S.B. Bakan Yardımcısı Şuayip BİRİNCİ:

“10 Milyar Dolar Yakın Bir Hedef

10 Yıl İçerisinde Sağlık Sanayi Savunma Sanayini Geçecek”

 

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Yunus ELİTAŞ:

“Ödemelerin 90 Gün İçerisinde Yapılmasına Dair Çalışmalarımızı Tamamladık

 

MÜSİAD Ankara tarafından ilk kez düzenlenen “Sağlık Sanayi Kalkınma Zirvesi” yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Sağlık, hazine, sanayi, sosyal hizmetler bakan yardımcılarının da katıldığı açılış törenine kurum başkanları, genel müdürler ve çok sayıda davetli katıldı.  Açılışta konuşan Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, “Firmalarımıza destek olursak, kümeleşmeler daha güçlü hale gelirse, sektörler arası ilişki kuvvetlenirse Maliye Bakanlığı da gerekli aksiyonu alacaktır. Ben 10 milyar dolar ihracatın çok yakın bir hedef olduğunu düşünüyorum” dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Yunus Elitaş ise, “sonuna kadar, hem bakanımız ve onun ekibi olarak bizler sizleri destekleyeceğiz. Üniversite hastanelerinin 2021 borçlarının tamamı ödendi. Sağlık Bakanlığı tarafında da SGK başkanlığımız aracılığıyla bir çalışma yaptık. Sadece tıbbi cihaz sektörü değil bütün ödemelerde vadeleri 90 güne kadar indirecek bir planlama yaptık.” şeklinde konuştu.  Zirvenin açılış konuşmasını ise MÜSİAD Ankara Sağlık Kurul Başkanı Mustafa Daşcı gerçekleştirdi.

MÜSİAD Ankara tarafından organize edilen, Sağlık Yayıncılık’ın iletişim sponsorluğunu üstlendiği “Sağlık Sanayi Kalkınma Zirvesi” yoğun bir katılımla Ankara’da gerçekleştirildi. 2 gün süren zirvede sağlık sanayinin sorunları, kamu destekleri, geri ödeme sistemi, Avrupa Tıbbi Cihaz Mevzuatı konuları ele alındı. Açılış konuşmalarının ardından bakan yardımcıları ve davetliler medikal sanayicilerin stantlarını gezerek ürün ve cihazlar hakkında bilgiler aldılar.

Birinci: “Bu Organizasyona Şapka Çıkarmak İsterim”

Açılışta konuşan Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, organizasyondan övgüyle bahsederek, “Bu organizasyonu şapka çıkarmak isterim. Öncelikle parayı verecek olan çağırılmış, ödeme listesine alacak olan çağırılmış, destekleyecek çağrılmış, kullanacak olan çağırılmış. Birinci toplantı için olağan üstü bir hazırlık” dedi.  

Bakan Yardımcısı Birinci sağlık sisteminin ülkemizdeki gelişiminden bahsederek, “Ülkemizin son 20 yılda neler yaptığını biliyoruz. 100 bin yatağı olan ve nitelikli yatağı 6800 olan bir ülke şuan yüzde 90’nı nitelikli olan ve 15 yılda 100 bin yatağın yenisini yapan, 100 bin yataklık kapalı sağlık tesisi yapabilen bir ülke. Bunu yaparken de yatak başına metre karesini 3 katına çıkaran bir ülke. 15 yılda yoğun bakım yatak sayısını 21 kat arttırdık. Ben bunun sağlık endüstrisine de çok büyük enerji olduğunu düşünüyorum. Şuanda sağlık verisini en iyi kullanan, en iyi paylaşan 3 ülkeden biriyiz. Dünya birincisiyiz. Estonya, Finlandiya ve Türkiye. Karar destek sistemlerini kullanmakta dünya birincisiyiz.  Bütünsel IT platformlarını oluşturmakta dünya birincisiyiz. Ben tıbbi cihaz tarafında da çok iyi noktalara geleceğimizi düşünüyorum” şeklinde konuştu.  

