Hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen teknoloji kullanımı, ileri yaştaki bireyler için de önemli fırsatlar sunuyor. Yaşlı bireyler için dijital teknolojinin sosyal bağlantıları artırmak ve yaşlanmaya bağlı zorlukları hafifletmek için önemli bir araç olabileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. T. Gül Şendil, sosyal izolasyon ve yalnızlıkla baş etmede dijital teknolojiden doğru şekilde yararlanmanın önemini vurguladı. Dijital araçların, özellikle görüntülü görüşme, e-posta ve sosyal medya gibi uygulamaların, bireylerin aile ve arkadaşlarıyla bağlarını güçlendirebileceğini kaydeden Prof. Dr. Şendil, dijital okuryazarlık ve doğru teknoloji kullanımı gibi konularda bilinçli olmanın altını çizdi.
İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. T. Gül Şendil, ileri yaşlarda teknoloji kullanımına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Dijital
teknolojilerin etkileri, herkes için farklı olabiliyor
Dijital
teknolojinin, her yaştan bireyin iletişim, etkileşim ve günlük yaşamlarını
şekillendirme biçimlerini önemli ölçüde etkilediğini belirten Prof. Dr. T. Gül
Şendil, “Çocuk ve ergenlerin sosyal medya platformlarına yoğun ilgisinden yaşlı
bireylerin bağımsızlıklarını artırmak için dijital araçları kullanmasına kadar
teknoloji, modern yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Bununla
birlikte, dijital teknolojinin bireylerin iyi oluşu üzerindeki etkileri herkes
için aynı değildir. Bu etkiler, teknoloji kullanım şekli, bireysel özellikler
ve çevresel faktörlere göre değişkenlik göstermektedir” dedi.
Dijital
teknolojiler yaşlı bireyler için fırsatlar sunabilir
Yaşlı
bireyler için dijital teknolojinin sosyal bağlantıları artırmak ve yaşlanmaya
bağlı zorlukları hafifletmek için önemli bir araç olabileceğini belirten Prof.
Dr. T. Gül Şendil, “Sosyal izolasyon ve yalnızlık, yaşlı bireylerde sık görülen
sorunlardır ve bu durumlar, depresyon ve yaşam memnuniyetinin azalmasıyla
ilişkilidir. Dijital araçlar, özellikle görüntülü görüşme, e-posta ve sosyal
medya gibi uygulamalar, bireylerin aile ve arkadaşlarıyla bağlarını
güçlendirebilir. Ancak, dijital okuryazarlık eksikliği, karmaşık arayüzler ve
yaşlanmaya dair olumsuz algılar, yaşlı bireylerin bu avantajlardan tam
anlamıyla yararlanmasını zorlaştırmaktadır. Araştırmalar, daha kolay
anlaşılabilir ve kullanımı basit tasarımlar, yaşlı bireylerin ihtiyaçlarına
yönelik özel eğitim programları ve toplum temelli destek mekanizmalarının bu
sürece önemli katkılar sunduğunu göstermektedir” diye konuştu.
Zihinsel ve
duygusal sağlığı da destekliyor
Toplum
temelli destek mekanizmalarının, yerel toplulukların yaşlı bireylere teknoloji
eğitimi sağlaması, gönüllü rehberlik hizmetleri sunması ve erişilebilir
teknoloji imkanları oluşturması gibi girişimleri içerdiğini kaydeden Prof. Dr.
T. Gül Şendil, “Bu tür çözümler, yaşlı bireylerin hem yaşam kalitelerini
artırmaya hem de sosyal bağlarını güçlendirmeye önemli ölçüde yardımcı
olmaktadır. Dijital araçlarla zaman geçirmek, yalnızca sosyal bağları
güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda zihinsel ve duygusal sağlığı da
destekleyebilir. Özellikle bu araçları yeni şeyler öğrenmek veya yaratıcı
faaliyetler için kullanan yaşlı bireyler, zihinlerini aktif tutma ve
hayatlarına anlam katma açısından büyük faydalar sağlayabilir” dedi.
