Bizi Takip Edin

Sağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!

Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.

Habere Git

D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi

D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi

Habere Git

Kan Testiyle Erken Evre Pankreas Kanserinin Yüzde 90’ı Tespit Edilebiliyor

Kan Testiyle Erken Evre Pankreas Kanserinin Yüzde 90’ı Tespit Edilebiliyor

Habere Git
SAYI: 351 | TEMMUZ 2026

351. Sayı

Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.

Dijital Okuma
PDF İndirme Seçeneği
İnteraktif Flipbook
351. Sayı

CANLI YAYIN TAKVİMİ

TÜMÜNÜ GÖR >
01
Nis
Prş
10:00 CANLI

OHSAD Kurultayı – Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları

Prof. Dr. Kemal Memişoğlu - T.C. Sağlık Bakan
İZLE
15
Nis
Prş
10:00 CANLI

Tüyap Expomed Eurasia İstanbul Medikal Fuarı

İZLE
08
Eki
Prş
10:00 CANLI

ÜRETİCİLERLE EL ELE

İZLE

ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR

TÜMÜNÜ GÖR >
“Ege’ den Türkiye’ye Uzanan Güven Yolculuğu: Biyotek Tıbbi Cihazlar”
RÖPORTAJ

“Ege’ den Türkiye’ye Uzanan Güven Yolculuğu: Biyotek Tıbbi Cihazlar”

09 Temmuz 2026 55
Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sedat Akyol:  “Sağlık Kuruluşlarının Her An Yanındayız”
RÖPORTAJ

Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sedat Akyol: “Sağlık Kuruluşlarının Her An Yanındayız”

Sedat Akyol - Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü

09 Temmuz 2026 42
Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta
RÖPORTAJ

Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta

Vefa Türksever - Tüm Medikalciler Platformu Başkanı

09 Temmuz 2026 70
MÜSLÜMANLIK, TÜRK MİLLETİ VE MEDENİYETİ YENİDEN İNŞA ETMEK
KÖŞE YAZISI

MÜSLÜMANLIK, TÜRK MİLLETİ VE MEDENİYETİ YENİDEN İNŞA ETMEK

Mustafa DAŞCI

05 Ağustos 2026 4

GÜNCEL HABERLER

TÜMÜNÜ GÖR >
Sağlıkta yerli hamle: Milli ventilatörler 3 şehir hastanesine ulaştı SAĞLIK
SAĞLIK

Sağlıkta yerli hamle: Milli ventilatörler 3 şehir hastanesine ulaştı

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, yerli ve milli imkanlarla üretilen solunum cihazlarının (ventilatör) Şanlıurfa, Rize ve Trabzon Şehir Hastanelerine ulaştığını açıkladı. "Sağlıkta teknoloji hamlesi" vurgusu yapan Memişoğlu, cihazların milletimize hayırlı olmasını ve hastalara şifa getirmesini temenni etti. Sağlık BakanıProf. Dr. Kemal Memi…

05 Ağustos 2026 6
Yanlış klima kullanımı sinüzit riskini artırıyor SAĞLIK
SAĞLIK

Yanlış klima kullanımı sinüzit riskini artırıyor

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cenk Evren, klima kullanımında, ortam sıcaklığının dengeli tutulması, filtre bakımının düzenli yapılması ve doğrudan hava akımına maruz kalınmamasının sinüs sağlığının korunmasına katkı sağladığını belirtti Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaz aylarında klima kullanımıyla birlikte burun tıkanıklığ…

05 Ağustos 2026 1
Emzirme Haftası'nda Kayseri Devlet Hastanesi'nde Farkındalık Etkinliği SAĞLIK
SAĞLIK

Emzirme Haftası'nda Kayseri Devlet Hastanesi'nde Farkındalık Etkinliği

Kayseri Devlet Hastanesi’ne bağlı Emel Mehmet Tarman Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Kliniği’nde, 1-7 Ağustos Emzirme Haftası kapsamında emzirmenin önemine dikkat çekmek amacıyla bilgilendirme standı kurularak farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. KayseriDevlet Hastanesi'ne bağlı Emel Mehmet Tarman Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Kliniği'nde…

05 Ağustos 2026 6
KETEM'in telefonu hayatını kurtardı SAĞLIK
SAĞLIK

KETEM'in telefonu hayatını kurtardı

Kırıkkale'de KETEM'in hatırlatma telefonu sonrası test yaptıran Hakan Ünver, kalın bağırsağındaki kanserli kitleyi erken evrede yakalayarak, laparoskopik cerrahi ile sağlığına kavuştu. Doktorlar, 45-50 yaş üstü kişilerin KETEM'e başvurarak tarama yaptırmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. KIRIKKALE'de Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Mer…

