Bizi Takip Edin

Şehit Kızından Sağlık Çalışanlarının ve Şehit Ailelerinin Sesi Olmaya Uzanan Bir Mücadele

Şehit Kızından Sağlık Çalışanlarının ve Şehit Ailelerinin Sesi Olmaya Uzanan Bir Mücadele

Habere Git

Çorum Fizik Tedavi Hastanesi Bakanlığın Yatırım Programına Alındı

Ankara İskilipliler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Daşcı'nın, Çorum'un fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Sağlık Bakanlığına yaptığı kapsamlı resmi başvuru önemli bir aşamaya ulaştı. Sağlık Bakanlığı, "Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi Hastanesi Ek Bina Yatırımı"nı 2027 yılı yatırım programına alınmak üzere Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sundu.

Habere Git

Sağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!

Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.

Habere Git

Uçakta rahatsızlanan hastaya ilk müdahale Bakan Memişoğlu’ndan geldi

Uçakta rahatsızlanan hastaya ilk müdahale Bakan Memişoğlu’ndan geldi

Habere Git

Video yardımlı toraks cerrahisi (VATS) tekniği akciğer kanserinde başarıyla gerçekleştiriliyor

Video yardımlı toraks cerrahisi (VATS) tekniği akciğer kanserinde başarıyla gerçekleştiriliyor

Habere Git
SAYI: 351 | TEMMUZ 2026

351. Sayı

Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.

Dijital Okuma
PDF İndirme Seçeneği
İnteraktif Flipbook
351. Sayı

CANLI YAYIN TAKVİMİ

TÜMÜNÜ GÖR >
01
Nis
Prş
10:00 CANLI

OHSAD Kurultayı – Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları

Prof. Dr. Kemal Memişoğlu - T.C. Sağlık Bakan
İZLE
15
Nis
Prş
10:00 CANLI

Tüyap Expomed Eurasia İstanbul Medikal Fuarı

İZLE
08
Eki
Prş
10:00 CANLI

ÜRETİCİLERLE EL ELE

İZLE

ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR

TÜMÜNÜ GÖR >
KLS Martin’in İleri Cerrahi Çözümleri Oypa Medikal Güvencesiyle Türkiye’de
RÖPORTAJ

KLS Martin’in İleri Cerrahi Çözümleri Oypa Medikal Güvencesiyle Türkiye’de

09 Ağustos 2026 37
PAQEN: Tıbbi Cihazlarda İnovasyon, Regülasyon ve AR-GE’nin Güçlü Ortağı
RÖPORTAJ

PAQEN: Tıbbi Cihazlarda İnovasyon, Regülasyon ve AR-GE’nin Güçlü Ortağı

09 Ağustos 2026 42
Sağlıkta Mühendİslİk ve Kalİtenİn Buluşma Noktası: Pulcuoğlu Medİkal
RÖPORTAJ

Sağlıkta Mühendİslİk ve Kalİtenİn Buluşma Noktası: Pulcuoğlu Medİkal

09 Ağustos 2026 34
REKABET SADECE ÖZEL SEKTÖRE Mİ UYGULANIR?
KÖŞE YAZISI

REKABET SADECE ÖZEL SEKTÖRE Mİ UYGULANIR?

Mustafa DAŞCI

13 Ağustos 2026 64

GÜNCEL HABERLER

TÜMÜNÜ GÖR >
Göz kuruluğu sadece ekrana bakmakla gelişmiyor SAĞLIK
SAĞLIK

Göz kuruluğu sadece ekrana bakmakla gelişmiyor

Uzun süre bilgisayar ve telefona bakmak, klimalı ortamda bulunmak, kontakt lens takmak göz kuruluğunun nedenlerinden olsa da Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Taşar, göz kuruluğuna başka faktörlerin de yol açtığını dile getirerek, tekrarlayan veya uzun süren yakınmalara karşı harekete geçmek gerektiğini söyledi Gün içinde uzun süre bilgisayar …

15 Ağustos 2026 26
'Şok dalga tedavisi ürolojide farklı klinik tablolarda uygulanabiliyor' SAĞLIK
SAĞLIK

'Şok dalga tedavisi ürolojide farklı klinik tablolarda uygulanabiliyor'

Yöntemin damarsal kökenli sertleşme sorunlarının yanı sıra bazı hastalarda radikal prostat cerrahisi sonrası gelişen durumlar, Peyronie hastalığı ve kronik prostatitile ilişkili bazı klinik tablolarda... Yöntemin damarsal kökenli sertleşme sorunlarının yanı sıra bazı hastalarda radikal prostat cerrahisi sonrası gelişen durumlar, Peyronie hastalığı…

15 Ağustos 2026 18
Milyonda bir görülen doğum olayı Trabzon'da gerçekleşti SAĞLIK
SAĞLIK

Milyonda bir görülen doğum olayı Trabzon'da gerçekleşti

Rize'de yaşayan 28 yaşındaki Serenay Atagün'ün iki ayrı rahminde aynı anda gebelik oluştu. Dünyada bir milyon doğumda bir görülen ve tüp bebek tedavisiyle gerçekleşen gebelikler içerisinde dünyadaki üçüncü vaka olduğu belirtilen olayda, 33. haftada Trabzon'da sezaryenle dünyaya gelen Nil ve Ada bebekler, yoğun bakım sürecinin ardından anneleriyle …

