S.B. Bakan Yardımcısı Şuayip BİRİNCİ:
“10 Milyar Dolar Yakın Bir Hedef
10 Yıl İçerisinde Sağlık Sanayi Savunma Sanayini
Geçecek”
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı
Yunus ELİTAŞ:
“Ödemelerin 90 Gün İçerisinde Yapılmasına Dair
Çalışmalarımızı Tamamladık”
MÜSİAD Ankara
tarafından ilk kez düzenlenen “Sağlık Sanayi Kalkınma Zirvesi” yoğun bir
katılımla gerçekleştirildi. Sağlık, hazine, sanayi, sosyal hizmetler bakan
yardımcılarının da katıldığı açılış törenine kurum başkanları, genel müdürler
ve çok sayıda davetli katıldı. Açılışta
konuşan Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, “Firmalarımıza destek olursak,
kümeleşmeler daha güçlü hale gelirse, sektörler arası ilişki kuvvetlenirse
Maliye Bakanlığı da gerekli aksiyonu alacaktır. Ben 10 milyar dolar ihracatın
çok yakın bir hedef olduğunu düşünüyorum” dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Yunus
Elitaş ise, “sonuna kadar, hem bakanımız ve onun ekibi olarak bizler sizleri
destekleyeceğiz. Üniversite hastanelerinin 2021 borçlarının tamamı ödendi.
Sağlık Bakanlığı tarafında da SGK başkanlığımız aracılığıyla bir çalışma
yaptık. Sadece tıbbi cihaz sektörü değil bütün ödemelerde vadeleri 90 güne
kadar indirecek bir planlama yaptık.” şeklinde konuştu. Zirvenin açılış konuşmasını ise MÜSİAD Ankara
Sağlık Kurul Başkanı Mustafa Daşcı gerçekleştirdi.
MÜSİAD Ankara tarafından organize edilen, Sağlık
Yayıncılık’ın iletişim sponsorluğunu üstlendiği “Sağlık Sanayi Kalkınma
Zirvesi” yoğun bir katılımla Ankara’da gerçekleştirildi. 2 gün süren zirvede
sağlık sanayinin sorunları, kamu destekleri, geri ödeme sistemi, Avrupa Tıbbi
Cihaz Mevzuatı konuları ele alındı. Açılış konuşmalarının ardından bakan
yardımcıları ve davetliler medikal sanayicilerin stantlarını gezerek ürün ve
cihazlar hakkında bilgiler aldılar.
Birinci: “Bu
Organizasyona Şapka Çıkarmak İsterim”
Açılışta konuşan Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci,
organizasyondan övgüyle bahsederek, “Bu organizasyonu şapka çıkarmak isterim.
Öncelikle parayı verecek olan çağırılmış, ödeme listesine alacak olan
çağırılmış, destekleyecek çağrılmış, kullanacak olan çağırılmış. Birinci
toplantı için olağan üstü bir hazırlık” dedi.
Bakan Yardımcısı Birinci sağlık sisteminin ülkemizdeki
gelişiminden bahsederek, “Ülkemizin son 20 yılda neler yaptığını biliyoruz. 100
bin yatağı olan ve nitelikli yatağı 6800 olan bir ülke şuan yüzde 90’nı
nitelikli olan ve 15 yılda 100 bin yatağın yenisini yapan, 100 bin yataklık
kapalı sağlık tesisi yapabilen bir ülke. Bunu yaparken de yatak başına metre karesini
3 katına çıkaran bir ülke. 15 yılda yoğun bakım yatak sayısını 21 kat arttırdık.
