Bizi Takip Edin

BAŞSAĞLIĞI VE VEFA MESAJI

Prof. Dr. Mazhar Semih Baskan’ı Saygı ve Rahmetle Anıyoruz Türk tıp camiasının duayen isimlerinden, ömrünü bilime, eğitime, hekimlik mesleğine ve insan sağlığına adayan değerli bilim insanı Prof. Dr. Mazhar Semih Baskan’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.

Habere Git

D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi

D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi

Habere Git

Sağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!

Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.

Habere Git

Kan Testiyle Erken Evre Pankreas Kanserinin Yüzde 90’ı Tespit Edilebiliyor

Kan Testiyle Erken Evre Pankreas Kanserinin Yüzde 90’ı Tespit Edilebiliyor

Habere Git

Sütçü İmam Üniversitesi Hastanesi'nde Skandal İddia: Tek Kullanımlık Tıbbi Malzemeler Defalarca Kullanıldı

Sütçü İmam Üniversitesi Hastanesi'nde Skandal İddia: Tek Kullanımlık Tıbbi Malzemeler Defalarca Kullanıldı

Habere Git
SAYI: 351 | TEMMUZ 2026

351. Sayı

Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.

Dijital Okuma
PDF İndirme Seçeneği
İnteraktif Flipbook
351. Sayı

CANLI YAYIN TAKVİMİ

TÜMÜNÜ GÖR >
01
Nis
Prş
10:00 CANLI

OHSAD Kurultayı – Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları

Prof. Dr. Kemal Memişoğlu - T.C. Sağlık Bakan
İZLE
15
Nis
Prş
10:00 CANLI

Tüyap Expomed Eurasia İstanbul Medikal Fuarı

İZLE
08
Eki
Prş
10:00 CANLI

ÜRETİCİLERLE EL ELE

İZLE

ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR

TÜMÜNÜ GÖR >
“Ege’ den Türkiye’ye Uzanan Güven Yolculuğu: Biyotek Tıbbi Cihazlar”
RÖPORTAJ

“Ege’ den Türkiye’ye Uzanan Güven Yolculuğu: Biyotek Tıbbi Cihazlar”

09 Temmuz 2026 53
Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sedat Akyol:  “Sağlık Kuruluşlarının Her An Yanındayız”
RÖPORTAJ

Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sedat Akyol: “Sağlık Kuruluşlarının Her An Yanındayız”

Sedat Akyol - Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü

09 Temmuz 2026 40
Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta
RÖPORTAJ

Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta

Vefa Türksever - Tüm Medikalciler Platformu Başkanı

09 Temmuz 2026 65
Ormanları Uçaklardan Önce Orman Kültürü Korur
KÖŞE YAZISI

Ormanları Uçaklardan Önce Orman Kültürü Korur

Mustafa DAŞCI

27 Temmuz 2026 20

GÜNCEL HABERLER

TÜMÜNÜ GÖR >
Bilinçsiz Yapılan Egzersiz Bel Fıtığı Riskini Artırabilir YAŞAM
YAŞAM

Bilinçsiz Yapılan Egzersiz Bel Fıtığı Riskini Artırabilir

Düzenli egzersiz, sağlıklı bir yaşamın temel unsurlarından biri olarak kabul edilirken, bilinçsiz ve kontrolsüz yapılan spor uygulamaları vücutta istenmeyen sonuçlara neden olabiliyor. Özellikle yanlış hareket teknikleri, aşırı yüklenme ve kişinin fiziksel kapasitesine uygun olmayan egzersiz programları, bel bölgesinde zorlanmalara yol açarak bel …

28 Temmuz 2026 6
Stresi Yok Etmeye Değil, Yönetmeye Odaklanın YAŞAM
YAŞAM

Stresi Yok Etmeye Değil, Yönetmeye Odaklanın

Uzmanlar, modern yaşamın kaçınılmaz bir parçası olan stresin tamamen ortadan kaldırılamayacağını, ancak onunla kurulan ilişkinin değiştirilebileceğini belirtiyor.Bilinçli farkındalık (Mindfulness) ve MBSR uygulamalarının, kişinin stresi daha erken fark etmesine, otomatik tepkilerini yönetmesine ve psikolojik dayanıklılığını güçlendirmesine önemli …

28 Temmuz 2026 7
Çoklu Damar Tıkanıklığında Robotik Bypass Avantajı BILIM
BILIM

Çoklu Damar Tıkanıklığında Robotik Bypass Avantajı

Birden fazla koroner damarı tıkalı olan veya kalp krizi sonrası bypass gereksinimi gelişen hastalar için robotik çoklu bypass cerrahisi önemli bir tedavi seçeneği olarak öne çıkıyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ünal Aydın, yöntemin doğru hasta seçimiyle hem cerrahi başarıyı hem de iyileşme sürecini olumlu yönde etkileyebildiğini ifade…

28 Temmuz 2026 5
Dünya nüfusunun yüzde 3'ü kronik Hepatit B veya Hepatit C ile yaşıyor GÜNDEM
GÜNDEM

Dünya nüfusunun yüzde 3'ü kronik Hepatit B veya Hepatit C ile yaşıyor

Dünya genelinde yaklaşık 287 milyon kişi kronik hepatit B veya hepatit C ile yaşarken; yalnızca 2024 yılında 1,3 milyon kişi bu hastalıklara bağlı gelişen siroz ve karaciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetti. Viral hepatitin günümüzde önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen milyonlarca kişinin hâlâ tanı almadan yaşamını sür…

