Bizi Takip Edin

BAŞSAĞLIĞI VE VEFA MESAJI

Prof. Dr. Mazhar Semih Baskan’ı Saygı ve Rahmetle Anıyoruz Türk tıp camiasının duayen isimlerinden, ömrünü bilime, eğitime, hekimlik mesleğine ve insan sağlığına adayan değerli bilim insanı Prof. Dr. Mazhar Semih Baskan’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.

Habere Git

D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi

D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi

Habere Git

Sağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!

Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.

Habere Git

Kan Testiyle Erken Evre Pankreas Kanserinin Yüzde 90’ı Tespit Edilebiliyor

Kan Testiyle Erken Evre Pankreas Kanserinin Yüzde 90’ı Tespit Edilebiliyor

Habere Git

Sütçü İmam Üniversitesi Hastanesi'nde Skandal İddia: Tek Kullanımlık Tıbbi Malzemeler Defalarca Kullanıldı

Sütçü İmam Üniversitesi Hastanesi'nde Skandal İddia: Tek Kullanımlık Tıbbi Malzemeler Defalarca Kullanıldı

Habere Git
SAYI: 351 | TEMMUZ 2026

351. Sayı

Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.

Dijital Okuma
PDF İndirme Seçeneği
İnteraktif Flipbook
351. Sayı

CANLI YAYIN TAKVİMİ

TÜMÜNÜ GÖR >
01
Nis
Prş
10:00 CANLI

OHSAD Kurultayı – Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları

Prof. Dr. Kemal Memişoğlu - T.C. Sağlık Bakan
İZLE
15
Nis
Prş
10:00 CANLI

Tüyap Expomed Eurasia İstanbul Medikal Fuarı

İZLE
08
Eki
Prş
10:00 CANLI

ÜRETİCİLERLE EL ELE

İZLE

ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR

TÜMÜNÜ GÖR >
“Ege’ den Türkiye’ye Uzanan Güven Yolculuğu: Biyotek Tıbbi Cihazlar”
RÖPORTAJ

“Ege’ den Türkiye’ye Uzanan Güven Yolculuğu: Biyotek Tıbbi Cihazlar”

09 Temmuz 2026 51
Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sedat Akyol:  “Sağlık Kuruluşlarının Her An Yanındayız”
RÖPORTAJ

Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sedat Akyol: “Sağlık Kuruluşlarının Her An Yanındayız”

Sedat Akyol - Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü

09 Temmuz 2026 39
Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta
RÖPORTAJ

Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta

Vefa Türksever - Tüm Medikalciler Platformu Başkanı

09 Temmuz 2026 57
Ormanları Uçaklardan Önce Orman Kültürü Korur
KÖŞE YAZISI

Ormanları Uçaklardan Önce Orman Kültürü Korur

Mustafa DAŞCI

27 Temmuz 2026 8

GÜNCEL HABERLER

TÜMÜNÜ GÖR >
Meme Kanserinde Bir Kontrol, Bir Hayat! GÜNDEM
GÜNDEM

Meme Kanserinde Bir Kontrol, Bir Hayat!

Erken teşhis, meme kanserinde hayat kurtarıyor. Düzenli kontroller ve kişinin kendi vücudunu tanıması, hastalığın erken evrede fark edilmesinde büyük önem taşıyor. Meme kanseri, uzun süre herhangi bir belirti vermeden ilerleyebilen ve çoğu zaman rutin kontroller sırasında fark edilebilen bir hastalık olarak öne çıkıyor. Ancak erken tanı konulduğun…

27 Temmuz 2026 9
Mehmetçikten Zorlu Coğrafyada Hayat Kurtaran Operasyon SAĞLIK
SAĞLIK

Mehmetçikten Zorlu Coğrafyada Hayat Kurtaran Operasyon

Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde rahatsızlanan 67 yaşındaki kadın, askeri helikopterle hastaneye kurtarıldı. Terörsüz Türkiye süreciyle bölgede güvenlik sağlanırken, Mehmetçik acil durumlarda vatandaşın yanında. Terörsüz Türkiye süreciyle birlikte bölgede güvenliğin sağlanmasının ardından Mehmetçik, yalnızca güvenlik değil, hayat kurtaran görevleri…

26 Temmuz 2026 5
Bolu’da Beypiliç’te zehirlenme: 34 işçi hastanelik oldu SAĞLIK
SAĞLIK

Bolu’da Beypiliç’te zehirlenme: 34 işçi hastanelik oldu

Bolu’da Beypiliç firmasına ait kesimhanede yapılan ilaçlama nedeniyle 34 işçi zehirlenerek hastanelik oldu. Olay, Vakıfgeçitveren köyü mevkiinde faaliyet gösteren Beypiliç firmasına ait kesimhanede meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kesimhane bölümünde işçilerin bulunmadığı alanda dün temizlik ilaçlaması yapıldı. İlaçlama yapılan alana sabah sa…

26 Temmuz 2026 4
Ünlü piliç markasının firmasında ilaçlama faciası: 34 işçi zehirlendi SAĞLIK
SAĞLIK

Ünlü piliç markasının firmasında ilaçlama faciası: 34 işçi zehirlendi

Bolu’da Beypiliç firmasına ait kesimhanede yapılan ilaçlama nedeniyle 34 işçi zehirlendi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından işçiler, kentteki farklı hastanelere kaldırıldı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı. Bolu'da Beypiliç firmasına ait kesimhanede yapılan ilaç…

26 Temmuz 2026 4
 
Adıyaman'da Arı Sokması: Bir Kişi Yoğun Bakımda SAĞLIK
SAĞLIK

Adıyaman'da Arı Sokması: Bir Kişi Yoğun Bakımda

Adıyaman merkezde tarlada çalışan 55 yaşındaki M.A., arı sokması sonucu fenalaştı. Yakınları tarafından Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan M.A., acil yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu belirtilen M.A., yaşam mücadelesi veriyor. Adıyaman'da, arı sokması sonucu fenalaşan kişi, kaldırıldığı hastanede yaşam mücadelesi veriyor.Edinilen bilgilere göre, Adıyaman merkezde tarlada çalışan 55 yaşındaki M.A., isimli kişiyi arı soktu. Bir süre sonra fenalaşan M.A., yakınları tarafından Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada tedavi altına alınan M.A'nın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu acil yoğun bakım ünitesine alındığı öğrenildi.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