Ben bunun sağlık endüstrisine de çok büyük enerji olduğunu düşünüyorum. Şuanda
sağlık verisini en iyi kullanan, en iyi paylaşan 3 ülkeden biriyiz. Dünya
birincisiyiz. Estonya, Finlandiya ve Türkiye. Karar destek sistemlerini
kullanmakta dünya birincisiyiz. Bütünsel
IT platformlarını oluşturmakta dünya birincisiyiz. Ben tıbbi cihaz tarafında da
çok iyi noktalara geleceğimizi düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“Sağlık Sanayi Yakın
bir Gelecekte Savunma Sanayini Geçecek”
10 Milyar dolar ihracatın sağlık sanayisi için yakın bir
hedef olduğunu söyleyen Şuayip Birinci, “Destek olursak firmalarımıza,
kümeleşmeler daha güçlü hale gelirse sektörler arası ilişki kuvvetlenirse, Maliye
Bakanlığı da gerekli aksiyonu alacaktır. Çünkü bu para Türkiye’ye dönecek. Ben
10 milyar doların çok yakın bir hedef olduğunu düşünüyorum. Gerçek bir rapora
göre gelecekte sağlık sanayisinin 10 yılda savunma sanayisini geçeceğine dair
değerlendirmeler var. Pandemi sırasında bu hız kazandı. 5-6 yılda bütün dünyada
sağlık sanayisi savunma sanayisini geçecek. Dünyada toplam emisyonun yüzde 4’ünü
sağlık sektörü oluşturuyor. Gelecekte sağlık sanayisine yatırım yapan
insanların yeşil ekonomiyi dikkate alması gerekiyor. Toplam sağlık
endüstrisinin yüzde 17’sini sağlık sisteminde çalışan fabrikalar oluşturuyor. O
sebeple hem yeşile hem de geleceğe hazırlık açısından iyi bir fırsat olduğunu
düşünüyorum. Ben gelecekten çok umutluyum.” dedi.
Elitaş: “Ödemelerde Vadeleri
90 Güne Kadar İndirecek Planlamayı Yaptık”
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Yunus Elitaş, son yıllarda
dünyada ve ülkemizde sağlık sanayinin en az savunma sanayi kadar hassas ve
önemli olduğunun görüldüğünü ifade ederek, “Pandemi döneminde uçaklardan
indirilen sağlık malzemelerine el koymaya varacak kadar skandal durumları
gördük, şahit olduk. Bu sağlık sektörünün ne kadar önemli olduğunu ve her zaman
desteklenmesi ve hazır tutulması gerekliliğini bize bir kere daha gösterdi. Çünkü
ne zaman ne ile karşılaşacağımızı Allahtan başka kimse bilmiyor.
Beşeri sermaye çok önemli. Sağlık çalışanlarımız çok
özveriyle çalışıyor ve çalışmaya devam ediyorlar. Tabi beklentileri var Sağlık Bakanlığı’ndan,
Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan. İnşallah
onları memnun edecek bir çalışma yapılıyor. Fiziki sermaye tarafı buradaki sektör
temsilcilerinin omuzlarında. Burada talebi yöneten ve yönlendiren en büyük otorite
devlet. En büyük alıcı kamu. Mustafa bey sağ olsun sık sık bizleri ziyaret
eder. Sektörün sorunlarına yönelik hızlı çözümler üretmeye çalışıyoruz. Yerli
ürün talebinin oluşturulması, bu şekilde sektörün yatırımlar yapması, ve Ar-Ge yapması
için gerekli.
Bu tür hassas sektörlerdeki yerli üretimin kıymetini önemini
bilen bir insan Sayın Bakanımız. Sonuna kadar Bakanımız ve onun ekibi olarak
bizler sizleri destekleyeceğiz. Vadelerle ilgili talepler oldu haklı olarak. Üniversite
hastanelerinin 2021 borçlarının tamamı ödendi. Sağlık Bakanlığı tarafında da
Sosyal Güvenlik Kurumu başkanlığımız aracılığıyla bir çalışma yaptık. Sadece
tıbbi cihaz değil bütün ödemelerde vadeleri 90 güne kadar indirecek planlamayı
yaptık. İnşallah bu hafta içinde Sağlık Bakanlığına ulaştırabilirsek hastaneler
döner sermayeler hızlıca ödemeleri planlayıp inşallah sektörümüzü rahatlatacaklar.”