Temel
dijital beceriler öğrenilebilir
Ancak bu
sürecin genellikle aile üyelerinin desteğine veya yerel toplulukların sunduğu
eğitim ve rehberlik programlarına bağlı olduğunu ifade eden Prof. Dr. T. Gül
Şendil, “Örneğin, yaşlı bireyler, teknoloji kullanımında karşılaştıkları
sorunları çözmek için ailelerinin sabırlı bir şekilde rehberlik etmesine
ihtiyaç duyabilir veya yerel toplum merkezlerinde düzenlenen teknoloji
eğitimlerine katılarak temel dijital beceriler öğrenebilir. Bu tür dış
destekler, onların dijital dünyaya daha rahat uyum sağlamalarını ve bu
araçlardan tam anlamıyla fayda sağlamalarını mümkün kılar. Bu nedenle, yaşlı
bireylerin dijital dünyaya uyum sağlayabilmeleri için onların ihtiyaçlarını bir
bütün olarak ele alan bir yaklaşım büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.
Dijital
teknolojinin nasıl kullanıldığı önemli
“Dijital
teknolojinin nasıl kullanıldığı, ne kadar kullanıldığından çok daha önemlidir”
diyen Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Örneğin, anlamlı içerik paylaşmak, eğitimle
ilgili faaliyetlere katılmak veya sosyal ilişkileri sürdürmek gibi bilinçli ve
aktif kullanım, genellikle olumlu etkiler yaratırken; uzun
süre ekrana bakmak ya da sadece zaman geçirmek için kullanmak gibi aşırı veya
amaçsız teknoloji kullanımı genellikle zararlı sonuçlara yol açabilir”
uyarısında bulundu.
Yalnızlık,
kaygı ve depresyon, olumsuz etkilere açık hale getiriyor
Dijital
teknolojinin bireyler üzerindeki etkisinin, kişinin kişisel özelliklerine,
ruhsal durumuna ve çevresinden aldığı desteğe bağlı olarak değişebildiğini
ifade eden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Örneğin kendine güvenen, sağlıklı bir ruh
hali içinde olan ve geniş bir arkadaş veya aile desteği bulunan bireyler,
dijital araçları daha verimli bir şekilde kullanarak olumlu sonuçlar elde
edebilir. Buna karşılık, yalnızlık hisseden, kaygı veya depresyon gibi ruhsal
zorluklar yaşayan ya da yeterince sosyal desteği olmayan bireyler, dijital
teknolojinin olumsuz etkilerine daha açık hale gelebilir” dedi.
Gençlerin
yardımıyla kuşaklar arası bağlar güçlenebilir
Bu bulguların
teknoloji geliştiricileri, politika yapıcılar ve yerel yönetimler için önemli
mesajlar içerdiğini vurgulayan Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Yaşlı bireylerin
dijital teknolojilere daha kolay erişim sağlaması için daha uygun fiyatlı
cihazların sunulması, basit ve anlaşılır teknolojilerin geliştirilmesi ve yerel
topluluklar tarafından destek programlarının organize edilmesi gerekir. Ayrıca,
gençlerin yaşlı bireylere cihazların kullanımı konusunda yardım ettiği projeler
hem yaşlı bireylerin teknolojiyi benimsemesine hem de kuşaklar arasında sosyal
bağların güçlenmesine katkı sağlayabilir” tavsiyesinde bulundu.
Uygun
stratejiler geliştirilmeli
Dijital
teknolojinin, yaşamın farklı evrelerinde bireyler için hem fırsatlar hem de
zorluklar sunduğunu ifade eden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Paydaşlar, bu
fırsatları maksimize etmek ve riskleri minimize etmek için dengeli,
erişilebilir ve amaca uygun stratejiler geliştirmelidir. Bu çabalar, yaşam
kalitesini artıran ve herkes için daha kapsayıcı dijital çözümler sunan bir
geleceğin kapılarını aralayabilir” diyerek sözlerini tamamladı.