Sağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!
Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.
Habere GitD Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi
D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi
Habere GitKan Testiyle Erken Evre Pankreas Kanserinin Yüzde 90’ı Tespit Edilebiliyor
Kan Testiyle Erken Evre Pankreas Kanserinin Yüzde 90’ı Tespit Edilebiliyor
Habere Git351. Sayı
Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.
CANLI YAYIN TAKVİMİ
ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR
“Ege’ den Türkiye’ye Uzanan Güven Yolculuğu: Biyotek Tıbbi Cihazlar”
Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sedat Akyol: “Sağlık Kuruluşlarının Her An Yanındayız”
Sedat Akyol - Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü
Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta
Vefa Türksever - Tüm Medikalciler Platformu Başkanı
KÖŞE
Kanunlar Gerçek Hayata Göre mi Yapılıyor, Yoksa İstisnalara Göre mi?
Mustafa DAŞCI
GÜNCEL HABERLER
SAĞLIK
Araştırma: İki yaşından önce şekeri sınırlandırmak, daha iyi beyin sağlığı ile bağlantılı olabilir
İngiltere'de bir veritabanı üzerinde yapılan araştırma, yaşamın ilk iki yılında şeker alımını sınırlandırmanın, beyni gelecek yıllarda koruyabileceğini ortaya koydu Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesinden bilim insanları, araştırma kapsamında İngiltere "Biobank" projesine kaydolan yaklaşık 65 bin kişinin profillerini inceledi.Araştırma, İngi…
KAMU
Danıştay’dan Aile Hekimliği Yönetmeliğine Fren: Kritik Maddelerin Yürütmesi Durduruldu!
İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Yönetim Kurulu, 10 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe giren Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği’ne karşı açılan davada Danıştay 2. Dairesi’nin yürütmeyi durdurma kararı verdiğini duyurdu. Yapılan basın açıklamasında, kararın hem hekim hakları hem de nitelikli sağlık hizmeti açısından kritik bir eşik …
SAĞLIK
Aynı yolculukta farklı etki: Neden bazılarını araba tutar?
Halk arasında "araba tutması" diye bilinen sorun, yolculuklarda mide bulantısından baş dönmesine kadar pek çok belirtiye neden olabiliyor. Bu durumun önüne geçmek için ise bazı küçük tedbirlere başvurulabilir. Kimileri yolculuk boyunca rahatçakitapokuyabiliyor, telefonuna bakabiliyor ve saatlerce hiçbir rahatsızlık hissetmiyor. Kimileri ise daha y…
SAĞLIK
İstanbul'da özel sağlık kuruluşlarına 473 milyon lira ceza
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, yılın ilk 6 ayında İstanbulda özel sağlık kuruluşlarına yaptıkları 4 bini olağan dışı olmak üzere 12 binden fazla denetimde 473 milyon lira idari para cezası uyguladıklarını bildirdi İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, İstanbul'da sağlık hizmetlerinin devamlılığı ve kalite…
DUYURULAR
SAĞLIK
Çalışma: İnvaziv küf enfeksiyonları sanılandan daha yaygın çıktı
Yeni bir araştırma, istilacı küf enfeksiyonlarının sanılandan daha büyük ve daha yaygın bir sağlık tehdidi oluşturduğunu ortaya koyuyor. Yeni bir çalışmaya göre invaziv küf enfeksiyonları, bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler için yeterince ciddiye alınmayan ve potansiyel olarak ölümcül bir tehdit olabilir.Bulgular, Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafındanbu hafta yayımlandı(kaynak İngilizce)ve küf kaynaklı, invaziv küf hastalıkları olarak bilinen rahatsızlıkların ne kadar yaygın olduğunu daha iyi anlamayı amaçladı.“Bu ölçekte bir tahmine ilk kez ulaşıyoruz sayılır” dedi CDC’den Jeremy Gold, çalışmanın kıdemli yazarı.Sorunun boyutunu anlamak kritik önem taşıyor, diye ekledi; zira iklim değişikliğiyle bağlantılı kasırga ve seller gibi doğal afetlerin ardından bu sorunun büyümesi muhtemel.Şu anda mantar hastalıklarının görülme sıklığı ve ölüm oranlarına dair derlenmiş küresel tahminler bulunmuyor.2024 tarihli bir Lancet çalışması(kaynak İngilizce), dünya genelinde yılda 6,5 milyon invaziv mantar enfeksiyonu ve 3,8 milyon ölüm yaşandığını tahmin etti. Avrupa düzeyinde de kapsamlı bir kayıt sistemi yok; invaziv mantar enfeksiyonları için AB genelinde zorunlu bildirim bulunmuyor ve izleme, ulusal programlardan oluşan dağınık bir yapıya dayanıyor.Gold, ayrıca bu tür hastalıklara daha yatkın olan yaşlı nüfusun giderek büyüdüğünü de belirtti.İnvaziv küf hastalıkları, belirli küf türlerinin vücut dokularına girerek hasar verebildiği, nadir görülen ancak yaşamı tehdit eden enfeksiyonlardan oluşan geniş bir grubu ifade ediyor.Enfeksiyonların çoğu küf sporlarının solunmasıyla ortaya çıkıyor, ancak mantar kesik ve yaralardan ya da kontamine tıbbi ekipman yoluyla da vücuda girebiliyor.Çoğu insanda bu sporlar herhangi bir sağlık sorununa yol açmıyor, fakat ileri yaştaki kişiler, kanser hastaları ve bağışıklık sistemi zayıflamış diğer gruplar için hayati tehlike oluşturabiliyor. Tedavi genellikle uzun süreli antifungal ilaç kullanımı gerektiriyor.Bu tür vakaların yerel düzeyde ne kadar yaygın olduğunu daha iyi anlamak için araştırma ekibi, 2020 ile 2024 yılları arasında olası vakaları belirlemek üzere Atlanta bölgesindeki dört hastane ve bunlara bağlı ayakta tedavi klinikleriyle çalıştı.İlk aşamada yaklaşık 1000 olası vaka tespit edildi, ancak maruziyet belirtileri gösterse de invaziv küf hastalığı kriterlerini karşılamayan hastalar dışarıda bırakılarak sayı yaklaşık 450’ye indirildi.Ekip, 100 yatak için yılda üç ila beş vaka görülmesinin beklendiğini, daha karmaşık hastaların başvurduğu büyük akademik hastanelerde oranların daha yüksek olduğunu ortaya koydu.Vakaların çoğunda hastaların bağışıklık sistemi bozulmuştu; bazı durumlarda ise kişiler daha önce geçirdikleri COVID-19 enfeksiyonu nedeniyle zayıf düşmüştü.Gold, küfe maruziyetin hastanelerde ya da diğer sağlık kuruluşlarında gerçekleşebileceğini, ancak çalışmanın her bir hastanın ilk ne zaman ve nerede maruz kaldığını saptamaya çalışmadığını söyledi.Ayrıca verilerin, hastane yöneticilerine kendi vaka sayılarını beklenen aralıkla karşılaştırmaları ve bu rakamların olası bir salgına işaret edip etmediğini değerlendirmeleri için bir kıstas sunması gerektiğini belirtti.Kaynak: Euronews Sağlık
SAĞLIK
Araştırma: İki yaşından önce şekeri sınırlandırmak, daha iyi beyin sağlığı ile bağlantılı olabilir
İngiltere'de bir veritabanı üzerinde yapılan araştırma, yaşamın ilk iki yılında şeker alımını sınırlandırmanın, beyni gelecek yıllarda koruyabileceğini ortaya koydu. Hong KongBilim ve Teknoloji Üniversitesinden bilim insanları,araştırmakapsamındaİngiltere"Biobank" projesine kaydolan yaklaşık 65 bin kişinin profillerini inceledi.Araştırma, İngiltere'de şeker kısıtlamasının sona ermesiyle birlikte, insanların beslenme alışkanlıklarında hızla şeker miktarının artmasının etkisini analiz etti.İki yaşına kadar şeker kısıtlaması döneminde yaşayanlarda bunama oranının yüzde 23 düştüğü ve hastalığın iki buçuk yıl sonra teşhis edildiği görüldü.Araştırmacı Jiazhen Zheng, "Bulgularımız, yaşamın en erken dönemlerinde şeker tüketimini sınırlamanın beyin sağlığı için kalıcı faydalar sağlayabileceğini gösteriyor" değerlendirmesini yaptı.Çalışmanın sonuçları Neurology dergisinde yayımlandı.Kaynak: TRT Haber
SAĞLIK
Diyabet hastalarına arı sütüyle umut olacaklar
Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), uzuv kayıplarına kadar varan ciddi sorunlar doğuran diyabet hastalığı için arı sütü ile tedavi çalışması başlattı. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından da desteklenen projede, arı sütünden elde edilen ve hücrelerin birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan doğal nano yapıları özel bir hidrojel içerisine yerleştirilecek. Jel kıvamındaki örtü yara üzerine uygulandığında kontrollü şekilde iyileştirici maddeler salgılayacak. Bu sayede yaraların daha hızlı iyileşmesinin sağlanması, yeni damar oluşumunun desteklenmesi, enfeksiyon riskinin azaltması ve hücre yenilenmesinin hızlandırılması hedefleniyor BTÜ, diyabet hastalarının en önemli sağlık sorunlarından biri olan iyileşmeyen yaralar için yerli bir tedavi ürünü geliştirmeye hazırlanıyor. Diyabet hastalarında sık görülen ayak yaraları, zamanında tedavi edilmediğinde enfeksiyona neden olabiliyor, hatta uzuv kaybına kadar varan ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu soruna çözüm geliştirmek amacıyla BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökçe Taner'in yürütücülüğünde önemli bir proje hayata geçirildi.Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından da desteklenen 'Diyabetik Ayak Ülseri Tedavisine Yönelik Arı Sütü Kaynaklı Ekstraselüler Vezikül (RJEV)-Yüklü Fotokürlenebilir GelMA Hidrojellerin Geliştirilmesi' başlıklı projede, Bursa'dan elde edilen kaliteli arı sütleri kullanılacak. Doç. Dr. Gökçe Taner'in yürütücülüğündeki projede araştırmacı olarak; Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi İmmünoloji Bölümü’nden: Prof. Dr. Haluk Barbaros Oral, Doç. Dr. Diğdem Yöğen Ermiş, Dr. Öğretim Üyesi Salih Haldun Bal, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Sabire Güler yer alıyor. Projede genç bilim insanları Dr. Halime Serinçay doktora sonrası bursiyer ve Moleküler Biyolog Hilal Akar, Hilal Vardar ve İrem Özveri ise yardımcı personel olarak bulunuyor.Araştırmacılar, arı sütünden elde edilen ve hücrelerin birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan doğal nano yapıları özel bir hidrojel içerisine yerleştirecek. Jel kıvamındaki örtü yara üzerine uygulandığında kontrollü şekilde iyileştirici maddeler salgılayacak. Geliştirilecek yerli yara örtüsünün; yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlaması, yeni damar oluşumunu desteklemesi, enfeksiyon riskini azaltması, hücre yenilenmesini hızlandırması hedefleniyor.Türkiye'nin arı ürünleri bakımından zengin bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Gökçe Taner, bu çalışmanın yalnızca diyabet hastalarının yaşam kalitesini artırmayı değil, aynı zamanda yüksek katma değerli yerli sağlık ürünlerinin geliştirilmesine ve sağlık alanında dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sunacağını belirtti. Doç. Dr. Taner, "Biz bu projede, diyabetik ayak ülseri tedavisine yönelik arı sütü kaynaklı ekstrasellüler veziküllerin jel ve hidrojeller içerisine entegre edildiği yerli, biyoteknolojik, multifonksiyonel bir yara bakım ürünü geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu, özellikle diyabetik ayak yaraları için planlanıyor.Biliyorsunuz ki diyabet tüm dünyada önde gelen kronik hastalıklardan ve sağlık sorunlarından bir tanesi. Hatta dünyada 589 milyon kişi diyabet hastası ki bu yetişkin nüfusun yüzde 11'ine, her 9 kişiden birine tekabül eden bir sayı. Diyabet giderek artan bir hastalık. Fakat diyabet sadece bilinen şeker hastalığı, şekerin yüksekliği gibi bir hastalık değil, aynı zamanda ciddi komplikasyonlara sebep oluyor. Bu komplikasyonlardan bir tanesi de bu diyabetik ayak ülserleri denilen kronik, iyileşmeyen yaralar. Çünkü şeker hastalarında şekerin sürekli yüksek seyretmesi aynı zamanda damar ve sinir hasarına sebep oluyor. Dolayısıyla bir yara oluştuğunda, enfeksiyonla bir araya geldiğinde bazen uzuv kaybına kadar gidebilen çok ciddi bir sağlık sorununa dönüşüyor" diye konuştu.Proje sayesinde bu sağlık sorununa yönelik olarak doğal bir ürün olan arı sütünün yara iyileştirici etkisini kullanmayı hedeflediklerini dile getiren Doç. Dr. Taner, "Projemizin aslında diğer çalışmalardan farklı olan, özgün yönü ise arı sütünü doğrudan kullanmak yerine arı sütünün içerisinde yer alan veziküllere, ekstrasellüler veziküller denilen yapıları izole edip, kullanmak. Biz arı sütünden bu vezikülleri izole ettikten sonra yine projenin özgün taraflarından bir tanesi GelMA adı verilen hidrojel yapılar içerisine bu vezikülleri entegre etmeyi düşünüyoruz. Dolayısıyla bu jeller hem bu veziküllerin taşıyıcısı olacaklar hem bir yara ortamına uygulandıklarında kontrollü bir salım ortamı yaratacaklar. Diyabetik ülseratif yaralar oldukça derin yaralara dönüşüyorlar.Bu yaralar şekilsiz yaralar oldukları için geleneksel yara bakım ürünleri bu yaraların kapanmasında ve iyileşmesinde etkili olmuyor. Dolayısıyla bir hidrojel, hatta fotokürlenebilir bir yapı oluşturulduğunda bu yaraların içerisine, orada uygulandığı anda jelleşecek bir yara bakım ürününün yerleştirilmesi iyileşme sürecini de kontrollü bir hale dönüştürecek" dedi.Gazlı bezler gibi geleneksel yara bakım ürünlerinin sadece yaranın üzerini kapattığını, iyileşme sürecine herhangi bir katkıda bulunmadığını dile getiren Taner, "Aslında geliştirmiş olduğumuz ürün herhangi bir şekilde yara bakım ürünü olarak kullanılabilir. Özellikle son yıllarda biyomühendislik bölümünde biz buna yönelik çok fazla çalışma üretiyoruz. Çünkü özellikle geleneksel yara bakım ürünleri dediğimiz gazlı bezler gibi ürünler sadece yaranın üzerini kapatıyorlar, iyileşme sürecine herhangi bir şekilde katkı sunmuyorlar. Oysa hidrojel malzeme teknolojisi dediğimiz yeni nesil biyomalzemelerle birlikte yara ortamında hem nemli bir ortam yaratılıyor hem oradaki hücrelerin çoğalmasını destekleyecek, damarlanmayla birlikte anjiyogenez denilen yeni damar oluşumuyla birlikte oradaki dokunun biyolojik olarak onarımına destek verecek bir damarlanma süreci, kan akışı sürecini de destekleyecek yapılara ihtiyaç duyuluyor. Dolayısıyla biz doğal ürün katkılı biyomalzemelerin geliştirilmesi ile birlikte aslında yara bakım ürünlerinde yeni nesil alternatif biyoteknolojik ürünler geliştirmeyi hedefliyoruz" dedi.Projede deney hayvanlarının da kullanılacağını söyleyen Taner, "Aynı zamanda projemizde oldukça ileri seviyede moleküler karakterizasyon çalışmaları, deney hayvanları çalışmaları da olacak. Bu sayede aslında biz geliştirdiğimiz, planladığımız ürünün üretimine yönelik olarak aslında çok kademeli, disiplinler arası bir çalışmayı hayata geçirmeyi hedeflemekteyiz" diye konuştu.Projenin onaydan yeni geçtiğini belirten Doç. Dr. Gökçe Taner, "Şu an projeye başlama aşamasındayız. Fakat baktığımız zaman bu çalışmaların zaten bilimsel literatürde de oldukça güncel çalışmalar olduğunu görüyoruz. Hem vezikülleri elde edecek olmamız hem de bunu bir hidrojel malzemenin fotokürlenebilir özellikte biyo uyumlu, toksik olmayan, özellikle biyolojik aktif süreçleri destekleyecek malzemelere dönüştürülmesi günümüzde translasyonel tıp olarak bildiğimiz temel bilimdeki bütün araştırma bilgilerimizi medikal alana aktaracak bir yaklaşım olarak ortaya çıktı.Dolayısıyla biz proje başarıyla tamamlandığı takdirde gerçekten katma değeri yüksek, tedavilerde süreci kısaltabilecek bir yara bakım ürünü geliştirmeyi hedefliyoruz. Diyabet tüm dünyada her 9 kişiden birinde görülen ve önümüzdeki yıllarda katlanarak artacağı öngörülen hastalıklardan bir tanesi. Dolayısıyla bu kadar yüksek potansiyeli olan bir sağlık sorununun getireceği maddi yükü de düşündüğümüzde, enfeksiyonlarla seyreden, diyabetin komplikasyonlarından biri olan diyabetik kronik yaralarda böyle bir alternatif tedavi ürününün geliştirilmesinin ileride ülkemiz için önemli ekonomik bir katkı sağlayacağını da düşünüyoruz" dedi.Kaynak: Haberturk
SAĞLIK
Yaşlanma takıntılı milyoner, 'Kendimi klonlattım' dedi: Peki bu doğru mu?
