
Bu belirtilere dikkat
Tükürük bezi taşlarını, çene altında ve yanak arkasında yerleşen tükürük
salgısı üreten tükürük bezlerinde veya tükürük bezlerinin ağız içine açılmasını
sağlayan tükürük bezi kanallarında görülen taşlar olarak belirten Medicana
International Samsun Hastanesi KBB Uzmanı Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut,
“Tükürük bezi taşı tükürük içeriğinin yoğunluğu fazla olduğu için çene altı
tükürük bezleri (submandibuler) ve kanallarında ve 30-60 yaş aralığında,
erkeklerde daha fazla görülmektedir. Yetersiz sıvı alımı, tükürük salgısının
azalmasına neden olan enfeksiyonlar, ilaç kullanımı ve çeşitli enfeksiyonlar ve
tükürük bezi kanallarının darlıkları tükürük bezi kanalı içinde taş oluşmasına yatkınlık
oluşturur. Bu hastalıkta tipik belirti, taşın var olduğu tarafta yer alan bezde
yemek yeme sonrası gelişen şişlik ve ağrıdır. Tükürük salgısının dışarı
atılamayıp birikimi, enfeksiyona yatkınlık oluşturur. Bakteriyel tükürük bezi
iltihabı dediğimiz hastalık gelişebilir ki bu durumda şikayetler şiddetli hale
gelebilir. Etkilenen tükürük bezinin aşırı şişmesi, aşırı hassasiyeti, ağrı ve
ateş gelişebilir. Tedavi edilmediği takdirde, hastane yatışı gerektiren ve
şiddeti daha fazla olan bir tabloya, derin boyun enfeksiyonuna, ilerleme
görebiliriz” dedi.
“Taşın büyüklüğü ve konumuna göre
cerrahi müdahale söz konusu olabilir”
Şikâyetleri daha hafif olan ve taş boyutları küçük ve tükürük bezi kanalının
ucuna yakın yerde yerleşim gösteren hastalarda geleneksel tedaviler
önerildiğini dile getiren Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, “Ağrı kesiciler
fayda sağlar. Bol sıvı tüketimi, ısı uygulaması rahatlama sağlayabilir, bol
sıvı tüketimini tüm hastalarımızda önermekteyiz. Aynı zamanda limon gibi ekşi
ürünlerin emilmesi tükürük sıvısını artırır ve çok küçük taşların dışarı
atılmasını sağlayabilir. Taş boyutunun büyük olması, taşında daha çok beze
yakın yerde yerleşmiş olması durumlarında ise cerrahi uygulamaları gündeme
gelmektedir. Taş yerleşimi, büyüklüğü etkilenen tükürük bezinin durumu
cerrahinin şeklini belirler. Eğer taş tükürük bezi kanalında yer alıyorsa,
sialendoskopi olarak adlandırılan kamera sistemi ile yer tespiti ve çıkarma
işlemi herhangi bir kesi olmaksızın tercih edilir. Ancak taşın tükürük bezi içerisinde
yer alması, boyutunun çok büyük olması durumlarında ise dışardan veya ağız
içinden yaklaşım ile cerrahi seçenekleri gündeme gelmektedir” diye konuştu.
“Büyük taşlar havalı kırma tekniği
kullanılarak küçültülerek çıkarılıyor”
Tükürük bezi kanallarının içindeki en uç bölgelere kadar ulaşabilen bir kamera
sistemini kullanarak tükürük kanallarını inceleme yöntemi olan sialendoskopiden
bahseden Doç. Dr. Turgut, “Bu sistem, kanal içindeki hastalıkların tanısı ve
tedavisi için bir araç sağlar. Kamera sisteminin temel özelliği, tükürük
kanalının içini milimetrik boyutlarda kontrol etme yeteneğidir, yaklaşık 1.5
mm'lik bir boyuttan bahsedilmektedir. Bu işlem genel anestezi veya lokal
anestezi altında uygulanabilir. Hekimin deneyimi, hastanın sağlık durumu,
hastanın uyumuna ve tercihine bağlı olarak tedavi planlaması yapılır.
Sialendoskopi, genellikle tükürük kanallarında taş olan hastaların tedavisinde
kullanılmaktadır. Ayrıca Sjögren hastalığı, radyoaktif iyot tedavisi almış
hastalar ve tekrarlayan tükürük bezi iltihaplarına sahip çocuk hastalarda da bu
yöntem uygulanabilir. Sialendoskopi süresi, taşın büyüklüğü ve konumuna bağlı
olarak değişebilir. Büyük taşlar havalı kırma tekniği kullanılarak küçültülerek
çıkarılır, bu nedenle işlem süresi uzun olabilir. Sialendoskopi sırasında
herhangi bir kesi veya dikiş uygulanmaz, bu nedenle işlem sonrasında ağrı veya
şikâyet gözlemlenmez. Geçici olarak aynı taraftaki tükürük bezinde şişlik
olabilir ancak genellikle bu şişlik 1-2 saat içinde azalır. Hastalar,
genellikle aynı gün içinde taburcu edilirler” şeklinde konuştu.
“Sialendoskopi ile çıkarılamayan taşlar
için açık cerrahi uygulanabilir”
Cerrahi müdahale seçeneği hakkında da bilgi veren Turgut, “Taş boyutunun büyük
olması, taşın bez içinde yerleşim göstermesi, sık enfeksiyona bağlı taşın
kanala yapışık olması gibi nedenlerden dolayı sialendoskopi ile taşın
çıkarılması mümkün olmayabilir. Bu durumlarda açık cerrahi seçeneği gündeme
gelir. Eğer taş, kanal içinde yerleşim gösteriyorsa ağız içerisinden kanal
üzerinde yapılacak ufak bir kesi ile taşa ulaşılır ve taş çıkarılır. Birkaç
dikiş atılarak işlem tamamlanır. Hastalarımız ancak taş tükürük bezi içinde
olursa veya tükürük bezi sürekli (kronik) enfeksiyona bağlı olarak işlevini
yitirmişse (atrofiye uğramış) tükürük bezi genel anestezi altında çene altından
kesi yapılarak tamamen çıkarılır. Ameliyat sonrası 2-3 gün hastane yatışı
gerekebilir” ifadelerini kullandı.