Medicana International Samsun Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Dr. Mustafa Alper Aykanat, çocuklarda büyüme gelişme geriliği ile ilgili
bilgilendirmelerde bulundu. Dr. Mustafa Alper Aykanat, "Büyüme ve gelişme
geriliği çocukların mevcut yaşına, ayına uygun persentil değerlerinin 2 birim
altında olmasıyla ölçülür. Standart sorularımız anneler tarafından ‘şu anda
çocuğum 12 aylık ve 11 kilo normal mi’ gibi sorular soruluyor. Eğer çocuk 4
kilo ve üzeri doğmuşsa büyüme ve gelişme geriliğidir. Ama 2 buçuk kilo doğan
çocuğun persentili yukarı kaydığı için tam tersi, doğum kilosu düşük olan bir
çocuk için çok güzel bir gelişme derken doğum kilosu yüksek olan bir çocuk için
gelişme geriliği anlamına gelebilir. Kilonun rakamsal anlamı, doğum kilosu ve
büyüme eğriltisi ile alakalıdır. Büyüme ve gelişmede tabii ki anne sütü çok
önemlidir. Beslenme ile ilgili özellikle annemize anne sütüyle başlamayla
birlikte ek gıda geçiş dönemini sorguluyoruz. Çocukların büyüme ve gelişme
geriliği anlamında tabiri caizse hiçbir annenin, anneanne ve babaannelerin o
çocuğun yeterli yediğini dair bir hisleri oluşmuyor. Her zaman onlar çok daha
fazla yesin, çok daha fazla büyüsün, hep tombik olsun istiyorlar. Tabii biz
onları bilimsel çerçevede, onların da kalbini kırmadan ikna etmeye çalışıyoruz.
Çocukların büyümesi, özellikle boy persentili bizim en önemlisidir. Kilo
aslında bizim için kriter bile değil. Mümkünse yaşına uygun olan boy
uzunluğunun düzenli olarak artması anlamında takiplerimizi yapıyoruz. Büyüme
persentilinde çocuğun boyu yeteri kadar uzuyorsa genetik yatkınlıkta dahil
olmak üzere, çocuğun anne ve babası ne kadar ikna olmasa da, çocukların daha
iyi yediklerini söyleseler de, diyoruz ki; büyüme hormonu uykuda ve toklukta
çalışır. Harika bir hormondur ve boy uzatır. Eğer çocuğun boyu persentile uygun
iyi bir şekilde uzuyorsa yeteri kadar yemek yiyor ve uyuyor deriz. Büyüme ve
gelişme geriliğini eğer erken dönemde fark edebilirsek yeri gelir tıbbi
mamalarla, kalorisi yüksek ilaçlarla ya da uygunsuz beslenme ise beslenmenin
düzenlenmesini sağlarız. Abur cubur gibi o çocuğun o anki enerjisini kısa
sürede alacağı gıdalardan uzaklaştırıp zamanında menüyü belirleyecek şekilde
ailesiyle beraber herhangi bir uyaran olmadan, televizyon, tablet olmadan sağlık gıdaları
yemesini sağlamaya çalışıyoruz. Çoğunlukla bunlar faydalı oluyor ve çocuklar
rutin büyüme evresine geçiyorlar. Tabii hormonal, genetik faktörlerle, ya da
bazı hastalıklarla büyüme, gelişme gerilikleri olabiliyor. Onlara da tabii ki
hekimin gözetiminde belirli tetkikler yapılarak erkende müdahale etmek
gerekiyor" diye konuştu.
"Hiç kimseyle iletişim kurmadan
kötü bir yaşama geçiyor"
Tablet ve telefon kullanarak yemek yiyen çocuklarda 'uyaran eksikliği'
oluştuğunu ifade eden Aykanat, "Çocuk aslında bunu çıkar için yapıyor,
ikincisi ise tablet veya telefonun karşısında ne ise izlediği şey ona hipnotize
oluyor. Aslında yemek yemiyor. Resmen yemek zorla yediriliyor. Çocuk onu
hissetmiyor. Böyle olunca aslında acıkma içgüdüsü olan bir insanın acıkma
içgüdüsünü de kırmış oluyorsunuz. Bu sefer de robotlaşma sistemi oluşuyor. İki
boyutlu o ekranın gerçekliğini algılama başlıyor. Çok üzülerek izlerim böyle
haberleri, 'kendisini örümcek adam zannetti, camdan atladı’ diye haberleri.
Çocuk gerçeklik algısını kaybediyor. Anne ve babasıyla menfaati dışında muhatap
olmamaya, kendi içine kapanarak kendi kendine oynamaya, hiç kimseyle iletişim
kurmadan kötü bir yaşama geçiyor. O yüzden biz bunları kesinlikle önermiyoruz.
Çocuklar açlığını hissedecek ve yemesi gerektiği kadar yiyecek. Sağlıklı
ve dengeli beslenecek" şeklinde konuştu.