28 Temmuz 2026 6
 
Anne karnındaki bebeğin ciğerine operasyon SAĞLIK
SAĞLIK

Anne karnındaki bebeğin ciğerine operasyon

Bursa'da 22 haftalıkken ciğerinde kist olduğu farkedilen minik bebek annesinin karnındayken akciğerine takılan şant ile hayata tutundu. Anne karnında çok nadir yapılan operasyon sayesinde sağlığına kavuşan minik Muhammed'i kucaklarına alan genç çift Bursa Şehir Hastanesi doktorlarına teşekkür etti Bursa'da ikamet eden Ali ve Hana Şentürk çifti, 2 sene önce dünya evine girdi. Hana Şentürk gebeliğin 22 haftasına geldiğinde karnındaki bebekte Konjenital Pulmoner Havayolu Malformasyonu (CPAM) olarak adlandırılan, akciğerde büyük kistik lezyonlarla seyreden nadir bir hastalık tespit edildi.Bursa Şehir Hastanesi Perinatoloji Kliniği'nde takip edilen bebekte, ilerleyen haftalarında yapılan takiplerde kistik lezyonun hızla büyüdüğü, kalpte yer değiştirmeye neden olduğu ve anne adayında polihidramniyoz geliştiği belirlendi. Bunun üzerine gebeliğin 30. haftasında Perinatoloji Uzmanı Dr. Gökalp Şenol liderliğindeki ekip tarafından ultrasonografi eşliğinde fetüse torakoamniyotik şant uygulandı. Anne karnında gerçekleştirilen girişimle akciğerde biriken kistik sıvı amniyon boşluğuna yani anne karnına boşaltılarak kalp ve akciğer üzerindeki bası başarıyla ortadan kaldırıldı.Başarılı müdahalenin ardından gebelik sorunsuz şekilde devam ederken, anne adayı 37. gebelik haftasında sağlıklı bir doğum gerçekleştirdi. Doğum sonrasında yenidoğanın ilk stabilizasyonu sağlandıktan sonra Çocuk Cerrahisi Kliniği'nden Prof. Dr. Serpil Sancar ve ekibi tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonla tedavi süreci tamamlandı.Ameliyat sonrası dönemde ise Yenidoğan Yoğun Bakım Kliniği'nden Doç. Dr. Bayram Ali Dorum, Doç. Dr. Erbu Yarcı ve yenidoğan yoğun bakım ekibinin titiz takibi sayesinde bebek sağlıklı bir şekilde taburcu edildi.Oğlu Muhammed'i doktor kontrolüne getiren baba Ali Şentürk, "Gökalp hocamın tespitiyle ekibinin gerçekleştirmiş olduğu muazzam bir operasyon oldu. Onun akabinde tabii ki Serpil hocamın ve ekibinin de çok büyük katkıları oldu. Onlara da çok teşekkür ediyorum. Bizim hiç ummadığımız, beklemediğimiz bir şeydi. Tabii ki herkesin başına gelebilir ama bizim bir vatandaş olarak bilmediğimiz bir durum. Böyle bir şeyle karşılaştık. Allah'a şükürler olsun ki Gökalp hocamız ve Serpil hocamız sayesinde atlatmış olduk çok şükür. Anne karnında böyle bir operasyon yapılacağını duyduğumda ilk başta çok şaşırdım. Tabii ki hocamın daha önce yapmış olduğu ameliyatların tecrübelerinden dolayı kendisine güvendik. İyi ki de güvenmişiz. Çok teşekkür ediyorum" dedi.Başarılı bir operasyonla minik Muhammed'in sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesine vesile olan Perinatoloji Uzmanı Dr. Gökalp Şenol, "Hastamız gebeliğin 20. haftasında bebeğin akciğerinde kist olması nedeniyle dış merkezden bize geldi. Takipler esnasında biz bu kistin büyüdüğünü, sağlam akciğer dokusu ve kalbe ciddi derecede bası yaptığını tespit ettik. Bunun üzerine gebeliğin 30. haftasında bu kiste şant yani bir nevi bir tüp takarak bu kist içeriğinin annedeki amniyon sıvı boşluğuna boşalmasını sağladık. Amacımız ciğer dokusu ve kalbe olan basıyı engelleyip bebeğin gelişimini güvenli bir şekilde sağlamasıydı. Tabii bu kesin bir tedavi yöntemi değil. Buradaki amacımız bizi güvenli bir şekilde doğuma ulaştırmaktı. Nitekim 37. haftada sağlıklı bir doğum gerçekleşti. İlk günde başarılı bir operasyon gerçekleştirildi. Şu an sağlık durumu gayet iyi. Takipleri devam ediyor. Herhangi bir başka operasyon alması gerekmiyor" diye konuştu.Çocuk Cerrahisi Kliniği'nden Prof. Dr. Serpil Sancar ise, "Bu olguda en önemli nokta anne karnında bebeğe erken teşhis konulmasıdır. Takiben tüm cerrahi sürecin anne karnından başlayarak planlanmış olmasıdır. Anne karnındayken problem olan akciğere takılan şant sayesinde bebek 37. haftaya kadar yaşatılabilmiş ve doğum sonrası 1. gününde hastalığa neden olan sol akciğer alt lobu cerrahi olarak çıkarılmıştır. Ameliyat sonrası hastamız sorunsuz olarak taburcu edilmiştir. Annesi çok stresliydi. Doğum sonrasında kendisini neler bekliyor, bebeğiyle ilgili problemler çözülecek mi, yoksa bu hastalık ilerleyecek mi bu konuda endişeleri vardı. Biz kendisine doğum öncesinde zaten bilgilendirme yaptık. Gökalp hocamızla, ameliyat öncesinde, bebek doğmadan önce görüşmelerimizi yapmıştık. Anneye de bu konuda neler yapacağımız konusunda bilgi verdik. Bu tabii ona bir güven verdi, bir rahatlama sağladı. Doğum sonrasında da ameliyatını çok hızlı yapıp erken dönemde güzel sonuçlar alınca annesi de zaten rahat bir şekilde bu süreci atlattı. Taburculuk sırasında da çok duygulu ve güzel anlar yaşadık. Sonrasında hep birlikteydik zaten. Şu an çok mutlular" dedi.Prof. Dr. Serpil Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu ameliyatları bizler yapıyoruz çünkü nadir bir hastalık. Pek çok merkezden bize bu bebekler gönderiliyor. Ancak anne karnındayken bu şekilde problem olup kist hızla büyüyerek kalbi karşı tarafa itmesi, bebeği sıkıntıya soktuğu vakalar çok nadir. Buradaki en önemli şey 20. haftadayken perinatolojinin bunu tanımış ve tespit etmiş olması, hemen görmesi ve bebeğin herhangi bir hayati tehlike oluşturmadan müdahalesine kurtarılması ve doğuma kadar da yaşatılabilmesi. Burada herhalde en önemli nokta bu. Onun dışında bu bebekler zaten bizim ameliyat ettiğimiz, doğum sonrasında akciğer ameliyatı yaptığımız bebekler. Bu arada bu bebeklerin uyutulması, akciğere müdahelesi sırasında anestezi ekibimizin katkısı çok büyük. Bu bebekler doğduktan sonra solunum desteğine ihtiyaçları vardı. Yeni doğan uzmanlarımızın katkısı çok büyük. Ameliyat sırasında 3 uzmanımızla birlikte ameliyatı yaptık. Ameliyathane hemşiremiz. Birlikte güzel ve sonuçları güzel olan bir ameliyat yaptık."Bursa Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Salih Metin de "Bugün burada, tıbbın bilgi birikimi, ileri teknolojisi ve ekip çalışmasının bir hayatı nasıl değiştirebildiğine hep birlikte tanıklık ediyoruz. Bursa Şehir Hastanesi Perinatoloji Kliniğimizde takip edilen gebemizin bebeğinde, anne karnında yaşamı tehdit eden nadir bir akciğer hastalığı olan Konjenital Pulmoner Havayolu Malformasyonu (CPAM) tespit edildi. Yapılan değerlendirmelerde hastalığın ilerlediği ve bebeğimiz açısından ciddi risk oluşturduğu görüldü. Bu başarı, tek bir kliniğin değil; Perinatoloji, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Çocuk Cerrahisi, Yenidoğan Yoğun Bakım, Anestezi, Radyoloji, ameliyathane ve hemşirelik ekiplerimizin uyum içinde yürüttüğü örnek bir multidisipliner çalışmanın sonucudur. Her biri kendi alanında büyük bir özveriyle görev yapan çalışma arkadaşlarımla gurur duyuyorum. Bursa Şehir Hastanesi olarak yalnızca hastalıkları tedavi etmeyi değil, en zor ve en özellikli vakalarda dahi umut olmayı hedefliyoruz. Sahip olduğumuz güçlü akademik kadro, ileri teknolojik altyapı ve deneyimli sağlık çalışanlarımız sayesinde anne karnındaki bir bebeğin yaşamına dokunabilecek düzeyde sağlık hizmeti sunabiliyoruz" diye konuştu.Mersin'in Tarsus ilçesinde denize giren aynı aileye mensup 5 kişiden 1'i kurtuldu, 4'ü boğularak can verdi. Gece anne, baba ve annenin kız kardeşinin cenazesinin bulunmasının ardından devam eden çalışmalarda, kayıp yeğenin de cansız bedenine ulaşıldı (AA)Kaynak: Haberturk

28 Temmuz 2026 5
27 ülkede yapılan ‘Sağlıklı Yaşamın Yükselişi’ araştırmasının sonuçlarına göre sağlıkla ilgili kararlarda en etkili şey sağlık profesyonellerine duyulan güven SAĞLIK
SAĞLIK

27 ülkede yapılan ‘Sağlıklı Yaşamın Yükselişi’ araştırmasının sonuçlarına göre sağlıkla ilgili kararlarda en etkili şey sağlık profesyonellerine duyulan güven