05 Ağustos 2026 5
 
KETEM taramasıyla kolon kanserini yendi SAĞLIK
SAĞLIK

KETEM taramasıyla kolon kanserini yendi

Kırıkkale'de, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezinin (KETEM) taramasında kolon kanseri teşhisi konulan 50 yaşındaki Hakan Ünver, kapalı yöntem ameliyatıyla sağlığına kavuştu. Kırıkkale'de, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezinin (KETEM) taramasında kolon kanseri teşhisi konulan 50 yaşındaki Hakan Ünver, kapalı yöntem ameliyatıyla sağlığına kavuştu.İl Özel İdaresinde memur olan iki çocuk babası Ünver, KETEM tarafından İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde ücretsiz kanser tarama programı kapsamında davet edilerek test verdi.Gaitada gizli kan testi pozitif çıkan Ünver, ileri tetkik amacıyla Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi'ne yönlendirildi.Hastanede yapılan kolonoskopi ile kalın bağırsağında şüpheli lezyon tespit edilen Ünver'in, biyopsi sonrası patolojik değerlendirme ile cerrahi tedavisi planlandı.Yüksek İhtisas Hastanesi'nde ilk kez kapalı yöntemle yapılan ameliyatla Ünver'in bağırsaklarındaki kanserli kitle başarılı operasyonla temizlendi.Hakan Ünver, gazetecilere, KETEM'den arandığını, 45 yaş üzeri vatandaşlara ücretsiz tarama yapıldığı ve kendisinin de tahlil vermesi yönünde tavsiye aldığını, aynı gün buraya giderek tahlil yaptırdığını ve 10 dakika sonra sonucun pozitif çıktığını söyledi.İleri tetkik için Yüksek İhtisas Hastanesi'ne yönlendirildiğini ve hastanede tetkik yapılacağının söylendiğini anlatan Ünver, şöyle konuştu:"2 gün sonra hastaneye geldim. KETEM'in görevlisi beni karşıladı, Genel cerrah Safa hocamıza yönlendirdi. Hocamız da ileri tetkik için endoskopi ve kolonoskopi yaptı ve kitle olduğunu söyledi. Kitle olduğunu söyleyince tabii yıkıldık, moralimiz bozuldu. Hocam, 'Hiç moralini bozma, patoloji sonucuna göre tedavi uygulayacağız' dedi. Ameliyattan sonra 6 gün hastanede ilaç tedavisi gördüm. 6 gün sonra taburcu oldum. Şu anda sağlığım gayet yerinde."- "Erken tanı hayat kurtarır"KETEM'in önemine dikkati çeken Ünver, "Belli bir yaşa gelen herkesin KETEM'e gitmesini isterim. KETEM tarafından arananlar ya da SMS atılanlara 10 dakikasını ayırıp gitmelerini öneriyorum." dedi.Ameliyatı yapan Op. Dr. Safa Özaydın da kolon kanserinin hem dünyada hem ülkemizde en sık görülen üçüncü kanser türü ve kansere bağlı ölüm sebepleri arasında ikinci sırada olduğunu söyledi.Ünver'in KETEM'in yönlendirmesiyle kendilerine başvurduğunu belirten Özaydın, "Kısa bir süre içinde süreci tamamlayıp hastalığı erken evrede tespit ettik. Başvurduğunda kendisinde hiçbir semptom yoktu. Sadece tarama amaçlı 50 yaşında başvurdu. Daha sonra kapalı olarak ameliyatını gerçekleştirip taburcu ettik." ifadelerini kullandı.Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi Başhekimi Hakan Varol ise KETEM'in önemine vurgu yaparak, "Erken tanı hayat kurtarır." dedi.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

05 Ağustos 2026 5
Moderna, Bundibugyo Ebola aşısının insan denemelerine başladı; Kongo’daki salgın sürerken SAĞLIK
SAĞLIK

Moderna, Bundibugyo Ebola aşısının insan denemelerine başladı; Kongo’daki salgın sürerken