“Sağlık Sanayi Yakın bir Gelecekte Savunma Sanayini Geçecek”

10 Milyar dolar ihracatın sağlık sanayisi için yakın bir hedef olduğunu söyleyen Şuayip Birinci, “Destek olursak firmalarımıza, kümeleşmeler daha güçlü hale gelirse sektörler arası ilişki kuvvetlenirse, Maliye Bakanlığı da gerekli aksiyonu alacaktır. Çünkü bu para Türkiye’ye dönecek. Ben 10 milyar doların çok yakın bir hedef olduğunu düşünüyorum. Gerçek bir rapora göre gelecekte sağlık sanayisinin 10 yılda savunma sanayisini geçeceğine dair değerlendirmeler var. Pandemi sırasında bu hız kazandı. 5-6 yılda bütün dünyada sağlık sanayisi savunma sanayisini geçecek. Dünyada toplam emisyonun yüzde 4’ünü sağlık sektörü oluşturuyor. Gelecekte sağlık sanayisine yatırım yapan insanların yeşil ekonomiyi dikkate alması gerekiyor. Toplam sağlık endüstrisinin yüzde 17’sini sağlık sisteminde çalışan fabrikalar oluşturuyor. O sebeple hem yeşile hem de geleceğe hazırlık açısından iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Ben gelecekten çok umutluyum.” dedi.

Elitaş: “Ödemelerde Vadeleri 90 Güne Kadar İndirecek Planlamayı Yaptık”

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Yunus Elitaş, son yıllarda dünyada ve ülkemizde sağlık sanayinin en az savunma sanayi kadar hassas ve önemli olduğunun görüldüğünü ifade ederek, “Pandemi döneminde uçaklardan indirilen sağlık malzemelerine el koymaya varacak kadar skandal durumları gördük, şahit olduk. Bu sağlık sektörünün ne kadar önemli olduğunu ve her zaman desteklenmesi ve hazır tutulması gerekliliğini bize bir kere daha gösterdi. Çünkü ne zaman ne ile karşılaşacağımızı Allahtan başka kimse bilmiyor.

Beşeri sermaye çok önemli. Sağlık çalışanlarımız çok özveriyle çalışıyor ve çalışmaya devam ediyorlar. Tabi beklentileri var Sağlık Bakanlığı’ndan, Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan.  İnşallah onları memnun edecek bir çalışma yapılıyor. Fiziki sermaye tarafı buradaki sektör temsilcilerinin omuzlarında. Burada talebi yöneten ve yönlendiren en büyük otorite devlet. En büyük alıcı kamu. Mustafa bey sağ olsun sık sık bizleri ziyaret eder. Sektörün sorunlarına yönelik hızlı çözümler üretmeye çalışıyoruz. Yerli ürün talebinin oluşturulması, bu şekilde sektörün yatırımlar yapması, ve Ar-Ge yapması için gerekli.

Bu tür hassas sektörlerdeki yerli üretimin kıymetini önemini bilen bir insan Sayın Bakanımız. Sonuna kadar Bakanımız ve onun ekibi olarak bizler sizleri destekleyeceğiz. Vadelerle ilgili talepler oldu haklı olarak. Üniversite hastanelerinin 2021 borçlarının tamamı ödendi. Sağlık Bakanlığı tarafında da Sosyal Güvenlik Kurumu başkanlığımız aracılığıyla bir çalışma yaptık. Sadece tıbbi cihaz değil bütün ödemelerde vadeleri 90 güne kadar indirecek planlamayı yaptık. İnşallah bu hafta içinde Sağlık Bakanlığına ulaştırabilirsek hastaneler döner sermayeler hızlıca ödemeleri planlayıp inşallah sektörümüzü rahatlatacaklar.” şeklinde konuştu.

 

Soysal, “Yerli Üretime Elimizden Gelen En Son Nokta İmkanlar Neyse Destek Olmamız Lazım. İmkanlarımızı Zorlamamız Lazım”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Opr. Dr. Ertuğrul Soysal, sağlık sanayinin geldiği noktayı görmekten mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Sağlık sanayinde yaşanan sorunları dinledim. Fakat nereden nereye geldiğimizi de gururla dinledim. 25 yıllık hekimliğim var benim. Bırakın tıbbi cihazı, sarf malzeme bile alırken kaliteli nitelikli yerli ürün bulma noktasında çok zorlanıyorduk. Ankara Sağlık Sektör Başkanımız Mustafa Bey söyledi; ‘dernek kurarken biz, 100 tane sağlık sanayinde üretim yapan iş adamı bulmakta zorlandık’ dedi. Bugün 2 binin üzerinde üretim yapan, Ar-Ge yapan sağlık sanayicisi kardeşlerimizden bahsettiler. Hakikaten gurur verici bir gelişme. Dolayısıyla ben de bir sağlıkçı olarak hekim olarak gelinen noktayı önemsiyorum ve emek verenleri tebrik ediyorum. Tüm iş adamlarımıza başarılar diliyorum.

