Bizi Takip Edin

BAŞSAĞLIĞI VE VEFA MESAJI

Prof. Dr. Mazhar Semih Baskan’ı Saygı ve Rahmetle Anıyoruz Türk tıp camiasının duayen isimlerinden, ömrünü bilime, eğitime, hekimlik mesleğine ve insan sağlığına adayan değerli bilim insanı Prof. Dr. Mazhar Semih Baskan’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.

Habere Git

D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi

D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi

Habere Git

Sağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!

Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.

Habere Git

Kan Testiyle Erken Evre Pankreas Kanserinin Yüzde 90’ı Tespit Edilebiliyor

Kan Testiyle Erken Evre Pankreas Kanserinin Yüzde 90’ı Tespit Edilebiliyor

Habere Git

Sütçü İmam Üniversitesi Hastanesi'nde Skandal İddia: Tek Kullanımlık Tıbbi Malzemeler Defalarca Kullanıldı

Sütçü İmam Üniversitesi Hastanesi'nde Skandal İddia: Tek Kullanımlık Tıbbi Malzemeler Defalarca Kullanıldı

Habere Git
SAYI: 351 | TEMMUZ 2026

351. Sayı

Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.

Dijital Okuma
PDF İndirme Seçeneği
İnteraktif Flipbook
351. Sayı

CANLI YAYIN TAKVİMİ

TÜMÜNÜ GÖR >
01
Nis
Prş
10:00 CANLI

OHSAD Kurultayı – Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları

Prof. Dr. Kemal Memişoğlu - T.C. Sağlık Bakan
İZLE
15
Nis
Prş
10:00 CANLI

Tüyap Expomed Eurasia İstanbul Medikal Fuarı

İZLE
08
Eki
Prş
10:00 CANLI

ÜRETİCİLERLE EL ELE

İZLE

ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR

TÜMÜNÜ GÖR >
“Ege’ den Türkiye’ye Uzanan Güven Yolculuğu: Biyotek Tıbbi Cihazlar”
RÖPORTAJ

“Ege’ den Türkiye’ye Uzanan Güven Yolculuğu: Biyotek Tıbbi Cihazlar”

09 Temmuz 2026 48
Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sedat Akyol:  “Sağlık Kuruluşlarının Her An Yanındayız”
RÖPORTAJ

Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sedat Akyol: “Sağlık Kuruluşlarının Her An Yanındayız”

Sedat Akyol - Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü

09 Temmuz 2026 38
Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta
RÖPORTAJ

Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta

Vefa Türksever - Tüm Medikalciler Platformu Başkanı

09 Temmuz 2026 52
BAŞSAĞLIĞI VE VEFA MESAJI
KÖŞE YAZISI

BAŞSAĞLIĞI VE VEFA MESAJI

Mustafa DAŞCI

24 Temmuz 2026 25

GÜNCEL HABERLER

TÜMÜNÜ GÖR >
D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi GÜNDEM
GÜNDEM

D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi

D vitamini, kemik sağlığını korumaktan bağışıklık sistemini güçlendirmeye kadar birçok önemli rol oynar. Kadınlar, hormonal değişiklikler ve yaşam tarzı faktörleri nedeniyle D vitamini eksikliğine daha yatkındır. Güneş ışığına yeterince maruz kalmamak ve dengeli beslenmemek, eksiklik riskini artırabilir.D vitamini; kemik ve kas sağlığının korunmas…

24 Temmuz 2026 27
Zayıflama iğnelerinin nadir göz hastalığına yol açabileceği uyarısı! SAĞLIK
SAĞLIK

Zayıflama iğnelerinin nadir göz hastalığına yol açabileceği uyarısı!

Avustralya, zayıflama ve Tip 2 diyabet için kullanılan GLP-1 ilaçlarının nadir ve ciddi bir göz hastalığına yol açabileceği uyarısında bulundu Avustralya Şifalı Ürünler İdaresi (TGA) tarafından yayımlanan açıklamada Tip-2 diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan ilaçlar hakkında uyarıda bulunuldu.Söz konusu ilaçların "arteritik olmayan anterior i…

24 Temmuz 2026 3
Zayıflama İğneleri Kullanmadan Önce Ve Sonrasında Radyolojik Değerlendirmenin Önemi BILIM
BILIM

Zayıflama İğneleri Kullanmadan Önce Ve Sonrasında Radyolojik Değerlendirmenin Önemi

Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Ayhan Duman, son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğnelerinin hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini belirterek, tedavi öncesinde yapılacak radyolojik değerlendirmelerin muhtemelrisklerin önceden belirlenmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı…

24 Temmuz 2026 4
Modern Yaşamın Gizli Tehlikesi Tükenmişlik Sendromu: "Dinlenmek Bile Yetmiyorsa Dikkat" YAŞAM
YAŞAM

Modern Yaşamın Gizli Tehlikesi Tükenmişlik Sendromu: "Dinlenmek Bile Yetmiyorsa Dikkat"

