Kalbin ana atardamarı olan aortta meydana gelen yırtılma, yani aort diseksiyonu, ani gelişen ve ölümcül olabilen ciddi bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İsmail Ateş, bu hastalığın belirtileri, risk faktörleri ve tedavi yöntemleriyle ilgili önemli bilgiler verdi.
Belirtiler kalp krizini taklit edebilir
Aort diseksiyonunun belirtilerine dikkat çeken Doç. Dr. İsmail Ateş, “Aort
diseksiyonunun en sık görülen belirtisi, göğüste veya sırtta aniden başlayan ve
bıçak saplanır gibi hissedilen şiddetli ağrıdır. Bu ağrıya nefes darlığı,
bayılma, kolda veya bacakta güçsüzlük gibi belirtiler eşlik edebilir. Kan
basıncında ani değişimler de hastalığın habercisi olabilir.” Dedi.
Kimler risk altında?
Risk grubundaki hastalara uyarıda bulunan Doç. Dr. Ateş, “Özellikle hipertansiyon
hastaları, Marfan sendromu gibi bağ dokusu
hastalıklarına sahip bireyler ve sigara ile alkol kullananlar
daha büyük risk taşıyor. Ayrıca 60 yaş üzerindeki bireylerde
aort duvarında zayıflama daha sık görüldüğü için, ileri yaş da önemli bir risk
faktörü olarak öne çıkıyor.” Şeklinde konuştu
Erken teşhis hayat kurtarıyor
Erken teşhisin hayati önem taşıdığını ifade eden Doç. Dr. İsmail Ateş
sözlerine şöyle devam etti.
“Aort diseksiyonunda tedavi, yırtılmanın yerine ve hastanın genel durumuna
göre şekilleniyor. Tip A diseksiyonlarında genellikle acil cerrahi
müdahale gerekirken, Tip B diseksiyonlarında bazı durumlarda ilaç
tedavisi yeterli olabiliyor. Erken teşhis, hem tedavi
başarısını hem de yaşam şansını önemli ölçüde artırıyor.”
Aort diseksiyonu ile kalp krizi arasındaki fark ne?
İki hastalık benzer belirtiler gösterebilse de, farklı mekanizmalarla ortaya
çıkıyor. Aort diseksiyonu, yırtılma nedeniyle kalbe giden kan akışını bozarak kalp
krizini tetikleyebilir. Öte yandan hastalar bazen sadece kalp krizi
bulguları ile acil servise başvurabilirler. Bu nedenle tüm kalp krizi
hastalarında iyi bir ön değerlendirme yapmak ve şüphe varsa aort diseksiyonu
açısından tetkik etmek önemlidir.
Korunmak mümkün mü?
Korunmak için şu önlemler alınabilir:
- Kan basıncının düzenli
kontrolü
- Sigara ve alkol
kullanımının bırakılması
- Sağlıklı beslenme ve
düzenli egzersiz
- Genetik yatkınlık varsa
kardiyolojik takip
- Düzenli kardiyolojik
kontrollerin yapılması