26 Temmuz 2026 4
Şırnak'ta nefes kesen kurtarma operasyonu: Ekipler zamanla yarıştı SAĞLIK
SAĞLIK

Şırnak'ta nefes kesen kurtarma operasyonu: Ekipler zamanla yarıştı

Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesindeki Belgon Yaylası'nda baygın halde mahsur kalan kadın, AFAD, jandarma ve sağlık ekiplerinin koordinasyonuyla Hava Kuvvetleri helikopteriyle güvenli bölgeye tahliye edilerek hastaneye kaldırıldı. Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Belgon Yaylasında baygın halde mahsur kalan kadın, AFAD, jandarma, sağlık ve itfaiye ekiplerinin koordineli çalışmasıyla Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait helikopterle bulunduğu noktadan alınarak güvenli bölgeye tahliye edildi.Edinilen bilgilere göre, Beytüşşebap ilçesine bağlı Bölücek köyü kırsalındaki Belgon Yaylasında bir kadının baygın halde mahsur kaldığı ihbarı üzerine Şırnak 112 Acil Çağrı Merkezi alarma geçti. İhbarın ardından AFAD, jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri hızla bölgeye sevk edildi. Ekiplerin yaptığı ilk incelemede, kadının bulunduğu bölgenin sarp arazi yapısı ve karadan ulaşıma elverişsiz olması nedeniyle tahliyenin kara ekipleriyle gerçekleştirilemeyeceği belirlendi.Bunun üzerine Şırnak Valiliği koordinasyonunda Hava Kuvvetleri Komutanlığı'ndan arama kurtarma donanımına sahip helikopter talep edildi. Kısa sürede bölgeye ulaşan helikopter, zorlu arazi şartlarına rağmen gerçekleştirdiği hassas manevrayla baygın haldeki kadını bulunduğu noktadan alarak güvenli alana taşıdı.Sağlıkekiplerine teslim edilen kadın, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından ambulansla hastaneye sevk edildi. Zorlu coğrafyada zamanla yarışan ekiplerin koordineli çalışması sayesinde başarılı bir şekilde tamamlanan kurtarma operasyonu, muhtemel bir faciayı önledi. Kadının sağlık durumunun yapılacak detaylı tetkiklerin ardından netlik kazanacağı öğrenildi.Yetkililer, özellikle yaz aylarında yüksek rakımlı yaylalara çıkan vatandaşların olası sağlık sorunları ve acil durumlara karşı dikkatli olmaları, bulundukları bölge hakkında yakınlarına bilgi vermeleri çağrısında bulundu.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

26 Temmuz 2026 5
Eline gelen kitle üzerine harekete geçildi: "Türkiye’deki ilk ameliyat, gururluyuz" SAĞLIK
SAĞLIK

Eline gelen kitle üzerine harekete geçildi: "Türkiye’deki ilk ameliyat, gururluyuz"

