İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü ve Beslenme Atlası Kulübü tarafından düzenlenen 14 Kasım Diyabet Günü Diyabet ve Esenlik İçin Yaşam Tarzı Değişikliği Paneli’nde konuşan Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet yönetimi ve kan şekeri kontrolünde beslenmenin ve yaşam tarzı değişikliğinin önemini anlattı. Diyabet tedavisinde ağırlık kaybının önemini vurgulayan Alphan, “Kilo kaybı tedavinin ilk seçeneğidir. Sadece yüzde 5’lik bir ağırlık kaybının bile son derece olumlu etkileri olduğunu söyleyebiliriz. Yüzde 10’luk ağırlık kaybı ise diyabetle ilgili ölümleri azaltır, Hemoglobin A1 C’yi düşürür. Kan şekerini ve kan yağlarını düşürür. İnsülin kullanan diyabetlilerde insüline olan ihtiyacı azaltır” dedi.
İstanbul
Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü ile
Beslenme Atlası Kulübü tarafından düzenlenen 14 Kasım Diyabet Günü Diyabet ve
Esenlik İçin Yaşam Tarzı Değişikliği Paneli’nde diyabet, diyabet kontrolünde
beslenme tedavisinin yeri, spor ve yaşam şekli arasındaki ilişkiye dikkat
çekildi, diyabetli bireylerin yaşam kalitesinin yükseltilmesine ilişkin
önerilerde bulunuldu.
Prof. Dr. M. Emel Alphan: “Diyabet bakımının
merkezine refahı koyalım”
İstanbul
Atlas Üniversitesi Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda düzenlenen panelde
açılış konuşması yapan Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel
Alphan, Dünya Diyabet Günü 2024-26 temasının “Diyabet ve Esenlik” olduğunu
söyledi.
Uluslararası
Diyabet Federasyonu’nun diyabet eğitimine son derece önem verdiğini belirten
Alphan, milyonlarca diyabetlinin evde, işte ve okulda günlük öz yönetimlerini
sağlamada zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirterek “Dayanıklı ve organize
olmaları ve sorumluluk almaları, hem fiziksel hem de ruhsal iyilik hallerini
etkileyecektir. Diyabet bakımı genellikle kan şekerine odaklanır ve gün içinde
sürekli kan şekerine bakmak zorunda kalmaları, onları bunaltır. Uluslararası
Diyabet Federasyonu’nun önerisi ile Dünya Diyabet Günü’nde diyabet bakımının
merkezine refahı koyalım ve diyabetlilerin daha iyi yaşamaları için değişimi
başlatalım” dedi.
Prof. Dr. Süleyman Hilmi İpekçi:
“Diyabetten korunmada geride kalıyoruz”
İstanbul
Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Hilmi İpekçi,
diyabet, diyabet türleri, diyabetin teşhisi ve tedavisine ilişkin bilgiler
verdiği sunumunda diyabetin önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirterek tüm
dünyada hızla artış gösterdiğini söyledi. 2009’da 2030 yılı için 438 milyon
diyabet hastasının tahmin edildiğini belirten İpekçi, “Dünya Diyabet
Federasyonu (IDF) Diyabet Atlası verilerine göre, 438 milyonu 2019 yılında
geçtik. Dünya olarak diyabetten korunmada olduğu gibi diyabetin artış hızını
tahmin etmede de geride kalıyoruz, bugün 500 milyonu aşkın diyabetli var” dedi.
IDF Diyabet Atlası verilerine göre Türkiye'nin Avrupa’da bayrağı üst sıralarda
dalgalandırdığını belirten İpekçi, 2021 verilerine göre Türkiye’de diyabetli
bireylerin oranının yüzde 14,5’e çıktığını söyledi. İpekçi, Türkiye’deki
diyabetli sayısının da 10 milyonu aştığını söyledi.
Diyabet
tanısının konmasının önemini de vurgulayan İpekçi, “Hastalık tanısı konursa
hastalığı yönetmek ve hastayı eğitmek kolaylaşır. Hastalığın tedavisi konusunda
hastaya dokunmuş oluruz. Ülkemizdeki tüm diyabetliler içerisinde diyabet tanısı
konulmamış hasta oranının yüzde 50’lere yakın oluğunu görüyoruz. Yani,
neredeyse iki diyabetliden biri diyabetli olduğunu bilmiyor ve tedaviye
ulaşamıyor demek” dedi.