Maltepe Ersoy Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uz. Dr. Levent Turhan, modern yaşamın getirdiği yoğun tempo ve iş stresinin tetiklediği tükenmişlik sendromu hakkında önemli uyarılarda bulundu. Uz. Dr. Turhan, "Dinlenmenize rağmen geçmeyen bir yorgunluk ve motivasyon kaybı yaşıyorsanız bu durum ruhsal sağlığınızı tehdit eden ciddi bir boyut kazanmış olab…

24 Temmuz 2026 7
 
Her Lenf Bezi Büyümesi Kanser Değildir, Ancak İhmal Edilmemelidir GENEL
GENEL

Her Lenf Bezi Büyümesi Kanser Değildir, Ancak İhmal Edilmemelidir

Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy: "Uzun süren ve büyüyen lenf bezleri mutlaka değerlendirilmelidir."Lenf bezlerinde ortaya çıkan büyümeler toplumda sıklıkla endişeye neden oluyor. Ancak her lenf bezi büyümesinin kanser anlamına gelmediğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, özellikle uzun süren ve giderek büyüyen bezelerin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.Lenfomaların, bağışıklık sisteminin önemli bir parçasını oluşturan lenf bezleri ve lenf dokusundan kaynaklanan kanserler olduğunu ifade eden Dr. Durusoy, hastalığın Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfomalar olmak üzere iki ana grupta incelendiğini söyledi.Ağrısız Ve Büyüyen Lenf Bezlerine DikkatLenf bezlerinin boyun, koltuk altı, kasık, göğüs içi ve karın bölgesinde bulunduğunu belirten Dr. Durusoy, "Lenfoma bazı hastalarda boyunda veya koltuk altında fark edilen bir beze büyümesiyle ortaya çıkarken, bazı hastalarda karın ağrısı, öksürük, nefes darlığı, dalak büyümesi ya da görüntüleme yöntemleri sırasında tesadüfen görülen belirtilerle karşımıza çıkabiliyor" dedi.Ağrısız ve giderek büyüyen lenf bezlerinin önemli bir uyarı işareti olabileceğini vurgulayan Dr. Durusoy, şu bilgileri verdi:"Gece terlemesi, nedeni açıklanamayan ateş, istemsiz kilo kaybı, yaygın kaşıntı, halsizlik ve karında dolgunluk hissi gibi belirtiler de lenfoma açısından dikkatle değerlendirilmelidir. Özellikle gece çamaşır değiştirecek kadar yoğun terleme, son altı ay içinde belirgin kilo kaybı ve nedeni açıklanamayan ateş, bizim için önemli sistemik belirtilerdir."Her Beze Lenfoma DeğildirLenf bezi büyümelerinin çoğu zaman enfeksiyonlar ve iyi huylu nedenlerden kaynaklanabileceğini ifade eden Dr. Durusoy, "Diş enfeksiyonları, boğaz enfeksiyonları, cilt hastalıkları ve birçok farklı durum lenf bezlerinde büyümeye neden olabilir. Ancak 2-3 haftadan uzun süren, sert, ağrısız, giderek büyüyen veya birden fazla bölgede görülen lenf bezleri mutlaka uzman değerlendirmesinden geçmelidir" diye konuştu.Tanı netleşmeden bilinçsiz antibiyotik veya kortizon kullanımının doğru olmadığını belirten Dr. Durusoy, özellikle kortizon tedavisinin biyopsi sonuçlarını etkileyerek tanıyı zorlaştırabileceğini söyledi.Tanıda Biyopsi Ve PET-BT Büyük Önem TaşıyorLenfoma tanısında en önemli basamağın patolojik inceleme olduğunu vurgulayan Dr. Durusoy, "Lenfomalar tek bir hastalık değildir. Çok sayıda alt tipi bulunur ve her alt tipin tedavisi farklıdır. Bu nedenle mümkün olduğunca yeterli doku örneği sağlayan uygun biyopsi yöntemleri tercih edilmelidir. Patoloji raporunda lenfomanın alt tipinin doğru belirlenmesi tedavi planlamasının temelini oluşturur" dedi.Tanı sonrasında hastalığın yaygınlığının PET-BT ile değerlendirildiğini belirten Dr. Durusoy, bu yöntemin hem evreleme hem de tedaviye verilen yanıtın izlenmesinde önemli bilgiler sağladığını ifade etti.Tedavi Kişiye Özel PlanlanıyorLenfoma tedavisinin hastalığın alt tipine, evresine ve hastanın genel durumuna göre değişiklik gösterdiğini belirten Dr. Durusoy, "Bazı yavaş seyirli lenfomalarda yakın takip yeterli olabilirken, daha agresif tiplerde kemoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik tedaviler, radyoterapi, kök hücre nakli ve uygun hastalarda CAR-T hücre tedavileri uygulanabilmektedir. Bu nedenle tedavi süreci mutlaka hematoloji uzmanı tarafından kişiye özel olarak planlanmalıdır" dedi.Erken tanının önemine dikkat çeken Dr. Durusoy, "Uzun süren veya giderek büyüyen lenf bezi, açıklanamayan ateş, gece terlemesi, kilo kaybı ya da şüpheli görüntüleme belirtileri bulunan kişilerin gecikmeden hematoloji uzmanına başvurması büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.  Kaynak:İHA

