Bizi Takip Edin

mRNA'dan sonra tRNA: Binlerce genetik hastalığa karşı tek tedavi olabilir

Yeni "tRNA" teknolojisi, birden fazla genetik bozukluğa karşı kullanılabilecek tek bir tedavi sunabilir.

Habere Git

KARACİĞER TÜMÖRLERİNDE GİRİŞİMSEL TEDAVİ KONFORU

Yaşamın sürdürülmesi için hayati öneme sahip olan karaciğer, hem kendi dokusundan gelişen primer yani birincil tümörlerin hem de başka organlardan yayılan metastatik tümörlerin görülebildiği nadir organların başında geliyor. Vücut için herhangi bir yedeği ya da alternatifi de bulunmayan karaciğerdeki tümörlerin tedavi planı, tümörün türü, boyutu, sayısı, yerleşimi ve hastanın genel sağlık durumu gibi birçok faktörle

Habere Git

Özel Sağlıkta Büyük Planlama: 34 Yeni Hastane, 239 Uzman Kadrosu Ve 2 Bin 620 Yatak

Özel Sağlıkta Büyük Planlama: 34 Yeni Hastane, 239 Uzman Kadrosu Ve 2 Bin 620 Yatak

Habere Git

Çorum Fizik Tedavi Hastanesi Bakanlığın Yatırım Programına Alındı

Ankara İskilipliler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Daşcı'nın, Çorum'un fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Sağlık Bakanlığına yaptığı kapsamlı resmi başvuru önemli bir aşamaya ulaştı. Sağlık Bakanlığı, "Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi Hastanesi Ek Bina Yatırımı"nı 2027 yılı yatırım programına alınmak üzere Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sundu.

Habere Git

Sağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!

Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.

Habere Git
SAYI: 351 | TEMMUZ 2026

351. Sayı

Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.

Dijital Okuma
PDF İndirme Seçeneği
İnteraktif Flipbook
351. Sayı

CANLI YAYIN TAKVİMİ

TÜMÜNÜ GÖR >
05
Kas
Prş
09:00 CANLI

3. Ulusal Biyomedikal Kongresi 5–8 Kasım 2026 tarihlerinde, Antalya'da Kremlin Palace Otel'de

İZLE
01
Nis
Prş
10:00 CANLI

OHSAD Kurultayı – Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları

Prof. Dr. Kemal Memişoğlu - T.C. Sağlık Bakan
İZLE
15
Nis
Prş
10:00 CANLI

Tüyap Expomed Eurasia İstanbul Medikal Fuarı

İZLE

ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR

TÜMÜNÜ GÖR >
Muayene Katılım Payı Nedir?|Sağlıkla Güvende Kalın 79. Bölüm
RÖPORTAJ

Muayene Katılım Payı Nedir?|Sağlıkla Güvende Kalın 79. Bölüm

16 Ağustos 2026 29
KLS Martin’in İleri Cerrahi Çözümleri Oypa Medikal Güvencesiyle Türkiye’de
RÖPORTAJ

KLS Martin’in İleri Cerrahi Çözümleri Oypa Medikal Güvencesiyle Türkiye’de

09 Ağustos 2026 65
PAQEN: Tıbbi Cihazlarda İnovasyon, Regülasyon ve AR-GE’nin Güçlü Ortağı
RÖPORTAJ

PAQEN: Tıbbi Cihazlarda İnovasyon, Regülasyon ve AR-GE’nin Güçlü Ortağı

09 Ağustos 2026 68
SAĞLIKTA YENİ BİR DENGE KURULMALIDIR
KÖŞE YAZISI

SAĞLIKTA YENİ BİR DENGE KURULMALIDIR

Mustafa DAŞCI

04 Eylül 2026 56

GÜNCEL HABERLER

TÜMÜNÜ GÖR >
Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesinde suda doğum dönemi başladı SAĞLIK
SAĞLIK

Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesinde suda doğum dönemi başladı

Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesinde anne adaylarının doğum sürecini daha konforlu ve kontrollü geçirmelerini sağlamak amacıyla hidroterapi eşliğinde doğum (suda doğum) hizmeti verilmeye başlandı.Hastane bünyesinde hizmete alınan Hidroterapi Ünitesi’nde, uygun gebelerde doğum eyleminin aktif döneminin bir bölümünün 36-37 derece sıcaklığındaki …

07 Eylül 2026 22
KDC'deki Ebola salgınında can kaybı 3 bin 95’e yükseldi SAĞLIK
SAĞLIK

KDC'deki Ebola salgınında can kaybı 3 bin 95’e yükseldi

Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde etkisini sürdüren Ebola salgınında yaşamını yitirenlerin sayısı 3 bin 95'e yükseldi Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) Sağlık Bakanlığı, 15 Mayıs’ta ilan edilen Ebola salgınında hayatını kaybedenlerin sayısının 3 bin 95’e çıktığını duyurdu.KDC Sağlık Bakanlığı’nın paylaştığı son verilere göre, ülkedeki 6 eyaletin 6…

07 Eylül 2026 32
Fizyoterapi yalnızca ağrıyı tedavi etmek için yapılmıyor SAĞLIK
SAĞLIK

Fizyoterapi yalnızca ağrıyı tedavi etmek için yapılmıyor

Uzun süre masa başında çalışma ve hareketsiz yaşamın boyun, sırt ve bel ağrıları ile duruş bozuklukları gibi sorunları artırabildiğine dikkat çeken Fizyoterapist Ayşenur Hacıhasanoğlu, "Özellikle erken dönemde doğru egzersiz ve kişiye özel hareket eğitimiyle sorunun ilerlemesi önlenebilir, iyileşme süreci hızlandırılabilir ve tekrarlama riski azal…

