Bayındır Söğütözü Hastanesi, kadın sağlığına dair toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla düzenlediği “Kadın Sağlığına Dair Her Şey” başlıklı seminerde, her yaştan kadını uzmanlarla buluşturdu.
Yoğun
katılımın olduğu söyleşi, 31 Ocak Cumartesi günü Bayındır Söğütözü Hastanesi
Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Kadın
Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Esra Aktepe Keskin, Doç. Dr. Deniz
Esinler, Op. Dr. Aylin Aker Ayrım ve Op. Dr. Ertan Öztürk katılımcıların
merak ettiği soruları yanıtladı.
İnteraktif
bir ortamda ilerleyen etkinlikte modern tıbbın sunduğu yeni tedavi
yöntemlerinden erken tanının hayati önemine kadar pek çok konu, alanında uzman
isimler tarafından kapsamlı bir şekilde değerlendirildi.
Ocak
ayının Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı olması dolayısıyla düzenlenen
etkinlikte rahim ağzı kanseri ve HPV hakkında da hayati bilgiler paylaşıldı.
HPV’den
rahim ağzı kanserine, yüksek riskli gebelikten menopoza kadar pek çok
kritik başlığın ele alındığı etkinlikte uzman isimler Türkiye Klinikleri TV’nin
sorularına yanıt verdi.
“Aşılama sayesinde HPV enfeksiyonundan
korunmak mümkün”
Prof.
Dr. Esra Aktepe Keskin, Türkiye Klinikleri TV mikrofonuna yaptığı açıklamada,
kadın sağlığının toplumların gelişmişlik düzeyini gösteren en önemli göstergelerden
biri olduğuna dikkat çekti.
Kadınların
hem doğurganlık hem de çocukların yetiştirilmesindeki rolüne işaret eden Prof.
Dr. Keskin, “Sağlıklı kadın, sağlıklı toplum demektir. Bu nedenle kadın
sağlığı, genel toplum sağlığının temelini oluşturur ve birincil derecede önem
taşır.” dedi.
Jinekolojik
hastalıkların oldukça geniş bir yelpazeye sahip olduğunu ifade eden Keskin, bu
hastalıklarda erken tanı, doğru tedavi ve önleyici yaklaşımların hayati önem
taşıdığını söyledi.
HPV’nin
cinsel yolla bulaşan ve sanılandan çok daha yaygın görülen bir virüs olduğunu
dile getiren Prof. Dr. Keskin, günümüzde HPV’ye karşı etkili bir aşının
bulunduğunu hatırlattı.
HPV’nin
yalnızca kadınlar açısından değil, erkekler açısından da değerlendirilmesi
gerektiğini belirten Keskin, “Aşılama sayesinde HPV enfeksiyonundan korunmak
mümkündür. HPV, önlenebilir bir enfeksiyondur.” diye konuştu.
HPV
enfeksiyonunun önlenmesinde aşılama ve serviks kanserine yönelik tarama
testlerinin düzenli yapılmasının kritik olduğunu ifade eden Keskin, kadınlara
düzenli kontrollerini aksatmamaları çağrısında bulundu.
“21 yaşından itibaren her kadının
düzenli smear testi yaptırmalı”
Op.
Dr. Ertan Öztürk, de kadın sağlığında temel hedeflerinin kadınların
bilinçlenmesini sağlamak olduğunu vurguladı.
Kadın
hastalıklarının önlenebilir ve erken tanı konulabilir hastalıklar olduğunun
altını çizen Op. Dr. Öztürk, düzenli jinekolojik muayenenin birçok sağlık
sorununu ortaya çıkmadan engelleyebildiğini ifade etti. Bu nedenle özellikle
annelerin ve tüm kadınların bu konuda bilinçlendirilmesinin büyük önem
taşıdığını söyledi.
Serviks
kanserinde erken tanıyı mümkün kılan en önemli adımın jinekolojik muayeneye
başvurmak olduğunu vurgulayan Op. Dr. Öztürk, jinekolojik muayeneye gelen
kadınlarda hem klinik değerlendirme hem de tarama testleri sayesinde
hastalıkların erken dönemde saptanabildiğini belirtti.
Smear
testi, HPV testi ve ultrason gibi yöntemlerle rahim ağzı kanseri başta olmak
üzere pek çok jinekolojik hastalığın erken tanı ve tedavisinin mümkün olduğunu kaydetti.
Tarama
testlerinin düzenli yapılmasının önemine de değinen Op. Dr. Öztürk, “21
yaşından itibaren her kadının düzenli smear testi yaptırmasını öneriyoruz. 30
yaşından sonra ise beş yılda bir HPV testi yapılması, kadını başta rahim ağzı
kanseri olmak üzere birçok hastalığa karşı korumaktadır.” ifadelerini kullandı.
