Tıbbın hemen her branşında dernekler kuruluyor, kongreler ve
bilimsel toplantılar düzenleniyor. Araştırmaların, yeni cihazların ve tedavi
yöntemlerinin anlatılması değerli. Fakat bu toplantılarda daha çok görmek
istediğim bir şey var: Hekimlerin hasta başında edindiği tecrübeyi
birbirleriyle ve asistanlarıyla paylaşması.
Aynı şikâyetle gelen iki hastada hangi bulgu farklı bir
tanıya götürdü? Fiziki muayenede ne fark edildi? Verilen ilaç, hastanın
kullandığı başka bir ilaçla nasıl etkileşti? Tedavi bir hastada işe yararken
diğerinde neden yeniden değerlendirilmek zorunda kaldı? Bu soruların cevapları,
bir hekimin tecrübesinden bütün bir kliniğin öğrenmesini sağlar.
Dünyada vaka tartışmaları ve tanı süreçlerinin birlikte
değerlendirildiği toplantılar yapılıyor. Türkiye’de de örnekleri var. Johns
Hopkins’te asistanların katıldığı vaka tartışmaları klinik akıl yürütmeye
ayrılıyor. Bizim ihtiyacımız, bu paylaşımı tek tek kurumların çabasına
bırakmadan düzenli ve erişilebilir hâle getirmek. (Johns Hopkins,
Bursa Şehir Hastanesi)
Ankara Numune Hastanesinde Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun
başhekimliği dönemindeki klinikler arası paylaşımları hatırlıyorum. Farklı
hocaların görüş ve tecrübelerini dinlemek, başlı başına bir eğitimdi. Bugün de
hocaların birikimi; hastayla her gün doğrudan karşılaşan asistan, pratisyen ve
uzman hekimlerin gözlemleriyle aynı masada buluşmalı.
Bu paylaşımı hastaneler arasında da kurmalıyız. İkinci
basamakta değerlendirilip tanısının veya tedavisinin ileri araştırma
gerektirdiği düşünülen bir hasta, eğitim ve araştırma hastanesine sevk
edildiğinde bilgi akışı orada bitmemeli. Hastayı ilk gören hekim, ileri
incelemede hangi bulgulara ulaşıldığını, hangi tetkikin tanıyı değiştirdiğini
ve tedavide nasıl bir yol izlendiğini öğrenebilmeli. Eğitim ve araştırma
hastanelerindeki hekimler de zor vakalardan edindikleri tecrübeyi ikinci
basamakta çalışan meslektaşlarıyla düzenli olarak paylaşmalı. Sevkin sonucu,
hastayı sevk eden hekime eğitim olarak geri dönmeli. Bu paylaşım, hastanın
mahremiyeti korunarak ve yetkili hekimler arasında yapılmalı.
Teknoloji hekimliğe büyük imkânlar kazandırdı. Ancak hastayı
dinlemek, öyküsünü almak ve gerekli fiziki muayeneyi yapmak da hekimliğin temel
becerileri arasında kalmalı. Vaka toplantısında yalnızca görüntüleme sonucunu
değil, hekimin muayenede ne gördüğünü, tetkiki neden istediğini ve bütün bulguları
nasıl değerlendirdiğini konuşmalıyız. İlaç etkileşimleri ve çoklu ilaç
kullanımı da düzenli olarak ele alınmalı. Dünya Sağlık Örgütü, çoklu ilaç
kullanımını ilaç güvenliğinde öncelikli alanlardan biri olarak değerlendiriyor.
(Dünya Sağlık Örgütü)
Bu eğitime kimler ulaşabiliyor? Bir kamu hekiminin kongreye
kendi maaşıyla, hiçbir firma desteği almadan katılmak istemesi hâlinde kayıt,
ulaşım ve konaklama giderleri ciddi bir engel oluşturabilir. Bilimsel
gelişmeleri takip etme imkânı, hekimin kişisel ödeme gücüne veya bir firmanın
sponsorluğuna bağlı olmamalı.
Bu nedenle kamu personelinin mesleğiyle ilgili, belirlenmiş
eğitim ölçütlerini karşılayan bilim, teknoloji ve klinik tecrübe paylaşımı
toplantılarının makul katılım giderleri kamu tarafından karşılanmalı. Katılım
hekim için ücretsiz olmalı; kamu kaynağı kullanıldığı için programın eğitim
içeriği, giderleri ve katılımdan sağlanan yarar da açıkça değerlendirilmeli.
Teknoloji eğitimi yalnızca cihazı tanıtmakla sınırlı kalmamalı; hastaya sağlayacağı
yararı ve doğru kullanımını da öğretmeli.
Toplantının yapıldığı yer de önemlidir. Bilimsel kongreler
tatil organizasyonu görünümünden uzak, ulaşımı kolay ve ekonomik mekânlarda
düzenlenmeli. Öte yandan bir toplantı hekimin evine veya işine çok yakın olduğunda,
katılımcı yalnızca kendi sunumuna girip diğer oturumları kaçırabiliyor. Bu
yüzden yer ve program birlikte düşünülmeli: Katılımcının bütün oturumlara zaman
ayırabileceği, farklı kliniklerin tecrübelerini dinleyebileceği bir düzen
kurulmalı.
Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğümüze önerim, il sağlık
müdürlüklerinin koordinasyonunda haftalık klinik tecrübe paylaşım günleri
başlatılmasıdır. Her klinik haftanın bir gününü, o hafta karşılaşılan vakaları
ve hasta başında edinilen tecrübeleri paylaşmaya ayırsın. Asistanlar,
pratisyenler, uzmanlar ve hocalar birlikte konuşsun. Belirli oturumlarda ikinci
basamak hekimleriyle eğitim ve araştırma hastanelerindeki hekimler bir araya
gelsin; ileri araştırma gerektiren vakaların tanı ve tedavi süreçlerinden
çıkarılan dersler birlikte değerlendirilsin. Uygun konularda eczacılar ve diğer
sağlık çalışanları da katkı versin.
Bu toplantıların amacı bir hekimi yargılamak değil, bir
vakadan birlikte öğrenmek olmalı. Hasta başında kazanılan tecrübe klinikten
kliniğe, hastaneden hastaneye ulaştığında bunun asıl yararını hasta görecektir.