Profesör açıkladı: "Gençlerde ve kadınlarda artan kanser vakalarında mikroplastikler araştırılıyor"
Profesör açıkladı: "Gençlerde ve kadınlarda artan kanser vakalarında mikroplastikler araştırılıyor"
Habere GitUzun süreli uyku sorunları Alzheimer riskiyle ilişkili olabilir
Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, uzun süre devam eden uyku sorunlarının bilişsel gerileme ve Alzheimer hastalığı riskiyle ilişkili olabileceğini belirtti
Habere GitKanser görüntülemede yeni nesil teknolojiler teşhis ve tedavide önemli yol gösteriyor
Kanser görüntülemede yeni nesil teknolojiler teşhis ve tedavide önemli yol gösteriyor
Habere GitÇorum Fizik Tedavi Hastanesi Bakanlığın Yatırım Programına Alındı
Ankara İskilipliler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Daşcı'nın, Çorum'un fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Sağlık Bakanlığına yaptığı kapsamlı resmi başvuru önemli bir aşamaya ulaştı. Sağlık Bakanlığı, "Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi Hastanesi Ek Bina Yatırımı"nı 2027 yılı yatırım programına alınmak üzere Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sundu.
Habere GitSağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!
Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.
Habere Git351. Sayı
Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.
CANLI YAYIN TAKVİMİ
ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR
Ortolog Medikal’den Üretim Altyapısını İkiye Katlayacak Hamle
Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta
Abbas Hussein: “Ortonom Medikal, 35’ten Fazla Ülkede Tercih Ediliyor”
KÖŞE
NÜFUS NEDEN AZALIYOR? ÜREMENİN YOLU SADECE PARA VERMEKTEN GEÇMİYOR
Mustafa DAŞCI
GÜNCEL HABERLER
YAŞAM
Çalışma Hayatının Görünmeyen Gerçeği: Menopoz
İş Yerinde Menopoz Günü, menopoz dönemindeki kadınların çalışma yaşamında karşılaştığı fiziksel, zihinsel ve duygusal güçlükleri gündeme taşıyor. Sıcak basması ve gece terlemelerinden uyku problemlerine, konsantrasyon güçlüğünden beyin sisine kadar pek çok belirti, kadınların iş günündeki deneyimini ve performansını etkileyebiliyor. Doç. Dr. Pınar…
BILIM
Diş İmplantlarıyla Kalıcı Tedavi Mümkün
Egepol Hastaneleri Diş Hekimi Tankut Tuncer, eksik dişlerin yerine doğal dişe en yakın ve kalıcı bir kök işlevi gören diş implantlarının uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini söyledi.İmplantların titanyumdan yapılan ve diş kökünü taklit eden özel vidalar olduğunu belirten Tuncer tedavi sürecinde bu konuda deneyimli hekimlerin tercih edilmes…
GÜNDEM
Prof. Dr. Nurperi Gazioğlu’na İtalyan Nöroşirürji Derneği’nden Tarihi Onur
Türkiye’nin ilk kadın nöroşirürji profesörü Prof. Dr. Nurperi Gazioğlu, İtalyan Nöroşirürji Derneği’nin “Socio Benemerito” Liyakat Madalyası ile onurlandırıldı. 2021 yılında verilen madalya, derneğin kayıtlarına göre Gazioğlu’nun uluslararası nöroşirürji alanındaki çalışmalarının önemli bir göstergesi olurken, Galatasaraylılar Derneği bu ödülün il…
GÜNDEM
Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan: ‘Halk Sağlığı Artık Farklı Alanlara Yöneldi’
Halk Sağlığı Haftası kapsamında Medimagazin'e konuşan Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, değişen halk sağlığı sorunlarını değerlendirerek bu risklere karşı hazırlıklı olmanın önemine dikkat çekti. Sağlık alanındaki yanlış bilgi yayılımına da değinen İlhan, pandemi döneminde özellikle aşılarla ilgili yaşanan bilgi kirliliğini hatırlatarak, "İnfodemi pa…
DUYURULAR
SAĞLIK
Uzmanından mevsimsel saç dökülmesi uyarısı
