Gülsüm Budagova, ameliyat sonrası sağlığına kavuştuğunu ve
normal yaşamına geri döndüğünü ifade etti. Bu zorlu sürecin masrafları,
"Oh Be Dünya Varmış Derneği"nin başlattığı bir kampanya ile
karşılandı. Budagova, hastalığına çare aramak için bin 285 kilometrelik bir
yolculuk yaparak Samsun'a geldiğini belirtti. Şikayetlerinin başlangıcında
nefes darlığı yaşadığını ve yemek yerken yutma güçlüğü çekmeye başladığını
söyledi. Birçok hastaneye başvurmasına rağmen kesin bir teşhis konulamamıştı.
Sonunda VM Medical Park Samsun Hastanesi'nde yapılan incelemeler sonucunda,
yaşamını tehdit eden bu tümörün varlığı ortaya çıktı. Gülsüm Budagova, diğer
hastanelerde ilaç tedavisi önerildiğini ancak Prof. Dr. Güven Olgaç'ın ameliyat
önerisi ile umutlandığını ifade etti. Ameliyat, tümörün hayati organlara olan
yakınlığı nedeniyle riskli olsa da başarılı bir şekilde gerçekleştirildi.
“2 saatten fazla
uyuyamıyor, kuru bir şey yiyemiyordum”
Azerbaycan’dan Samsun’a bin 285 kilometre yol gelerek hastalığına bir çare
arayan Gülsüm Budagova, “Hastalığımın başlarında biraz nefes darlığım vardı
ancak bu son günlerde daha çok arttı ve yemek yerken yutma güçlüğü de çekmeye
başladım. Son zamanlarda kuru gıdaları yutabilmek için hemen ardından su içmek
zorunda kalıyordum ve daha çok sıvı gıdalar tüketmeye özen gösteriyordum. Sonra
bu rahatsızlık beni uyutmamaya başladı. 2 saatten fazla uyuyamıyordum. Sırt
üstü yatamıyordum, sırtım çok ağrıyordu. Çok heyecanlanınca nefesim tutuluyordu
ve kapalı yerlerde uzun süreli kalamıyordum. Duş alırken bayılıyordum. Ben bu
rahatsızlığı ilk başta astım sandım. Ama birçok hastaneye gittiğim halde tam
bir teşhis konulamadı. Sonra VM Medical Park Samsun Hastanesi’ne başvurdum.
Buraya geldiğimde, şikâyetimin astım olduğunu söylediğimden önce astım testi
yapıldı ve bir şey çıkmadı. Daha sonra yapılan ileri tetkiklerde, boynumdan
başlayıp, göğüs boşluğuma doğru uzanan bir kitle saptandı ve yapılan biyopside
kitlenin 'iyi huylu' bir tümör olduğu anlaşıldı” dedi.
“6 ayda toparlarsın
diyorlardı, 20 günde ayağa kalktım”
Kendisinin göğüs cerrahisi kliniğinden Prof. Dr. Güven Olgaç’a
yönlendirildiğini ifade eden Budagova, "Başka hastanelere gittiğimde bana
‘ameliyat olursan yaşama ihtimalin çok düşük, felç olup yürüyememe ihtimalin de
var’ deyip ilaç (kemoterapi) tedavisi önerdiler. Ancak Prof. Dr. Güven Olgaç
bana tümörün ancak ameliyat ile tam olarak çıkarılabileceğini ve ameliyatın
başarı ile sonuçlanma ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi ve ameliyat olmaya
karar verdim. Tümör, soluk borusu, şah damarı, kalp, yemek borusu, akciğer ve
sırt omurgaları gibi benim hayati organlarıma çok yakın olduğu için ameliyatım
çok riskli idi ama Güven hocam ve ekibindeki diğer hocalar sayesinde çok
başarılı bir ameliyat geçirdim. Ameliyat sonrasında vücudumda kalıcı bir hasar
oluşacağından çok korkuyordum, ama çok şükür öyle bir şey olmadı. Hatta sırt
omurgalarıma platin takılmasına bile gerek kalmadı. Benimle çok iyi
ilgilendiler. İyi olmam için ellerinden geleni yaptılar. Tüm ağrılarım geçti
çok şükür. Normal hayatına ancak 6 ay gibi bir sürede dönersin diyorlardı, ama
ben ameliyattan 10 gün sonra hastaneden çıktım ve 20. günde ayağa kalktım,
dışarıya çıktım, sahilde yürüyüş bile yaptım. Yani umduğumdan daha çabuk
toparlandım. Yemek yemem, yutkunmam, nefes almam, o dayanılmaz sırt
ağrılarımdan eser kalmadı, her şeyim normale döndü. Ameliyat olalı 3 ay geçti,
kontrollerimde olumsuz bir şey yok, şu an çok daha iyiyim” diye konuştu.
