Olumsuz çevre koşulları ve
tarım alanlarının kontrolsüz ilaçlanması, arı popülasyonuna ve balın kalitesine
zarar veren iki önemli etken. Çiftçilerimiz, iyi tarım ilacı kullanımı ve
ilaçlamanın arıların uçmayacağı gece saatlerinde yapılması konularında teşvik
edilmeli ve denetlenmeli” dedi.
Arılar,
insan neslinin devamı için kritik öneme sahip canlılardır. Arıların 100 milyon
yıldır dünyada olduğu kabul ediliyor. İnsanlığın tarihi ise sadece 300 bin yıl.
Soframıza gelen her 3 gıdadan biri arılar sayesinde üretiliyor; gıdaların yüzde
90’ı, 82 farklı bitki türünden elde ediliyor. Bu 82 türün 63’ü ise arılar
tarafından tozlaştırılarak tohumları çevreye saçılıyor. İklim değişikliği,
yanlış, bilinçsiz ve kontrolsüz tarımsal ilaçlama, kirli su kaynakları gibi olumsuz
etkenler arı popülasyonunu azaltırken, bizleri de çok değerli bir besin kaynağı
olan arı ürünlerinden mahrum bırakıyor. Oysa dünya üzerinde bozulmadan,
değerlerini koruyarak uzun yıllar kalabilen ender besinlerden biridir bal...
Arıların
önemini vurgulamak ve bu konuda farkındalık yaratmak için tüm dünyada her yıl
20 Mayıs, “Dünya Arı Günü” olarak kutlanıyor. Yarım asıra yakın bir süredir, arılar
ve arıcılığın geliştirilmesi için çaba sarf eden Türkiye’nin bir numaralı bal
markası Balparmak’ ın Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak da Dünya Arı
Günü’nde bu konuya dikkat çekti. Altıparmak, “Bir bal
arısı polen ve nektar toplamak için kovanından 80 km² alanda uçabiliyor. Bu
nedenle olumsuz çevre koşulları ve tarım alanlarının kontrolsüz ilaçlanması,
arı popülasyonuna ve arı ürünlerinin kalitesine önemli oranda etki ediyor.
Doğanın sürdürülebilirliği için ciddi önlemler alınması gerekiyor” dedi.
Doğayla
dost, ekolojik tarım ilaçlarının kullanımı teşvik edilmeli
Arı
varlığının korunması için acil önlem alınması gerektiğine işaret eden
Altıparmak, çiftçilerin, iyi tarım ilacı kullanımı ve ilaçlamanın arıların
uçmayacağı gece saatlerinde yapılması konularında teşvik edilebileceğini belirtti.
Kamu otoritelerinin bu konudaki denetimleri artırmasının da önemini vurgulayan
Altıparmak, “Ekosisteme ciddi etkileri olan tarım ilaçları maalesef ülkemizde
de yaygın bir şekilde kullanılıyor. Zehirli kimyasallar içeren ilaçlar
kullanmayan, doğayla uyumlu ekolojik üretim yapan üreticilerin desteklenmesi ve
çoğalması bu nedenle çok önemli. İlgili kurumlar ve karar vericiler, bu
konudaki yaptırımları ülkemizde de hızlıca uygulamalı, denetim ve
bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık vermeli ve ekolojik, doğayla dost,
sürdürülebilir yöntemleri teşvik etmeli” şeklinde konuştu.
Dünyanın
en kadim emekçileri olan arıların günü kutlu olsun!
Arıların,
yeryüzünün en eski sakinlerinden biri olduğunu vurgulayan Altıparmak, şunları
söyledi: “Dünyadaki varlıkları
insanoğlundan da öncesine dayanan ve dünyayı tam anlamıyla “çekip çeviren”
arılara ne kadar teşekkür etsek az... Arıları korumak adına atacağımız doğru
adımlarla, sadece onların değil; tüm dünyanın geleceği için daha iyi koşullar
yaratmak mümkün! Çünkü arı olmazsa tozlaşma olmaz, bitki olmaz, hayvan olmaz,
sonunda da insan olmaz. Dünyanın en lezzetli doğal besinlerinden birinin
üreticisi olan arılar, sıra dışı yaşam döngüleri ve koloni yapılarıyla,
canlılar aleminin en merak uyandırıcı varlıkları arasında yer alıyor. Bu minik
canlılar, yaşam döngüleri boyunca doğanın sürdürülebilirliğine önemli bir katkı
sunuyor. Arı popülasyonunun gezegenimizdeki rolünü tüm nesillere anlatabilmek
için hala atılması gereken çok fazla adım var. 2017 yılından beri her yıl, dünya
genelinde düzenlenen Dünya Arı Günü kutlamaları, şimdiye dek arı ve ekosistem
ilişkisine dair farkındalık yaratmak amacıyla atılmış en kapsamlı adımlar
arasında yer alıyor.”
