Bizi Takip Edin

Sağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!

Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.

Habere Git

D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi

D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi

Habere Git

Kan Testiyle Erken Evre Pankreas Kanserinin Yüzde 90’ı Tespit Edilebiliyor

Kan Testiyle Erken Evre Pankreas Kanserinin Yüzde 90’ı Tespit Edilebiliyor

Habere Git
SAYI: 351 | TEMMUZ 2026

351. Sayı

Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.

Dijital Okuma
PDF İndirme Seçeneği
İnteraktif Flipbook
351. Sayı

CANLI YAYIN TAKVİMİ

TÜMÜNÜ GÖR >
01
Nis
Prş
10:00 CANLI

OHSAD Kurultayı – Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları

Prof. Dr. Kemal Memişoğlu - T.C. Sağlık Bakan
İZLE
15
Nis
Prş
10:00 CANLI

Tüyap Expomed Eurasia İstanbul Medikal Fuarı

İZLE
08
Eki
Prş
10:00 CANLI

ÜRETİCİLERLE EL ELE

İZLE

ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR

TÜMÜNÜ GÖR >
“Ege’ den Türkiye’ye Uzanan Güven Yolculuğu: Biyotek Tıbbi Cihazlar”
RÖPORTAJ

“Ege’ den Türkiye’ye Uzanan Güven Yolculuğu: Biyotek Tıbbi Cihazlar”

09 Temmuz 2026 54
Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sedat Akyol:  “Sağlık Kuruluşlarının Her An Yanındayız”
RÖPORTAJ

Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sedat Akyol: “Sağlık Kuruluşlarının Her An Yanındayız”

Sedat Akyol - Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü

09 Temmuz 2026 40
Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta
RÖPORTAJ

Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta

Vefa Türksever - Tüm Medikalciler Platformu Başkanı

09 Temmuz 2026 65
Kanunlar Gerçek Hayata Göre mi Yapılıyor, Yoksa İstisnalara Göre mi?
KÖŞE YAZISI

Kanunlar Gerçek Hayata Göre mi Yapılıyor, Yoksa İstisnalara Göre mi?

Mustafa DAŞCI

29 Temmuz 2026 3

GÜNCEL HABERLER

TÜMÜNÜ GÖR >
Doktor Çocuğuna Özelde Tıp Okutamıyor GÜNDEM
GÜNDEM

Doktor Çocuğuna Özelde Tıp Okutamıyor

Kamudaki bir uzman doktorun 2 milyon 48 bin 760 liralık yıllık geliri, özel üniversitede bir yıllık tıp eğitiminin ancak yüzde 54.7’sini karşılayabiliyor.Milyonlarca adayın heyecanla beklediği Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının duyurulmasının ardından gözler üniversite tercih sürecine çevrildi. ÖSYM tarafından açıklanan takvime göre…

29 Temmuz 2026 9
Prof. Dr. Baştuğ Uyardı: Hepatitte Sessiz İlerleyişi Etkin Tarama Durdurabilir BILIM
BILIM

Prof. Dr. Baştuğ Uyardı: Hepatitte Sessiz İlerleyişi Etkin Tarama Durdurabilir

Dünya genelinde 300 milyondan fazla bireyin kronik HBV veya HCV ile enfekte olduğunu belirten Prof. Dr. Aliye Baştuğ, hastaların büyük bölümünün tanı almadığı için durumundan habersiz olduğunu söyledi. Baştuğ, hastalığın gizli ilerleyişini durdurmanın yolunun etkin tarama stratejilerinden geçtiğini vurguladı.Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Enfeksiy…

29 Temmuz 2026 5
Sağlık İçin Seyahat Harcamaları 10,6 Milyar Lirayı Aştı GÜNDEM
GÜNDEM

Sağlık İçin Seyahat Harcamaları 10,6 Milyar Lirayı Aştı

Yerli turistler, yurtiçinde sağlık için yılın ilk çeyreğinde, 10 milyar 626 milyon 291 bin lira seyahat harcaması yaptı.AA muhabirinin, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ilk çeyreğe ilişkin "hane halkı yurt içi turizm" verilerinden derlediği bilgilere göre, yerli turistler yılın ilk çeyreğinde, ülke içinde seyahat için 102 milyar 312 milyon 286 bin…

29 Temmuz 2026 9
İleri Evre Kalp Yetmezliği Hastaları İçin Yerli Yapay Kalp BILIM
BILIM

İleri Evre Kalp Yetmezliği Hastaları İçin Yerli Yapay Kalp

İzmir’de bilim insanları tarafından yapay zeka destekli yerli ’yapay kalp destek sistemi’ geliştirildi. Projeyle, kablosuz enerji transferi teknolojisi sayesinde vücutta açık yara bırakılmayarak enfeksiyon riskinin ortadan kaldırılması ve hastaların kablo ile batarya çantası taşıma zorunluluğundan kurtarılması hedefleniyor."İzmir’de bilim insanlar…

29 Temmuz 2026 76
 
Kazada yaralanan yayaya sedyede kalp masajı yapan paramediğin zamana karşı mücadelesi takdir topladı SAĞLIK
SAĞLIK

Kazada yaralanan yayaya sedyede kalp masajı yapan paramediğin zamana karşı mücadelesi takdir topladı