07 Eylül 2026 26
Şeker hastalığının sessiz belirtileri: Diyabet fark edilmeden ilerleyebilir SAĞLIK
SAĞLIK

Şeker hastalığının sessiz belirtileri: Diyabet fark edilmeden ilerleyebilir

Endokrinoloji Uzm. Dr. Melek Aksu Geyik, tip 2 diyabet ve prediyabetin uzun süre belirgin şikâyetlere neden olmadan ilerleyebileceğini belirterek, günlük yaşamda sıradan görülen bazı değişikliklerin kan şekeriyle ilgili önemli uyarılar olabileceğini söyledi.Diyabetin her zaman belirgin şikâyetlerle ortaya çıkmadığını ifade eden Büyük Anadolu Samsu…

07 Eylül 2026 16
 
Yüksekova’da parkta sağlık molası: Vatandaşlar tansiyon ve şeker ölçümü için akın etti SAĞLIK
SAĞLIK

Yüksekova’da parkta sağlık molası: Vatandaşlar tansiyon ve şeker ölçümü için akın etti

Hakkari’nin Yüksekova İlçe Sağlık Müdürlüğü koordinesinde 15 Temmuz Şehitler Parkı’nda vatandaşlara yönelik sağlık taraması ve bilgilendirme faaliyeti başlatıldı.Cengiz Topel Caddesi üzerindeki parkta kurulan stantta, ilçe sakinlerine tansiyon ve kan şekeri ölçümü yapılarak kronik rahatsızlıklar hakkında bilgilendirmede bulunuldu. Etkinliğin ilk gününde gösterilen yoğun ilgi, vatandaşların sağlık bilincine verdiği önemi ortaya koydu. Üç gün süreyle devam edecek program kapsamında, yarın diyetisyen eşliğinde boy ve kilo ölçümleri gerçekleştirileceği bildirildi.Aynı gün fizyoterapistler rehberliğinde düzenlenecek hareketli etkinlikler ve "Hareket Yaşını Öğren" uygulamasıyla katılımcılara sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırılması hedefleniyor.Kaynak: İHA