27 ülkede yapılan geniş ölçekli bir araştırmaya göre sağlık ve iyi yaşam kararlarını etkileyen ilk beş kaynak arasında beklenenin aksine katılımcılarının sadece yüzde 18'i yapay zekâ araçlarını tercih ediyor. Sağlık profesyonelleri ise yüzde 57 ile ilk sıradaki yerini koruyor. Tüketicilerin yüzde 52'si kendi araştırma ve merakını, yüzde 50'si arkadaşlarını, aile üyelerini veya iş arkadaşlarını, yüzde 27'si de uygulama ve giyilebilir cihaz verilerini etkili kaynaklar arasında gösteriyor. Bu sonuçlar, dijital araçların sağlık yolculuğunun ilk adımlarında seçenekleri araştırmayı ve değerlendirmeyi kolaylaştırdığına; harekete geçme aşamasında ise kanıtlanmış uzmanlığın hâlâ ağırlığını koruduğuna işaret ediyor. Habertürk Sağlık Yazarı Ceyda Erenoğlu'nun haberi Sağlık artık sadece hastalıkla karşılaştığımızda gündeme gelen bir konu değil. Günün akışı içinde kahvaltıdan işe gidişe, market alışverişinden eczane ziyaretine kadar pek çok karar sağlık hedefleriyle birlikte şekilleniyor. PwC’nin 27 ülkede 21 bin 808 tüketiciyle gerçekleştirdiği ‘Tüketicinin Sesi 2026: Sağlıklı Yaşamın Yükselişi’ araştırması da bu değişimin günlük hayata ne kadar hızlı yerleştiğini ortaya koyuyor.Buna göre tüketiciler daha uzun ve sağlıklı yaşamak, stresi azaltmak, daha iyi uyumak, kilo yönetimini desteklemek, kişisel gelişimlerini sürdürmek ve dış görünüşleri konusunda kendilerini daha iyi hissetmek istiyor. Bu ilginin ekonomik karşılığı oldukça büyük. Küresel sağlıklı yaşam ekonomisinin 2024 yılında 6.8 trilyon ABD dolarına ulaştığı belirtiliyor. Global Wellness Institute, bu büyüklüğün 2029 yılında 9.8 trilyon ABD dolarına çıkacağını öngörüyor. Perakende açısından bakıldığında ise karşımızda yalnızca büyüyen bir ürün kategorisi değil, tüketicinin günlük yaşamına yayılan yeni bir ihtiyaç alanı çıkıyor.Araştırmaya katılanların yüzde 69’u düzenli olarak en az iki sağlık ve beslenme alışkanlığı sürdürüyor. Beslenme, uyku, stres yönetimi, kilo kontrolü, dış görünüş, fiziksel performans ve uzun yaşam hedefleri günlük rutinin farklı parçalarını oluşturuyor. Tüketicilerin son bir yılda ortalama üç ila dört sağlık ve iyi yaşam ürün kategorisinden alışveriş yapmış oldukları belirtiliyor. Bu değişim alışveriş tercihlerinde de görülüyor. Kahvaltı protein ve enerji ihtiyacına göre planlanıyor, markette ürün içerikleri daha yakından inceleniyor, fonksiyonel gıdalar tercih ediliyor. Vitamin, mineral ve takviye ürünleri son 12 ayın öne çıkan sağlık ve iyi yaşam alışverişleri arasında yer alıyor. İleriye dönük tercihlerde ise taze meyve ve sebze ile vitamin ve takviye ürünlerinin tüketimini artırma; işlenmiş, yüksek şeker içeren gıdalarla alkollü içecekleri azaltma eğilimi olması dikkat çekiyor.Perakendeciler için bu tablo, ürünleri yalnızca geleneksel kategoriler altında sunmanın ötesine geçme ihtiyacı gösteriyor. Tüketicinin uyku, stres, kilo yönetimi veya enerji gibi hedeflerini merkeze alan bir yaklaşımın, gıda, takviye ürünleri, kişisel bakım, cihaz ve hizmetleri aynı ihtiyaç etrafında buluşturabileceği belirtiliyor.Dijital araçlar bu yeni düzenin önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor. Katılımcıların yüzde 80’i sağlık ve iyi yaşamla ilgili en az bir faaliyet için mobil uygulama veya giyilebilir teknoloji kullanıyor. Akıllı yüzüklerle uyku, akıllı saatlerle kalp ritmi ve tansiyon takip ediliyor; mobil uygulamalar egzersiz koçluğu sunuyor, yapay zekâ destekli beslenme günlükleri farklı cihazlardan gelen verileri bir araya getiriyor. Böylece ürünle hizmet arasındaki sınır giderek inceliyor. Daha gelişmiş sensörler, uygulamalar ve abonelik modelleri sayesinde bir cihaz yalnızca veri toplayan bir nesne olmaktan çıkıp; takip, rehberlik ve kişiselleştirilmiş öneri sunan bir platforma dönüşebiliyor. Tüketicilerin yüzde 63’ü sağlık analizleri ve tanı çözümlerine, yüzde 60’ı koçluk, programlar ve davranış değişikliği hizmetlerine, yüzde 54’ü ise cihazlar, ekipmanlar ve akıllı yaşam alanlarına ilgi gösteriyor. Evde kullanılan test kitleri, metabolizma ve vücut kompozisyonu analizleri, mağaza veya eczanelerdeki akıllı sağlık kioskları bu alanın somut örnekleri olarak görülüyor. Egzersiz programları, kişiselleştirilmiş beslenme planları, uyku ve stres yönetimi desteği, kilo yönetimi koçluğu ve dijital ruh sağlığı programları da ürünlerin çevresinde gelişen hizmet dünyasını genişletiyor. Perakendecinin görevinin bu parçaları tüketici için anlaşılır ve kolay erişilebilir bir deneyimde birleştirmek olduğu belirtiliyor.Uyku, tüketicinin isteği ile günlük davranışı arasındaki farkı en açık gösteren alanlardan biri. Katılımcıların yüzde 40’ı uyku kalitesini artırmayı öncelikli sağlık hedefleri arasında sayıyor ve sadece yüzde 56’sı mevcut uyku kalitesini iyi veya çok iyi buluyor. Buna rağmen uykusunu düzenli takip eden ve iyileştirmek için adım atanların oranı yüzde 32’de kalıyor.Bu veriler tek bir üründen çok, birbirini tamamlayan çözümlere ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Uyku