“10 gün içerisinde
hastamızı taburcu ettik”
Prof. Dr. Güven Olgaç, “Hastamız bize başlıca nefes darlığı, yutma güçlüğü ve
ciddi sırt ağrısı şikâyetleri ile başvurdu. Yaptığımız tetkikler sonucunda
boyun bölgesinden başlayıp kalbine ve sırt omurlarına kadar uzanan, aynı
zamanda nefes borusu ile yemek borusuna ciddi baskı oluşturan 12 santimlik bir
kitle tespit ettik. Aldığımız biyopsi bize bu tümörün ‘iyi huylu’ olduğunu
gösterdi ve hayati organlarda oluşturduğu ciddi baskı semptomları nedeniyle en
iyi tedavi şeklinin cerrahi yöntem olduğunu bildiğimiz için ameliyat önerdik.
Prof. Dr. Keramettin Aydın’ın önderliğinde Beyin Cerrahisi ekibimizin de
katkıları ile beraber bu operasyonu gerçekleştirdik. Biz kitleyi şah damarı,
kalp, akciğer, soluk borusu ve yemek borusundan ayırdıktan sonra beyin
cerrahisi ekibimiz, kitlenin omurga ile olan yapışıklığını giderecek şekilde
bir ameliyat gerçekleştirdi. Çok şükür, ameliyatı gayet başarılı oldu ve 10 gün
içerisinde hastamızı taburcu ettik. Gülsüm şimdi ameliyat sonrası 3. ayında ve
artık normal hayatına döndü diyebiliriz. Yaptığımız kontrollerde tümörün
tamamen alınmış olduğunu ve önceden tümör basısına maruz kalan tüm hayati
organların normale döndüğünü gördük” şeklinde konuştu.
“Omurgaya uzanan bölgede portakal büyüklüğündeki tümörün tamamını çıkardık”
Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği’nden Prof. Dr. Keramettin Aydın ise “Göğüs
cerrahisi kliniği ile birlikte yaptığımız incelemelerde, kalbin arkasında
omurgaya uzanan bölgede yaklaşık bir portakal büyüklüğünde kitle olduğunu
gördük. Dünya Tıp literatüründe son derece nadir rastladığımız bu ameliyatı
Göğüs Cerrahisi ekibimiz ile birlikte planladık. Ameliyat sırasında önce göğüs
ön duvarını açtık ve daha sonra sırt bölgesinden 'torakotomi' dediğimiz ek bir
yaklaşımla tümörün omurga ile ilişkisini ortaya koyduk. Öngördüğümüz gibi
tümörün sinir kaynaklı olduğunu tespit ettik ve ilişkili omurgaların sadece bir
kısmını temizleyerek tümörün tamamını çıkarmamız mümkün oldu. Böylece hastamızın
omurgasına, daha sonraki yaşamında sırt hareketlerini kısıtlayacak bir platin
desteği koymak zorunda kalmadık. Multi-disipliner ‘çok-disiplinli’ yaklaşımla
gerçekleştirdiğimiz bu ameliyat, bu yönüyle de bizim için çok tatmin edici oldu
ve hastamız şu anda, aktif günlük yaşamını olumsuz etkileyen herhangi bir
hareket kısıtlılığı olmaksızın normal şekilde yaşantısını sürdürebiliyor”
açıklamalarında bulundu.
Budagova, ameliyat sonrasında beklediğinden daha hızlı bir
şekilde toparlandı ve şu an sağlıklı bir şekilde hayatına devam ediyor. VM
Medical Park Samsun Hastanesi'nden Prof. Dr. Güven Olgaç, tümörün hayati
organlara ciddi baskı yaptığını ve cerrahi müdahalenin en iyi seçenek olduğunu
belirtti. Ameliyat sonucunda tümörün tamamen alındığını ve hastanın sağlığına
kavuştuğunu açıkladı. Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği'nden Prof. Dr.
Keramettin Aydın, ameliyatın detaylarına dikkat çekerek, tümörün nadir bir
şekilde omurga ile ilişkili olduğunu ve başarılı bir operasyonla tamamen
çıkarıldığını söyledi. Bu multi-disipliner yaklaşım sayesinde hastanın yaşam
kalitesi önemli ölçüde arttı. Gülsüm Budagova, şimdi sağlıklı bir şekilde
hayatına devam ediyor ve bu zorlu süreci atlattığı için minnettarlıkla dolu.