Saçın sürekli aynı hızda büyümediğine dikkat çeken Dr. Cinik, “Saç kökleri belirli bir biyolojik döngü içerisinde çalışır. Sonbahar döneminde görülebilen değişimin temel nedenlerinden biri bu döngüyle... Saçın sürekli aynı hızda büyümediğine dikkat çeken Dr. Cinik, “Saç kökleri belirli bir biyolojik döngü içerisinde çalışır. Sonbahar döneminde görülebilen değişimin temel nedenlerinden biri bu döngüyle ilişkili olabilir. Saç kökleri anajen dediğimiz büyüme, katajen geçiş ve telojen dinlenme-dökülme evrelerinden geçer. Yıl içerisindeki mevsimsel değişiklikler bu döngüyü etkileyebilir. Bu nedenle özellikle yaz sonu ve sonbaharda bazı kişiler normalden daha fazla saç döküldüğünü fark edebilir” dedi.Dr. Cinik, sonbaharda saç dökülmesinin nedenlerini şu 7 maddede açıkladı:“1. Sonbahardasaç dökülmesigeçici olarak artabilir: Saç dökülmesindeki mevsimsel değişim tek başına bir saç dökülmesi hastalığı anlamına gelmiyor. Değerlendirmede dökülmenin süresi ve saç yoğunluğundaki değişimin birlikte ele alınması gerekiyor. Mevsimsel değişikliklerle ilişkili dökülmelerin belirli bir süre içerisinde azalması beklenirken, saç kaybının sürekli hale gelmesi farklı nedenlerin araştırılmasını gerektirebiliyor.“2. Uzun süren dökülme yalnızca mevsim değişikliğine bağlanmamalı: Sonbaharda başlayan saç dökülmesinin aylar boyunca devam etmesi, saç yoğunluğunun giderek azalması veya saç tellerinin belirgin şekilde incelmesi durumunda altta yatan nedenlerin değerlendirilmesi önem taşıyor. Mevsimsel dökülmenin geçici olmasını bekleriz. Ancak dökülme aylar boyunca devam ediyor, saç yoğunluğu giderek azalıyor veya saç tellerinde belirgin bir incelme ortaya çıkıyorsa yalnızca mevsime bağlamak doğru olmaz. Genetik yatkınlıkla ilişkili androgenetik alopesi, erkeklerde ve kadınlarda ilerleyici saç kaybının önemli nedenleri arasında yer alıyor. Bu nedenle mevsimsel dökülme ile daha uzun süreli saç kaybının birbirinden ayrılması önem kazanıyor.“3. Dökülen saç sayısından çok saç yoğunluğundaki değişim önemli: Gün içerisinde kaç saç telinin döküldüğünü takip etmek yerine saçın genel görünümündeki değişikliklerin izlenmesi daha anlamlı olabilir. Saç çizgisinde gerileme, şakaklarda açılma, tepe bölgesinde seyrelme veya saç tellerinde giderek artan incelme, değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında bulunuyor. Saç çizgisinde gerileme, şakaklarda açılma, tepe bölgesinde yoğunluk azalması veya saç tellerinin giderek incelmesi bizim için önemli işaretlerdir. Kişinin altı ay veya bir yıl önceki fotoğraflarıyla bugünkü durumunu karşılaştırması bile bazen değişimi fark etmesini sağlayabilir. Gerekli görülen durumlarda trikoskopik inceleme ile saç yoğunluğu, saç tellerinin çapı ve minyatürizasyon gibi değişiklikler daha ayrıntılı değerlendirilebiliyor.“4. Saç dökülmesinin nedeni her zaman genetik veya mevsimsel olmayabilir: Yaygın saç dökülmelerinde kişinin genel sağlık durumunun da dikkate alınması gerekiyor. Çeşitli sistemik ve yaşam tarzına bağlı faktörler saç döngüsünü etkileyebiliyor. Demir depolarındaki düşüklük, tiroid fonksiyonlarındaki bozukluklar, hormonal değişiklikler, hızlı kilo kaybı, yetersiz beslenme, yoğun stres, bazı hastalıklar ve bazı ilaçlar saç döngüsünde değişikliklere neden olabiliyor. Bu nedenle saç dökülmesinin nedenini belirlemeden doğrudan bir tedavi veya takviye programına başlanması yerine, gerekli durumlarda tıbbi değerlendirme yapılması önem taşıyor.