Bizi Takip Edin

Şehit Kızından Sağlık Çalışanlarının ve Şehit Ailelerinin Sesi Olmaya Uzanan Bir Mücadele

Şehit Kızından Sağlık Çalışanlarının ve Şehit Ailelerinin Sesi Olmaya Uzanan Bir Mücadele

Habere Git

Çorum Fizik Tedavi Hastanesi Bakanlığın Yatırım Programına Alındı

Ankara İskilipliler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Daşcı'nın, Çorum'un fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Sağlık Bakanlığına yaptığı kapsamlı resmi başvuru önemli bir aşamaya ulaştı. Sağlık Bakanlığı, "Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi Hastanesi Ek Bina Yatırımı"nı 2027 yılı yatırım programına alınmak üzere Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sundu.

Habere Git

Sağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!

Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.

Habere Git

Uçakta rahatsızlanan hastaya ilk müdahale Bakan Memişoğlu’ndan geldi

Uçakta rahatsızlanan hastaya ilk müdahale Bakan Memişoğlu’ndan geldi

Habere Git

Video yardımlı toraks cerrahisi (VATS) tekniği akciğer kanserinde başarıyla gerçekleştiriliyor

Video yardımlı toraks cerrahisi (VATS) tekniği akciğer kanserinde başarıyla gerçekleştiriliyor

Habere Git
SAYI: 351 | TEMMUZ 2026

351. Sayı

Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.

Dijital Okuma
PDF İndirme Seçeneği
İnteraktif Flipbook
351. Sayı

CANLI YAYIN TAKVİMİ

TÜMÜNÜ GÖR >
01
Nis
Prş
10:00 CANLI

OHSAD Kurultayı – Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları

Prof. Dr. Kemal Memişoğlu - T.C. Sağlık Bakan
İZLE
15
Nis
Prş
10:00 CANLI

Tüyap Expomed Eurasia İstanbul Medikal Fuarı

İZLE
08
Eki
Prş
10:00 CANLI

ÜRETİCİLERLE EL ELE

İZLE

ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR

TÜMÜNÜ GÖR >
KLS Martin’in İleri Cerrahi Çözümleri Oypa Medikal Güvencesiyle Türkiye’de
RÖPORTAJ

KLS Martin’in İleri Cerrahi Çözümleri Oypa Medikal Güvencesiyle Türkiye’de

09 Ağustos 2026 36
PAQEN: Tıbbi Cihazlarda İnovasyon, Regülasyon ve AR-GE’nin Güçlü Ortağı
RÖPORTAJ

PAQEN: Tıbbi Cihazlarda İnovasyon, Regülasyon ve AR-GE’nin Güçlü Ortağı

09 Ağustos 2026 41
Sağlıkta Mühendİslİk ve Kalİtenİn Buluşma Noktası: Pulcuoğlu Medİkal
RÖPORTAJ

Sağlıkta Mühendİslİk ve Kalİtenİn Buluşma Noktası: Pulcuoğlu Medİkal

09 Ağustos 2026 31
REKABET SADECE ÖZEL SEKTÖRE Mİ UYGULANIR?
KÖŞE YAZISI

REKABET SADECE ÖZEL SEKTÖRE Mİ UYGULANIR?

Mustafa DAŞCI

13 Ağustos 2026 49

GÜNCEL HABERLER

TÜMÜNÜ GÖR >
Motosiklet kazasında ölen Baran'ın organları 7 hastaya umut oldu SAĞLIK
SAĞLIK

Motosiklet kazasında ölen Baran'ın organları 7 hastaya umut oldu

Motosikletkazasında yaralanan Baran Duman, 3 Ağustos’ta Antalya Şehir Hastanesi’nde tedaviye alındı. Yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Duman’ın, 12 Ağustos’ta beyin ölümü gerçekleşti. Aile, 13 Ağus... Motosikletkazasında yaralanan Baran Duman, 3 Ağustos’ta Antalya Şehir Hastanesi’nde tedaviye alındı. Yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Duman’ı…

14 Ağustos 2026 20
'Menopoz değil, perimenopoz belirtileri daha erken fark ediliyor' SAĞLIK
SAĞLIK

'Menopoz değil, perimenopoz belirtileri daha erken fark ediliyor'

Medicana International Ankara HastanesiMenopozWellness Komitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Deniz Han Deniz, menopoz yaşının öne çekildiğine dair kesin bir veri bulunmadığını ifade eder... Medicana International Ankara HastanesiMenopozWellness Komitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Deniz Han Deniz, menopoz yaşının öne ç…

14 Ağustos 2026 16
Nadir bir genetik hastalıkla mücadele eden Belçikalı fenomen Michiel Vandeweert hayatını kaybetti SAĞLIK
SAĞLIK

Nadir bir genetik hastalıkla mücadele eden Belçikalı fenomen Michiel Vandeweert hayatını kaybetti

Belçikalı fenomen Michiel Vandeweert, progeria (Hutchinson-Gilford progeria sendromu) hastalığı sebebiyle 28 yaşında yaşamını yitirdi Nadir bir genetik hastalıkla yaşama deneyimini sosyal medyada paylaşan Belçikalı influencer Michiel Vandeweert hayatını kaybetti.Michiel Vandeweert, küçük yaşta teşhisi konulan progeria (Hutchinson-Gilford progeria …

14 Ağustos 2026 17
Çocuklarda açıklanamayan karın ağrısı fındıkkıran sendromu belirtisi olabilir SAĞLIK
SAĞLIK

Çocuklarda açıklanamayan karın ağrısı fındıkkıran sendromu belirtisi olabilir

Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cihangir Akgün, "Özellikle kronik karın ağrısı, sol yan ağrısı ve idrarda kan görülen çocukların mutlaka bir çocuk nefroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir" dedi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cihangir Akgün, çocuklarda açıklanamayan kronik karın ağrısı, sol yan ağrısı ve idrarda kan görülmesinin…