Sağlık Bakanlığımız, Sanayi Bakanlığımız, Maliye Bakanlığımız burada ve başkanımızın söylediklerine kulak vermemiz lazım. Yerli üretime elimizden gelen en son nokta imkanlar neyse destek olmamız lazım. İmkanlarımızı zorlamamız lazım. Sistemi kırmamız lazım. Ar-Ge’sini yapmış, TİTCK gibi kurumlarda gezip, dolanan bir çok arkadaşımı biliyorum, zorlandığını görüyorum. Bana düşen bir görev olursa hazırım ama diğer bakan yardımcılarımdan, bakanlarımızdan bu kardeşlerimize sahip çıkmalarını rica ediyorum.” dedi.

Büyükdede: “Tıbbi Cihaz İhracatımız 2020 Yılında Bir Önceki Yıla Göre Yüzde 90’lık Bir Artış Gösterdi”

Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, pandemi sürecinde sağlık alanında yerli üretimin bir ülkenin sürdürülebilir ekonomik performansında öneminin giderek güçlendiğini ve bu alanda ciddi adımlar atılmasına neden olduğuna vurgu yaparak, “Türkiye’nin 2021’de tıbbi cihaz ihracatında yüzde 0,33’lük pay ile 34’üncü sırada yer aldığı görülmektedir. Bakanlığımız 2021 yılı sanayi sicil kayıtlarına baktığımızda 1200’e yakın üretici firmanın sektörde faaliyet gösterdiğini ve bunların büyük bir kısmının KOBİ ölçeğinde firmalar olduğunu görmekteyiz. Dünya’da da tıbbi cihaz sektöründe faaliyet gösteren firmaların büyük bir kısmının KOBİ ölçeğinde olduğunu görüyoruz. Tıbbi cihaz sektöründe yer alan KOBİ’lerin dünyadaki gelişmelere hızla uyum sağlamaları ön plana çıkarken ekonomik yönden kırılganlıkları da bu sektörde KOBİ’lerin ve startupların desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Dünyada Covid-19 salgını sonrası  özellikle dış ticarette dengeler değişmiş ilaç ve tıbbi cihazların bundan sonraki dönemlerde de en az savunma sanayisi kadar stratejik öneme sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Şuan savunma önde gidiyor ama sağlık onu yakalayacak. Pandemi sürecinde sağlık alanında yerli üretimin bir ülkenin sürdürülebilir ekonomik performansında önemi giderek güçlenmiş ve bu alanda ciddi adımlar atılmasına neden olmuştur.” diye konuştu.

“Tıbbi Cihaz Sektörü Pandemi Döneminde İhtiyaç Oluştuğunda Neler Yapabileceğini Gösterdi”

Büyükdede, Türkiye’nin pandemi döneminde sağlık sanayi olarak başarılı bir sınav verdiğini dile getirerek, “Türkiye tıbbi cihaz sektörü pandemi sürecinde maske ve diğer koruyucu ekipmanlar, solunum cihazlarının yanı sıra bir çok tıbbi malzemenin hem ülke içi hem de dünyada arzını gerçekleştirebilmiştir. Bu durum 2020 ticaret rakamlarını da yansımış ihracatımız bir önceki yıla göre yüzde 90’lık bir artış göstermiştir. Bu sırada elbette ithalatlarımız da artış göstermiş ancak ihracatın artış oranı çok daha yüksek olmuştur. Almanya, Çin, Slovenya, Hollanda ve Brezilya başta olmak üzere daha önce ihracatımızın düşük olduğu diğer ülkelere ihracat gerçekleştirilmiştir. Bu sayede aslında tıbbi cihaz sektörümüzün ne kadar güçlü olduğunu ve ihtiyaç olduğunda hızla hareket edebildiğini bir fırsat oluştuğunda da sektörün çok daha iyi noktalara gidebileceği görülmüştür.” dedi.