“5. Vitamin takviyesi her saç dökülmesinde çözüm sağlamıyor: Sonbaharda saç dökülmesi fark edildiğinde vitamin ve mineral takviyelerine yönelmek yaygın bir yaklaşım olsa da bu uygulamanın her durumda gerekli olmadığı belirtiliyor. Vitamin veya mineral eksikliği varsa bunun düzeltilmesi elbette önemlidir. Fakat her saç dökülmesinin nedeni vitamin eksikliği değildir. Gerekli durumlarda tetkikler yapılarak kişinin gerçekten bir eksikliği olup olmadığı belirlenmelidir. İhtiyaç olmadan çok sayıda takviyenin kullanılması doğru değildir. Bu yaklaşım, saç dökülmesinin altında yatan nedenin doğru belirlenmesinin tedavi planlamasındaki önemine dikkat çekiyor.“6. Saçlı deri sağlığı da saç dökülmesi değerlendirmesinin parçası: Saç sağlığı yalnızca saç tellerinin görünümüyle sınırlı değil. Saçlı deride ortaya çıkan değişikliklerin de dikkate alınması gerekiyor. Yoğun kepeklenme, kızarıklık, kaşıntı, kabuklanma veya saçlı deride oluşan ve uzun süre devam eden lezyonlar dermatolojik değerlendirme gerektirebiliyor. Bunun yanında saçların sürekli çok sıkı bağlanması, yüksek ısıyla şekillendirilmesi ve sık kimyasal işlemlere maruz bırakılması saç tellerinde hasar ve kırılmayı artırabiliyor. Bu durum doğrudan saç kökü kaynaklı dökülmeden farklı olarak saç telinde kırılma ve yıpranmaya neden olabiliyor.“7. Erken dönemde temel hedef mevcut saçları korumak: Saç kaybı fark edildiğinde doğrudan saç ekimine yönelmek yerine öncelikle saç dökülmesinin tipinin ve nedeninin belirlenmesi gerekiyor. Saç ekimi her saç dökülmesinin ilk tedavisi değildir. Öncelikle saç kaybının tipi, mevcut saçların durumu ve dökülmenin ilerleyip ilerlemediği değerlendirilmelidir. Uygun hastalarda medikal tedaviler ve düzenli takip ile mevcut saçların mümkün olduğunca korunması hedeflenir. Saç ekimi ise gerçekten ihtiyaç olduğunda ve hasta uygun olduğunda gündeme gelmelidir.”HANGİ DURUMLARDA SAÇ DÖKÜLMESİ İÇİN DEĞERLENDİRME GEREKİRDr. Cinik son olarak şunları söyledi:“Saç dökülmesinin birkaç ay boyunca belirgin şekilde devam etmesi, saç tellerinde giderek artan incelme görülmesi, saç çizgisinin gerilemesi veya tepe bölgesinde gözle görülür seyrelme ortaya çıkması durumunda uzman değerlendirmesi gündeme gelebiliyor. Saçlı deride yoğun kızarıklık, kaşıntı, kabuklanma veya bölgesel saç kayıplarının görülmesi de dikkate alınması gereken belirtiler arasında yer alıyor. Sonbahar döneminde saç dökülmesi fark eden kişilerin mevsimsel değişiklik ile ilerleyici saç kaybı arasındaki farkı göz önünde bulundurması gerekiyor. Sonbaharda dökülmenin bir miktar artması herkeste paniğe neden olmamalı. Fakat ‘mevsimseldir, geçer’ düşüncesiyle ilerleyici saç kaybının gözden kaçırılmasını da istemiyoruz. Saç tellerinde incelme ve yoğunluk kaybı fark ediliyorsa önce nedenini belirlemek gerekir. Saç sağlığında en önemli hedeflerden biri, kişinin sahip olduğu sağlıklı saçları mümkün olduğunca korumaktır.“Sonbahar döneminde saç dökülmesindeki değişikliklerin tek başına kalıcı saç kaybı olarak değerlendirilmemesi, ancak kalıcı veya ilerleyici belirtilerin de yalnızca mevsim değişikliğiyle açıklanmaması gerektiği belirtiliyor. Uzman değerlendirmesi, saç dökülmesinin türünün belirlenmesine ve gerektiğinde uygun takip veya tedavi yaklaşımının oluşturulmasına yardımcı olabiliyor.”Kaynak: DHA
SAĞLIK
Menisküs kaybına hastanın kendi dokusundan çözüm
