Prof. Dr. Naim Sağlam, tıbbi sülüklerin
yalnızca uzman kişilerce kullanılmasının önemine vurgu yaparak, Türkiye'de bu
tedavi yönteminin yaygınlaştığını, bu tedaviyi uygulayabilmek için hekimlerin
tıp fakültesi mezunu olması ve Sağlık Bakanlığı'nın düzenlediği tıbbi
sülük tedavi sertifikasını alması gerektiğini söyledi.
Hem Türkiye'de hem de Amerika'da yaptığı bilimsel
çalışmalarıyla uluslararası alanda tanınan Fırat Üniversitesi Su Ürünleri
Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naim Sağlam, tıbbi sülüklerin faydalarını ve
yanlış kullanımlardan doğabilecek zararları detaylarıyla anlattı. Sülüklerin
insan sağlığına olan katkılarını anlatan Prof. Dr. Sağlam, halk arasında yaygın
olan 'sülükler kirli kanı emer' inanışının yanlış olduğunu belirtti. Sülüklerin
vücuda tutunduğunda kılcal damarları kestiğini ve 110'dan fazla biyoaktif
maddeyi aşamalar halinde vücuda salgıladığını ifade eden Sağlam, bu maddeler
arasında kan sulandırıcı enzimler ve iyileştirici özelliklere sahip birçok
madde bulunduğunu ancak sülüklerin ‘kirli kan' gibi bir ayrım yapmasının söz
konusu olmadığına dikkat çekti. Öte yandan, tıbbi sülüklerin yalnızca uzman
kişilerce kullanılmasının önemine vurgu yapan Sağlam, 2014 yılında Sağlık Bakanlığı'nın
Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları çerçevesinde sülük tedavisini
onaylamasıyla birlikte Türkiye'de bu tedavi yönteminin yaygınlaştığını, bu
tedaviyi uygulayabilmek için hekimlerin tıp fakültesi mezunu olması ve Sağlık Bakanlığı'nın
düzenlediği tıbbi sülük tedavi sertifikasını alması gerektiğini söyledi.
"Uygulayan kişinin bir tıp fakültesini
bitirmesi gerekiyor"
Tıbbi sülüklerin Türkiye'nin doğal zenginlikleri arasında önemli bir yere sahip
olduğunu vurgulayan Sağlam, “Halkımız özellikle 2014 yılında Sağlık Bakanlığı'nın
Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamaları çerçevesinde sülük
tedavisinin de bunun içerisine almasıyla beraber, Türkiye'de yaygın bir sülük
kullanımı başladı. Burada sülüğün kullanılabilmesi veya uygulanabilmesi için
öncelikle uygulayan kişinin bir tıp fakültesini bitirmesi gerekiyor. Tıp
fakültesini bitiren hekim arkadaşlarımızın ayrıca, Sağlık Bakanlığı'nın
açacağı GETAT uygulamaları biriminin düzenleyeceği tıbbi sülük tedavi
sertifikasını alması gerekiyor. Bu sertifikayı alan tüm hekimlerimiz halk
arasında klinik açarak veya geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları bulunan
hastanelerde insanlara tedavi uygulayabiliyor. Özellikle tedavi bulamamış veya
modern tıbbı reddeden insanlar söz konusu olabiliyor. Bu tip kliniklere
başvurduğunda tedavilere girip şifa bulabiliyorlar. Bu şifanın hem kanıtlayıcı
tıbbı var elimizde hem makalelerle desteklenmiş olan yayınları bulunuyor. Bu
çerçevede halkımızın buna bir eğilimi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz” dedi.