- Bursa'da trafik kazasında yaralanan ve kalbi duran yayaya olay yerinden acil servise kadar sedye üzerinde kalp masajı yaparak müdahaleyi sürdüren paramedik Esma Akdeniz Özcan: "Hastaya etkili kalp masajını sürdürebilmek için sedyenin üzerine çıktım. O an kendimi hiç düşünmedim" Bursa'da trafik kazasında ağır yaralanan ve kalbi duran bir yayaya, olay yerinden acil servise kadar sedye üzerinde kalp masajı yaparak müdahaleyi sürdüren paramedik Esma Akdeniz Özcan'ın zamana karşı verdiği mücadele, sosyal medyada takdir topladı.Nilüfer ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan 53 yaşındaki Abdullah Aktiz'e, M.M.D. idaresindeki 16 TAM 49 plakalı otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle ağır yaralanan Aktiz'in olay yerinde kalbi durdu.Kazanın meydana geldiği noktaya yaklaşık 100 metre uzaklıktaki özel bir hastaneye ulaşan vatandaşların yardım istemesi üzerine acil serviste görevli paramedik Esma Akdeniz Özcan olay yerine koştu.Yaralının nabzının olmadığını belirleyen Özcan, temel yaşam desteğine başladı. Hastaneden getirilen sedyeyle yaralının acil servise taşınması sırasında kalp masajını kesintisiz sürdürebilmek için sedyenin üzerine çıkan Özcan'ın müdahalesi, çevredekiler tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.Sosyal medyada paylaşılan görüntüler, çok sayıda kullanıcı tarafından takdir mesajlarıyla karşılandı."Tek düşündüğüm hastanın hayatıydı"Özel Medicabil Hastanesinde görevli paramedik Esma Akdeniz Özcan, AA muhabirine, olay yerine ulaştığında hastanın nabzının olmadığını belirterek, zaman kaybetmeden temel yaşam desteğine başladığını söyledi.Olay yeri ile acil servis arasındaki mesafenin kısa olmasına rağmen geçen her saniyenin kritik olduğunu ifade eden Özcan, "Hastaya etkili kalp masajını sürdürebilmek için sedyenin üzerine çıktım. O an kendimi hiç düşünmedim. Tek düşündüğüm hastanın hayatıydı." dedi.Özcan, temel yaşam desteğinde dakikaların büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, hastaya acil serviste yaklaşık 1,5 saat ileri yaşam desteği uygulandığını, ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını belirtti.Esma Akdeniz Özcan, sosyal medyada kendisine iyi dileklerde bulunan herkese teşekkür etti."Öncelik her zaman hastaya en kısa sürede ve en doğru müdahaleyi yapmaktır"Hastanenin Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Merlin Bozkurt da trafik kazalarında ilk dakikalarda yapılan doğru müdahalenin yaşamsal önem taşıdığını dile getirdi.Temel yaşam desteğinin zamanında başlamasının, hastaların yaşama tutunma şansını artırdığını vurgulayan Bozkurt, toplumun bu konuda bilinçlendirilmesinin önemine işaret etti.Bozkurt, Özcan'ın olay yerindeki refleksinin, sağlık çalışanlarının meslek anlayışını yansıttığını belirterek, "Sağlık çalışanları için öncelik her zaman hastaya en kısa sürede ve en doğru müdahaleyi yapmaktır." ifadesini kullandı.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

29 Temmuz 2026 7
Seydikemer Devlet Hastanesi tahliye ediliyor SAĞLIK
SAĞLIK

Seydikemer Devlet Hastanesi tahliye ediliyor

Muğla’nın Seydikemer ilçesinde ormanlık alanda devam eden yangın sonrası Seydikemer Devlet Hastanesi tedbir amaçlı tahliye ediliyor. Edinilen bilgiye göre, Bayır Mahallesi’ndeki zirai alanda çıkan yangın ormanlık bölgeye sıçradı. Sık ormanlık alanda etkili olan alevler rüzgarın etkisi ile büyüdü. Yangın ihbarı üzerine bölgeye Muğla Orman Bölge Müdürlüğü yangın söndürme ve Muğla Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yangına havadan ve karadan müdahalesi sürüyor."Hastane tahliye ediliyor"Seydikemer Devlet Hastanesi, alevlerin bölgeye çok yakın olması dolayısıyla tahliye ediliyor. Hastanedeki hastalar, ambulanslarla Fethiye Devlet Hastanesi’ne götürülüyor. Bölgede yangın söndürme ekiplerinin alevlerin hastaneye ulaşmaması için çalışmalarının devam ettiği öğrenildi.Murat YalçınKaynak: İHA