15 Ağustos 2026 18
Burun spreyi bağımlılığı cerrahiye kadar götürebilir SAĞLIK
SAĞLIK

Burun spreyi bağımlılığı cerrahiye kadar götürebilir

Burun tıkanıklığını gidermek için kullanılan spreyler, bilinçsiz ve uzun süreli kullanımda bağımlılığa dönüşebiliyor. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Lütfü Şeneldir, kısa süreli tedavi amacıyla kullanılan burun açıcı spreylerin aylarca hatta yıllarca kullanılmasının burun tıkanıklığını daha da artırabileceğine dikkat çekerek, 'Bir s…

15 Ağustos 2026 12
 
Uzmanından yaylacılara uyarı: Nefes darlığı olanlar yüksek rakıma çıkmasın SAĞLIK
SAĞLIK

Uzmanından yaylacılara uyarı: Nefes darlığı olanlar yüksek rakıma çıkmasın

Kalp ve damar hastalıklarının Türkiye’de ve dünyada her yaş grubunda en sık ölüm nedenleri arasında yer aldığını belirten ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç... Kalp ve damar hastalıklarının Türkiye’de ve dünyada her yaş grubunda en sık ölüm nedenleri arasında yer aldığını belirten ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağlar Emre Çağlıyan, toplumda bu hastalıkların yaz aylarında daha fazla tetiklendiğine yönelik yanlış bir inanış bulunduğunu söyledi. Kış mevsiminin olası enfeksiyonlarla birlikte kalp ve damar hastalıkları açısından daha riskli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Çağlar Emre Çağlıyan, bir diğer yanlış inanışın ise yüksek rakımlı yaylarla ilgili olduğuna dikkat çekti.YÜKSEK RAKIMA ÇIKILDIKÇA OKSİJEN MİKTARI AZALIYORYüksek rakımlara çıkıldıkçaoksijenmiktarının azaldığını ifade eden Doç. Dr. Çağlıyan, “Bana çok fazla hastam burada sıcaklıklardan bunaldığını ve yaylaya gitmek istediğini söylüyor. Özellikle yanlış bilinen bir şey; yaylalara gittikçe insanlar oksijenin çok arttığını ve orada havanın çok temiz olduğunu düşünüyorlar. Aslında yüksek rakımlara çıktıkça oksijen miktarı azalıyor. Bu durumda da kalp ve damar hastalıkları olan kişiler bazı olumsuzluklar yaşayabiliyor” diye konuştu.Oksijen miktarının azalmasının vücutta ‘sempatik hiperaktivasyon’ denilen bir alarm tablosuna yol açabildiğinin altını çizen Doç. Dr. Çağlar Emre Çağlıyan, “Bu tablo;tansiyonve nabız yüksekliği, kalp yetmezliği ve oksijen durumu düşük seyreden ya da akciğer hipertansiyonu olan hastaların genel durumunun bozulmasına yol açabiliyor. Kendi aldığı ilaçlarla çok fazlanefes darlığıolmayan ve efor kapasitesi de çok kısıtlanmamış hastalarda yükseklere çıkmakta çok fazla sıkıntı yok. Ama normal alıştığı hayatında bile nefes darlığı çok fazla olan, efor derecesi de belirgin şekilde kısıtlanmış olan hastalarda biz çok fazla yüksek rakımlara gidilmesini önermiyoruz” dedi.YAYLADA EFOR GEREKTİREN BAHÇE İŞLERİ YAPMAYINKalp hastalarının yüksek yaylalarda dikkat etmesi gerekenleri aktaran Doç. Dr. Çağlıyan, “Kılavuzlarda genellikle 2 bin 500 metrenin üstüne çıkıldıktan sonra özellikle kalp hastalarında günlük 300-500 metreden daha fazla yükseklik çıkılmaması öneriliyor. Tabii bunlar şikayetleri olmayan hastalar için geçerli. Bazı hastalarımızın da yüksek yaylalara gidip orada fenalaşıp dönmek durumunda kaldığına şahit oluyoruz. İlla gidilmesi gerekiyorsa çok yüksek olmayan yaylalar tercih edilebilir. Orada da bahçe işleri gibi efor gerektiren işler yapılmamasını öneriyoruz. Çünkü yüksek rakımda bu biraz daha fazla bünyeyi ve kalbi yorabiliyor” ifadelerini kullandı.'İLAÇLARIN DOZU YAZA GÖRE DEĞERLENDİRİLMELİ'Yaz mevsiminin kalp ve damar hastaları üzerindeki olumsuz etkilerine de değinen Çağlıyan, “Özellikle sıcakla birlikte hastaların tansiyon durumlarında değişiklikler görüyoruz. Genel olarak kalp damarlarında genişlemeye meyil olması tansiyonu düşürebilirken, beraberinde olan sıvı kaybı ve stres durumu nabzın yükselmesine ve yine tansiyonun artmasına yol açabiliyor. Bu arada kalp hastalarının belli bir kısmı vücuttan sıvı kaybını artıran ilaçlar kullanabiliyorlar. Özellikle kalp yetmezliği olup da idrar söktürücü kullananlar gibi veya tansiyon hastalığı olup da tansiyon ilacı kullananlar gibi. Bu durumlarda da yine bu ilaçların dozajına bazı durumlarda dikkat etmek ve yaza göre ayarlamak gerekebiliyor. Bazı ilaçların dozunu artırmak gerekirken, bazılarını azaltmak gerekiyor” diye konuştu.SIVI KAYBI PIHTILAŞMA RİSKİNİ ARTIRIYORAşırı sıvı kaybının kanın akışkanlığını azaltarak pıhtılaşma eğilimini artırabileceğini belirten Doç. Dr. Çağlar Emre Çağlıyan, şöyle devam etti:“Ayrıca sıvı kaybı bizim sevdiğimiz bir şey değil. Çünkü fazla miktarda sıvı kaybı olduğu zaman kan normale göre daha akışkan olması gerekirken, sıvı kaybedildiğinde kanın da akışkanlığı azalıyor ve kanda da tromboz dediğimiz pıhtılaşmaya olan meyil artıyor. Birçok acil durumun da hastalarımızda genelde pıhtılaşma artmasıyla tetiklendiğini düşünecek olursak bu da yine bizim hastalarımızı kötü etkileyen bir etken olarak karşımıza çıkıyor.”Kaynak: DHA