Bryan Johnson, kendisini 'yeni doğmuş bir bebek olarak klonlattığını' iddia etti. Öte yandan, uzmanlar, Johnson'ın anlattığı işlemin gerçek anlamda klonlama olmadığını, yalnızca yetişkin hücrelerinden 'indüklenmiş pluripotent kök hücre' (iPSC) üretildiğini belirtiyor. Ömrünü uzatmak için başvurduğu kanıtsız tedaviler ve deneylerle tanınan ABD'li teknoloji girişimcisi Bryan Johnson, kendisini "yeni doğmuş bir bebek olarak klonlattığını" iddia etti.Buna göre Johnson, ihtiyacı olduğunda "klonundan" hücre ve organ nakilleri yaptırabilecek.Öte yandan, uzmanlar, Johnson'ın anlattığı işlemin gerçek anlamda klonlama olmadığını, yalnızca yetişkin hücrelerinden "indüklenmiş pluripotent kök hücre" (iPSC) üretildiğini belirtiyor.Johnson'ın açıklamaları, kök hücre teknolojisinin sınırları ve kamuoyuna nasıl sunulduğu konusunda yeni bir tartışma başlattı.Yakın zamanda tedavisi olmayan bir hastalığa yakalandığını açıklayan Johnson, X hesabından yaptığı paylaşımda petri kabında kendisinin "bebek versiyonunu" oluşturduğunu öne sürdü.Girişimci, bu sayede gelecekte kendi kendisinin "kan bağışçısı" olabileceğini, hatta organ nakli için kendisine ait organlar yetiştirebileceğini savundu.Johnson paylaşımında şu ifadeleri kullandı:"Bu bazı insanlara korkutucu, distopik bir gelecek gibi gelebilir. Ama bazıları bunun sağlık alanındaki kaçınılmaz gelecek olduğunu görecek."İlk bakışta açıklamalar gerçek bir insan klonunun üretildiği izlenimi verse de durum epey farklı. Zira Johnson'ın oluşturduğu yapı, bilim insanlarının indüklenmiş pluripotent kök hücre (iPSC) adını verdiği özel hücreler.Normalde bu tür hücreler yalnızca embriyo gelişiminin çok erken dönemlerinde görülüyor. Ancak son 20 yılda geliştirilen yöntemlerle araştırmacılar, deri veya kan gibi yetişkin hücrelerini genetik yöntrmleriyle yeniden programlayarak bu embriyonik duruma geri döndürebiliyor.Bu hücreler daha sonra teorik olarak sinir, kalp, karaciğer veya kas hücreleri gibi vücuttaki birçok farklı hücre tipine dönüşebiliyor.Johnson, kendi kök hücrelerini saklamanın ileride vücudunu yeniden oluşturmasına yardımcı olacağını düşünüyor.Buna göre bu hücreler sayesinde hasar gören akciğerlerini, görme yetisini ve diğer dokularını onarabileceğini savunuyor.Hatta bunun yaşlanmayı tersine çevirmenin yolunu açabileceğini iddia ediyor.Bilim insanları ise Johnson'ın anlattığı senaryoların büyük bölümünün henüz deneysel aşamada olduğuna dikkat çekiyor.İndüklenmiş pluripotent kök hücreler gerçekten de rejeneratif tıp alanında umut vadeden teknolojiler arasında yer alıyor. Kalp hastalıkları, Parkinson, omurilik yaralanmaları ve bazı göz hastalıklarında kullanım potansiyeli üzerine çok sayıda araştırma yürütülüyor.Ancak uzmanlara göre bu hücrelerden güvenilir şekilde işlevsel insan organı üretmek henüz mümkün değil.Johnson'ın öne sürdüğü gibi istenildiğinde kişiye özel kalp, karaciğer veya böbrek üretilebilmesine daha uzun yıllar ve derin bir araştırma süreci var.Bilim insanları kişiye özel organ üretmek için farklı yöntemler üzerinde çalışıyor.Bunlardan biri, insan kök hücrelerinden oluşturulan organ yapılarının domuz gibi hayvanlarda geliştirilmesi. Ancak bugüne kadar bu çalışmalar embriyo aşamasını geçemedi ve insanlara organ nakline dönüşmedi.Bir diğer yaklaşım ise "ksenotransplantasyon". Bu yöntemde genetiği değiştirilmiş domuzlardan alınan organlar insanlara naklediliyor. Ancak şimdiye kadar gerçekleştirilen denemeler çoğunlukla beyin ölümü gerçekleşmiş hastalar üzerinde yapıldı. Yaşayan hastalarda yapılan denemeler ise karışık sonuçlar verdi.Örneğin, 2022'de Maryland Üniversitesi'nde David Bennett'e genetiği değiştirilmiş domuz kalbi nakledildi. Bennett yaklaşık iki ay yaşadı. Organ ilk haftalarda çalıştı ancak daha sonra çeşitli nedenlerle başarısız oldu. Bu, yaşayan bir insana yapılan ilk domuz kalbi nakliydi. 2024'te ise Massachusetts Genel Hastanesi'nde Richard Slayman'a genetiği değiştirilmiş domuz böbreği nakledildi. Böbrek çalıştı ve hasta taburcu edildi. Slayman yaklaşık iki ay sonra öldü. Hastane, ölümün doğrudan böbrek reddine bağlı görünmediğini açıkladı.2024-2025 arasında başka hastalara da domuz böbreği nakledildi. Özellikle 2025'te bir hastada domuz böbreğinin 271 gün boyunca çalışması, alan için önemli bir rekor olarak değerlendirildi. Daha sonra böbrek vücut tarafından reddedildi, ancak hasta bu sürenin sonunda insan böbreği nakli alabildi.Yine de bu tür bir organ naklinin standart tedavi sayılabilmesi için çok daha fazla hastada başarıya ulaşılması ve reddedilme riskinin kabul edilebilir düzeyde olması gerekiyor.Bu gibi nedenlerden dolayı, uzmanlar, Johnson'ın yaptığı işlem bilimsel açıdan önemli olsa da "klonlama" olarak tanımlanmayacağı görüşünde.Zira ortada gelişmekte olan bir insan embriyosu veya petri kabında büyüyen minyatür bir Bryan Johnson yok. Yani gelecekte kullanılmak üzere dondurulmuş bir "yedek insan" oluşturulmuş değil.Johnson'ın elde ettiği şey, laboratuvarda farklı hücre tiplerine dönüşebilme potansiyeline sahip yeniden programlanmış kök hücreler.Eleştirmenlere göre Johnson'ın açıklamaları, bilimsel gelişmeleri olduğundan daha ileri bir aşamadaymış gibi gösterme eğilimini yansıtıyor.Kaynak: Euronews Sağlık
GÜNDEM
Muğla Seydikemer'de Büyük Orman Yangını: Hastane Tahliye Edildi, Karayolu Ulaşıma Kapatıldı
Muğla'nın Seydikemer ilçesinde tarım arazisinde başlayan ve şiddetli rüzgarın etkisiyle ormanlık alana sıçrayan yangın bölgede paniğe neden oldu. Hızla yayılan alevlerin yerleşim yerlerine yaklaşması üzerine geniş çaplı güvenlik önlemleri alındı.Edinilen bilgiye göre, tarım arazisinde henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangın, bölgede etkili olan şiddetli rüzgarın da tetiklemesiyle kısa sürede büyüyerek ormanlık alana ve çevredeki evlerin bulunduğu bölgelere ulaştı.Yangının tehlikeli boyutlara ulaşması üzerine bölgede alınan acil tedbirler şu şekilde:Evler Tahliye Edildi: Alevlerin tehdit ettiği güzergahtaki bazı evler güvenlik amacıyla hızla boşaltıldı.Hastalar Sevk Edildi: Yangının yaklaşması üzerine Seydikemer Devlet Hastanesi tedbir amacıyla tamamen tahliye edildi. Hastanede tedavi görmekte olan hastalar, güvenli bir şekilde Fethiye Devlet Hastanesi'ne nakledildi.Karayolu Kapatıldı: Yoğun duman ve yangının yola sıçrama riski göz önünde bulundurularak, Fethiye-Antalya karayolu geçici süreliğine ve tedbir amaçlı olarak trafiğe kapatıldı.Havadan Ve Karadan Müdahale SürüyorBölgeye sevk edilen çok sayıda itfaiye ve orman bölge müdürlüğü ekibinin alevlerle mücadelesi devam ediyor. Yangını kontrol altına alabilmek amacıyla çalışmalar hem karadan hem de havadan yoğun bir şekilde sürdürülüyor. Söndürme ekiplerinin ve gönüllü vatandaşların canla başla yürüttüğü bu mücadelenin, herhangi bir can kaybı yaşanmadan ve en az hasarla en kısa sürede sonuçlanması temenni ediliyor.
