‘‘Kepçe kulak deformitesi konjenital dediğimiz yani aslında
doğuştan gelen bir deformite. Bu deformitelerin oluşmasında iki ana faktör rol
oynar. Birincisi kulakta iç kıvrımın oluşmaması, ikinci faktör ise iç kepçe
dediğimiz konka bölgesinin çok geniş ve derin şekilde oluşmasıdır. Bu deformite
genetiktir; anne babada varsa çocukta da gözükür. Kız çocukları ve erkek
çocuklarının etkilenme oranı ise eşittir. Ayrıca erken doğan yani prematüre
bebeklerde anneden gelen östrojen hormonunun kıkırdağı daha kırılgan hale
getirmesi sonucu bebeğin kuvözde ters pozisyonda yatmasıyla kulak deformiteleri
de gelişebilir. Ameliyat için kulağın gelişiminin bitmesini bekliyoruz.
Özellikle çocuk yaşlarda bu sorunun bir psikososyal gelişim sorununa neden
olmaması açısından ilkokul çağından önce ameliyat edilmesini öneriyoruz.
Bildiğiniz gibi çocuklar çok acımasız olabiliyor ve kendi aralarında gruplaşma
ve birbirlerini hedef gösterip tiye alma konusunda acımasız davranabiliyorlar.
Kafa büyürken kulak kendi gelişimini 5.5 - 6 yaşlarında bitiriyor. Bu yaş
sonrası kafa büyümeye devam ederken kulağın eni, boyu, yüksekliği aynı kalıyor.
O nedenle 5.5 - 6 yaşından itibaren çocuk yaş grubundaki hastalara bu ameliyatı
öneriyoruz. Yetişkin dönemde ise, hasta arzu ettiği zaman ameliyat
yapılabiliyor; yetişkinlerin ameliyat edilmesi için bir üst yaş sınırı yok.
Genetik kökenli olduğu için hem çocuğuna destek vermek isteyen hem de bunu
kendisi için bir fırsat olarak gören ve eş zamanlı ameliyat olan birçok ebeveyn
hastalarım var.’’
Ameliyat, çocuk yaş grubuna operasyon sırasında rahat
durmayabilecekleri için- genel anestezi altında, yetişkinlere ise tamamen bir poliklinik
bazlı işlem olarak lokal anestezi altında yapılıyor. Operasyon her bir kulak
için 45 dakika sürüyor. İşlem sonucunda hasta evine gidiyor. Cihandide Tekniği’nde, klasik tekniklerin
aksine dikişler kıkırdaktan geçirilmiyor, kulağın kendi dokusu flep cerrahisi
mantığıyla kullanılıyor. Böylece kepçelik nüksetmiyor ve klasik tekniklerin
neden olduğu tüm klasik sıkıntılardan da uzak duruluyor.
Op. Dr. Cihandide tekniği şöyle açıklıyor: ‘‘Klasik tekniklerde iç kıvrımı şekillendirip kulağı geriye almak için kullanılan dikişlerin kıkırdaktan geçiriliyor olması beraberinde büyük sıkıntılara yol açıyor. Klasik tekniklerde en sık yaşanan sorunlar:
Dikişlerin kıkırdağı keserek kurtulması sebebiyle kepçeliğin nüksetmesi.
Bu dikişlerin çok yüzeysel kalması sebepli hemen cilt altında dikişlerin elle hissedilir hale gelmesi, hatta cildi yırtıp diken gibi dışarı çıkması.
Dikişlerin kıkırdağın gerilim kuvvetini kaldıramaması sebepli hastaların sürekli bölgesel ağrı tariflemesi ve kulaklarının üzerine yatamamaları.
Kıkırdaktan geçen
dikişlerin kulağa mandallanmış veya kıstırılmış bir kulak görüntüsü vermesi.
Cihandide tekniğinde ise kıkırdaktan geçen dikişleri kullanmayıp kulağın arka
yüzünde, kulağın kendi dokusundan hazırladığım flep sayesinde tüm bu sıkıntılardan
uzak duruyoruz. kulağın kendi dokusunu bir flep cerrahisi mantığıyla kullanarak
kulağı geriye doğru yatırıp iç kıvrımı, doğal ve fizyolojik yolla nerede
oluşması gerekiyorsa orada oluşturuyoruz. Tekrar açılma görmüyoruz, hastalar
bölgesel ağrı tariflemiyor, ele gelen dikiş olmuyor ve doğal kıvrımlara sahip
güzel bir kulak şekli elde ediyoruz.’’
‘‘Erken doğanlarda kuvözde kalma durumu söz konusuysa, bu
dönemde kafa bandı kullanımını özellikle öneriyoruz. Bunun yanında hafif
kepçeleşme eğilimi olan kulaklara sahip çocuklarda yine ilk altı ay boyunca
yatarken özel bir kafa bandı kullanımının ilerleyen dönemde oluşabilecek
deformitenin önüne geçtiğini, hatta deformite varsa daha ileri bir boyuta
taşınmasına engel olduğunu gösteren klinik çalışmalar var. İlk altı ayda
kullanılan kafa bandı, kulağın şekillenmesine olumlu katkı sağlıyor.’’