Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Kliniğinden Uzm. Dr. Hamiyet Hekimci Özdemir, çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde önemli başarılar elde edildiğini belirtip, "Dünyada ve ülkemizde bazı kanser türlerinin tedavisinde yüzde 90'ın üzerinde başarı elde edilmektedir. Bu durum bizim için umut vericidir. O nedenle, tedavi süreci başarılması gereken bir savaş gibidir. Çoğunlukla olumlu sonuçlar alıyor olmak bizi çok umutlandırıyor." dedi.
SBÜ Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Kliniğinden Uzm. Dr. Hamiyet Hekimci Özdemir, Çocukluk Çağı Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada çocukluk çağı kanserlerinden en bilinenin lösemi olduğunu, beyin tümörleri ve diğer kitlelerin de kanser hastalıkları arasında yer aldığını kaydetti.
Hastalığın belirtileri konusunda aileleri uyaran Uzm. Dr.
Özdemir, uzun süren ateş ve halsizlik gibi şikayetlere dikkat edilmesi
gerektiğini vurguladı. Uzm. Dr. Özdemir, "Çocukluk çağında ateşli
enfeksiyonlar sık görülür. Ateş, löseminin de sık belirtisi olmakla birlikte
iki haftayı geçen karın ağrısı, kabızlık şikayetleri de bizim için önemlidir.
Hastalarımız, çocuk hekiminin fizik bakımı bulgularındaki bir şüphesi, ateş,
geçmeyen ağrılar, halsizlik, kırgınlık kemik ağrıları gibi bulgularla karşımıza
gelebiliyor." dedi.
Tedavide bilinenin aksine başarı oranlarının oldukça yüksek
olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Hamiyet Hekimci Özdemir, şöyle devam etti:
"Dünyada ve ülkemizde bazı kanser türlerinin
tedavisinde yüzde 90'ın üzerinde başarı elde edilmektedir. Bu durum bizim için
umut vericidir. O nedenle, tedavi süreci başarılması gereken bir savaş gibidir.
Çoğunlukla olumlu sonuçlar alıyor olmak bizi çok umutlandırıyor. İlk tanı
konulduğunda biz ailelere bu konuda bilgi veriyoruz. Ailelerin de destek alması
çok önemli. Çünkü biz bir ekip olduğumuza inanıyoruz. Çocukların tedavi
sürecinde sadece ilaç desteği sağlamak yeterli değildir, onları sosyal yaşam
konusunda da desteklemek gerekiyor. Bunun dışında aileye de destek verilmesi
gerekir. Kliniğimizde buna yönelik bir psikoloğumuz bize her zaman destek
oluyor. Gerekirse de psikiyatri desteği alıp aileleri bu konuda bilgilendirip
yönlendiririz. Bir ekip olmak çok önemlidir."
"Doğuştan gelir
ve nedeni çoğunun bilinmez"
Toplumda çocukluk çağı kanserleri ile ilgili olarak doğru
bilinen bazı yanlışların da olduğunu belirten Uzm. Dr. Hamiyet Hekimci Özdemir,
hastalığın büyük korkuya neden olduğunu ifade ederek, "Başarı oranlarının
çok yüksek olması sebebiyle bu haberi aldığımız zaman karamsarlaşmak değil,
umutla gayret göstermek gerekiyor. Hastalık, beslenme düzeninde değişiklikler
oluşmasına etken değildir. Erişkin kanserlerindeki gibi yaşam koşulları
oluşmasına sıklıkla sebep olmaz. Doğuştan gelir ve nedeni çoğunun bilinmez.
Genellikle aileler kendilerini suçlarlar. Ama onların yaptığı bir hata yoktur
bunun oluşması için. Sadece hastalıkla yüzleşildiğinde gayret göstermek
gerekir" diye konuştu.
Çocukların normal hayatlarından kopmamaları gerektiğini
anlatan Uzm. Dr. Özdemir, "Çocukların okullarına hastanede devam etmeleri
için uygun koşulları sağlarız. Online eğitimlerin devam etmesiyle okul sürecini
hiç durdurmamaya çalışıyoruz. Çocukları ve ailelerini hayatlarından koparmamak
gerekiyor. Çünkü tedavi bitse bile takiplerinin devam etmesi nedeniyle
buradayken de hayatlarına okullarına devam etmelerini istiyoruz. Bunu bir süreç
gibi değil ömür boyunca yaşanılacak bir dönem gibi ailelere göstermeye
çalışıyoruz. Bu başarıyı da etkiliyor. Psikolojik olarak buna dayanmalarını
kolaylaştırıyor" dedi.
"Başarı oranlarının yüksek olduğunu unutmamak
lazım"
Çocukluk çağı kanserlerinin önlenebilir bir hastalık
olmadığını anlatan Uzm. Dr. Özdemir, ailelere bu konuda kendilerini
suçlamamalarını önerdi.
Tedavide moralin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Özdemir,
topluma da farkındalık konusunda çağrıda bulunup "Çocukluk çağı kanserleri
erişkin kanserleri gibi değil. Çoğu hastanın önceden bu hastalıkla
karşılaşabileceğini kestiremiyoruz. Ailelerin alabileceği tek önlem düzenli
hekim kontrollerine devam etmeleri, hekimlerin uyarılarına dikkat etmeleri ve
geçmeyen bir şikayetleri olduğunda bunun üzerine gitmeleridir. Bunun dışında
kimsenin yapabileceği bir şey yok. Kendilerini suçlamak yerine ciddiye alınması
gereken şikayetleri kaçırmamak daha önemlidir. Bu yüzleşilmesi gereken zor bir
durumdur. Kimsenin kabul etmesi kolay değil. Ama başarı oranlarının yüksek
olduğunu unutmamak lazım. Çocuklar sağlıklarına kavuşarak çok büyük oranda
hayatlarına devam ediyor. Onların da çocukları oluyor. Bu açıdan bakarak olumlu
düşünmek, biraz güçlü durmaya çalışmak lazım. Yakını böyle bir hastalıkla
karşılaşmış ise onlara da destek olmak gerekiyor. Anne babayı toplumdan
koparmamak için yakınlarının yardımcı olması gerekir. Herkesi bilinçli olmaya
davet ediyorum. Moral sadece hastaneden kazanılan bir şey değil. Toplumun da
bilinçli olması lazım. Hayatın içinde kendimiz ya da bir yakınımız da
karşılaşabilir. Farkındalık da önemli." dedi.