14 Ağustos 2026 11
 
Kontrolsüz yüksek doz D vitamini kullanımı sağlık sorunlarına yol açabilir SAĞLIK
SAĞLIK

Kontrolsüz yüksek doz D vitamini kullanımı sağlık sorunlarına yol açabilir

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İdris Kuzu, "D vitamini önemli bir vitamindir ancak mucize değildir. Eksikliği mutlaka değerlendirilmeli ve gerektiğinde tedavi edilmelidir. Bununla birlikte bilinçsiz ve yüksek doz kullanımından da kaçınılmalıdır" dedi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İdris Kuzu, kontrolsüz şekilde yüksek doz D vitamini kullanmanın yanlış olduğunu, bunun, kanda kalsiyum yüksekliği, böbrek taşı ve böbrek hasarı gibi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Kuzu, yağda çözünen ve vücutta hormon benzeri görevler üstlenen D vitamininin en önemli kaynağının güneş ışınları olduğunu aktardı.Kuzu, D vitamininin, güneşten gelen UVB ışınlarının ciltle temas etmesiyle vücutta sentezlendiğini, bazı besinlerden ve gerektiğinde takviyelerden de alınabildiğini kaydetti.D vitamininin vücutta aktif hale geldikten sonra kalsiyum ve fosfor dengesinin düzenlenmesine, kemik ve diş sağlığının korunmasına ve kasların sağlıklı çalışmasına katkı sağladığına işaret eden Kuzu, aynı zamanda bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde de rol oynadığını anlattı.Kuzu, D vitamini eksikliğinin yalnızca kemik sağlığını etkileyen bir durum olmadığını, özellikle uzun süre devam eden eksikliğin çocuklarda raşitizme, erişkinlerde ise osteomalazi, kemik kaybı ve kırık riskinde artışa neden olabileceğini aktardı.D vitamini düzeyinin düşük çıkması halinde kişiye özel bir tedavi planlanması gerektiğinin altını çizen Kuzu, yaş, kilo, kronik hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden sağlık sorunlarının tedavi planında dikkate alınması gerektiğini vurguladı.Kuzu, günlük düşük doz takviyenin bazı kişilerde yeterli olabilirken, daha ileri eksikliklerde hekim kontrolünde yükleme tedavilerinin uygulanabileceğini belirterek, "Burada önemli olan, D vitamini düzeyini bir an önce yükseltmek amacıyla kontrolsüz şekilde yüksek doz kullanmamak. Çünkü D vitamini fazlalığı da sağlık açısından ciddi sonuçlara yol açabilir. Kanda kalsiyum yüksekliği, böbrek taşı ve böbrek hasarı gibi sorunlar görülebilir" ifadelerini kullandı.D vitamini eksikliğinde güneş ışığı, beslenme ve gerektiğinde hekim kontrolünde uygulanan takviye tedavisinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Kuzu, şunları kaydetti: "D vitamini önemli bir vitamindir ancak mucize değildir. Eksikliği mutlaka değerlendirilmeli ve gerektiğinde tedavi edilmelidir. Bununla birlikte bilinçsiz ve yüksek doz kullanımından da kaçınılmalıdır. Sağlıklı D vitamini düzeylerine ulaşmanın en güvenli yolu, kişinin ihtiyaçlarının belirlenmesi, düzenli takip, dengeli beslenme, uygun ve kontrollü güneşlenme ve gerektiğinde hekim önerisiyle kullanılan takviyelerin bir arada değerlendirilmesidir."Kaynak: Haberturk

