Bizi Takip Edin

Yemek borusundaki 13 santimetrelik dev kitle kapalı cerrahi yöntemle çıkarıldı

Yemek borusundaki 13 santimetrelik dev kitle kapalı cerrahi yöntemle çıkarıldı

Habere Git

Çorum Fizik Tedavi Hastanesi Bakanlığın Yatırım Programına Alındı

Ankara İskilipliler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Daşcı'nın, Çorum'un fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Sağlık Bakanlığına yaptığı kapsamlı resmi başvuru önemli bir aşamaya ulaştı. Sağlık Bakanlığı, "Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi Hastanesi Ek Bina Yatırımı"nı 2027 yılı yatırım programına alınmak üzere Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sundu.

Habere Git

Sağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!

Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.

Habere Git
SAYI: 351 | TEMMUZ 2026

351. Sayı

Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.

Dijital Okuma
PDF İndirme Seçeneği
İnteraktif Flipbook
351. Sayı

CANLI YAYIN TAKVİMİ

TÜMÜNÜ GÖR >
01
Nis
Prş
10:00 CANLI

OHSAD Kurultayı – Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları

Prof. Dr. Kemal Memişoğlu - T.C. Sağlık Bakan
İZLE
15
Nis
Prş
10:00 CANLI

Tüyap Expomed Eurasia İstanbul Medikal Fuarı

İZLE
08
Eki
Prş
10:00 CANLI

ÜRETİCİLERLE EL ELE

İZLE

ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR

TÜMÜNÜ GÖR >
Muayene Katılım Payı Nedir?|Sağlıkla Güvende Kalın 79. Bölüm
RÖPORTAJ

Muayene Katılım Payı Nedir?|Sağlıkla Güvende Kalın 79. Bölüm

16 Ağustos 2026 20
KLS Martin’in İleri Cerrahi Çözümleri Oypa Medikal Güvencesiyle Türkiye’de
RÖPORTAJ

KLS Martin’in İleri Cerrahi Çözümleri Oypa Medikal Güvencesiyle Türkiye’de

09 Ağustos 2026 56
PAQEN: Tıbbi Cihazlarda İnovasyon, Regülasyon ve AR-GE’nin Güçlü Ortağı
RÖPORTAJ

PAQEN: Tıbbi Cihazlarda İnovasyon, Regülasyon ve AR-GE’nin Güçlü Ortağı

09 Ağustos 2026 59
STRATEJİK GÖREV YAPANLARIN AİLELERİ DEVLET GÜVENCESİNDE OLMALIDIR
KÖŞE YAZISI

STRATEJİK GÖREV YAPANLARIN AİLELERİ DEVLET GÜVENCESİNDE OLMALIDIR

Mustafa DAŞCI

21 Ağustos 2026 65

GÜNCEL HABERLER

TÜMÜNÜ GÖR >
Almanya'da Frankfurt Havalimanında çalışan 2 kişi sıtma nedeniyle öldü SAĞLIK
SAĞLIK

Almanya'da Frankfurt Havalimanında çalışan 2 kişi sıtma nedeniyle öldü

Almanya'da Frankfurt Havalimanı'nda çalışan 2 kişinin sıtma nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi Alman Haber Ajansının (DPA) Frankfurt Sağlık Dairesine dayandırdığı haberde, Frankfurt Havalimanı'nda çalışan 6 kişinin sıtmaya yakalandığı belirtildi.Bu kişilerin, sıtmanın "Malaria tropica" adı verilen en tehlikeli türüne yakalandığı aktarılan ha…

27 Ağustos 2026 38
Akciğer kanseri kadınlarda artıyor SAĞLIK
SAĞLIK

Akciğer kanseri kadınlarda artıyor

Uzun yıllar daha çok erkeklerde rastlanan akciğer kanseri, son yıllarda kadınlarda da giderek daha önemli bir sağlık sorunu haline geldi. Öyle ki akciğer kanseri artık dünya çapında kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser konumunda. Türkiye'de de kadınlarda akciğer kanserinin görülme sıklığında dikkat çekici bir artış var. S…

27 Ağustos 2026 29
Ürolojide robotik ameliyatla üç boyutlu ve hassas cerrahi SAĞLIK
SAĞLIK

Ürolojide robotik ameliyatla üç boyutlu ve hassas cerrahi

Samsun'da robotik cerrahi ürolojik ameliyatlarda etkin bir şekilde kullanılıyor. Önemli bir onkolojik ameliyatı robotik cerrahi ile gerçekleştiren Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ender Özden, sistemin üç boyutlu görüntü, yüksek büyütme ve el bileği hareketlerini taklit edebilme gibi önemli avantajlar sağladığını söyledi. İHA- Samsun'da robotik cerrahi ür…

27 Ağustos 2026 25
Gençler duygusal sorunlarını da yapay zekaya anlatıyor SAĞLIK
SAĞLIK

Gençler duygusal sorunlarını da yapay zekaya anlatıyor

Türk Eğitim Derneği'nin düşünce kuruluşu TEDMEM'in yayımladığı rapora göre, Türkiye'de gençler yapay zekâyı sadece ödev yapmak veya sunum hazırlamak için değil; dertleşmek, kaygı ve üzüntülerini paylaşmak için de kullanıyor. Gençlerin karşı karşıya olduğu bilişsel ve duygusal risklere dikkat çekilen raporda kritik uyarılar yer aldı Türk Eğitim Der…

27 Ağustos 2026 22
 
GATA'daki hijyen koşullarına ilişkin iddialara soruşturma SAĞLIK
SAĞLIK

GATA'daki hijyen koşullarına ilişkin iddialara soruşturma

Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki (GATA) hijyen koşullarına ilişkin sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine Sağlık Bakanlığı soruşturma başlattı Sağlık Bakanlığı, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki (GATA) hijyen koşullarına ilişkin sanal medyada paylaşılan görüntüler üzerine soruşturma başlatılarak müfettiş görevlendirildiğini açıkladı.Ankara’da bir vatandaş, hastalanan anneannesini Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürdü. Vatandaşın hastanedeki hijyen koşullarına tepki göstererek çektiği video sanal medya üzerinde paylaşıldı. Bunun üzerine Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatıyla hastaneyle ilgili iddialara ilişkin soruşturma başlatılarak müfettiş görevlendirildiği öğrenildi.Kaynak: Haberturk

27 Ağustos 2026 5
Ekranlar "karides duruşu"nu tetikliyor! SAĞLIK
SAĞLIK

Ekranlar "karides duruşu"nu tetikliyor!