şeklinde konuştu.
Soysal, “Yerli Üretime
Elimizden Gelen En Son Nokta İmkanlar Neyse Destek Olmamız Lazım. İmkanlarımızı
Zorlamamız Lazım”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Opr. Dr. Ertuğrul
Soysal, sağlık sanayinin geldiği noktayı görmekten mutluluk duyduğunu ifade
ederek, “Sağlık sanayinde yaşanan sorunları dinledim. Fakat nereden nereye
geldiğimizi de gururla dinledim. 25 yıllık hekimliğim var benim. Bırakın tıbbi cihazı,
sarf malzeme bile alırken kaliteli nitelikli yerli ürün bulma noktasında çok
zorlanıyorduk. Ankara Sağlık Sektör Başkanımız Mustafa Bey söyledi; ‘dernek
kurarken biz, 100 tane sağlık sanayinde üretim yapan iş adamı bulmakta zorlandık’
dedi. Bugün 2 binin üzerinde üretim yapan, Ar-Ge yapan sağlık sanayicisi kardeşlerimizden
bahsettiler. Hakikaten gurur verici bir gelişme. Dolayısıyla ben de bir
sağlıkçı olarak hekim olarak gelinen noktayı önemsiyorum ve emek verenleri
tebrik ediyorum. Tüm iş adamlarımıza başarılar diliyorum.
Sağlık Bakanlığımız, Sanayi Bakanlığımız, Maliye Bakanlığımız
burada ve başkanımızın söylediklerine kulak vermemiz lazım. Yerli üretime
elimizden gelen en son nokta imkanlar neyse destek olmamız lazım. İmkanlarımızı
zorlamamız lazım. Sistemi kırmamız lazım. Ar-Ge’sini yapmış, TİTCK gibi
kurumlarda gezip, dolanan bir çok arkadaşımı biliyorum, zorlandığını görüyorum.
Bana düşen bir görev olursa hazırım ama diğer bakan yardımcılarımdan,
bakanlarımızdan bu kardeşlerimize sahip çıkmalarını rica ediyorum.” dedi.
Büyükdede: “Tıbbi Cihaz
İhracatımız 2020 Yılında Bir Önceki Yıla Göre Yüzde 90’lık Bir Artış Gösterdi”
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, pandemi
sürecinde sağlık alanında yerli üretimin bir ülkenin sürdürülebilir ekonomik
performansında öneminin giderek güçlendiğini ve bu alanda ciddi adımlar
atılmasına neden olduğuna vurgu yaparak, “Türkiye’nin 2021’de tıbbi cihaz
ihracatında yüzde 0,33’lük pay ile 34’üncü sırada yer aldığı görülmektedir.
Bakanlığımız 2021 yılı sanayi sicil kayıtlarına baktığımızda 1200’e yakın
üretici firmanın sektörde faaliyet gösterdiğini ve bunların büyük bir kısmının KOBİ
ölçeğinde firmalar olduğunu görmekteyiz. Dünya’da da tıbbi cihaz sektöründe
faaliyet gösteren firmaların büyük bir kısmının KOBİ ölçeğinde olduğunu
görüyoruz. Tıbbi cihaz sektöründe yer alan KOBİ’lerin dünyadaki gelişmelere
hızla uyum sağlamaları ön plana çıkarken ekonomik yönden kırılganlıkları da bu
sektörde KOBİ’lerin ve startupların desteklenmesi gerektiğini ortaya
koymaktadır. Dünyada Covid-19 salgını sonrası
özellikle dış ticarette dengeler değişmiş ilaç ve tıbbi cihazların bundan
sonraki dönemlerde de en az savunma sanayisi kadar stratejik öneme sahip olduğu
ortaya çıkmıştır. Şuan savunma önde gidiyor ama sağlık onu yakalayacak. Pandemi
sürecinde sağlık alanında yerli üretimin bir ülkenin sürdürülebilir ekonomik
performansında önemi giderek güçlenmiş ve bu alanda ciddi adımlar atılmasına
neden olmuştur.” diye konuştu.