14 Ağustos 2026 2
Havadaki yoğun bakım ünitesi 7 ayda 128 hastaya uçtu SAĞLIK
SAĞLIK

Havadaki yoğun bakım ünitesi 7 ayda 128 hastaya uçtu

Sağlık Bakanlığı bünyesinde Diyarbakır'da konuşlu ambulans helikopter, yılın ilk 7 ayında aralarında 14 yenidoğanın da olduğu 128 hasta ve yaralıyı hastanelere ulaştırdı. İl Sağlık Müdürü Emre Asiltürk, "Helikopter ambulansımız, yoğun bakım ortamında bulunması gereken tüm donanıma sahip. Sadece Diyarbakır'a değil, çevredeki Siirt, Şırnak, Mardin, Şanlıurfa, Elazığ ve Adıyaman'ın belli bir kesimine de hizmet veriyoruz" dedi Sağlık Bakanlığı bünyesinde Bağlar ilçesindeki Diyarbakır Kadın Hastalıkları Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nin heliport alanında konuşlu ambulans helikopter, yılın ilk 7 ayında aralarında 14 yenidoğanın da bulunduğu 128 hasta ve yaralıyı hastanelere ulaştırdı. Ambulans helikopter, özellikle ulaşımın güç olduğu kırsal bölgelerde hayati tehlikesi bulunan hastalara hızlı ulaşım imkanı sağlıyor. Acil vakalara müdahale için 7 gün 24 saat hazır bekletilen ve her türlü tıbbi müdahalenin yapılabilmesi için gerekli ekipmanla donatılan helikopterde, vardiyalı olarak 5 kaptan pilot, 2 doktor ve 2 paramedik sağlık personeli görev yapıyor. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne gelen ihbarların ardından gerekli izinlerin alınmasıyla harekete geçen ekipler, vakaya en kısa sürede ulaşabilmek için uçuş rotasını belirliyor. Hastalar, yaz-kış demeden ulaşımı zor bölgelerden alınıp uygun sağlık kuruluşlarına sevk ediliyor.İl Sağlık Müdürü Emre Aslıtürk, ambulans helikoptere ilişkin, “Ambulans helikopterlerimize, bizim ‘havadaki yoğun bakımlarımız’ diyebiliriz. Tabii geniş bir alana hizmet veriyor. Sadece Diyarbakır'a değil. Diyarbakır'la beraber çevremizdeki Siirt, Şırnak, Mardin, Şanlıurfa, Elazığ ve Adıyaman'ın belli bir kesimine biz hizmet veriyoruz. Ambulans helikopterin avantajı şu, vakalara daha hızlı erişim. Hatta bazen araçla, trafikle gidemediğimiz yerlere iniş imkanı sağlıyor. Ambulans helikopterimiz bu yıl ilk 7 ayda yaklaşık 128 hastamıza hizmet verdi. Tabii bunların arasında bizim en önemli grubumuz da yenidoğanlar. Bu süreçte 14 yenidoğanımıza da hizmet verdik. Önemli bir hizmet ayağı da yanık hastaları. Zamanla yarıştığımız vakalar oluyor. Bazen öyle bir durum oluyor ki bir trafik kazası oluyor, diyelim ki aşırı kan kaybı var. Kara yoluyla uzunca bir zaman alabilir ya da çok uzak bir coğrafyada mahsur kalmış olabilir. Ambulans helikopter ile biz hızlı ulaşım imkanı sağlıyoruz. Tabii uçuş olanağının, hava koşullarının imkan verdiği koşullarda mesafe tanımaksızın uçabiliyor. Yani buradan Kayseri'ye kadar uçabiliyoruz. 2 saat 15 dakika uçuş mesafesinde olan her yere gidiş geliş sağlanabilir” dedi.Yerli ve milli helikopter Gökbey’in ambulans helikopter olarak da kullanılacağını ifade eden Asiltürk, “Diyarbakır sınırları içerisinde biz vakalarımıza maksimum yarım saat içerisinde ulaşım sağlayabiliyoruz. Burada 2 hekim, 2 de paramedik olmak üzere 4 sağlık çalışanımız helikopterimizde hizmet veriyor. 5 de pilotumuz var. Ambulans helikopterimiz, bir yoğun bakım ortamında bulunması gereken tüm donanıma, teçhizata sahip. Yani hastanın orada hastaneye ulaşıncaya kadar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebileceği her türlü olanağa sahiptir. İnşallah yakın zamanda da milli ve yerli Gökbey helikopter ambulanslarımız devreye girecek ve gücümüze güç katacak. Neredeyse aylık ortalama 20 vakaya gidiyoruz. Yıllık da 250 civarında vakaya ulaşılmış oluyoruz. Hemen hemen talep edilen tüm vakalara ulaşıyoruz. Talepleri karşılama noktasında hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz. Geçen seneki zorlu kış koşullarında da biz hizmet verdik. Görüş alanı imkan verdiği sürece yağmur çamur da olsa gidebilirsiniz. Ama görüşün hizmet olanak vermesi gerekiyor” diye konuştu.Kaynak: Haberturk

14 Ağustos 2026 2
‘Döküm demir tencereler, tek başına demir eksikliğini gidermez’ SAĞLIK
SAĞLIK

‘Döküm demir tencereler, tek başına demir eksikliğini gidermez’

Döküm demir tencerelerde pişirilen bazı yiyeceklerin demir içeriğinin artabildiğini ancak bunun tedavi yerine geçmeyeceğini belirten İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı... Döküm demir tencerelerde pişirilen bazı yiyeceklerin demir içeriğinin artabildiğini ancak bunun tedavi yerine geçmeyeceğini belirten İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Gulnar Zeynalova, demir eksikliğiyle ilgili doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti.‘ASİDİK GIDALAR DEMİR GEÇİŞİNİ ARTIRIYOR’Döküm demir tencerelerde pişirilen yemeklere gerçekten demir geçişi olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Gulnar Zeynalova, “Bu geçiş; yemeğin asidik yapısına, pişirme süresine ve sıcaklığa göre değişiklik gösterebilir. Özellikle domates sosu gibi asidik gıdalar, tencereden daha fazla demir çözünmesine neden olabilir. Yeşil sebzeler ve asidik soslarla hazırlanan yemekler bu açıdan katkı sağlayabilir” diye konuştu.‘DEMİRİN EMİLİMİ TEK BAŞINA PİŞİRME YÖNTEMİYLE BELİRLENMEZ’Döküm demirden geçen demirin non-hem formda olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Zeynalova, “Vücut hem demiri daha kolay emer. Ancak bitkisel kaynaklı non-hem demir de doğru kombinasyonlarla etkili şekilde emilebilir. Özellikle C vitamini ile birlikte tüketildiğinde emilim ciddi ölçüde artar. Bu nedenle demirden zengin bir öğünün yanında portakal suyu, biber ya da limon gibi destekleyici besinler tercih edilmelidir” dedi.‘RİSK GRUBUNDA MİLYONLARCA KİŞİ VAR’DünyaSağlıkÖrgütü verilerine göre dünyada yaklaşık 2 milyar insanındemir eksikliğianemisi riski taşıdığına dikkat çeken Uzm. Dr. Zeynalova, “Özellikle çocuklar, gebeler, vegan ve vejetaryen bireyler ile sık kan bağışında bulunan kişiler risk grubunda yer alıyor. Bu kişilerdebeslenmedüzeni daha dikkatli planlanmalıdır” ifadelerini kullandı.‘DEMİR EKSİKLİĞİ SADECE HALSİZLİK YAPMAZ’Demir eksikliğinin yalnızca yorgunlukla sınırlı kalmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Zeynalova, “Halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtiler sık görülür. Bunun yanında bağışıklık sistemi zayıflayabilir, dikkat eksikliği ve anksiyete gibi zihinsel sorunlar ortaya çıkabilir. Bu belirtiler hafife alınmamalıdır” diye konuştu.‘KIRMIZI ET, TAVUK, BALIK VE KARACİĞER HEM DEMİR AÇISINDAN GÜÇLÜ KAYNAKLARDIR’Demir eksikliğini önlemek için hem hayvansal hem bitkisel kaynakların dengeli tüketilmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Zeynalova, “Kırmızı et, tavuk, balık ve karaciğer hem demir açısından güçlü kaynaklardır. Mercimek, nohut, kuru fasulye, ıspanak, pazı ve brokoli gibi bitkisel kaynaklar da önemli destek sağlar. Burada önemli olan doğru kombinasyonu kurabilmektir” dedi.‘ÇAY VE KAHVE DEMİR EMİLİMİNİ AZALTABİLİYOR’Demir emilimini olumsuz etkileyen faktörlere de değinen Uzm. Dr. Zeynalova, “Süt ve süt ürünleri içeriğindeki kalsiyum nedeniyle, çay ve kahve ise tanen nedeniyle demir emilimini azaltabilir. Özellikle demir açısından zengin öğünlerden hemen sonra bu içeceklerin tüketilmemesi gerekir” ifadelerini kullandı.‘SOSYAL MEDYADAKİ HER BİLGİ DOĞRU DEĞİL’Döküm demir tencerelerin tek başına demir eksikliğini çözebileceği düşüncesinin yanlış olduğunu belirten Uzm. Dr. Zeynalova, “Bu ürünler destekleyici olabilir ancak tedavi edici değildir. Demir eksikliğinde mutlaka altta yatan neden araştırılmalı ve gerekiyorsa hekim kontrolünde tedavi planlanmalıdır” dedi.Kaynak: DHA