Son dönemde özellikle masa başında çalışan kişilerde görülen öne kapanmış oturma biçimi için sosyal medyada ve bazı yayınlarda "karides duruşu" (shrimp posture) ifadesi kullanılabiliyor. Bu ifade tıbbi bir tanımlama olmamakla birlikte; başın öne uzandığı, omuzların öne doğru kapandığı ve sırtın yuvarlaklaştığı bir duruş biçimini anlatmak için kullanılıyor. Op. Dr. Hakan Özer, masa başında birkaç dakika öne eğilmenin tek başına bir hastalık anlamına gelmediğini, burada dikkat edilmesi gereken noktanın, aynı pozisyonun gün içerisinde uzun süre ve sık biçimde tekrarlanması olduğunu söyledi Bilgisayar karşısında çalışırken farkında olmadan ekrana doğru yaklaşıyor, telefon kullanırken başınızı uzun süre öne eğiyor musunuz? Gün içerisinde tekrar tekrar benimsenen bu pozisyonlar zamanla boyun, omuz ve sırt bölgesindeki kas-iskelet sisteminin yüklenme biçimini değiştirebilir. Özellikle uzun süre aynı pozisyonda kalmak; boyun ve sırt bölgesinde ağrı, gerginlik ve hareket kısıtlılığı gibi yakınmalara eşlik edebiliyor.Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Hakan Özer, günlük yaşamda duruşun yalnızca “dik oturmak” olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek çalışma ortamının düzenlenmesi, uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınılması ve kas-iskelet sistemi yakınmalarının takip edilmesinin önemini anlatıyor.Son dönemde özellikle masa başında çalışan kişilerde görülen öne kapanmış oturma biçimi için sosyal medyada ve bazı yayınlarda “karides duruşu” (shrimp posture) ifadesi kullanılabiliyor. Bu ifade tıbbi bir tanımlama olmamakla birlikte; başın öne uzandığı, omuzların öne doğru kapandığı ve sırtın yuvarlaklaştığı bir duruş biçimini anlatmak için kullanılıyor.Op. Dr. Hakan Özer, “Masa başında birkaç dakika öne eğilmek tek başına bir hastalık anlamına gelmez. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, aynı pozisyonun gün içerisinde uzun süre ve sık biçimde tekrarlanmasıdır. Başın öne taşındığı ve omuzların kapandığı pozisyonlarda boyun, omuz ve sırt çevresindeki kasların çalışma biçimi değişebilir. Bu durum bazı kişilerde zamanla ağrı, gerginlik veya yorgunluk hissiyle kendini gösterebilir” diyor.Akıllı telefon ve tablet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte “teknoloji boynu” veya “text neck” olarak adlandırılan bir başka kavram da günlük dile yerleşti. Bu ifade de ayrı bir hastalık tanısından çok, ekrana bakarken başın uzun süre öne ve aşağı doğru eğilmesi ile ilişkili duruş biçimini tanımlıyor.Telefonu göğüs veya bel seviyesinde tutarak uzun süre aşağı bakmak, baş ve boynun nötr pozisyonundan uzaklaşmasına neden olabiliyor. Benzer şekilde bilgisayar ekranının çok aşağıda, uzakta veya yana dönük olması da kişinin farkında olmadan ekrana doğru eğilmesine yol açabiliyor.Op. Dr. Hakan Özer, “Sorun yalnızca telefon veya bilgisayar kullanmak değildir. Cihazı hangi pozisyonda ve ne kadar süre kullandığımız da önemlidir. Gün boyunca aynı öne eğik pozisyonu sürdürmek yerine çalışma düzenini kişiye uygun hale getirmek ve pozisyonu belirli aralıklarla değiştirmek kas-iskelet sistemi açısından dikkate alınması gereken alışkanlıklardır” ifadelerini kullanıyor.Masa başında geçirilen sürede ekran, sandalye, klavye ve farenin konumu vücudun çalışma pozisyonunu doğrudan etkileyebiliyor. Ekranın çok aşağıda bulunması öne eğilmeye, çok yukarıda olması ise başın geriye doğru tutulmasına neden olabiliyor.Çalışma sırasında ekranın doğrudan karşıda bulunması, ekranın üst kısmının yaklaşık göz hizasında veya biraz altında konumlandırılması, sırtın desteklenmesi ve ayakların zemine ya da uygun bir desteğe temas etmesi daha nötr bir çalışma pozisyonunun korunmasına yardımcı olabilir. Klavye ve farenin de vücuttan çok uzağa yerleştirilmemesi, omuzların sürekli öne uzanmasını önlemek açısından önem taşır.Ancak ergonomik bir masa düzeni oluşturmak, saatler boyunca hiç hareket etmeden aynı pozisyonda kalınabileceği anlamına gelmez. Gün içerisinde oturma pozisyonunu değiştirmek, kısa sürelerle ayağa kalkmak ve hareket etmek de çalışma düzeninin bir parçası olarak değerlendirilmelidir.Vücudun dik ve dengeli pozisyonunu koruyabilmesinde boyun ve sırt kaslarının yanı sıra gövdeyi destekleyen kas grupları da rol oynar. Karın, sırt ve kalça çevresindeki kasların yeterli kuvvet ve dayanıklılığa sahip olması, günlük hareketler sırasında gövdenin kontrolüne katkı sağlar.Bununla birlikte herkese aynı egzersiz programının önerilmesi doğru değildir. Kişinin yaşı, fiziksel aktivite düzeyi, mevcut kas-iskelet sistemi sorunları ve ağrının nedeni uygulanabilecek egzersizlerin belirlenmesinde önemlidir.Op. Dr. Hakan Özer, “Egzersizin amacı yalnızca kişiyi daha dik göstermeye çalışmak değildir. Hareketliliğin, kas kuvvetinin ve vücut kontrolünün kişinin ihtiyacına göre değerlendirilmesi gerekir. Özellikle mevcut boyun, omuz veya bel problemi bulunan kişilerin internetten gördükleri egzersizleri kontrolsüz şekilde uygulamaları yerine kendi durumlarına uygun hareket planı konusunda sağlık profesyonellerinden bilgi almaları daha doğru olur” şeklinde belirtiyor.Duruşu etkileyen faktörler yalnızca ekran kullanımıyla sınırlı değil. Gün içerisinde ağır bir çantanın sürekli aynı omuzda taşınması gibi tek taraflı yüklenmeler de gövdenin yükü dengelemek için farklı bir pozisyon almasına neden olabilir.Çantanın ağırlığının kişinin fiziksel özelliklerine uygun olması, gereksiz yüklerin taşınmaması ve mümkün olduğunca yükün dengeli dağıtılması kas-iskelet sistemi üzerindeki tek taraflı yüklenmenin azaltılmasına yardımcı olabilir.Masa başında çalışan bir kişide ortaya çıkan her boyun, omuz veya sırt ağrısının nedeni duruş bozukluğu değildir. Kas zorlanmaları, omurga ve disk sorunları, sinirlerle ilişkili problemler, travmalar ve farklı kas-iskelet sistemi hastalıkları da benzer yakınmalara neden olabilir.Bu nedenle, uzun süren veya giderek artan ağrıların yanı sıra kola ya da bacağa yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma, güç kaybı veya hareketlerde belirgin kısıtlılık gibi belirtilerin bulunması durumunda yakınmaların nedeninin değerlendirilmesi önem taşır.Op. Dr. Hakan Özer, “Günlük alışkanlıkların farkına varmak kas-iskelet sağlığının korunmasında önemli bir adımdır. Ancak uzun süren ağrıyı yalnızca ‘yanlış oturdum’ diyerek geçiştirmemek gerekir. Özellikle ağrıya uyuşma, güç kaybı veya hareket kısıtlılığı gibi belirtiler eşlik ediyorsa altta yatan nedenin belirlenmesi için tıbbi değerlendirme gerekebilir” diyerek sözlerini tamamlıyor.Kaynak: Haberturk