Memesinde eline kitle gelmesi sonrası kanser olduğu öğrenilen 68 yaşındaki Saadet Güreli’nin ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Operasyona ilişkin bilgi veren Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi ekibi "Meme kanseri çok yaygın gördüğümüz bir hastalık. Tüm kadınlarımızın kendilerini muayene etmeleri gerekiyor. Endoskopik meme koruyucu cerrahi memeyi bırakıp sadece tümörü aldığımız bir ameliyat. Kapalı olarak memenin korunduğu Türkiye’deki ilk ameliyat. Çin’e gidip öğrenip gelip burada uyguladığımız bir operasyon. Türkiye’deki bir ilki yapmak onur verdi. Gurur duyduk yeniliğe açık bir Türk hekimi olmanın da bir gururu var" ifadelerini kullandı. İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde yaşayan 2 çocuk annesi 68 yaşındaki Saadet Güreli, mayıs ayında memesinde eline kitle gelmesiyle aile hekimine başvurdu. Sonrasında İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne giden Güreli’ye tetkikler yapıldı. Sonuçlar ve yapılan detaylı incelemelerde meme kanseri olduğu tespit edildi. Ameliyat kararı alınırken Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ruziye Canan Aral Orhan’ın Çin’de eğitimini aldığı endoskopik meme koruyucu cerrahisinin hastada uygulanabileceği üzerine konuşuldu. Küçük kesiden girilerek kapalı olarak yapılan operasyona ilişkin Prof. Dr. Hüseyin Kadıoğlu ve Uzm. Dr. Aral Orhan hasta ve ailesine bilgi verdi. Onaylarının ardından 22 Haziran günü Güreli ameliyat edildi. Başarıyla gerçekleştirilen ameliyat hem ekibi hem de aileyi mutlu etti. Genel cerrahlar Prof. Dr. Kadıoğlu ve Uzm. Dr. Aral Orhan operasyonun yapılış tarzıyla Türkiye’de ilk olduğunu söyledi. Meme kanserine ilişkin önemli uyarılarda bulunan uzmanlar, operasyon ve hastalarının durumuna ilişkin bilgi verdi."Elime geldi, her zaman kendilerini kontrol etsinler"Memesinde kitle hissetmesinin ardından aile hekimine gittiğini anlatan Saadet Güreli, "Elime geldi, 3’üncü gün aile doktoruna gittim. ‘Sana randevu ayarlayayım’ dedi. Aile içinde hiç kimsede yok ama demek ki oluyormuş bunlar dedim, soğukkanlılıkla karşıladım. Her zaman kendilerini kontrol etsinler eğer etmiyorlarsa geç kalabilirler. Ben erken oldum ama geç de kalınabilir, kendimi onlara bıraktım. Türk doktorlarına güvensinler. Herkes de olabilecek bir rahatsızlık, sülalede kimse yok, bende çıktı" diye konuştu."Meme kanserinin fark edilmesindeki en önemli şey; kendi kendine muayene"Ameliyat hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hüseyin Kadıoğlu, "Farklı yaptığımız; memenin tamamını almadan memeyi koruyarak yaptığımız bir ameliyat. Kapalı ameliyatlar yapılıyor ama kapalı olarak memenin korunduğu Türkiye’deki ilk ameliyat, bize nasip oldu. Türkiye meme kanserinin özellikle cerrahi tedavisi konusunda oldukça iyi bir noktada. Meme kanseri rutininde memeyi koruyabilmek için hem koltukaltına hem memeye 2 ayrı kesi uyguluyoruz. Bu ameliyatla hastanın kozmetiği de iyi olacak. Meme koruyucu ameliyatlar Türkiye’de, dünyada zaten çok yapılan ameliyatlar ama kapalı yöntemle yapılması; ülkemizde ilk olduğunu biliyoruz. Endoskopik meme koruyucu cerrahi operasyonun tam ismi. Meme koruyucu cerrahi dediğimiz zaman 2 ameliyattan bahsediyoruz. Bunlardan bir tanesi koltukaltında yapılan işlem, lenf bezinin bulunup koltukaltının temizlenmesi, 2’nci işlemimiz de memedeki kanserli alanın temizlenmesi. Endoskopik meme koruyucu cerrahi tanımı her ikisini kapsıyor. Meme kanserinin fark edilmesindeki en önemli şey; kendi kendine meme muayenesi" şeklinde konuştu."Türkiye’deki bir ilki yapmak onur verdi""Hastamız şanslıydı, erken evre bir kanserimiz var" diyerek sözlerini sürdüren Prof. Dr. Kadıoğlu, "Yaptığımız memesi alınmadan kanserinin tedavi edildiği bir ameliyat. Meme koruyucu ameliyatlardan sonra radyoterapi mutlaka alınmasını istediğimiz bir şey. Evre bağımsız bu yöntem uygulanabilir mi; evet. İnsanların kendi kendine muayene dışında yapabilecekleri en önemli, kolay şey; aile hekimlerine başvurup mamografilerini çektirmek. En önemli verilmesi gereken mesaj; meme kontrolleri özellikle 40 yaşından sonra kadınların ihmal etmemeleri. Ülkemizin tıp alanında çok ileri bir noktada olduğunu düşünürsek bizim ekipte Türkiye’deki bir ilki yapmak onur verdi. Başarıyla bu işten çıkabilmek de hepimizi mutlu eti, gururlandırdı. Ameliyatımız yaklaşık 1 saat 20 dakika kadar sürdü. Sonraki ameliyatlarda bu sürenin 40-45 dakikaya düşeceğine inanıyorum. Biz kocaman bir ekibiz" dedi."Sadece tümörü aldığımız Çin’e gidip öğrenip uyguladığımız bir operasyon""Meme kanseri çok yaygın gördüğümüz bir hastalık" diyen Uzm. Dr. Ruziye Canan Aral Orhan, "Bu kapalı ameliyat tek bir yara yeri ile hem memeden hem koltukaltından lenf bezlerini rahatlıkla çıkarıp hastaya daha konfor sağlanan ve kozmetik açıdan daha uygun bir operasyon seçeneği sunduğumuz bir ameliyat. Yaptığımız ameliyat; memeyi bırakıp sadece tümörü aldığımız bir ameliyat. Çin’e gidip öğrenip gelip burada uyguladığımız bir operasyon olarak anlatabilirim. Türkiye’de ilk yaptığımız bir ameliyat, daha önce yapan bir hastane yok. Meme ameliyatının yapıldığı bir ameliyat var ama sadece kitlenin alındığı bir ameliyat ilk defa burada yapılıyor. Kitleyi memenin üzerinden almak yerine koltukaltından girerek yaptığımız bir ameliyat olduğu için memede herhangi bir izin kalmadığı bir ameliyat. Türkiye’de ilk, evet ama bundan sonra yaygın olacağını düşünüyoruz" şeklinde konuştu."Gurur duyduk, yeniliğe açık bir Türk hekimi olmanın da gururu var"Meme kanserinin erkekleri de etkileyebildiğini, bunun göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Aral Orhan, uyguladıkları yöntemi yaygınlaştırmak için çalışmalar da gerçekleştirmeyi planladıklarını ifade etti. Aral Orhan sözlerine şöyle devam etti:"Kongrelerde sunularını yapıp Türkiye geneline daha çok aktarmayı düşündüğümüz bir prosedür. Gurur duyduk, yeniliğe açık bir Türk hekimi olmanın da bir gururu var. Sadece tekdüze kalmadık, daha iyisini, yenisini yakalamak, öğrenmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. 40 yaşın üzerindeki bütün kadınlarımızı da tarama amaçlı mamografi için çağırıyoruz. Erken teşhis çok çok önemli. Tüm kadınlarımızın aylık kendilerini muayene etmeleri gerekiyor. Kendi meme dokularını hissedip farklı gördükleri bir şeyi fark edip hekime başvurmaları gerekiyor. Belden yukarısını tamamen çıkarıp ayna karşısında dairesel hareketlerle koltukaltı da dahil olmak kendilerini sık sık muayene etmeleri önemli. Bazı hastalarımız gerçekten geç kalıyor ve bunun için çok üzülüyoruz."Hasibe Karadağ - Emirhan TopluKaynak: İHA