24 Temmuz 2026 8
Uzmanından Uyarı: "Menopoz Dönemindeki Karın Ağrısını Hafife Almayın" YAŞAM
YAŞAM

Uzmanından Uyarı: "Menopoz Dönemindeki Karın Ağrısını Hafife Almayın"

Östrojen düzeylerindeki değişim, yaş alma ve kilo artışının safra taşı oluşumunu etkileyebileceğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Özerhan, özellikle sağ üst karın bölgesinde hissedilen ağrı, hazımsızlık ve şişkinliğin safra kesesi hastalıklarının habercisi olabileceğine dikkati çekti.Menopozla birlikte kadınların vücudunda önemli hormonal ve metabolik değişiklikler yaşandığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Menopoz Wellness Komitesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Özerhan, bu süreçte ortaya çıkan bazı yakınmaların doğal menopoz belirtileri olarak değerlendirilmesinin altta yatan cerrahi hastalıkların tanısında gecikmeye neden olabileceğini ifade etti. Menopoz döneminde metabolizmanın yavaşlaması, kilo alımı ve hormonal değişikliklerin safra kesesi fonksiyonlarını etkileyebildiğini belirten Özerhan, "Safra kesesinde taş oluşumu kadınlarda daha sık görülmektedir. Menopoz döneminde yaşın ilerlemesi, kilo artışı ve metabolik değişikliklerin de eklenmesiyle birlikte risk daha da artabilmektedir. Bu nedenle özellikle yemeklerden sonra ortaya çıkan karın ağrıları, mide rahatsızlığı ya da şişkinlik gibi şikâyetler sadece menopozun bir parçası olarak değerlendirilmemelidir" dedi.Safra Taşı Sessiz İlerleyebilirSafra taşlarının uzun süre belirti vermeden ilerleyebileceğini ifade eden Özerhan, belirtiler ortaya çıktığında erken değerlendirme yapılmasının önem taşıdığını vurgulayarak, "Göğüs altına veya sağ kürek kemiğine vuran ağrı, bulantı, kusma, hazımsızlık ve özellikle yağlı yemeklerden sonra gelişen şikayetler safra kesesi hastalıklarını düşündürebilir. Erken dönemde yapılacak muayene ve ultrasonografi gibi basit görüntüleme yöntemleri sayesinde tanı kolaylıkla konulabilmektedir. Gecikmiş vakalarda ise safra kesesi iltihabı, safra yollarında tıkanıklık ya da pankreatit gibi daha ciddi tablolar gelişebilir" ifadelerine yer verdi.Her Karın Ağrısı Hormonal Değişikliklere BağlanmamalıMenopozun yalnızca hormonal değil, genel sağlık açısından da dikkatle takip edilmesi gereken bir dönem olduğunu aktaran Özerhan, bu süreçte kadınların düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğinin altını çizdi. Özerhan, sözlerini şöyle sürdürdü:"Menopoz döneminde ortaya çıkan her karın ağrısını hormonal değişikliklere bağlamak doğru değildir. Ağrının yeri, süresi ve eşlik eden belirtiler mutlaka değerlendirilmelidir. Erken tanı sayesinde birçok safra kesesi hastalığı, cerrahi yöntemlerle başarılı ve konforlu bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle uzun süren veya tekrarlayan karın ağrılarında genel cerrahi değerlendirmesi ihmal edilmemelidir."Vücudun Sinyalleri Doğru DeğerlendirilmeliSağlıklı beslenme ve ideal kilonun korunmasının safra kesesi hastalıkları açısından koruyucu etkiye sahip olduğunu belirten Özerhan, şu ifadeleri kullandı:"Menopoz döneminde dengeli beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, ideal vücut ağırlığını korumak ve rutin sağlık kontrollerini aksatmamak hem safra kesesi hastalıkları hem de birçok kronik hastalığın önlenmesine katkı sağlar. Vücudun verdiği sinyalleri doğru değerlendirmek ve gerekli durumlarda uzman görüşü almak, sağlıklı bir menopoz süreci geçirmenin en önemli adımlarından biridir." Kaynak: İHA

24 Temmuz 2026 6
Dünyanın Önde Gelen Diyabet Araştırmacılarından Prof. Muhammad A. Abdul-Ghani, Atlas Üniversitesi’nde GÜNDEM
GÜNDEM

Dünyanın Önde Gelen Diyabet Araştırmacılarından Prof. Muhammad A. Abdul-Ghani, Atlas Üniversitesi’nde

Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “Building an International Translational Research Ecosystem and Recent Advances in Treatment of Diabetes” başlıklı etkinlikte, dünyanın önde gelen diyabet araştırmacılarından Prof. Muhammad A. Abdul-Ghani, son günlerde gündemde olan GLP-1 temelli tedavilerle ilgili bilgiler verdi. Ulusal ve uluslararası katılımlı etkinlikte; diyabet tedavisindeki güncel gelişmeler, erken metabolik hastalıklar için biyobelirteç geliştirme çalışmaları ve translasyonel araştırmaların uluslararası boyutu ele alındı. Etkinlik kapsamında katılımcılar IRIS Kinetik Laboratuvarı'nı da ziyaret ederek araştırma altyapısını yakından inceleme fırsatı buldu.Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen "Building an International Translational Research Ecosystem and Recent Advances in Treatment of Diabetes" etkinliği, 21 Temmuz 2026 tarihinde Vadi Kampüs’te gerçekleştirildi. Prof. Muhammad A. Abdul-Ghani GLP-1 temelli tedavileri anlattı Dünyanın önde gelen diyabet araştırmacılarından biri olan ve ABD San Antonio'daki Teksas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi – UT Health Diyabet Bölümü’nden Prof. Muhammad A. Abdul-Ghani, diyabet tedavisindeki son gelişmeleri anlattı.Prof. Abdul-Ghani, "GLP-1 Based Therapeutics: A New Era in Diabetes Management - GLP-1 Temelli Tedaviler: Diyabet Yönetiminde Yeni Bir Çağ” başlıklı sunumunda, GLP-1 temelli tedavilerin diyabet yönetimindeki yeri, klinik uygulamalardaki güncel gelişmeler ve geleceğe yönelik tedavi yaklaşımlarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Diyabetle mücadelenin yol haritasının diyabetin önlenmesi ve diyabet hastalığının doğru yönetimi olmak üzere iki önemli ayağı olduğunu belirten Prof. Abdul-Ghani, diyabetle mücadelede en etkili stratejinin diyabetin önlenmesi olduğunun altını çizdi. Prof. Abdul-Ghani, risk altındaki kişilerin doğru tanımlanması ve obeziteyle mücadelenin diyabetle mücadelede önemini de vurguladı.Erken metabolik hastalıklar için biyobelirteç geliştirme çalışmaları paylaşıldı Program kapsamında Atlas Üniversitesi Global Education and Innovation Leader Prof. Dr. Neşe Lortlar Ünlü  ise "Precision Biomarker Development for Early Metabolic Disease - Erken Metabolik Hastalıklar için Hassas Biyobelirteç Geliştirme" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Sunumda, erken metabolik hastalıkların tanısında kullanılabilecek hassas biyobelirteçlerin geliştirilmesine yönelik güncel araştırmalar ve bu çalışmaların kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarına sağlayacağı katkılar ele alındı.Diyabet tedavisindeki güncel yaklaşımlar değerlendirildi Ulusal ve uluslararası katılımla gerçekleşen ve Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve IRIS Kinetik Laboratuvarı Direktörü Prof. Dr. Zeynep Güneş Özünal’ın kısa açılış konuşmasıyla başlayan etkinliğe akademisyenler, araştırmacılar, uluslararası stajyerler ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Atlas Üniversitesi Hastanesi DIMER Diyabet ve Obezite Merkezi Direktörü Prof. Dr. Mustafa Kanat’ın düzenlenmesine katkı sağladığı etkinliğe; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Sınağ, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Merih Çetinkaya, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Hüseyin Balık da katıldı.Hibrit şekilde gerçekleşen etkinlikte, translasyonel araştırmaların uluslararası ölçekte geliştirilmesine yönelik yaklaşımlar ile diyabet tedavisindeki son bilimsel gelişmeler ele alındı. Prof. Dr. Selim Ünlü de Çevrimiçi KatıldıAtlas Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyesi, ABD Boston Üniversitesi’nde akademik ve bilimsel çalışmalar yürüten Prof. Dr. Selim Ünlü de çevrimiçi katıldığı etkinlikte optik biyosensör teknolojileri ve IRIS Kinetik kapsamında bilgiler vererek katılımcıların sorularını yanıtladı.IRIS Kinetik Laboratuvarı Ziyaret Edildi Etkinliğin sonunda düzenlenen IRIS Laboratory Tour kapsamında katılımcılar, Atlas Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren IRIS Kinetik Laboratuvarını ziyaret etti. Laboratuvarın araştırma altyapısı, ileri teknoloji cihazları ve yürütülen bilimsel projeler hakkında bilgi alan katılımcılar, translasyonel araştırmaların uygulama süreçlerini yakından inceleme fırsatı buldu. Gezi sırasında farmakogenetik çalışmalar hakkında da bilgi verildi.Etkinlik, uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi, diyabet araştırmalarındaki güncel bilimsel gelişmelerin paylaşılması ve translasyonel tıp alanındaki araştırma kapasitesinin güçlendirilmesine katkı sağlaması açısından önemli bir buluşma olarak değerlendirildi.  