"Sülüğün kirli kanı ayrım yapması diye bir şey söz konusu değildir"
Halk arasında doğru bilinen yanlışların bilimsel gerçeklerle
düzeltilmesinin önemine değinen Sağlam, "Tıbbi sülüklerde halk arasında
doğruluğuna inanılan ancak birçok yanlış bilgiler de görüyoruz. Bize, 'Sülükler
kirli kanı emiyor mu' şeklinde sorular çok gelir. Hayır, sülüğün kirli kanı
ayrım yapması diye bir şey söz konusu değildir. Sülük vücuda tutunduğu zaman
öncelikle kılcal damarları keser, kılcal damarı kestikten sonra onların ağzında
3 tane çene vardır. Onun üzerinde de yüzü aşkın diş vardır. Biz onu gözle
göremeyiz. Kesiği atar ondan sonra vücuda kendi içerisinde bulunan 110'dan
fazla biyoaktif maddeyi aşamalar halinde verirler. Bu aşamalar halinde
veriliyorken, aynı zamanda da kan emer. Aslında tıbbi sülük bir parazittir.
Kanla beslenen bir parazittir. Bu parazitliği döneminde kanı alıyor senden,
sana da bir yarar sağlıyor. Kendindeki enzimleri ve kan sulandırıcıları vücuda
veriyor. Bu şekilde bir mekanizma kuruluyor. Yine halk arasında bilinen önemli
yanlışlardan bir tanesi, işte sülüklere yazık olmasın diye bir insanda
emdirilmiş veya tedavide kullanılmış olan sülüğü doğal ortamdaki bir yere
atabiliyorlar. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları yönetmeliği
çerçevesinde bunun mutlaka bir kimyasal içerisine alınıp, acı çektirmeden
uyutulup öldürülmesi yönündedir. Doğal ortama atıldığı zaman sülük, bir başka
insandan hastalık etkenini aldıysa, başka bir insana tutunursa, bu hastalığı
bulaştırabilir” şeklinde konuştu.
"Bazen hayvanlarda bulunan
hastalıkları alıp insanlara bulaştırma riski olabilir"
Tıbbi sülük tedavisinin kanıtlanmış bilimsel yayınlarla desteklendiğini ve
özellikle kronik hastalıklar için bir alternatif tedavi yöntemi sunduğunu ifade
eden Sağlam, “Diğer bir konu ise tedavi uygularken sülüklerin tedavisini sonuna
kadar beklemek gerekiyor. Bazen, erken dönemde bunlar vücuttan alınıp, yarım
saatte enzim hormonlarını vermiştir deyip, ayıranlar olabiliyor. Buna dikkat
etmek lazım. Bu da bazen yanlış bilinenler arasında geçiyor. Sülüğün tedavi
süresi yarım saat ile iki saat arasında değişebilir. Sülüğün kendisinin
ayrılmasına müsaade etmemiz gerekiyor. Zaten doyduktan sonra vücuttan kendisi
ayrılıyor. Bu da yanlış bilinen kısımlar arasında yer alıyor. Yine diğer bir
konu, bir insandan kullanılan sülüklerin yakın akrabası dahi olsa
kullanılmaması gerekir. Bazen kullanılmış sülükleri başkasına kullanma
uygulamaları olabiliyor, bu da yanlış. İkinci diğer bir yanlış olarak karşımıza
gelen doğal ortamdaki sülükler daha yararlıdır. Yetiştiricilikteki sülükler
daha az yarar sağlar gibi bir inanış var. Bu da yanlıştır. Çünkü yetiştiricilik
ortamında sülükler yetiştirilirken, yine kanla besleyerek belli bir büyüklüğe
getiriliyor. Hijyenik kanla beslenmek zorunda. Yani hastalıklı olmadığına dair,
laboratuvarlarda test ediliyor ve beslenerek belli bir büyüklüğe getiriliyor.
Doğal ortamdakiler hangi canlılardan kan emdiği belli değil. Bazen hayvanlarda
bulunan hastalıkları alıp insanlara bulaştırma riski olabilir. Dolayısıyla bu
da yanlıştır. Zaten geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları çerçevesinde bu
yönetmelikte, 'Sülükleri yetiştiricilik biriminden alacaksınız, kullandıktan
sonra bir kullanımlık yapacaksınız ve ondan sonra da imha edeceksiniz' deniyor.
Bu yanlış bilinenlerin önüne geçilmesi çok büyük önem arz ediyor” diye konuştu.