14 Ağustos 2026 2
İZDO Başkanı Ersin Atinel: “Diş Hekimi Sayısı Artıyor, Kalite ve İstihdam Geriliyor” EĞITIM
EĞITIM

İZDO Başkanı Ersin Atinel: “Diş Hekimi Sayısı Artıyor, Kalite ve İstihdam Geriliyor”

Türkiye'de son yıllarda plansız biçimde artan diş hekimliği fakültelerinin, mesleğin geleceği ve ağız-diş sağlığı hizmetlerinin niteliği açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirten İzmir Diş Hekimleri Odası (İZDO) Başkanı Ersin Atinel, sağlık insan gücü planlamasının bilimsel veriler doğrultusunda yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.Kontrolsüz fakülte açılışlarının yalnızca mezun sayısını artırmadığını, eğitim kalitesi ve istihdam dengesini de olumsuz etkilediğini vurgulayan Atinel, bazı fakültelerde akademik kadro ve uygulama altyapısındaki yetersizliklerin geleceğin diş hekimlerinin eğitimini doğrudan etkilediğine dikkat çekti.Her yıl binlerce genç diş hekiminin mezun olduğunu hatırlatan Ersin Atinel, “Nitelikli eğitim, güçlü akademik kadrolar ve sürdürülebilir istihdam politikaları birlikte planlanmalıdır. Bugün gelinen noktada, 2030 yılında Türkiye'de yaklaşık 130 bin diş hekimine ulaşılacağı öngörülüyor. Bu tablo, hem mesleğin geleceği hem de ülkemizin sağlık sistemi açısından bilimsel veriler ışığında yeniden değerlendirilmelidir. Kontrolsüz büyüme haksız rekabeti artırırken, sunulan ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin niteliğini de olumsuz etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir” diye konuştu.Genç Diş Hekimlerinin Geleceği Güvence Altına AlınmalıYıllarca yoğun emek vererek eğitim alan genç diş hekimlerinin mesleklerini icra edemeyip farklı sektörlerde çalışmak zorunda kalmasının, hem ülkenin yetişmiş insan kaynağı hem de ekonomisi açısından önemli bir kayıp olduğunun altını çizen Atinel, şunları söyledi: “Diş hekimliği eğitiminde kaliteyi önceleyen, akademik standartları güçlendiren ve planlı istihdamı esas alan uzun vadeli politikaların hayata geçirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği ve toplumun nitelikli ağız-diş sağlığı hizmetine erişimi için kontenjan planlamaları gerçek ihtiyaç analizleri doğrultusunda yapılmalıdır”  