29 Temmuz 2026 5
Kalıcı maddi sıkıntılar beyin yaşlanmasını hızlandırıyor SAĞLIK
SAĞLIK

Kalıcı maddi sıkıntılar beyin yaşlanmasını hızlandırıyor

UCL araştırmacılarının liderliğinde yürütülen yeni bir araştırmaya göre, uzun süre devam eden maddi zorluklar yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi hızlandırıyor UCL araştırmacılarının liderliğinde yürütülen yeni bir araştırma, uzun yıllar devam eden maddi sıkıntılar ve düşük gelirin, yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi hızlandırdığını ortaya koydu. Bulgular, kronik yoksulluğun yalnızca ekonomik değil, beyin sağlığı açısından da uzun vadeli etkileri olabileceğine işaret ediyor.Innovation in Aging dergisinde yayımlanan araştırmada, İngiltere'de yaşayan 2 bin 759 kişinin verileri incelendi. Katılımcılar, MRC Ulusal Sağlık ve Gelişim Araştırması (1946 Britanya doğum kohortu) kapsamında yaşamları boyunca düzenli olarak anket doldurdu.Araştırma ekibi, erken ve orta yetişkinlik döneminde uzun süreli maddi sıkıntı yaşayan veya sürekli düşük gelir grubunda yer alan kişilerin, 53 yaşına geldiklerinde yapılan bilişsel testlerde daha düşük performans gösterdiğini belirledi.Beyin görüntüleme verileri bulunan katılımcıların incelenmesi ise, sürekli düşük gelirle yaşayan bireylerin 69-71 yaşlarında daha kötü beyin sağlığına sahip olduğunu ortaya koydu. Bu kişilerde beyin hacminde küçülmenin (atrofi) daha fazla olduğu görüldü.Araştırmacılar, çocukluk dönemindeki bilişsel düzey, eğitim seviyesi ve çocuklukta yaşanan sosyoekonomik dezavantaj gibi sonuçları etkileyebilecek faktörler hesaba katıldıktan sonra da bu ilişkinin devam ettiğini belirtti.Araştırmanın sorumlu yazarı Dr. Jacques Wels, bilişsel yaşlanma üzerine yapılan çalışmaların çoğunun maddi sıkıntıyı yalnızca tek bir zaman noktasında değerlendirdiğini belirterek şunları söyledi: "Onlarca yıla yayılan veriler sayesinde, bilişsel sağlığı en olumsuz etkileyen unsurun ara sıra yaşanan ekonomik zorluklar değil, yıllar boyunca biriken maddi sıkıntılar olduğunu görebildik."Araştırmanın kıdemli yazarı Prof. Praveetha Patalay ise şu değerlendirmeyi yaptı: "Maddi sıkıntı yaşayan kişilere destek olmak ve kronik yoksulluğu azaltmak, gelecekte bilişsel gerileme ve demans vakalarının önlenmesine de katkı sağlayabilir."Araştırmada, maddi sıkıntı ile kötü beyin sağlığı arasındaki ilişkinin özellikle erkeklerde, çocukluk döneminde dezavantaj yaşayanlarda ve Alzheimer hastalığı riskini artıran APOE-ε4 gen varyantını taşıyan kişilerde daha güçlü olduğu belirlendi.Sürekli maddi sıkıntı yaşayan erkeklerin, 53 yaşındaki bilişsel testlerde kadınlara göre daha düşük performans gösterdiği saptandı. Araştırmacılar, bunun nedenleri arasında erkeklerde sigara ve alkol gibi sağlıksız davranışların daha yaygın olması ile özellikle 1946 doğumlu kuşakta erkeklerin ailenin temel geçim kaynağı olması nedeniyle ekonomik baskıyı daha yoğun yaşamalarının bulunabileceğini ifade etti.Araştırmacılara göre maddi sıkıntı ile bilişsel yaşlanma arasındaki ilişkiyi açıklayabilecek mekanizmalardan biri kronik stresin yol açtığı iltihaplanma (inflamasyon). İnflamasyonun beyin yaşlanmasını hızlandırdığı biliniyor.Bunun yanı sıra, sürekli para kaygısı yaşamanın zihinsel yükü artırarak beynin diğer bilişsel görevler için kullanabileceği kapasiteyi azaltabileceği belirtildi.İlginç bir bulgu olarak, 53 yaşında bilişsel testlerde daha düşük puan alan bu grubun, 53 ile 69 yaş arasındaki hafıza performansındaki düşüşünün daha yavaş olduğu görüldü. Araştırmacılar bunun, söz konusu kişilerin 53 yaşına geldiklerinde zaten önemli ölçüde bilişsel kayıp yaşamış olmalarından kaynaklanabileceğini ifade etti.Katılımcıların hane gelirleri 26, 43 ve 53 yaşlarında değerlendirildi. Bu ölçümlerin en az ikisinde gelir düzeyi grubun en düşük yüzde 20'lik diliminde bulunanlar kalıcı düşük gelir grubuna alındı. Bu grup, katılımcıların yaklaşık yüzde 16'sını (her altı kişiden biri) oluşturdu.Maddi sıkıntı ise kişilerin gelirleriyle geçinmekte zorlanıp zorlanmadıkları ve faturalarını ödemekte güçlük çekip çekmedikleri gibi sorularla değerlendirildi. 36 ile 53 yaş arasında yapılan değerlendirmelerin en az ikisinde belirlenen eşik değerin üzerinde puan alanlar kalıcı maddi sıkıntı yaşayanlar olarak sınıflandırıldı. Bu grup katılımcıların yaklaşık yüzde 12'sini (her sekiz kişiden biri) oluşturdu.Araştırmada sözel hafıza ve işlem hızını ölçen bilişsel testlerin yanı sıra manyetik rezonans görüntüleme (MRG) kullanılarak beyin küçülmesi (atrofi) ve beyin içindeki sıvı dolu boşlukların genişlemesi gibi beyin sağlığını gösteren yapısal değişiklikler de incelendi.1946 Britanya doğum kohortu çalışması, UCL tarafından yürütülen ve dünyada doğumdan itibaren kesintisiz devam eden en uzun süreli doğum kohortu araştırması olma özelliğini taşıyor. Doğumdan itibaren takip edilen katılımcılar bu yıl 80 yaşına girdi.BATMAN'da mezarlık ziyaretinde uğradıkları silahlı saldırıda hayatını kaybeden Mehmet Direk (61) ile oğlu Ercan Direk (27) ve yeğeni Ebubekir Direk (26), olayın yaşandığı Batman Asri Mezarlığı'nda toprağa verildi.(DHA)Kaynak: Haberturk

29 Temmuz 2026 5
Uyanık halde ameliyata alınan hasta şah damarındaki yüzde 90’lık darlıktan kurtuldu SAĞLIK
SAĞLIK

Uyanık halde ameliyata alınan hasta şah damarındaki yüzde 90’lık darlıktan kurtuldu