Moderna, Bundibugyo Ebola aşısı için yürüttüğü denemede ilk katılımcıları aşıladığını duyurdu; Kongo Demokratik Cumhuriyeti ise tarihinin en hızlı yayılan salgınıyla mücadele ediyor. Moderna'nın klinik çalışmasına katılan ilk gönüllüler, şirket Kanada'da Faz 1 denemelerine başlarken Bundibugyo Ebola virüsüne karşı aşılandı.Şirketin basın açıklamasında bildirildiğine göre, aşı Moderna'nın COVID-19 aşısında da kullanılan aynı temel teknolojiyi oluşturan mRNA platformu kullanılarak geliştiriliyor,basın bülteninde(kaynak İngilizce)belirtildi.Denemenin ilk fazına yaklaşık 80 gönüllü katılacak ve şu anda aşısı bulunmayan Bundibugyo türü Ebola virüs hastalığına karşı güvenlik, tolerabilite ve bağışıklık yanıtı değerlendirilecek.“Moderna'nın aday aşısının bu kadar hızlı bir şekilde Faz 1 denemesine girmesi, bu ölümcül salgına karşı yürütülen mücadelede büyük bir ileri adım,” dedi Salgınlara Hazırlık İnovasyonları Koalisyonu (CEPI) İcra Kurulu Başkanı Richard Hatchett.CEPI, ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklara ve olası pandemilere karşı aşılar ile biyolojik karşı önlemlerin geliştirilmesini finanse eden ve hızlandıran küresel bir kamu-özel ortaklığıdır.Haziran ayında koalisyon, Uluslararası AIDS Aşı Girişimi, Moderna ve Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilenler de dahil olmak üzere, geliştirme aşamasındaki bir dizi aday aşıya yatırım yapacağını duyurdu.Oxford Üniversitesi, tarihteki en hızlı büyüyen Ebola salgınıyla mücadele yarışında, Faz 1 klinik denemesini temmuz ayında başlattı. Aşılar Hindistan Serum Enstitüsü'nde (SII) üretilecek.“Her gün önemli ve klinik denemelerdeki her aday aşı, güvenli ve etkili bir aşıyı ihtiyacı olan insanlara mümkün olduğunca hızlı bir şekilde ulaştırmak için bize yeni bir fırsat sunuyor,” diye ekledi Hatchett.Kongo Demokratik Cumhuriyeti, vakaların önceki dalgalanmalardan daha hızlı arttığı, tarihindeki ikinci en büyük Ebola salgınıyla karşı karşıya.Salı günü itibarıyla kaydedilen vaka sayısı 3.802'ye, ölüm sayısı ise 1.707'ye ulaştı; hükümetin son güncellemesinde böyle belirtildi.Afrika CDC Genel Direktörü Jean Kaseya, salgının ne zaman zirveye ulaşacağının belli olmadığını, salı günü salgının merkez üssü Ituri eyaletine yakın Bunia kasabasına yaptığı ikinci ziyarette söyledi.Kaseya, yeni vakaların yaklaşık yüzde 60-70'inin, doğrulanmış bir vaka ile temas eden kişilerin izlenmesini amaçlayan bir yöntem olan temas takibinden değil, toplum içi yayılmadan kaynaklandığını belirtti.“Temas takibi işe yaramıyor,” dedi Kaseya. “Bu salgının gidişatından memnun değiliz ve bu salgın şimdiden dünyadaki ikinci en büyük salgın konumunda.”Salgın ağırlıklı olarak, vakaların yaklaşık yüzde 90'ının görüldüğü, Kongo'nun doğusundaki ücra Ituri eyaletinde yoğunlaşmış durumda; ancak ülkenin en büyük kentlerinden biri olan Kisangani'nin de aralarında bulunduğu beş başka eyalette de vakalar doğrulandı.Kaynak: Euronews Sağlık

05 Ağustos 2026 1
Uçak atık suyundan virüs izleme: Bilim insanları yeni pandemi için erken uyarı yöntemi geliştirdi SAĞLIK
SAĞLIK

Uçak atık suyundan virüs izleme: Bilim insanları yeni pandemi için erken uyarı yöntemi geliştirdi

ABD-İngiltere ortak yürütülen bir pilot çalışmaya göre, uçak atık sularının test edilmesi, küresel salgınlara hazırlık için erken uyarı aracı olabilir; bu yöntem, dolaşımdaki patojenleri klasik küresel gözetimden haftalar önce tespit edebiliyor. İnsanlar iş, turizm ya da ailevi nedenlerle düzenli olarak seyahat ediyor. Ülkeleri ve okyanusları aşıyorlar; bedenlerinde bulunan virüsler ve bakteriler de onlarla birlikte yolculuk ediyor.Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri ile Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansının yürüttüğü yeni birpilot program(kaynak İngilizce), birbiriyle bağlantılı iki uluslararası havalimanındaki uçuşlardan alınan atık suları analiz etti.Bulgular, yolcu ve havayolu mahremiyetini korurken uçaklardan gelen atık suların sistematik biçimde toplanıp analiz edilebileceğini ve bunun küresel ölçekte patojen izlemesini geliştirebileceğini ortaya koydu.“Havacılık kaynaklı atık su izlemesi, sınır ötesi biyogüvenliği güçlendirme potansiyeli sunuyor” diye yazdı pilot çalışmanın yazarları.Uluslararası hava yolculuğunun, insanların hızlı ve kitlesel hareketiyle patojenleri hızla yayabildiğini, bu nedenle seyahat merkezlerindeki gözetimin olası bir erken uyarı aracı olarak değer taşıdığını kaydettiler.Araştırmacılar, 2024 Mart ile 2025 Ocak arasındaki yaklaşık on aylık dönemde, Amerika Birleşik Devletleri ile Birleşik Krallık arasındaki uçuşlardan 424 örnek topladı.Toplanan tüm örneklerin neredeyse yüzde 75’i, influenza A virüsü, influenza B virüsü, COVID-19’a neden olan virüs ve solunum sinsityal virüsü gibi, son derece bulaşıcı en az bir solunum yolu patojeni için pozitif çıktı.İnfluenza A virüsleri mevsimsel grip salgınlarına yol açabiliyor ve küresel pandemi çıkarma kapasitesine sahip tek grip virüsü türü olarak biliniyor.Bu arada, örneklerin yaklaşık yüzde 72’sinde de en az bir gastrointestinal hastalığa rastlandı.Yazarlar, insan kaynaklı atık açısından zengin olup tarımsal ya da endüstriyel girdiler gibi dış etkenlerden arınmış olan havacılık atık sularının yüksek yoğunluklu sinyaller sağladığını ve halk sağlığı açısından önem taşıyan patojenleri tespit etmek için yararlı bir erken uyarı yöntemi olarak kullanılabileceğini de vurguladı.Ayrıca bu yöntem, operasyonları aksatmadan uygulanabiliyor ve yolcuları sürece dahil etmeden patojen tespitine olanak tanıyor.Örneğin çalışma, XEC COVID-19 varyantını Birleşik Krallık çıkışlı uçuşlarda 17 Eylül 2024’te tespit etti; bu tarih, varyantın Amerika Birleşik Devletleri çıkışlı uçuşlarda saptanmasından dört hafta öncesine denk geliyor.XEC’nin ABD’de kayda geçen ilk klinik vakası Temmuz 2024’te kaydedildi. Ancak uçak ve toplum kaynaklı atık su verileri, ülkedeki kayda değer yayılımın ancak Ekim ortasında başladığını gösteriyor.Bu zaman farkı, havacılık atık su örneklemesinin zamanlamaya ne kadar duyarlı olduğunu ortaya koyuyor ve XEC’nin önce Avrupa’da görülüp daha sonra ABD’ye yayıldığına dair raporlarla örtüşüyor, diye yazdılar.Yazarlar, genomik dizileme ve hızlı veri paylaşımıyla entegre edilecek “nöbetçi havalimanları”ndan oluşan küresel bir ağa dönüştürülecek bu modelin, yeni bir patojenin nasıl yayıldığını neredeyse gerçek zamanlı olarak gösteren bir harita sunabileceğini ve pandemi hazırlığını güçlendirebileceğini öne sürüyor.Bu sayede hükümetler, seyahat yasakları ya da sınırların kapatılması gibi daha sert önlemlere başvurmak zorunda kalmadan, hedefe yönelik azaltım stratejilerini erken aşamada hayata geçirebilir.Kaynak: Euronews Sağlık