SAĞLIK
Portekiz semalarında zamanla yarış: INEM helikopterleri 3 dakikada havalandı
Portekiz’de her an havalanmaya hazır acil sağlık ekipleri var. Alarmla birlikte INEM helikopterleri 5 dakikadan kısa sürede en ücra noktalara gidip hayat kurtarıyor. Gün daha başlamadan, Portekiz’dekitıbbi acil durum helikopteriüslerinde ekipler hazır bekliyor. Her an bir çağrı gelebiliyor ve geldiğinde de geçen her saniye hayati önem taşıyor.Karadan müdahalede çoğu zaman yeterli zaman olmuyor. Havadan ise yanıt çok daha hızlı. Alarm verilmesiyle havalanma arasındaki ortalama tepki süresi üç dakika."Tıbbi acil durumlarda yanıt süresi başarının belirleyici faktörüdür. Şu anda üç dakikalık, mükemmel sayılabilecek bir süredeyiz. Bazı durumlarda bunun bile altına inebiliyoruz.Aktivasyonun ardından ortalama yanıt süremiz üç dakika" diye açıklıyor Gulf Med Aviation Services’in İber Yarımadası direktörü Hugo Chambel, Euronews’e konuşurken.Operasyon, Malta merkezli Medilink grubuna bağlı Gulf Med şirketi tarafından, Ulusal Tıbbi Acil Yardım Enstitüsü (INEM) bünyesindeki sağlık ekipleriyle işbirliği içinde yürütülüyor. Sistem,Loulé, Évora, Viseu ve Macedo de Cavaleiros’taki dört kalıcı üs üzerinden neredeyse tüm ülkeyi kapsayacak şekilde konuşlandırılmış durumda.Gulf Med, Portekiz’deki faaliyetine Temmuz 2025’te, INEM ile imzalanan ve yaklaşık 4 milyon avro tutarındaki doğrudan alım sözleşmesi kapsamında başladı; bu sözleşme geçen yılın ekim ayına kadar yürürlükte kaldı.Ekimin ardından şirket, INEM’in Tıbbi Acil Durum Helikopter Hizmeti (SHEM) için açtığı uluslararası kamu ihalesi sonucunda imzalanan 77,5 milyon avroluk sözleşme çerçevesinde hizmet vermeye başladı; bu sözleşme,24 saat görev yapacak dört hava aracından oluşan bir filoyu öngörüyordu.Beş yıllık sözleşme2030 yılının ortalarına kadar geçerlive toplam tutarı 77 milyon avroyu aşıyor.Nisan 2026’da şirket, sistemibeşinci bir helikopterin filoya katılmasıylagüçlendirdi ve Portekiz’deki toplam filo yatırımını yaklaşık 50 milyon avroya çıkardı. Bu ilave helikopter, yedek hava aracı olarak görev yapıyor ve dört üssün faaliyette olduğubakım dönemlerindeya da teknik nedenlerle yapılması gereken olası değişikliklerde operasyonların kesintisiz sürmesini sağlıyor.Ülkenin ıssız iç kesimlerinden karayollarına, hatta kıyı bölgelerine kadar birçok yerde, hızlı yardım sağlayabilecek tek ulaşım aracı çoğu zaman helikopter oluyor.Airbus H145 D3tipi hava araçları,tekerlekler yerine kızaklarladonatılmış yapıları sayesinde neredeyse her türlü araziye iniş yapabiliyor."Bundan eminiz; yalnızca bu tür görevler için tasarlanmış olmalarından değil. Ağırlıkları ve taşıma kapasiteleri son derece esnek olacak şekilde hesaplanmış durumda. Bu da şu anlama geliyor:Bu hava aracı, bir karayolu, bir çiftlik arazisi ya da iniş için daha az alan bulunan bir nokta fark etmeksizin neredeyse her yerde iniş yapabiliyor.Bizim coğrafi yapımız ve ihtiyaçlarımız için son derece uygun, dengeli helikopterler" diyor Gulf Med yetkilisi.İç bölümde,geniş kabin ve özel tıbbi donanımanında müdahaleye imkan verecek şekilde tasarlanmış. Uçuşlarda, kritik senaryolarda görev yapmaya hazır doktor ve hemşireler bulunuyor."Görev birkaç aşamadan oluşuyor. Daha yoldayken, ilk alınan bilgilere göre olası senaryoları tartışıyor ve hastaya yaklaşımda zaman kazanmak için karşılaşabileceğimiz güçlükleri önceden öngörüyoruz" diyor INEM’de dahiliye ve acil tıp uzmanı Leila Duarte, Euronews’e konuşurken."Ardından hastayı değerlendirip stabilize ediyor ve komuta merkeziyle temas halinde hangi hastaneye nakledeceğimize karar veriyoruz. Uçuş boyuncahastayı sürekli izliyor ve herhangi bir değişikliği varış hastanesine iletiyoruz" diye ekliyor.Kokpitte ise öncelik, her koşulda güvenli bir operasyon sağlamak."Bir birincil çağrı geldiğinde hızlı yanıt verebilmek için hava koşullarını her seferinde dikkatle kontrol ediyoruz. Gece uçuşları daha zorlu, çünkü iniş yapılacak yer de dahil olmak üzere birçok faktörü hesaba katmamız gerekiyor. Buna rağmengenellikle beş dakika içinde harekete geçebiliyoruz" diyor INEM’in Tıbbi Acil Durum Helikopter Hizmeti’nde pilotluk yapan Craig Dewar.Misyonlar ikiye ayrılıyor: Ekiplerin doğrudan olay yerine gönderildiği görevlerbirincil, hastaneler arası daha planlı nakiller iseikincilgörevler olarak sınıflandırılıyor. SHEM ayrıca, bir hastaneden diğerine nakledilen ve ileri düzey mekanik kalp-akciğer desteğine ihtiyaç duyan kritik hastalar içinorgan nakli ve ECMO ile nakil(Membranla Ekstrakorporal Oksijenasyon) görevlerini de üstleniyor.Bununla birlikte, birincil görevlerin sayısı giderek artıyor; bu da bu ulaşım aracının kritik durumlarda ne kadar önemli hale geldiğini gösteriyor. "İlk hedeflerimizden biri görevlerin niteliğine dair paradigmayı değiştirmekti.Artık ikincil görevlere kıyasla daha fazla birincil görev gerçekleştiriyoruz" diye anlatıyor Hugo Chambel.Yıl başından bu yana Évora’daki Heli Sul üssünden yaklaşık230 görev yürütüldü; bunların 160’ı birincil vakalardan oluştu. Bu rakam, özellikle ülkenin iç bölgelerinde tıbbi acil durumlara havadan yanıtın artan önemine işaret ediyor.Senaryo ne olursa olsun, amaç değişmiyor: hızla olay yerine ulaşıp hayat kurtarmak.Kaynak: Euronews Sağlık
SAĞLIK
Sağlık Bakanı Memişoğlu Kaymakam Adaylarıyla Bir Araya Geldi