“Tıbbi Cihaz Sektörü
Pandemi Döneminde İhtiyaç Oluştuğunda Neler Yapabileceğini Gösterdi”
Büyükdede, Türkiye’nin pandemi döneminde sağlık sanayi olarak
başarılı bir sınav verdiğini dile getirerek, “Türkiye tıbbi cihaz sektörü
pandemi sürecinde maske ve diğer koruyucu ekipmanlar, solunum cihazlarının yanı
sıra bir çok tıbbi malzemenin hem ülke içi hem de dünyada arzını
gerçekleştirebilmiştir. Bu durum 2020 ticaret rakamlarını da yansımış
ihracatımız bir önceki yıla göre yüzde 90’lık bir artış göstermiştir. Bu sırada
elbette ithalatlarımız da artış göstermiş ancak ihracatın artış oranı çok daha
yüksek olmuştur. Almanya, Çin, Slovenya, Hollanda ve Brezilya başta olmak üzere
daha önce ihracatımızın düşük olduğu diğer ülkelere ihracat
gerçekleştirilmiştir. Bu sayede aslında tıbbi cihaz sektörümüzün ne kadar güçlü
olduğunu ve ihtiyaç olduğunda hızla hareket edebildiğini bir fırsat oluştuğunda
da sektörün çok daha iyi noktalara gidebileceği görülmüştür.” dedi.
Ülkelerin sosyal ve güvenlik harcamalarının giderek arttığının
altını çizen Bakan Yardımcısı Büyükdede, “Bunun yanı sıra bireylerin erişebilir
sürdürülebilir kaliteli sağlık hizmeti beklentisi de bulunmaktadır. Devletler
ise artan sağlık harcamaları ve sınırlı kaynaklar karşısında hastaların
sürdürebilir sağlık hizmeti gereksinimini karşılarken maliyet etkin yöntemleri kullanma
eğilimindedir. Bu durumda sağlık alanında yeni teknoloji çözümleri zorunlu
kılmaktadır. Sağlık alanında son yıllarda yaşanan teknolojik dönüşüm sağlık
endüstrilerinin yanı sıra sağlık hizmeti sağlayıcıları için de önemli fırsatlar
sunmaktadır. Bunlar arasında giyilebilir teknolojiler, mobil sağlık, medikal
nesnelerin interneti ve yapay zeka, büyük veri, robotik sistemler, 3D yazıcı
uygulamaları, biyoteknoloji ve nanoteknoloji ön plana çıkmaktadır.
Özellikle sağlık alanı başta olmak üzere pek çok
sektörde yerlileştirme çalışmalarının
mili teknoloji hamlesinin gerek kamu kurum ve kuruluşları gerekse sanayiciler
arasında organizasyon ve işbirliğinin ne kadar önemli olduğunu, bunun yanı sıra
gelecekte ön plana çıkacak alanlara şimdiden yatırım yapılması gerektiği
açıktır. Bakanlığımız teşvik ve destekler konusunda ilgili kuruluşları ile birlikte
her zaman sektörümüzün yanındadır.” şeklinde konuştu.
