Kolon yani kalın bağırsak kanserinin gerek ülkemizin gerekse dünyanın en sık karşılaştığı kanser türlerinden biri olduğunun altını çizen Acıbadem Kayseri Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Bünyamin Kaplan, “Türkiye'de görülme sıklığı erkeklerde biraz daha fazla olmakla beraber kanserler içerisinde ikinci bazen de üçüncü sırada görüyoruz. Erkeklerde en çok akciğer ve gırtlakla ilgili kanserleri görüyoruz. Üçüncü sırada ise kolon kanserini görüyoruz. Kadınlarda da yine ilk olarak meme ve tiroid kanserleri arkasından da kolon kanserleri geliyor ama dünyanın bazı bölgelerinde kolon kanseri ikinci sıklıkta” diye konuştu.
Kolon kanserinin, insanların normal yaşamını sürdürürken, sindirim sistemiyle
alakalı yaşadığı bir takım değişiklikler ile birlikte kendisini gösterdiğini
belirten Prof. Dr. Kaplan “Hastalar en çok büyük abdestte zorlanma ve kan görme
gibi durumlarda bize başvuruyor. Bunların hiçbirisi olmadan da kolon kanseri
olabilir. Ancak bunlar hastalığın ilerlediğini gösteren belirtilerdir.
Dolayısıyla bu tür belirtilerle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden hekime
başvurmak gerekir” dedi. Bu kanserlerin en çok bağırsağın son kısmında
görüldüğüne değinen Prof. Dr. Kaplan yapılacak en basit tetkiklerden birinin,
fiziki muayene olduğunu, arkasından ihtiyaç görüldüğü takdirde hastaya
endoskopi yapmak gerekeceğini; bunun kesin tanı konulmasını sağlayan en değerli
yöntem olduğunu ifade etti. Biraz zor ve zahmetli olmakla birlikte bu sırada
alınan biyopsinin yüzde 100 teşhis imkanı sağladığını dile getirdi.
“En hızlı ve doğru çözüm cerrahi işlemdir”
Kolon kanseri tanısı teşhisi alan hastalarda en doğru ve hızlı çözümün cerrahi
işlem olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kaplan “Ameliyatla bu tümörün çıkarılması
gerekir. Fakat maalesef bazı hastalarda hastalık ilerlemiş olabiliyor. Bu
durumlarda ameliyat seçenek olmaktan çıkıyor. Erken yakalanmış ve ameliyatla
tedavi edilmiş hastaların bazılarında kemoterapi, bazılarında da radyoterapi
şeklinde ek tedavilere ihtiyaç olmaktadır. Ancak eğer çok erken yakalanmışsa bu
tedavilerin hiçbirine gerek duymadan sadece cerrahi yeterli olabilmektedir”
ifadelerini kullandı.
“İşlenmiş ve katkı maddeli gıdalardan uzak durun”
Kolon kanserine yakalanmamak için en belirleyici faktörün kişinin yaşam tarzı
olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kaplan şunları dile getirdi:
“Beslenme çok önemli. Bugün hazır gıdalar, poşetlenmiş gıdalar, paketlenmiş
gıdalar, tütsülenmiş gıdalar ve içerisinde birçok katkı maddesi bulunan gıdalar
kansere en çok sebep olan gıdalardır. Bunun önüne geçmek ve bunu
engellemek sağlıklı beslenmeyle mümkün. Meyveden ve sebze yönünden daha
zengin, kızarmış ya da yanmış yiyeceklerden uzak durmak suretiyle bu kansere
belirli ölçüde engel olma şansımız olabilir. Bunun dışında spor yapmak,
egzersiz yapmak, kilo almamak aşırı yağlı olmamak ve bir takım semptomları
kulak ardı etmeden erkenden hekime başvurmak bizi bu hastalığa yakalanmaktan
bir nebze olsun uzak tutabilir.”
Hastanın geçmişinde genetik olarak kolon kanseri teşhisi varsa daha dikkatli
olması ve testlere daha erken başlaması gerektiğine değinen Prof. Dr. Kaplan
Türkiye'de ortalama olarak kolon kanseriyle ilgili tarama testlerinin 50
yaşında başlatıldığını ancak genetik olarak riskli olan ailelerde bu taramaya 5
yıl önce yani 45 yaşında başlanması gerektiğini sözlerine ekledi.