takip cihazları ve uygulamalarının; stres yönetimi desteği, kişisel koçluk, eczacı danışmanlığı, klinik değerlendirme veya profesyonel uyku danışmanlığıyla birlikte düşünülebileceği belirtiliyor. Uykuya yardımcı bitki çayları ve rahatlatıcı içeceklerden ses terapilerine, akıllı yataklardan uyku ortamını izleyen ev sistemlerine kadar uzanan seçenekler bu ekosistemin parçaları arasında yer alıyor. Bu noktada tüketicinin karşısına karmaşık çözümlerle çıkmaktan çok, veriyi açık ve uygulanabilir bir yönlendirmeye dönüştürmek gerekiyor. Ürün ve hizmetlerin günlük yaşama zahmetsizce uyarlanması, ilginin düzenli kullanıma dönüşmesini kolaylaştırabiliyor.Tüketicilerin sağlık hedefleri değişse de satın alma kararının temel göstergeleri büyük ölçüde aynı kalıyor. Katılımcıların yaklaşık dörtte üçüne göre sağlık ve iyi yaşam ürünleri ile hizmetlerinde fiyat–fayda dengesi en önemli kriter olarak görülüyor. Uygun maliyet, kullanım kolaylığı ve ürünün ne sunduğunu açık biçimde anlatan bilgi de öne çıkıyor. Tüketicilerin yüzde 58’i ise kendi ihtiyacına göre kişiselleştirilebilen çözümleri önemli buluyor. Dolayısıyla güçlü ilgi, kendiliğinden satın almaya veya düzenli kullanıma dönüşmüyor. Perakendecinin yapması gerekenler, faydayı sade bir dille anlatmak, ürünleri doğru hizmet ve yönlendirmeyle desteklemek ve farklı sağlık ihtiyaçlarına erişimi kolaylaştırmaktan geçiyor.Sağlık ve tedavi söz konusu olduğunda bu yönlendirme daha da önem kazanıyor. Dijital araçların ve tüketicinin kendi araştırmasının uzman rehberliğini tamamladığı; ilaç, izleme, hasta eğitimi, tedaviye uyum ve destek hizmetlerinin birlikte ele alındığı bir yaklaşım, raporda öne çıkan temel dönüşüm alanlarından olarak değerlendiriliyor.Sağlık yolculuğunun başlangıcı giderek dijitale taşınıyor. Genç tüketicilerin yüzde 86’sı sağlık ve iyi yaşamla ilgili en az bir konuda yapay zekâ desteğine sıcak bakarken bu oran ileri yaş gruplarında yüzde 62’ye düşüyor. Yemek planlama, kişiselleştirilmiş alışveriş listeleri, beslenme koçluğu, egzersiz programı hazırlama ve sağlık verilerini takip etme, gençlerin daha açık olduğu kullanım alanları arasında bulunuyor.Yapay zekâ, sağlık verilerindeki eğilimleri analiz etmek, ilk değerlendirmeyi desteklemek, farklı cihazlardan gelen bilgileri bir araya getirmek, uygun uzman veya hizmetle eşleştirmek ve randevu planlamak gibi görevlerde de kullanılabiliyor. Ancak bu durum, yapay zekânın en güvenilir karar kaynağı olarak görüldüğü anlamına gelmiyor. Katılımcıların sadece yüzde 18’i yapay zekâ araçlarını sağlık ve iyi yaşam kararlarını etkileyen ilk beş kaynak arasında sayıyor. Sağlık profesyonelleri yüzde 57 ile ilk sıradaki yerini koruyor. Tüketicilerin yüzde 52’si kendi araştırma ve merakını, yüzde 50’si arkadaşlarını, aile üyelerini veya iş arkadaşlarını, yüzde 27’si de uygulama ve giyilebilir cihaz verilerini etkili kaynaklar arasında gösteriyor.Bu sonuçlar, dijital araçların sağlık yolculuğunun ilk adımlarında seçenekleri araştırmayı ve değerlendirmeyi kolaylaştırdığını; harekete geçme aşamasında ise kanıtlanmış uzmanlığın ağırlığını koruduğunu gösteriyor. Perakende için doğru modelin, teknolojiyi insan uzmanlığının yerine koymak değil, güvenilir yönlendirmeyi daha erişilebilir hale getirmek olduğu belirtiliyor.Güven, özellikle kişisel sağlık verileri söz konusu olduğunda daha görünür hale geliyor. Tüketicilerin yüzde 36’sı ayrıntılı sağlık verilerini kişiselleştirilmiş hizmet karşılığında düzenli kullandıkları eczanelerle paylaşmaya açık. Bu oran sigorta şirketlerinde yüzde 30, fitness ve egzersiz hizmeti sunan şirketlerde yüzde 27, perakende ve tüketici ürünleri şirketlerinde ise yaklaşık yüzde 20 seviyesinde bulunuyor. Eczanelerin bu tabloda öne çıkması, perakendenin geleceği açısından önemli bir işaret olarak görülüyor. Eczacı danışmanlığı, mağaza içi tanı çözümleri, dijital hizmetler ve sadakat programlarıyla bağlantılı sağlık deneyimleri; tüketicinin farklı ürünler ve mesajlar arasında daha bilinçli seçim yapmasına yardımcı olabiliyor. Bunun için önce güven inşa etmek, uzman desteğini görünür kılmak ve tüketiciden veri talep etmeden önce karşılığında sunulan değeri açıkça ortaya koymak gerekiyor.Araştırmanın ortaya koyduğu bu veriler, perakende sektörüne şunları söylüyor: Sağlık çözümlerini yalnızca ürün kategorilerine göre değil, tüketicinin ulaşmak istediği hedeflere göre kurgulamak gerekiyor. Gıda, takviye ürünleri, kişisel bakım, cihazlar, tanı çözümleri, eczacı danışmanlığı ve dijital hizmetler; uyku, stres, kilo yönetimi ve enerji gibi ihtiyaçlar çevresinde bir araya geldiğinde perakendeci sadece ürün sunan bir kanal olmaktan çıkıp tüketicinin sağlık tercihlerini yönlendiren güvenilir bir temas noktasına dönüşebiliyor.Kırıkkale'nin Bahşılı ilçesinde, Kızılırmak'a düşen 37 yaşındaki Ertuğrul Aktan'ın boğulmasına ilişkin gözaltına alınan 2 zanlıdan 29 yaşındaki Ö.Y., tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayın detayları da ortaya çıktı(DHA)Kaynak: Haberturk