26 Temmuz 2026 4
Dayanılmaz yüz ağrısında girişimsel tedavi hastalara umut oluyor SAĞLIK
SAĞLIK

Dayanılmaz yüz ağrısında girişimsel tedavi hastalara umut oluyor

Yüzün his ve ağrı duyusunu taşıyan trigeminal sinirin etkilenmesiyle ortaya çıkan trigeminal nevralji, hastalarda şiddetli ve dayanılmaz yüz ağrılarına neden oluyor. Elektrik çarpması hissi oluşturan ağrılar nedeniyle hastalar günlük yaşamlarını sürdürmekte zorlanırken, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı’nda uygulanan girişimsel tedaviler ilaç tedavisinden sonuç alamayan hastalara umut oluyor.Yüz bölgesinin his ve ağrı duyusunu taşıyan trigeminal siniri etkileyen ve "trigeminal nevralji" olarak bilinen hastalık, hastaların hayatını adeta kâbusa çeviriyor. Şiddetli yüz ağrıları nedeniyle birçok hasta uzun süre farklı branşlarda çare arıyor, kapı kapı doktor dolaşıyor. OMÜ Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı’nda uygulanan girişimsel tedaviler ise ilaçlardan fayda görmeyen hastalara umut oluyor. Algoloji Bilim Dalı’nda Prof. Dr. Fatih Özkan ile Doç. Dr. Mustafa Kurçaloğlu tarafından uygulanan girişimsel yöntemlerle, trigeminal nevralji başta olmak üzere çeşitli nevralji hastalıklarında başarılı sonuçlar elde ediliyor."Çok şiddetli ağrılara yol açabilir"Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Algoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Özkan, "Trigeminal sinir üç ana dala ayrılarak alın, burun-üst çene ve çene bölgesinin duyusunu taşır. Bu sinir herhangi bir nedenle ya da bazen hiçbir neden saptanamadan etkilenebilir ve çok şiddetli ağrılara yol açabilir. Ağrıların nedeni beyin tümörü, sinire damar basısı veya kitlesel bir lezyon olabileceği gibi herhangi bir neden gösterilemeden de ortaya çıkabilir" dedi."Bu ağrılar bazen hayatı öz kıyıma kadar götürebiliyor"Trigeminal nevraljinin en önemli özelliğinin dayanılmaz ağrılar olduğuna dikkat çeken Özkan, "Bu ağrıların en büyük özelliği dayanılmaz olmalarıdır. Bunun acısını çeken insanlar çok büyük sıkıntıya girerler. Çok şiddetli ağrı duyarlar. Çok yüksek voltajda elektrik çarpması yaşıyor gibi olduklarını ifade ederler. Hayattan koparlar. Yiyemezler, içemezler, yüzlerini yıkayamazlar. Ağızlarına su bile götüremezler. Biz bu ağrıları araştırırız. İlaç tedavisini birçok bölüm uygulayabilir. Bizler, nörologlar ve beyin-sinir cerrahları da bu tedaviyi yapabiliriz. İşin çaresini bulamadığınız, işin içinden çıkamadığınız zaman artık girişimsel tedaviler vardır" diye konuştu."Hastalarımızın bu ağrılardan kurtulmalarını sağlıyoruz"Hastalarda öncelikle ilaç tedavilerinin denendiğini belirten Özkan, "Eğer beyin içerisinde çekilen filmlerde bir neden gösteriliyorsa, bunun ortadan kalkması mümkün değildir. Bir neden gösteriliyorsa, bu sinirin bir şekilde etkisiz hâle getirilmesi gerekir. Bazen hayatı öz kıyıma kadar götürebilecek bu ağrılar için biz, sinirin yüzdeki ilk noktasından başlayarak beyin içerisindeki köküne kadar çeşitli uygulamalarla bu ağrıyan bölgenin sinirini etkisiz hâle getiriyoruz. Biz bu uygulamayı üniversitemizde çok ciddi sayıda hastaya başarıyla uyguluyoruz. Çok sayıda hastamız var. Önemli oranda başarı sağlıyoruz. Hastalarımızın bu ağrılardan kurtulmalarını sağlıyoruz" şeklinde konuştu."Üzücü olan ise birçok hastanın bu tedavi seçeneklerinden haberdar olmaması"OMÜ’de bu tedavileri uzun süredir başarıyla uyguladıklarını ifade eden Prof. Dr. Fatih Özkan, "Çok sayıda hastamız var ve önemli oranda başarı sağlıyoruz. Hastalarımızı bu dayanılmaz ağrılardan kurtarıyoruz. Üzücü olan ise birçok hastanın bu tedavi seçeneklerinden haberdar olmaması. Bu nedenle farklı yöntemler arayarak zaman kaybediyorlar. Oysa başta trigeminal nevralji olmak üzere birçok nevralji hastalığında ilaç ve girişimsel tedavilerle hastalarımızı rahatlatabiliyoruz" ifadelerini kullandı.Kaynak: İHA

26 Temmuz 2026 4
Rahim ve mesane sarkmalarında erken tedavi uyarısı SAĞLIK
SAĞLIK

Rahim ve mesane sarkmalarında erken tedavi uyarısı

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Köstü, özellikle doğum yapan ve ileri yaş grubundaki kadınlarda sık görülen rahim ve mesane sarkmalarının hayat kalitesini olumsuz etkilediğini belirterek, uygun hastalarda kapalı yöntemle yapılan asma cerrahileri sayesinde başarılı sonuçlar alındığını söyledi.Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesinde görevli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Köstü, kadın doğum alanındaki jinekolojik cerrahilerin büyük bölümünün hastanelerinde başarıyla uygulandığını belirterek, özellikle kadınlarda sık görülen rahim ve idrar kesesi sarkmalarına yönelik yapılan asma cerrahileri hakkında bilgi verdi.Kadınlarda organ sarkmalarının özellikle normal doğum yapan, çok sayıda doğum yapan ve ilerleyen yaş grubundaki kadınlarda daha sık görüldüğünü ifade eden Köstü, "Kadınlarda asma sarkmalar sık görülen hastalıklar. Özellikle doğum yapan kadınlarda, çok doğum yapan kadınlarda belli bir yaştan sonra görülebiliyor. Belli bir aşamayı geçtiğinde kişilere ciddi rahatsızlıklar verebiliyor. Hastanın sarkmanın olmasına bağlı ağrılar, idrar kaçırmaları, küçük ve büyük tuvaletindeki problemler görülebiliyor. Çeşitli asma cerrahileri var. Çok yapılan cerrahiler değil. Biz idrar kesesi sarkmaları için bir ölçü, rahim sarkmaları için sakroterin suspendyon veya histeropeksi, çok yapılan bir cerrahi değildir. Histeropeksi veya pubopeksi cerrahisi veya nadiren sakrospinoz ligament fiksasyonu asma cerrahileri kliniğimizde gerek olunduğu durumlarda yapmaktayız. Beraberinde idrar kaçırma şikayetleri çok sık oluyor. Bu cerrahilere idrar kaçırma, sarkmalara bağlı idrar kaçırmaları varsa yine idrar kaçırmaları için de ek cerrahi yapmak gerekiyor. Çok sıklıkla söylediğimiz konulardan bir tanesi, jinekolojik ameliyatlar ekseriyetle beraberdir. Yani kişilerde rahim alınması, idrar kaçırması ve sarkmalar. Bu üç durum ekseriyetle birlikte görülür. O yüzden rahim alınacak kişilerde bu tür komplikasyonlara karşı deneyimli olmak gerekiyor. Yani gerektiğinde eğer rahim alındıktan sonra sarkmalar olursa asma cerrahisi yapmak gerekiyor veya idrar kaçırması olduğu durumlarda idrar kaçırması cerrahisi yapmak gerekiyor. Veya en başından rahim alındığında eğer bu kişilerde sarkmalara karşı veya idrar kaçırmaya karşı bir risk görülürsek aynı cerrahide, yani rahim alınması cerrahisinde sarkması için de yine idrar kaçırması için de profilaktik cerrahi yapmak gerekiyor ki bu durum sıklıkla atlanmakta. Tabii yani eğer rahim alma ameliyatına sarkma cerrahisi veya idrar kaçırma cerrahisi eklenildiğinde ameliyatın süresi uzar ve hastanede kalış süresi uzayabilir duruma göre. Çünkü ameliyatın boyutu artıyor" dedi.Ameliyatların kapalı yöntemle yapılabildiğini de ifade eden Dr. Köstü, "Bu cerrahiler bizim için sıkıntı yoksa iki gün yatmak genelde yeterli oluyor. Yine kapalı yapılabiliyor. Yani artık eskisi gibi değil, açık cerrahi değil. Kapalı ameliyat da yapılabildiği için bu asma ameliyatları, hastanede kalış süresi bir gün, iki gün en fazla bir sıkıntı çıkmadıktan sonra. Kapalı cerrahilerin hastaya konforu daha iyi. Yani hem ağrı konforu hem hastanede kalış süresi daha kısa hem de iyileşme daha hızlı oluyor. Bu cerrahilerin hepsi kapalı yapılabiliyor. Bir tanesi işte gerçekten çok doğum yapmak, doğum yapmalar sarkmaları artırıyor. İkincisi rahim alınması. Rahim alınması sarkma riskini artırıyor. O yüzden zaten kişilerde sarkmaya karşı bir ihtimal durumu veya idrar kaçırmaya karşı bir ihtimali varsa, rahim alınma ameliyatlarında bunlar için de yine ek cerrahi yapmak gerekiyor. Yani rahim alınması, doğum yapmak ve yaş da yine sarkma riskini artırıyor. Sarkmaları tabii dışarı çıkan kitle şeklinde rahatsız olur bundan. Yine eğer idrar kaçırması varsa özellikle öksürmekle, hapşırmakla idrar kaçırmak, bu sarkmaları, idrar kaçırmaları oluyor. Bu ameliyatlardan histeropeksi, kapalı histeropeksi, rahim masma, kemiğa en sağlam askı ameliyatıdır. Çok yapılan bir cerrahi değil. Biz kliniğimizde gerekli hastalara tabii riskli bir cerrahidir. Riskli kişilere yapabiliyoruz" diye konuştu.Kaynak: İHA