Prof. Dr. Süleyman Hilmi İpekçi: “Sigara
diyabet geliştirme riskini üç kat artırıyor”
Tip 2
diyabetteki risk faktörlerine değinen İpekçi, “Obezite, kötü beslenme
alışkanlıkları, egzersiz - hareket eksikliği ve sigara kullanımı önemli
risk faktörleri arasında yer alıyor. Sigara kullanımı maalesef çok yaygın. Tek
yumurta ikizi iki kişiden biri sigara içiyor, diğeri içmiyor. Kilo, beslenme ve
egzersizleri aynı. Sigara içen ikiz kardeş diğerine göre üç kat daha fazla
diyabet geliştirme riski taşıyor. Tek başına sigaranın diyabet geliştirme riski
çok yüksek” diye konuştu.
Prof. Dr. M. Emel Alphan: “Beslenme
tedavisi ve egzersizden asla vazgeçilemez”
İstanbul
Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm
Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan da “Diyabette Tıbbi Beslenme Tedavisi”
başlıklı sunumunda diyabet yönetimi ve kan şekeri kontrolünde beslenmenin ve
yaşam tarzı değişikliğinin önemini anlattı. Eğitim, beslenme tedavisi ve
egzersizin diyabet tedavisinin temel taşları olduğunu vurgulayan Alphan,
“Diyabet tedavisinde ilaç ve/veya insülin kullanılsa bile beslenme tedavisi ve
egzersizden asla vazgeçilemez” dedi.
Prof. Dr. M. Emel Alphan: “Kilo kaybı
tedavinin ilk seçeneğidir”
Diyabet
tedavisinde ağırlık kaybının önemini vurgulayan Alphan, “Kilo kaybı tedavinin
ilk seçeneğidir. Sadece yüzde 5’lik bir ağırlık kaybının bile son derece olumlu
etkileri olduğunu söyleyebiliriz. 6-12 aylık bir sürede yüzde 7-10 civarındaki
ağırlık kaybı için sağlıklı beslenmeye fiziksel aktiviteyi de ilave ederek
enerji açığı sağlanabilir. Enerji alımı kısıtlanacak, fiziksel aktivite
artırılacak ve davranış değişikliği yaratılacak. Bu ağırlık kaybıyla metabolik
risk faktörlerinin hepsi azaltılabilir. Özellikle abdominal obezite yani elma
tipi diğer adıyla erkek tipi şişmanlık metabolik olarak risklidir. Bu kişilerde
sağlanan yüzde 7-10’luk ağırlık kaybı metabolik bozukluk riskini azaltır.
Yüzde 10’luk ağırlık kaybı diyabetle ilgili ölümleri azaltır, Hemoglobin
A1 C’yi düşürür, kan şekerini, kan yağlarını, kan basıncını düşürür, insülin
kullanan diyabetlilerde insülin gereksinimini azaltır. Diyabetlilerde minimum
insülinle maksimum yara sağlanır” dedi.
Ketojenik
diyet ve aralıklı oruç gibi son dönemlerde popüler olan diyetlerin
diyabetlilerde sakıncalı olabileceğini belirten Alphan, beslenme programında
enerjinin karbonhidrattan gelen oranının yüzde 40’ın altına düşürülmesini
önermediklerini söyledi.
Hikmet Uçgun, spor ve egzersizle ilgili
tavsiyede bulundu
İstanbul
Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon
Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Hikmet Uçgun da “Diyabette Fiziksel Aktivite ve
Egzersiz” başlıklı sunumunda diyabetin kontrolünde fiziksel aktivite ve
egzersizin önemini vurguladı. Egzersiz ve aktivite sırasında kan glukoz
düzeyinin kontrolü, yeterli sıvı alımı, ayak bakımının önemli olduğunu ifade
eden Uçgun, “Spora uygun bir ayakkabı tercih edilmelidir. Vücut hijyenine
dikkat edilmelidir. Aşırı yorgunluk, baş dönmesi, göğüste sıkıntı, ağrı ve
ağırlık hissi, nefes darlığı ve bulantı gibi durumlarda egzersiz
sonlandırılmalıdır. Ayrıca egzersiz sırasında kan şekeri 100-250 mg/dl arasında
olmalı, bunun altında (hipoglisemi riski) ya da üzerinde (ketozis riski) olması
durumunda egzersiz sonlandırılmalıdır. Egzersiz sırasında bireyler, yanlarında
15 gram karbonhidrat içeren meyve suyu, glikoz vb. basit karbonhidrat
kaynaklarını bulundurmaları, insülin kullananların ise egzersiz yapabilmek için
enjeksiyondan sonra 1-2 saat beklemeleri ve insülin uygulanan bölgeyi (ekstremiteyi)
çalıştırmamayı tercih etmeleri gerekir” tavsiyesinde bulundu.