24 Temmuz 2026 17
İstanbul'da bu yıl 130 milyon muayene gerçekleştirildi SAĞLIK
SAĞLIK

İstanbul'da bu yıl 130 milyon muayene gerçekleştirildi

İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, 2026 yılının ilk 6 ayında 130 milyon muayene yapıldığını belirterek, bunların yüzde 88'inin kamu hastaneleri tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı. Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde 2002 yılından itibaren hayata geçirilen sağlıkta dönüşüm sürecinin Türkiye'de sağlık hizmetlerini farklı noktaya taşıdığını söyledi.İstanbul'un dünyanın dört bir yanından hastalara sağlık hizmeti sunduğunu belirten Güner,estetikveplastikcerrahinin yanı sıra genel cerrahi, ortopedi ve onkoloji gibi birçok branşta yabancı hastaların İstanbul'u tercih ettiğini dile getirdi.Güner, Türkiye'de Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'nun ortaya koyduğu "Koruyan, Üreten ve Geliştiren Sağlık Modeli" doğrultusunda hizmet sunduklarını, önceliği koruyucu sağlık hizmetlerine verdiklerini vurguladı.Vatandaşların sağlığını kaybetmeden önceailehekimlikleri ve Sağlıklı Hayat Merkezleri aracılığıyla koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmasını amaçladıklarını aktaran Güner, hastalık durumunda ise güçlü 112 altyapısı ve hastaneler aracılığıyla hızlı şekilde sağlık hizmeti sunduklarını ifade etti.Güner, birinci basamak sağlık hizmetlerinin etkin kullanımının önemine işaret ederek, aile hekimliklerinden başlayarakeğitimvearaştırmahastaneleri, şehir hastaneleri ve üniversite hastanelerine uzanan güçlü bir sağlık sistemi oluşturduklarını belirtti.Doç. Dr. Güner, Türkiye'de herkesin ücretsiz şekilde en üst düzey sağlık hizmetine ulaşabildiğini belirterek, bunun her geçen yıl gelişerek devam ettiğini kaydetti.Geçen yıl İstanbul'da yaklaşık 210 milyon muayene yapıldığı bilgisini veren Güner, "2026 yılının ilk 6 ayında biz 130 milyon muayene yapmış durumdayız. 130 milyon muayenenin yüzde 88'i kamu hastaneleri tarafından gerçekleştirildi. Bu aslında güçlü sağlık modelimizin bir tezahürü. Ancak vatandaşlarımızın doğru hekime doğru zamanda ulaşabilmesi için birinci basamağı daha aktif kullanmamız gerekiyor." dedi.Güner, İstanbul'da vatandaşların ortalama 7 dakikalık yürüme mesafesinde aile sağlığı merkezine ulaşabildiğini anlatarak, kentteki aile sağlığı merkezi sayısının 1120'ye ulaştığını, yıl sonuna kadar bu sayıyı 1200'e çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.Bir aile hekiminin hizmet verdiği ortalama nüfusun 4 binlerden 2 bin 900 seviyesine düştüğünü aktaran Güner, hedeflerinin bu rakamı 2 bin 500'ün altına indirmek olduğunu kaydetti.Güner, Sağlıklı Hayat Merkezlerinin de koruyucu sağlık hizmetlerinde önemli rol üstlendiğini, bu merkezlerde psikolog, aile danışmanı, çocuk gelişimci ve çeşitli sağlık profesyonellerinin görev yaptığını aktardı.Pandemi döneminde ertelenen ameliyatların büyük bölümünün tamamlandığını dile getiren Güner, devlet hastaneleri ile şehir hastaneleri arasındaki koordinasyon sayesinde ameliyat bekleme sürelerinin önemli ölçüde azaldığını söyledi.Güner, 2025 yılında İstanbul'da 2 milyon 700 bin ameliyat gerçekleştirildiğini hatırlatarak, "2026 ilk 6 ayında 1 milyon 630 bin ameliyat yapmış durumdayız. Çok yüksek rakamlar bunlar. Bunların çoğu ABC grubu ameliyatlar. Biz 2 saniyede bir İstanbul'da ameliyat yapıyoruz. Yani nefesimizi alıp verdiğimiz durumda bile belki bir ameliyat gerçekleşmiş oluyor." diye konuştu.İstanbul'da 127 bin kamu sağlık personeliyle hizmet verildiğini belirten Güner, sağlık hizmetlerinde kaliteden ödün vermeden çalıştıklarını ifade etti.Güner, yurt içinden olduğu kadar dünyanın birçok ülkesinden hastaların da İstanbul'a tedavi olmak için geldiğini, bunun sağlık hizmetlerinin başarısını gösterdiğini belirtti.Radyolojik görüntüleme hizmetlerinde de yüksek kapasiteyle çalıştıklarını aktaran Güner, yılın ilk 6 ayında yaklaşık 21 milyon görüntüleme gerçekleştirildiğini bildirdi.Doç. Dr. Güner, vatandaşların ihtiyaç duyduğu her alanda güçlü sağlık sistemiyle hizmet vermeye devam edeceklerini söyleyerek, "Vatandaşımızın neye ihtiyacı olursa olsun, hangi sağlık problemiyle ilgili ihtiyacı olursa olsun güçlü sağlık sistemimizle onlara cevap vermeye, 7 gün 24 saat mesai kavramı olmaksızın, bayram seyran dinlemeksizin hizmet vermeye devam edeceğiz. Dünyanın sağlık başkentinde şükür olsun sağlık emin ellerde." ifadelerini kullandı.Kaynak: TRT Haber