28 Temmuz 2026 4
Böbreklerde Gizli Tehlike: Basit Bir Kan Tahliliyle Ortaya Çıkıyor! Bu Belirtileri Hafife Almayın! YAŞAM
YAŞAM

Böbreklerde Gizli Tehlike: Basit Bir Kan Tahliliyle Ortaya Çıkıyor! Bu Belirtileri Hafife Almayın!

Böbrek hastalıkları uzun süre belirti vermeden ilerleyerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Yüksek tansiyon, diyabet, aşırı tuz tüketimi ve bilinçsiz ilaç kullanımı böbrek hasarı riskini artırıyor. Uzmanlar, erken teşhis için düzenli kan, idrar ve tansiyon kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor.Böbrek hastalıkları, belirgin bir şikâyete yol açmadan uzun yıllar ilerleyebiliyor.Özellikle yüksek tansiyon, diyabet, aşırı tuz tüketimi ve kontrolsüz ilaç kullanımı böbrek fonksiyonlarının zamanla azalmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, erken teşhis için düzenli kan ve idrar kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor.Böbrekler Vücutta Hayati Görevler ÜstleniyorBöbrekler yalnızca idrar üretmekle kalmıyor. Vücuttaki su ve tuz dengesini sağlayan böbrekler, kan basıncının düzenlenmesine katkıda bulunuyor, zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırıyor ve hormon sisteminin sağlıklı çalışmasında önemli görevler üstleniyor.Böbrek fonksiyonlarında meydana gelen bir bozulma, zamanla kalp ve damar sağlığı başta olmak üzere tüm vücudu etkileyebiliyor. Hastalığın erken dönemlerinde belirti görülmemesi ise düzenli kontrolleri daha önemli hâle getiriyor.Yüksek Tansiyon Böbreklere Zarar Verebilir Yüksek tansiyon ile böbrek hastalıkları arasında çift yönlü bir ilişki bulunuyor. Kontrol altına alınmayan tansiyon, böbreklerdeki ince damarların yapısını bozarak organın süzme kapasitesini azaltabiliyor. Böbrek fonksiyonları azaldığında ise vücuttaki fazla su ve tuz yeterince uzaklaştırılamıyor. Bu durum kan basıncının daha da yükselmesine yol açarak böbrek hastalığı ile hipertansiyon arasında bir kısır döngü oluşturabiliyor. Tansiyon yükseldikçe böbreklerin gördüğü zarar artarken, böbrek fonksiyonları azaldıkça tansiyonun kontrol edilmesi de zorlaşabiliyor.Kimler Düzenli Böbrek Kontrolü Yaptırmalı?Nefroloji Uzmanı Dr. Hüseyin Çelik, özellikle diyabet hastalarının, 40 yaş üzerindeki kişilerin, ailesinde böbrek hastalığı bulunanların ve uzun süredir hipertansiyon tedavisi görenlerin düzenli kontrollerini aksatmaması gerektiğini belirtti. Kronik böbrek hastalıklarının erken dönemde tespit edilebilmesi için çoğu zaman basit bir kan tahlili, idrar incelemesi ve tansiyon ölçümü yeterli olabiliyor.Böbrek Hastalıklarında Beslenme Nasıl Olmalı?Böbrek hastalarının beslenme programı, hastalığın evresine ve kişinin sağlık durumuna göre hazırlanmalı. Her hastaya aynı beslenme listesinin uygulanması ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği için kişiye özel planlama büyük önem taşıyor. Böbrek sağlığını korumak için aşırı tuz tüketiminden kaçınılması, hazır ve işlenmiş gıdaların sınırlandırılması, ideal kilonun korunması ve sıvı tüketiminin doktor önerisine göre ayarlanması gerekiyor. Bazı hastaların protein, potasyum veya fosfor tüketimini azaltması gerekebiliyor. Bu nedenle internetten bulunan hazır diyet listeleri yerine doktor ve diyetisyen önerileri doğrultusunda hareket edilmesi tavsiye ediliyor. Doğru beslenme; tansiyonun kontrol edilmesine, vücuttaki ödemin azalmasına, kemik sağlığının korunmasına ve yaşam kalitesinin yükselmesine yardımcı olabiliyor.Böbrek Hastalıkları Her Yaşta GörülebilirBöbrek hastalıklarının yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıktığı düşünülse de her yaş grubunda farklı riskler bulunuyor. Çocukluk döneminde doğuştan gelen böbrek ve idrar yolu sorunları, enfeksiyonlar ve genetik hastalıklar öne çıkıyor. Genç erişkinlerde böbrek taşı, genetik rahatsızlıklar ve böbreğin süzme birimlerini etkileyen hastalıklar daha sık görülebiliyor. Orta yaş grubunda diyabet ve yüksek tansiyon en önemli riskler arasında yer alırken, ileri yaşlarda uzun süren kronik hastalıklar, kalp-damar sorunları ve bazı ilaçların kontrolsüz kullanımı böbrek hasarı ihtimalini artırabiliyor.Böbrekleri Korumak İçin Neler Yapılmalı?Böbrek sağlığının korunması için kan basıncının ve kan şekerinin düzenli olarak takip edilmesi gerekiyor. Tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz yapılması, ideal kilonun korunması ve sigaradan uzak durulması da riski azaltan önemli alışkanlıklar arasında bulunuyor. Doktor tarafından verilen ilaçların düzenli kullanılması ve gereksiz ağrı kesici kullanımından kaçınılması da böbrek sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Böbrek hastalıkları uzun süre belirti vermeden ilerleyebiliyor. Ancak erken teşhis, doğru tedavi ve düzenli takip sayesinde böbrek fonksiyonlarını uzun yıllar korumak mümkün olabiliyor. Kaynak:CNN Türk