26 Temmuz 2026 4
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Rize Şehir Hastanesi 2027 yılında hizmete girecek" SAĞLIK
SAĞLIK

Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Rize Şehir Hastanesi 2027 yılında hizmete girecek"

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu yapımı hızla devam eden Rize Şehir Hastanesi şantiyesinde incelemelerde bulunarak "İnşaatın yüzde 70’ini tamamladık. Sene sonu itibarıyla inşaat aşamasını bitirip 2027’de vatandaşlarımızın hizmetine açacağız" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bir dizi inceleme ve programlara katılmak üzere geldiği Rize’de, deniz dolgusu üzerinde yapımı süren Rize Şehir Hastanesi inşaat alanını ziyaret etti. Yüklenici firma yetkililerinden çalışmaların son durumu hakkında detaylı bir brifing alan Bakan Memişoğlu, incelemelerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Rize Şehir Hastanesi’nin bölge için lojistik ve sağlık anlamında stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Bakan Memişoğlu, çalışmaların planlanan takvime uygun ilerlediğini ifade etti. Memişoğlu, "Şantiyeyi ziyaret ettik, brifingimizi aldık. Rize Şehir Hastanesi’nin inşaatının şu anda yüzde yetmiş aşamasına gelmiş durumdayız. İnşallah sene sonu itibarıyla inşaat aşamasını bitirip, geçici kabulle 2027’de Rize Şehir Hastanesi’ni vatandaşlarımızın hizmetine açacağız. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sağlıkta gerçekten büyük bir dönüşüm yaşadık ve bugün Türkiye’de 27 tane şehir hastanesini hizmete sunmuş ve vatandaşlarımıza bu şehir hastanelerinde sağlık hizmeti veriyor durumdayız. 13 şehir hastanemizde inşaatı devam etmekte. Bununla beraber bunlara ilave 7 şehir hastanemizin de ihale ve proje aşamasını sürdürmeceyiz. Gerçekten sağlıkta şaheser dediğimiz altyapılarla insanlarımıza hizmet veriyoruz. Rize Şehir Hastanesi 1053 yatağıyla, 993 izolatörüyle ve gerçekten de bu bölgenin sağlık üssü olabilecek bir altyapıyla hizmete girecek. Vatandaşlarımıza gerçekten dünyanın en kaliteli, en iyi sağlık hizmetini veren sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımıza bunun liderliğini gösterdiği için bütün milletim adına, vatandaşlar adına da şükranlarımı arz ediyorum" dedi."Şehir hastaneleri en üst seviyede sağlık hizmeti sunulan fiziki yapılar"Türkiye’de inşaatı süren şehir hasteneleri projeleri hakkında da konuşan Bakan Memişoğlu "Şehir hastaneleri en üst seviyede sağlık hizmeti sunulan fiziki yapılar. Baktığınız zaman bugün itibarıyla Samsun’da şehir hastanemizi bitirdik, hasta alımına başladık. Bununla beraber Ordu ve Şanlıurfa ve Trabzon şehir hastanelerinin de geçici kabul aşamasına geçtik. Çok kısa süre içinde de onlarda da vatandaşlarımıza hizmet alımına, hizmet vermeye oralarda başlayacak. Bunun yanında özellikle inşaatı devam eden diğer Diyarbakır’da, Mardin’de, Kahramanmaraş’ta, Van’da, Denizli’de ve İstanbul’da Sancaktepe’de ve Fatih Sultan Mehmet’te şehir hastane inşaatlarımız devam etmekte. Planladığımız şehir hastanelerimiz de Tokat’ta, Muğla’da, Konya’da, Hatay’da, İzmir’de bu şehir hastanelerini ve ikinci Diyarbakır’da şehir hastanesinin de proje çalışmalarını devam ettiriyoruz" ifadelerini kullandı."Sağlık hizmetlerinde Türkiye dünyada öncü"Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık hizmetlerinde dünyada öncü bir konumda olduğunu belirterek, "Sağlıkta dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunuyoruz. Her gün yaklaşık 3 milyon vatandaşımıza sağlıkla ilgili hizmet veriyoruz. Bunun yanında da teknolojik olarak da, altyapı olarak da Türkiye sağlıkta artık üretim kapasitesine geçmiş durumda. Kendi solunum cihazını üreten, kendi kalp-akciğer makinesini üreten, kendi ultrasonu için, üretimi için planlama yapıp devreye alan, aynı zamanda tedavi anlamında da ilacından molekülüne, molekül tedavisinden immünoterapisine kadar bütün ilaçlarını kendi üretebilecek, aşısını da kendi yapacak bir ülke haline gelmek aşamasındayız. Bunun için bilim insanlarımıza da çok teşekkür ediyorum. Bu konuda TÜSEB’in de çabaları için onlara teşekkürlerimi ifade etmek isterim" dedi.Sağlık hizmetlerindeki başarı kadar toplum sağlığının korunmasının da hayati olduğunu ifade eden Bakan Memişoğlu, "Sağlıkta bu kadar iyi şeyler yapan bir ülkede toplumun da sağlıklı olması gerekir. Toplumun sağlıklı olması için de öncelikle kötü alışkanlıklar dediğimiz sigara bağımlılığından, özellikle tütün bağımlılığından uzak durmamız lazım. Maalesef bugün Türkiye’de yaklaşık yüzde 34 insanımız, yani üç insandan bir tanesi sigara içiyor ve dünyada akciğer kanserinde ilk ikiye girmiş bir ülkeyiz. Biz insanların sağlıklı kalmasını istiyoruz. Onun için bedenlerimize bakmamız için de kötü alışkanlıklardan, sigaradan, alkolden ve kötü beslenmeden uzak durmamız lazım. Maalesef kilo anlamında da Türkiye riskli ülkelerin başında geliyor" diye konuştu.Hasan Fehmi DemirKaynak: İHA