05 Ağustos 2026 1
Yeni araştırma: Daha az protein, daha sağlıklı yaşlanmanın anahtarı olabilir SAĞLIK
SAĞLIK

Yeni araştırma: Daha az protein, daha sağlıklı yaşlanmanın anahtarı olabilir

Yeni araştırmalar, daha az protein tüketmenin daha uzun ve sağlıklı bir yaşamla ilişkili olabileceğine işaret ederek, yüksek proteinli beslenmeye yönelik yaygın anlayışı sorguluyor. Protein tozlarından yüksek proteinli kahvaltılık gevreklere kadar uzanan ürünlerin popülerleşmesiyle, çok yüksek miktarda protein tüketimini teşvik eden "proteinmaxxing" akımı son yılların en büyük wellness trendlerinden biri haline geldi. Ancak dünya nüfusu yaşlandıkça, yeni bir araştırma bunun tam tersinin daha sağlıklı bir yaşlanmanın anahtarı olabileceğini öne sürüyor.ABD'deki Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden araştırmacılar, 300'den fazla bilimsel çalışmayı inceleyerek protein tüketimi ile yaşlanma arasındaki ilişkiyi değerlendirdi. Bulgular, mevcut beslenme kılavuzlarının genellikle yüksek protein alımını desteklemesine karşın, protein tüketimini azaltmanın diyabet ve kanser gibi yaşa bağlı hastalıkların riskini düşürebileceğine işaret ediyor.Araştırmacılar, dünya nüfusunun hızla yaşlanması nedeniyle sağlıklı yaşlanmayı destekleyecek ve yaşa bağlı hastalıkların yükünü azaltacak beslenme stratejilerinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguluyor.Çalışmanın yazarı Dudley Lamming, "Fiziksel olarak aktif bireylerde protein alımının kas gelişimi ve egzersize verilen yanıt açısından faydaları tartışmasız," dedi.Ancak Lamming'e göre, insanların büyük bölümü nispeten hareketsiz bir yaşam sürdüğü için çoğu kişi gerçekte ihtiyaç duyduğundan daha fazla protein tüketiyor. Araştırmacı, bunun uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtti.Araştırmanın sonuçlarına göre, düşük proteinli beslenme; yağ dokusunu azaltıyor, enerji harcamasını artırıyor ve kan şekeri kontrolünü iyileştirerek metabolik sağlığı destekliyor.Hem insanlar hem de deney hayvanları üzerinde yapılan çalışmalarda, protein alımı azaltıldığında toplam kalori tüketimi daha yüksek olsa bile daha iyi kan şekeri kontrolü ve daha düşük vücut yağı oranı gözlendi.Araştırmacılar bu etkinin büyük ölçüde FGF21 adlı hormonla ilişkili olduğunu belirtiyor. Protein alımı düştüğünde seviyesi artan bu hormonun, vücudun enerjiyi daha verimli kullanmasına yardımcı olduğu düşünülüyor.Çalışma ayrıca, düşük proteinli beslenmenin vücudu otofaji adı verilen doğal "onarım ve geri dönüşüm" sürecini daha fazla devreye sokmaya teşvik ettiğini ortaya koydu. Otofaji sırasında hücreler, hasar görmüş proteinleri ve işlevini yitirmiş hücresel bileşenleri temizleyerek kendilerini yeniliyor; bu mekanizmanın sağlıklı yaşlanmada önemli rol oynadığı değerlendiriliyor.Araştırmacılar, düşük proteinli beslenmenin herkes için uygun olmadığı konusunda da uyarıyor. Hamileler, büyüme ve gelişme dönemindeki çocuklar, kas kütlesini korumak için daha fazla proteine ihtiyaç duyabilen yaşlı yetişkinler ile ağır yaralanma veya ameliyat sonrası iyileşme sürecindeki kişilerin protein alımını kısıtlamaması gerektiği belirtiliyor.Çalışmaya göre, protein tüketimini azaltmaya yönelik öneriler yalnızca belirli gruplar için değil, bireyin yaşı, sağlık durumu ve yaşam tarzı dikkate alınarak değerlendirilmeli.Araştırmanın bulgularına karşın, mevcut uluslararası beslenme rehberleri protein tüketimi konusunda daha temkinli bir yaklaşım benimsiyor.Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sağlıklı yetişkinler için günlük referans protein alımını kilogram başına 0,83 gram olarak öneriyor.Her iki kurum da, bu miktarın yaklaşık iki katına kadar çıkan protein tüketiminin genel olarak güvenli kabul edildiğini belirtiyor. Ayrıca, çok yüksek protein alımının uzun vadeli sağlık etkilerine ilişkin bilimsel kanıtların henüz kesinleşmediğine dikkat çekiyor.EFSA, özellikle ileri yaştaki yetişkinlerin protein gereksinimlerinin genç yetişkinlerden farklı olup olmadığını belirlemeye yetecek bilimsel veri bulunmadığını vurguluyor. Bu nedenle yaşlı bireylerin de en az genç yetişkinler kadar protein tüketmesi tavsiye ediliyor.Araştırmanın