14 Ağustos 2026 39
Prostat Büyümesinde Robotik Cerrahi Konforlu Çözüm Sunuyor BILIM
BILIM

Prostat Büyümesinde Robotik Cerrahi Konforlu Çözüm Sunuyor

Özel Sağlık Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Erem Asil, erkeklerde ileri yaşlarda görülen iyi huylu prostat büyümesinde robotik cerrahi yönteminin başarılı sonuçlar verdiğini söyledi.Asil, iyi huylu prostat büyümesinin genellikle 50 yaşından sonra görüldüğünü belirterek, hastalığın sık idrara çıkma, idrar kesesini tam boşaltamama ya da idrar akışında zayıflama gibi belirtiler taşıdığını dile getirdi.Prostat büyümesinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Asil, sözlerine şöyle devam etti: “Sık idrara çıkma, idrar kesesini tam boşaltamama ya da idrar akışında zayıflama gibi şikayetlerle polikliniğimize başvuran hastaya öncelikli olarak muayene ve tetkikleri yapıyoruz. Genellikle bu hastalarda medikal yani ilaç tedavisi ilk seçenek oluyor. Medikal tedaviden fayda görmeyen ya da bir süre sonra şikayetleri tekrarlayan hastalarda ise cerrahi tedavileri konuşmak gerekiyor. Prostat büyümesi, günlük hayatı olumsuz olarak etkileyen bir hastalıktır. Bu nedenle eğer bir şüpheniz varsa vakit kaybetmeden uzman hekime görünmeniz gerekiyor”Robotik Cerrahi Avantajlar SunuyorÜroloji Uzmanı Doç. Dr. Erem Asil, prostat büyümesi tedavisinde kullanılan robotik cerrahinin, açık cerrahiye oranla daha kısa yatış süresi ve daha az kanama miktarı nedeniyle hastalara önemli avantajlar sunduğuna dikkat çekti.Asil şu bilgileri verdi: “100 gramın üzerinde prostatı olan hastalarda, ilave olarak mesane divertikülü ya da mesane taşı olan hastalarda robotik cerrahiyi tercih ediyoruz. Robotik cerrahide, hastanın karnına yaptığımız 8 mm'lik kesilerden batına girip prostatın idrar kanalını tıkayan kısmını tamamen çıkarıyoruz. Böylece hastalarımız idrarını daha rahat yapabilir hale geliyor. Hastanede yatış süresi açık cerrahiye göre oldukça kısa. Kanama miktarı da daha az oluyor. İyileşme süreci daha hızlı olduğu için sosyal hayata dönüş de daha kısa sürede olabiliyor”Daha Konforlu Ve Başarılı TedaviProstat tedavisinde günümüzde modern yöntemlerin ön plana çıktığını belirten Doç. Dr. Erem Asil, robotik cerrahinin hem ameliyat başarısını artırdığını, hem de hastaların yaşam kalitesini koruduğunu vurguladı.Asil, şunları söyledi: “Robotik cerrahi, küçük kesilerden girilerek gerçekleştirilen yüksek hassasiyetli bir ameliyat yöntemidir. Geleneksel açık veya laparoskopik cerrahinin sınırlarını aşarak karmaşık operasyonların güvenle yapılmasına olanak tanır. Küçük kesi sayesinde hastada travma ve kan kaybı, minimuma iner; iyileşme süreci hızlanır ve kişi daha kısa sürede normal yaşamına döner. Özel Sağlık Hastanesi olarak, bu ileri teknoloji sayesinde prostat büyümesi ameliyatlarını yüksek başarı oranlarıyla gerçekleştirmekteyiz”  

14 Ağustos 2026 13
Fıtıklar, Erken Evrede Tedavi Edilmeli! YAŞAM
YAŞAM

Fıtıklar, Erken Evrede Tedavi Edilmeli!

Egepol Hastaneleri Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ümit Alakuş, ağır kaldırma, obezite veya genetik nedenlerle görülen karın içi fıtıkların erken dönemde tedavi edilmesi gerektiğine dikkat çekti.Her yaşta görülebilen fıtıklarda ilaç tedavisi uygulanmadığını belirten Alakuş, tedavide kapalı (laparoskopik) cerrahinin başarılı sonuçlar verdiğini söyledi. Fıtık tedavisi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Ümit Alakuş, “Fıtık dediğimiz hastalık bir organın, bulunmaması gereken yere doğru kaymasıdır. Bu bel fıtığı olduğu zaman disklerin arkaya doğru kayması ya da mide fıtığı olduğu zaman midenin göğüs boşluğuna doğru kayması olarak tarif edebiliriz. Kasık fıtığında ise, karın içindeki yağ dokusu, ince bağırsak, mesane gibi organların kasık bölgesindeki anatomik olarak zayıf olan yerlerden, cilt altına doğru kaymasıdır. Erkeklerde skrotum (testis cildi) denilen bölgeye kadar inebilir” diye konuştu.Erkeklerde Daha Çok GörülüyorKonjenital yani doğuştan olan fıtıkların çoğu zaman tıbbi muayeneler ve rutin kontroller sayesinde erken evrede fark edilip ameliyat edilebildiğini dile getiren Doç. Dr. Ümit Alakuş, “Karın duvarında doğuş itibariyle anatomik olarak bazı zayıf yerler var. Embriyolojik gelişme döneminde kapanmayan bazı tabakalar olabiliyor. Çocuklarda fıtık bunlara bağlı gelişiyor. İlerleyen yaşlarda ise bağ ve kas dokusunun zamanla esnekliğini ve direncini kaybetmesi, genetik yatkınlık, ağır eşya kaldırma veya zorlayıcı sporlar, aşırı kilo, kronik öksürük ve kronik kabızlık sonucu karın içi basıncın sürekli yüksek olması, ileri yaş erkeklerde prostat problemleri gibi nedenlerle fıtıklaşma görülebiliyor. Erkeklerde kasık fıtığı daha çok görülüyor. Kasık fıtığı şişlik ve ağrı ile kendisini belli ediyor. Muayene ile tanı koyuyoruz” ifadelerini kullandı.Kapalı Cerrahiyle Tedavi Ediliyor“Fıtıklar anatomik bir problem olduğu için tedavi yöntemi de sadece cerrahidir” diyen Doç. Dr. Ümit Alakuş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun ilaçla ya da başka bir yöntemle tedavisi mevcut değildir. Fıtığın ilerlemeden tedavi edilmesi gerekiyor. Çünkü bağırsaklar bazen zayıf kanala giriyor ve bu bağırsaklar ödemlenirse, tekrar karın içine dönmüyor. Ödem arttıkça, basınçtan dolayı o bağırsağın dolaşımı bozuluyor ve gangren oluyor. Dolayısıyla o gangren olmuş bağırsağı ameliyatla kesip tekrar bağlantı yapmanız gibi durumlara sebep oluyor. Karnı açmanız ve temizlemeniz gerekiyor, uzun yatışlar sözkonusu oluyor. Dolayısıyla fıtık bu hale gelmeden, hastanın erken dönemde ameliyat olmasında çok büyük fayda var. Fıtıklar yaşam konforunu olumsuz etkiliyor; ağrıya neden oluyor ve görüntü olarak da sorunlara yol açıyor. Özellikle sporcularda ve futbolcularda bu hastalığa sıklıkla rastlıyoruz. Laparoskopik (kapalı) yöntemle fıtık ameliyatını başarıyla yapabiliyoruz. Ameliyat esnasında dikiş gerektirmeyen özel yamalar kullanılıyor; tedavi daha hızlı daha ağrısız şekilde yapılabiliyor. Fıtığın nüks etme ihtimali yamasız yöntemlere göre çok azalıyor. Hastanın iyileşme hızı arttığı için günlük yaşamına dönmesi de çabuklaşıyor”  