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 28 Temmuz 2026 Salı günü, 111. Dönem Kaymakamlık Kursu’nda kaymakam adaylarıyla bir araya geldi. Sağlık Bakanı Memişoğlu, konuşmasında koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, tütünle mücadele, aile hekimliği uygulamaları, organ bağışı, yerli sağlık teknolojilerinin üretimi ve yapay zekâ destekli denetim sistemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Koruyucu sağlık hizmetlerini sağlık politikalarının merkezine aldıklarını belirten Bakan Memişoğlu, erken teşhis uygulamalarının vatandaşların yaşam kalitesine doğrudan katkı sunduğunu ifade ederek “Sadece beş ayda Türkiye’de 2 bin 800 erken kanser teşhisi yaptık. Yani bir trafik kazasında 2 bin 800 kişinin öldüğünü düşünün, siz 2 bin 800 kişiyi erken teşhis sayesinde yaşatıyorsunuz.” dedi. Tütün kullanımının toplum sağlığını tehdit eden en önemli risklerden biri olduğuna dikkati çeken Sağlık Bakanı Memişoğlu, 2025 yılında Türkiye’de 8 milyar paket sigara satıldığı bilgisini paylaşarak “Kişi başı 117 paket. Bu sizin mücadele edeceğiniz en önemli unsurlardan bir tanesidir. Bu asayişten bile tehlikeli durumda şu anda Türkiye’de ve bu ülkemize görünmez bir saldırıdır. Onun için bunu yönetmemiz gerekir. Bu mücadele yalnızca sağlık teşkilatının değil, tüm kamu kurumlarının ve toplumun ortak sorumluluğudur.” şeklinde konuştu. Bakan Memişoğlu, kronik hastalıkların erken tanısına yönelik tarama programlarının yaygınlaştırıldığını ve bu sayede 8 milyon 191 bin hastalığa tanı koyduklarını kaydetti. Sağlık Bakanı Memişoğlu, hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıkların erken dönemde tespit edilmesinin ileride gelişebilecek ciddi sağlık sorunlarının önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin sağlık alanında yalnızca hizmet sunan değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve üreten bir ülke olmayı hedeflediğini vurgulayan Bakan Memişoğlu, bu doğrultuda önemli projelerin hayata geçirildiğini belirtti. Sağlık Bakanı Memişoğlu, COVID-19 salgını döneminde yerli solunum cihazının 45 gün gibi kısa bir sürede seri üretime geçirildiğini anımsatarak bugün kamu hastanelerinde ASELSAN tarafından geliştirilen yerli mobil röntgen cihazlarının kullanıldığını sözlerine ekledi. Dünyada sınırlı sayıda ülkenin üretebildiği kalp-akciğer makinesinin yerli imkânlarla geliştirildiğini ve ilk kez bir Türk hastada başarıyla kullanıldığını ifade eden Bakan Memişoğlu, yerli ultrason cihazları ile aşı geliştirme çalışmalarının sürdüğünü belirterek “Birkaç sene içinde aşılarımızı kendimiz üreteceğiz.” dedi. Bakan Kemal Memişoğlu, konuşmasında organ bağışının önemine değinerek herkesi e-Devlet üzerinden organ bağışında bulunmaya davet etti. Elektronik organ bağışı sisteminde yapılan yeni düzenlemeyle kişilerin iradelerinin esas alındığını belirten Bakan Memişoğlu, organ bağışı beyanının vasiyet niteliğinde değerlendirildiğini ve bu düzenlemenin organ bağışı süreçlerini kolaylaştıracağını aktardı. Türkiye’nin sağlık alanındaki gelecek vizyonunu paylaşan Sağlık Bakanı Memişoğlu, doğru zamanda ve doğru yerde etkin tedaviyi esas alan, koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen, ilaç ve sağlık teknolojileri üreten bir sağlık sistemi hedeflediklerini belirterek “Özellikle sağlık sektörünün Türkiye’nin gelir kapılarından bir tanesi olmasını sağlamayı, 5 yılda 10 milyar dolar – 10 yılda 50 milyar dolarlık ihracat yapmayı hedefliyoruz.” diye konuştu. Sağlıklı bireylerin sağlıklarını korumaya yönelik yeni uygulamaların da hayata geçirildiğini belirten Bakan Memişoğlu, hazırlanan “Esenlik Mevzuatı” ile oteller gibi çeşitli yaşam alanlarında sağlıklı bireylere yönelik sağlıklı yaşam odaklı hizmetlerin sunulmasının önünün açıldığını söyledi. Bu kapsamda hekim, diyetisyen, fizyoterapist ve psikologların görev alabileceği bir model oluşturdukları bilgisini paylaşan Kemal Memişoğlu; amaçlarının tedavi hizmeti sunmak değil, bireylerin hastalanmadan önce sağlıklarını korumalarına katkı sağlamak olduğunu ifade etti. Sağlık Bakanı Memişoğlu, Türkiye’nin güçlü sağlık veri altyapısını yapay zekâ uygulamalarıyla desteklediklerini belirterek Risk Esaslı Denetim Sistemi’nden (REDES) bahsetti. Bakan Memişoğlu, dijital dönüşüm çalışmalarıyla sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmayı, kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlamayı ve denetim süreçlerini daha güçlü hâle getirmeyi hedeflediklerini dile getirdi.Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 28 Temmuz 2026 Salı günü, 111. Dönem Kaymakamlık Kursu’nda kaymakam adaylarıyla bir araya geldi.Sağlık Bakanı Memişoğlu, konuşmasında koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, tütünle mücadele, aile hekimliği uygulamaları, organ bağışı, yerli sağlık teknolojilerinin üretimi ve yapay zekâ destekli denetim sistemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Koruyucu sağlık hizmetlerini sağlık politikalarının merkezine aldıklarını belirten Bakan Memişoğlu, erken teşhis uygulamalarının vatandaşların yaşam kalitesine doğrudan katkı sunduğunu ifade ederek “Sadece beş ayda Türkiye’de 2 bin 800 erken kanser teşhisi yaptık. Yani bir trafik kazasında 2 bin 800 kişinin öldüğünü düşünün, siz 2 bin 800 kişiyi erken teşhis sayesinde yaşatıyorsunuz.” dedi.Tütün kullanımının toplum sağlığını tehdit eden en önemli risklerden biri olduğuna dikkati çeken Sağlık Bakanı Memişoğlu, 2025 yılında Türkiye’de 8 milyar paket sigara satıldığı bilgisini paylaşarak “Kişi başı 117 paket. Bu sizin mücadele edeceğiniz en önemli unsurlardan bir tanesidir. Bu asayişten bile tehlikeli durumda şu anda Türkiye’de ve bu ülkemize görünmez bir saldırıdır. Onun için bunu yönetmemiz gerekir. Bu mücadele yalnızca sağlık teşkilatının değil, tüm kamu kurumlarının ve toplumun ortak sorumluluğudur.” şeklinde konuştu.Bakan Memişoğlu, kronik hastalıkların erken tanısına yönelik tarama programlarının yaygınlaştırıldığını ve bu sayede 8 milyon 191 bin hastalığa tanı koyduklarını kaydetti. Sağlık Bakanı Memişoğlu, hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıkların erken dönemde tespit edilmesinin ileride gelişebilecek ciddi sağlık sorunlarının önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.Türkiye’nin sağlık alanında yalnızca hizmet sunan değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve üreten bir ülke olmayı hedeflediğini vurgulayan Bakan Memişoğlu, bu doğrultuda önemli projelerin hayata geçirildiğini belirtti.Sağlık Bakanı Memişoğlu, COVID-19 salgını döneminde yerli solunum cihazının 45 gün gibi kısa bir sürede seri üretime geçirildiğini anımsatarak bugün kamu hastanelerinde ASELSAN tarafından geliştirilen yerli mobil röntgen