yazarı Dudley Lamming ise son yıllarda protein tüketimini artırmaya yönelik önerilerin, fiziksel aktivitenin artırılması tavsiyeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi."Son dönemdeki öneriler insanları daha fazla protein tüketmeye teşvik etti, ancak aynı zamanda daha fazla egzersiz yapmalarını da önerdi," diyen Lamming, "Protein alımına ilişkin tavsiyeleri yalnızca yaşa göre değil, bireylerin fiziksel aktivite düzeyine göre de kişiselleştirmemiz gerekiyor," ifadelerini kullandı.Araştırmacılar, günümüzde birçok kişinin ihtiyaç duyduğundan fazla protein tüketiyor olabileceğini ve bazı bireylerin protein alımını azaltmaktan fayda görebileceğini belirtiyor. Ancak hangi beslenme modelinin en uygun olduğunun kişinin yaşı, sağlık durumu ve yaşam tarzına göre değiştiğini vurgulayarak, bu konuda daha fazla klinik araştırmaya ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor.Kaynak: Euronews Sağlık

03 Ağustos 2026 0
Bakımsız klimalar lejyoner hastalığına neden olabilir SAĞLIK
SAĞLIK

Bakımsız klimalar lejyoner hastalığına neden olabilir

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Doğan, bakımsız klimaların lejyoner hastalığına neden olabileceğini söyledi. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Doğan, bakımsız klimaların lejyoner hastalığına neden olabileceğini söyledi.VM Medical Park Samsun Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Doğan, yaz aylarında serinlemek için kullanılan klimaların düzenli bakımının yapılmamasının ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabileceğine dikkat çekti. Lejyoner hastalığının legionella bakterisinin solunum yoluyla alınması sonucu geliştiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Doğan, "Bakteri; klima sistemleri, duş başlıkları, jakuzi, havuz, sauna, hamam ve benzeri nemli ortamlarda çoğalabiliyor. Özellikle merkezi klima sistemlerinin bulunduğu oteller, hastaneler, toplu yaşam alanları ve seyahat araçlarında düzenli bakım yapılmaması hastalık riskini artırıyor. Bakteri, su damlacıkları aracılığıyla solunum yoluyla bulaşıyor" dedi."Risk grubundaki kişiler daha dikkatli olmalı"Lejyoner hastalığının her yaş grubunda görülebileceğini ancak bazı kişilerde daha ağır seyredebileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Doğan, "İleri yaşta olanlar, bağışıklık sistemi zayıf bireyler, diyabet, kalp hastalığı, KOAH ve astım gibi kronik hastalıkları bulunan kişiler, kanser tedavisi gören hastalar ile uzun süre kortizon kullanan bireyler hastalık açısından daha yüksek risk taşıyor. Başlangıçta üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileriyle seyreden hastalık, tedavi edilmediğinde zatürreye kadar ilerleyebiliyor" diye konuştu."Belirtiler griple karıştırılabiliyor"Hastalığın ilk belirtilerinin çoğu zaman grip veya nezleyle karıştırılabildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Doğan, "Ateş, halsizlik, kas ve eklem ağrıları, geçmeyen kuru öksürük, balgam çıkarma güçlüğü, baş ağrısı, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı ve aşırı uyku hali görülebiliyor. Şikayetlerin kısa sürede ağırlaşması veya nefes darlığının eklenmesi halinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Otellerde, tatil köylerinde ve uzun yolculuklarda kullanılan merkezi klima sistemlerinin düzenli bakımının yapılması büyük önem taşıyor. Bunun yanında havuzlar, termal tesisler, duş sistemleri ve diğer su dolaşım sistemlerinin hijyenik şartlarda işletilmesi de hastalığın önlenmesinde önemli rol oynuyor" şeklinde konuştu."Erken tanı, tedavi başarısını artırıyor"Lejyoner hastalığında erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Doğan, şunları söyledi:"Hastanın yakın zamanda klimalı bir ortamda bulunması, otelde konaklaması, uzun araç yolculuğu yapması veya su sistemlerine maruz kalması tanı açısından yol gösterici olabilir. Erken dönemde tanı konulan hastalarda uygun antibiyotik tedavisiyle başarılı sonuçlar alınabiliyor. Bu nedenle özellikle risk grubundaki bireylerin belirtileri hafife almamaları ve klima bakımlarını düzenli yaptırmaları büyük önem taşıyor."Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

