İzmir’de 18 yılı evde olmak üzere toplam
32 yıl diyalize bağımlı bir yaşam süren Cengiz Yelegen, kadavradan yapılan
bağışla hem özgürlüğüne hem de yeni bir yaşama kavuştu. Türkiye’de ilk evde
diyaliz hastası olan Yelegen, “Kendime çok iyi baktığım, doktorlarımın sözünden
çıkmadığım için diyalizli yıllarım çok uzun sürebildi. Şimdi ise 26 yaşıma geri
döndüm. Makineli yaşamdan kurtuldum, özgürüm” dedi.
İzmir’in Buca ilçesinde annesi Düriye ve babası Celal
Yelegen ile birlikte yaşayan 58 yaşındaki Cengiz Yelegen, askere gitmeden önce
nefrit (böbrek iltihabı) geçirdi. Asker dönüşü yüksek tansiyon şikayeti yaşayan
talihsiz adam, 1992 yılının sonlarına doğru rahatsızlandı. O yıla kadar
Bitlis’in Tatvan ilçesinde yaşayan Yelegen, daha iyi tedavi imkanları olduğu
gerekçesiyle ailesiyle birlikte İzmir’e taşındı. Burada kendisine
‘böbreklerinin tamamen iflas ettiği’ söylenen Yelegen, diyalize başladı ve 14
yıl boyunca çeşitli merkezlerde haftanın üç günü diyalize bağlandı. 14 yılın
sonunda ise Türkiye’de evde diyaliz uygulaması için adımlar atılmaya
başlanınca, bu uygulamanın ilk hastası oldu. 8 aylık eğitimden sonra evde
diyalize girmeye başlayan Yelegen, bu şekilde 18 yıl geçirdi. İlk diyalize
girdiği yıllarda hepatiti olduğu için nakil olmaktan korkan Yelegen geçen yıl
doktorunun ‘tıbbın çok ilerlediğini’ söyleyip ‘böbrek nakli’ önermesi üzerine
korkularını geride bıraktı ve nakil için Acıbadem Kent Hastanesi’ne başvurdu.
Uygun canlı vericisi olmayan Yelegen yaklaşık 11 ay önce kadavra listesine
adını yazdırdı.
Umudu yoktu
Bağış çıkacağı umudu olmayan Yelegen’in, 18 Ekim’de nakil için çağrılan adaylar
arasında en uygun hasta olduğu belirlendi. 32 yıllık diyaliz hastası, Uzm. Dr.
Işık Özgü başkanlığında Uzm. Dr. Uğur Saraçoğlu, Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok, Prof.
Dr. Hüseyin Töz, Uzm. Dr. Gökhan Ekin ve Doç. Dr. Mert Akan’dan oluşan ekip
tarafından nakil operasyonuna alındı. Başarılı geçen nakil sonrası Yelegen,
sağlığına kavuşarak makineye bağlı olmaktan kurtuldu.
“Şimdi çok iyiyim, 26 yaşıma geri döndüm”
Tedavi için göç ettikleri İzmir’de babasıyla birlikte bir elektrikçi dükkanı
işleten Yelegen, hastalığı yüzünden yaptığı evlilik planından vazgeçtiğini
belirterek şunları kaydetti:
“Diyalize girdiğim ilk yıllarda Türkiye’de böbrek nakli bu kadar ileri değildi.
Hepatit nedeniyle ‘risk olur, gençsin’ dediler. Organ reddi yaşamış hasta
gördüm, korktum. 14 yıl çeşitli merkezlerde diyaliz gördüm. 2006 yılında
doktorum evde diyaliz uygulamasından söz etti. Böyle bir şey benim hayalimdi,
hemen kabul ettim. Eğitim aldım, sonrasında 18 yıl boyunca gün aşırı evde
sabaha kadar makineye bağlandım. Geçen yıl bir diyaliz merkezi doktoru böbrek
nakli olmamı önerdi. Ben riskten bahsedince, doktorum da ‘tıbbın ilerlediğini,
riskin her yerde olduğunu, sokağa çıktığında bile insanın başına bir şey
gelebileceğini’ söyledi. Nakil olmaya o an karar verdim. Bir yıl bile
beklemeden bağış çıktı. Nakil oldum ve şimdi çok iyiyim. 26 yaşıma geri döndüm,
çok mutluyum. Hala rüyada gibiyim, makineden kurtulduğuma inanamıyorum. Hayatım
değişti. Bu organı kim bağışladıysa Allah razı olsun.”
“Bir günlük bile program yapamıyordum”
“Bunca yıl kabullendiğim için diyalize dayanabildim. Annem de çok titizdi, bana
çok iyi baktı. Ben de kendime iyi baktım” diyen Yelegen, “Fazla sıvı almamamız
gerekiyor. Doktorların her sözünü dinledim. Çok isyan eden diyaliz hastaları
gördüm. Kabullenirsen iyi oluyorsun. Diyaliz yüzünden bir günlük tatil programı
bile yapamıyordum. Fakat şimdi özgürüm ve ilk yapacağım iş memleketime gidip
15-20 gün tatil yapmak olacak”
açıklamalarında bulundu.
“Ömrünün yarısından çoğu diyalizde geçmiş”
Hastası ve diyaliz süresi sonrası nakil konusunda bilgi veren Acıbadem Kent
Hastanesi Böbrek Nakli ekibinden Nefroloji Uzmanı Dr. Ebru Sevinç Ok, özellikle
hepatit C tedavisinde yeni ilaçlar sayesinde çok gelişme kaydedildiğini, eskiye
göre kaygılarının çoğunun ortadan kalktığını, ağır karaciğer hastası olmadıkça
nakil olmaya hiçbir engelin bulunmadığını söyledi. Sözlerini sürdüren Doç. Dr.
Ok, şöyle konuştu:
“Cengiz Bey 32 yıldır diyalize giren bir hasta, çok uzun bir süre ve nadir
görülen bir durum. Türkiye'de 30 yılı aşkın kaç tane diyaliz hastası var
bilmiyorum. Erken yaşlarda diyalizle tanışmış, bütün hayatını diyalizle
geçirmiş. Bu kadar yıl sonra her şeye rağmen biz ona nakil yapabildik. Onun
için çok özel bir nakil oldu. Uzun diyaliz süresi çok önemli. Çünkü diyalizde
hastalar hem yaşam şanslarını yitirme hem de kalp hastalıkları gibi çok büyük
problemlerle karşılaşabilmekte. Cengiz Bey'in bu kadar yıldır sürdürebilmesi de
iyi bir tedavi şekline, ev diyalizine bağlı.”
“Hastaların umudunu kaybetmemesi çok önemli”
Cengiz Yelegen’in, Türkiye'de ilk evde diyaliz hastası olması sebebiyle,
hayatını sağlıklı bir şekilde sürdürmesine yardımcı olan bu diyaliz
yöntemiyle devam ettirdiğini belirten Doç. Dr. Ok, “Hasta gayet iyi. Burada
hastaların umudunu kaybetmemesi çok önemli. Uzun zaman geçti gibi düşünmemek
lazım. Elbette ki diyaliz süresini çok uzatmadan bir an önce nakil olması
herkes için çok sağlıklı bir şey. Kendine iyi baktığı, uygun bir diyalize
devam ettiği taktirde birçok hasta nakil olabiliyor” diye konuştu.