Çevre,
genetik, üreme fonksiyonlarındaki problemler ve yaşam tarzı gibi birçok faktöre
bağlı olarak küresel bir sağlık sorununa dönüşen kısırlık, tüp bebek gibi
tedavi yöntemlerine talebi artırıyor. Araştırma ve danışmanlık şirketi
Exactitude Consultancy’nin yayımladığı rapora
göre, dünyada her yıl 2,5 milyondan fazla tüp bebek tedavisi uygulanırken, teknolojinin
hızla gelişmesiyle birlikte başarı oranı da artıyor. Toplumun tüp bebek
prosedürleri hakkında daha fazla farkındalık kazandığını belirten Kadın
Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Hakan Özörnek, tüp bebek tedavisinin
geleceğine ışık tuttu.
Tüp bebekte yapay zeka dönemi başladı
Amerikan
Tıp Merkezi bünyesindeki tıp merkezinde görev yapan Dr. Hakan Özörnek,
“Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte tüp bebek tedavisindeki başarı oranı
da artıyor. Bunun başında elbette son dönemde pek çok alanda uygulanan yapay
zeka (YZ) teknolojisi geliyor. Tüp bebek tedavisinde YZ, sperm ve embriyo
seçimi, gebelik olasılıklarını tahmin etme ve tedavi süreçlerinin optimize
edilmesi gibi alanlarda kullanılıyor. Tedavi sırasında ideal dozun
belirlenmesi, yumurta çatlatma zamanının tespiti konularında değerlendiriliyor”
dedi.
Tüp bebek tedavisinin yöntemlerine dair bilgi veren Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Hakan Özörnek, “Menapoza girmiş, yumurtası kalmamış kadınlar veya sperm üretimi olmayan erkekler için günümüzde donasyon veya evlat edinme seçenekleri dışında pek bir seçenek bulunmuyor. Vücut hücrelerinden yumurta veya sperm elde edilmesi ile kişilerin genetik olarak kendilerine ait çocuklarının olması gelecekte mümkün olacak. Özellikle Japonya’da hayvanlarla uzun yıllardır yapılan deneyler, en azından şimdilik sperm elde edilmesinde yüz güldürücü sonuçlara ulaşılmasını sağladı. Yakın bir gelecekte insana da uygulanabilecek bu yöntemler, döl hücreleri olmayan çiftlerin de anne baba olmalarına olanak tanıyacak” ifadelerini kullandı.
“Hastalar, yüksek maliyetlerden kurtulacak”
Son
40 yıl içinde tüp bebek tedavisi ile ilgili ilaç sektöründe büyük ilerlemeler
kaydedildiğine de dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Hakan
Özörnek, “Etkili ilaçlar sayesinde, tedavi süresi kısalırken enjekte edilen
ilaç sayısı da düşmeye başladı. Kas içi enjeksiyonlar, yerini hastaların
kendilerinin uygulayabildiği cilt altı enjeksiyonlara bıraktı. Sektörün yeni
hedefi, ağızdan alınan ilaçlar sayesinde hastalarımızı enjeksiyon külfetinden
tamamen kurtarmak. Bu sayede, hastaların tedaviye uyumu kolaylaşacağı gibi ilaç
maliyetleri de azaltılacak” diyerek sözlerine şunları ekledi:
“Anne adayına yerleştireceğimiz embriyoların kromozomlarını sayısal olarak uzunca bir süredir inceleyebiliyoruz. Yine ailede olan kalıtsal bir hastalığı da tespit etmemiz mümkün. Nitekim, kromozomların yapısal anomalileri de günümüzde taranabilmekte. Bir sonraki basamak olarak embriyoların gelecekte karşılaşabilecekleri kronik hastalıkların tanınabilmesi üzerine çalışılıyor. Böylece, diabet, parkinson, alzheimer gibi hastalıkların yanı sıra bazı kanser türlerini de tanıyarak en sağlıklı yaşam sürecek embriyoyu tespit etmek yakın bir gelecekte mümkün olacak. Hastalıklardan arındırılmış bebekler sayesinde, gelecek neslin çok daha uzun bir hayat süreceğini öngörmek çok da yanlış olmayacaktır.”
“10 ile 20 yılda %100 başarı hedefine ulaşılacak”
Tüp
bebek tedavisinde hedefin daima %100 başarı olduğunun altını çizen Dr. Hakan
Özörnek, “Her bir hastamızın ilk tedavide evine bebeğiyle dönmesini istiyoruz.
Yumurta, sperm, embriyo gelişimi ve rahim embriyo arasındaki iletişimi
çözdüğümüz gün %100 gebelik şansından da bahsedebileceğiz. Bu hedefe ulaşmak
için her yıl binlerce çalışma yapılıyor. Tüp bebek tedavisi uygulamaya
başladığım bundan 30 yıl önce %20 gebelik oranından bahsediyorduk. Şu anda bu
oran %60 ila 70’lere ulaştı. En azından bir grup hasta için %100 hedefine
önümüzdeki 10 ila 20 yılda ulaşmak mümkün görünüyor” şeklinde konuştu.
Tüp bebek tedavisinin büyük kısmı artık evde yapılabiliyor
Amerikan
Tıp Merkezi bünyesindeki tıp merkezinde görev yapan Dr. Hakan Özörnek,
sözlerini şöyle sonlandırdı: “Tüp bebek tedavileri, artık evde bile
yapılabilirken hastaları daha kolay bir süreç bekliyor. Hastalar evlerinden
bağlanarak doktorlarıyla birebir görüşüyor, tahlil ve filmleri hakkında sorular
soruyor ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi alıyor. Son yıllarda geliştirilen
ve hastanın evde kendi başına ultrason yapabilmesini sağlayan sistemler ve evde
yapılabilen hormon testleri sayesinde artık hastalar tedavi sürecinin büyük
bölümünde kliniklere gelmeden tamamlayabiliyor. Bu da süreci konforlu
tedavilere dönüştürüyor.”