Aydın’dan Özel Denizli Tekden Hastanesine diz ve ayak ağrıları şikayetiyle başvuran 65 yaşındaki hastanın şah damarının yüzde 90 oranında daraldığı belirlendi. Hasta bölgesel anestezi yöntemiyle hasta uyanık tutularak başarılı bir şekilde tedavi edildi. Operasyon sırasında hastanın bilincinin açık olması sayesinde nörolojik durumu anlık olarak takip edildi.Aydın’ın Kuyucak ilçesinde yaşayan emekli Şakir Özsu, bir süredir devam eden diz ve ayak ağrıları nedeniyle Özel Denizli Tekden Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan tetkik ve görüntülemelerde Özsu’nun sağ şah damarında yüzde 90 oranında ciddi darlık tespit edildi. Hayati risk oluşturabilecek darlık nedeniyle ameliyat kararı alındı.10 yıl önce bypass ameliyatı geçiren Özsu’nun operasyon sırasında ritim bozukluğu, tansiyon değişiklikleri ve nörolojik sorunlar yaşayabileceği değerlendirildi. Bu nedenle Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemalettin Erdem tarafından ameliyatın genel anestezi yerine hastanın bilinci açık olacak şekilde bölgesel anestezi altında yapılmasına karar verildi.Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Sümeyra Deniz Ergüleç’in uyguladığı servikal blok yöntemiyle yalnızca boyun bölgesi uyuşturuldu. Böylece hasta ameliyat boyunca uyanık kaldı ve doktorlarla iletişim kurabildi."Nörolojik durumu anlık takip edebildik"Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemalettin Erdem, hastada yapılan tetkiklerde şah damarında ciddi bir darlık tespit edildiğini belirterek, "Şakir Bey’de yapılan tetkikler sonucunda şah damarında ciddi darlık olduğu görüldü. Yapılan incelemeler sonucunda hastanın ameliyat olmasına karar verdik. 10 yıl önce bypass ameliyatı olduğu için ameliyat sırasında aritmi, tansiyon değişiklikleri ve inme gibi nörolojik sorunlar olabilir düşüncesiyle ameliyatı uyanık yapmaya karar verdik. Bunu yapmak için de anestezi doktoru Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Sümeyra Deniz Ergüleç’e danıştık. Sümeyra Hanım bölgesel anestezi uygulayarak ameliyat sırasında hastamızın hiçbir şekilde ağrı duymamasını sağladı. Biz de başarılı bir şekilde ameliyatı gerçekleştirdik" dedi."İnme riskine karşı önemli bir avantaj sağladı"Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Sümeyra Deniz Ergüleç ise hastanın daha önce bypass ameliyatı geçirmiş olması nedeniyle genel anestezi yerine bölgesel anestezinin uygun görüldüğünü söyledi. Dr. Ergüleç, "Hastamıza servikal blok dediğimiz, yalnızca boyun bölgesinin uyuşturulduğu bölgesel anestezi yöntemini uyguladık. Böylece hastamızın bilinci açık kaldı ve ameliyat sırasında kendisiyle konuşarak nörolojik durumunu yakından takip edebildik. Özellikle karotis, yani şah damarı ameliyatlarında inme riski açısından hastanın nörolojik durumunun anlık olarak değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Hastamızın bilinci açık olduğu için gelişebilecek herhangi bir nörolojik bulguyu ameliyat sırasında hemen fark etme ve gerektiğinde hızlıca müdahale etme imkânımız oldu. Ameliyatımız başarılı ve ağrısız bir şekilde tamamlandı. Hastamız ameliyat sonrasında da herhangi bir ağrı hissetmediğini belirtti" diye konuştu."Çok şükür, hiçbir sıkıntı yaşamadım"Ameliyat sonrası sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Şakir Özsu ise, "Ben Aydın’ın Kuyucak ilçesinde oturuyorum. Emekliyim. Bir süredir ayaklarımda, özellikle dizimde ve ayağımda ağrılar vardı. Bunun üzerine tomografi çekildi. Tomografide sağ şah damarımda yüzde 90 oranında tıkanıklık olduğu ve ameliyat olmam gerektiği söylendi. Ben de hocama güvenerek ameliyat olmaya karar verdim. Çok şükür, ameliyat sürecinde hiçbir sıkıntı yaşamadım. Şu anda gayet iyiyim. Moralimiz de yerinde, kendimi de çok iyi hissediyorum. Doktorlar, hemşireler ve çalışanlar gerçekten çok güler yüzlüler ve çok ilgililer. Her şeyimizle çok güzel ilgilendiler. İlaçlarımızı ve iğnelerimizi zamanında yaptılar, yemeklerimizi zamanında verdiler. Her konuda çok memnun kaldım" ifadelerini kullandı.Kaynak: İHA

29 Temmuz 2026 3
Uyanık halde ameliyata alınan hasta şah damarındaki yüzde 90’lık darlıktan kurtuldu SAĞLIK
SAĞLIK

Uyanık halde ameliyata alınan hasta şah damarındaki yüzde 90’lık darlıktan kurtuldu