Diz ekleminin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynayan menisküsün yırtık veya ciddi hasar nedeniyle kaybedildiğinde uzun vadede kıkırdak aşınmalarına ve eklem problemlerine yol açabildiğini ifade eden... Diz ekleminin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynayan menisküsün yırtık veya ciddi hasar nedeniyle kaybedildiğinde uzun vadede kıkırdak aşınmalarına ve eklem problemlerine yol açabildiğini ifade eden Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Erdinç Genç, gelişen cerrahi teknikler sayesinde artık hastanın kendi dokularından oluşturulan menisküs benzeri yapıların nakledilebildiğini, bu yöntemin özellikle ileri düzey menisküs kayıplarında önemli bir tedavi seçeneği sunduğunu söyledi.‘MENİSKÜS DİZİN AMORTİSÖRÜ GİBİ ÇALIŞIYOR’Menisküsün diz ekleminde yük dağılımını sağlayan önemli bir yapı olduğunu belirten Doç. Dr. Erdinç Genç, “Basitçe anlatmak gerekirse menisküs, otomobillerdeki amortisörün yaptığı görevi dizde üstleniyor. Uyluk kemiği ile kaval kemiği arasındaki basıncı dengeli şekilde dağıtarak kemiklerin birbirine temas etmesini önlüyor. Böylece hem kıkırdak dokuyu koruyor hem de dizin güvenli ve sağlıklı hareket etmesini sağlıyor” dedi.‘ÖNCELİK MENİSKÜSÜ KORUMAK’Menisküs yırtıklarında ilk hedeflerinin doğal dokuyu korumak olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Genç, “Şikâyet oluşturan ve cerrahi gerektiren menisküs yırtıklarında öncelikle menisküsü tamir etmeye çalışıyoruz. Çünkü doğal menisküsün korunması uzun vadede eklem sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Ancak bazı hastalarda çok parçalı ve ileri derecede hasarlı yırtıklarla karşılaşabiliyoruz. Bu gibi durumlarda menisküsün bir kısmını veya tamamını almak gerekebiliyor” diye konuştu.‘HASTANIN KENDİ TENDONUNDAN MENİSKÜS OLUŞTURULABİLİYOR’Menisküsün korunamadığı durumlarda yeni nesil nakil yöntemlerinin devreye girdiğini belirten Doç. Dr. Genç, “Günümüzde uyguladığımız yöntemlerden biri kadavradan alınan menisküs dokularının nakledilmesi. Ancak son yıllarda daha fazla ön plana çıkan yöntemlerden biri de hastanın kendi tendon dokularını kullanarak menisküs benzeri bir yapı oluşturmak. Özel tekniklerle hazırladığımız bu dokuyu hasarlı bölgeye veya menisküsün tamamına naklederek uzun dönemde kalıcı bir menisküs benzeri yapı elde etmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.‘ÇOKLU BAĞ YARALANMALARINDA DA TERCİH EDİLİYOR’Bu yöntemin özellikle ciddi menisküs kayıplarında ve çoklu bağ yaralanmalarında önemli avantajlar sunduğunu belirten Doç. Dr. Genç, “Hastanın kendi dokusundan oluşturulan menisküs nakli, hem ulaşılabilirliği hem de maliyet avantajı nedeniyle giderek daha fazla tercih edilmeye başladı. Özellikle ön çapraz bağ ve diğer bağ yaralanmalarının eşlik ettiği vakalarda başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz” dedi.‘HASTALAR AYLAR İÇİNDE SPORA DÖNEBİLİYOR’Operasyonun teknik açıdan detaylı ancak kapalı yöntemlerle gerçekleştirildiğini belirten Doç. Dr. Genç, “Ameliyat genellikle 1,5 ila 2 saat sürüyor. Eğer eşlik eden bağ yaralanmaları veya kemik dizilim bozuklukları varsa bunların da aynı seansta düzeltilmesi gerekebiliyor. Operasyon sonrasında hastalar yaklaşık bir ay içinde rahat yürümeye başlayabiliyor. Uygun fizik tedavi programıyla 4-5 ay içinde koşuya, 9-10 ay içinde ise yoğun spor aktivitelerine dönüş mümkün olabiliyor. Buradaki en önemli nokta doğru hastaya doğru tedaviyi uygulamaktır” diye konuştuKaynak: DHA
SAĞLIK
Erzincan’da Halk Sağlığı Haftası kapsamında farkındalık etkinlikleri düzenlendi