15 Ağustos 2026 3
Kazada ölen Baran'ın organları 7 hastaya umut oldu SAĞLIK
SAĞLIK

Kazada ölen Baran'ın organları 7 hastaya umut oldu

Antalya'da motosiklet kazasında yaralanan Baran Duman'ın (21), tedavi gördüğü Antalya Şehir Hastanesi'nde beyin ölümü gerçekleşti. Ailesinin bağış kararı aldığı Duman'ın organları, nakil bekleyen 7 hastaya umut oldu Motosiklet kazasında yaralanan Baran Duman, 3 Ağustos’ta Antalya Şehir Hastanesi’nde tedaviye alındı. Yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Duman’ın, 12 Ağustos’ta beyin ölümü gerçekleşti. Aile, 13 Ağustos’ta oğullarının organlarını bağışlama kararı aldı.Duman’ın organlarının 7 hastaya umut olacağını belirten Antalya Şehir Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Hakkı Ergüden, "21 yaşındaki Baran Duman, geçirdiği motosiklet kazası sonucunda Antalya Şehir Hastanemize getirildi. Yapılan takip ve tetkiklerin ardından 12 Ağustos’ta beyin ölümü gerçekleştiği tespit edildi. Ailesiyle görüşmeler sonucunda, 13 Ağustos’ta Baran’ın organlarının bağışlanmasına karar verildi. Ailesi, yaşadıkları tarifsiz acıya rağmen son derece anlamlı ve örnek bir karar vererek, evlatlarının organlarının 7 insana umut olmasını istedi" dedi.Organ bağışı sayılarının artırılması gerektiğini belirten Ergüden, "Organ bağışı, ülkemiz açısından son derece önemli bir konudur. Organ nakli bekleyen çok sayıda hastamız var ve bu hastalar, kendilerine yeni bir yaşam umudu verecek bir telefon gelmesini bekliyorlar. Beyin ölümü gerçekleşen hastalardan yapılan organ bağışları, bu nedenle çok büyük önem taşıyor. Baran’ın bağışlanan organları, 7 insanın yeniden hayata tutunmasına, belki de uzun yıllar sağlıklı bir yaşam sürmesine vesile olacak. Baran’ın ailesinin aldığı bu karar, gerçekten takdire şayan ve örnek bir davranıştır. Gösterdikleri duyarlılık ve insanlık adına kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum" diye konuştu.Organ bağışında aile onayının önemine dikkati çeken Ergüden, "Toplumumuzda organ bağışı konusundaki bilincin ve duyarlılığın daha da artmasını istiyoruz. Unutmamalıyız ki organ nakline bir gün biz veya en yakınımız ihtiyaç duyabiliriz. Bu nedenle toplumumuzun organ bağışı konusunda daha duyarlı hareket etmesi son derece önemli. İnsanlar en yakınlarını kaybettikleri, acılarının en yoğun olduğu anda organ bağışı konusunda karar vermek zorunda kalıyor. Verilen bir bağış kararı, başka insanların yaşamlarını değiştirebiliyor ve onlara yeniden hayata tutunma fırsatı verebiliyor" ifadelerini kullandı.Kaynak: Haberturk