28 Temmuz 2026 12
Dünya Hepatit Günü’nde Uzmanlardan ’Yanlış Bilinen Doğrular’ Uyarısı GÜNDEM
GÜNDEM

Dünya Hepatit Günü’nde Uzmanlardan ’Yanlış Bilinen Doğrular’ Uyarısı

Sessiz ilerleyen karaciğer hastalıkları yıllarca belirti vermeyebiliyor ve uzmanlar erken tanı ile farkındalığın hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Karaciğer, vücudun metabolik dengesinin korunmasında kritik rol üstlenen en önemli organlardan biri olmasına rağmen, hastalıkları çoğu zaman uzun süre fark edilmeden ilerleyebiliyor. Özellikle viral hepatitler sessiz seyredebildiği için ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Erken dönemde teşhis edilmediğinde siroz, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanseri gibi yaşamı tehdit eden hastalıklara neden olabilen hepatitler, günümüzde erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımları sayesinde büyük ölçüde kontrol altına alınabiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Aslı Çiftcibaşı Örmeci, "28 Temmuz Dünya Hepatit Günü" kapsamında toplumda hepatitlerle ilgili yaygın olarak doğru sanılan yanlış bilgiler hakkında önemli açıklamalarda bulundu.Hepatit dünyanın önemli halk sağlığı sorunlarından biri olmayı sürdürüyorDünya genelinde milyonlarca insan viral hepatitlerle yaşamını sürdürürken, hastaların önemli bir bölümü enfeksiyon taşıdığının farkında bile değil. Çünkü Hepatit B ve Hepatit C gibi bazı türler uzun yıllar boyunca belirgin şikâyet oluşturmadan ilerlemekte. Bu sessiz süreçte karaciğerde meydana gelen hasar zamanla geri dönüşü zor sonuçlara neden olmakta. Hem tanının gecikmesine hem de korunma yöntemlerinin ihmal edilmesine yol açan hepatitlerle ilgili doğru bilinen yanlışlar şunlar:"Hepatit Sadece Sarılık Yapan Bir Hastalıktır"Her hepatit hastasında sarılık görülmez. Toplumda hepatit denildiğinde ilk akla gelen belirti sarılık olsa da hastalık yalnızca bununla sınırlı değildir. Hepatit, karaciğer dokusunun iltihaplanması anlamına gelir ve özellikle Hepatit B ile Hepatit C enfeksiyonları yıllarca hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir. Bu nedenle sarılık olmaması, kişinin hepatit olmadığı anlamına gelmez."Hepatit Sadece Alkol Kullananlarda Görülür"Viral hepatitlerin alkol kullanımıyla doğrudan ilişkisi yoktur. Alkol tüketimi karaciğere zarar verebilse de viral hepatitlerin temel nedeni virüslerdir. Hepatit B ve Hepatit C, enfekte kan ve vücut sıvıları aracılığıyla bulaşabilir. Ancak alkol kullanımı mevcut karaciğer hasarını artırarak hastalığın daha hızlı ilerlemesine neden olabilir."Kendimi İyi Hissediyorsam Hepatit Olamam"Hepatit yıllarca sessiz kalabilir. Viral hepatitlerin en önemli özelliklerinden biri uzun süre belirti vermemeleridir. Kişi kendisini tamamen sağlıklı hissedebilir ancak karaciğerde hasar ilerlemeye devam edebilir. Özellikle risk grubunda bulunan kişilerin şikâyet beklemeden tarama testlerini yaptırması büyük önem taşır."Hepatit Sadece Yetişkinleri İlgilendirir"Hepatit her yaş grubunda görülebilir. Hepatit enfeksiyonları yalnızca yetişkinleri değil, çocukları ve bebekleri de etkileyebilir. Özellikle doğum sonrası uygulanan Hepatit B aşısı, yaşam boyu koruma açısından son derece önemli bir halk sağlığı uygulamasıdır."Hepatit B Aşısı Oldum, Tüm Hepatit Türlerinden Korunabilirim"Her hepatit türü için koruma farklıdır. Hepatit B aşısı yalnızca Hepatit B virüsüne karşı koruma sağlar. Hepatit A için ayrı bir aşı bulunurken, Hepatit C için günümüzde koruyucu bir aşı henüz geliştirilememiştir. Bu nedenle korunma yöntemleri virüsün türüne göre değişiklik göstermektedir."Hepatit C’nin Tedavisi Yoktur"Günümüzde yüksek başarı oranlarıyla tedavi edilebilmektedir. Geçmişte tedavisi zor kabul edilen Hepatit C, son yıllarda geliştirilen modern ilaçlar sayesinde büyük ölçüde tedavi edilebilen bir hastalık haline gelmiştir. Erken tanı alan birçok hasta, kısa süreli tedavilerle virüsten tamamen kurtulabilmektedir."Hepatit Tanısı Almak Mutlaka Siroz Olunacağı Anlamına Gelir"Erken tanı hastalığın seyrini değiştirebilir. Hepatit tanısı konulması her zaman siroz veya karaciğer kanseri gelişeceği anlamına gelmez. Düzenli takip, uygun tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde karaciğer hasarının ilerlemesi önemli ölçüde önlenebilir. Bu nedenle erken tanı, hastalığın geleceğini belirleyen en önemli faktörlerden biridir."Hepatit Günlük Yaşamda Kolayca Bulaşır"Sosyal temas bulaşma nedeni değildir. Tokalaşmak, sarılmak, aynı ortamı paylaşmak, aynı tabaktan yemek yemek veya günlük sosyal ilişkiler viral hepatitlerin bulaşmasına neden olmaz. Bulaşma şekli hepatitin türüne göre değişiklik gösterir ve toplumdaki bu yanlış inanış, hastalara yönelik gereksiz önyargılara yol açabilmektedir."Karaciğer Ağrımıyorsa Sağlıklıdır"Karaciğer hastalıkları uzun süre ağrı oluşturmayabilir. Karaciğer, hasar oluşmasına rağmen uzun süre belirti vermeyebilen organlardan biridir. Bu nedenle ağrı olmaması, karaciğerin tamamen sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Düzenli kontroller ve gerekli kan testleri, erken tanıda büyük rol oynar."Hepatit Tanısı Alanlar Normal Yaşamlarına Devam Edemez"Çoğu hasta yaşamını normal şekilde sürdürebilir. Günümüzde hepatit hastalarının büyük bölümü düzenli hekim takibi ve uygun tedaviyle aktif çalışma hayatlarına, sosyal yaşamlarına ve günlük aktivitelerine devam edebilmektedir. Hastalık yönetiminde en önemli nokta, tedavi sürecine uyum göstermektir."Hepatitten Korunmak Mümkün Değildir"Korunmada etkili yöntemler bulunmaktadır. Hepatit B aşısı, hastalıktan korunmanın en etkili yollarından biridir. Bunun yanında steril olmayan tıbbi veya kozmetik işlemlerden kaçınmak, güvenli sağlık uygulamalarına dikkat etmek ve risk grubunda yer alan kişilerin düzenli tarama yaptırması korunmada önemli rol oynar.Belirti Beklemeden Tarama YaptırınKaraciğer hastalıklarının önemli bir bölümü, ancak ileri evrelere ulaştığında belirti vermeye başlamaktadır. Bu nedenle yalnızca şikâyet ortaya çıktığında doktora başvurmak yerine, risk faktörleri bulunan kişilerin düzenli sağlık kontrollerini yaptırması önerilmektedir. Özellikle aile öyküsü bulunanlar, sağlık çalışanları, kan veya kan ürünleriyle temas riski taşıyan kişiler ve risk grubunda yer alan bireylerin tarama programlarını ihmal etmemesi gerekir.Erken Tanı Karaciğeri Hepatitten KorurViral hepatitler günümüzde erken tanı, düzenli takip ve modern tedavi yöntemleri sayesinde büyük ölçüde kontrol altına alınabilen hastalıklar arasında yer alır. Karaciğer sağlığını korumanın temelinde ise doğru bilgiye ulaşmak, risk durumuna göre tarama yaptırmak, Hepatit B aşısını ihmal etmemek ve düzenli sağlık kontrollerini sürdürmektir. Hepatitlerle ilgili farkındalığın artırılması yalnızca bireysel sağlığı değil, toplum sağlığı da korumaktadır. Çünkü hepatitlerde erken tanı yalnızca hastalığın ilerlemesini önlemekle kalmıyor, aynı zamanda siroz ve karaciğer kanseri gibi ciddi sonuçların ortaya çıkma riskini de önemli ölçüde azaltır. Karaciğer hastalıklarına karşı en güçlü önlem ise doğru bilgi, düzenli tarama ve zamanında yaptırılan tedavidir.Kaynak:İHA