03 Ağustos 2026 1
Bolu’da sağlık ordusu 6 ayda 2,7 milyon hastaya şifa dağıttı SAĞLIK
SAĞLIK

Bolu’da sağlık ordusu 6 ayda 2,7 milyon hastaya şifa dağıttı

Bolu İl Sağlık Müdürlüğü, 2026 yılının ilk 6 ayında kentteki kamu sağlık tesislerinde yürütülen hizmetlere ilişkin verileri paylaştı. Boluİl Sağlık Müdürlüğü, 2026 yılının ilk 6 ayında kentteki kamu sağlık tesislerinde yürütülen hizmetlere ilişkin verileri paylaştı. Verilere göre, kentte 6 ay içinde 2 milyon 773 bin 85 muayene gerçekleştirilirken, 20 bin 210 ameliyat yapıldı.Boluİl Sağlık Müdürlüğü, vatandaşlara sunulan sağlık hizmetlerinin 2026 yılı ilk 6 aylık bilançosunu kamuoyuyla paylaştı. Bolu İl Sağlık Müdürlüğünün resmi hesabından açıklanan verilere göre; 2026 yılının ilk 6 ayında Bolu'daki kamu sağlık tesislerinde toplam 2 milyon 773 bin 85 muayene gerçekleştirildi. Aynı dönemde ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde ise 100 bin 370 diş muayenesi yapıldı. Kamu hastanelerinde gerçekleştirilen toplam ameliyat sayısı 20 bin 210 olarak kayıtlara geçerken, tesislerde 941 doğum olayı gerçekleşti.29 bin kişiye evde sağlık hizmetiHastaneye gitme imkanı bulunmayan ya da evde bakıma muhtaç olan hastalar da unutulmadı. Sağlık Bakanlığının önemli uygulamalarından biri olan evde sağlık hizmetleri kapsamında, ekipler tarafından Bolu'da 6 ayda 29 bin 234 kişiye evde sağlık hizmeti sunuldu.Bolu İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, "Bolu İl Sağlık Müdürlüğü olarak 2026 yılının ilk 6 ayında, vatandaşlarımıza kesintisiz ve kaliteli sağlık hizmeti sunmaya devam ettik. Her an, her şarta sağlık için çalışıyor; güçlü sağlık altyapımız ve fedakar sağlık çalışanlarımızla hizmet üretmeye devam ediyoruz" ifadelerine yer verildi.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