14 Ağustos 2026 2
Motosiklet kazasında ölen Baran'ın organları 7 hastaya umut oldu SAĞLIK
SAĞLIK

Motosiklet kazasında ölen Baran'ın organları 7 hastaya umut oldu

Motosikletkazasında yaralanan Baran Duman, 3 Ağustos’ta Antalya Şehir Hastanesi’nde tedaviye alındı. Yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Duman’ın, 12 Ağustos’ta beyin ölümü gerçekleşti. Aile, 13 Ağus... Motosikletkazasında yaralanan Baran Duman, 3 Ağustos’ta Antalya Şehir Hastanesi’nde tedaviye alındı. Yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Duman’ın, 12 Ağustos’ta beyin ölümü gerçekleşti. Aile, 13 Ağustos’ta oğullarının organlarını bağışlama kararı aldı.Duman’ın organlarının 7 hastaya umut olacağını belirten Antalya Şehir Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Hakkı Ergüden, “21 yaşındaki Baran Duman, geçirdiği motosiklet kazası sonucunda Antalya Şehir Hastanemize getirildi. Yapılan takip ve tetkiklerin ardından 12 Ağustos’ta beyin ölümü gerçekleştiği tespit edildi. Ailesiyle görüşmeler sonucunda, 13 Ağustos’ta Baran’ın organlarının bağışlanmasına karar verildi. Ailesi, yaşadıkları tarifsiz acıya rağmen son derece anlamlı ve örnek bir karar vererek, evlatlarının organlarının 7 insana umut olmasını istedi" dedi.‘ÇOK SAYIDA NAKİL BEKLEYEN HASTA VAR’Organ bağışı sayılarının artırılması gerektiğini belirten Ergüden, “Organ bağışı, ülkemiz açısından son derece önemli bir konudur. Organ nakli bekleyen çok sayıda hastamız var ve bu hastalar, kendilerine yeni bir yaşam umudu verecek bir telefon gelmesini bekliyorlar. Beyin ölümü gerçekleşen hastalardan yapılan organ bağışları, bu nedenle çok büyük önem taşıyor. Baran’ın bağışlanan organları, 7 insanın yeniden hayata tutunmasına, belki de uzun yıllar sağlıklı bir yaşam sürmesine vesile olacak. Baran’ın ailesinin aldığı bu karar, gerçekten takdire şayan ve örnek bir davranıştır. Gösterdikleri duyarlılık ve insanlık adına kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum" diye konuştu.‘BAĞIŞ KARARI İNSANLARIN YAŞAMLARINI ETKİLİYOR’Organ bağışında aile onayının önemine dikkati çeken Ergüden, “Toplumumuzda organ bağışı konusundaki bilincin ve duyarlılığın daha da artmasını istiyoruz. Unutmamalıyız ki organ nakline bir gün biz veya en yakınımız ihtiyaç duyabiliriz. Bu nedenle toplumumuzun organ bağışı konusunda daha duyarlı hareket etmesi son derece önemli. İnsanlar en yakınlarını kaybettikleri, acılarının en yoğun olduğu anda organ bağışı konusunda karar vermek zorunda kalıyor. Verilen bir bağış kararı, başka insanların yaşamlarını değiştirebiliyor ve onlara yeniden hayata tutunma fırsatı verebiliyor" ifadelerini kullandı.Kaynak: DHA

14 Ağustos 2026 42
'Menopoz değil, perimenopoz belirtileri daha erken fark ediliyor' SAĞLIK
SAĞLIK

'Menopoz değil, perimenopoz belirtileri daha erken fark ediliyor'

