Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM
Kliniği'nde görevli Uzm. Dr. Özgür Süner, bağımlılığın ömür boyu devam eden bir
hastalık olduğunu belirterek, “Tedavisi olmayan bir hastalık değil. Diğer tüm
hastalıklar gibi çeşitli tedavi yöntemleri var" dedi.Uzm. Dr. Özgür Süner,
alkol bağımlılığını, tedavi yöntemlerini ve toplumun nasıl bilinçlendirilmesi
gerektiğini anlattı.
"Tedaviye düzenli gelenlerde başarı oranı çok daha yüksek"
Uzm. Dr. Özgür Süner, “Alkol bağımlılığında kişi bize başvurduğunda, tedavi ile
ilgili bir program oluşturuyoruz. Ayakta mı ya da yatarak mı tedaviyi
planlayacağız bunları konuşup karar veriyoruz. Bu tedavilere karar verirken bir
takım kriterler var ve onları da göz önünde bulunduruyoruz. Kişinin genel tıbbi
durumu, daha önceden ayaktan tedavide başarılı olup olmaması, sosyal desteğin
ve yatarak tedavi talebinin olup olmaması gibi durumların hepsini değerlendirip
ona göre karar veriyoruz. Ayaktan tedavi programlarında hem ilaç tedavileri ve
bunun yanı sıra psiko-sosyal destek tedavileri oluyor. Meslek edindirme
çalışmaları ve psikolog desteği alabildikleri birimlerimiz de var. Kişiler hem
randevulu hem randevusuz olarak bize başvurabiliyor. Her zaman, her gün gelen
hastayı kabul ediyoruz. Hiçbir şekilde geri çevirme durumu olmuyor. Yatarak
tedavide de 3 haftalık bir programımız var. Bunun ilk bir haftası arındırma
süreci oluyor. Kullandığı alkolle ilgili hem fiziksel semptomlar hem de
huzursuzluk, gerginlik ve kaygı gibi şikayetler için bir takım ilaçlar
kullanıyor bu süreçte. Bağımlılık bir hastalık ve ömür boyu devam eden bir
hastalık, bu konuda farkındalığın gelişmesi çok önemli. Tedaviye düzenli
gelenlerde başarı oranı çok daha yüksek oluyor” dedi.
"Bağımlılık bir beyin
hastalığıdır"
Toplumun bilinçlendirilmesi adına birtakım eğitimlerin düzenlenmesi gerektiğini
söyleyen Süner, "Bağımlı hastalar çeşitli şekillerde damgalanabiliyor. Bu
kişiler iradesiz, kötü kişilikli, suça meyilli kişiler gibi algılanabiliyor.
Aslında çok farklı sosyokültürel yapılardan, çok farklı insanlar bağımlı
olabilir. Herkes bağımlı olabilir, bağımlılık bir beyin hastalığıdır ve hayat
boyu süren bir hastalıktır. İyileşmelerle gider ama tekrar nüksetme ile de
seyredebilir. Önce bağımlılığın ne olduğu, bu kişilerin bağımlılığının nasıl
şekillendiğini konusunda birtakım eğitimler düzenlenmesi gerekiyor. Bu
eğitimleri konferanslarla, kamu spotları ile ve televizyonlarda film ve
dizilerde ele alabiliriz. Bir takım akademik çalışmalar bu konuda
arttırılabilir. Özellikle süreci önceden önleyebilmek adına okullarda tarama
çalışmaları yapılabilir” ifadelerini kullandı.
“Kişinin ailesi ile bağının güçlü olması
önem arz ediyor"
Aile tutumlarının çok önemli bir detay olduğunun altını çizen Süner,
“Bağımlılık aslında bir aile hastalığı, aile içerisinde şekilleniyor. Bilgisiz
veya çok baskıcı ailelerde, bağımlı ile aile arasında sağlıklı bir
bağlanma gelişmiyor. Bağlanma ve güven ilişkisi çok sağlıklı olmadığı
zamanda, bağımlılığa daha yatkın bireyler olabiliyorlar. Bu nedenle biz
ailelerle de tedavi sürecinde mutlaka çalışıyoruz. Hatalı tutumlar nelerdir,
neleri yapmalı, neleri yapmamalı? Bu konularla ilgili ailelerle bir takım
programlarımız var. Ailelerde en çok gördüğümüz şeylerden biri suçlayıcı
tutumlarda bulunabiliyorlar. 'Hocam bu iradesiz, bırakamaz, yalan söylüyor'
gibi yaklaşımlarda bulunuyorlar. Bu yaklaşımlar kişiyi daha çok maddeye ve
alkole yöneltebilir veya tedaviden kopartabilir. Bazen de tam tersi sorumluluğu
tamamen kişinin üzerinden alıp arkasını toplamaya çalışmak ve sorumluluk
almasına engel olma gibi tutumlar oluyor, bu da yanlış. Kişinin ailesi ile
bağının güçlü olması, ailenin kişiyi cesaretlendirmesi ve her zaman yanında
olduklarını hissettirmesi çok önem arz ediyor” şeklinde konuştu.
“Tedavisi olmayan bir hastalık
değil"
Bağımlılığın dünyadaki en zor hastalıklardan biri olduğunu belirten Uz. Dr.
Süner, “Tedavisi imkansız ve olmayan bir hastalık değil. Tüm diğer hastalıklar
gibi çeşitli tedavi yöntemleri var. Kişinin yoksunluk yaşamasını önleyecek bir
takım ilaçlar kullanıyoruz. İlk aşama tedavi yaklaşık bir hafta 10 güne tekabül
ediyor. Akabinde sürdürüm tedavisine geçiyoruz, bu tedavide kişinin ayıklığının
sürdürülmesi, tekrar alkole geri dönüşü olmaması adına uzun süre kullanacağı
ilaçlar söz konusu. Tedavide kullandığımız çip tedavisi var. Cilt altına, karın
bölgesine küçük bir kesik ile yerleştirilen bir çip. 3 ay boyunca devam ediyor.
Alkol isteğini, aşermeyi önemli ölçüde önleyen bir yöntem. Kişilerin en çok
ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de değişim. Bu değişim sadece alkol, madde
bağımlılığını bırakma alanında olmaması gereken bir değişim. Hayatın birçok
alanında, birçok noktasında bir takım farklılıklar ve önlemler gerekiyor.
Gerekirse çevre değişikliği, iş değişikliği gibi önlemler gerekiyor hatta
telefon hattını kesinlikle değiştirmesi gerektiğini öneriyoruz. Boşluk da çok
büyük bir risk faktörü. Düzenli, rutin bir iş içerisinde bir meslek edinmesi
çok önem arz ediyor” ifadelerini kullandı.
GÜNDEM
10 Aralık 2024 01:04
2 Görüntülenme
Psikiyatri Uzmanı Dr. Özgür Süner: ''Bağımlılık Bir Hastalık Ama Tedavisi Mümkün''