14 Ağustos 2026 10
Medicana International Ankara Hastanesi'ne TÜSKA Akreditasyon Belgesi Takdim Edildi BILIM
BILIM

Medicana International Ankara Hastanesi'ne TÜSKA Akreditasyon Belgesi Takdim Edildi

22 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen 9. Akreditasyon Yürütme ve Belgelendirme Kurulu (AYBK) toplantısında alınan karar doğrultusunda, TÜSKA Sağlıkta Akreditasyon Standartları Hastane Seti kapsamında akredite olmaya hak kazanan Özel Medicana International Ankara Hastanesi'ne TÜSKA Akreditasyon Belgesi düzenlenen törenle takdim edildi. Tören, Medicana International Ankara Hastanesi Genel Müdürü Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız'ın açılış konuşmasıyla başladı. Konuşmasında, sağlık hizmetlerinde kalite anlayışının kurumsal kültürün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Sarıyıldız, akreditasyon sürecine katkı sunan tüm çalışanlara teşekkür ederek, elde edilen başarının sürdürülebilir kalite anlayışının bir göstergesi olduğunu ifade etti. Törende TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan, sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir başarının güçlü bir kalite kültürüyle mümkün olduğunu belirterek, "Kültür, stratejiyi kahvaltıda yer." sözünü hatırlattı. Akreditasyonun, kurum genelinde kalite kültürünün yerleşmesini sağlayan sürekli bir gelişim anlayışı olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Ümit Kervan, Medicana International Ankara Hastanesi'nin ara denetim sonucunda Altın Akreditasyon Belgesi alan hastane olmasının bu yaklaşımın önemli bir göstergesi olduğunu vurguladı. Akreditasyon sürecini başarıyla tamamlayan hastane yönetimini ve tüm çalışanlarını tebrik etti. TÜSKA Başkanı Doç. Dr. Bayram Demir, akreditasyonun sağlık kuruluşlarında hasta güvenliği, klinik etkinlik, kurumsal yönetişim ve sürekli iyileştirme kültürünün güçlendirilmesinde önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmaya yönelik çalışmaların tüm paydaşların ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Bayram Demir, ulusal akreditasyon sisteminin sağlık hizmetlerinin güvenilirliğini ve sürdürülebilirliğini desteklediğini vurguladı. Konuşmaların ardından gerçekleştirilen belge takdim töreninde, TÜSKA Akreditasyon Belgesi, TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan ve TÜSKA Başkanı Doç. Dr. Bayram Demir tarafından Medicana International Ankara Hastanesi Genel Müdürü Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız'a takdim edildi. Belge takdim törenine ayrıca Medicana International  Hastane Mesul Müdürü Dr. M. Ertuğrul Eğin, Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Canset Aydın, Kalite Müdürü Yeliz Soy Kıbrız ile Medicana Sağlık Grubu Kalite ve Hasta Hakları Grup Müdürü Hasret Kartal ile hastane yöneticileri ve sağlık çalışanları katılım sağladı.