Medicana International Ankara HastanesiMenopozWellness Komitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Deniz Han Deniz, menopoz yaşının öne çekildiğine dair kesin bir veri bulunmadığını ifade eder... Medicana International Ankara HastanesiMenopozWellness Komitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Deniz Han Deniz, menopoz yaşının öne çekildiğine dair kesin bir veri bulunmadığını ifade ederek, “Menopozdan önce başlayanperimenopoz belirtileribazı kadınlarda daha erken yaşlarda fark edilebiliyor. Önemli olan bu süreci doğru tanımak, gerekli kontrolleri yaptırmak ve ihtiyaç halinde uygun desteği alarak yaşam kalitesini korumak. Kadınların son yıllarda menopoz sürecini daha erken yaşadığını düşünmesi, menopozun kendisinden çok menopoz öncesi geçiş döneminin ve belirtilerin daha erken fark edilmesiyle ilişkili olabilir. Menopoz, kadın yaşamının doğal bir dönemidir. Önemli olan bu dönemi korkuyla karşılamak değil, süreci bilmek, gerekli kontrolleri zamanında yaptırmak ve ihtiyaç halinde doğru desteği alarak sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürdürmektir” diye konuştu.‘TÜRKİYE’DE ORTALAMA 46-51 YAŞ ARASINDA’Dünya genelinde menopozun çoğunlukla 45-55 yaş arasında görüldüğünü, Türkiye’de ise farklı çalışmalara göre ortalama yaşın yaklaşık 46-51 arasında değişebildiğini belirten Op. Dr. Deniz, “Menopoz yaşının toplum genelinde belirgin şekilde daha erken yaşlara çekildiğini söylemek için yeterli veri bulunmuyor. Ancak kadınlar, menopozdan önce başlayan hormonal değişiklikleri ve bunlara bağlı belirtileri daha erken yaşlarda fark edebiliyor. Bu nedenle ‘erken menopoz’ ile ‘menopoz belirtilerinin daha erken ortaya çıkması’ birbirinden ayrılmalı. Perimenopoz menopozdan önceki geçiş dönemidir. Bu dönemde yumurtalıkların hormon üretiminde ve özellikle östrojen düzeylerinde dalgalanmalar yaşanabilir. Adet düzensizlikleri, sıcak basması, gece terlemesi, uyku problemleri, duygu durum değişiklikleri, konsantrasyon güçlüğü, vajinal kuruluk ve libido değişiklikleri gibi belirtiler görülebilir. Her kadında belirtilerin şiddeti ve süresi farklı olabilir” dedi.'PERİMENOPOZDA GEBELİK İHTİMALİ DEVAM EDER’Perimenopoz ile menopozun aynı süreçler olmadığını belirten Op. Dr. Deniz, “Perimenopoz döneminde kadın hâlâ yumurtlayabilir ve gebelik ihtimali devam eder. Menopoz ise 12 ay boyunca adet görülmemesi sonrasında geriye dönük olarak tanımlanır. Bu nedenle adet düzensizliği yaşayan her kadının bunu doğrudan menopoz olarak değerlendirmemesi gerekir. Özellikle 40 yaşından önce ortaya çıkan adet düzensizlikleri, sıcak basması, gece terlemesi veya uyku problemleri değerlendirilmelidir. 40 yaşından önce gerçekleşen menopoz, erken veya prematür menopoz kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle erken yaşta ortaya çıkan ve tekrarlayan belirtiler göz ardı edilmemeli, gerekli değerlendirmeler yapılmalıdır. Menopoz bir hastalık değil, kadın yaşamının doğal bir dönemidir. Menopozdan korkmak yerine bu dönemi doğru tanımak gerekiyor. Düzenli kontrollerin yapılması, ortaya çıkan belirtilerin değerlendirilmesi ve ihtiyaç halinde uygun tıbbi desteğin alınmasıyla menopoz dönemi çok daha konforlu geçirilebilir. Kadınların bu süreçte kendilerini yalnız hissetmemeleri ve yaşam kalitelerini korumaya yönelik destek almaktan çekinmemeleri önemli” diye konuştu.Kaynak: DHA

14 Ağustos 2026 30
Nadir bir genetik hastalıkla mücadele eden Belçikalı fenomen Michiel Vandeweert hayatını kaybetti SAĞLIK
SAĞLIK

Nadir bir genetik hastalıkla mücadele eden Belçikalı fenomen Michiel Vandeweert hayatını kaybetti

Belçikalı fenomen Michiel Vandeweert, progeria (Hutchinson-Gilford progeria sendromu) hastalığı sebebiyle 28 yaşında yaşamını yitirdi Nadir bir genetik hastalıkla yaşama deneyimini sosyal medyada paylaşan Belçikalı influencer Michiel Vandeweert hayatını kaybetti.Michiel Vandeweert, küçük yaşta teşhisi konulan progeria (Hutchinson-Gilford progeria sendromu) hastalığı sebebiyle 28 yaşında yaşamını yitirdi.Vücudun olağan dışı bir hızla yaşlanmasına neden olan bu ilerleyici hastalık son derece nadir görülüyor ve tarihsel olarak yaşam süresinin ciddi ölçüde kısalmasıyla ilişkilendiriliyor. Hastalığın şu anda bilinen kesin bir tedavisi yok.Michiel'in hikayesi, sosyal medya paylaşımları ve belgesellerdeki görünümü sayesinde binlerce kişiye ulaştı. Progeria ile yaşam deneyimini ve hayata bakışını açıkça paylaşarak, hastalıkla ilgili farkındalık oluşturmuştu.Vandeweert, geride ailesini, arkadaşlarını ve hayat yolculuğunu takip eden büyük bir destekçi topluluğu bıraktı.Michiel Vandeweert, Belçika futbol kulübü KRC Genk'in tutkulu bir taraftarıydı. Kulüp de ölümünün ardından kendisini anarak Michiel'i hayata pozitif yaklaşan, ilham veren ve Genk'e sadık bir taraftar olarak nitelendirdi.Kulüple olan bağı, cenaze töreninde de özel bir anlam taşıyacak. Cenazesinin gelecek hafta KRC Genk'in stadında düzenlenmesinin planlandığı ve törenin kendisine veda etmek isteyen herkese açık olacağı bildirildi.KRC Genk Toplum İlişkileri Başkanı, törenin kulübün tarihinde ilk kez saha içerisinde bir cenaze töreni düzenlenecek olması nedeniyle de bir ilk olacağını söyledi.Kaynak: Haberturk