26 Ağustos 2026 5
LÖSEV’e denetimden tam not SAĞLIK
SAĞLIK

LÖSEV’e denetimden tam not

LÖSEV, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen denetime ilişkin sonuçları kamuoyuyla paylaştı. Vakfın açıklamasına göre, faaliyetlerinin kuruluş amaçlarıyla uyumlu yürütüldüğü, gelirlerin ağırlıklı olarak hasta ve hasta yakınlarının sağlık, eğitim ve sosyal ihtiyaçlarına yönelik çalışmalarda kullanıldığı belirtildi Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı (LÖSEV), Vakıflar Genel Müdürlüğü Başmüfettişlerince gerçekleştirilen denetimin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Denetimde, vakfın 2024 yılı faaliyetlerinin amaç ve hedefleriyle uyumlu yürütüldüğü, gelirlerin ağırlıklı olarak lösemili çocuklar, kanser hastaları ve ailelerinin sağlık, eğitim ve sosyal ihtiyaçları için kullanıldığı belirtildi. Ayrıca LÖSEV’in şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda faaliyet gösterdiği, MASAK rehberi kapsamında yapılan değerlendirmede ise vakfın “risksiz” bulunduğu ve rehbere aykırı bir unsura rastlanmadığı bildirildi.LÖSEV, yalnızca tedavi hizmetleriyle değil, hastaların ve ailelerinin eğitimden barınmaya, beslenmeden sosyal desteğe kadar farklı ihtiyaçlarına yönelik projeler yürüttüğünü belirtti. Vakfın paylaştığı verilere göre lösemili çocuklardaki tedavi başarısı yıllar içinde yüzde 20 seviyelerinden yüzde 94’e yükseldi. LÖSEV, hedefinin bu oranı yüzde 100’e çıkarmak olduğunu açıkladı. Lösante Çocuk ve Yetişkin Hastanesi'nde lösemili ve kanserli çocukların tedavilerinin ücretsiz gerçekleştirildiğini belirten vakıf; ilaç, kan ve trombosit desteğinden beslenmeye kadar tedavi sürecinin çeşitli ihtiyaçlarının karşılandığını bildirdi. Ankara LÖSEV Doğal Yaşam Köyü'nde ise tedavi gören hastalar ve ailelerine tedavi aralarında ücretsiz konaklama olanağı sağlanıyor. LÖSEV Eğitim Kurumları bünyesindeki anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki eğitimlerle de çocukların öğrenim hayatlarının sürdürülmesi amaçlanıyor. Bodrum'daki LÖSEV Tatil Köyü ise tedavisi süren veya tamamlanan çocuklarla ailelerinin ücretsiz yararlanabildiği sosyal destek alanlarından biri olarak faaliyet gösteriyor.LÖSEV'in çalışmalarının bir diğer ayağını sosyal yardım ve eğitim projeleri oluşturuyor. Vakfa kayıtlı ihtiyaç sahibi lösemi ve kanser hastalarına düzenli olarak gıda ve et desteği ulaştırıldığı belirtilirken; giysi, beyaz eşya, oyuncak ve kırtasiye gibi farklı alanlarda da yardımlar gerçekleştiriliyor. Bursa Köy Enstitüsü'nde bilim, doğa, sanat ve üretim odaklı programlarla çocukların eğitim ve gelişim süreçlerinin desteklenmesi hedefleniyor. Canım Kardeşim Ders Evleri projesiyle ise tedavi nedeniyle eğitim hayatı kesintiye uğrayan çocuklara gönüllü öğretmen ve eğitimciler eşliğinde akademik destek veriliyor. Vakfın Anne Uğraş, Tedavi ve Moral Atölyeleri de lösemili çocukların anneleri ile yetişkin kanser hastalarına yönelik çalışmalar yürütüyor. Atölyelerde hazırlanan ürünlerin LSV Dükkanlar ve e-ticaret kanalları aracılığıyla satışa sunulduğu belirtiliyor.LÖSEV, yayımladığı bilgi notunda bağışçılara ve destekçilerine teşekkür ederek çalışmalarını sürdüreceğini bildirdi. Vakıf, yeni projeler geliştirerek sağlık, eğitim ve sosyal destek alanlarındaki faaliyetlerini uzun vadeli biçimde devam ettirmeyi hedeflediğini ifade etti. LÖSEV-LÖSANTE Yönetim Kurulu Başkanı Pediatrik Hematolog-Onkolog Dr. Üstün Ezer imzasıyla yayımlanan bilgi notunda, vakfın “ilk günkü cesaret ve heyecanla” yeni projeler hayata geçirerek LÖSEV'in 100 yıllık geleceğini planladığı vurgulandı.Kaynak: Haberturk

26 Ağustos 2026 5
Kadınlarda baş dönmesi ve mide bulantısı kalp krizi belirtisi mi? SAĞLIK
SAĞLIK

Kadınlarda baş dönmesi ve mide bulantısı kalp krizi belirtisi mi?