Erzincan’da Halk Sağlığı Haftası kapsamında vatandaşlara yönelik çeşitli farkındalık etkinlikleri gerçekleştirildi. Erzincan'da Halk Sağlığı Haftası kapsamında vatandaşlara yönelik çeşitli farkındalık etkinlikleri gerçekleştirildi.Erzincanİl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri birimi tarafından düzenlenen etkinliklerde, kentin farklı noktalarında vatandaşların boy ve kilo ölçümleri yapıldı.Ölçümlerde yüksek değerleri tespit edilen vatandaşlar, beslenme ve fiziksel aktivite konusunda danışmanlık hizmeti almak üzere Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendirildi.Etkinliklerkapsamında Esentepe Mesire Alanı'nda da çocuklara yönelik fiziksel aktiviteler gerçekleştirildi. Fizyoterapist eşliğinde yapılan çalışmalarda çocukların hareketli yaşam konusunda farkındalık kazanması amaçlandı.Genç ve yetişkinlere ise "Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında kuvvet ölçümleri yapıldı.Halk Sağlığı Haftası boyunca gerçekleştirilen çalışmalarla vatandaşların sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirilmesinin ve fiziksel aktivitenin günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesinin hedeflendiği bildirildi.
SAĞLIK
Domates salçası beyin fonksiyonlarınızı nasıl etkileyebilir?
İspanya'da yürütülen yeni bir araştırmada, üç ay boyunca düzenli salça tüketen kişilerin beyin taramalarında ve zihinsel performanslarında farklılıklar tespit edildi. Barselona Üniversitesinden beslenme uzmanı Ricardo Lopez-Solis liderliğindeki ekibin gerçekleştirdiği klinik çalışmada, domateste bulunan güçlü bir antioksidan olan likopenin beyin fonksiyonları ve ağ bağlantıları üzerindeki etkileri incelendi.Antioxidants dergisinde yayımlanan araştırmaya 42 orta yaşlı yetişkin katıldı.Üç ay boyunca her gün 35 gram salça tüketen katılımcıların, yapılan zihinsel testlerde seçici dikkat seviyelerinde artış ve çağrışımsal belleklerinde hafif iyileşme görüldü.Çalışmanın 14 kişilik küçük bir grubuna uygulanan beyin taramaları ise likopen seviyesindeki artışın büyük ölçekli beyin ağlarındaki bağlantılarda belirgin değişimler yarattığını ortaya koydu.Çapraz geçişli olarak tasarlanan araştırmada katılımcılar, üç ay boyunca günlük salça tükettikleri bir beslenme programı ile likopen bakımından fakir bir beslenme programını uyguladı. İki dönem arasında bir aylık temizlenme süreci bırakıldı.Beslenme müdahalelerinin ardından yapılan kan tahlillerinde, salça tüketilen dönemde kanda likopen konsantrasyonunun belirgin şekilde arttığı ve beyin gelişimini destekleyen BDNF proteininde artış eğilimi olduğu saptandı. Taramalar, salça tüketiminin ardından beynin ön-duvarsal ve işitsel ağlarındaki dinlenme hali bağlantılarında düzenlenmeler yaşandığını gösterdi.Araştırmacılar, bu nöral değişimlerin domates tüketiminin beyindeki gereksiz ağ içi etkileşimleri seyreltip sinirsel verimliliği ve uyum yeteneğini artırdığına işaret ettiğini bildirdi.Salçanın nöroinflamasyonu (sinir iltihaplanmasını) azaltma potansiyeline sahip olduğunu belirten uzmanlar, pişirme işleminin domatesin hücre duvarlarını kırarak likopenin vücut tarafından sindirilmesini kolaylaştırdığını vurguladı.Bu nedenle pişmiş domates ve salçanın, çiğ domatese kıyasla daha yüksek oranda kullanılabilir likopen sağladığı kaydedildi.Bilim insanları, elde edilen ilk bulguların umut verici olduğunu ancak salça tüketimine bağlı bu beyin değişimlerinin uzun vadede kalıcı olup olmadığını belirlemek için daha geniş katılımlı araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu açıkladı.Kaynak: TRT Haber
SAĞLIK
Adım sayısı yetmiyor: Erken ölüm riskini yürüyüş temposu da etkiliyor
