Özellikle
kış aylarında, ciltte bir türlü hafiflemeyen kaşıntı hissi, kuruluk, kızarıklık
ile döküntüler, enfeksiyona yol açan bir cilt hastalığı olan atopik dermatit, daha yaygın bir ifadeyle egzamaya
işaret edebiliyor. Egzama, cildin içten alınan veya dıştan temas eden bazı
maddelere karşı, tıpkı yabancı maddeyi reddetme gibi bir korunma mekanizması
şeklinde ortaya çıkıyor. Her yaş grubunda görülen egzamaya bünyesi alerjiye
yatkın kişilerde rastlanıyor ve hemen her madde herhangi bir kişi için alerjik
olabiliyor. Cilt kaşıntısının kalınlaşmış deriye ve cilt yüzeyinde açık
kesiklere yol açabileceğini belirten Acıbadem International Hastanesi
Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Baransu, “Kızarıklık ve çatlak cilt görünümü
bir dereceye kadar rahatsız edici olsa da esas sıkıntı yoğun kaşıntı hissidir.
El ve ayak derisindeki sertleşme ile elastikiyet kaybının yanı sıra bunlara
bağlı oluşan çatlaklar yaşam kalitesini bozabilir. Özellikle kışın cildin kuruması
nedeniyle daha fazla egzama şikayeti ortaya çıkar. Bu nedenle cildi soğuktan
korumak ve nemli tutmak çok önemlidir” diyor.
Çoğunlukla kuru bir cilt ve kalınlaşma ilk
belirti
Bebek ve
küçük çocuklarda; genellikle dirsek, diz, kafa derisi ve yüz bölgelerinde
görülen lezyonlar daha büyük çocuklar ile yetişkinlerde ise çoğunlukla eller,
ayaklar, kol içleri ve dizlerin arkasında ortaya çıkıyor. Yeni doğan bebeklerde
anneden emzirme yoluyla gelen alerjenler
etkili olabildiği gibi, kumaşlarda kullanılan temizlik malzemeleri, alt
bezleri, krem gibi bazı kozmetik maddeler de etken olabiliyor. Egzamanın
belirtileri çok farklı olsa da
genellikle, “Kuru ve pullu lezyonlar, kuru bir cilt, ciltte kalınlaşma, kızarma
ile şişlik, cilt renginde değişiklikler, duyarlılık, hassasiyet ile kaşıma esnasında
ciltte oluşan yaralanmalar” olarak görülüyor. Alerjik bünyelerde deride nem
tutan proteinlerde oluşan anormallik, nemin azlığına neden olabiliyor. Hem bu
nem azlığı nedeniyle hem de özellikle kış aylarında, soğuk hava ile rüzgarın da
etkisiyle durum daha da kötüleşebiliyor. Yine ter, kendi başına alerjik
olabileceği gibi, kumaşlardaki alerjenleri deriyle temasa geçirerek etki
edebiliyor. Aynı şekilde, gözyaşı ve tükürük de alerjen olabiliyor. Bazı
kozmetik ürünler temas ettikleri el veya yüz gibi yerlerde reaksiyon
gösterebiliyor. Ayrıca stres de egzama için çok önemli bir uyarıcı faktör
olarak kabul ediliyor.
Bol su için, cildin nemini koruyun
Vücudumuzun
yüz ile eller gibi havayla temas eden kısımlarını soğuktan ve rüzgardan
sakınmak gerektiğinin altını çizen Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Baransu,
şunları söylüyor: “Havanın soğuduğu ve nem oranının azaldığı kış ayları egzama
şikayetlerini artırır. Dışarıdaki soğuk
havadan içerideki sıcak ve kuru havaya geçiş, kapalı ısıtma sistemlerinin odalardaki
havayı kurutması, kalın kıyafetlerin giyilmesi ve sıcak banyo uygulaması da
egzamayı tetikler” Bu nedenle yünlü kıyafet yerine pamuklu kıyafetlerin tercih
edilmesi, bol su içilmesi, sıcak banyodan kaçınılması, uygun kozmetik ürünler
ile cildin neminin korunması öneriliyor.
Tedavi egzamanın türüne göre belirleniyor
Terlemede ve
kurumada ilk hedefin uygun nemlendirici ürünler ile derinin nemini ve direncini
artırmak olduğuna dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Baransu, “Alerji
yapan unsurlardan uzak durmak ve olabildiğince az kozmetik kullanmak da
önemlidir. Bilinenin aksine; elleri çok sık yıkamak, derinin koruyucu
tabakasını bozacağından sakıncalıdır. Nemlendiriciler yağlı bölgelerde su
bazlı, çok kuru yerlerde daha yağlı seçilmelidir” diyor. Egzamanın kesin bir
tedavisi olmasa bile içten ve dıştan tedavilerle kaşıntı kontrol altına
alınarak, enfeksiyon önlenebiliyor, ancak buna rağmen hastalık tekrar
edebiliyor. Tedavi yöntemi egzamanın türüne göre belirleniyor. Kontrol altına
alınamayan egzama ve diğer alerjik durumlarda alerji uzmanlarından destek
alınması tavsiye ediliyor.