Aydın’dan Özel Denizli Tekden Hastanesine diz ve ayak ağrıları şikayetiyle başvuran 65 yaşındaki hastanın şah damarının yüzde 90 oranında daraldığı belirlendi. Aydın'dan Özel Denizli Tekden Hastanesine diz ve ayak ağrıları şikayetiyle başvuran 65 yaşındaki hastanın şah damarının yüzde 90 oranında daraldığı belirlendi. Hasta bölgesel anestezi yöntemiyle hasta uyanık tutularak başarılı bir şekilde tedavi edildi. Operasyon sırasında hastanın bilincinin açık olması sayesinde nörolojik durumu anlık olarak takip edildi.Aydın'ın Kuyucak ilçesinde yaşayan emekli Şakir Özsu, bir süredir devam eden diz ve ayak ağrıları nedeniyle Özel Denizli Tekden Hastanesi'ne başvurdu. Yapılan tetkik ve görüntülemelerde Özsu'nun sağ şah damarında yüzde 90 oranında ciddi darlık tespit edildi. Hayati risk oluşturabilecek darlık nedeniyle ameliyat kararı alındı.10 yıl önce bypass ameliyatı geçiren Özsu'nun operasyon sırasında ritim bozukluğu, tansiyon değişiklikleri ve nörolojik sorunlar yaşayabileceği değerlendirildi. Bu nedenle Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemalettin Erdem tarafından ameliyatın genel anestezi yerine hastanın bilinci açık olacak şekilde bölgesel anestezi altında yapılmasına karar verildi.Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Sümeyra Deniz Ergüleç'in uyguladığı servikal blok yöntemiyle yalnızca boyun bölgesi uyuşturuldu. Böylece hasta ameliyat boyunca uyanık kaldı ve doktorlarla iletişim kurabildi."Nörolojik durumu anlık takip edebildik"Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemalettin Erdem, hastada yapılan tetkiklerde şah damarında ciddi bir darlık tespit edildiğini belirterek, "Şakir Bey'de yapılan tetkikler sonucunda şah damarında ciddi darlık olduğu görüldü. Yapılan incelemeler sonucunda hastanın ameliyat olmasına karar verdik. 10 yıl önce bypass ameliyatı olduğu için ameliyat sırasında aritmi, tansiyon değişiklikleri ve inme gibi nörolojik sorunlar olabilir düşüncesiyle ameliyatı uyanık yapmaya karar verdik. Bunu yapmak için de anestezi doktoru Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Sümeyra Deniz Ergüleç'e danıştık. Sümeyra Hanım bölgesel anestezi uygulayarak ameliyat sırasında hastamızın hiçbir şekilde ağrı duymamasını sağladı. Biz de başarılı bir şekilde ameliyatı gerçekleştirdik" dedi."İnme riskine karşı önemli bir avantaj sağladı"Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Sümeyra Deniz Ergüleç ise hastanın daha önce bypass ameliyatı geçirmiş olması nedeniyle genel anestezi yerine bölgesel anestezinin uygun görüldüğünü söyledi. Dr. Ergüleç, "Hastamıza servikal blok dediğimiz, yalnızca boyun bölgesinin uyuşturulduğu bölgesel anestezi yöntemini uyguladık. Böylece hastamızın bilinci açık kaldı ve ameliyat sırasında kendisiyle konuşarak nörolojik durumunu yakından takip edebildik. Özellikle karotis, yani şah damarı ameliyatlarında inme riski açısından hastanın nörolojik durumunun anlık olarak değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Hastamızın bilinci açık olduğu için gelişebilecek herhangi bir nörolojik bulguyu ameliyat sırasında hemen fark etme ve gerektiğinde hızlıca müdahale etme imkanımız oldu. Ameliyatımız başarılı ve ağrısız bir şekilde tamamlandı. Hastamız ameliyat sonrasında da herhangi bir ağrı hissetmediğini belirtti" diye konuştu."Çok şükür, hiçbir sıkıntı yaşamadım"Ameliyat sonrası sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Şakir Özsu ise, "Ben Aydın'ın Kuyucak ilçesinde oturuyorum. Emekliyim. Bir süredir ayaklarımda, özellikle dizimde ve ayağımda ağrılar vardı. Bunun üzerine tomografi çekildi. Tomografide sağ şah damarımda yüzde 90 oranında tıkanıklık olduğu ve ameliyat olmam gerektiği söylendi. Ben de hocama güvenerek ameliyat olmaya karar verdim. Çok şükür, ameliyat sürecinde hiçbir sıkıntı yaşamadım. Şu anda gayet iyiyim. Moralimiz de yerinde, kendimi de çok iyi hissediyorum. Doktorlar, hemşireler ve çalışanlar gerçekten çok güler yüzlüler ve çok ilgililer. Her şeyimizle çok güzel ilgilendiler. İlaçlarımızı ve iğnelerimizi zamanında yaptılar, yemeklerimizi zamanında verdiler. Her konuda çok memnun kaldım" ifadelerini kullandı.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

29 Temmuz 2026 3
Ballı bitkisel formülasyon ile akciğer kanseri hücrelerinin yüzde 91 oranında yok edildiği iddiası SAĞLIK
SAĞLIK

Ballı bitkisel formülasyon ile akciğer kanseri hücrelerinin yüzde 91 oranında yok edildiği iddiası

