En tehlikeli kanser türlerinden olan “kolorektal kanser” sessiz ilerliyor. Tarama yöntemleri, erken teşhis ile hastalığı önlemeyi mümkün hale getiriyor.
Görmezden gelinen belirtiler, ertelenen kontroller ve geç kalınan teşhisler… Kolorektal kanser, dünyada en sık görülen ve en fazla yaşam kaybına yol açan kanser türlerinden biri olmasına rağmen, önlenebilir ve erken teşhisle tamamen tedavi edilebilir bir hastalık.
Toplumda farkındalığın düşük
olması binlerce hayatı tehdit ederken, birçok kanser türünde olduğu gibi
kolorektal kanserde de uzmanlar erken tanının önemine dikkat çekiyor.
Epigenetik
Faktörler Görülme Yaşını Düşürüyor
Acıbadem LifeClub Sağlıklı Yaşam Hizmetleri’nden
Uzm. Dr. İrem Önlen, sinsi ilerleyen hastalık hakkında şunları söyledi: “Kolorektal kanser, kalın bağırsak (kolon) ve
rektumun iç yüzeyini döşeyen hücrelerde başlayan bir epitelyal malignite
türüdür. Genellikle polip adı verilen iyi huylu büyümelerle başlar ve zamanla
kötü huylu kanser hücrelerine dönüşebilir. Bu süreç, genetik değişikliklerin ve
çevresel faktörlerin etkileşimiyle yıllar içinde gelişir.
Erkeklerde görülme sıklığı biraz
daha fazladır. Bunun nedeni hormonal farklılıklar, yaşam tarzı faktörleri ve
muhtemelen genetik özelliklerdir. Ancak kadınlar için de önemli bir risk söz
konusudur, dolayısıyla her iki cins için de düzenli tarama çok önemlidir.
Kolorektal kanser en çok 50 yaş ve
üzeri bireylerde görülür. Ancak son yıllarda 40 yaş altı kişilerde de artış
gözlemlenmektedir. Bu durum, epigenetik faktörlerin yani yaşam tarzı ve
çevresel faktörlerinin ve genetik yatkınlığın önemini bir kez daha ortaya
koymaktadır.
Yaşam
tarzı faktörleri; yani nasıl beslendiğimiz, ne kadar hareket ettiğimiz, hangi
toksinlere maruz kaldığımız genlerimizin nasıl çalıştığını etkileyen epigenetik değişiklikleri tetikler. Bu da bazı genlerin
susturulmasına veya aşırı aktif hale gelmesine neden olur.”
Lifli
Gıdalar Tüketin, İşlenmişlerden Uzak Durun!
Dengeli
ve zengin beslenmenin bağırsak sağlığı açısından çok önemli olduğunun altını
çizen Uzm. Dr. İrem Önlen, “Meyve, sebze, tam tahıllar ve baklagiller gibi
lif açısından zengin gıdalar kolon sağlığını koruyarak kanser riskini
azaltabilir. Lifli besinlerin en önemli etkisi bütirik asit kaynağı olmasıdır.
Bütirik asit, bağırsak bakterileri tarafından, diyetle alınan liflerin fermente edilmesi sonucunda
üretilir. Özellikle kolon epitel hücrelerinin birincil enerji
kaynağıdır ve bağırsak sağlığının korunmasında çok önemli
görevler üstlenir.
Yani aslında bütirat üretimini
destekleyen yiyecekler, prebiyotik lif içeren gıdalardır. Örneğin; soğutulmuş
haşlanmış patates, yeşil muz, mercimek gibi dirençli nişasta içeren besinler;
yulaf, arpa, çavdar gibi tam tahıllar; baklagiller; yer elması ve kuşkonmaz
gibi inülin içeren sebzeler ve brokoli, karnabahar, lahana, havuç gibi lifli
sebzeler.
Kırmızı Et ve İşlenmiş Et
Tüketimini azaltmak gerekiyor. İşlenmiş etler (sosis, salam, pastırma vb.) ve
aşırı miktarda kırmızı et tüketimi kolorektal kanser riskini artırabilir. Bunun
yerine beyaz et (tavuk, balık) ve bitkisel protein kaynaklarını tercih
edebilirsiniz.
Ayrıca sağlıklı yağları tercih
etmek de önemli bir nokta. Trans yağlardan kaçının ve zeytinyağı, avokado gibi
sağlıklı yağları tercih edin. Ayrıca omega-3 yağ asitleri içeren besinler
(somon, ceviz gibi) de faydalıdır.
Risk Faktörleri Nelerdir?
Uzm. Dr.
İrem Önlen, kolorektal kanserin risk
faktörlerini ise şöyle açıkladı:
Sigara ve Aşırı Alkol Tüketimi: Sigara içmek, birçok kanser türü için önemli bir risk faktörüdür
ve kolorektal kanser de bunlardan biridir. Aynı şekilde aşırı alkol tüketimi de
kolorektal kanser riskini artırır. Alkol tüketiminizi sınırlamak ve sigara içmeyi
bırakmak, kanser riskini azaltmaya yardımcı olacaktır.
Obezite: Obezite,
kolorektal kanser için bir risk faktörüdür. Sağlıklı bir kiloda kalmak, kanser
riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Hareketsiz
Yaşam:
Fiziksel inaktivite, hem obeziteyi hem de inflamasyonu artırır. Düzenli
egzersiz gen ekpresyonlarını iyi anlamda düzenler.
Genetik
Geçmiş:
Ailede kolorektal kanser öyküsü bulunan kişilerde, genetik yatkınlık nedeniyle
risk daha yüksek olabilir. Bu yüzden doktor kontrolü ve düzenli kolonoskopi
erken tanı ve tedavi için çok kıymetlidir.
Tarama ile Önüne Geçmek Mümkün
Taramanın kolorektal kanserin
önlenmesinde ve erken teşhisinde çok önemli bir rolü olduğunu ifade eden Acıbadem LifeClub doktorlarından Uzm. Dr.
İrem Önlen, sözlerini şöyle noktaladı: “Amerikan Kanser Derneği ve
Avrupa Birliği kılavuzlarına göre 45 yaşından itibaren her birey kolonoskopi
taraması yaptırmalıdır. Eğer bir risk faktörü yoksa ve önceki kolonoskopi
tamamen normalse 10 yılda bir tekrar kontrol edilmelidir.
Yüksek riskli bireylerde örneğin,
ailesinde kolorektal kanser öyküsü olanlarda tarama yaşı daha erken başlar ve
kolonoskopideki bulgulara göre tarama daha sık aralıklarla olur.
Kolorektal kanser genellikle
belirti vermeden yavaş yavaş gelişir. Tarama sayesinde hastalık erken evrede
yakalanabilir ve öncü olan polipler tespit edilip çıkarılabilir. Böylece
kolorektal kanseri hiç oluşmadan önlemek mümkün hale geliyor.”