14 Ağustos 2026 11
Sıcak Havalar Böbrekleri Vuruyor GÜNDEM
GÜNDEM

Sıcak Havalar Böbrekleri Vuruyor

Yaz sıcaklıklarının nemle birlikte artması, özellikle kronik böbrek hastaları ve diyaliz hastaları için ciddi riskler oluşturabiliyor. Aşırı terleme ve sıvı kaybının böbreklere giden kan akımını azaltabileceğine dikkat çeken Türk Böbrek Vakfı, kreatinin ve elektrolit değerlerinde hızlı değişimler yaşanabileceği ve geçici dahi olsa böbrek hasarının meydana gelebileceği konusunda uyarıyor. Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk ise Türkiye’de her 6-7 kişiden birinin kronik böbrek hastalığı riski taşıdığına dikkat çekerek sıcak havalarda yeterli sıvı alımının önemini vurguluyor.Türk Böbrek Vakfı (TBV) Başkanı Timur Erk, sıcak havaların böbrek hastalarını sağlıklı bireylere kıyasla daha fazla etkileyebildiğine dikkat çekerek, kronik hastalığı bulunan kişilerin yüksek sıcaklıklarda daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor.Erk, Türkiye’de her 6-7 kişiden birinin kronik böbrek hastalığı riski taşıdığına dikkat çekerek, “Aşırı sıcaklar ve susuzluk böbrekler üzerindeki yükü daha da artıracaktır” uyarısında bulunuyor.Sıcak Havalarda Böbrekler Neden Zorlanır? Türk Böbrek Vakfı Danışma Meclisi Üyesi ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay, özellikle kronik böbrek hastalarında ve diyaliz hastalarında yaz aylarında aşırı terleme, yüksek sıcaklık ve susuzluğun kan değerlerinde hızlı ve belirgin değişikliklere neden olabileceğini belirtiyor.Böbreklerin sıvı ve elektrolit dengesini düzenleme kapasitesi azaldığında, sıcak hava gibi çevresel koşullar vücudun hassas dengesini daha kolay bozabiliyor.Terleme Arttıkça Böbreklere Giden Kan Azalır TBV Danışma Meclisi Üyesi, Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay; “Sıcak havalarda terleme yoluyla yalnızca su değil, sodyum ve potasyum gibi elektrolitler de kaybediliyor. Yeterli sıvı alınmadığında damar içindeki kan hacmi azalıyor.Bu durum böbreklere ulaşan kan akımının düşmesine neden olabiliyor. Böbrekler ise bu tabloya karşılık süzme hızını azaltarak ve idrarı yoğunlaştırarak vücuttaki sıvıyı korumaya çalışıyor. Bu nedenle sıcak havalarda idrarın normalden daha koyu renkli olması, vücudun sıvı kaybettiğinin işaretlerinden biri olabiliyor. Yüksek sıcaklık, aşırı terleme veya hamam ve sauna gibi yoğun ısıya maruz kalınan ortamlarda meydana gelen sıvı kaybı, böbreklere giden kan akımını azaltabiliyor.” diyor.Dr. Alpay, “Kreatinin böbrekler aracılığıyla vücuttan atıldığı için böbrek perfüzyonunun azalması, kanda kreatinin düzeyinin yükselmesine neden olabiliyor. Bu yükselme her zaman kalıcı bir böbrek hasarı anlamına gelmeyebilir; sıvı kaybına bağlı geçici bir değişiklik de söz konusu olabilir. Ancak sıvı kaybı zamanında fark edilmez ve düzeltilmezse, özellikle kronik böbrek hastalarında akut böbrek hasarı gelişme veya mevcut böbrek hastalığının ilerleme riski ortaya çıkabiliyor.”Potasyum Dengesi Kalp Ritmini EtkileyebilirDoç. Dr. Nadir Alpay; “Kronik böbrek hastalarında özellikle potasyum dengesindeki bozulmalar önem taşıyor. Potasyumun kanda yükselmesi, kalp ritmi açısından ciddi sorunlara yol açabilecek bir durum olduğundan, bu hastaların sıcak havalarda daha dikkatli olması gerekiyor. Sodyum düzeyleri ise kaybedilen su ve elektrolitin miktarına ve kişinin mevcut hastalıklarına göre farklı yönde değişebiliyor. Bu nedenle kronik böbrek hastalarının sıcak havalarda gelişigüzel şekilde aşırı su veya elektrolit tüketmesi yerine, kendi hekimlerinin önerdiği sıvı ve beslenme planını uygulaması gerekiyor.”Hamam Ve Sauna Böbrek Hastaları İçin Neden Riskli?Yüksek sıcaklık ve yoğun terleme nedeniyle hamam ve sauna, özellikle kronik böbrek hastaları açısından dikkat edilmesi gereken ortamlar arasında bulunuyor. Bu ortamlarda kısa sürede önemli miktarda sıvı kaybı yaşanabiliyor. Böbrek fonksiyonları zaten azalmış olan kişilerde bu durum, sıvı-elektrolit dengesinin daha hızlı bozulmasına ve böbrek fonksiyonlarında akut kötüleşmeye zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle kronik böbrek hastalarının sauna, hamam ve uzun süreli yoğun sıcak maruziyeti konusunda hekimlerine danışmaları önem taşıyor.Uzun süre güneş altında kalmak da fark edilenden daha hızlı sıvı kaybına neden olabiliyor. Özellikle ileri yaştaki kişilerde veya susama hissi azalmış bireylerde sıvı kaybı fark edilmeden ilerleyebiliyor. Doç. Dr. Nadir Alpay, sıcak havalarda ortaya çıkan kreatinin yüksekliğinin bazı durumlarda kalıcı böbrek hasarından değil, akut sıvı eksikliğinden kaynaklanabileceğine dikkat çekiyor. Ancak sıvı kaybının uzun sürmesi veya ağırlaşması, akut böbrek hasarına dönüşebiliyor. Bu nedenle sıcak havalarda susuz kalmamak, aşırı sıcak ortamlardan kaçınmak ve özellikle kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerin doktorlarının önerilerine göre hareket etmesi büyük önem taşıyor.Diyaliz Hastaları Tatile Çıkabilir Mi? Sıcak havalarda böbrek hastalarının en çok merak ettiği konulardan biri de tatil planları. Türk Böbrek Vakfı Diyaliz Merkezi Başhemşiresi Figen Gül, hemodiyaliz hastalarının gerekli planlamaları yaptıkları takdirde tatile çıkabileceklerini belirtiyor.Gül, “sosyal hayattan kopmamak ve psikolojik olarak yenilenmek, tedavi sürecinin sürdürülebilirliği açısından da önemli. Ancak diyaliz hastalarının tatil planını tedavinin gerekliliklerini göz önünde bulundurarak yapması gerekiyor. Diyaliz hastalarının seyahat öncesinde ilk yapması gereken, gidecekleri bölgede uygun bir diyaliz merkezi bulmak ve tatil tarihleri için önceden rezervasyon yaptırmak. Yola çıkmadan önce ise hastanın kendi diyaliz merkezinden gerekli tıbbi belgeleri alması gerekiyor. Son diyaliz gününde epikriz raporunun alınması, varsa diyaliz raporlarının ve özellikle seroloji sonuçlarının yanında bulundurulmasını öneriyoruz.” Diyaliz hastalarının seyahat sırasında tedavilerinin aksamaması için kullandıkları ilaçları eksiksiz şekilde yanlarında bulundurmaları gerekiyor.Tatil döneminde beslenme düzeninin bozulması da tedaviyi olumsuz etkileyebileceğinden, diyaliz hastalarının kendileri için belirlenen diyet programına uymayı sürdürmesi önem taşıyor. Figen Gül, diyalizle yaşamın yalnızca hastanede sürdürülen bir tedavi süreci olarak değil, günlük yaşamın bir parçası olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.  