24 Temmuz 2026 5
Aşırı sıcaklarda beyin kanaması riski artıyor SAĞLIK
SAĞLIK

Aşırı sıcaklarda beyin kanaması riski artıyor

Sıcak hava dalgasının olumsuz etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Orhan Şen, yüksek tansiyon ve kalp hastalarını uyardı. Özellikle 11.00-16.00 arasında güneş altında kalmamak önemli. Etkisini her geçen gün artıran sıcak hava dalgasının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, özellikle yüksek tansiyon ve kalp hastalarının aşırı sıcaklarda daha dikkatli olması gerektiğini belirterek beyin kanaması riskine karşı uyardı.Tüm dünyayı etkisi altına alan sıcak hava dalgası, insan sağlığını da olumsuz etkiliyor. Özellikle öğlen 11.00-16.00 arasında güneş altında kalanlar, daha fazla risk taşıyor. Aşırı sıcakların doğrudan beyin kanamasına neden olmuyor ancak özellikle yüksek tansiyon, kalp ve böbrek hastalarında ciddi risk oluşturuyor."Sıcak hava tek başına beyin kanaması yapmaz"Konuyla ilgili Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, açıklamalarda bulundu.Prof. Dr. Orhan Şen, sıcak havanın tek başına beyin kanamasına neden olmadığını ifade ederek, "Sıcak havada beyin kanaması geçirenler genellikle yüksek tansiyon, kalp hastalığı bulunan, idrar söktürücü ilaç kullanan ve yeterli sıvı almayan kişilerdir. Susuzluk nedeniyle kanın yoğunluğu artar. Bu durum beyin damarlarında tıkanıklığa, felce ve tansiyonun ani yükselmesine bağlı olarak beyin kanamasına neden olabilir" dedi."11.00-16.00 saatleri arasında güneşte kalmayın"Özellikle güneş ışınlarının en etkili olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini vurgulayan Şen, "Mecbur kalmadıkça 11.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşte bulunulmamalı. Dışarıda çalışmak zorunda olanlar ise şapka, şemsiye ve koruyucu giysiler kullanmalı. En önemlisi ise bol su tüketilmeli. Aşırı terlemeyle birlikte sıvı kaybı arttığında kan yoğunlaşır ve bu durum beyin ile kalp üzerinde ciddi yük oluşturabilir" diye konuştu."Güneş altında uzun süre kalmayın"Yüksek tansiyon hastaları, kan sulandırıcı kullananlar, ileri derecede böbrek hastalığı bulunanlar ve daha önce beyin anevrizması tanısı alan kişilerin çok daha dikkatli olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Şen, bu kişilerin güneş altında uzun süre kalmaması ve ilaçlarını düzenli kullanmasının hayati önem taşıdığını kaydetti."Erken müdahale önemli"Beyin kanaması ve felcin erken belirtilerine de değinen Şen, "Konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kol veya bacakta güç kaybı, dengesizlik, yürümede sendeleme, uykuya eğilim ve kişinin uyarılara geç yanıt vermesi gibi belirtiler varsa zaman kaybetmeden en yakın acil servise başvurulmalıdır. Erken müdahale, kalıcı hasarın önlenmesi açısından büyük önem taşır" ifadelerini kullandı.Prof. Dr. Orhan Şen, sıcak havalarda alınacak basit önlemlerin ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini belirterek, özellikle kronik hastalığı bulunan vatandaşların sıcak hava uyarılarını dikkate alması gerektiğini sözlerine ekledi.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

24 Temmuz 2026 5
Avustralya'dan zayıflama ilaçlarının göz hastalığına yol açabileceği uyarısı SAĞLIK
SAĞLIK

Avustralya'dan zayıflama ilaçlarının göz hastalığına yol açabileceği uyarısı

Avustralya, zayıflama ve Tip 2 diyabet için kullanılan GLP-1 ilaçlarının nadir ve ciddi bir göz hastalığına yol açabileceği uyarısında bulundu. AvustralyaŞifalı Ürünler İdaresi (TGA) tarafından yayımlanan açıklamada Tip-2diyabetveobezitetedavisinde kullanılan ilaçlar hakkında uyarıda bulunuldu.Söz konusu ilaçların "arteritik olmayan anterior iskemik optik nöropati (NAION)" isimli nadir görülen bir hastalığa yol açabileceğine işaret edilen uyarıda, "NAION, körlük dahil olmak üzere kalıcı görme bozukluğuna yol açabilir ve görmeyi düzeltecek kanıtlanmış hiçbir tedavi bulunmamaktadır" ifadesine yer verildi.Uyarıda, GLP-1 ilacı kullananların herhangi bir görme kaybı yaşaması halinde ilacı kullanmayı bırakıp acilen sağlık kuruluşuna başvurması gerektiği vurgulandı.TGA, bugüne kadar GLP-1 ilaçlarıyla bağlantılı 36 NAION vakasına rastlandığını belirtti.NAION, gözün arka kısmındaki optik sinire giden kan akışındaki bir bozukluktan kaynaklanıyor ve genellikle uyanma anında,ağrıolmaksızın aniden ortaya çıkıyor ve çoğu zaman geri dönüşsüz olabiliyor.GLP-1 ilaçları, kan şekeri seviyelerini ve iştahı kontrol etmeye yardımcı olan bir hormonu taklit ederek çalışıyor ve özellikle diyabet hastalığının tedavisinde kullanılıyor.Kaynak: TRT Haber

24 Temmuz 2026 4
Çay hazırlarken sırayı karıştırmak Alzheimer belirtisi mi? SAĞLIK
SAĞLIK

Çay hazırlarken sırayı karıştırmak Alzheimer belirtisi mi?