Kadınlarda kalp krizi belirtilerinin erkeklerden farklı seyredebildiğine dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hatice Betül Erer, baş dönmesi, mide bulantısı, nefes darlığı, açıklanamayan yorgunluk ve sırt veya çene ağrısının da kalp krizinin habercisi olabileceğini belirtti. Erer, özellikle menopoz sonrası dönemde ortaya çıkan kalp-damar şikâyetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı Kadınlarda kalp krizi her zaman göğsün ortasında hissedilen baskı veya ağrıyla ortaya çıkmayabiliyor. Baş dönmesi, mide bulantısı, nefes darlığı, açıklanamayan yorgunluk, sırt veya çene ağrısı gibi belirtiler de kalp krizinin habercisi olabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hatice Betül Erer, kadınlarda kalp hastalıklarının erkeklerden farklı belirtiler gösterebildiğine dikkat çekerek, özellikle yeni başlayan veya tekrarlayan şikâyetlerin stres, yorgunluk ya da mide problemi olarak değerlendirilip geçiştirilmemesi gerektiğini söyledi.Kalp krizinin tipi, tedaviye ulaşma süresi, yaş ve eşlik eden diğer hastalıkların da hastalığın seyrini etkileyen önemli faktörler arasında bulunduğunu kaydeden Erer, genç kadınlarda da kalp krizi sonrası ölüm riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. 2011-2022 yılları verilerini inceleyen ve 2026 yılında yayımlanan bir çalışmada, ilk ani kalp krizi sonrasında hastane içi ölüm oranının 18-54 yaş grubundaki kadınlarda yüzde 3,1, erkeklerde ise yüzde 2,6 olduğu bildirildi.Kadınlarda koroner arter hastalığı ve kalp krizinin yanı sıra kalp yetmezliği, ritim bozuklukları, kalp kapak hastalıkları, kalp kası hastalıkları ve koroner mikrovasküler hastalığın da görülebileceğini belirten Erer, özellikle genç kadınlarda nadir ancak önemli bir kalp-damar problemi olan spontan koroner arter diseksiyonuna (SCAD) da dikkat çekti. Kalbi besleyen damar duvarında yırtılma meydana gelmesiyle ortaya çıkan SCAD’ın kadınlarda gebelik, emzirme dönemi ve yoğun fiziksel veya duygusal stres gibi durumlarla ilişkili olarak kalp krizine yol açabildiğini ifade etti.Kadınlarda kalp damarlarındaki tıkanıklığın belirtilerinin erkeklerde sık görülen klasik göğsün ortasında baskı tarzındaki ağrıdan farklı olabileceğini belirten Erer, göğüs ağrısının yerinin ve niteliğinin değişebileceğini, yanma şeklinde bir ağrının da ortaya çıkabileceğini söyledi. Erer, "Nefes darlığı, alışılmadık ve açıklanamayan yorgunluk, bulantı-kusma, sırt veya çene ağrısı, baş dönmesi, soğuk terleme ve mide rahatsızlığı gibi belirtiler de kalp hastalığının habercisi olabilir" değerlendirmesinde bulundu.Bu nedenle özellikle yeni başlayan veya tekrarlayan şikâyetlerin stres, yorgunluk ya da mide problemi olarak değerlendirilip geçiştirilmemesinin önem taşıdığını belirtti.Efor sırasında tekrarlayan göğüs baskısı veya ağrısı, daha önce bulunmayan nefes darlığı, açıklanamayan çarpıntılar, bayılma veya bayılacak gibi olma, efor kapasitesinde belirgin azalma ya da sürekli tekrarlayan olağandışı yorgunluk gibi şikâyetlerde kardiyoloji değerlendirmesi yapılması gerektiğini aktaran Erer, yüksek tansiyon veya kolesterol, diyabet, obezite, sigara kullanımı ve ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunan kadınların kardiyovasküler risk açısından değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Menopoz sonrasında yeni başlayan kalp-damar şikâyetlerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Erer, belirti göstermeyen ve düşük riskli genç kadınlarda rutin kardiyoloji kontrolünün her zaman gerekli olmayabileceğini ifade etti. Ancak 40’lı yaşlardan itibaren tansiyon, LDL ve non-HDL kolesterol, diyabet, sigara kullanımı, obezite, fiziksel aktivite düzeyi ve aile öyküsünün birlikte değerlendirilerek kişisel kardiyovasküler riskin ortaya konması gerektiğini kaydeden Erer, güncel risk değerlendirme yaklaşımları ve PREVENT gibi risk hesaplayıcılarının tedavi ve takip kararlarının kişiye özel planlanmasına yardımcı olabileceğini söyledi.Kadınlara özgü bazı gebelik komplikasyonlarının ilerleyen yıllardaki kardiyovasküler risk açısından da önem taşıdığını belirten Erer, preeklampsi veya gebelik hipertansiyonu, gebelikte ortaya çıkan diyabet ve erken doğum öyküsü bulunan kadınların ilerleyen yaşamlarında kalp-damar hastalıkları açısından daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.Özellikle menopoz döneminde kardiyovasküler risk faktörlerinde meydana gelebilecek değişiklikler nedeniyle risk değerlendirmesinin güncellenmesinin de önem taşıdığını belirtti.Kadınlarda daha sık görülen önemli kalp sorunlarından birinin de "Kırık Kalp Sendromu" olduğunu belirten Erer, yoğun duygusal veya fiziksel stres sonrasında kalbin özellikle sol karıncığında geçici kasılma bozukluğu gelişmesiyle ortaya çıkan bu tablonun özellikle menopoz sonrası kadınlarda daha sık görüldüğünü söyledi.Sevilen birinin kaybı, ciddi korku veya üzüntü, boşanma gibi yoğun duygusal streslerin yanı sıra ameliyat, ağır enfeksiyon, travma ve bazı nörolojik hastalıkların da kırık kalp sendromunu tetikleyebildiğini ifade eden Erer, göğüs ağrısı veya baskı, nefes darlığı, çarpıntı, terleme, bulantı ve nadiren bayılma gibi belirtilerle ortaya çıkabilen kırık kalp sendromunun başlangıçta kalp krizinden ayırt edilemeyebileceğini belirtti. Koroner anjiyografide kalp damarlarının açık olduğunun görülmesinin tanı sürecinde önemli bir bulgu oluşturduğunu aktaran Erer, hastanın klinik durumuna göre tedavi planlandığını söyledi.Çoğu hastada kalp fonksiyonlarının haftalar içinde belirgin şekilde düzeldiğini belirten Erer, ancak kırık kalp sendromunun tamamen masum bir tablo olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Akut dönemde kalp yetmezliği ve ritim bozuklukları gibi ciddi komplikasyonların gelişebileceğini, nadiren ölümcül sonuçların da ortaya çıkabileceğini ifade eden Erer, kadınlarda kalp hastalıklarının belirtilerinin erkeklerden farklı seyrettiğini belirterek olağandışı şikâyetlerin önemsenmesi, risk faktörlerinin düzenli olarak değerlendirilmesi ve özellikle yaş, menopoz, gebelik öyküsü ve eşlik eden hastalıkların dikkate alınmasının kalp sağlığının korunmasında büyük önem taşıdığını vurguladı.Kaynak: Haberturk