25 Temmuz 2026 5
Düzce’de altı ayda 4 bin 417 hastaya evinde sağlık hizmeti verildi SAĞLIK
SAĞLIK

Düzce’de altı ayda 4 bin 417 hastaya evinde sağlık hizmeti verildi

Düzce İl Sağlık Müdürlüğü Evde Sağlık Hizmetleri Birimi, son altı ayda 4 bin 417 hastaya ulaşırken, 7 bin 412 ev ziyareti gerçekleştirdi. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan kayıtlı hasta sayısı ise 4 bin 581’e yükseldi.Düzce İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Evde Sağlık Hizmetleri Birimi, 2026 yılının son altı ayına ilişkin hizmet verilerini açıkladı. Açıklanan rakamlar, evde sağlık hizmetlerine olan talebin her geçen gün arttığını ortaya koydu. Son altı aylık dönemde 4 bin 417 hastaya evde sağlık hizmeti sunulurken, 2 bin 476 yeni hasta hizmet kapsamına alındı. Aynı süreçte sağlık ekipleri tarafından 7 bin 412 ev ziyareti gerçekleştirilirken, kayıtlı hasta sayısı 4 bin 581’e ulaştı. Düzenli takip edilen 80 yaş ve üzeri 506 vatandaş da evde sağlık hizmetlerinden yararlanmaya devam etti.7 bin 930 muayene yapıldıEvde Sağlık Hizmetleri ekipleri tarafından altı aylık süreçte 7 bin 930 hasta muayenesi, bin 11 konsültasyon, bin 30 uzman hekim ilaç raporu, 60 tıbbi cihaz sağlık kurulu raporu ve 41 tedavi amaçlı sağlık kurulu raporu düzenlendi. Bunun yanı sıra bin 670 mesane sonda uygulaması, bin 116 yara pansumanı, 602 psikiyatrik uygulama, 526 kan alma işlemi, 265 intramüsküler enjeksiyon, 14 subkutan enjeksiyon ve 1 evde EKG çekimi gerçekleştirildi.9 bin kişiye eğitim verildiEvde Sağlık Hizmetleri kapsamında yalnızca tedavi değil, hasta ve hasta yakınlarına yönelik eğitim faaliyetleri de sürdürüldü. Son altı ayda 9 bin 21 hasta ve hasta yakınına eğitim verilirken, bin 69 hasta nakil hizmeti sağlandı ve 698 UHDS raporlama işlemi tamamlandı.Evde diş tedavisiEvde ağız ve diş sağlığı hizmetleri kapsamında ise toplam 274 işlem gerçekleştirildi. Bu işlemler arasında 62 hareketli protez, 60 diş çekimi, 3 dolgu, 1 kanal tedavisi, 2 sabit protez, 4 diş taşı temizliği ve 142 farklı diş tedavisi yer aldı.7 ekip aracıyla hizmet veriliyorDüzce’de Evde Sağlık Hizmetleri, 7 ekip aracı ve 2 hasta nakil aracı ile yürütülüyor. Hizmetlerde 2 uzman hekim, 4 pratisyen hekim, 6 hemşire, 1 ebe, 1 psikolog, 1 gerontolog, 2 diyetisyen, 1 fizyoterapist, 5 evde sağlık teknikeri, 3 tıbbi sekreter ve 9 şoför görev yapıyor.Düzce Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, verilerin evde sağlık hizmetlerine olan ihtiyacın arttığını gösterdiğini belirterek, mevcut araç ve personel kapasitesiyle vatandaşlara erişilebilir, etkin ve kesintisiz sağlık hizmeti sunulmaya devam edileceğini ifade etti.Kaynak: İHA