07 Eylül 2026 1
BAÜN Hastanesi Robotik Cerrahi Teknolojisiyle güçleniyor SAĞLIK
SAĞLIK

BAÜN Hastanesi Robotik Cerrahi Teknolojisiyle güçleniyor

Balıkesir Üniversitesi Hastanesi, ileri teknoloji robotik cerrahi sistemiyle cerrahi tedavilerde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Üniversitenin akademik birikimi ile ileri cerrahi teknolojinin buluşması, Balıkesir’in yanı sıra çevre illerde yaşayan hastaların ileri teknoloji sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırıyor.Balıkesir Üniversitesi Hastanesi bünyesine kazandırılan ileri teknoloji robotik cerrahi sistemi, yüksek görüntü kalitesi, üç boyutlu görüntüleme ve hassas cerrahi hareket kabiliyetiyle cerrahlara gelişmiş bir çalışma altyapısı sağlıyor. Başta Üroloji olmak üzere Genel Cerrahi ve Kadın Hastalıkları ve Doğum alanlarında kullanılabilen sistemin, özellikle onkolojik cerrahilerde önemli katkılar sağlaması bekleniyor.Robotik cerrahiyle hassas ve konforlu cerrahiRobotik cerrahi, son yıllarda kullanım alanı giderek genişleyen modern cerrahi yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor. Minimal invaziv yapısı sayesinde küçük girişlerden cerrahi müdahale yapılmasına imkan tanıyan sistem; iyileşme ve hastanede kalış süresi, ameliyat sonrası ağrı ve kanama açısından açık ameliyatlara kıyasla hastalar için olumlu sonuçlar sağlayabiliyor. Yüksek çözünürlüklü üç boyutlu görüntüleme ve hassas hareket kabiliyeti ise cerrahi alanın daha ayrıntılı görülmesine ve özellikle anatomik olarak dar ve hassas bölgelerde daha kontrollü operasyonlar gerçekleştirilmesine imkan tanıyor.Robotik cerrahi sistemi; cerrah konsolu, gelişmiş görüntüleme sistemi ve robotik kollardan oluşuyor. Cerrah tarafından konsol aracılığıyla yönetilen sistem, farklı cerrahi enstrümanlarla kullanılabiliyor. Robotik kolların sağladığı hassasiyet ve kontrol, cerrahi müdahalelerin daha kontrollü gerçekleştirilmesine katkı sağlarken, sistemin tamamen cerrahın kontrolünde çalışması robotun cerrahın yerini alan bağımsız bir teknoloji olmadığını ortaya koyuyor.Başta üroloji olmak üzere farklı cerrahi alanlarda ve özellikle onkolojik operasyonlarda yaygın olarak kullanılan robotik cerrahinin, prostat, böbrek ve mesane gibi anatomik olarak dar ve hassas bölgelerde gerçekleştirilen operasyonlarda önemli avantajlar sunduğu belirtiliyor. Yöntemin cerrahi hassasiyetin yanı sıra ameliyat sonrası iyileşme sürecine ve hasta konforuna da olumlu katkılar sağlayabildiği ifade ediliyor. Robotik cerrahinin BAÜN Hastanesinde kullanılmaya başlanmasıyla birlikte, modern cerrahi yöntemlerin Balıkesir’de hastaların hizmetine sunulması ve üniversite hastanesinin bölgesel sağlık hizmetlerindeki rolünün güçlendirilmesi hedefleniyor. BAÜN Hastanesi, bu teknolojiye sahip Türkiye’deki 15 üniversite hastanesinden biri olarak, ileri teknoloji cerrahi uygulamalarında önemli bir konuma sahip bulunuyor.Balıkesir Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağdaş Şenel, robotik cerrahinin özellikle kanser ameliyatlarında yaygın olarak kullanılan ve hasta konforu açısından önemli avantajlar sağlayabilen bir yöntem olduğunu belirtti. Şenel, robotik cerrahinin açık ameliyatlara kıyasla iyileşme ve hastanede kalış süresi, ameliyat sonrası ağrı ve kanama açısından olumlu sonuçlar sağlayabildiğini ifade etti.Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Can Aykanat ise robotik sistemin tamamen cerrahın kontrolünde çalıştığını, robotun cerrahın yerini alan bağımsız bir sistem olmadığını belirtti. Dr. Aykanat, gelişmiş görüntüleme ve hassas hareket kabiliyetinin özellikle dar ve hassas bölgelerde gerçekleştirilen cerrahi müdahalelerde daha kontrollü çalışma imkânı sunduğunu ifade etti.Balıkesir Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Doç.Dr. Bahadır Çağlar da son yıllarda hastanenin fiziki altyapı, insan kaynağı ve teknolojik donanım açısından önemli bir büyüme sürecinden geçtiğini belirterek, yeni hizmet binaları ve 300’ün üzerinde yardımcı sağlık personeliyle sağlık hizmetlerinin daha da güçlendirileceğini ifade etti. Son dönemde özellikle yüksek teknoloji alanında önemli yatırımlar gerçekleştirildiğini belirten Başhekim, robotik cerrahi sisteminin de bu yatırımların en önemli adımlarından biri olduğunu vurgulayarak, bu yatırımların hastaneye kazandırılmasında sağladıkları destek ve katkılar dolayısıyla üniversite üst yönetimine teşekkür etti.Konu hakkında açıklama yapan Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tülin Akarsu Ayazoğlu, robotik cerrahi sisteminin üniversiteye kazandırılmasının bilimsel araştırma, tıp eğitimi ve hasta hizmetleri açısından önemli katkılar sağlayacağını belirtti. Robotik cerrahiyle birlikte yapay zeka destekli araştırmaların da gelişeceğini ifade eden Prof. Dr. Ayazoğlu, Balıkesir’de hasta hizmetleri, eğitim, araştırma, üniversite-sanayi iş birliği, ulusal ve uluslararası projeler ile sağlık turizmini kapsayan güçlü bir robotik cerrahi ekosistemi oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.BAÜN Hastanesine Geleceğin Cerrahisi İçin Önemli YatırımBalıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, robotik cerrahi sisteminin hastanede kullanılmaya başlanmasıyla birlikte Balıkesir Üniversitesi Hastanesinin sağlık hizmetlerindeki teknolojik altyapısını güçlendirdiğini belirtti. Sistemin geleceğin cerrahisine yönelik önemli bir yatırım olduğunu ifade eden Prof. Dr. Oğurlu, robotik cerrahi teknolojisinin Balıkesir’de ilk kez BAÜN Hastanesinde uygulanmaya başlanmasının ve çevre illerde de sınırlı sayıda merkezde bulunmasının bölge açısından önemli bir kazanım olduğunu vurguladı.Robotik cerrahinin BAÜN Hastanesinde uygulanmasıyla ileri teknoloji cerrahi hizmetlerinin üniversite hastanesinde gerçekleştirileceğini ve hastanenin bölgesel sağlık hizmetlerindeki rolünün daha da güçleneceğini belirten Rektör Oğurlu, sistem sayesinde Balıkesir ve çevre illerdeki hastaların ileri teknoloji cerrahi hizmetlerinden kendi bölgelerinde yararlanabilmesinin hedeflendiğini söyledi. Daha azını görröntgen, hastane ve yazı görseli olabilir. röntgen, hastane ve yazı görseli olabilir. röntgen, hastane ve yazı görseli olabilir. röntgen, hastane ve şunu diyen bir yazı ’MEDBOT’ görseli olabilir. röntgen, hastane ve şunu diyen bir yazı ’MEDBOT MEDBOT MEUD MED MELISOT’ görseli olabilirKaynak: İHA

07 Eylül 2026 1
Bakan Memişoğlu:"31 bin aile hekimimizle kronik hastalıklara karşı erken tanı ve düzenli izlem süreçlerini titizlikle yürütüyoruz. SAĞLIK
SAĞLIK

Bakan Memişoğlu:"31 bin aile hekimimizle kronik hastalıklara karşı erken tanı ve düzenli izlem süreçlerini titizlikle yürütüyoruz.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "8 binden fazla Aile Sağlığı Merkezimizde görev yapan 31 bin aile hekimimizle kronik hastalıklara karşı erken tanı ve düzenli izlem süreçlerini titizlikle yürütüyoruz" dedi.Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, kronik hastalıklara karşı erken tanı ve düzenli izlem süreçlerinin titizlikle yürütüldüğünü açıklayarak şu ifadelere yer verdi:"8 binden fazla Aile Sağlığı Merkezimizde görev yapan 31 bin aile hekimimizle kronik hastalıklara karşı erken tanı ve düzenli izlem süreçlerini titizlikle yürütüyoruz. Son iki yılda gerçekleştirdiğimiz 158 milyon kronik hastalık taraması sayesinde 14 milyondan fazla erken teşhis koyarak hastalıklara zamanında müdahale ettik. Unutmayalım: Erken teşhis, sağlıklı bir geleceğin en önemli adımlarından biridir. Koruyucu sağlık hizmetlerimizi güçlendirerek vatandaşlarımızın sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmelerini desteklemeye devam edeceğiz."Kaynak: İHA