14 Ağustos 2026 34
Çocuklarda açıklanamayan karın ağrısı fındıkkıran sendromu belirtisi olabilir SAĞLIK
SAĞLIK

Çocuklarda açıklanamayan karın ağrısı fındıkkıran sendromu belirtisi olabilir

Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cihangir Akgün, "Özellikle kronik karın ağrısı, sol yan ağrısı ve idrarda kan görülen çocukların mutlaka bir çocuk nefroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir" dedi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cihangir Akgün, çocuklarda açıklanamayan kronik karın ağrısı, sol yan ağrısı ve idrarda kan görülmesinin fındıkkıran (nutcracker) sendromunun belirtileri arasında yer alabileceğini belirtti.Akgün, hastalığın nadir görüldüğü için çoğu zaman gözden kaçabildiğini kaydetti.Hastalıkta böbrek toplardamarının karın içerisindeki ana damarlar arasında sıkıştığını ve fındık kıracağı görünümü aldığını vurgulayarak, "Bu durum, kronik karın ağrısına ve idrarda kana yol açabilir. Kanama bazen gözle görülür şekilde olurken, bazen de yalnızca mikroskop altında tespit edilebilir. Özellikle sol yan ağrısı, bu hastalıkta sık görülür. Erkeklerde varikoselle, kadınlarda ise pelvik bölge ağrılarıyla ilişkili olabilir" ifadelerini kullandı.Akgün, özellikle zayıf ve gelişim çağındaki çocuklarda daha sık görülen hastalığın, açıklanamayan sol yan ağrısı, idrarda kan veya protein kaçağı belirtileriyle teşhis edildiğini, tanı sürecinde Doppler ultrasonundan ve gerekli durumlarda MR anjiyografi veya tomografiden yararlanıldığını kaydetti.Tanının ardından hastaların bir süre takip edildiğini aktaran Akgün, "Çoğu zaman çocuk kilo aldıkça damar üzerindeki baskı azalır ve hastalık kendiliğinden düzelebilir. Ancak bazı durumlarda, cerrahi müdahale gerekebilir. Belirtiler, ihmal edilmemeli. Özellikle kronik karın ağrısı, sol yan ağrısı ve idrarda kan görülen çocukların mutlaka bir çocuk nefroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir" değerlendirmesinde bulundu.Kaynak: Haberturk

14 Ağustos 2026 21
Kontrolsüz yüksek doz D vitamini kullanımı sağlık sorunlarına yol açabilir SAĞLIK
SAĞLIK

Kontrolsüz yüksek doz D vitamini kullanımı sağlık sorunlarına yol açabilir

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İdris Kuzu, "D vitamini önemli bir vitamindir ancak mucize değildir. Eksikliği mutlaka değerlendirilmeli ve gerektiğinde tedavi edilmelidir. Bununla birlikte bilinçsiz ve yüksek doz kullanımından da kaçınılmalıdır" dedi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İdris Kuzu, kontrolsüz şekilde yüksek doz D vitamini kullanmanın yanlış olduğunu, bunun, kanda kalsiyum yüksekliği, böbrek taşı ve böbrek hasarı gibi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Kuzu, yağda çözünen ve vücutta hormon benzeri görevler üstlenen D vitamininin en önemli kaynağının güneş ışınları olduğunu aktardı.Kuzu, D vitamininin, güneşten gelen UVB ışınlarının ciltle temas etmesiyle vücutta sentezlendiğini, bazı besinlerden ve gerektiğinde takviyelerden de alınabildiğini kaydetti.D vitamininin vücutta aktif hale geldikten sonra kalsiyum ve fosfor dengesinin düzenlenmesine, kemik ve diş sağlığının korunmasına ve kasların sağlıklı çalışmasına katkı sağladığına işaret eden Kuzu, aynı zamanda bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde de rol oynadığını anlattı.Kuzu, D vitamini eksikliğinin yalnızca kemik sağlığını etkileyen bir durum olmadığını, özellikle uzun süre devam eden eksikliğin çocuklarda raşitizme, erişkinlerde ise osteomalazi, kemik kaybı ve kırık riskinde artışa neden olabileceğini aktardı.D vitamini düzeyinin düşük çıkması halinde kişiye özel bir tedavi planlanması gerektiğinin altını çizen Kuzu, yaş, kilo, kronik hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden sağlık sorunlarının tedavi planında dikkate alınması gerektiğini vurguladı.Kuzu, günlük düşük doz takviyenin bazı kişilerde yeterli olabilirken, daha ileri eksikliklerde hekim kontrolünde yükleme tedavilerinin uygulanabileceğini belirterek, "Burada önemli olan, D vitamini düzeyini bir an önce yükseltmek amacıyla kontrolsüz şekilde yüksek doz kullanmamak. Çünkü D vitamini fazlalığı da sağlık açısından ciddi sonuçlara yol açabilir. Kanda kalsiyum yüksekliği, böbrek taşı ve böbrek hasarı gibi sorunlar görülebilir" ifadelerini kullandı.D vitamini eksikliğinde güneş ışığı, beslenme ve gerektiğinde hekim kontrolünde uygulanan takviye tedavisinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Kuzu, şunları kaydetti: "D vitamini önemli bir vitamindir ancak mucize değildir. Eksikliği mutlaka değerlendirilmeli ve gerektiğinde tedavi edilmelidir. Bununla birlikte bilinçsiz ve yüksek doz kullanımından da kaçınılmalıdır. Sağlıklı D vitamini düzeylerine ulaşmanın en güvenli yolu, kişinin ihtiyaçlarının belirlenmesi, düzenli takip, dengeli beslenme, uygun ve kontrollü güneşlenme ve gerektiğinde hekim önerisiyle kullanılan takviyelerin bir arada değerlendirilmesidir."Kaynak: Haberturk