28 Temmuz 2026 11
Anne Karnındaki Bebeğin Ciğerine Operasyon BILIM
BILIM

Anne Karnındaki Bebeğin Ciğerine Operasyon

Bursa’da 22 haftalıkken ciğerinde kist olduğu farkedilen minik bebek annesinin karnındayken akciğerine takılan şant ile hayata tutundu.Anne karnında çok nadir yapılan operasyon sayesinde sağlığına kavuşan minik Muhammed’i kucaklarına alan genç çift Bursa Şehir Hastanesi doktorlarına teşekkür etti.Bursa’da ikamet eden Ali ve Hana Şentürk çifti, 2 sene önce dünya evine girdi. Hana Şentürk gebeliğin 22 haftasına geldiğinde karnındaki bebekte Konjenital Pulmoner Havayolu Malformasyonu (CPAM) olarak adlandırılan, akciğerde büyük kistik lezyonlarla seyreden nadir bir hastalık tespit edildi. Bursa Şehir Hastanesi Perinatoloji Kliniği’nde takip edilen bebekte, ilerleyen haftalarında yapılan takiplerde kistik lezyonun hızla büyüdüğü, kalpte yer değiştirmeye neden olduğu ve anne adayında polihidramniyoz geliştiği belirlendi. Bunun üzerine gebeliğin 30. haftasında Perinatoloji Uzmanı Dr. Gökalp Şenol liderliğindeki ekip tarafından ultrasonografi eşliğinde fetüse torakoamniyotik şant uygulandı. Anne karnında gerçekleştirilen girişimle akciğerde biriken kistik sıvı amniyon boşluğuna yani anne karnına boşaltılarak kalp ve akciğer üzerindeki bası başarıyla ortadan kaldırıldı.Başarılı müdahalenin ardından gebelik sorunsuz şekilde devam ederken, anne adayı 37. gebelik haftasında sağlıklı bir doğum gerçekleştirdi. Doğum sonrasında yenidoğanın ilk stabilizasyonu sağlandıktan sonra Çocuk Cerrahisi Kliniği’nden Prof. Dr. Serpil Sancar ve ekibi tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonla tedavi süreci tamamlandı. Ameliyat sonrası dönemde ise Yenidoğan Yoğun Bakım Kliniği’nden Doç. Dr. Bayram Ali Dorum, Doç. Dr. Erbu Yarcı ve yenidoğan yoğun bakım ekibinin titiz takibi sayesinde bebek sağlıklı bir şekilde taburcu edildi.Oğlu Muhammed’i doktor kontrolüne getiren baba Ali Şentürk, "Gökalp hocamın tespitiyle ekibinin gerçekleştirmiş olduğu muazzam bir operasyon oldu. Onun akabinde tabii ki Serpil hocamın ve ekibinin de çok büyük katkıları oldu. Onlara da çok teşekkür ediyorum. Bizim hiç ummadığımız, beklemediğimiz bir şeydi. Tabii ki herkesin başına gelebilir ama bizim bir vatandaş olarak bilmediğimiz bir durum. Böyle bir şeyle karşılaştık. Allah’a şükürler olsun ki Gökalp hocamız ve Serpil hocamız sayesinde atlatmış olduk çok şükür. Anne karnında böyle bir operasyon yapılacağını duyduğumda ilk başta çok şaşırdım. Tabii ki hocamın daha önce yapmış olduğu ameliyatların tecrübelerinden dolayı kendisine güvendik. İyi ki de güvenmişiz. Çok teşekkür ediyorum" dedi.Başarılı bir operasyonla minik Muhammed’in sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesine vesile olan Perinatoloji Uzmanı Dr. Gökalp Şenol, "Hastamız gebeliğin 20. haftasında bebeğin akciğerinde kist olması nedeniyle dış merkezden bize geldi. Takipler esnasında biz bu kistin büyüdüğünü, sağlam akciğer dokusu ve kalbe ciddi derecede bası yaptığını tespit ettik. Bunun üzerine gebeliğin 30. haftasında bu kiste şant yani bir nevi bir tüp takarak bu kist içeriğinin annedeki amniyon sıvı boşluğuna boşalmasını sağladık. Amacımız ciğer dokusu ve kalbe olan basıyı engelleyip bebeğin gelişimini güvenli bir şekilde sağlamasıydı. Tabi bu kesin bir tedavi yöntemi değil. Buradaki amacımız bizi güvenli bir şekilde doğuma ulaştırmaktı. Nitekim 37. haftada sağlıklı bir doğum gerçekleşti. İlk günde başarılı bir operasyon gerçekleştirildi. Şu an sağlık durumu gayet iyi. Takipleri devam ediyor. Herhangi bir başka operasyon alması gerekmiyor" diye konuştu.Çocuk Cerrahisi Kliniği’nden Prof. Dr. Serpil Sancar ise, "Bu olguda en önemli nokta anne karnında bebeğe erken teşhis konulmasıdır. Takiben tüm cerrahi sürecin anne karnından başlayarak planlanmış olmasıdır. Anne karnındayken problem olan akciğere takılan şant sayesinde bebek 37. haftaya kadar yaşatılabilmiş ve doğum sonrası 1. gününde hastalığa neden olan sol akciğer alt lobu cerrahi olarak çıkarılmıştır. Ameliyat sonrası hastamız sorunsuz olarak taburcu edilmiştir. Annesi çok stresliydi. Doğum sonrasında kendisini neler bekliyor, bebeğiyle ilgili problemler çözülecek mi, yoksa bu hastalık ilerleyecek mi bu konuda endişeleri vardı. Biz kendisine doğum öncesinde zaten bilgilendirme yaptık. Gökalp hocamızla, ameliyat öncesinde, bebek doğmadan önce görüşmelerimizi yapmıştık. Anneye de bu konuda neler yapacağımız konusunda bilgi verdik. Bu tabii ona bir güven verdi, bir rahatlama sağladı. Doğum sonrasında da ameliyatını çok hızlı yapıp erken dönemde güzel sonuçlar alınca annesi de zaten rahat bir şekilde bu süreci atlattı. Taburculuk sırasında da çok duygulu ve güzel anlar yaşadık. Sonrasında hep birlikteydik zaten. Şu an çok mutlular. Bu ameliyatları bizler yapıyoruz çünkü nadir bir hastalık. Pek çok merkezden bize bu bebekler gönderiliyor. Ancak anne karnındayken bu şekilde problem olup kist hızla büyüyerek kalbi karşı tarafa itmesi, bebeği sıkıntıya soktuğu vakalar çok nadir. Buradaki en önemli şey 20. haftadayken perinatolojinin bunu tanımış ve tespit etmiş olması, hemen görmesi ve bebeğin herhangi bir hayati tehlike oluşturmadan müdahalesine kurtarılması ve doğuma kadar da yaşatılabilmesi. Burada herhalde en önemli nokta bu. Onun dışında bu bebekler zaten bizim ameliyat ettiğimiz, doğum sonrasında akciğer ameliyatı yaptığımız bebekler. Bu arada bu bebeklerin uyutulması, akciğere müdahelesi sırasında anestezi ekibimizin katkısı çok büyük. Bu bebekler doğduktan sonra solunum desteğine ihtiyaçları vardı. Yeni doğan uzmanlarımızın katkısı çok büyük. Ameliyat sırasında 3 uzmanımızla birlikte ameliyatı yaptık. Ameliyathane hemşiremiz. Birlikte güzel ve sonuçları güzel olan bir ameliyat yaptık" dedi.Bursa Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Salih Metin de "Bugün burada, tıbbın bilgi birikimi, ileri teknolojisi ve ekip çalışmasının bir hayatı nasıl değiştirebildiğine hep birlikte tanıklık ediyoruz. Bursa Şehir Hastanesi Perinatoloji Kliniğimizde takip edilen gebemizin bebeğinde, anne karnında yaşamı tehdit eden nadir bir akciğer hastalığı olan Konjenital Pulmoner Havayolu Malformasyonu (CPAM) tespit edildi. Yapılan değerlendirmelerde hastalığın ilerlediği ve bebeğimiz açısından ciddi risk oluşturduğu görüldü. Bu başarı, tek bir kliniğin değil; Perinatoloji, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Çocuk Cerrahisi, Yenidoğan Yoğun Bakım, Anestezi, Radyoloji, ameliyathane ve hemşirelik ekiplerimizin uyum içinde yürüttüğü örnek bir multidisipliner çalışmanın sonucudur. Her biri kendi alanında büyük bir özveriyle görev yapan çalışma arkadaşlarımla gurur duyuyorum. Bursa Şehir Hastanesi olarak yalnızca hastalıkları tedavi etmeyi değil, en zor ve en özellikli vakalarda dahi umut olmayı hedefliyoruz. Sahip olduğumuz güçlü akademik kadro, ileri teknolojik altyapı ve deneyimli sağlık çalışanlarımız sayesinde anne karnındaki bir bebeğin yaşamına dokunabilecek düzeyde sağlık hizmeti sunabiliyoruz. Sağlık Bakanlığımızın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda, vatandaşlarımıza en ileri tanı ve tedavi yöntemlerini sunmaya, sağlık hizmetinin her alanında kaliteyi ve güveni artırmaya devam edeceğiz. Bu anlamlı başarıda emeği geçen tüm hekimlerimize, hemşirelerimize ve sağlık çalışanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. En büyük mutluluğumuz, sağlıklı bir bebeği ailesine kavuşturabilmiş olmaktır. Bebeğimize ve ailesine sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir ömür diliyorum" diye konuştu. Kaynak:İHA

28 Temmuz 2026 10
Bayburt’ta yaylada kene ısıran yetiştirici hastaneye kaldırıldı SAĞLIK
SAĞLIK

Bayburt’ta yaylada kene ısıran yetiştirici hastaneye kaldırıldı

Erzincan Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nihat Köse, Bayburt’ta yaylada kene tarafından ısırılmasının ardından tedavi için Erzurum’a sevk edildi.Alınan bilgiye göre, Bayburt yaylasında bulunduğu sırada kene tarafından ısırılan Köse, rahatsızlanması üzerine Bayburt Devlet Hastanesi’ne başvurdu.Hastanede vücudundaki kene çıkarılan Köse’nin yapılan tetkiklerinde bazı kan değerlerinin yüksek çıkması üzerine ileri tetkik ve tedavi amacıyla Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’ne sevk edilmesine karar verildi.Tedavi altına alınan Köse’ye kan takviyesi yapıldığı, uygulanan tedaviye olumlu yanıt verdiği ve sağlık durumunun iyiye gittiği öğrenildi.Erzincan Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Uğur Karakuş da Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören Köse’yi ziyaret ederek sağlık durumu hakkında bilgi aldı ve geçmiş olsun dileklerini iletti.Kaynak: İHA

28 Temmuz 2026 4
Kene Isırması Sonrası Erzurum'a Sevk Edilen Birlik Üyesi Köse'nin Sağlık Durumu İyiye Gidiyor SAĞLIK
SAĞLIK

Kene Isırması Sonrası Erzurum'a Sevk Edilen Birlik Üyesi Köse'nin Sağlık Durumu İyiye Gidiyor

Erzincan Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nihat Köse, Bayburt yaylasında kene tarafından ısırılmasının ardından hastaneye başvurdu. Kan değerlerinin yüksek çıkması üzerine tedavi için Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi'ne sevk edilen Köse'ye kan takviyesi yapıldı. Birlik Başkanı Uğur Karakuş, hastanede tedavi gören Köse'yi ziyaret ederek sağlık durumunun iyiye gittiğini belirtti. ErzincanDamızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nihat Köse,Bayburt'ta yaylada kene tarafından ısırılmasının ardından tedavi içinErzurum'a sevk edildi.Alınan bilgiye göre, Bayburt yaylasında bulunduğu sırada kene tarafından ısırılan Köse, rahatsızlanması üzerine Bayburt Devlet Hastanesi'ne başvurdu.Hastanede vücudundaki kene çıkarılan Köse'nin yapılan tetkiklerinde bazı kan değerlerinin yüksek çıkması üzerine ileri tetkik ve tedavi amacıyla Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi'ne sevk edilmesine karar verildi.Tedavi altına alınan Köse'ye kan takviyesi yapıldığı, uygulanan tedaviye olumlu yanıt verdiği ve sağlık durumunun iyiye gittiği öğrenildi.Erzincan Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Uğur Karakuş da Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi'nde tedavi gören Köse'yi ziyaret ederek sağlık durumu hakkında bilgi aldı ve geçmiş olsun dileklerini iletti.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

