Hiperaktivite, dikkat eksikliği, öğrenme ve konuşma bozuklukları, otizm… Çocukların beyin gelişiminde ve sinir sistemi işlevlerinde ortaya çıkan aksaklıklarla ilişkili olan ve nörogelişimsel bozukluk olarak adlandırılan bu tablolar oldukça sık görülüyor. Genetik yatkınlık, epigenetik ve birçok çevresel faktörlerin görülme riskini artırdığı nörogelişimsel bozukluklar genellikle çocukluk çağında başlıyor ve erkek bireylerde daha sık gözlemleniyor. Bu bozukluklar çocukluk çağında belirginleşip, bilişsel, sosyal, duygusal veya motor becerilerde zorluklara yol açabiliyor. Her 10 çocuktan birinde nörogelişimsel bozukluk görülüyorken, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çocukların % 5-7’inde kendini gösteriyor ve 36 çocuktan 1’inde otizm şeklinde ortaya çıkıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Bölümü’nden Uz. Dr. İbrahim Zeyrek, nörogelişimsel bozukluklar hakkında en çok merak edilen soruların yanıtlarını paylaştı.
Akranlarla iletişim kurmada zorluklar
gözlemlenebiliyor
Ebeveynlerin
en çok merak ettiği konuların başında nörogelişimsel bozuklukların belirtileri
ve nedenleri gelmektedir. Bir uzmandan profesyonel yardım almadan önce anne ve
baba adaylarının gözlem sonucu bir uzmana danışmalı mıyız? Sorusunun cevabını
hangi sorularla arayacağı hususu önem taşımaktadır. Belirtiler bozukluğun
türüne göre değişiklik gösterse de genel olarak iletişim ve sosyal etkileşimde
zorluk, konuşmada gecikme, dikkat dağınıklığı, hiperaktivite ve dürtüsellik,
akademik becerilerde zorlanma, motor becerilerde koordinasyon eksikliği,
davranışlarda tekrarlayıcılık veya sınırlı ilgi alanları ile gelişimsel
kilometre taşlarını geç tamamlama olarak sayılabilmektedir.
Birbirinden farklı nörogelişimsel
bozukluklar saptanabilir
En sık
görülen nörogelişimsel bozukluklar arasında otizm spektrum bozukluğu (OSB),
dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (dehb), öğrenme güçlükleri
(disleksi, diskalkuli, disgrafi), zihinsel yetersizlik, dil ve konuşma
bozuklukları ile tik bozuklukları yer almktadır. Bu bozuklukların genellikle
önemli bir kısmı yaşam boyu devam eder. Ancak semptomların şiddeti zamanla
değişebilir. Erken müdahale ve sürekli destekle bireylerin bağımsızlık ve
işlevsellik seviyeleri artırılabilir. Pek çok nörogelişimsel bozuklukta genetik
faktörlerin önemli bir rolü vardır. Ancak çevresel faktörler, beyin gelişimini
etkileyen prenatal (doğum öncesi) ve perinatal (doğum sırasındaki) durumlar da
etkili olabilmektedir. Özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda
genetiğin rolü çok büyüktür. DEHB’de genetik faktörlerin rolü %70-80
civarındadır. Otizmde 800 den fazla gen sorumlu bulunmuştur. Ancak çoğu vaka
sporadik olarak sonradan oluşmaktadır. Zihinsel yetersizlikte genetik kökenli
vakaların %30-35’inde etken saptanabilmektedir. Saptanabilen genetik nedenler
arasında en sık görülenler Down Sendromu ve Frajil X Sendromudur. Özgül öğrenme
bozukluğunda da klinik örneklemde yüksek düzeyde genetik nedenler tespit
edilmiştir.
Erken tanı bireysel bağımsızlık ve
işlevsellik sürdürmeyi mümkün kılıyor
Nörogelişimsel
bozukluklarda erken tanı ve müdahale sağlıklı bir gelişim süreci için kritik
öneme sahiptir. Çocuğun gelişimini destekleyen bireyselleştirilmiş eğitim ve
terapi planları, uzun vadeli sonuçları olumlu yönde etkilemektedir. İlk 5 yaş beyin
gelişimi açısından kritik önem arz eder daha fazla olmaktadır. Uygun tedavi ve
müdahalelerle bireyin işlevselliği ve yaşam kalitesi önemli ölçüde
artırılabilir. Özelikle otizmde erken ve yoğun özel eğitimin önemi çok
büyüktür. Özel eğitim, konuşma terapisi, davranış terapisi, ilaç tedavisi
(özellikle DEHB, otizmde eş hastalık durumunda ve bazı tik bozuklukları için)
ve aile eğitimi destek programları erken müdahale ile çocuğun hayatta tek
başına bazı becerileri kazanması ve hayata adapte olması şansını artırmaktadır.
(BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)