Arıcılık
mesleği hileli ballar yüzünden yaşlanıyor!
Arıcıların,
piyasada satılan hileli ballardan dolayı oluşan haksız rekabetle başa çıkmakta
zorlandıklarını kaydeden Altıparmak, “Yaklaşık
yarım asırdır arıların varlığının korunması ve arıcılık mesleğinin gelişimi
için çalışıyoruz, balda yapılan hileler nedeniyle tüketici kadar, işini alın
teriyle yapan emektar arıcılar da zarar görüyor. Türkiye, arı popülasyonu
bakımından dünyanın ilk on ülkesi arasında yer alıyor. Arıcılık ülkemizde yan
ürünleriyle beraber oldukça geniş bir istihdam ortamı sağlıyor. Arıcılığın
babadan evlatlara geçmesi, ailenin arıcılıktan geçimini sağlaması çok önemli.
Oldukça meşakkatli olan bu mesleğe bir de mücadele edilmesi gereken taklit ve
tağşiş sorunu eklendi. İşini hakkıyla yapan arıcılarımız, piyasada satılan
hileli ballarla rekabet etmeye çalışıyor. Bu yorucu mücadele nedeniyle zaten
zorlu olan mesleğin karlılığı da azalmaya başladığı için arıcılık artık genç
aileler tarafından tercih edilmiyor, yani arıcılık mesleği yaşlanıyor. Bu riski
görüp, 2018 yılında Balparmak Arıcılık Akademisini hayata geçirerek kadın ve
genç arıcıların mesleğe kazandırılması misyonunu üstlendik. Kırsal kalkınma
bölgelerindeki kadın ve gençlerin arıcılığa kazandırılması ve arıcılık
mesleğinin sürdürülebilirliğine destek olmayı amaçladık. Bugüne kadar yüz yüze
eğitimlerle 700, online eğitimlerle de 700’den fazla kadın ve gence ulaşmayı
başardık. Eğitimlerimizde, katma değerli arı ürünlerinin daha verimli ve
kaliteli bir şekilde üretilmesinin yanı sıra, modern arıcılık teknikleri
eğitimleriyle arıcılıkta verimliliği ve kaliteyi artırmaya yönelik olarak ‘doğru
bilinen yanlışları’ düzeltmeye çalışıyoruz. Eğitimlerimiz sayesinde arıcılık
mesleğini genç nesillere özendirmeyi ve hane gelirlerini artırmayı amaçlıyoruz"
dedi.
En
fazla hileye maruz kalan gıda ürünü bal
EFSA tarafından yapılan araştırmaya göre, gıda ürünleri arasında en fazla hileye maruz kalanlardan biri olan balın, doğalına ulaşmak ve sofralara sunulana kadar doğallığını korumak için büyük mücadele verdiklerini vurgulayan Altıparmak, balda taklit ve tağşişin, yani hilenin analiz edilmesi konusunda tüm dünyada bir ilk olan buluşlar gerçekleştirdiklerini belirtti. Gıda güvenliğini, markalaşmanın temel unsuru olarak gördüğünü belirten Altıparmak, sözlerine şöyle devam etti: “Ülkemizde açıkta satılan ballar veya denetim eksiği olan ürünlerin raflarda yer almasıyla mücadele ediyoruz. Balparmak AR-GE Merkezimize yaptığımız teknolojik yatırımlar ve farklı disiplinlerden oluşan uzman akademisyen kadromuz sayesinde hileli bal olarak kayıtlara geçen mısır, pancar, pirinç, agave gibi şeker şuruplarından elde edilen ve bal diye satılan her türlü ürünü tespit edebiliyoruz. Ayrıca bu şuruplardan elde edilen hileli bala gerçek bal algısı vermek amacıyla katılan gıda boyalarını ve enzim katkılarının varlığını, doğruluğu yüksek ve hassas bir formatta tespit edebiliyoruz. Bu mücadeleyi hem tüketiciyi korumak hem de işini hakkıyla, alın teriyle yapan arıcının emeğini korumak için veriyoruz” dedi.