02 Ağustos 2026 0
Yazın sessiz tehlikesi: kulak enfeksiyonları SAĞLIK
SAĞLIK

Yazın sessiz tehlikesi: kulak enfeksiyonları

Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Abdulkerim Başaran, yaz aylarında artan kulak enfeksiyonlarına karşı vatandaşları uyardı. GaziantepÖzel ANKA Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Abdulkerim Başaran, yaz aylarında artan kulak enfeksiyonlarına karşı vatandaşları uyardı.Özellikle sık havuza ve denize girenlerde dış kulak yolu enfeksiyonlarının daha fazla görüldüğünü belirten Dr.Başaran, basit gibi görünen şikayetlerin ihmal edilmesi halinde ciddi ağrılara ve işitme sorunlarına yol açabileceğini söyledi.Yaz mevsimiyle birlikte serinlemek için deniz ve havuzlara ilgi artarken, kulak sağlığı da risk altına girebiliyor. Kulakta uzun süre kalan nemli ortamın bakteri ve mantarların çoğalmasını kolaylaştırdığını ifade eden Op. Dr. Abdulkerim Başaran, özellikle çocuklar ve sık yüzme yapan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini dile getirdi.Kulakta ağrı, kaşıntı, dolgunluk hissi, akıntı ve işitmede azalma gibi belirtilerin enfeksiyonun habercisi olabileceğini söyleyen Op. Dr. Başaran, "Bu belirtiler başladığında kulak çubuğu kullanmak ya da kulaktan dolma yöntemlerle tedavi uygulamak yerine mutlaka bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmalıdır. Yanlış müdahaleler enfeksiyonun ilerlemesine neden olabilir" dedi."Havuz hijyeninin de büyük önem taşır"Havuz hijyeninin de büyük önem taşıdığına dikkat çeken Op. Dr. Başaran, düzenli bakımı yapılmayan havuzların enfeksiyon riskini artırabileceğini belirterek, "Yüzme sonrasında kulakların nazikçe kurulanması ve kulak içinde su kalmamasına özen gösterilmesi enfeksiyon riskini azaltır. Kulağın içine sert cisimler sokulmamalıdır. Çünkü kulak yolunun doğal koruyucu yapısı zarar görebilir" ifadelerini kullandı.Özellikle kulak zarı delik olanlar, daha önce kulak ameliyatı geçirenler ve kronik kulak hastalığı bulunan kişilerin denize veya havuza girmeden önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Başaran, erken teşhis ve doğru tedavinin hem ağrıyı kısa sürede ortadan kaldırdığını hem de olası komplikasyonların önüne geçtiğini söyledi.Yazın tadını çıkarırken kulak sağlığını ihmal etmemek gerektiğini hatırlatan Op. Dr. Abdulkerim Başaran, basit önlemlerle kulak enfeksiyonlarının büyük ölçüde önlenebileceğini belirterek, şikayetlerin birkaç gün içinde düzelmemesi durumunda vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi alınmasını önerdi.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

02 Ağustos 2026 0
Sürekli Yorgunluk Hormonal Hastalıkların Habercisi Olabilir YAŞAM
YAŞAM

Sürekli Yorgunluk Hormonal Hastalıkların Habercisi Olabilir

Endokrinoloji Uzmanı Dr. Melek Aksu Geyik, dinlenmeye rağmen geçmeyen sürekli yorgunluğun tiroit, insülin, kortizol ve cinsiyet hormonlarındaki dengesizliklerin işareti olabileceğini belirterek, uzun süren halsizlik şikâyetlerinde hormonal değerlendirme yapılmasının önem taşıdığını söyledi. Gün içinde yeterince dinlenmesine rağmen kendini sürekli halsiz, bitkin ve enerjisiz hisseden kişilerin bu durumu yalnızca yoğun iş temposu ya da uykusuzluğa bağlamaması gerektiğini ifade eden Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Dr. Melek Aksu Geyik, uzun süre devam eden yorgunluğun hormonal dengenin bozulduğuna işaret edebileceğini söyledi. Enerji üretiminden metabolizmaya, stres yönetiminden kan şekeri kontrolüne kadar birçok hayati fonksiyonun hormonlar tarafından düzenlendiğini belirten Geyik, hormonlardaki dengesizliklerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebileceğini vurguladı."Tiroit Hastalıkları Yorgunluğun En Sık Nedenlerinden Biri"Sürekli yorgunluğun en sık nedenlerinden birinin tiroit bezinin yetersiz çalışması olduğunu kaydeden Geyik, "Hipotiroidide metabolizma yavaşlar ve kişi kendini sürekli halsiz hissedebilir. Üşüme, kilo alma, cilt kuruluğu, unutkanlık ve dikkat dağınıklığı da tabloya eşlik edebilir. Tiroit hormonlarının fazla salgılandığı hipertiroidide ise çarpıntı, uykusuzluk ve buna bağlı enerji kaybı görülebilir" dedi.İnsülin direnci ve diyabetin de enerji düşüklüğüne neden olabileceğini ifade eden Geyik, insülin hormonunun hücrelerin glikozu kullanmasını sağladığını, bu mekanizmanın bozulması halinde özellikle yemeklerden sonra uyku hali, halsizlik, tatlı isteği, sık acıkma ve odaklanma güçlüğünün ortaya çıkabileceğini söyledi.Kortizol Ve Cinsiyet Hormonları da EtkiliBöbreküstü bezlerinden salgılanan kortizol hormonunun vücudun stresle baş etmesinde önemli rol oynadığını belirten Geyik, kortizol düzeyinin düşük olmasının sabah yorgunluğu, kas güçsüzlüğü ve düşük tansiyona, uzun süreli strese bağlı dengesizliklerin ise gün boyu süren bitkinlik ve uyku sorunlarına yol açabileceğini dile getirdi. Kadınlarda östrojen ve progesteron seviyelerindeki değişimlerin özellikle menopoz ve polikistik over sendromu dönemlerinde kronik yorgunluğa neden olabileceğini ifade eden Geyik, erkeklerde testosteron seviyesindeki düşüşün ise enerji kaybı, kas gücünde azalma, isteksizlik ve motivasyon eksikliğiyle kendini gösterebileceğini söyledi. Hipofiz bezindeki bozuklukların da tiroit, böbreküstü bezleri ve cinsiyet hormonlarını etkileyebildiğini belirten Geyik, yetişkinlerde büyüme hormonu eksikliğinin de kas metabolizmasını olumsuz etkileyerek sürekli halsizlik hissine neden olabileceğini kaydetti."Her Yorgunluk Hormonal Değildir"Her yorgunluğun hormonal kaynaklı olmadığını vurgulayan Geyik, vitamin ve mineral eksiklikleri, uyku bozuklukları, kronik hastalıklar ile bazı ilaçların da halsizliğe yol açabileceğini belirterek, özellikle B12 vitamini, D vitamini ve demir eksikliğinin enerji düşüklüğünün en yaygın nedenleri arasında bulunduğunu ifade etti. Yorgunluğun haftalarca sürmesi, dinlenmeyle düzelmemesi ve günlük yaşamı olumsuz etkilemesi halinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyleyen Geyik, "Halsizliğe kilo değişikliği, çarpıntı, nefes darlığı, gece terlemesi veya sürekli uyku hali eşlik ediyorsa hormonal değerlendirme yapılması önem taşır. Gerekli görüldüğünde tiroit hormonları, kan şekeri, kortizol ve diğer hormon düzeylerini gösteren kan testleriyle altta yatan neden belirlenebilir. Hormonal hastalıkların büyük bölümü erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilmektedir. Bu nedenle uzun süre devam eden yorgunluğu yalnızca yoğun yaşam temposuna bağlamak yerine, vücudun verdiği önemli bir uyarı olarak değerlendirmek gerekir" dedi.Kaynak:İHA  