25 Temmuz 2026 5
Onkoloji hastalarında beslenmenin önemi SAĞLIK
SAĞLIK

Onkoloji hastalarında beslenmenin önemi

Dyt. Özge Naz Kazan, kanser hastalarında kişiye özel planlanan beslenme tedavisinin yalnızca kilo kontrolü için değil, tedaviye uyumun artırılması, bağışıklığın desteklenmesi ve yaşam kalitesinin korunması açısından da kritik rol üstlendiğini söyledi.Kanser tedavisinde cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler kadar doğru beslenme yaklaşımı da tedavi başarısını etkileyen önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Liv Hospital Ulus Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Özge Naz Kazan, kanser hastalarında kişiye özel planlanan beslenme tedavisinin yalnızca kilo kontrolü için değil, tedaviye uyumun artırılması, bağışıklığın desteklenmesi ve yaşam kalitesinin korunması açısından da kritik rol üstlendiğini belirtti."Beslenme tedavinin destekleyici gücüdür"Kanser tanısı alan hastaların yalnızca hastalıkla değil, tedavinin neden olduğu birçok yan etkiyle de mücadele ettiğini ifade eden Dyt. Özge Naz Kazan, "Kanser tedavisi sırasında vücudun enerji ve protein ihtiyacı artarken iştahsızlık, bulantı, kusma, tat ve koku değişiklikleri, ağız yaraları, yutma güçlüğü ve bağırsak düzenindeki değişiklikler yeterli beslenmeyi zorlaştırabiliyor. Oysa doğru planlanan beslenme tedavisi, hastanın bu süreci daha güçlü geçirmesine önemli katkı sağlıyor" dedi."Kas kaybını önlemek tedavinin başarısını etkiliyor"Kanser hastalarında istemsiz kilo kaybı ve kas erimesinin sık görüldüğünü vurgulayan Kazan, özellikle protein alımının ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.Kazan, "Kas kütlesinin korunması, hastanın tedaviye dayanıklılığını artırırken iyileşme sürecini de olumlu etkiliyor. Günlük beslenmede yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, tavuk, yağsız etler ve kuru baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarına mutlaka yer verilmelidir. Gerektiğinde hekim ve diyetisyen kontrolünde tıbbi beslenme ürünlerinden de destek alınabilir" dedi."İştahsızlık doğru yöntemlerle yönetilebilir"Tedavi sürecinde iştahsızlığın en sık karşılaşılan sorunlardan biri olduğuna dikkat çeken Dyt. Kazan, büyük porsiyonlar yerine küçük ve sık öğünlerin tercih edilmesini önerdi. Dyt. Kazan, "İştahın daha iyi olduğu saatlerde ana öğünlerin planlanması, sevilen besinlerin tercih edilmesi ve öğünlerin enerji ile protein açısından zenginleştirilmesi günlük besin alımını artırabilir. Amaç hastanın ihtiyacını mümkün olduğunca karşılayabilmektir" diye konuştu."Bulantı ve tat değişikliklerinde beslenme düzeni önemli"Kemoterapi başta olmak üzere bazı tedavilerin bulantı ve tat değişikliklerine neden olabileceğini belirten Kazan, bu dönemde beslenme alışkanlıklarında küçük değişikliklerin büyük rahatlama sağlayabileceğini ifade ederek şöyle devam etti: "Yağlı ve yoğun kokulu yiyeceklerden uzak durulmalı, besinler mümkünse oda sıcaklığında ya da soğuk olarak tüketilmeli, küçük porsiyonlarla sık beslenilmeli ve sıvı tüketimi ihmal edilmemelidir. Bu öneriler tedaviye bağlı şikâyetlerin hafiflemesine yardımcı olabilir.""Yeterli sıvı alımı iyileşmeyi destekliyor"Su tüketiminin tedavi sürecindeki önemine değinen Dyt. Özge Naz Kazan, yeterli sıvı alımının böbrek fonksiyonlarının korunması, kabızlığın önlenmesi ve genel sağlık durumunun desteklenmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.Dyt. Kazan, "Hastaların sıvı ihtiyacı uygulanan tedaviye ve mevcut sağlık durumuna göre değişebilir. Bu nedenle günlük sıvı tüketimi mutlaka hekim ve diyetisyen önerileri doğrultusunda planlanmalıdır" dedi."Besin güvenliği en az beslenme kadar önemli"Kanser tedavisi gören bireylerde bağışıklık sisteminin baskılanabileceğini belirten Kazan, enfeksiyon riskini azaltmak için gıda güvenliğine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.Dyt. Kazan, "Eller yemek hazırlamadan önce mutlaka yıkanmalı, sebze ve meyveler iyi temizlenmeli, et, tavuk, balık ve yumurta uygun sıcaklıkta pişirilmeli, çiğ veya az pişmiş hayvansal ürünlerden kaçınılmalı ve son kullanma tarihi geçmiş hiçbir gıda tüketilmemelidir" ifadelerini kullandı."Tek tip kanser diyeti yoktur"Toplumda yaygın olarak paylaşılan olağanüstü diyetler veya tek tip beslenme önerilerinin bilimsel karşılığı olmadığını ifade eden Dyt. Özge Naz Kazan, her hastanın ihtiyaçlarının birbirinden farklı olduğunun altını çizdi."Kanserin türü, evresi, uygulanan tedavi yöntemi, hastanın yaşı, ek hastalıkları ve beslenme durumu birbirinden farklıdır" diyen Dyt. Kazan, "Bu nedenle herkes için geçerli tek bir kanser diyeti bulunmamaktadır. İnternet ve sosyal medyada yer alan bilimsel dayanağı olmayan beslenme önerileri tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir. En doğru yaklaşım, kişiye özel hazırlanmış tıbbi beslenme tedavisidir" dedi."Erken beslenme desteği tedaviyi güçlendiriyor"Kanser tedavisinde beslenmenin yalnızca destekleyici değil, tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Dyt. Özge Naz Kazan, sözlerini şöyle tamamladı: "Yeterli ve dengeli beslenme; tedaviye uyumu artırır, kas ve kilo kaybını önlemeye yardımcı olur, bağışıklık sistemini destekler ve yaşam kalitesini korur. Bu nedenle tedavi sürecinde ortaya çıkan beslenme sorunlarının erken dönemde değerlendirilmesi ve kişiye özel beslenme tedavisinin planlanması, başarılı bir tedavi sürecinin vazgeçilmez unsurlarından biridir."Kaynak: İHA

25 Temmuz 2026 4
Doğuştan yüz binde bir görülen hastalıkla 1,5 yıl yaşadı, gerçek sonradan ortaya çıktı SAĞLIK
SAĞLIK

Doğuştan yüz binde bir görülen hastalıkla 1,5 yıl yaşadı, gerçek sonradan ortaya çıktı