Ülkelerin sosyal ve güvenlik harcamalarının giderek arttığının altını çizen Bakan Yardımcısı Büyükdede, “Bunun yanı sıra bireylerin erişebilir sürdürülebilir kaliteli sağlık hizmeti beklentisi de bulunmaktadır. Devletler ise artan sağlık harcamaları ve sınırlı kaynaklar karşısında hastaların sürdürebilir sağlık hizmeti gereksinimini karşılarken maliyet etkin yöntemleri kullanma eğilimindedir. Bu durumda sağlık alanında yeni teknoloji çözümleri zorunlu kılmaktadır. Sağlık alanında son yıllarda yaşanan teknolojik dönüşüm sağlık endüstrilerinin yanı sıra sağlık hizmeti sağlayıcıları için de önemli fırsatlar sunmaktadır. Bunlar arasında giyilebilir teknolojiler, mobil sağlık, medikal nesnelerin interneti ve yapay zeka, büyük veri, robotik sistemler, 3D yazıcı uygulamaları, biyoteknoloji ve nanoteknoloji ön plana çıkmaktadır.

Özellikle sağlık alanı başta olmak üzere pek çok sektörde  yerlileştirme çalışmalarının mili teknoloji hamlesinin gerek kamu kurum ve kuruluşları gerekse sanayiciler arasında organizasyon ve işbirliğinin ne kadar önemli olduğunu, bunun yanı sıra gelecekte ön plana çıkacak alanlara şimdiden yatırım yapılması gerektiği açıktır. Bakanlığımız teşvik ve destekler konusunda ilgili kuruluşları ile birlikte her zaman sektörümüzün yanındadır.” şeklinde konuştu.

Çalışkan: “Yerli Ürün Kullanımının Teşvik Edilmesinde Karar Vericilerimize Önemli Görevler Düşüyor”

MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Osman Çalışkan, pandemi döneminde ülkelerin savaş ortamındaymış gibi hareket ettiğini, bu durumun sağlık sanayinin önemini gözler önüne serdiğini söyledi. Çalışkan, “İktisadi alanda sağlık sektörü de stratejik alanlardan biri. Sadece sanayisi ile değil hizmet alanıyla da beraber önemli alanlardan biri olduğunu yakın dönemde günde 150-200 vefat sayılarıyla beraber ne kadar önemli olduğunu, neredeyse savaş ortamını getirdiğini gördük. Bu alanda hazırlıklı olmamız gerektiğini bugünden bilmeli ve gevşememeliyiz. Bununla ilgili cihaz yatırımlarını, ilaç yatırımlarını, Ar-Ge faaliyetlerimizin hız kesmeden devam ettirilmesi gerektiğine inanıyorum. Bunda şirketlerimize önemli görevler düştüğü gibi tabi ki yöneticilerimizin desteklerinin ne kadar önemli olduğunu herkesin bildiğine inanıyorum.” diye konuştu.

“İnisiyatif Alıp Yerli Ürünleri Desteklememiz Gerekiyor”

Devletin yerli ürünü teşvik etmesi, yerli üreticiden ürün alarak destek olmasının çok önemli olduğunu belirten Genel Başkan Yardımcısı Çalışkan, “ Burada karar vericilerimize önemli görevler düşüyor. Sağlık sektöründe de hala yabancı ürüne bağımlılık tarafını giderecek şeyin yerli üreticiden ürün alma olduğunu tam olarak fark etmiş değiliz. Bu konuda yöneticilerimizin irade göstermeleri gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyorum. Şirketlerimize sadece hibe teşvik ve desteklerle değil bu destekleri vermeseniz bile sadece satın alma bile o şirketlerimizi ileriye taşıyacaktır, güçlendirecektir. İnisiyatif alıp yerli ürünleri desteklememiz gerekiyor.

Bazen denemeyle bile çok önemli destekler sarf edebilirsiniz. Bir tıbbi cihazı bir hastaneye yerleştirerek onun üretimine çok önemli bir katkıda bulunmuş olabilirsiniz. Ar-Ge sürecine çok önemli bir destek vermiş olabilirsiniz. Ama hastaneye irade gösterici, karar vericinin izni olmadan o cihazın alınması mümkün olmuyor çoğu zaman. Özellikle bu konuda yardımlarınızı istiyoruz. Karar vericilerden özelikle rica ediyorum bu konuya lütfen eğilin. Çünkü bir 5 yılımız daha bir 10 yılımız daha yeni bir salgın için olmayabilir. Belki 6 ay sonra bunu tekrar yaşayabiliriz” dedi.