07 Eylül 2026 1
8 ayda 16 milyon kişiye ücretsiz sağlık hizmeti SAĞLIK
SAĞLIK

8 ayda 16 milyon kişiye ücretsiz sağlık hizmeti

Türkiye genelinde sayısı 357'ye ulaşan Sağlıklı Hayat Merkezlerinde, bu yılın 8 ayında 16 milyondan fazla kişiye sigara bırakmadan beslenmeye, kanser taramasından psikolojik danışmanlığa kadar birçok alanda ücretsiz hizmet sunuldu. Sağlık BakanlığıHalk Sağlığı Genel Müdürü Erdoğan Öz, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, hafta boyunca her gün farklı bir başlıkla vatandaşların koruyucu sağlık hizmetleri konusunda farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.Koruyucu sağlık hizmetlerinde Sağlıklı Hayat Merkezlerinin, önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Öz, bu merkezlerde vatandaşlara çok sayıda alanda ücretsiz danışmanlık ve sağlık hizmeti sunulduğunu söyledi.Öz, son 2 yılda 93 Sağlıklı Hayat Merkezinin açıldığını anımsatarak, böylece Sağlıklı Hayat Merkezi sayısının 357 olduğunu, merkezlerde birçok hizmetin ücretsiz sunulduğunu kaydetti.Geçen yıl yaklaşık 22 milyon kişinin bu merkezlerden yararlandığını aktaran Öz, "2026 yılının başından itibaren 8 ayda 16 milyondan fazla kişiye Sağlıklı Hayat Merkezlerinde sağlık hizmeti verildi" dedi.[Fotoğraf: AA]Sağlıklı Hayat Merkezlerinde sigara bırakma, beslenme ve fiziksel aktivite gibi alanlarda da danışmanlık hizmeti verildiğini anlatan Öz, 2024'ten bu yana sigara bırakma polikliniklerinde 225 binden fazla kişiye ücretsiz danışmanlık sağlandığını belirtti.Kansertaramalarının da merkezlerde yürütülen önemli hizmetlerden olduğunu vurgulayan Öz, "Kanser Erken Teşhis, Tarama veEğitimMerkezlerinde 10 milyonu aşkın kişiye erken tanı ve teşhis hizmetleri verdik" diye konuştu.Öz, Sağlıklı Hayat Akademisi'nde (SAHA) bulunan menopoz okullarında da danışmanlık hizmetleri verildiğini, bu kapsamda 80 binden fazla kişiye ulaşıldığını söyledi.Vatandaşların Sağlıklı Hayat Merkezlerinden yararlanmak için Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu alabileceğini dile getiren Öz,ailehekimlerinin de hastalarını bu merkezlere yönlendirebildiğini aktardı.Öz, merkezlerde 17 farklı uzmanlık alanında da hizmet sunulduğunu ifade ederek, vatandaşların diyetisyen, psikolog gibi branşlar için de randevu oluşturabildiğini kaydetti.Sağlıklı Hayat Merkezlerinde gebe okullarının da hizmet verdiğini belirten Öz, anne ve baba adaylarının da bu programlardan yararlanabildiğini aktardı.Gebelerin ihtiyaç duyması halinde fizyoterapist ve diyetisyenlere yönlendirildiğini ifade eden Öz, merkezlerde diş sağlığı hizmetlerinin de sunulduğunu söyledi.Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Öz, vatandaşların koruyucu sağlık hizmetlerinden daha fazla yararlanmasının, hastalıkların erken dönemde tespit edilmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılması açısından önem taşıdığını vurguladı.Kaynak: TRT Haber