Çalışkan: “Yerli Ürün
Kullanımının Teşvik Edilmesinde Karar Vericilerimize Önemli Görevler Düşüyor”
MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Osman Çalışkan, pandemi
döneminde ülkelerin savaş ortamındaymış gibi hareket ettiğini, bu durumun
sağlık sanayinin önemini gözler önüne serdiğini söyledi. Çalışkan, “İktisadi
alanda sağlık sektörü de stratejik alanlardan biri. Sadece sanayisi ile değil
hizmet alanıyla da beraber önemli alanlardan biri olduğunu yakın dönemde günde
150-200 vefat sayılarıyla beraber ne kadar önemli olduğunu, neredeyse savaş
ortamını getirdiğini gördük. Bu alanda hazırlıklı olmamız gerektiğini bugünden
bilmeli ve gevşememeliyiz. Bununla ilgili cihaz yatırımlarını, ilaç
yatırımlarını, Ar-Ge faaliyetlerimizin hız kesmeden devam ettirilmesi
gerektiğine inanıyorum. Bunda şirketlerimize önemli görevler düştüğü gibi tabi ki
yöneticilerimizin desteklerinin ne kadar önemli olduğunu herkesin bildiğine
inanıyorum.” diye konuştu.
“İnisiyatif Alıp Yerli
Ürünleri Desteklememiz Gerekiyor”
Devletin yerli ürünü teşvik etmesi, yerli üreticiden ürün alarak
destek olmasının çok önemli olduğunu belirten Genel Başkan Yardımcısı Çalışkan,
“ Burada karar vericilerimize önemli görevler düşüyor. Sağlık sektöründe de
hala yabancı ürüne bağımlılık tarafını giderecek şeyin yerli üreticiden ürün
alma olduğunu tam olarak fark etmiş değiliz. Bu konuda yöneticilerimizin irade
göstermeleri gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyorum. Şirketlerimize sadece
hibe teşvik ve desteklerle değil bu destekleri vermeseniz bile sadece satın
alma bile o şirketlerimizi ileriye taşıyacaktır, güçlendirecektir. İnisiyatif alıp
yerli ürünleri desteklememiz gerekiyor.
Bazen denemeyle bile çok önemli destekler sarf edebilirsiniz.
Bir tıbbi cihazı bir hastaneye yerleştirerek onun üretimine çok önemli bir
katkıda bulunmuş olabilirsiniz. Ar-Ge sürecine çok önemli bir destek vermiş
olabilirsiniz. Ama hastaneye irade gösterici, karar vericinin izni olmadan o
cihazın alınması mümkün olmuyor çoğu zaman. Özellikle bu konuda yardımlarınızı
istiyoruz. Karar vericilerden özelikle rica ediyorum bu konuya lütfen eğilin.
Çünkü bir 5 yılımız daha bir 10 yılımız daha yeni bir salgın için olmayabilir.
Belki 6 ay sonra bunu tekrar yaşayabiliriz” dedi.
Bir ülkenin bir şeyi çok ucuz satarak büyük kazanımlar elde
edemeyeceğini vurgulayan Çalışkan, “Tercih edilmemizin nedenlerinde benim
dikkatimi çeken fiyat avantajı meselesi. Bir ülke bir şeyi çok ucuz satarak
büyük kazanımlar elde edemez. Nitelikli hizmeti yüksek fiyata satabilme
becerisi önemli burada. Yani, sağlık sektöründe de aynı şekilde ‘biz ucuzuz,
ucuz olduğumuz için tercih ediliyoruz’ gibi bir söylem benim hoşuma giden bir
söylem değil. Çünkü biz ucuzsak yüksek ciroyla bir şeyler yapmak durumundayız
demektir. Kalite ve yüksek fiyatla övünüyor olmamız gerekir. ‘En iyi en
kaliteli hizmeti en katma değerli fiyatla satıyoruz’ gibi bir söylemi
benimsememiz gerekir.” diye konuştu.
Küresel ticaret pazarından 10 milyar dolarlık pay almamız
gerektiğini belirten Çalışkan, “Şu anki ciromuz, payımız dünyada yüzde 1’e bile
gelmiyoruz. Bunu daha iyi hale getirmek için mücadele vermemiz gerektiği aşikar.
Kapasite olarak baktığımızda bugünkü cironun 2.5, 3 katına çok rahat şekilde
çıkılabileceği görünüyor. Ama kritik sektörlerde olduğu gibi bunda da sertifikasyon, yeni ürün geliştirme becerisi
ve referans konusu önemli hale geliyor. İnşallah bu eksiklerimizi
gidereceğimize inanıyorum.” şeklinde konuştu.