14 Ağustos 2026 10
Sincan Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nde 32 Milyon TL’lik Malzeme Alım Süreci Mercek Altında GÜNDEM
GÜNDEM

Sincan Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nde 32 Milyon TL’lik Malzeme Alım Süreci Mercek Altında

Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Beyin Cerrahi Kliniği için planlanan 57 kalem tıbbi malzeme alım süreci, teknik şartnameye ihale komisyonunun bilgisi ve onayı dışında el yazısıyla bazı maddeler eklendiği iddiasıyla gündeme geldi. Yaklaşık maliyeti 32 milyon TL olarak belirtilen süreç iptal edilirken, Ankara İl Sağlık Müdürlüğü idari soruşturma ve bilirkişi incelemesi başlatıldığını açıkladı. Kurum, süreç kapsamında herhangi bir malzeme alımı gerçekleştirilmediğini bildirdi.Ankara Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Beyin Cerrahi Kliniği’nin ihtiyacına yönelik 57 kalem tıbbi malzemenin temini için başlatılan süreçte ortaya atılan iddialar, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin tartışmayı beraberinde getirdi.İhale kayıtlarında “Beyin Cerrahi Kliniği 57 Kalem Malzeme Alımı” adıyla yer alan işlem 11 Mart 2026 tarihinde yayımlandı, teklif tarihi ise 13 Mart 2026 olarak kayıtlara geçti. İşlem, ihale arşivlerinde doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirilecek bir malzeme alımı olarak yer alıyor.Süreçle ilgili basına yansıyan iddiaların ardından Ankara İl Sağlık Müdürlüğü 12 Ağustos 2026 tarihinde resmi bir açıklama yayımladı.İddiaların Odağında Teknik Şartname VarSüreçle ilgili ilk haberlerde, teknik şartnameye ihale komisyonunda yer alan hekimlerin bilgisi ve onayı dışında el yazısıyla bazı ilaveler yapıldığı ileri sürüldü. İddiaya göre şartnameye yapılan eklemeler arasında, tüm malzemelere teklif vermeyen firmaların değerlendirme dışı bırakılması ve numune sunma şartının getirilmesi bulunuyor. Söz konusu düzenlemelerin bazı firmaların alım sürecine katılımını engelleyebileceği ve rekabeti daraltabileceği iddia edildi. Haberlere göre bir şirket de bu gerekçelerle sürece ilişkin şikayette bulundu. Şirketin şikayetinde, teknik şartnamelerde yapılan değişikliklerin rekabeti daraltabilecek ve belirli ürün ya da isteklileri avantajlı veya dezavantajlı hale getirebilecek nitelikte olduğu ileri sürüldü.Yaklaşık Maliyet 32 Milyon TLTartışmanın bir diğer önemli boyutunu ise alımın mali büyüklüğü oluşturuyor. Beyin Cerrahi Kliniği için planlanan 57 kalem malzeme alımının yaklaşık maliyetinin 32 milyon TL olduğu aktarıldı. Ancak burada kritik bir ayrım bulunuyor: Bu rakam gerçekleşmiş bir kamu harcamasını ifade etmiyor. Ankara İl Sağlık Müdürlüğü’nün resmi açıklamasına göre söz konusu malzeme alım süreci iptal edildi ve bu kapsamda herhangi bir malzeme alımı gerçekleştirilmedi. Dolayısıyla şu aşamada kamu bütçesinden 32 milyon TL’lik bir ödeme yapıldığı yönünde bir bilgi bulunmuyor.“Dosyaya Kim Müdahale Etti?” Sorusu Yanıt BekliyorOlayın soruşturma açısından en dikkat çekici noktalarından biri, teknik şartnameye yapıldığı öne sürülen eklemenin kim tarafından ve hangi yetkiyle gerçekleştirildiği sorusu. BirGün’de yayımlanan haberde, olayın hastane görevlileri tarafından başhekimlik ve Ankara İl Sağlık Müdürlüğü’ne; “resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” ve “görevi kötüye kullanma” iddiaları kapsamında bildirildiği aktarıldı.  Ancak bu suçlamaların şu aşamada kesinleşmiş bir yargı kararı olmadığının altını çizmek gerekiyor. Ankara İl Sağlık Müdürlüğü’nün resmi açıklaması da, konuyla ilgili idari soruşturmanın sürdüğünü ve bilirkişi incelemesinin devam ettiğini belirtiyor.Ankara İl Sağlık Müdürlüğü: Süreç İptal EdildiAnkara İl Sağlık Müdürlüğü, kamuoyuna yaptığı açıklamada tartışmaların ardından malzeme alım sürecinin iptal edildiğini bildirdi. Müdürlüğün açıklamasında, “ihtiyacın karşılanması amacıyla malzeme temin süreci yeniden başlatılmıştır” denildi. Ayrıca söz konusu süreç kapsamında herhangi bir malzeme alımı yapılmadığı özellikle vurgulandı. İhtiyaç Ortadan Kalkmadı, Süreç YenilendiDosyada dikkat çeken bir başka ayrıntı ise alımın tamamen rafa kaldırılmamış olması. Ankara İl Sağlık Müdürlüğü, hastanenin söz konusu malzemelere duyduğu ihtiyacın devam ettiğini ve bu nedenle yeni bir temin sürecinin başlatıldığını açıkladı. Bu durum, soruşturmanın yalnızca geçmişteki işlemlere ilişkin değil, aynı zamanda bundan sonraki malzeme temin sürecinin nasıl yürütüleceği açısından da önem taşıdığını gösteriyor.  

14 Ağustos 2026 13