07 Eylül 2026 28
Okula dönüşte ailelere öneriler SAĞLIK
SAĞLIK

Okula dönüşte ailelere öneriler

Sağlık Bakanlığı, yaz tatilinin ardından çocuklar ve gençlerin okula dönüş sürecine uyum sağlamalarını kolaylaştırmak amacıyla ailelere yönelik önerilerde bulundu. Bakanlıktan, yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde çocukların okula uyum sürecinde ailelere rehberlik etmek amacıyla yapılan yazılı açıklamada, yaz tatilinin ardından okula dönüş sürecinin, çocuklar ve gençler için çeşitli uyum sorunlarını beraberinde getirebildiği belirtildi.Tatilin ardındanuykudüzenine dönmek, ekran kullanımını azaltmak veya ödev yapmak gibi sorumlulukların öğrenciler için zorlayıcı olabildiği ifade edilen açıklamada, bu süreçte çocukların ve gençlerin yaşadığı kaygının anlaşılması ve akademik başarının yanı sıra ruh sağlıklarının gözetilmesinin önem taşıdığı aktarıldı.Açıklamada, "Okula adaptasyon sürecinde ekran kullanımı günlük yaşamı aksatmayacak şekilde sınırlandırılmalı ve kurallaraileiçerisinde belirlenmelidir. Ekran kullanımının azaltılması sürecinde tüm kuralların aynı anda uygulanması yerine kademeli bir yaklaşım benimsenmeli ve aşırı sınırlayıcı olunmamalıdır." ifadelerine yer verildi.Ekran kullanımının azaltılmasıyla birlikte çocukların spor, müzik, sanat ve hobi gibi farklı etkinliklere yönlendirilmesinin, ekran dışında geçirdikleri zamanın artırılmasına katkı sağladığı belirtilen açıklamada, yemek sırasında ve birlikte vakit geçirilen diğer zamanlarda ekran kullanımına yer verilmemesinin, uykudan en az 30 ila 60 dakika önce ekran kullanımının sonlandırılmasının ve ekranların yatak odasından çıkarılmasının da günlük düzenin oluşturulması açısından önem taşıdığı bildirildi.Açıklamada, okula başlamanın, özellikleokulöncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri için önemli bir geçiş dönemi olduğuna dikkat çekilirken, çocukların aile ortamından çıkarak düzenli ve kurallı bir yapıya geçmelerinin ayrılık kaygısı ve uyum sorunlarına neden olabildiği, uyum sürecinde çocukların yaşadığı duyguların anlaşılması, kabul edilmesi ve desteklenmesinin önem taşıdığı dile getirildi.Okul hayatına yeni başlayacak çocukların zihninde okulun keyifli bir öğrenme ve sosyalleşme ortamı olduğuna ilişkin olumlu bir fikrin oluşmasının, okula uyum sürecini kolaylaştırdığı ve bu nedenle ebeveynlerin çocuklara okuldan söz ederken olumlu ifadeler kullanması gerektiği aktarıldı.Açıklamada, şunlar kaydedildi:"Okulda çocukların hoşuna gidecek etkinliklerin yapıldığı, oyunlar oynandığı ve yeni arkadaşlar edinilebildiği vurgulanmalıdır. Çocukların okula ilişkin sorularının sabırla yanıtlanması, okulda karşılaşacakları günlük düzen hakkında önceden bilgilendirilmeleri gerekir.Ailelerin öğretmen ve okul yönetimi ile işbirliği içerisinde olması, öğretmenler tarafından açıklanan programa ve uygulama çizelgesine uyum sağlaması önem taşımaktadır.Okula dönüş sürecinde çocukların yaşadığıkaygıve diğer duyguların anlaşılması, duygularını paylaşmalarına fırsat verilmesi önemlidir. Çocuklar sınıflarındaki veya çevrelerindeki diğer çocuklarla kıyaslanmamalı, özgüvenlerine zarar verebilecek ifadelerden özellikle kaçınılmalıdır."Kaynak: TRT Haber

07 Eylül 2026 23
Psikiyatri Uzmanı Dr. Aydın: Çocuğunuza verebileceğiniz en güçlü mesaj "Sen bunu yapabilirsin" SAĞLIK
SAĞLIK

Psikiyatri Uzmanı Dr. Aydın: Çocuğunuza verebileceğiniz en güçlü mesaj "Sen bunu yapabilirsin"