Uluslararası çalışma, Alzheimer hastalığının yalnızca hafızayı değil; günlük olayları anlama, doğru sıraya koyma ve yaşamı organize etme becerisini de etkilediğini ortaya koydu. Araştırmacılar, yemek yaparken adımların karıştırılması veya çay hazırlarken sıranın unutulması gibi değişimlerin dikkate alınması gerektiğini belirtti Biruni Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümünden Doç. Dr. Fenise Selin Karalı ve Dr. Öğr. Üyesi Samet Tosun’un da aralarında bulunduğu uluslararası araştırma, Alzheimer hastalığı ve hafif bilişsel bozukluğun günlük olayları anlamlandırma becerisi üzerindeki etkilerini inceledi. Türk katılımcılarla gerçekleştirilen çalışma, bilimsel dergi Cortex’te yayımlandı.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, araştırmaya sağlıklı yaşlı bireyler, hafif bilişsel bozukluğu bulunan kişiler ve erken evre Alzheimer hastalarından oluşan toplam 54 kişi katıldı. Katılımcılara günlük yaşam olaylarını anlatan karışık resimler gösterilerek görselleri doğru sıraya koymaları ve anlatılan olayı belirlemeleri istendi. İkinci aşamada ise katılımcıların bir olayı anlayabilmek için ne kadar bilgiye ihtiyaç duyduğu ölçüldü.Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Doç. Dr. Karalı, beynin günlük yaşamda karşılaşılan olayları küçük adımlara ayırarak anlamlı bir bütün oluşturduğunu belirtti.Karalı, "Bir çay hazırlamak, yemek yapmak veya alışverişe çıkmak birçok küçük adımın doğru sırayla gerçekleştirilmesini gerektiriyor. Alzheimer hastalığında kişi yalnızca bazı ayrıntıları unutmayabilir; olayın bütününü kurmakta ve yapılması gereken adımları doğru sıraya yerleştirmekte de zorlanabilir. Bu nedenle günlük rutinlerde daha önce görülmeyen sıra karışıklıkları dikkate alınmalıdır" dedi.Doç. Dr. Fenise Selin Karalı, araştırmada bilişsel işlevler azaldıkça günlük olayları doğru anlama becerisinin de zorlaştığını belirterek, "Sağlıklı bireyler görselleri büyük ölçüde doğru sıralarken, hafif bilişsel bozukluğu bulunan katılımcıların daha fazla hata yaptığını gördük. Alzheimer hastalarında ise hata oranı belirgin şekilde arttı. Bu kişiler, olayın bütününü anlayabilmek için daha fazla görsel ipucuna ihtiyaç duydu" dedi.Dr. Öğr. Üyesi Samet Tosun ise testlerin tekrarlandığı bölümde dikkat çekici sonuçlarla karşılaştıklarını ifade etti.Tosun, "Katılımcılar ikinci denemede olayın adını hatırlama konusunda bir miktar ilerleme gösterdi. Ancak görselleri doğru sıraya koyma becerilerinde anlamlı bir gelişme olmadı. Özellikle Alzheimer hastalarının önceki performanslarını korumakta zorlanması, problemin yalnızca hafıza kaybından kaynaklanmadığını; beynin olayları düzenleme ve organize etme mekanizmasının da etkilendiğini düşündürüyor" ifadelerini kullandı.Dr. Öğr. Üyesi Samet Tosun, günlük yaşamda ortaya çıkan bazı değişikliklerin yalnızca dalgınlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Yemek yaparken adımların karıştırılması, çay hazırlarken sıranın unutulması veya market alışverişinin planlanamaması, beynin günlük olayları bir bütün hâlinde işleme becerisindeki bozulmayla ilişkili olabilir" dedi.Araştırmanın Türkçe konuşan bireyler üzerinde gerçekleştirilen ilk çalışmalardan biri olduğuna dikkat çeken Tosun, "Elde ettiğimiz bulguların, günlük yaşam becerilerini ölçen yeni değerlendirme yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini düşünüyoruz. Bu tür testler gelecekte Alzheimer ve hafif bilişsel bozukluğun erken dönemde değerlendirilmesinde destekleyici bir araç olabilir" ifadelerini kullandı.Muğla'nın Ula ilçesinde sokakta kavga eden Ercan Göktaş (57) ile Çınar Agah Ersoy (19) birbirini bıçakla yaraladı. Olay, çevredeki güvenlik kamerasına yansıdı. Göktaş'ın durumunun ağır olduğu öğrenildi(DHA)Kaynak: Haberturk