Bir ülkenin bir şeyi çok ucuz satarak büyük kazanımlar elde edemeyeceğini vurgulayan Çalışkan, “Tercih edilmemizin nedenlerinde benim dikkatimi çeken fiyat avantajı meselesi. Bir ülke bir şeyi çok ucuz satarak büyük kazanımlar elde edemez. Nitelikli hizmeti yüksek fiyata satabilme becerisi önemli burada. Yani, sağlık sektöründe de aynı şekilde ‘biz ucuzuz, ucuz olduğumuz için tercih ediliyoruz’ gibi bir söylem benim hoşuma giden bir söylem değil. Çünkü biz ucuzsak yüksek ciroyla bir şeyler yapmak durumundayız demektir. Kalite ve yüksek fiyatla övünüyor olmamız gerekir. ‘En iyi en kaliteli hizmeti en katma değerli fiyatla satıyoruz’ gibi bir söylemi benimsememiz gerekir.” diye konuştu.

Küresel ticaret pazarından 10 milyar dolarlık pay almamız gerektiğini belirten Çalışkan, “Şu anki ciromuz, payımız dünyada yüzde 1’e bile gelmiyoruz. Bunu daha iyi hale getirmek için mücadele vermemiz gerektiği aşikar. Kapasite olarak baktığımızda bugünkü cironun 2.5, 3 katına çok rahat şekilde çıkılabileceği görünüyor. Ama kritik sektörlerde olduğu gibi bunda da  sertifikasyon, yeni ürün geliştirme becerisi ve referans konusu önemli hale geliyor. İnşallah bu eksiklerimizi gidereceğimize inanıyorum.” şeklinde konuştu.

Yılmaz: “Sağlık Sanayicimizin Rekabet Gücünü Arttırıcı Tedbirleri İvedilikle Hayata Geçirmek Durumundayız”

MÜSİAD Ankara Başkanı Hasan Fehmi Yılmaz, sağlık sanayi pazarını global firmaların domine ettiğini belirterek, “Rakipler çok güçlü. Dünya’da sağlık sanayi pazarının neredeyse yarısı 10 şirketin elinde. Sağlık, zorlu rakiplerin olduğu, rekabetin şirketlerimizi zorladığı bir alan. Tabi bir de global anlamda yasal mevzuatlar da zorlayıcı unsurlardan bir tanesi. Bir tarafta global firmalar, diğer yanda her türlü ürünü anında kopyalayıp veya geliştirip ucuz insan gücüne dayalı üretimi ile Çin var. Bu sebeple sağlık sanayicimizin rekabet gücünü arttırıcı tedbirleri ivedilikle hayata geçirmek durumundayız.” dedi.

Devletin yerli ürün kullanımına sağladığı %15 fiyat avantajının önemli bir destek unsuru olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Diğer ülkelerin kendi üreticisini korumak için aldığı önlemleri biz de üreticimize sağlamak durumundayız. Bir üreticinin yabancı bir ülkeye satış yapmasındaki zorluğu, istenilen belge ve şartları, bekleme sürelerini biliyoruz. Fakat aynı şartları yerine getirmelerini biz yabancı üreticilerden istiyor muyuz? Mesela ülkemizde üretildiği halde dışarıdan gelecek ürünler için bir kota belirliyor muyuz? 3’üncü Dünya ülkelerinin bize uyguladığı kuralları biz onlara uyguluyor muyuz? Hayır. Şu anda üretmektense  ithal etmek daha avantajlı durumda, bunu tersine çevirmeliyiz. Üreticimizin rekabet gücünü arttırıcı, yerli ürün kullanımını teşvik edici, muadili olan yabancı menşeili ürünlere kota koyma gibi tedbirler yerli ürün kullanım oranımızı arttıracak, ithalatı azaltacak ve dolayısıyla cari açık üzerinde olumlu bir etki yapacaktır.” şeklinde konuştu.  

Sağlık Sanayinin ana alıcısının kamu olduğunu belirten Hasan Fehmi Yılmaz, “TÜİK verilerine göre genel devlet sağlık harcamasının toplam sağlık harcamasına oranı 2020 yılında %79,2. Ülkemizde sağlık sanayinin ana alıcısı kamu.  Bu aslında şu demek, kamu alımları yerli üretimi destekleyici anlamda organize edilebilirse veya destekler arttırılırsa, bu, sağlık sanayine önemli bir itici unsur olarak yansır. Pandemi döneminde çok iyi sınav veren sağlık sanayimiz, ekonomilerin zayıfladığı dönemde ihracatlarıyla bu zor dönemi atlatmakta önemli rol oynadı. Dünya’ya da her şeyi üretebildiğimizi ve ihtiyaçlara cevap verebileceğimizi gösterdik. Ülkemizdeki sorunun üretmek değil ürettiğimizi ticarileştirmek olduğu ortaya çıkmış oldu.” diye konuştu.