14 Ağustos 2026 3
Havadaki yoğun bakım ünitesi 7 ayda 128 hastaya uçtu SAĞLIK
SAĞLIK

Havadaki yoğun bakım ünitesi 7 ayda 128 hastaya uçtu

Sağlık Bakanlığı bünyesinde Diyarbakır'da konuşlu ambulans helikopter, yılın ilk 7 ayında aralarında 14 yenidoğanın da olduğu 128 hasta ve yaralıyı hastanelere ulaştırdı. İl Sağlık Müdürü Emre Asiltürk, "Helikopter ambulansımız, yoğun bakım ortamında bulunması gereken tüm donanıma sahip. Sadece Diyarbakır'a değil, çevredeki Siirt, Şırnak, Mardin, Şanlıurfa, Elazığ ve Adıyaman'ın belli bir kesimine de hizmet veriyoruz" dedi Sağlık Bakanlığı bünyesinde Bağlar ilçesindeki Diyarbakır Kadın Hastalıkları Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nin heliport alanında konuşlu ambulans helikopter, yılın ilk 7 ayında aralarında 14 yenidoğanın da bulunduğu 128 hasta ve yaralıyı hastanelere ulaştırdı. Ambulans helikopter, özellikle ulaşımın güç olduğu kırsal bölgelerde hayati tehlikesi bulunan hastalara hızlı ulaşım imkanı sağlıyor. Acil vakalara müdahale için 7 gün 24 saat hazır bekletilen ve her türlü tıbbi müdahalenin yapılabilmesi için gerekli ekipmanla donatılan helikopterde, vardiyalı olarak 5 kaptan pilot, 2 doktor ve 2 paramedik sağlık personeli görev yapıyor. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne gelen ihbarların ardından gerekli izinlerin alınmasıyla harekete geçen ekipler, vakaya en kısa sürede ulaşabilmek için uçuş rotasını belirliyor. Hastalar, yaz-kış demeden ulaşımı zor bölgelerden alınıp uygun sağlık kuruluşlarına sevk ediliyor.İl Sağlık Müdürü Emre Aslıtürk, ambulans helikoptere ilişkin, “Ambulans helikopterlerimize, bizim ‘havadaki yoğun bakımlarımız’ diyebiliriz. Tabii geniş bir alana hizmet veriyor. Sadece Diyarbakır'a değil. Diyarbakır'la beraber çevremizdeki Siirt, Şırnak, Mardin, Şanlıurfa, Elazığ ve Adıyaman'ın belli bir kesimine biz hizmet veriyoruz. Ambulans helikopterin avantajı şu, vakalara daha hızlı erişim. Hatta bazen araçla, trafikle gidemediğimiz yerlere iniş imkanı sağlıyor. Ambulans helikopterimiz bu yıl ilk 7 ayda yaklaşık 128 hastamıza hizmet verdi. Tabii bunların arasında bizim en önemli grubumuz da yenidoğanlar. Bu süreçte 14 yenidoğanımıza da hizmet verdik. Önemli bir hizmet ayağı da yanık hastaları. Zamanla yarıştığımız vakalar oluyor. Bazen öyle bir durum oluyor ki bir trafik kazası oluyor, diyelim ki aşırı kan kaybı var. Kara yoluyla uzunca bir zaman alabilir ya da çok uzak bir coğrafyada mahsur kalmış olabilir. Ambulans helikopter ile biz hızlı ulaşım imkanı sağlıyoruz. Tabii uçuş olanağının, hava koşullarının imkan verdiği koşullarda mesafe tanımaksızın uçabiliyor. Yani buradan Kayseri'ye kadar uçabiliyoruz. 2 saat 15 dakika uçuş mesafesinde olan her yere gidiş geliş sağlanabilir” dedi.Yerli ve milli helikopter Gökbey’in ambulans helikopter olarak da kullanılacağını ifade eden Asiltürk, “Diyarbakır sınırları içerisinde biz vakalarımıza maksimum yarım saat içerisinde ulaşım sağlayabiliyoruz. Burada 2 hekim, 2 de paramedik olmak üzere 4 sağlık çalışanımız helikopterimizde hizmet veriyor. 5 de pilotumuz var. Ambulans helikopterimiz, bir yoğun bakım ortamında bulunması gereken tüm donanıma, teçhizata sahip. Yani hastanın orada hastaneye ulaşıncaya kadar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebileceği her türlü olanağa sahiptir. İnşallah yakın zamanda da milli ve yerli Gökbey helikopter ambulanslarımız devreye girecek ve gücümüze güç katacak. Neredeyse aylık ortalama 20 vakaya gidiyoruz. Yıllık da 250 civarında vakaya ulaşılmış oluyoruz. Hemen hemen talep edilen tüm vakalara ulaşıyoruz. Talepleri karşılama noktasında hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz. Geçen seneki zorlu kış koşullarında da biz hizmet verdik. Görüş alanı imkan verdiği sürece yağmur çamur da olsa gidebilirsiniz. Ama görüşün hizmet olanak vermesi gerekiyor” diye konuştu.Kaynak: Haberturk