28 Temmuz 2026 7
J&J, bebek pudrası davalarını çözmek için 5,5 milyar dolar teklif etti SAĞLIK
SAĞLIK

J&J, bebek pudrası davalarını çözmek için 5,5 milyar dolar teklif etti

Johnson & Johnson (J&J;), talk içeren bebek pudrası ve diğer ürünlerinin yumurtalık kanserine neden olduğu iddialarıyla açılan yaklaşık 69 bin davayı sonlandırmak için 5,5 milyar dolara kadar ödeme yapmayı teklif etti. Şirket iddiaları reddetse de uzlaşma yoluna gitti; anlaşmanın eyalet ve federal mahkemelerdeki davaların %95'ini temsil eden hukuk firmalarınca kabul edilmesi gerekiyor. Johnson & Johnson (J&J), bebek pudrası ve talk içeren diğer ürünlerinin yumurtalık kanserine neden olduğu iddiasıyla ABD'de açılan on binlerce davayı çözmek için 5,5 milyar dolara kadar ödeme yapmayı teklif etti.Önerilen tarihi anlaşma, New Jersey merkezli sağlık hizmetleri devini yıllardır zor durumda bırakan uzun soluklu bir hukuk mücadelesini sona erdirmeyi amaçlıyor.J&J, talk bazlı ürünlerinin kansere neden olduğu iddialarını reddetti ve yaygın olarak kullanılan bebek pudrasının formülünü değiştirdi.Şirketin hukuki işlerinden sorumlu başkan yardımcısı Erik Haas, 27 Temmuz'da yaptığı açıklamada iddiaların "asılsız" olduğunu ve J&J'in konuyu nihayet çözmek için uzlaşmaya hazır olduğunu söyledi.J&J, anlaşmanın yaklaşık 69.000 davayı kapsayacağını ve talk pudrası ile ilgili kalan davaların çoğunu içereceğini söyledi. Şirket, gelecek yıl 3 milyar dolara kadar ödeme yapacağını ve 2028'den önce ek ödeme yapılmayacağını belirtti.J&J'nin açıklamasına göre, teklifin kesinleşebilmesi için eyalet ve federal mahkemelerdeki yumurtalık kanseri davalarının %95'ini temsil eden hukuk firmaları tarafından kabul edilmesi gerekiyor.Haas yaptığı açıklamada, şirketin bugüne kadar mahkemelerde görülen davaların çoğunda olduğu gibi, "daha fazla dava açılması durumunda da nihayetinde galip geleceğinden" emin olduğunu belirtti.Önerilen çözümün "şirketin bu konuyu geride bırakmasına" ve J&J'nin "hayat kurtaran ilaçlar ve cihazlar geliştirme misyonuna odaklanmaya devam etmesine" olanak sağladığını da sözlerine ekledi.J&J'nin eski tüketici sağlığı şirketi Kenvue, Johnson&Johson'ın Kuzey Amerika dışına bebek pudrası satışından sorumlu.Band-Aid, Listerine ve Calpol gibi tanınmış markaları bünyesinde bulunduran Kenvue, 2022 yılında J&J'den ayrılarak bağımsız bir şirket haline geldi.J&J'ye karşı talk bazlı bebek pudrası nedeniyle açılan davalar 2009 gibi erken bir tarihte başladı.Temmuz ayının başlarında, bir federal mahkeme, bireysel davacıların talk pudrasının yumurtalık kanserinin doğrudan nedeni olduğunu kanıtlayabilme kabiliyetlerini sorgulayarak firmaya zafer kazandırdı.Talk, magnezyum, silikon, oksijen ve hidrojenden oluşan doğal bir mineral; sabunsu hissiyle biliniyor ve genellikle bebek pudrasında kullanılıyor.Şirket, J&J'nin talk pudrası ürünlerinin asbestle kirlenmesi nedeniyle kansere yol açtığını iddia eden tüketiciler ve onların yakınları tarafından açılan davalarla karşı karşıya kaldı.Talk, topraktan çıkarılıyor ve kansere neden olduğu bilinen asbestin bulunduğu yataklara yakın bölgelerde bulunuyor.J&J bu iddiaları defalarca reddetti ve son açıklamasında, "Çalışmalar talk pudrasının güvenli olduğunu, asbest içermediğini ve kansere neden olmadığını gösteriyor" dedi.J&J, 2022'de talk bazlı bebek pudrasının üretimini ve satışını dünya çapında durduracağını açıkladı.Bu duyuru, şirketin ürünün ABD'deki satışlarını sonlandırmasından iki yıldan uzun bir süre sonra geldi.J&J o dönemde yaptığı açıklamada, "Küresel portföy değerlendirmesinin bir parçası olarak, tamamen mısır nişastası bazlı bir bebek pudrası portföyüne geçme yönünde ticari bir karar aldık" demişti.Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. .Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

28 Temmuz 2026 7
Dev şirket, 76 bin kanser davasını bitirmek için 5,5 milyar doları gözden çıkardı SAĞLIK
SAĞLIK

Dev şirket, 76 bin kanser davasını bitirmek için 5,5 milyar doları gözden çıkardı

ABD merkezli sağlık ve kişisel bakım ürünleri üreticisi Johnson & Johnson, bebek pudrası ve talk bazlı ürünlerinin yumurtalık kanserine yol açtığı iddiasıyla açılan yaklaşık 76 bin davayı sonuçlandırmak amacıyla 5,5 milyar dolarlık uzlaşma önerdi. Şirket, ilk ödemenin 2027'de yapılmasını planlarken, talkın kansere yol açmadığını savunmayı sürdürüyor. Johnson & Johnson, bebek pudrası ve talk bazlı diğer ürünlerinin yumurtalık kanserine yol açtığı iddiasıyla açılan davaları sonuçlandırmak amacıyla 5,5 milyar dolarlık ödeme taahhüdü içeren bir uzlaşma önerisi sunduğunu açıkladı.Şirketten yapılan açıklamaya göre, federal ve eyalet mahkemelerinde devam eden ve yaklaşık 76 bin yumurtalık kanseri kaynaklı talebi kapsayan talk davalarının kapsamlı şekilde çözümlenmesi için davacıları temsil eden hukuk bürolarıyla anlaşmaya varıldı.Önerilen uzlaşmanın yürürlüğe girmesi için, diğer koşulların yanı sıra kalan taleplerin en az yüzde 95'ini temsil eden davacıların sürece katılması gerekiyor.Uzlaşma, mahkemenin şirket lehine verdiği kararın ardından, davacı tarafın Johnson & Johnson'ın talk ürünlerinin herhangi bir davacıda yumurtalık kanserine yol açtığını kanıtlayamadığını kabul etmesi sonrasında gündeme geldi.Anlaşma kapsamında Johnson & Johnson toplam 5,5 milyar dolarlık ödeme taahhüdünde bulundu. İlk ödemenin 2027 yılında en fazla 3 milyar dolar olarak yapılması, 2028 yılından önce ise ek bir ödeme gerçekleştirilmemesi öngörülüyor.Şirket, bu adımla yaklaşık 15 yıldır devam eden davaları nihai olarak sonuçlandırmayı hedefliyor.Johnson & Johnson, küresel ürün portföyünü değerlendirmesi kapsamında 2023 yılında talk bazlı "Johnson's Baby" pudrasının dünya genelindeki satışını durdurmuştu.Şirket, bugüne kadar yapılan araştırmaların talkın güvenli olduğunu, asbest içermediğini ve kansere yol açmadığını göstermeye devam ettiğini savunuyor.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

28 Temmuz 2026 9