Rekabetin zor olduğu sağlık alanında daha fazla desteğe ihtiyaç olduğunu ifade eden Yılmaz, “İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun kurulması, ürün takip sisteminin getirilmesi, üretimin disipline ve kontrol edilmesi adına, üretim standartlarının, kalitesinin yükseltilmesi adına çok önemli ve güzel sonuçlar doğurdu. Evet, sağlık sanayimiz gelişiyor, devletimiz teşvik ve destekleriyle üreticisinin yanında olduğunu hissettiriyor. Fakat rekabetin çok zorlu olduğu bu alanda daha fazlasına ihtiyaç var.

Sağlık sanayinin önünde geliştirilmesi ve çözülmesi gereken bazı konular var. Bunlardan bir tanesi, geri ödemelerin sözleşmelerde belirtilen tarihlerde yapılması. Ödemeler düzene girdiği zaman üretici yatırım ve ürün geliştirme için planlama yapabilir duruma gelecektir.

Şuan üreticiyi zorlayan konulardan bir tanesi de Avrupa Birliği Tıbbi Cihaz Tüzüğü-MDR. Tıbbi cihaz sektörünün son dönemde karşılaştığı en zorlayıcı konulardan bir tanesi.  Bu tüzüğün gerekliliklerini zamanında karşılayabilen üreticiler küresel rekabet avantajına sahip olacak. Fakat, klinik çalışma ortamı, insan gücü, akredite test ve laboratuvarlar gibi unsurlarının eksik kalması halinde üreticiler önemli finansal yükler ile karşı karşıya kalacak.

Özetle, üreticilerimizi ihracata yönlendirici ve ihracatlarını arttırıcı politikalar oluşturarak, teşvik ve destekleri arttırmamız gerekiyor.” dedi.

Daşcı: “Sayın Cumhurbaşkanımızın Sağlık Sanayicilerimizi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Misafir Etmesini Canı Gönülden İstiyor ve Bekliyoruz”

MÜSİAD Ankara Sağlık Kurul Başkanı Mustafa Daşcı, sanayicilerin başarılı olabilmesi için ilgili bakanlıkların, politika belirleyicilerin başarılı olması gerektiğini ifade ederek, “ülkemiz ve bütün dünya için üretiyoruz, ekonomimizin gelişimi için ticaret yapıyoruz. Üretimlerimizi ilk önce memleketimizin hizmetine sonra tüm insanlığın hizmetine sunuyoruz. Toplamda 145’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Bizim başarılı olmamız için sanayi bakanlığımızın, sağlık bakanlığımızın başarılı olması gerekir, bizim başarılı olmamız için eğitim sistemimizin başarılı olması gerekir. Biz ülkemizi yönetenlerin başarılı olması için elimizden geleni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın sağlık sanayicilerimizi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde misafir etmesini canı gönülden istiyor ve bekliyoruz.” dedi.

Daşcı, sağlık sanayi alanındaki sorunlara değinerek kamudan beklentilerini şöyle dile getirdi: “Geri ödeme listesindeki ürünlerin fiyat güncellemelerinin 6 ayda bir olmak üzere yılda 2 defa TEFE ve TÜFE oranlarına göre güncellenmesini istiyoruz.

Tüm ihale ve doğrudan temin yöntemiyle yapılan alımların ödeme sürelerinin kesin belirtilmesini, ikinci bir muğlak açıklamanın sözleşmelerde yer almamasını ve buna müsaade edilmemesini önemli talep ediyoruz. Vadeli alımlar satan kadar alanı da rahatsız etmeli, olmuyorsa tek taraflılık vardır, bu uzun vadede iki tarafa da zarar verir. Yerli ithal KDV orantısızlığı giderilmeli. 

Tıbbi malzeme ve ürün ihtiyaçları yerinde karşılanmalı. Bunu temin eden kurumla ilgili bizim bir sorunumuz olmaz. Gerek Sağlık Bakanlığı veya anlaşma yaptığı DMO, USHAŞ, verilen malın bedeli zamanında ödendiği müddetçe rekabet işlediği, teknik engeller oluşmadığı müddetçe bizim kimseyle ve kurumlarla sorunumuz olmaz. Onların başarılı olması için de elimizden gelen her desteğe hazırız.”