26 Ağustos 2026 42
Üzümcü Hastane Ekipmanları’ndan Türkiye’nin Büyük Sağlık Yatırımına Mühendislik Katkısı GÜNDEM
GÜNDEM

Üzümcü Hastane Ekipmanları’ndan Türkiye’nin Büyük Sağlık Yatırımına Mühendislik Katkısı

Türkiye’nin sağlık altyapısındaki en büyük yatırımlardan biri olarak hayata geçirilen İstanbul Sancaktepe Entegre Şehir Hastanesi Projesi, sağlık teknolojileri ve hastane altyapısı alanında faaliyet gösteren firmalar açısından da önemli bir uygulama alanı oluşturuyor. Proje kapsamında Üzümcü Hastane Ekipmanları, Rönesans Holding iş birliğiyle hastanenin kritik altyapılarından biri olan Medikal Gaz Sistemleri uygulamalarını gerçekleştirecek.2.500 Yataklı Sağlık Kampüsüne Kritik AltyapıToplam 2.500 yatak kapasitesine sahip olması planlanan sağlık kampüsünde, hastaların tanı ve tedavi süreçlerinin güvenli ve kesintisiz biçimde sürdürülebilmesi açısından medikal gaz sistemleri büyük önem taşıyor.Üzümcü Hastane Ekipmanları, proje kapsamında üstlendiği çalışmalarla oksijen, medikal hava, vakum ve diğer medikal gazların sağlık tesisinin ihtiyaçlarına uygun şekilde güvenli ve sürekli olarak kullanılabilmesini sağlayacak altyapının oluşturulmasına katkı sunacak.Şirket tarafından yapılan değerlendirmede, büyük ölçekli sağlık tesislerinde medikal gaz sistemlerinin yalnızca teknik bir altyapı unsuru olmadığı, doğrudan hasta güvenliği ve sağlık hizmetlerinin sürekliliğiyle ilişkili kritik bir sistem olduğu vurgulandı.Uluslararası Standartlar Esas AlınacakÜzümcü Hastane Ekipmanları, Sancaktepe Entegre Şehir Hastanesi projesindeki çalışmalarını uluslararası standartlar, ileri mühendislik uygulamaları ve yüksek kalite kriterleri doğrultusunda gerçekleştirecek.Sağlık yapılarının farklı ihtiyaçlarına yönelik özel çözümler geliştiren şirket, uzman kadrosu ve uzun yıllara dayanan deneyimiyle projenin güvenlik, performans ve sürdürülebilirlik kriterlerini karşılamasına katkı sağlamayı hedefliyor.Rüştü Üzümcü: “Bu Projede Sorumluluk Üstlenmek Gurur Verici”Üzümcü Hastane Ekipmanları Yönetim Kurulu Başkanı Rüştü Üzümcü, Sancaktepe Entegre Şehir Hastanesi projesinin Türkiye’nin sağlık altyapısı açısından büyük önem taşıdığını belirterek, projede yer almaktan duydukları memnuniyeti şu sözlerle değerlendirdi:“Sancaktepe Entegre Şehir Hastanesi gibi ülkemizin sağlık altyapısı açısından büyük önem taşıyan bir projede sorumluluk üstlenmek bizim için hem önemli bir görev hem de büyük bir gurur. Medikal gaz sistemleri, hastanelerin görünmeyen ancak sağlık hizmetinin güvenli şekilde sürdürülebilmesi açısından en kritik altyapılarından biridir. Üzümcü Hastane Ekipmanları olarak sahip olduğumuz bilgi birikimi ve uzun yıllara dayanan deneyimimizi bu ölçekte bir projeye aktarmaktan mutluluk duyuyoruz. Rönesans Holding’in bize duyduğu güven bizim için son derece değerli. Tüm proje paydaşlarıyla koordinasyon içerisinde, yüksek kalite ve güvenlik standartlarını esas alarak başarılı bir çalışma ortaya koymayı hedefliyoruz.”Büyük Sağlık Yatırımlarında Mühendislik DeneyimiRüştü Üzümcü, Türkiye’de son yıllarda sağlık yatırımlarının ölçek ve teknoloji açısından önemli bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çekerek, bu dönüşümün hastane altyapı sistemlerine yönelik mühendislik çözümlerinin önemini artırdığını ifade etti.Üzümcü Hastane Ekipmanları, farklı ölçek ve ihtiyaçlara sahip sağlık tesisleri için geliştirdiği medikal gaz çözümlerindeki deneyimini, büyük şehir hastaneleri ve sağlık kampüslerinde de kullanmayı sürdürüyor.  

26 Ağustos 2026 52
Nefes borusuna şeker kaçan çocuğu okul müdürü Heimlich manevrasıyla kurtardı SAĞLIK
SAĞLIK

Nefes borusuna şeker kaçan çocuğu okul müdürü Heimlich manevrasıyla kurtardı

Mardin'in Midyat ilçesinde okul müdürü Mehmet Oral, nefes borusuna şeker kaçan çocuğu Heimlich manevrasıyla kurtardı. O anlar, güvenlik kamerasına yansıdı Olay, Mardin'in Midyat ilçesine bağlı kırsal Çavuşlu Mahallesi’ndeki Çavuşlu İlkokulu’nda öğle saatlerinde meydana geldi.Ailesiyle ana sınıfı kaydı için okulda bulunan 5 yaşındaki erkek çocuğun nefes borusuna şeker kaçtı.Sesleri duyarak dışarı çıkan Okul Müdürü Mehmet Oral, fenalaşan çocuğa Heimlich manevrası uyguladı, nefes borusundaki şeker çıkarıldı. Çocuğun sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.Olay anı, okulun güvenlik kamerasına yansıdı.Kaynak: Haberturk