31 Temmuz 2026 26
Danıştay’dan Aile Hekimliği Yönetmeliğine Fren: Kritik Maddelerin Yürütmesi Durduruldu! KAMU
KAMU

Danıştay’dan Aile Hekimliği Yönetmeliğine Fren: Kritik Maddelerin Yürütmesi Durduruldu!

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Yönetim Kurulu, 10 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe giren Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği’ne karşı açılan davada Danıştay 2. Dairesi’nin yürütmeyi durdurma kararı verdiğini duyurdu. Yapılan basın açıklamasında, kararın hem hekim hakları hem de nitelikli sağlık hizmeti açısından kritik bir eşik olduğu vurgulandı.Danıştay Hangi Maddelerin Yürütmesini Durdurdu?Sivil toplum kuruluşlarının açtığı davayı inceleyen Danıştay 2. Dairesi, yönetmelikte yer alan ve tartışmalara yol açan şu kritik düzenlemeler hakkında yürütmeyi durdurma kararı aldı:Sorumluluk Dışı Kesintiler: Hekimin ve aile sağlığı çalışanının hiçbir ihmali olmamasına rağmen, son 12 ay içinde sağlık kuruluşuna başvurmayan hastalar nedeniyle ödeme katsayısının yarıya düşürülmesi,Süre Belirsizliği: "Daha sık sağlık hizmeti sunumu gerektiren grup için süreyi Bakanlık belirler" ifadesi,Memnuniyet Puanlaması: Kriterleri açık ve objektif belirlenmeyen, hekimlik onurunu zedeleyen memnuniyet değerlendirmesi düzenlemeleri,Akılcı İlaç Kriterleri: Hekimlerin mesleki özerkliğine aykırı ve ölçütleri net olmayan akılcı ilaç kullanım oranları hesaplaması,Nöbet Şartı: Entegre Aile Sağlığı Merkezlerinde uygulanan "96 saatten az olmamak kaydıyla 5 nöbet" zorunluluğu."Hukuk Devleti ve Kamu Yararının Gereği"İSTAHED Yönetim Kurulu tarafından yapılan değerlendirmede, alınan kararın birinci basamak sağlık hizmetlerinin bilimsel ve sürdürülebilir şartlarda korunması açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Hekimlerin kontrolü dışındaki hususlardan sorumlu tutulmasının ve mesleki bağımsızlıklarının kısıtlanmasının hukuka aykırı olduğu belirtildi.Açıklamada, kararın gerekçeli metni UYAP sistemine yüklendikten sonra İSTAHED hukuk komisyonları ve avukatları tarafından ayrıntılı olarak inceleneceği ve hukuki sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağı aktarıldı.Yeni Düzenlemeye de İptal Davası AçıldıİSTAHED, yürütmesi durdurulan maddelerin 6 Ağustos 2025 tarihinde ufak değişikliklerle tekrar Resmi Gazete’de yayımlandığına dikkat çekerek, bu yeni düzenlemeye karşı da yürütmeyi durdurma istemli iptal davası açtıklarını bildirdi. Dernek yönetimi, Danıştay’ın verdiği bu emsal karar doğrultusunda son açılan davanın da lehlerine sonuçlanacağına inandıklarını kaydetti.Açıklama, sürecin takipçisi olunacağı vurgulanarak şu ifadelerle tamamlandı:"Bu hukuki mücadelede emeği geçen tüm sivil toplum kuruluşlarına, hukukçularımıza ve dayanışma gösteren meslektaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Aile hekimliğinin itibarı, mesleki bağımsızlığımız ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişimi için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir."  

30 Temmuz 2026 42