Antik çağlardan bu yana barış ve kardeşliğin sembolü olan zeytin ve kutsal
meyvelerin başında yer alan ve adına sure inen incir ile ilgili araştırmalarını
sürdüren Karya Farma HBX Ar-Ge 18 yıldır sürdürdüğü çalışmalarında eksik
etmediği incir ve zeytinin farklı bir yönünü incelemeye aldı. Laboratuvar
ortamında yapılan incelemelerin sonuçları ile ilgili patent başvurusu da yapan
HBX Ar-Ge Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Başlık, Evliya Çelebi’nin Marifetname
adlı eserinde Aydın’ı tasvir ederken kullandığı “Dağlarından yağ, ovalarından
bal akar” ifadeleri ile sözünü ettiği incir ve zeytinin her geçen gün yeni bir
faydasını daha laboratuvar ortamında tespit ettiklerini kaydetti.
Bugüne kadar ki akademik olarak 17 patente imza atmaya yarayan çalışmalarında
incir ve zeytin meyvelerinin yaprağından çekirdeğine kadar her yönünü ele aldıklarını
ifade eden Başlık, “Son çalışmamızda “Aydın ilimizin de sembolü olan incir ve
zeytinin özellikle yapraklarının içinde barındırdığı moleküler değerleri
incelemeye aldık. Bu iki ürünün yaşlanmayı geciktirici ve antimikrobiyal
özelliklerini tespit ettik. Umuyoruz ki ileride incir ve zeytin daha da
kıymetlenecek ekonomik katkısı büyük olacak” diye konuştu.
İnsanlığın var oluşundan bu güne kadar tüm canlıların
hayatını idame ettirme çabalarının yanında kaliteli bir yaşam ile hayatta kalma
çabasının süre geldiğini kaydeden Hakan Başlık, “Yaşlılık, yetişkinliğin bir
uzantısı olarak yaşam süresinin ileri döneminde fiziksel ve ruhsal değişimlerin
görüldüğü bir evre olarak tanımlanmaktadır. Genel anlamda bu şekilde tanımlanan
yaşlılık; fizyolojik değişimler, psiko-sosyal faktörler ve kronoloji gibi
farklı kriterlerin tanımlamada göz önünde bulundurulduğu bir dönem olarak kabul
edilmektedir. Çevreden ve yaşam tarzından doğrudan etkilenen cilt, yaşlanma
belirtilerinin en fazla görüldüğü organdır. Yaşlanmayla birlikte insan
vücudunda yaşanan biyokimyasal fonksiyon değişiklikler, hücrelerden organlara
kadar birçok süreçte değişime neden olmaktadır. Son derece karmaşık olan bu
değişikliklerle birlikte bağışıklık sistemi de ve tüm organlarımızda doğal
olarak yaşlanmaktadır” dedi.
“Doğal yöntem her
zaman daha sağlıklı”
Teknikte belli yöntemler ile yaşlanma sürecini yavaşlatma sürecinin mümkün
olduğunu kaydeden Başlık, “Koruyucu hekimliğin parçası olan anti aging
uygulamaları sayesinde hücrelerin enerjisi arttırılarak, kozmetik bakımla
cildimizin ve hasara uğrayan dokularımızın yaşlanma süreci yavaşlatılmaktadır.
Günümüzde yaşlılığı önlemek üzere yapılan işlemler; genelde sentetik ilaçların
kullanımı veya estetik operasyonların uygulanmasıdır. Sözü edilen ilaçlar ve
estetik operasyonlar, insan vücudu için dışarıdan yapılan önlemler olmaktadır.
Bitkisel temelli nutrasötik bileşimler olarak kullanılan sebzeler ve meyveler,
bünyesinde yer alan antioksidan ve fenolik bileşikler sayesinde anti aging
uygulamalar olarak kullanılabilmektedir. Bu yöntem tamamen doğal bir yöntem
olup bir bakıma vücudun ihtiyacı olan bileşiklerin alınmasının sağlanmasıdır.
Sonuç olarak incir ve zeytin ile ilgili bu buluş ile beraber daha öncesinde de
bahsedildiği üzere yaşlılık geciktirici olarak doğal yöntemlerin kullanılması;
vücudun tepki oluşturabileceği cerrahi operasyonlar ve sentetik ilaçların
kullanımın engellenmesi hedeflenmektedir” diyerek artık incir ve zeytinin
sıradan bir besin olmaktan çıkıp tamamen şifa olma yönünde hızla ilerlediğini kaydetti.