Memorial Bodrum Hastanesi Psikiyatri Bölümünden Uzm. Dr. Gözde Erden Aydın, okul başlangıcında ebeveynlerin kendi kaygılarını fark etmelerinin ve bu kaygının çocuğa yansımaması için doğru tutumu geliştirmelerinin önemine dikkat çekiyor.Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar kadar ebeveynler için de yeni bir dönem başlıyor. Çocuğun ilk kez okuldan ayrılması, yeni bir ortama uyum sağlaması ve kendi başına zaman geçirmeye başlaması; ebeveynlerde heyecan ve gururun yanı sıra kaygı, suçluluk ve "Acaba hazır mı?" endişesini de beraberinde getirebiliyor.Memorial Bodrum Hastanesi Psikiyatri Bölümünden Uzm. Dr. Gözde Erden Aydın konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Çocuğun okul kapısında ağlaması, ebeveynde onu hemen rahatlatma ve yaşadığı güçlüğü ortadan kaldırma isteğine neden olabiliyor. Vedayı uzatmak, tekrar tekrar güvence vermek, geri dönmek veya okula göndermekten vazgeçmek o anda hem çocuğu hem ebeveyni rahatlatabilir. Ancak kısa vadede rahatlatıcı görünen bu tepkiler, uzun vadede çocuğun ayrılıkla baş etmesini zorlaştırabilir. Bu nedenle ebeveynlerin öncelikle kendilerine şu soruyu sorması önem taşıyor: "Bunu çocuğumun ihtiyacı olduğu için mi yapıyorum, yoksa onun üzülmesi benim kaygımı artırdığı için mi?" Çocuğun zorlanması ile zarar görmesi aynı şey değildir. Her çocuğun mizacı, gelişimsel özellikleri ve okul şartları farklıdır. Çocuğun bütün olumsuz duygularını ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, güvenli ve yaşına uygun zorluklarla baş edebilmesine fırsat vermek önemlidir" dedi.Dr. Aydın açıklamasının devamında, "Çocuklar ebeveynlerinin yalnızca söylediklerinden değil; davranışlarından, ses tonundan ve özellikle ayrılık anındaki tutumlarından da etkilenir. Bu nedenle sürekli "Korkma, hiçbir şey olmayacak" demek yerine, çocuğun duygusunu kabul eden ve aynı zamanda baş edebileceğine ilişkin güven veren bir dil kullanmak daha işlevsel olabilir. Ebeveyn, çocuğuna "Ayrılmak sana zor geliyor, bunu görüyorum. Öğretmenin yanında olacak. Ben de okuldan sonra geleceğim. Bununla baş edebileceğine inanıyorum" diyebilir. Buradaki amaç, çocuğa hayatın tamamen kaygısız veya her şeyin kontrol edilebilir olduğu mesajını vermek değildir. Asıl amaç, zor bir duygu yaşadığında bununla baş edebileceğine ilişkin güven geliştirmesine yardımcı olmaktır" diye konuştu.Ebeveynlerin yapması gerekenleri de sıralayan Dr. Aydın, "Okula uyum sürecinde ebeveynlerin kendi kaygılarını yönetebilmesi ve çocuğa güven veren bir tutum sergileyebilmesi için bazı noktalara dikkat edilmesi önem taşıyor. Önce kendi duygunuzu fark edin. "Şu anda kaygılıyım", "Ayrılmak bana da zor geliyor" diyerek kendi duygunuzu tanıyın. Kaygılı düşünceyi gerçekle karıştırmayın. Çocuğun ağlaması, tek başına okula hazır olmadığı veya okulda zarar gördüğü anlamına gelmez. Belirsizliğe alan açın. Çocuğun okulda yaşadığı her anı kontrol etmeye çalışmak yerine, kendi baş etme becerilerini geliştirmesine fırsat verin. Vedayı sıcak, kısa ve öngörülebilir tutun. Vedalaşın, ne zaman döneceğinizi çocuğun anlayabileceği şekilde anlatın ve vedayı uzatmadan ayrılın. Gizlice ayrılmayın. Açık ve tutarlı bir vedalaşma, çocuğun ebeveynine duyduğu güveni destekler.Çocuğun duygusunu kabul edin. "Üzüldüğünü görüyorum" diyerek duygusunu kabul ederken, aynı zamanda "Bununla baş edebilirsin" mesajını verin. Kaygıya göre düzeninizi sürekli değiştirmeyin. Çocuk kaygılanmasın diye okula göndermemek veya ayrılığı sürekli ertelemek, kaçınma davranışlarının devam etmesine katkıda bulunabilir. Çocuğun kaygısını azaltmak için aile yaşamının sürekli olarak bu kaygıya göre düzenlenmesi, psikiyatride "family accommodation" olarak tanımlanan bir örüntüyle ilişkilendirilebilir. Kısa vadede rahatlatıcı olan bu davranışlar sürekli hale geldiğinde, çocuğun kendi başına baş etme becerilerinin gelişmesini zorlaştırabilir. Bununla birlikte çocuğun güvenliği, gelişimsel ihtiyaçları ve içinde bulunduğu şartlar her zaman önceliklidir" dedi.Belirsizliğe alan açmak gerekiyor"Çocuğun okulda geçirdiği günün her ayrıntısını kontrol edememek ebeveynler için zorlayıcı olabilir" diye sözlerine devam eden Dr. Aydın, "Ancak çocuğun zaman içerisinde kendi baş etme yollarını geliştirebilmesi için belirli ölçüde belirsizliğe alan açmak gerekir. Bu süreçte öğretmenle düzenli ve açık iletişim kurmak, okulun uyum süreciyle ilgili önerilerini dikkate almak ve çocuğun her zorlanmasını hemen ortadan kaldırmaya çalışmamak önem taşır. Ebeveynin görevi çocuğun yaşadığı her güçlüğü ortadan kaldırmak değil, gerektiğinde yanında olduğunu hissettirerek onun bu güçlüklerle baş edebilmesine destek olmaktır. Okul kapısındaki ayrılık anı hem çocuk hem ebeveyn için duygusal olabilir. Vedalaşmanın sıcak, kısa ve mümkün olduğunca öngörülebilir olması bu süreci kolaylaştırabilir. Çocuğa ne zaman geri dönüleceğini onun anlayabileceği bir şekilde anlatmak ve mümkün olduğunca tutarlı olmak önemlidir. Çocuktan gizlice ayrılmak yerine açıkça vedalaşmak, ancak vedayı tekrar tekrar uzatmamak gerekir. Okulun ve öğretmenin uyum sürecine ilişkin yönlendirmeleri de dikkate alınmalıdır. Ebeveynin sakin ve tutarlı davranması, çocuğun yeni ortama ilişkin güven duygusunu destekleyebilir. Çocuğunuzun kaygılandığını gördüğünüzde önce kendi bedeninizdeki değişiklikleri fark edin. Kısa bir duraklama ile kendi kaygınızı düzenlemek, çocuğa vereceğiniz mesajın da daha sakin olmasına yardımcı olabilir. Her çocuk okula farklı bir hızda alışabilir. Ancak kaygının uzun süre devam etmesi veya çocuğun günlük yaşamını ve okula devamını belirgin biçimde etkilemesi durumunda profesyonel destek almak yararlı olabilir. Özellikle yoğun karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı gibi bedensel yakınmaların eşlik etmesi de dikkate alınmalıdır. Şu durumlarda destek almak önemlidir: Kaygı zaman içinde azalmıyor veya giderek artıyorsa, çocuğun okula gitmesini belirgin biçimde etkiliyorsa, günlük yaşamı, uykusu veya işlevselliği bozuluyorsa, tekrarlayan karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı gibi bedensel yakınmalar eşlik ediyorsa ve aile yaşamı sürekli olarak çocuğun kaygısına göre düzenlenmeye başladıysa destek almak önemlidir. Bu gibi durumlarda okulun rehberlik servisiyle, çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanıyla veya uygun bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşülebilir. Ebeveynin kendi kaygısı da yoğun, uzun süreli veya günlük yaşamını etkileyen bir hale geldiyse yetişkin ruh sağlığı uzmanından destek almak da önemli bir seçenek olabilir" şeklinde konuştu.Çocuğa verilebilecek en değerli mesajın "Sen bunu yapabilirsin" olacağını söyleyen Dr. Aydın, "Çocuğun okula uyum sürecinde ebeveynin görevi onun kaygısını tamamen ortadan kaldırmak değildir. Asıl hedef, çocuğun duygusunun görüldüğünü ve anlaşıldığını hissetmesini sağlarken, aynı zamanda bu duyguyla baş edebileceğine ilişkin güven geliştirmesine yardımcı olmaktır. Çocuğun zihninde zamanla şu mesajın oluşması, okul uyum sürecinin en değerli kazanımlarından biri olabilir:"Annem/babam benim duygumu görüyor. Bunun zor olduğunu biliyor. Ama benim baş edebileceğime inanıyor. Gidiyor ve söz verdiği gibi geri geliyor. Demek ki ben bunu yapabilirim." Çocuğun okula başlaması, ebeveyn için de biraz ayrılmayı, kontrolü paylaşmayı ve belirsizliğe dayanmayı öğrenmek anlamına geliyor. Çocuğa verilebilecek güven yalnızca "Ben hep yanındayım" demekle sınırlı değil. Belki de bundan daha güçlü olan mesaj şu: "Ben yanında olmadığımda da baş edebileceğine güveniyorum." sözleriyle açıklamasını sonlandırdı.Kaynak: İHA