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İlaç ve Farmasötik Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (İLAFAR) laboratuvarlarında gerçekleştirilen testlerde, geliştirilen özel ’ballı bitkisel formülasyonun’ A549 akciğer kanseri hücrelerini yüzde 91 oranında öldürdüğü, üstelik bunu yaparken sağlıklı hücre yapısını yüzde 90 oranında koruduğu bilimsel olarak ispatlandı.Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler ve Siyasi Tarih Uzmanı Doç. Dr. Abdulgani Bozkurt, ’Bayburtlu Lokman Hekim’ olarak tanınan babası Münür Bozkurt’un 41 yıllık geleneksel tıp birikimini KTÜ İLAFAR Laboratuvarları’na taşıyarak geliştirilen özel formülasyonun sağlıklı hücreleri yüzde 90 oranında korurken, akciğer kanseri hücrelerini yüzde 91 oranında yok ettiğini bilimsel olarak ispatladıklarını ve tam bağımsız bir Türkiye için sağlık alanında da yerli bir paradigma değişiminin şart olduğunu vurguladı. Babasının yıllar boyunca sürdürdüğü çalışmaları ispat etme fırsatı yakaladıklarını ve kendisinin de akademik olarak bu çalışmaları takip ettiğini dile getiren Doç. Dr. Bozkurt, "Babam çok önemli iddiaların ve çalışmaların sahibi ancak bugüne kadar yapmış olduğu çalışmalara bilimsel hüviyet kazandırma ve bilimsel olarak ispat etme noktasında çok fazla imkanımız olmamıştı. Yavaş yavaş bu imkanlar nispetince kendisinin çalışmalarını bilimsel verilerle destekleyecek ve bilimsel olarak ispatlayacak şekilde sürdürmeye başladık. Özellikle kanser üzerine yapmış olduğu çalışmaları ispatlama noktasında önemli bir aşama katettiğini düşünüyoruz" dedi."Kanser hücrelerini öldürürken sağlıklı hücrelerde de yıkım meydana getirdiğiniz zaman bunun çok bir kıymeti olmuyor"Hazırlanan ballı bitkisel formülün kanserli hücreleri yüzde 91 öldürürken sağlıklı hücrelere zarar vermediğinin görüldüğünü belirten Bozkurt, "Karadeniz Teknik Üniversitesi İlaç ve Farmasötik Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’ndeki çok kıymetli hocalarımızla beraber A549 diye tabir edilen akciğer kanser hücreleri üzerinde yapılan çalışmada önemli bir mesafe katedildi. Özellikle iki farklı çalışmasıyla bu kanser hücreleri üzerinde deneme yapıldı. Bir tanesi ballı bitkisel formülasyon, diğeri de sadece bitkisel formülasyon. Yapılan araştırmalara, çalışmalara göre özellikle ballı bitkisel formülasyonla birlikte kanser hücrelerinde yaklaşık yüzde 91’lik bir ölüm meydana geldiğini bilimsel olarak ispatlamış bulunmaktayız. Bu çok yüksek bir oran. Şu anda bu kadar yüksek oranda, bu şekilde başarıyı elde eden çalışma olarak biz ilk defa bu çalışmayı biliyoruz. Bununla beraber tabii kanser hücre çalışmalarında önemli hususlardan biri kanser hücresini öldürürken, sağlıklı hücrelere de zarar veriyor mu, vermiyor mu? Bu çalışma da beraber yürütülüyor. Buna da toksisite çalışması diyoruz. Toksik olarak da bakıldığı zaman çünkü kanser hücresini öldürebilirsiniz fakat kanser hücrelerini öldürürken sağlıklı hücrelerde de yıkım meydana getirdiğiniz zaman bunun çok bir kıymeti olmuyor. Dolayısıyla bizim yapmış olduğumuz, babamın çalışmasında, KTÜ’de İLAFAR merkezinde yapılan, kıymetli hocalarımızın yaptığı çalışmada, sağlıklı hücrelerde de toksisite barındırmadığı, yüzde 70’in üstünde bir oran zaten çıktığı zaman barındırmadığı anlamına geliyor. Yaklaşık yüzde 90’a yakın canlılığı da koruduğunu, bunu yaparken de kanser hücrelerini 100’den 91 ölümle 9’a kadar düşürdüğünü gördük. Çalışmalar farklı evreleriyle, aşamalarıyla tekrar sürdürülüyor, devam ediliyor çalışmalara. Dolayısıyla önümüzdeki süreçlerde bu çalışmanın çok daha ileri aşamaları hakkında da inşallah kamuoyuyla bilgi paylaşma imkanımız olacak" diye konuştu."Savunma sanayiinde olduğu gibi sağlıkta da bir paradigma değişikliği olması lazım"Savunma sanayiinde olduğu gibi sağlıkta da bir paradigma değişikliği olması gerektiğini kaydeden Bozkurt "Tıbb-ı Nebevi’nin, geleneksel tıbbın en temel motivasyonu insanı fıtratla buluşturmaktır. Yani bir insanda bir hastalık varsa o hastalığı tedavi ederken 30-40 farklı yerde tahribat meydana getirmeyebiliriz de, getirmemek gerekiyor. Ama biz modern tıbba baktığımız zaman genelde bir hastalığın tedavisine odaklandığında, onu tedavi ederken 30-40 farklı bölgede, yerde de tahribat meydana getiriyor. Dolayısıyla tahribat meydana getirmeden tedaviler nasıl geliştirilebilir üzerine yoğunlaşmanın adıdır aslında Tıbb-ı Nebevi ya da geleneksel tıp. Bu anlamda biz buna sağlıkta bir paradigma değişikliği diyoruz. Ülkemiz savunma sanayiinde, benim de bir uzmanlık alanım olduğu için orayla da ilinti kurarak ifade ediyorum, savunma sanayiinde mesela savaş teorilerinde ve savaş paradigmasında bir değişiklik meydana getirdi. Denklemi bozuyorsunuz, yeni bir denklem kuruyorsunuz. Benzer şekilde Türkiye, sağlık ve gıda alanında özellikle paradigma değişimi meydana getiremediği müddetçe tam bağımsızlığına giden süreçte emin adımlarla gitmekte biraz zorlanacak. Dolayısıyla biz Türkiye’nin güçlü adımlarla tam bağımsız ve çok güçlü olduğu bir Türkiye inşasında bu yolu sağlıklı bir şekilde ilerletmesinin savunmayla tek başına yeterli olmayacağını, buna ilaveten sağlık ve gıda alanında da bir paradigma değişimine ihtiyaç duyduğumuza inanıyoruz. Çalışmalarımızı da bu motivasyonla yürütmeye devam ediyoruz" şeklinde konuştu.Kaynak: İHA

29 Temmuz 2026 2
Ballı bitkisel formülasyon ile akciğer kanseri hücrelerinin yüzde 91 oranında yok edildiği iddiası SAĞLIK
SAĞLIK

Ballı bitkisel formülasyon ile akciğer kanseri hücrelerinin yüzde 91 oranında yok edildiği iddiası