14 Ağustos 2026 4
‘Döküm demir tencereler, tek başına demir eksikliğini gidermez’ SAĞLIK
SAĞLIK

‘Döküm demir tencereler, tek başına demir eksikliğini gidermez’

Döküm demir tencerelerde pişirilen bazı yiyeceklerin demir içeriğinin artabildiğini ancak bunun tedavi yerine geçmeyeceğini belirten İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı... Döküm demir tencerelerde pişirilen bazı yiyeceklerin demir içeriğinin artabildiğini ancak bunun tedavi yerine geçmeyeceğini belirten İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Gulnar Zeynalova, demir eksikliğiyle ilgili doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti.‘ASİDİK GIDALAR DEMİR GEÇİŞİNİ ARTIRIYOR’Döküm demir tencerelerde pişirilen yemeklere gerçekten demir geçişi olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Gulnar Zeynalova, “Bu geçiş; yemeğin asidik yapısına, pişirme süresine ve sıcaklığa göre değişiklik gösterebilir. Özellikle domates sosu gibi asidik gıdalar, tencereden daha fazla demir çözünmesine neden olabilir. Yeşil sebzeler ve asidik soslarla hazırlanan yemekler bu açıdan katkı sağlayabilir” diye konuştu.‘DEMİRİN EMİLİMİ TEK BAŞINA PİŞİRME YÖNTEMİYLE BELİRLENMEZ’Döküm demirden geçen demirin non-hem formda olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Zeynalova, “Vücut hem demiri daha kolay emer. Ancak bitkisel kaynaklı non-hem demir de doğru kombinasyonlarla etkili şekilde emilebilir. Özellikle C vitamini ile birlikte tüketildiğinde emilim ciddi ölçüde artar. Bu nedenle demirden zengin bir öğünün yanında portakal suyu, biber ya da limon gibi destekleyici besinler tercih edilmelidir” dedi.‘RİSK GRUBUNDA MİLYONLARCA KİŞİ VAR’DünyaSağlıkÖrgütü verilerine göre dünyada yaklaşık 2 milyar insanındemir eksikliğianemisi riski taşıdığına dikkat çeken Uzm. Dr. Zeynalova, “Özellikle çocuklar, gebeler, vegan ve vejetaryen bireyler ile sık kan bağışında bulunan kişiler risk grubunda yer alıyor. Bu kişilerdebeslenmedüzeni daha dikkatli planlanmalıdır” ifadelerini kullandı.‘DEMİR EKSİKLİĞİ SADECE HALSİZLİK YAPMAZ’Demir eksikliğinin yalnızca yorgunlukla sınırlı kalmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Zeynalova, “Halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtiler sık görülür. Bunun yanında bağışıklık sistemi zayıflayabilir, dikkat eksikliği ve anksiyete gibi zihinsel sorunlar ortaya çıkabilir. Bu belirtiler hafife alınmamalıdır” diye konuştu.‘KIRMIZI ET, TAVUK, BALIK VE KARACİĞER HEM DEMİR AÇISINDAN GÜÇLÜ KAYNAKLARDIR’Demir eksikliğini önlemek için hem hayvansal hem bitkisel kaynakların dengeli tüketilmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Zeynalova, “Kırmızı et, tavuk, balık ve karaciğer hem demir açısından güçlü kaynaklardır. Mercimek, nohut, kuru fasulye, ıspanak, pazı ve brokoli gibi bitkisel kaynaklar da önemli destek sağlar. Burada önemli olan doğru kombinasyonu kurabilmektir” dedi.‘ÇAY VE KAHVE DEMİR EMİLİMİNİ AZALTABİLİYOR’Demir emilimini olumsuz etkileyen faktörlere de değinen Uzm. Dr. Zeynalova, “Süt ve süt ürünleri içeriğindeki kalsiyum nedeniyle, çay ve kahve ise tanen nedeniyle demir emilimini azaltabilir. Özellikle demir açısından zengin öğünlerden hemen sonra bu içeceklerin tüketilmemesi gerekir” ifadelerini kullandı.‘SOSYAL MEDYADAKİ HER BİLGİ DOĞRU DEĞİL’Döküm demir tencerelerin tek başına demir eksikliğini çözebileceği düşüncesinin yanlış olduğunu belirten Uzm. Dr. Zeynalova, “Bu ürünler destekleyici olabilir ancak tedavi edici değildir. Demir eksikliğinde mutlaka altta yatan neden araştırılmalı ve gerekiyorsa hekim kontrolünde tedavi planlanmalıdır” dedi.Kaynak: DHA

14 Ağustos 2026 3