07 Eylül 2026 1
Çorum’dan gelen hastaya Erciyes Üniversitesi Hastaneleri’nde başarılı ameliyat SAĞLIK
SAĞLIK

Çorum’dan gelen hastaya Erciyes Üniversitesi Hastaneleri’nde başarılı ameliyat

Çorum’da yaşayan ve sol omuz bölgesindeki kötü huylu yumuşak doku tümörünün hızla büyümesi üzerine Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastaneleri’ne başvuran 52 yaşındaki hasta, başarılı operasyonla sağlığına kavuştu. Tümörün çıkarılmasının ardından omuzda oluşan geniş doku kaybı, hastanın kendi sırt dokusundan hazırlanan fleple (vücudun bir bölgesinden kendi kan damarlarıyla birlikte alınan canlı bir doku parçasının başka bir hasarlı veya eksik bölgeye nakledilmesi işlemi) yeniden yapılandırıldı.Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri’ne başvuran ve sol omuz bölgesindeki kitlenin son aylarda hızla büyümesi üzerine yapılan incelemelerde malign mezenkimal tümör tanısı alan hasta, Ortopedi ve Travmatoloji ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin iş birliğiyle gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla tedavi edildi. Yaklaşık bir yıl önce sol omuz bölgesinde kitle şikâyeti başlayan hastanın, son altı ay içerisinde kitlesinde belirgin büyüme meydana geldi. Dış merkezde yapılan biyopsi sonucunda malign mezenkimal tümör (kötü huylu yumuşak doku tümörü) tanısı konulan ve radyoterapi (ışın tedavisi) alan hasta cerrahi tedavi amacıyla Erciyes Üniversitesi Hastaneleri’ne başvurdu. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar ve ekibi tarafından değerlendirilen hasta tümörün cerrahi olarak çıkarılması amacıyla ameliyata alındı."Tümör geniş cerrahi sınırlarla çıkarıldı"Gerçekleştirilen operasyonda sol omuz bölgesindeki kötü huylu tümör çevresinde sağlıklı doku sınırı elde edilecek şekilde geniş cerrahi rezeksiyon uygulanarak başarıyla çıkarıldı. Tümörün çıkarılması sonrasında omuz bölgesinde geniş doku defektinin kapatılması amacıyla Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Doktor İlknur Bayır ve ekibi operasyona dâhil oldu."Hastanın kendi dokusuyla yeniden yapılandırıldı"Plastik cerrahi ekibi tarafından hastanın sırt bölgesinden hazırlanan latissimus dorsi kas-deri flebi, omuz bölgesindeki tümörün çıkarılmasından sonra oluşan defektin kapatılması amacıyla kullanıldı. Hastanın kendi dokusundan hazırlanan bu flep sayesinde geniş cerrahi defekt yeniden yapılandırılırken, cerrahi alanın güvenli şekilde kapatılması ve omuz bölgesinin fonksiyonel ve estetik bütünlüğünün mümkün olduğunca korunması amaçlandı.Multidisipliner yaklaşım başarıyla uygulandıGeniş bir cerrahi alanı ilgilendiren bu zorlu operasyon, Ortopedi ve Travmatoloji ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin koordineli ve multidisipliner çalışmasıyla gerçekleştirildi. Operasyonun ardından hastanın tedavi ve takip süreci ekipler tarafından sürdürüldü.Hasta Y.Ç. tedavisi sonrasında yaptığı açıklamada, "Sol omuz bölgesindeki kitlenin tedavisi için Ankara ve diğer illere gittim, bu işlemi ülkemizde sayılı hocaların yaptığını öğrendim ve tedavi olmak için Erciyes Üniversitesi Hastanelerini tercih ettim. Bu zorlu süreci en konforlu ve güvenli şekilde atlatmamı sağlayan Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Hastaneler Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar’a, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. İlknur Bayır’a ve Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Celalettin Eroğlu’na sonsuz şükranlarımı sunarım. Ülkemize, tıp dünyasına ve bana verdikleri emekler için kendilerine çok teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum" dedi.Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri’nde gerçekleştirilen bu operasyon kompleks yumuşak doku tümörlerinin cerrahi tedavisinde tümör cerrahisi ile rekonstrüktif cerrahinin aynı seansta ve multidisipliner anlayışla yürütülmesinin önemini bir kez daha ortaya koydu.Kaynak: İHA