Yılmaz: “Sağlık
Sanayicimizin Rekabet Gücünü Arttırıcı Tedbirleri İvedilikle Hayata Geçirmek
Durumundayız”
MÜSİAD Ankara Başkanı Hasan Fehmi Yılmaz, sağlık sanayi
pazarını global firmaların domine ettiğini belirterek, “Rakipler çok güçlü. Dünya’da
sağlık sanayi pazarının neredeyse yarısı 10 şirketin elinde. Sağlık, zorlu
rakiplerin olduğu, rekabetin şirketlerimizi zorladığı bir alan. Tabi bir de
global anlamda yasal mevzuatlar da zorlayıcı unsurlardan bir tanesi. Bir
tarafta global firmalar, diğer yanda her türlü ürünü anında kopyalayıp veya
geliştirip ucuz insan gücüne dayalı üretimi ile Çin var. Bu sebeple sağlık
sanayicimizin rekabet gücünü arttırıcı tedbirleri ivedilikle hayata geçirmek
durumundayız.” dedi.
Devletin yerli ürün kullanımına sağladığı %15 fiyat avantajının
önemli bir destek unsuru olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Diğer ülkelerin kendi
üreticisini korumak için aldığı önlemleri biz de üreticimize sağlamak
durumundayız. Bir üreticinin yabancı bir ülkeye satış yapmasındaki zorluğu,
istenilen belge ve şartları, bekleme sürelerini biliyoruz. Fakat aynı şartları
yerine getirmelerini biz yabancı üreticilerden istiyor muyuz? Mesela ülkemizde
üretildiği halde dışarıdan gelecek ürünler için bir kota belirliyor muyuz? 3’üncü
Dünya ülkelerinin bize uyguladığı kuralları biz onlara uyguluyor muyuz? Hayır.
Şu anda üretmektense ithal etmek daha
avantajlı durumda, bunu tersine çevirmeliyiz. Üreticimizin rekabet gücünü
arttırıcı, yerli ürün kullanımını teşvik edici, muadili olan yabancı menşeili
ürünlere kota koyma gibi tedbirler yerli ürün kullanım oranımızı arttıracak,
ithalatı azaltacak ve dolayısıyla cari açık üzerinde olumlu bir etki
yapacaktır.” şeklinde konuştu.
Sağlık Sanayinin ana alıcısının kamu olduğunu belirten Hasan
Fehmi Yılmaz, “TÜİK verilerine göre genel devlet sağlık harcamasının toplam
sağlık harcamasına oranı 2020 yılında %79,2. Ülkemizde sağlık sanayinin ana
alıcısı kamu. Bu aslında şu demek, kamu
alımları yerli üretimi destekleyici anlamda organize edilebilirse veya
destekler arttırılırsa, bu, sağlık sanayine önemli bir itici unsur olarak
yansır. Pandemi döneminde çok iyi sınav veren sağlık sanayimiz, ekonomilerin
zayıfladığı dönemde ihracatlarıyla bu zor dönemi atlatmakta önemli rol oynadı. Dünya’ya
da her şeyi üretebildiğimizi ve ihtiyaçlara cevap verebileceğimizi gösterdik. Ülkemizdeki
sorunun üretmek değil ürettiğimizi ticarileştirmek olduğu ortaya çıkmış oldu.”
diye konuştu.
Rekabetin zor olduğu sağlık alanında daha fazla desteğe ihtiyaç
olduğunu ifade eden Yılmaz, “İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun kurulması, ürün
takip sisteminin getirilmesi, üretimin disipline ve kontrol edilmesi adına,
üretim standartlarının, kalitesinin yükseltilmesi adına çok önemli ve güzel
sonuçlar doğurdu. Evet, sağlık sanayimiz gelişiyor, devletimiz teşvik ve
destekleriyle üreticisinin yanında olduğunu hissettiriyor. Fakat rekabetin çok
zorlu olduğu bu alanda daha fazlasına ihtiyaç var.