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İlaç ve Farmasötik Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (İLAFAR) laboratuvarlarında gerçekleştirilen testlerde, geliştirilen özel ’ballı bitkisel formülasyonun’ A549 akciğer kanseri hücrelerini yüzde 91 oranında öldürdüğü, üstelik bunu yaparken sağlıklı... Karadeniz Teknik Üniversitesi(KTÜ) İlaç ve Farmasötik Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (İLAFAR) laboratuvarlarında gerçekleştirilen testlerde, geliştirilen özel 'ballı bitkisel formülasyonun' A549 akciğer kanseri hücrelerini yüzde 91 oranında öldürdüğü, üstelik bunu yaparken sağlıklı hücre yapısını yüzde 90 oranında koruduğu bilimsel olarak ispatlandı.Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler ve Siyasi Tarih Uzmanı Doç. Dr. Abdulgani Bozkurt, 'Bayburtlu Lokman Hekim' olarak tanınan babası Münür Bozkurt'un 41 yıllık geleneksel tıp birikimini KTÜ İLAFAR Laboratuvarları'na taşıyarak geliştirilen özel formülasyonun sağlıklı hücreleri yüzde 90 oranında korurken, akciğer kanseri hücrelerini yüzde 91 oranında yok ettiğini bilimsel olarak ispatladıklarını ve tam bağımsız bir Türkiye için sağlık alanında da yerli bir paradigma değişiminin şart olduğunu vurguladı. Babasının yıllar boyunca sürdürdüğü çalışmaları ispat etme fırsatı yakaladıklarını ve kendisinin de akademik olarak bu çalışmaları takip ettiğini dile getiren Doç. Dr. Bozkurt, "Babam çok önemli iddiaların ve çalışmaların sahibi ancak bugüne kadar yapmış olduğu çalışmalara bilimsel hüviyet kazandırma ve bilimsel olarak ispat etme noktasında çok fazla imkanımız olmamıştı. Yavaş yavaş bu imkanlar nispetince kendisinin çalışmalarını bilimsel verilerle destekleyecek ve bilimsel olarak ispatlayacak şekilde sürdürmeye başladık. Özellikle kanser üzerine yapmış olduğu çalışmaları ispatlama noktasında önemli bir aşama katettiğini düşünüyoruz" dedi."Kanser hücrelerini öldürürken sağlıklı hücrelerde de yıkım meydana getirdiğiniz zaman bunun çok bir kıymeti olmuyor"Hazırlanan ballı bitkisel formülün kanserli hücreleri yüzde 91 öldürürken sağlıklı hücrelere zarar vermediğinin görüldüğünü belirten Bozkurt, "Karadeniz Teknik Üniversitesi İlaç ve Farmasötik Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi'ndeki çok kıymetli hocalarımızla beraber A549 diye tabir edilen akciğer kanser hücreleri üzerinde yapılan çalışmada önemli bir mesafe katedildi. Özellikle iki farklı çalışmasıyla bu kanser hücreleri üzerinde deneme yapıldı. Bir tanesi ballı bitkisel formülasyon, diğeri de sadece bitkisel formülasyon. Yapılan araştırmalara, çalışmalara göre özellikle ballı bitkisel formülasyonla birlikte kanser hücrelerinde yaklaşık yüzde 91'lik bir ölüm meydana geldiğini bilimsel olarak ispatlamış bulunmaktayız. Bu çok yüksek bir oran. Şu anda bu kadar yüksek oranda, bu şekilde başarıyı elde eden çalışma olarak biz ilk defa bu çalışmayı biliyoruz. Bununla beraber tabii kanser hücre çalışmalarında önemli hususlardan biri kanser hücresini öldürürken, sağlıklı hücrelere de zarar veriyor mu, vermiyor mu? Bu çalışma da beraber yürütülüyor. Buna da toksisite çalışması diyoruz. Toksik olarak da bakıldığı zaman çünkü kanser hücresini öldürebilirsiniz fakat kanser hücrelerini öldürürken sağlıklı hücrelerde de yıkım meydana getirdiğiniz zaman bunun çok bir kıymeti olmuyor. Dolayısıyla bizim yapmış olduğumuz, babamın çalışmasında, KTÜ'de İLAFAR merkezinde yapılan, kıymetli hocalarımızın yaptığı çalışmada, sağlıklı hücrelerde de toksisite barındırmadığı, yüzde 70'in üstünde bir oran zaten çıktığı zaman barındırmadığı anlamına geliyor. Yaklaşık yüzde 90'a yakın canlılığı da koruduğunu, bunu yaparken de kanser hücrelerini 100'den 91 ölümle 9'a kadar düşürdüğünü gördük. Çalışmalar farklı evreleriyle, aşamalarıyla tekrar sürdürülüyor, devam ediliyor çalışmalara. Dolayısıyla önümüzdeki süreçlerde bu çalışmanın çok daha ileri aşamaları hakkında da inşallah kamuoyuyla bilgi paylaşma imkanımız olacak" diye konuştu."Savunma sanayiinde olduğu gibi sağlıkta da bir paradigma değişikliği olması lazım"Savunma sanayiinde olduğu gibi sağlıkta da bir paradigma değişikliği olması gerektiğini kaydeden Bozkurt "Tıbb-ı Nebevi'nin, geleneksel tıbbın en temel motivasyonu insanı fıtratla buluşturmaktır. Yani bir insanda bir hastalık varsa o hastalığı tedavi ederken 30-40 farklı yerde tahribat meydana getirmeyebiliriz de, getirmemek gerekiyor. Ama biz modern tıbba baktığımız zaman genelde bir hastalığın tedavisine odaklandığında, onu tedavi ederken 30-40 farklı bölgede, yerde de tahribat meydana getiriyor. Dolayısıyla tahribat meydana getirmeden tedaviler nasıl geliştirilebilir üzerine yoğunlaşmanın adıdır aslında Tıbb-ı Nebevi ya da geleneksel tıp. Bu anlamda biz buna sağlıkta bir paradigma değişikliği diyoruz. Ülkemiz savunma sanayiinde, benim de bir uzmanlık alanım olduğu için orayla da ilinti kurarak ifade ediyorum, savunma sanayiinde mesela savaş teorilerinde ve savaş paradigmasında bir değişiklik meydana getirdi. Denklemi bozuyorsunuz, yeni bir denklem kuruyorsunuz. Benzer şekilde Türkiye, sağlık ve gıda alanında özellikle paradigma değişimi meydana getiremediği müddetçe tam bağımsızlığına giden süreçte emin adımlarla gitmekte biraz zorlanacak. Dolayısıyla biz Türkiye'nin güçlü adımlarla tam bağımsız ve çok güçlü olduğu bir Türkiye inşasında bu yolu sağlıklı bir şekilde ilerletmesinin savunmayla tek başına yeterli olmayacağını, buna ilaveten sağlık ve gıda alanında da bir paradigma değişimine ihtiyaç duyduğumuza inanıyoruz. Çalışmalarımızı da bu motivasyonla yürütmeye devam ediyoruz" şeklinde konuştu.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