“Vajinal kanama, su gelmesi ya da ağrı
gibi bulgular mutlaka önemsenmeli”
Yüksek
riskli gebeliklerin, standart gebeliklere kıyasla çok daha yakın takip
gerektirdiğini vurgulayan Perinatoloji Uzmanı Doç. Dr. Deniz Esinler, anne
adaylarının kontrollerini kesinlikle aksatmaması gerektiğini belirtti.
Gerekli
görülen durumlarda mutlaka yüksek riskli gebelik konusunda deneyimli bir uzmana
başvurulmasının önemine dikkat çeken Esinler, sürecin uzman gözetiminde
yürütülmesinin anne ve bebek sağlığı açısından kritik olduğunu ifade etti.
Anne
adaylarının bazı uyarıcı belirtileri özellikle ciddiye alması gerektiğini
söyleyen Doç. Dr. Esinler, “Vajinal kanama, su gelmesi ya da ağrı gibi bulgular
mutlaka önemsenmeli ve zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır”
dedi. Gebelik sürecinde dengeli ve sağlıklı beslenmenin, alkol, sigara ve kahve
gibi zararlı maddelerden uzak durmanın ve yeterli dinlenmenin sağlıklı bir
gebelik için temel unsurlar olduğunu vurguladı.
Gebelikte
mutlaka dikkate alınması gereken belirtilere de değinen Doç. Dr. Esinler,
gebeliğin haftasına göre değişebilmekle birlikte vajinal kanama, şiddetli kasık
ağrıları, bebek hareketlerinde azalma ile el ve yüzde belirgin ödem gibi
bulguların anne adayları tarafından yakından izlenmesi gerektiğini ifade etti.
“Menopozun kadın yaşamında önemli bir
kırılma noktası”
Op.
Dr. Aylin Aker Ayrım, menopoz sürecinin kadınların yaşam kalitesini kökten
etkileyen önemli bir dönem olduğunu belirterek, bu sürecin yalnızca
doğurganlığın sona ermesiyle sınırlı olmadığını vurguladı.
Menopozla
birlikte yumurtalıkların işlevini tamamen kaybettiğini ifade eden Ayrım,
“Vücudumuzdaki hemen her organ ve dokuda östrojen reseptörleri bulunuyor.
Östrojenin azalmasıyla birlikte yalnızca hormonal değil, sistemik pek çok
değişim ortaya çıkıyor.” dedi.
Menopozun
zihinsel, duygusal ve fiziksel etkilerinin bir arada yaşandığını dile getiren
Op. Dr. Aker Ayrım, özellikle sürecin başlangıcında kadınların uykusuzluk, kaygı
bozukluğu, ateş basmaları, gece terlemeleri ve duygudurum değişiklikleri gibi
şikâyetlerle sık karşılaştığını söyledi. Menopozla birlikte kalp-damar
hastalıkları riskinin arttığını, kemik erimesi riskinin yükseldiğini ve
bilişsel fonksiyonlar ile hafızaya ilişkin sorunların daha sık görüldüğünü
belirten Ayrım, menopozun kadın yaşamında önemli bir kırılma noktası olduğuna
dikkat çekti.
Bu
dönemde kadınların mutlaka çok yönlü desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Op.
Dr. Aylin Aker Ayrım, menopozla ilgili toplumda yaygın olan yanlış algılara da
değindi.
“Menopoz,
kadının hayatında fizyolojik bir dönemdir ve destek almadan da yaşamın geri
kalanında sorun yaşanmadan geçebilir düşüncesi doğru değildir.” diyen Ayrım,
menopozun mutlaka tıbbi değerlendirme ve bireyselleştirilmiş yaklaşımla ele
alınması gereken bir süreç olduğunu ifade etti.
Doğru
bir değerlendirme ve uygun tedavi planlamasıyla menopoz döneminin, yaşam boyu
ortaya çıkabilecek pek çok soruna yol açmadan sağlıklı şekilde
yönetilebileceğini belirten Ayrım, “Kadının yaşam kalitesini koruyabilmesi için
menopozal dönemde adeta yeniden inşa edilmesi gerekir. Bu, kadının hayattan
kopmadan, üretkenliğini ve iyi oluş halini sürdürebilmesi açısından son derece
önemlidir” dedi.
Op.
Dr. Aylin Aker Ayrım ayrıca, hormon replasman tedavisi konusunda toplumda doğru
bilinen yanlışların mutlaka düzeltilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Kaynak: Medimagazin