26 Ağustos 2026 33
Uzmanından bağırsak enfeksiyonuna karşı 'marul' ve 'buz' uyarısı SAĞLIK
SAĞLIK

Uzmanından bağırsak enfeksiyonuna karşı 'marul' ve 'buz' uyarısı

Medicana Sağlık Grubu'ndanEnfeksiyonHastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Özer, sadece marularda görülen Cyclospora vakalarıyla ilgili değil; özellikle yaz aylarında çiğ tüketilen sebze ve meyveler, açıkta sat... Medicana Sağlık Grubu'ndanEnfeksiyonHastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Özer, sadece marularda görülen Cyclospora vakalarıyla ilgili değil; özellikle yaz aylarında çiğ tüketilen sebze ve meyveler, açıkta satılan dilimlenmiş ürünler ve buzlu içeceklerle ilgiligıda güvenliğikonusunda uyarılarda bulundu.Cyclosporanın özellikle kontamine su veya gıdalar aracılığıyla bulaşabilen paraziter bir enfeksiyon etkeni olduğunu söyleyen Dr. Aslı Özer, yaz aylarında sıcaklıkların yüksek seyretmesiyle gıda kaynaklı enfeksiyon risklerinin artabileceğini dile getirdi. Özellikle pişirilmeden tüketilen sebze ve meyvelerin, uygun koşullarda saklanmayan veya açıkta bekletilen dilimlenmiş ürünlerin riskli olduğuna değinen Uzm. Dr. Özer, “Hijyenkoşulları yeterli olmayan işletmelerde hazırlanan salatalar ve güvenilir olmayan kaynaklardan elde edilen buz, mikroorganizmaların bulaşmasına veya çoğalmasına zemin hazırlayabilir” diye konuştu.‘YAPRAKLAR AYRILARAK TEMİZLENMELİ’Marul ve diğer yapraklı sebzelerin toprak, sulama suyu, hayvanlar, çalışanların elleri, taşıma ve hazırlama aşamalarındaki yüzeyler aracılığıyla çeşitli mikroorganizmalarla kontamine olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Özer, “Bu nedenle marul tüketmeden önce öncelikle eller temizlenmeli, zarar görmüş veya çürümüş yapraklar ayrılmalı ve yapraklar mümkün olduğunca birbirinden ayrılarak akan temiz su altında iyice yıkanmalıdır. Özellikle yaprakların kıvrımları ve birbirine temas eden yüzeyleri dikkatle temizlenmelidir. Yıkama işleminin amacı mikroorganizmaları tamamen yok etmek değil, yüzeydeki mikrobiyal yükü ve dolayısıyla enfeksiyon riskini azaltmaktır. Marul veya diğer sebzeler sabun, deterjan ya da çamaşır suyuyla yıkanmamalıdır. Bu ürünlerin gıdaların temizlenmesinde kullanılması önerilmemektedir” ifadelerini kullandı.‘KARPUZDA DA RİSK VAR’Karpuz ve kavunun da kesilmeden önce yıkanması gerektiğini kaydeden Uzm. Dr. Aslı Özer, “Karpuz, kavun ve benzeri kabuklu meyvelerin dış yüzeylerinde mikroorganizmalar bulunabilir. Meyve yıkanmadan kesildiğinde, bıçağın kabuktan içeri geçmesi sırasında yüzeyde bulunan mikroorganizmalar yenilebilir kısma taşınabilir. Bu nedenle kabuğu yenmeyen meyveler de kesilmeden önce akan su altında yıkanmalıdır. Sert yüzeyli ürünlerde, yüzeyin temiz bir sebze fırçasıyla nazikçe temizlenmesi de yardımcı olabilir" dedi.‘AÇIKTA SATILAN KARPUZA DİKKAT’Karpuz veya kavunun dilimlendiğinde, ürünü dış ortamdan koruyan doğal kabuk bariyeri ortadan kalktığını kaydeden Dr. Aslı Özer, “Kesilmiş meyveler uygun sıcaklıkta muhafaza edilmez ve özellikle sıcak ortamlarda uzun süre bekletilirse mikroorganizmaların çoğalması kolaylaşabilir. Bu nedenle özellikle yaz aylarında açıkta, güneş altında veya soğuk zinciri belirsiz koşullarda uzun süre bekletilmiş dilimlenmiş meyvelere karşı dikkatli olunmalıdır. Kesilmiş meyveler uygun şekilde soğukta muhafaza edilmelidir” diye konuştu.‘KUSMA VE İSHAL GÖRÜLEBİLİR’Özellikle toplu tüketim yapılan restoran ve işletmelerde hijyen kurallarına eksiksiz uyulmasının olası gıda kaynaklı enfeksiyonların önlenmesinde kritik rol oynadığına değinen Uzm. Dr. Aslı Özer, “Kirli veya iyi temizlenmemiş gıdaların tüketilmesi sonucu gelişen enfeksiyonlarda bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, ateş ve sıvı kaybı görülebilir. Özellikle çocuklarda, yaşlılarda ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde bu tablo daha ağır seyredebilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Unutmayalım; marul ve diğer tüm sebze-meyveleri tüketmeden önce doğru şekilde yıkamak, gıda kaynaklı enfeksiyonlardan korunmanın en etkili yollarından biridir” dedi.‘HER BAKTERİNİN BULAŞMA YOLU FARKLI’Uzm. Dr. Aslı Özer, gıdaların temizlik yöntemlerinin birbirinden farklı olduğuna değinerek, şöyle devam etti:“Bakteri, virüs ve parazitlerin bulaşma yolları birbirinden farklıdır. Bu nedenle tek bir ‘yıkama yöntemi’ bütün mikroorganizmaları ortadan kaldırmaz.E. coli ve Salmonella kontamine su ve toprak, hayvansal ürünler, eller ve mutfak yüzeyleri aracılığıyla gıdalara bulaşabilir. Bu mikroorganizmalar açısından el hijyeni, çiğ ve pişmiş gıdaların birbirinden ayrılması, temiz ekipman kullanılması ve gerekli durumlarda gıdaların yeterli sıcaklıkta pişirilmesi büyük önem taşır. Taze ürünlerin akan su altında yıkanması da yüzeydeki kontaminasyonu azaltmaya yardımcı olabilir. Cyclospora ise özellikle taze ürünlerle ilişkilendirilen bir parazittir. Güvenli su kullanımı, taze ürünlerin uygun şekilde temizlenmesi ve çapraz bulaşmanın önlenmesi önemlidir. Ancak normal yıkama işlemi Cyclospora'yı tamamen ortadan kaldıran güvenilir bir yöntem olarak kabul edilmemelidir. Norovirus açısından ise enfekte kişilerin elleri önemli bir bulaşma kaynağıdır. Enfekte bir kişinin ellerini uygun şekilde temizlemeden gıda hazırlaması, virüsün gıdaya taşınmasına neden olabilir. Bu nedenle yalnızca sebze ve meyveleri yıkamak yeterli değildir; el hijyeni, mutfak yüzeylerinin temizliği ve hasta kişilerin gıda hazırlamaktan kaçınması da önemlidir. Listeria açısından ise özellikle hazır tüketime sunulan ve uzun süre saklanan gıdalarda soğuk zincirin korunması ve çapraz bulaşmanın önlenmesi önem taşır. Listeria'nın önemli özelliklerinden biri, buzdolabı sıcaklıklarında da çoğalabilmesidir. Dolayısıyla buzdolabında saklamak her mikroorganizmayı etkisiz hale getirmez."‘BUZ DA GIDA GÜVENLİĞİNİN BİR PARÇASI’"Buz donduğu için mikrop barındırmaz" düşüncesi doğru değildir” diyen Uzm. Dr. Aslı Özer, “Suyu dondurmak onu steril hale getirmez. Buzun güvenliği öncelikle hangi sudan üretildiğine ve nasıl hazırlandığına bağlıdır. Güvenilir olmayan veya kontamine sudan yapılan buz enfeksiyon açısından risk taşıyabilir. Bunun yanı sıra buz makinelerinin ve buz kaplarının hijyeni de önemlidir. Buzun elle tutulması, temiz olmayan bir kepçeyle alınması, kirli yüzeylerle temas etmesi veya uygun olmayan koşullarda saklanması kontaminasyona yol açabilir. Bu nedenle restoran ve kafelerde kullanılan buzun güvenilir içme suyundan üretilmesi, buz makinelerinin düzenli olarak temizlenmesi ve buzun hijyenik ekipmanlarla servis edilmesi gerekir” dedi.‘ÇAPRAZ BULAŞMAYA ÖZELLİKLE DİKKAT EDİLMELİ’Evde yapılan önemli gıda hatalardan birinin de, çiğ et için kullanılan bıçak veya kesme tahtasının yeterince temizlenmeden salata ya da meyve hazırlamak için kullanılması olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Özer, “Örneğin çiğ tavuktan bulaşan bir bakteri, aynı kesme tahtasında hazırlanan ve daha sonra pişirilmeyecek olan salataya taşınabilir. Bu nedenle mümkünse çiğ et ve sebze-meyveler için ayrı kesme tahtaları kullanılmalı; tezgâh, bıçak ve diğer mutfak ekipmanları her kullanım sonrasında uygun şekilde temizlenmelidir” diye konuştu.‘YIKADIM, ARTIK KESİNLİKLE MİKROP YOK DEMEMELİYİZ’Bir sebzeyi veya meyveyi yıkamak, onu steril hale getirmez diyen Uzm. Dr. Özer, “Yıkama; yüzeyde bulunan toprak, kir ve mikroorganizmaların bir bölümünün uzaklaştırılmasına yardımcı olur ancak enfeksiyon riskini tamamen ortadan kaldırmaz. Özellikle yaz aylarında açıkta satılan, önceden dilimlenmiş ve soğuk zinciri belirsiz gıdalar konusunda daha dikkatli olunmalıdır. Ancak bu, sebze ve meyvelerden uzak durmamız gerektiği anlamına gelmez. Doğru yaklaşım; taze sebze ve meyveleri tüketmekten vazgeçmek değil, gıdaları doğru seçmek, akan su altında uygun şekilde temizlemek, çiğ ve pişmiş ürünleri birbirinden ayırmak ve uygun koşullarda saklamaktır. Özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde bazı gıda kaynaklı enfeksiyonlar daha ağır seyredebildiğinden, bu gruplarda gıda hijyenine daha fazla özen gösterilmelidir” ifadelerini kullandı.Kaynak: DHA