cihazlarının kullanıldığını sözlerine ekledi.Dünyada sınırlı sayıda ülkenin üretebildiği kalp-akciğer makinesinin yerli imkânlarla geliştirildiğini ve ilk kez bir Türk hastada başarıyla kullanıldığını ifade eden Bakan Memişoğlu, yerli ultrason cihazları ile aşı geliştirme çalışmalarının sürdüğünü belirterek “Birkaç sene içinde aşılarımızı kendimiz üreteceğiz.” dedi.Bakan Kemal Memişoğlu, konuşmasında organ bağışının önemine değinerek herkesi e-Devlet üzerinden organ bağışında bulunmaya davet etti. Elektronik organ bağışı sisteminde yapılan yeni düzenlemeyle kişilerin iradelerinin esas alındığını belirten Bakan Memişoğlu, organ bağışı beyanının vasiyet niteliğinde değerlendirildiğini ve bu düzenlemenin organ bağışı süreçlerini kolaylaştıracağını aktardı.Türkiye’nin sağlık alanındaki gelecek vizyonunu paylaşan Sağlık Bakanı Memişoğlu, doğru zamanda ve doğru yerde etkin tedaviyi esas alan, koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen, ilaç ve sağlık teknolojileri üreten bir sağlık sistemi hedeflediklerini belirterek “Özellikle sağlık sektörünün Türkiye’nin gelir kapılarından bir tanesi olmasını sağlamayı, 5 yılda 10 milyar dolar – 10 yılda 50 milyar dolarlık ihracat yapmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.Sağlıklı bireylerin sağlıklarını korumaya yönelik yeni uygulamaların da hayata geçirildiğini belirten Bakan Memişoğlu, hazırlanan “Esenlik Mevzuatı” ile oteller gibi çeşitli yaşam alanlarında sağlıklı bireylere yönelik sağlıklı yaşam odaklı hizmetlerin sunulmasının önünün açıldığını söyledi. Bu kapsamda hekim, diyetisyen, fizyoterapist ve psikologların görev alabileceği bir model oluşturdukları bilgisini paylaşan Kemal Memişoğlu; amaçlarının tedavi hizmeti sunmak değil, bireylerin hastalanmadan önce sağlıklarını korumalarına katkı sağlamak olduğunu ifade etti.Sağlık Bakanı Memişoğlu, Türkiye’nin güçlü sağlık veri altyapısını yapay zekâ uygulamalarıyla desteklediklerini belirterek Risk Esaslı Denetim Sistemi’nden (REDES) bahsetti. Bakan Memişoğlu, dijital dönüşüm çalışmalarıyla sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmayı, kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlamayı ve denetim süreçlerini daha güçlü hâle getirmeyi hedeflediklerini dile getirdi.Fotoğraf GalerisiKaynak: Sağlık Bakanlığı Haber
SAĞLIK
Sağlık Bakanı Memişoğlu Rize Şehir Hastanesinde İncelemelerde Bulundu
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 25 Temmuz 2026 Cumartesi günü, yapımı devam eden Rize Şehir Hastanesinde incelemelerde bulundu ve basın açıklaması yaptı. Sağlık Bakanı Memişoğlu, medya mensuplarına yaptığı açıklamada, Rize Şehir Hastanesi inşaatında gelinen son duruma ilişkin bilgi verdi. Yüzde 70 seviyesine ulaşılan projede çalışmaların planlandığı şekilde ilerlediğini belirten Bakan Memişoğlu, “İnşallah sene sonu itibarıyla inşaat aşamasını bitirip geçici kabulle 2027’de Rize Şehir Hastanesini vatandaşlarımızın hizmetine açacağız.” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sağlık alanında büyük bir dönüşüm gerçekleştirildiğini vurgulayan Bakan Memişoğlu, Türkiye’de 27 şehir hastanesinin vatandaşlara hizmet sunduğunu, 13 şehir hastanesinin inşaatının devam ettiğini, ayrıca 7 şehir hastanesi için de ihale ve proje çalışmalarının sürdürüldüğünü söyledi. Rize Şehir Hastanesinin 1.053 yatak kapasitesi ve 993 sismik izolatörüyle bölgenin sağlık üssü olacak nitelikte planlandığını belirten Sağlık Bakanı Memişoğlu, projede emeği geçenlere teşekkür etti. Sağlık çalışanlarının dünyanın en kaliteli sağlık hizmetlerinden birini sunduğunu ifade eden Bakan Memişoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımıza bunun liderliğini gösterdiği için milletim adına, vatandaşlar adına da şükranlarımı arz ediyorum.” dedi. Bakan Memişoğlu, Rize’deki sağlık yatırımlarına ilişkin bilgi verdi. Çayeli Devlet Hastanesinin fiziki gerçekleşme oranının yüzde 98’e ulaştığını belirten Kemal Memişoğlu, “Ekim ayında geçici kabulüne başlıyoruz. Hedefimiz Ocak 2027’de ilk hastayı almak.” şeklinde konuştu. Sağlık Bakanı Memişoğlu, mevcut Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin kapasitesinin artırılarak Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesine dönüştürüleceğini, ayrıca Rize’de Aile Sağlığı Merkezleri ile Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönelik yeni yatırımların hayata geçirileceğini belirtti. Bakan Memişoğlu, Fındıklı Devlet Hastanesine ilişkin proje çalışmalarının sürdüğünü, Çamlıhemşin’de arazi çalışmalarının devam ettiğini, Kalkandere ve İkizdere’de ise yeni sağlık binalarına yönelik projelendirme çalışmalarının yürütüldüğünü ifade etti. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ile birlikte yürütülecek yeni eğitim ve bilim projesi hakkında bilgi veren Sağlık Bakanı Memişoğlu, Rize Şehir Hastanesinin yanında morfoloji binası, eğitim merkezi ve laboratuvarlardan oluşacak kapsamlı bir bilim kampüsü inşa edileceğini duyurdu. Projenin dünya ölçeğinde örnek gösterilecek nitelikte olacağını ifade eden Bakan Memişoğlu, üniversite yönetimine, vakfına ve emeği geçenlere teşekkür etti. Sağlık Bakanlığı ile Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinin iş birliğiyle projenin kısa sürede başlatılacağını belirten Bakan Memişoğlu, yatırımın öğrencilere, bilim insanlarına ve ülkenin sağlık alanındaki geleceğine önemli katkılar sağlayacağını kaydetti. Sağlık Bakanı Memişoğlu, şehir hastanelerinin en üst düzey sağlık hizmeti sunan fiziki yapılar olduğunu belirterek Samsun Şehir Hastanesinde hasta kabulüne başlandığını; Ordu, Şanlıurfa ve Trabzon Şehir Hastanelerinde ise geçici kabul aşamasına geçildiğini ve bu hastanelerin de kısa süre içinde hizmet vermeye başlayacağını bildirdi. Diyarbakır, Mardin, Kahramanmaraş, Van, Denizli ile İstanbul’da Sancaktepe ve Fatih Sultan Mehmet Şehir Hastanelerinin inşaatlarının sürdüğü bilgisini paylaşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Tokat, Muğla, Konya, Hatay, İzmir ve ikinci Diyarbakır Şehir Hastanesi için de proje çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Ülkemizin dünyada en iyi sağlık hizmetini sunmanın yanı sıra artık sağlık alanında üretim yapabilir durumda olduğunu vurgulayan Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin kendi solunum cihazını ve kalp-akciğer makinesini ürettiğini hatırlatarak ultrason cihazı üretimine yönelik çalışmaların da sürdürüldüğünü aktardı. Sağlık Bakanı Memişoğlu, “Aynı zamanda tedavi anlamında da ilacından molekülüne, molekül tedavisinden immünoterapiye kadar bütün ilaçlarını kendi üretebilecek, aşısını da kendi yapacak bir ülke hâline gelme aşamasındayız.” ifadelerini kullandı. Hastalıkların tedavisini sürdürürken Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verdiklerini vurgulayan Kemal Memişoğlu, “Biz insanların sağlıklı kalmasını istiyoruz. Onun için bedenlerimize bakmamız, kötü alışkanlıklardan, sigaradan, alkolden ve kötü beslenmeden uzak durmamız lazım.” dedi. Bakan Memişoğlu, vatandaşları Sağlıklı Hayat Merkezlerinden ve Aile Sağlığı Merkezlerinden daha fazla yararlanmaya davet etti.Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 25 Temmuz 2026 Cumartesi günü, yapımı devam eden Rize Şehir Hastanesinde incelemelerde bulundu ve basın açıklaması yaptı.Sağlık Bakanı Memişoğlu, medya mensuplarına yaptığı açıklamada, Rize Şehir Hastanesi inşaatında gelinen son duruma ilişkin bilgi verdi. Yüzde 70 seviyesine ulaşılan projede çalışmaların planlandığı şekilde ilerlediğini belirten Bakan Memişoğlu, “İnşallah sene sonu itibarıyla inşaat aşamasını bitirip geçici kabulle 2027’de Rize Şehir Hastanesini vatandaşlarımızın hizmetine açacağız.” dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sağlık alanında büyük bir dönüşüm gerçekleştirildiğini vurgulayan Bakan Memişoğlu, Türkiye’de 27 şehir hastanesinin vatandaşlara hizmet sunduğunu, 13 şehir hastanesinin inşaatının devam ettiğini, ayrıca 7 şehir hastanesi için de ihale ve proje çalışmalarının sürdürüldüğünü söyledi.Rize Şehir Hastanesinin 1.053 yatak kapasitesi ve 993 sismik izolatörüyle bölgenin sağlık üssü olacak nitelikte planlandığını belirten Sağlık Bakanı Memişoğlu, projede emeği geçenlere teşekkür etti. Sağlık çalışanlarının dünyanın en kaliteli sağlık hizmetlerinden birini sunduğunu ifade eden Bakan Memişoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımıza bunun liderliğini gösterdiği için milletim adına, vatandaşlar adına da şükranlarımı arz ediyorum.” dedi.Bakan Memişoğlu, Rize’deki sağlık yatırımlarına ilişkin bilgi verdi. Çayeli Devlet Hastanesinin fiziki gerçekleşme oranının yüzde 98’e ulaştığını belirten Kemal Memişoğlu, “Ekim ayında geçici kabulüne başlıyoruz. Hedefimiz Ocak 2027’de ilk hastayı almak.” şeklinde konuştu.Sağlık Bakanı Memişoğlu, mevcut Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin kapasitesinin artırılarak Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesine dönüştürüleceğini, ayrıca Rize’de Aile Sağlığı Merkezleri ile Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönelik yeni yatırımların hayata geçirileceğini belirtti. Bakan Memişoğlu, Fındıklı Devlet Hastanesine ilişkin proje çalışmalarının sürdüğünü, Çamlıhemşin’de arazi çalışmalarının devam ettiğini, Kalkandere ve İkizdere’de ise yeni sağlık binalarına yönelik projelendirme çalışmalarının yürütüldüğünü ifade etti.Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ile birlikte yürütülecek yeni eğitim ve bilim projesi hakkında bilgi veren Sağlık Bakanı Memişoğlu, Rize Şehir Hastanesinin yanında morfoloji binası, eğitim merkezi ve laboratuvarlardan oluşacak kapsamlı bir bilim kampüsü inşa edileceğini duyurdu. Projenin dünya ölçeğinde örnek gösterilecek nitelikte olacağını ifade eden Bakan Memişoğlu, üniversite yönetimine, vakfına ve emeği geçenlere teşekkür etti.Sağlık Bakanlığı ile Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinin iş birliğiyle projenin kısa sürede başlatılacağını belirten Bakan Memişoğlu, yatırımın öğrencilere, bilim insanlarına ve ülkenin sağlık alanındaki geleceğine önemli katkılar sağlayacağını kaydetti.Sağlık Bakanı Memişoğlu, şehir hastanelerinin en üst düzey sağlık hizmeti sunan fiziki yapılar olduğunu belirterek Samsun Şehir Hastanesinde hasta kabulüne başlandığını; Ordu, Şanlıurfa ve Trabzon Şehir Hastanelerinde ise geçici kabul aşamasına geçildiğini ve bu hastanelerin de kısa süre içinde hizmet vermeye başlayacağını bildirdi.Diyarbakır, Mardin, Kahramanmaraş, Van, Denizli ile İstanbul’da Sancaktepe ve Fatih Sultan Mehmet Şehir Hastanelerinin inşaatlarının sürdüğü bilgisini paylaşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Tokat, Muğla, Konya, Hatay, İzmir ve ikinci Diyarbakır Şehir Hastanesi için de proje çalışmalarının devam ettiğini söyledi.Ülkemizin dünyada en iyi sağlık hizmetini sunmanın yanı sıra artık sağlık alanında üretim yapabilir durumda olduğunu vurgulayan Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin kendi solunum cihazını ve kalp-akciğer makinesini ürettiğini hatırlatarak ultrason cihazı üretimine yönelik çalışmaların da sürdürüldüğünü aktardı. Sağlık Bakanı Memişoğlu, “Aynı zamanda tedavi anlamında da ilacından molekülüne, molekül tedavisinden immünoterapiye kadar bütün ilaçlarını kendi üretebilecek, aşısını da kendi yapacak bir ülke hâline gelme aşamasındayız.” ifadelerini kullandı.Hastalıkların tedavisini sürdürürken Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verdiklerini vurgulayan Kemal Memişoğlu, “Biz insanların sağlıklı kalmasını istiyoruz. Onun için bedenlerimize bakmamız, kötü alışkanlıklardan, sigaradan, alkolden ve kötü beslenmeden uzak durmamız lazım.” dedi. Bakan Memişoğlu, vatandaşları Sağlıklı Hayat Merkezlerinden ve Aile Sağlığı Merkezlerinden daha fazla yararlanmaya davet etti.Fotoğraf GalerisiKaynak: Sağlık Bakanlığı Haber
SAĞLIK
Bakan Memişoğlu Tıbbi Cihaz Sektör Temsilcileri İstişare Toplantısı’na Katıldı