Yeni araştırmaya göre, erken ölüm riskini azaltmak için yalnızca günlük adım sayısı değil, yürüyüş temposu da belirleyici. Hem atılan adım sayısı hem de yürüme temposu, tüm nedenlere bağlı ölüm ve kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölüm açısından belirleyici; British Journal of Sports Medicine’de yayımlanan yeni birçalışma(kaynak İngilizce)bunu ortaya koyuyor. Bu da günlük adım sayısı ile yürüme temposunun farklı kombinasyonlarının, erken ölüm riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olabileceği anlamına geliyor.Araştırmacılar, “Bulgularımız, özellikle günlük adım sayılarını ya da yürüyüş yoğunluğunu artırmalarının önünde engeller bulunan orta ve ileri yaşlı yetişkinlerde, ölüm riskini azaltmaya yönelik esnek, adım temelli stratejiler konusunda fikir veriyor” dedi; çoğu çalışmanın, günlük adım sayısı ile yürüyüş yoğunluğunun farklı bileşimlerinin ölüm riskiyle ilişkisine bakmadığını vurguladı.Araştırmacılar, 2013–2015 yılları arasında yedi gün boyunca bileğine bir cihaz takan UK Biobank veri tabanındaki orta yaşlı katılımcıların aktivite takip verilerini analiz etti.40–69 yaş arasındaki, günde 5 bin adımın altında ile 10 bin adımın üzerinde, farklı tempolarda yürüyen 64.743 katılımcının giyilebilir cihaz verilerine bakan araştırmacılar, günde 7.500–10.000 adım atmanın, tempo fark etmeksizin erken ölüm riskinde en büyük azalmayla ilişkili olduğunu buldu.Öte yandan, her gün en az 30 dakika boyunca – dakikada 90 adım atmaya karşılık gelen – daha tempolu bir yürüyüşün de, toplam adım sayısından bağımsız olarak, tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olduğu görüldü.Araştırmacılar, “Toplam günlük adım sayısından bağımsız olarak, daha yüksek bir yürüme temposunu korumak, erken ölümleri önlemede umut vadeden bir hedef olabilir” dedi.Günde 5 bin adımdan az atan, hareketsiz bir yaşam sürenler için “yürüyüş temposunu artırmak, tüm nedenlere bağlı ölüm ve kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölüm riskini kayda değer ölçüde azaltabilir” değerlendirmesinde bulunuldu. Buna karşılık, yavaş yürümeyi tercih edenler ise bunun yerine daha fazla adım atarak fayda sağlayabiliyor.Kaynak: Euronews Sağlık
SAĞLIK
Çok sıcak içecekler yemek borusuna zarar vererek kanser riskini artırıyor
Sıcak çay ve kahve gibi içecekleri düzenli olarak çok yüksek sıcaklıkta tüketmek, yemek borusu kanseri riskini artırıyor. Uzmanlar, içeceğin güvenli bir sıcaklığa ulaşması için içilmeden önce birkaç dakika beklenmesini öneriyor. İngiltere'de yaklaşık bir milyon kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, sıcak içecekler ile yemek borusu kanseri arasındaki bağı ortaya koyan en kapsamlı çalışma olarak öne çıktı.Araştırmada, içeceklerini "çok sıcak" tüketen kişilerin, "ılık" içenlere kıyasla söz konusu kansere yakalanma riskinin yaklaşık üç kat daha fazla olduğu belirtiliyor.Uzmanlar, riske rağmen genel kansere yakalanma oranının düşük kaldığını vurguluyor. Mideye ulaşmadan önce yemek borusundan geçen kaynar sıvıların, hücre tabakasına zarar verdiği ifade ediliyor.Oxford Üniversitesitarafından yürütülen ve International Journal of Cancer dergisinde yayımlanan çalışmada, 65 derece ve üzerindeki tüm içecekler "çok sıcak" olarak tanımlanıyor ve potansiyel risk taşıdığı bildirildi.Orta yaşlı 977 bin 282 kadın ve erkeğin verilerine dayanan araştırmaya göre, günde altı veya daha fazla sıcak içecek tüketmek de riski yükseltiyor.Süt eklemenin içecekleri bir miktar soğutabileceği, ancak sütlü çay veya kahvenin yine de çok sıcak kalabileceği aktarılıyor.Yeni kaynamış bir suyla hazırlanan çayın sıcaklığı kaynama noktası olan 100 dereceye yakın seyrediyor.Fincana döküldüğünde ise bu sıcaklık 90 ila 95 dereceye düşüyor. Uzmanlar, içeceğin güvenli bir sıcaklığa ulaşması için içilmeden önce birkaç dakika beklenmesini öneriyor.