12 Ekim Perşembe günü Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji Binası’nda başlayan 6. Uluslararası 16. Ulusal Sağlık ve Hastane İdaresi Kongresi, farklı sağlık kollarında yer alan uzmanları bir araya getirdi. Sağlık Bakanlığı’ndan protokol konuşmalarının yer aldığı kongrede, sağlık insan gücü planlaması, mevzuat değişiklikleri, geleceğin sağlık mesleklerinin geliştirilmesi ve finansal sürdürülebilirlik gibi konular vurgulandı. Ayrıca, demografik değişim ve sağlık harcamalarının artışı gibi önemli faktörler de ele alındı.

6. Uluslararası 16. Ulusal Sağlık ve Hastane İdaresi Kongresi’nde, sağlık idaresinin geleceğini şekillendiren temel faktörler Sağlık Bakanlığı genel müdürlükleri tarafından aktarılan bilgiler ışığında ele alındı. Sağlık Bakanlığı protokol konuşmacıları tarafından; Sağlık okuryazarlığı, finansal sürdürülebilirlik, insan gücü planlaması ve teknolojik ilerlemeler gibi konular panel sunumları eşliğinde irdelendi. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Semra Ulusoy Kaymak, Kamu Hastaneleri Genel Müdür Yardımcısı Uzm. Dr. İlkay Güler, Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı İç Kontroller Dairesi Başkanı Abdullah Yusuf Uğuz, sunumlarını paylaştı.

Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Semra ULUSOY KAYMAK:

“Sağlığın sürdürülebilir olabilmesi için sağlık insan gücünün hem niteliksel hem niceliksel yapısını planlıyor ve ruhsatlandırıyoruz. İnsan kaynakları konusu bizim için en kritik alanlardan biri. Bu temel bilgilere dayanarak sağlık politikaları geliştiriyoruz. Bizim en büyük sorumluluklarımızdan biri de, büyük sağlık personel ordumuzun kimliklerini tanımlamak ve onlara ruhsat vermek. Bunların bir kısmı "Sağlık Meslek Mensubu" olarak kabul ediliyor. Ayrıca, sağlık hizmetleri alanında çalışan diğer meslek grupları da mevcut, bu grup içerisinde sağlık yöneticilerini de bulabiliriz. Zaman içinde yapılan birçok araştırma sonucunda sağlık yöneticilerinin rolünü daha geniş bir şekilde tanımlamaya karar verdik. Şimdi sizin merak ettiğiniz şeylerden biri de bu düzenlemelerin değişip değişmeyeceği olabilir. Aslında, bu düzenlemelerin sabit kalmaması için sağlık mesleklerini geleceğe taşımak adına çalışmalar yürütüyoruz. Her bir sağlık mesleği ve sağlık alanında bulunan her meslek için geçmişten günümüze kadar mevzuatları inceledik. Ayrıca, yaptıkları işleri iş listeleri ile ayrıntılı bir şekilde inceledik. Sağlık yönetimi ile ilgili tüm süreçler tamamlandı ve analiz edildi. Tüm sağlık yönetimi ile ilgili mesleklerin tamamlanmasının ardından bir meslek haritası oluşturulacak. Bu çalışmalar tamamlandığında, hangi görevlerin birbirini izlediğini, hangi mesleklerin birbiriyle çakıştığını ve hangi mesleklerin eksik olduğunu görmüş olacağız.”

“Uzman hekimlerin branş bazında insan gücü planlamasına başladık”

“Ayrıca, uzman hekimlerin branş bazında insan gücü planlamasına da başladık. Bu, dünya genelinde nadiren gerçekleştirilen bir iş, ancak bu konuda da çalışmalarımız başlamış durumda. İş yükü analizi çalışmalarımızı sürdürüyor ve sahada aktif olarak çalışıyoruz.”

Kamu Hastaneleri Genel Müdür Yardımcısı Uzm. Dr. İlkay Güler:

“Sağlık sisteminin büyük bir yükünü Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü üzerinde taşıyoruz. Kamu hastaneleri olarak toplam bütçenin yüzde 92'sini ve personelin yüzde 83'ünü bünyemizde bulunduruyoruz. Toplamda 972 hastanemiz mevcut. Ancak, bu hastaneler arasında birinci basamak sağlık tesislerine 200 tanesi dahil edildi, böylece toplam sayı 972'ye ulaştı. Bu hastanelerin 107 tanesi eğitim ve araştırma hastanesi olarak hizmet veriyor. Toplam yatak sayımız 167,000'e yükseldi. Türkiye genelinde kamu hastanelerinin toplam yatak sayısının yüzde 63'ünün servis yatakları, yüzde 66'sının yoğun bakım yatakları, yüzde 56'sının ise görüldüğü gözlemlemekteyiz.