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 27 Temmuz 2026 Pazartesi günü, Trabzon’da gerçekleştirilen “Tıbbi Cihaz Sektör Temsilcileri İstişare Toplantısı”na katıldı. Toplantıda konuşan Sağlık Bakanı Memişoğlu, üretimin ve yerliliğin önemsendiğini vurgulayarak “Sağlıkta yerli ürettiğiniz her şeyi kamu hastanelerinde ve sağlık sisteminde kullanmaya hazırız. Bunu kullanırken hepimizin kaliteyi ve insan sağlığını öncelikli hâle getirmemiz gerekir.” ifadelerini kullandı. Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık alanında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini söyleyerek “Türkiye üretimini, teknolojisini dünyaya örnek olacak şekilde geliştirmek zorunda. Bu dönüşümü sağlayacak sizler ve bizleriz.” dedi. Sağlık hizmetlerinde Türkiye’nin dünyanın örnek aldığı bir altyapıya sahip olduğunu belirten Bakan Memişoğlu, artık sağlık sektöründe üretim odaklı yeni bir vizyonun benimsenmesi gerektiğini ifade ederek “Sağlıkta sadece hizmet sunan değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve üreten bir ülke olmalıyız.” şeklinde konuştu. Sağlık Bakanı Memişoğlu, “Bakanlık olarak sizin adınıza çalışıyoruz, size hizmet ediyoruz. Siz bizim değerlimizsiniz. Sizin ürettiğiniz, sattığınız tüm malzemeler bizim için çok değerli. Ülkemizde 60 milyar dolar ithalat yapıyoruz. Çevre ülkelerimizi, komşu ülkelerimizi saydığımız zaman 120 milyar dolar. Bugün bunun yarısını Türkiye üretebilir.” dedi. Türkiye’de 985 klinik çalışma ve 126 tıp fakültesi olduğunu vurgulayan Bakan Memişoğlu, “Biz kendimiz yapacağız diye bakıyoruz. Bu işin olacağına inanıyoruz. Bakanlık olarak inanıyoruz, siz sektör olarak da inanın.” ifadelerini kullandı. Kamu hastanelerinde yerli cihaz kullanım oranının yüzde 31 seviyesine ulaştığını ve yaklaşık 3’te birinin yerli olduğunu belirten Bakan Memişoğlu, bu oranın daha da artırılması için çalışmaların devam ettiğini kaydetti. “Başkasından malzeme alıp satan değil, kendi üretenin destekçisi olacağız” diyen Bakan Memişoğlu, “İnsanları destekleyeceğiz, firmaları destekleyeceğiz. 1.700 firmanın en az 200-300’ünün uluslararası olması için uğraşacağız.” dedi. “Bizim stratejik olarak gördüğümüz 40’ın üzerinde tıbbi cihaz var.” diyen Bakan Memişoğlu, sözlerine “Bugünü yarını değil, geleceği düşünün.” diyerek devam etti. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, “Yabancılara açıkça şunu söylüyorum, burada gelin yatırım yapalım. Türkiye’yi malzeme ve cihaz satılacak ülke değil, cihazı beraber üretebilecek bir ülke olarak görmenizi istiyoruz. Türkiye artık bir pazar değil, ortak olmak istiyor.” ifadelerini kullandı. “Ne üreteceksiniz, gelin Türkiye’de beraber üretelim” diyen Bakan Memişoğlu, “Bu konuda büyük bir planlamamız var. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a arz ettik. Çok yakında Türkiye’nin sağlık sektöründeki üretim ve teknolojisinde farklı bir vizyonu ortaya koyacak. O zaman da sizlerin daha büyük desteğinize ihtiyacımız olacak.” diye konuştu. Sağlık Bakanı Memişoğlu, dezenformasyonun insanlarda savunma mekanizmalarını geliştirdiğini ve ortak akıldan uzaklaştırdığını kaydetti. Türkiye’de bazen yanıltıcı düşüncenin ön plana çıktığını belirten Bakan Memişoğlu, “Biz bunlarla uğraşmak ve cevap vermek istemiyoruz. Enerjimizi geleceğe, üretime odaklı, misyonuna ve vizyonuna göre hareket eden yapı ve düşünce tarzına taşıyoruz. Sizlerden de bunu istiyoruz. Çalışalım, üretelim, birlikte hareket edelim.” dedi.Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 27 Temmuz 2026 Pazartesi günü, Trabzon’da gerçekleştirilen “Tıbbi Cihaz Sektör Temsilcileri İstişare Toplantısı”na katıldı.Toplantıda konuşan Sağlık Bakanı Memişoğlu, üretimin ve yerliliğin önemsendiğini vurgulayarak “Sağlıkta yerli ürettiğiniz her şeyi kamu hastanelerinde ve sağlık sisteminde kullanmaya hazırız. Bunu kullanırken hepimizin kaliteyi ve insan sağlığını öncelikli hâle getirmemiz gerekir.” ifadelerini kullandı.Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık alanında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini söyleyerek “Türkiye üretimini, teknolojisini dünyaya örnek olacak şekilde geliştirmek zorunda. Bu dönüşümü sağlayacak sizler ve bizleriz.” dedi.Sağlık hizmetlerinde Türkiye’nin dünyanın örnek aldığı bir altyapıya sahip olduğunu belirten Bakan Memişoğlu, artık sağlık sektöründe üretim odaklı yeni bir vizyonun benimsenmesi gerektiğini ifade ederek “Sağlıkta sadece hizmet sunan değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve üreten bir ülke olmalıyız.” şeklinde konuştu.Sağlık Bakanı Memişoğlu, “Bakanlık olarak sizin adınıza çalışıyoruz, size hizmet ediyoruz. Siz bizim değerlimizsiniz. Sizin ürettiğiniz, sattığınız tüm malzemeler bizim için çok değerli. Ülkemizde 60 milyar dolar ithalat yapıyoruz. Çevre ülkelerimizi, komşu ülkelerimizi saydığımız zaman 120 milyar dolar. Bugün bunun yarısını Türkiye üretebilir.” dedi.Türkiye’de 985 klinik çalışma ve 126 tıp fakültesi olduğunu vurgulayan Bakan Memişoğlu, “Biz kendimiz yapacağız diye bakıyoruz. Bu işin olacağına inanıyoruz. Bakanlık olarak inanıyoruz, siz sektör olarak da inanın.” ifadelerini kullandı.Kamu hastanelerinde yerli cihaz kullanım oranının yüzde 31 seviyesine ulaştığını ve yaklaşık 3’te birinin yerli olduğunu belirten Bakan Memişoğlu, bu oranın daha da artırılması için çalışmaların devam ettiğini kaydetti.“Başkasından malzeme alıp satan değil, kendi üretenin destekçisi olacağız” diyen Bakan Memişoğlu, “İnsanları destekleyeceğiz, firmaları destekleyeceğiz. 1.700 firmanın en az 200-300’ünün uluslararası olması için uğraşacağız.” dedi.“Bizim stratejik olarak gördüğümüz 40’ın üzerinde tıbbi cihaz var.” diyen Bakan Memişoğlu, sözlerine “Bugünü yarını değil, geleceği düşünün.” diyerek devam etti.Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, “Yabancılara açıkça şunu söylüyorum, burada gelin yatırım yapalım. Türkiye’yi malzeme ve cihaz satılacak ülke değil, cihazı beraber üretebilecek bir ülke olarak görmenizi istiyoruz. Türkiye artık bir pazar değil, ortak olmak istiyor.” ifadelerini kullandı.“Ne üreteceksiniz, gelin Türkiye’de beraber üretelim” diyen Bakan Memişoğlu, “Bu konuda büyük bir planlamamız var. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a arz ettik. Çok yakında Türkiye’nin sağlık sektöründeki üretim ve teknolojisinde farklı bir vizyonu ortaya koyacak. O zaman da sizlerin daha büyük desteğinize ihtiyacımız olacak.” diye konuştu.Sağlık Bakanı Memişoğlu, dezenformasyonun insanlarda savunma mekanizmalarını geliştirdiğini ve ortak akıldan uzaklaştırdığını kaydetti. Türkiye’de bazen yanıltıcı düşüncenin ön plana çıktığını belirten Bakan Memişoğlu, “Biz bunlarla uğraşmak ve cevap vermek istemiyoruz. Enerjimizi geleceğe, üretime odaklı, misyonuna ve vizyonuna göre hareket eden yapı ve düşünce tarzına taşıyoruz. Sizlerden de bunu istiyoruz. Çalışalım, üretelim, birlikte hareket edelim.” dedi.Fotoğraf GalerisiKaynak: Sağlık Bakanlığı Haber