26 Ağustos 2026 33
Sıcak havada piknik yapanlara gıda güvenliği uyarısı SAĞLIK
SAĞLIK

Sıcak havada piknik yapanlara gıda güvenliği uyarısı

- Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Yılmaz: - 'Et ve tavuk ürünlerinin satın alınmasından tüketilmesine kadar tüm aşamalarda soğuk zincire dikkat edilmesi gerekiyor' TEKİRDAĞ (AA) - Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Yılmaz, sıcak havalarda piknik yapanların et ve tavuk gibi hayvansal ürünlerin taşınması, muhafazası ve pişirilmesi sırasında dikkatli olması gerektiğini belirtti.Yılmaz, AA muhabirine, yaz aylarında aileleriyle doğada vakit geçirmek isteyenlerin özellikle hafta sonları ve akşam saatlerinde yeşil alanlarda piknik yaptığını söyledi.Pikniklerde genellikle tavuk ve et ürünlerinin ızgarada pişirildiğini anlatan Yılmaz, 'Ürünlerin marketten satın alınmasından tüketilmesine kadar tüm aşamalarda soğuk zincire dikkat edilmesi gerekiyor.' dedi.Yılmaz, özellikle kanatlı etlerin kısa sürede bozulabildiğine dikkati çekti.Hayvansal ürünlerin kısa sürede bozularak gıda zehirlenmelerine yol açabildiğini ifade eden Yılmaz, 'Satın alınan gıdaların soğuk zincir şartlarında, en azından buz aküleri veya ısı geçirgenliği düşük ambalajlarla muhafaza edilmesi gerekiyor. Ürünler tüketilinceye veya ızgarada pişirilinceye kadar uygun koşullarda saklanmalı.' dedi.Yılmaz, ayran ve diğer süt ürünlerinde de sıcak havalarda bozulma riskinin yüksek olduğunu ifade etti.Pişirilen gıdaların uygun koşullarda bekletilmesinin önem taşıdığını vurgulayan Yılmaz, 'Pişirilen gıdaların mümkünse 45 dakika ila 1 saat içerisinde tüketilmesi, özellikle sıcak havalarda gıda güvenliği açısından daha uygun olacaktır. Gıdaların uygun koşullarda muhafaza edilmemesi zehirlenmelere neden olabilir.' diye konuştu.Yılmaz, toplu organizasyonlarda hazırlanan yemeklerin saklama koşullarına daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini, uygun şekilde muhafaza edilmeyen gıdaların toplu zehirlenmelere yol açabileceğini söyledi.Izgarada yalnızca gıdanın mikrobiyolojik güvenliğinin değil, maruz kaldığı dumanın da dikkate alınması gerektiğini belirten Yılmaz, özellikle yağlı ürünlerde oluşan dumanın sağlık açısından risk oluşturabileceğini ifade etti.Yılmaz, dumandan ortaya çıkan bazı kanserojen bileşiklerin ızgarada pişen etle temas edebildiğini dile getirerek, gıdaların yoğun dumana maruz bırakılmaması gerektiğini kaydetti.Kaynak: Etik Haber