Sağlıklı Yaşam Merkezi olarak, sağlık turizmini teşvik ediyoruz. Beş yıldızlı otel konforunda hastanelerimizle ilgili hizmetlerimiz devam ediyor.”

Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı İç Kontroller Dairesi Başkanlığı Abdullah Yusuf Uğuz:

“Sağlığın geleceğini etkileyen faktörler ve sağlıkta finansal sürdürülebilirlik konularına dikkat çekmek istiyorum. Sağlığın geleceğini iki ana başlık altında değerlendirebiliriz: küresel ve ulusal gelişmeler ile bilimsel ve teknolojik ilerlemeler. Demografik yapının değişimi, antibiyotik direnci, yapay zekâ, biyoteknoloji, robotik ve nanoteknoloji gibi faktörler sağlığın geleceğini şekillendiren önemli etmenlerdir.

Ülkemizdeki duruma gelince, nüfusun yaşlanmaya başladığını görüyoruz. Orta üst gelir düzeyinde olmamıza rağmen yaşam beklentisinde daha iyileştirilmesi gereken alanlar mevcut. Örneğin, 65 yaş ve üzeri nüfusun oranı şu an yüzde 10 iken, 2050 yılında yüzde 18'e yükselmesi öngörülüyor. Bu, sağlık hizmetlerinin nasıl dağıtılacağı konusunda farklı görüşlere yol açıyor. Koruyucu sağlık hizmetlerine mi yoksa tedavi hizmetlerine mi daha fazla kaynak aktarılmalı sorusu önemli bir tartışma konusudur. Bu, sağlık harcamalarının uzun vadeli sürdürülebilirliğini etkileyen bir meseledir.”

“Sağlık Okuryazarlığı eksikliklerinden kaynaklı sorunlarımız var”

Ayrıca, sağlıkta çözülmesi gereken bulaşıcı olmayan hastalıklar ve antimikrobiyel direnç gibi konular da önemlidir. Antimikrobiyel direnç ile ilgili olarak Türkiye, 2050 yılında 10 milyon ölüm riskiyle ikinci sırada bulunuyor. Sağlık okuryazarlığı eksikliklerinden kaynaklanan bir sorundur. Ayrıca, her sağlık sorunu için uzmana gitmek yerine sevk zinciri içinde önce aile hekimlerine başvurmanın teşvik edilmesi ve uzman doktorlara yönlendirilmesi gerekmektedir. Sağlık okuryazarlığının artırılması bu konuda önemlidir.

Sağlık sisteminin finansal sürdürülebilirliği, nüfus, hastane altyapısı, antibiyotik direnci ve teknoloji gibi faktörler tarafından etkilenmektedir. Son yıllarda sağlık harcamaları önemli ölçüde artmıştır. Türkiye'nin OCED ortalamasına ulaşabilmesi için 115.000 bin doktor, 553.000 bin hemşire ve yüz üç bin yatak gerekmektedir.

Çözüm olarak, GSYH'nin artırılması, sağlık okuryazarlığının geliştirilmesi ve tıp fakültesi sayısının artırılması gibi adımlar önemlidir. Performansa dayalı ödeme sistemine devam etmek zorunda olduğumuz bir gerçektir.

“Teşhis İlişkili Gruplara Göre Ödeme Yöntemi”

Teşhis İlişkili Gruplara Göre Ödeme Yöntemi gibi teknik yaklaşımlar da sağlık harcamalarını yönetmede yardımcı olabilir. Bizim ülkemizde sunduğumuz sağlık hizmetinin alıcısı sadece SGK. Başka ülkelerde bunu farklı satın alıcıları da var. Bizde daha yeni yeni gündeme gelen Sağlıkta Tamamlayıcı Sigorta var. Bu da gündemimize yavaş yavaş girecek.

Her ülkenin sağlık sistemi kendi gerçeklerine ve kaynaklarına dayalı olarak şekillenir. Ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için sağlık okuryazarlığının artırılması ve finansal sürdürülebilirlik konularına odaklanmamız gerekmektedir.