Diyarbakır’da yaşayan 1,5 yaşındaki çocuk, yüz binde bir yakalandığı pre-pirolik antral web hastalığından 1,5 yıl sonra başarılı ameliyatla kurtuldu.1,5 yaşındaki Hasan Hüseyin Ayyıldız, bu yaşına kadar tükettiği her gıdayı kusması nedeniyle ailesi tarafından birçok sağlık merkezine götürüldü. Reflü hastalığı olarak takip edilen Hasan Hüseyin, iyileşmeyince bu sefer maması değiştirildi. Mama ve farklı ilaç tedavilerinden de sonuç çıkmayınca talep edilen endoskopi ile mide çıkışında pre-pirolik antral web denilen bir darlık tespit ediliyor. Hasan Hüseyin, yüz binde bir görülen bu hastalığı ve tespit edilen başka rahatsızlıklarından yaklaşık 4,5 saatlik ameliyatla kurtuldu.Memorial Dicle Hastanesinde Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı, hastanın 1, 5 yaşında olduğunu, doğduğundan beri hiç geçmeyen kusma ve gelişim geriliği şikayetleriyle başvurduğunu söyledi. Dr. Kamacı, hastanın yarık damak dudak, kalbinde bazı problemler ve sürekli kusma şikayetiyle dünyaya geldiğini ifade etti.Şikayetin önce reflü zannedilerek takip edildiğini aktaran Dr. Kamacı, "Bebeklerde kusmanın en sık sebeplerinden bir tanesi mide reflü hastalığıdır. Uzun süre reflü hastalığı olarak takip edilmiş, geçmeyince maması değiştirilmiş. Mama değişimiyle de kusmaları geçmeyince ilaç tedavileri başlanmış, farklı farklı ilaçlar verilmiş. Ama hiçbir şekilde fayda etmemiş. Annesi, 1,5 yaşına kadar hastamızın her gün 8-10 defa kustuğunu söylüyor. Beslendikten hemen sonra kusuyor. 1,5 sene boyunca inanılmaz bir zorlukla yaşamış" dedi.Dr. Kamacı, şikayetlerin geçmemesi üzerin çocuk gastroenterolojiye gidildiğini söyleyerek, "Onlar bir endoskopi yapıyorlar ve endoskopide de mide çıkışında bir darlık tespit, pre-pirolik antral web dediğimiz doğuştan gelen çok nadir bir hastalık tespit ediliyor. Yaklaşık yüz binde bir görülen çok nadir bir rahatsızlık. Midenin tam çıkışına yakın bir zar oluyor ve bu zar, mide çıkışını daraltıyor. Çocuk, midesine aldığı mamayı veya sütü bağırsağına geçiremiyor. Geçiremediği için zamanla midesi biraz büyüyor ve sürekli kusmalardan kaynaklı olarak da yemek borusunun alt ucundaki sifinkter gevşiyor" diye konuştu."Doğduğundan beri ilk defa kusmadığı bir dönem geçiriyor""Bu hastalar; sürekli kustuğu için, aldığı besini iyi sindiremediği için gelişme geriliği de oluyor" diyen Dr. Kamacı, konuşmasına şöyle devam etti:"Hastamız bize 1,5 yaşında gelmişti, 10 kiloydu. Bizden önce başvurduğu merkezde tedavisinin ancak İstanbul, İzmir ya da Ankara yapılabileceği, Diyarbakır’da yapılamayacağı söylenmiş. Hastamızı, endoskopisini gördük. Muayenesini yaptık, tetkiklerine baktık ve ameliyat kararı verdik. Hastamızın ameliyatı başarılı bir şekilde geçti. Hem mide çıkışındaki zarı ameliyat ettik, hastamızın her iki kasığında ve göbeğinde fıtıkları da vardı. Aynı seansta fıtık ameliyatları ve sünnetini de yaptık. Hastamız 5-6 ameliyatı aynı anda olmuş oldu. Yaklaşık 4-4,5 saat süren bir ameliyatla hastamız bütün sıkıntılarında tek seferde kurtulmuş oldu. Yaklaşık bir hafta kadar hastanemizde yatırdık. Tedavilerini tamamladıktan sonra hastamızı taburcu ettik. Doğduğundan beri ilk defa kusmadığı bir dönem geçiriyor.""Kimsenin aklına böyle bir hastalık olur diye gelmiyor"Kusmalardan yorulmuş bir aile olduğunu aktaran Dr. Kamacı, "Ailede bu kusmaların geçmesinden çok da memnun. Bundan sonra artık bol bol beslenmesini, büyümesini, yaşıtlarının kilosuna ulaşmasını bekliyoruz. Kendisine ve ailesine uzun ve sağlıklı bir ömür diliyoruz. Birçok cerrahında belki hayatında ilk defa göreceği bir vaka. Teşhisinin koyulması da akla gelmediği için, çok nadir görülen bir vaka olduğu için teşhisi konulamıyor. Dolayısıyla bizim hastamızın da o şekilde. Kimsenin aklına böyle bir hastalık olur diye gelmiyor. O yüzden 1,5 yaşına kadar hastaya endoskopi yapılmamış. Yapılmadığı için teşhisi konulamamış. Akla gelse, endoskopi yapılsa çocuk bu kadar eziyet çekmemiş olacak. Türkiye’de geçen yıl 895 bin civarında bebek doğmuş. Böyle hesaplarsak Türkiye’de bir yılda 9 hastada çıkmış. Teşhisi konulamadan kaybedilen bebekler de var. Onları da hesaplarsak pratikte görünen, teşhisi koyulabilen yılda 5-6 hasta civarında görünüyor. Bunlardan bir tanesi de bize denk geldi" ifadelerini kullandı."Kusmaları durdu, bende rahat ettim"Anne Fatma Ayyıldız ise oğlunun aşırı kustuğunu, yarık damak doğduğu için durumu ona bağladıklarını ve bunun üzerine ameliyat ettirdiklerini söyledi. Ameliyattan sonra kusmaların devam ettiğini dile getiren Ayyıldız, "Gastroenterolojiye gittik, başta ilaç tedavisiyle başladık. Bir aylık ilaç sürecimiz oldu, onu bitirdik kusma durmadı. Doktor, ilaçlı film istedi. Sonra farklı ilaçlar, kusma devam edince bu sefer endoskopiye geçtik. Endoskopi çekince hocamız, cerrahi işlemlerin gerektiğini söyledi. Başka hastanelere gittik. Onlar yapamayız, kalbi delik, kalbinde sıkıntı var dediler. Daha sonra Taner hocamıza geldik. O, bütün muayenelerimiz yaptı. Yapabileceğini söyledi, bizde kabul ettik. 19 gün oldu ameliyatı yaptık. Kusmaları durdu, bende rahat ettim. İnşallah bundan sonra böyle devam eder" dedi.Kaynak: İHA

25 Temmuz 2026 5