24 Temmuz 2026 3
Ebola salgınında ölü sayısı 1000'i aştı SAĞLIK
SAĞLIK

Ebola salgınında ölü sayısı 1000'i aştı

Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) 15 Mayıs'ta ilan edilen Ebola salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı 1000'i aştı KDC Sağlık Bakanlığı, ülkedeki Ebola salgınına ilişkin rapor yayımladı. Rapora göre, ülkede doğrulanan vaka sayısı 2 bin 536'ya, salgın nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 1033'e yükseldi.Salgın nedeniyle izolasyonda tutulan ya da hastanede tedavi gören hasta sayısı da 738'e çıktı.Bu arada, ülkede Ebola varyantı Bundibugyo virüsünün ölüm oranı yüzde 40,7 olarak güncellendi.KDC'nin doğusundaki Ituri eyaletinde açıklanan 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs'ta ülkede salgın ilan edilmişti.DSÖ, 17 Mayıs'ta Ebola salgını nedeniyle uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etmişti.Sağlık yetkililerine göre, mevcut salgın nadir bir Ebola varyantı olan "Bundibugyo" virüsünden kaynaklanıyor ve onaylanmış tedavisi veya aşısı bulunmuyor.Bir tür kanamalı ateşe yol açan Ebola virüsü, ilk kez 1976'da Sudan'ın Nzara ve KDC'nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıkmıştı.KDC'deki salgın, Ebola Nehri yakınında bir köyde başladığı için hastalığa bu nehrin adı verilmişti.Ebola virüsü, Aralık 2013'te Batı Afrika'da yayılmıştı. Gine, Liberya ve Sierra Leone'de 2014-2017 yıllarında görülen salgında 30 bin kişiye virüs bulaşmış ve hastaların 11 binden fazlası ölmüştü.Kaynak: Haberturk

24 Temmuz 2026 2
Kanser tedavisi gören kadınlar, el emeği üreterek moral buluyor SAĞLIK
SAĞLIK

Kanser tedavisi gören kadınlar, el emeği üreterek moral buluyor

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Hastanesi'nde yeniden hayata geçirilen Sanatla Terapi Merkezi'nde, kanser tedavisi gören kadınlar el emeğiyle ürün üretip moral buluyor Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi ve Süleymanpaşa Kent Konseyi iş birliği ile hastanede Meme Polikliniği içerisinde bir süredir pasif halde bulunan Sanatla Terapi Ünitesi yeniden aktif hale getirildi. Aktif hale gelen ünitede tedavi gören hastalar, eğitmenler eşliğinde el emeği ürünler yaparak sosyalleşiyor ve moral buluyorlar.NKÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sibel Özkan Gürdal, uzun zaman önce sanatla terapi merkezi kurduklarını belirterek, "Başhekimimizin desteği ile kanser hastalarının hem bir arada olmak, hem birbirlerinin dertleri, hüzünleri, mutluluklarını birlikte paylaşarak bu enerjiyi güçlü bir şekilde mutluluğa çevirmelerini sağlamak istiyoruz.Aynı zamanda sanatla terapi birçok hastalıkta kanser, travma sonrası stres, hatta yeme bozuklukları, birtakım nörolojik hastalık gibi bir çok hastalıkta sanatla terapi tedavide kullanılan bir yöntem. Biz sadece tedavi için değil, sosyalleşmeleri, evden dışarı çıkıp birbirleri ile paylaşımda olmaları için uzun bir süredir bunu gerçekleştiriyorduk. Bir süre ara verdik, daha sonra Süleymanpaşa Kent Konseyi tekrar canlandırdılar bizim sanatla terapi ünitemizi. Bir ayı gecik süredir tekrar burada sanatla terapi odamızda kanser hastalarımızla birlikte hem güzel zaman geçiriyoruz hem bir nebzede olsa sorunlarımızı unutmaya çalışıyoruz. Sanatla terapinin dışında ayrıca sporla terapide de çok yakında yoga ya da başka bir çalışmada da bir arada olacağız" dedi.Süleymanpaşa Kent Konseyi Başkanı Hülya Çetin, merkezi kadın girişimcilerin desteğiyle yeniden aktif hale getirdiklerini söyledi.Çetin, "Burada eğitmenimiz hastalara ürün yapımlarını öğretiyor. Haftanın belirli günlerinde buraya gelen hastalar belirli saatlerde eğitmenlerimizle birlikte ortaya ürünler çıkartıyorlar. Bu ürünler bir sergi olarak açılacak, Bizim Altınova Millet Bahçesi'nde kadın girişimcilerimiz için oluşturduğumuz üretici kadınlar pazarında bu ürünleri satarak kanser hastalarının tedavisi için bağışta bulunacağız" diye konuştu.Hastanede 1,5 yıldır meme kanseri tedavisi gören Çağla Keskin Çamlı (35), merkezde çok güzel vakit geçirdiklerini anlattı. Çamlı, "Burası moral motivasyon olarak bize çok iyi geliyor. Çünkü bu süreç çok zorlu ve çok yorucu. Bu yolda yalnız olmadığımız için kendimizi hem çok mutlu hem de şanslı hissediyoruz. 1,5 yıl bu hastalıkla mücadele ettim. Geçen sene temmuz ayında atlattım ve şu anda kontrollerime devam ediyorum. Her şeyin çok güzel olacağına dair inancımı hiçbir zaman kaybetmedim" ifadelerini kullandı.SHOW TV'nin fenomen dizisi 'Kızılcık Şerbeti'nde 'Nilay' karakterine hayat veren oyuncu Feyza Civelek, profesyonel eğitmen eşliğinde 4.000 metreden serbest atlayış gerçekleştirdiKaynak: Haberturk

24 Temmuz 2026 3