İngiltereKanserAraştırmaları Kurumundan Fiona Osgun, yemek borusu kanseri riskini azaltmanın en önemli yolunun sigarayı bırakmak ve alkol tüketimini azaltmak olduğunu vurguluyor. Sıcak içeceklerin yarattığı riskin yanı sıra sigara ve alkolün çok daha büyük bir faktör oluşturduğu belirtiliyor.Yemek borusu kanserinin belirtileri arasında göğüste veya boğazda ağrı, hazımsızlık,mideyanması ve kilo kaybı yer alıyor.Kaynak: TRT Haber
SAĞLIK
Halk Sağlığı Haftası’nın 6'ncı gün teması; 'Bedenini Dinle, Harekete Geç'
SAĞLIK Bakanlığı, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası'nın 6'ncı gün temasının 'Bedenini Dinle, Harekete Geç' olarak belirlendiğini açıkladı. SAĞLIK Bakanlığı, 3-9 EylülHalk Sağlığı Haftası'nın 6'ncı gün temasının 'Bedenini Dinle, Harekete Geç' olarak belirlendiğini açıkladı.Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "Fazla kilo ve obezite, dünyada ve ülkemizde sıklığı giderek artan, tüm toplumu etkileyen bir halk sağlığı sorunudur. Obeziteyle mücadelede toplumun bilinçlendirilmesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yaygınlaştırılması ve fiziksel aktivitenin günlük yaşamda daha fazla yer alması önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, Halk Sağlığı Haftası'nın 6'ncı günü teması 'Bedenini Dinle, Harekete Geç' olarak belirlenmiştir" denildi.'1,7 MİLYONU AŞKIN DİYETİSYEN DANIŞMANLIĞI VERİLDİ'Sağlıklı beslenme konusunda toplum farkındalığının artırılması amacıyla Sağlıklı Hayat Merkezlerinde ücretsiz diyetisyen desteği verildiğinin belirtildiği açıklamada, "Ülke genelinde 357 Sağlıklı Hayat Merkezi'nde bugüne kadar 1,7 milyonu aşkın danışmanlık hizmeti sunulmuştur. Düzenli fiziksel aktivite alışkanlığının güçlendirilmesi ve vatandaşların hareket kapasitesine ilişkin farkındalığının artırılması amacıyla bu yıl 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyası 81 ilde uygulanmıştır. Bu kapsamda vatandaşlara tek ayak denge testi, el dinamometresi ile kavrama kas gücü ölçümü ve 30 saniye otur-kalk testi gibi değerlendirmeler yapılmıştır. Kampanya boyunca yaklaşık 2,8 milyon vatandaşa test uygulanmış, ölçüm sonuçlarına göre ihtiyaç duyan bireyler Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendirilmiştir" ifadeleri kullanıldı.'GÜNLÜK FİZİKSEL AKTİVİTE ARTIRILMALI'Açıklamanın devamında şu cümlelere yer verildi:"Fiziksel aktivite, sağlığın korunması ve kronik hastalıkların önlenmesi açısından önem taşımaktadır. Yetişkinler haftada 2,5 saat ila 5 saat orta tempolu veya 1,5 ila 2,5 saat yoğun tempolu olacak şekilde fiziksel aktivite yapmalı, çocuk ve gençler ise her gün en az 1 saat orta veya daha yoğun tempoda fiziksel aktivitede bulunmalıdır. Yürüyüş, bisiklet, merdiven kullanımı ve basit egzersizlerin günlük yaşama entegre edilmesi de fiziksel aktivite açısından önemlidir. Fazla kilo ve obeziteden kaçınmak için fiziksel aktivitenin dışında sağlıklı beslenme alışkanlıkları da kazanılmalıdır. Hazır ve enerji yoğun yiyeceklerin sık tüketilmesi, öğün yerine atıştırmalıkların tercih edilmesi, büyük porsiyonlarla beslenme ve yemek sırasında televizyon, telefon gibi başka aktivitelerle ilgilenilmesi sağlıklı beslenme alışkanlıklarını olumsuz etkileyebilmektedir. Bunların yanı sıra özellikle akşam geç saatlerde yemekten kaçınılmalı ve yeterli su tüketimine dikkat edilmelidir."