07 Eylül 2026 1
Down sendromlu Emir Enes hem lösemi hem şekerle savaşıyor SAĞLIK
SAĞLIK

Down sendromlu Emir Enes hem lösemi hem şekerle savaşıyor

Muğla'da yaşayan ve lösemi teşhisi konulan Down sendromlu Emir Enes Tufan (15), İzmir'de tedavi görüyor. Kullanılan ilaçların yan etkisiyle kan şekeri yükselen Emir Enes'in annesi Şerife Tufan (48), "Emir, durumu nedeniyle özel bir çocuk olduğu için diğer çocuklara kıyasla hastalığı daha zor atlatıyor" dedi Muğla'nın Ortaca ilçesinde sanayide çalışan Ersoy Tufan (48) ve ev hanımı Şerife Tufan'ın lise son sınıf öğrencisi Melis Tufan'dan (17) sonraki çocukları Emir Enes Tufan, Down sendromlu olarak dünyaya geldi. Geçen aralık ayında halsizlik şikayetiyle acile götürülen Emir Enes Tufan'a, yapılan tetkiklerin ardından 21 Aralık'ta lösemi teşhisi konuldu. Tedavi için İzmir Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilen Tufan ailesi, İzmir Hasta Çocuk Evleri Derneği'nin Balçova'daki evine yerleşti. Down sendromlu olması sebebiyle ağır ilaçların dozu hassasiyetle ayarlanan Emir Enes'in tedavisi, diğer çocuklara kıyasla daha yavaş ve zorlu ilerliyor.Lösemi tedavisi kapsamında kullanılan kortizon içerikli hapların Emir Enes'in kan şekerini yükselttiğini anlatan Şerife Tufan, 1.5 ay boyunca hastanede yatmak zorunda kaldıklarını söyledi.Açlık şekeri 300'e çıkan Emir Enes'in canı yanmaması ve uykudayken dahi takip edilebilmesi için bir süre koluna şeker ölçüm sensörü takıldığını dile getiren Tufan, "Ağır ilaçlar verildiği için tedavisi uzun sürecek. Emir, bu durumu nedeniyle özel bir çocuk olduğu için diğer çocuklara kıyasla hastalığı daha zor atlatıyor. Doktorlar, Emir'in diğer organlarına zarar gelmesin diye çok tedbirli gidiyor. İlaçlar şekerini yükselttiği için hastanede yatış verildi. Şeker kontrolü için koluna iki kez sensör takıldı. Sensör sayesinde parmak uçları acımadan, uykuda bile şekerini takip edebildik. Şekeri yükselten ilaçlar bitip vücuttan atılınca çok şükür şekeri normale döndü. Kızım Muğla'da tek başına okula gidiyor. Aklım bir orada bir burada. İçim kan ağlıyor. Oğlum Emir, Allah'ın izniyle iyileşecek" diye konuştuTüm bu ağır tedavi şartlarına rağmen neşesinden bir şey kaybetmeyen Emir Enes, evde oyuncaklarıyla oynayıp 'Erik Dalı' şarkısında göbek atarak moral depoluyor. En büyük eğlencesi televizyonda dizi izlemek olan Emir Enes Tufan, Burak Özçivit ile tasarlanan fotoğrafı elinden düşürmeyerek poz veriyor.Baba Ersoy Tufan ise "Ortaca'da halsizlik başlayınca acile götürdük. Kan değerleri düşük çıkınca İzmir'e sevk ettiler ve lösemi olduğunu öğrendik. Doğumdan önce Down sendromlu olduğunu öğrenmiştik, doğduğunda da bağırsağında tıkanıklık vardı ve ameliyat olmuştu. Özel çocuk olması nedeniyle ilk zamanlar ve bu tedavi sürecinde çok zorluk yaşadık. Her yerine cihazlar bağlıydı yürüyemedi" ifadelerini kullandı.İzmir Hasta Çocuk Evleri Sorumlusu Nilgün Erten de dernek olarak şehir dışından gelen ailelere kucak açtıklarını belirterek, "10 yıldır bu evlerde görev yapıyorum, ilk defa Down sendromlu özel bir çocuğumuz misafirimiz oldu. Emir'i çok sevdik. Normalde diğer çocuklarda yan etki yapmayan veya hafif geçen ilaçlar Emir'de şeker yükselmesi gibi ağır yan etkiler yaptı. Bu yüzden hastanede yatış süreleri uzuyor ve tedavisi daha yavaş ilerliyor. Ama Allah'ın izniyle iyileşecek, biz de burada onlara sahip çıkacağız" dedi.Kaynak: Haberturk

07 Eylül 2026 33
Muğla Büyükşehir’in HPV aşı desteği sürüyor SAĞLIK
SAĞLIK

Muğla Büyükşehir’in HPV aşı desteği sürüyor

Muğla Büyükşehir Belediyesi, rahim ağzı kanserine karşı başlattığı koruyucu HPV aşısı uygulaması için başvuruları almaya devam ediyor.Muğla Büyükşehir Belediyesi, toplum sağlığının korunması ve gelecek nesillerin daha sağlıklı şartlarda yetişmesi amacıyla koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor.Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu olan HPV (İnsan Papilloma Virüsü) virüsü kaynaklı kanser vakaları son yıllarda artma eğilimi göstermesinden dolayı Muğla Büyükşehir Belediyesi 9-45 yaş aralığındaki kız çocuklarına ve kadınlara yönelik ücretsiz rahim ağzı kanseri aşısı yapmak için çalışmaları başlattı.Rahim ağzı kanserine karşı koruma sağlayan HPV aşısından yararlanmak isteyen ve başvuru şartlarını taşıyan vatandaşların gerekli belgelerle birlikte Muğla Büyükşehir Belediyesi Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nün ilçe hizmet birimlerine başvuruda bulunmaları gerekiyor. Detaylı bilgi almak isteyenler, 444 48 01 numaralı Muğla Büyükşehir Belediyesi Çağrı Merkezi’nden destek alabilecek.Kaynak: İHA

07 Eylül 2026 1