26 Ağustos 2026 5
Uzmanlardan okula dönüş öncesi çocuklar için öneriler SAĞLIK
SAĞLIK

Uzmanlardan okula dönüş öncesi çocuklar için öneriler

Yeni eğitim öğretim yılı için geri sayım başlarken, çocukların okul hazırlığında yalnızca kırtasiye alışverişi ve okul kıyafetlerinin tamamlanması yeterli olmuyor. Okula başlamadan öncesağlıkkontrolle... Yeni eğitim öğretim yılı için geri sayım başlarken, çocukların okul hazırlığında yalnızca kırtasiye alışverişi ve okul kıyafetlerinin tamamlanması yeterli olmuyor. Okula başlamadan öncesağlıkkontrollerinin ve aşıların gözden geçirilmesi, çocukların yeni döneme psikolojik olarak hazırlanması ve günlük beslenme düzenlerinin okul temposuna uygun hale getirilmesi de önem taşıyor. Medipol Sağlık Grubu’ndanÇocuk Sağlığıve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çağ, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyza Ustabaş Kahraman, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Zorlu ve Beslenme ve Diyet Uzmanı Asya Naz Al, okul öncesi ve okul çağındaki çocukların sağlıklı bir eğitim dönemi geçirmesi için ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları anlattı.‘SAĞLIKLI VE GÜVENLİ ÜRÜNLERİ TERCİH EDİN’Ailelerin kıyafet, ayakkabı, çanta ve kırtasiye alışverişinde ürünlerin görünüşünün yanı sıra çocukların sağlığına uygunluğuna da dikkat etmesi gerekiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çağ, kıyafetlerin pamuklu, doğal ve çocuğu terletmeyen özellikte olması gerektiğini belirterek, “İlk aldığımız kıyafetleri üretim ve paketleme aşamasında çeşitli kimyasallara maruz kalabileceğinden mutlaka yıkayıp çocuğa giydirmekte fayda var” dedi. Ayakkabıların rahat, hafif ve kaymaz tabanlı olması gerektiğini aktaran Prof. Dr. Çağ, çantaların ise hafif, ergonomik ve iki omuzda taşınabilen modellerden seçilmesini önerdi. Ağır çantaların omurga sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Çağ, kırtasiye ürünlerinde ise üretici bilgilerinin ve güvenlik belgelerinin kontrol edilmesi, ağır metal ve toksik madde içerebilecek ürünlerden uzak durulması gerektiğini söyledi.‘SAĞLIK KONTROLLERİNİ İHMAL ETMEYİN’Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyza Ustabaş Kahraman ise çocukların okula başlamadan önce genel büyüme ve gelişimlerinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Boy ve kilo takibinin yanı sıra bilişsel, davranışsal, dil ve motor gelişim, işitme ve görme kontrollerinin yapılmasının önemine dikkat çeken Doç. Dr. Kahraman, “Sağlıklı büyüme ve gelişmesi olan bir çocukta rutin kan tetkiki istemiyoruz. Ancak halsizlik, solukluk, iştahsızlık veya büyüme ve gelişmede duraksama varsa çocuğun ihtiyacına göre gerekli tetkikleri yapıyoruz” dedi. Aşı kartlarının da mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Kahraman, özellikle 4 yaşta uygulanan kızamık kızamıkçık kabakulak ve karma aşılarının hatırlatma dozlarına dikkat çekti. 1 Eylül 2026 itibarıyla Ulusal Aşı Programı’na 4 yaşta su çiçeği aşısı hatırlatma dozunun da ekleneceğini belirten Doç. Dr. Kahraman, geciken aşıların tamamlanabileceğini ve kreşe başlayacak çocuklarda mevsimsel influenza aşısının da değerlendirilmesini önerdi.‘BESLENMEDE PROTEİN VE DOĞAL BESİNLER ÖNE ÇIKIYOR’Beslenme ve Diyet Uzmanı Asya Naz Al da gelişim çağındaki çocukların yeterli ve dengeli beslenmesinin büyüme ve gelişim açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle protein içeriği yüksek besinlerin günlük beslenmede yer alması gerektiğini aktaran Al, “Çocuklarımızın meyve ve sebzeleri mutlaka tüketmelerini istiyoruz. Günde bir ya da iki porsiyon olacak şekilde meyve ve sebze tüketmeleri önemli” dedi. Kahvaltıda poğaça, simit ve börek gibi yüksek karbonhidrat ve yağ içeren seçenekler yerine yumurta, peynir ve tam tahıllı ekmek gibi alternatiflerin tercih edilmesini öneren Al, kahvaltı yapmak istemeyen çocuklar için küçük ara öğünler oluşturulabileceğini söyledi. Meyve suyu ve sabah saatlerinde fazla miktarda meyve tüketiminin kan şekerini hızlı yükseltebileceğine dikkat çeken Al, kantinlerde satılan yağ ve tuz içeriği yüksek ürünler yerine evden hazırlanmış kuru meyve ve kuruyemiş gibi sağlıklı ara öğünlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.‘UYUM SÜRECİNDEKİ EN KRİTİK DÖNEM’Uyun sürecinin kritik olduğunu dile getiren Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Zorlu ise “Uyum sağlamak sadece çocuğun okula gidip gelmesi değil; öğretmenle iyi bir ilişki kurması, arkadaşlarıyla kaynaşması ve derse dikkatini verebilmesiyle de ilgilidir. Bazı çocuklar hızlıca alışırken, bazıları için bu süreç daha uzun olabilir. Biz genellikle ilk bir ayı uyum süresi olarak değerlendiriyoruz” dedi. Ebeveynlerin çocuğu dinleyip duygularını anlamasının uyumu kolaylaştırdığını belirten Dr. Zorlu, “Çocuğun kaygılandığı ya da zorlandığı bir nokta varsa onu anlamak, hak vermek, öğretmenle iş birliği içinde olmak süreci hızlandırır. Buna karşılık baskıcı ya da aşırı kaygılı ebeveyn tutumları ise süreci uzatabilir” diye konuştu.Kaynak: DHA

26 Ağustos 2026 12