SAĞLIK
Kırklareli’nde Kadınlar Fizyoterapist Eşliğinde Spor Yaparak Günün Yorgunluğunu Attı
Kırklareli'nde "3-9 EylülHalk Sağlığı Haftası" kapsamında kadınlar, fizyoterapist eşliğindesporyaparak günün yorgunluğunu attı.İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası etkinlikleri münasebetiyle 'Fizyoterapist Eşliğinde Harekete Geçiyoruz' etkinliği, Kırklareli Millet Bahçesi Basketbol Sahası'nda düzenlendi. Düzenlenen etkinliğe Kırklareli İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Cerit, İl Sağlık Müdürlüğü personelleri, Sağlık Hayat Merkezi fizyoterapisti, mahalle muhtarları ve vatandaşlar katıldı. Düzenlenen etkinlikte kadınlar, fizyoterapist eşliğinde doğru duruş, sağlıklı hareket ve günlük yaşamda uygulanabilecek egzersizler konusunda bilgilendirildi, ve egzersiz yaptı.'Mahallemizde Hareket Var' ilkesiyle hareket edeceklerini söyleyen İl Sağlık Müdürü Cerit, "3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Bugün 6. gündeyiz ve faaliyetlerimiz devam ediyor. 3 Eylül'de Kırklareli Valisi Uğur Turan'ın öncülüğünde 'Harekete Geç' sloganı ile haftamızın açılışını yapmıştık. Bugün de Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'nun, Ankara'da mahalle muhtarları ile başlattığı programın Kırklareli'nde de sürdürmeye çalışıyoruz. Birbirlerinden kıymetli 3 muhtarımız ve mahalleden vatandaşlarımız yanımızda. 'Mahallemizde Hareket Var' ilkesi ile hareket edip, Halk Sağlı Haftası'na da denk gelen haftada bedenimizi tanıyacağız ve harekete geçeceğiz" dedi."Bu yaklaşımı tüm topluma yaymak istiyoruz"Cerit, "Sağlık Hayat Merkezi'nde görev yapan fizyoterapist arkadaşımız, bizlere günün yorgunluğunu atmamız için harekete geçirecek. Bu yaklaşımı tüm topluma yaymak istiyoruz. Muhtarlarımız çok önemli, çok kıymetli. Bu girişimler ile bizleri destekliyorlar. Sağlıklı yaşam adına çok büyük bir adım olarak görüyoruz. Halk Sağlığı Haftası kutlu olsun" şeklinde konuştu.
SAĞLIK
Karapınar’da Halk Sağlığı Haftası Etkinlikleri sahada ve hastanede sürdürüldü
Konya’nın Karapınar ilçesinde 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında vatandaşlara yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ve farkındalık etkinlikleri gerçekleştirildi.Karapınar İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, Halk Sağlığı Haftası etkinlikleri kapsamında çalışmalarını sahada ve sağlık kuruluşlarında sürdürdü. Bu kapsamda mevsimlik tarım işçileri, çalıştıkları elma bahçelerinde ziyaret edilerek koruyucu sağlık hizmetleri vatandaşlara ulaştırıldı. Gerçekleştirilen saha ziyaretlerinde 0-2 yaş grubundaki bebeklere D vitamini ve demir takviyesi dağıtılırken, gebelere D vitamini desteği sağlandı. Ayrıca gebe, bebek ve çocukların sağlık izlemleri yapılarak aşı kontrolleri gerçekleştirildi ve eksik takipler değerlendirildi. Halk Sağlığı Haftası kapsamında bir diğer etkinlik ise Karapınar Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirildi. Hastane bünyesinde halk sağlığı standı açılarak vatandaşlara yönelik çeşitli etkinlikler düzenlendi. Karapınar İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen etkinliklerle, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi vurgulanırken vatandaşların sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar sürdürüldü.Kaynak: İHA