Erişkin Bağışıklama Çalışma Grubunun Ankara’da düzenlediği (8 Eylül Cuma) 8’inci Ulusal Erişkin Bağışıklama
Simpozyumu’nda erişkin aşılamaları konuşuldu. Şenol sempozyum öncesinde
sorularımızı yanıtladı. Türkiye’de aşılama trafiğinin 11 yaşından itibaren
büyük bir kesintiye uğradığını hatırlatan Şenol, “Bu kabul edilemeyecek ortaçağ hastalıklarına yol açıyor. Diğer yandan
erişkinler aşıları bulunan zatürre ve gripten hala çok ölüyorlar” dedi.
Aşıların insan ömrünü uzatan önemli faktörlerden biri olduğunu ve bulaşıcı
hastalıklara karşı başarılı aşılamaların, bulaşıcı olmayan hastalıkların
(kalp-damar hastalıkları, Alzheimer, kanser, inme gibi) ortaya çıkmasına neden
olduğunu ifade etti. Erişkin aşılamasının Türkiye'de yetersiz olduğunu ve risk
gruplarına (65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar, bağışıklık sistemi
zayıflayanlar, kanser hastaları, gebeler) daha fazla önem verilmesi gerektiğini
söyledi. Ayrıca, çocukluk döneminde yapılan aşıların koruma düzeylerinin gözden
geçirilmesi ve gerekirse yeniden aşılanması gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Şenol, 65 yaşından sonra bağışıklık sisteminin
zayıfladığını ve doğal enfeksiyonların kalıcı bağışıklık sağlamadığını
açıkladı. Bu nedenle grip, zatürre, Covid gibi hastalıklarda aşıların önemini
vurguladı. Türkiye'de aşılamada ciddi eksiklikler olduğunu belirten Şenol,
özellikle grip aşısının yetersiz kullanıldığını ve bu nedenle kronik hastalığı
olanların risk altında olduğunu ifade etti.
Erişkin aşılamasına yönelik bir politika eksikliği olduğunu
belirten Şenol, sağlık okuryazarlığının düşük olduğunu ve sağlık bakanlığının
gerçekleri örttüğünü söyledi. Ayrıca, aşılarla ilgili yanlış bilgilendirme ve
safsatacılığın yaygın olduğunu ifade etti. Son olarak, aşılamaların ülke
ekonomisine de katkı sağlayacağını belirten Şenol, Türkiye'nin kendi aşılarını
üretememesini eleştirdi ve grip gibi aşıların uzun süredir üretildiğini ve
neden üretilmediğini sordu.
Şenol, aşılarla ilgili doğru bilgiye ulaşmanın önemli
olduğunu ve güvenilir sağlık kuruluşlarının önerilerini takip etmenin önemli
olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Esin Şenol, 65 yaş üstü kişilerin grip, zatürre ve
zona aşılarını yaptırmaları gerektiğini vurguluyor. Aşıların insan ömrünü
uzattığını ve bulaşıcı olmayan hastalıkları önlediğini belirtiyor. Türkiye'de
erişkin aşılaması eksik ve politikası yok. Sağlık okuryazarlığı düşük, yanlış
bilgilendirme yaygın. Aşılar ekonomiye de katkı sağlar. Güvenilir sağlık
kuruluşlarının önerileri takip edilmeli.
Aşılamak ülke ekonomisine kazandırır
Kamucu sağlık yönetiminin aşılamadan yana olduğunu belirten
Şenol, “Tedavi edici hekimliği
bütün kapitalist yönetimler destekliyor. Birebir ilaç üretim süreçlerinin içine
giriyorlar. Aşılanmak ise koruyucu, kamucu bir sağlık hizmeti. Bir aşıyla,
örneğin kızamık hastalığına harcanacak milyonlarca lirayı ülke olarak cebinizde
tutarsınız” dedi.
Türkiye aşı üretmiyor. Pandemide çok tartışılan Turcovac
aşısı üretmişti. Son varyantlarda etkili değil. Bu aşı için harcanan enerji ve
kaynakla örneğin grip aşısı üretilebileceğini belirten Şenol, “Türkiye’nin bir zatürre ya da grip aşısı
üretememesi çok ayıp. Grip aşısı 100 yıldır üretiliyor. Önleri açılsa insanlar
kendi üretecek. Neden üretilmediğini konuşmamız lazım” dedi.
Şenol mevcut aşıların da çok zor ve zamanları geçirilerek
elde edilebildiğini söyledi ve ekledi:
“Bakanlık kaynağını bilmediğimiz aşılar getiriyor. Mesela gripte 2-3 tür aşı
dağıtıyorlar. Çok azı Dünya Sağlık Örgütü ya da ilgili kuruluşların onayladığı
üretim merkezlerinden çıkanlar. Bakanlığın kendi ithal ettiği aşılarla ilgili
bir sıkıntı yoktur diye düşünüyoruz ama neden böyle bir tercihte buluyor?
Üstelik bunları ucuza da değil, daha pahalıya alıyor.”
Şenol son olarak, aşıyla ilgili yalan-yanlış haberlerle
bilgi kirliliği yaratanların değil, Türk Tabipleri Birliği, Türk Toraks,
KLİMİK, Halk Sağlığı Uzmanları Derneğinin (HASUDER) izlenmesini önerdi.