Sağlık sanayinin önünde geliştirilmesi ve çözülmesi gereken
bazı konular var. Bunlardan bir tanesi, geri ödemelerin sözleşmelerde
belirtilen tarihlerde yapılması. Ödemeler düzene girdiği zaman üretici yatırım
ve ürün geliştirme için planlama yapabilir duruma gelecektir.
Şuan üreticiyi zorlayan konulardan bir tanesi de Avrupa Birliği
Tıbbi Cihaz Tüzüğü-MDR. Tıbbi cihaz sektörünün son dönemde karşılaştığı en
zorlayıcı konulardan bir tanesi. Bu
tüzüğün gerekliliklerini zamanında karşılayabilen üreticiler küresel rekabet
avantajına sahip olacak. Fakat, klinik çalışma ortamı, insan gücü, akredite
test ve laboratuvarlar gibi unsurlarının eksik kalması halinde üreticiler
önemli finansal yükler ile karşı karşıya kalacak.
Özetle, üreticilerimizi ihracata yönlendirici ve
ihracatlarını arttırıcı politikalar oluşturarak, teşvik ve destekleri
arttırmamız gerekiyor.” dedi.
Daşcı: “Sayın
Cumhurbaşkanımızın Sağlık Sanayicilerimizi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde
Misafir Etmesini Canı Gönülden İstiyor ve Bekliyoruz”
MÜSİAD Ankara Sağlık Kurul Başkanı Mustafa Daşcı,
sanayicilerin başarılı olabilmesi için ilgili bakanlıkların, politika
belirleyicilerin başarılı olması gerektiğini ifade ederek, “ülkemiz ve bütün
dünya için üretiyoruz, ekonomimizin gelişimi için ticaret yapıyoruz. Üretimlerimizi
ilk önce memleketimizin hizmetine sonra tüm insanlığın hizmetine sunuyoruz. Toplamda
145’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Bizim başarılı olmamız için
sanayi bakanlığımızın, sağlık bakanlığımızın başarılı olması gerekir, bizim
başarılı olmamız için eğitim sistemimizin başarılı olması gerekir. Biz ülkemizi
yönetenlerin başarılı olması için elimizden geleni yapıyoruz ve yapmaya devam
edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın sağlık sanayicilerimizi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde
misafir etmesini canı gönülden istiyor ve bekliyoruz.” dedi.
Daşcı, sağlık sanayi alanındaki sorunlara değinerek kamudan
beklentilerini şöyle dile getirdi: “Geri ödeme listesindeki ürünlerin fiyat
güncellemelerinin 6 ayda bir olmak üzere yılda 2 defa TEFE ve TÜFE oranlarına
göre güncellenmesini istiyoruz.
Tüm ihale ve doğrudan temin yöntemiyle yapılan alımların ödeme
sürelerinin kesin belirtilmesini, ikinci bir muğlak açıklamanın sözleşmelerde
yer almamasını ve buna müsaade edilmemesini önemli talep ediyoruz. Vadeli
alımlar satan kadar alanı da rahatsız etmeli, olmuyorsa tek taraflılık vardır,
bu uzun vadede iki tarafa da zarar verir. Yerli ithal KDV orantısızlığı
giderilmeli.
Tıbbi malzeme ve ürün ihtiyaçları yerinde karşılanmalı. Bunu
temin eden kurumla ilgili bizim bir sorunumuz olmaz. Gerek Sağlık Bakanlığı
veya anlaşma yaptığı DMO, USHAŞ, verilen malın bedeli zamanında ödendiği
müddetçe rekabet işlediği, teknik engeller oluşmadığı müddetçe bizim kimseyle
ve kurumlarla sorunumuz olmaz. Onların başarılı olması için de elimizden gelen
her desteğe hazırız.”