29 Temmuz 2026 6
MEAH’ta 4 santimetrelik böbrek taşı tek seansta temizlendi SAĞLIK
SAĞLIK

MEAH’ta 4 santimetrelik böbrek taşı tek seansta temizlendi

Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, böbreğinde yaklaşık 4 santimetre büyüklüğünde taş bulunan bir hasta, Muğla’da ilk kez uygulanan Endoskopik Kombine İntrarenal Cerrahi (ECIRS) yöntemiyle tek seansta sağlığına kavuştu.Üroloji Anabilim Dalı tarafından gerçekleştirilen operasyonda, hastaya aynı anda hem ciltten hem de doğal idrar yolundan girilerek ileri düzey kapalı böbrek taşı cerrahisi uygulandı. Dünyada ve Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde gerçekleştirilebilen minimal invaziv ECIRS yöntemi sayesinde böbrekteki taşın tamamen temizlendiği bildirildi.Operasyon, Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Deliktaş’ın koordinasyonunda, Dr. Öğretim Üyesi Uğur Aydın ve Dr. Öğretim Üyesi Engin Dereköylü tarafından gerçekleştirildi. Anestezi süreci ise Doç. Dr. Eylem Yaşar ve Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği ekibi tarafından yürütüldü.Operasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Hasan Deliktaş, ECIRS yönteminin üst üriner sistem taşlarının tedavisinde iki cerrahın eş zamanlı ve koordineli çalışmasını gerektiren ileri düzey bir cerrahi teknik olduğunu söyledi.Yöntemin özellikle büyük ve kompleks böbrek taşlarında yüksek başarı oranı sunduğunu belirten Deliktaş, "ECIRS sayesinde hastalar daha kısa sürede iyileşiyor, komplikasyon riski azalıyor ve tedavi başarısı önemli ölçüde artıyor. Kliniğimiz, teknolojik altyapısını cerrahi deneyim ve ekip çalışmasıyla birleştirerek bu yöntemi başarıyla uygulamaktadır" dedi.Kaynak: İHA

29 Temmuz 2026 3
MEAH’ta 4 santimetrelik böbrek taşı tek seansta temizlendi SAĞLIK
SAĞLIK

MEAH’ta 4 santimetrelik böbrek taşı tek seansta temizlendi

Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, böbreğinde yaklaşık 4 santimetre büyüklüğünde taş bulunan bir hasta, Muğla’da ilk kez uygulanan Endoskopik Kombine İntrarenal Cerrahi (ECIRS) yöntemiyle tek seansta sağlığına kavuştu. MuğlaEğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, böbreğinde yaklaşık 4 santimetre büyüklüğünde taş bulunan bir hasta, Muğla'da ilk kez uygulanan Endoskopik Kombine İntrarenal Cerrahi (ECIRS) yöntemiyle tek seansta sağlığına kavuştu.Üroloji Anabilim Dalı tarafından gerçekleştirilen operasyonda, hastaya aynı anda hem ciltten hem de doğal idrar yolundan girilerek ileri düzey kapalı böbrek taşı cerrahisi uygulandı. Dünyada ve Türkiye'de sınırlı sayıda merkezde gerçekleştirilebilen minimal invaziv ECIRS yöntemi sayesinde böbrekteki taşın tamamen temizlendiği bildirildi.Operasyon, Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Deliktaş'ın koordinasyonunda, Dr. Öğretim Üyesi Uğur Aydın ve Dr. Öğretim Üyesi Engin Dereköylü tarafından gerçekleştirildi. Anestezi süreci ise Doç. Dr. Eylem Yaşar ve Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği ekibi tarafından yürütüldü.Operasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Hasan Deliktaş, ECIRS yönteminin üst üriner sistem taşlarının tedavisinde iki cerrahın eş zamanlı ve koordineli çalışmasını gerektiren ileri düzey bir cerrahi teknik olduğunu söyledi.Yöntemin özellikle büyük ve kompleks böbrek taşlarında yüksek başarı oranı sunduğunu belirten Deliktaş, "ECIRS sayesinde hastalar daha kısa sürede iyileşiyor, komplikasyon riski azalıyor ve tedavi başarısı önemli ölçüde artıyor. Kliniğimiz, teknolojik altyapısını cerrahi deneyim ve ekip çalışmasıyla birleştirerek bu yöntemi başarıyla uygulamaktadır" dedi.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

29 Temmuz 2026 3