Sigara bağımlılığının kronik, tedavi edilebilen, tıbbi destek gerektirebilen bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Toprak, en etkili yaklaşımın ilaç tedavisi ve davranış terapisinin birlikte uygulanması olduğunu söyledi. Tedavisiz bırakma girişimlerinde 1 yıllık başarı oranının genellikle yüzde 3–5 civarında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Dilek Toprak, farmakolojik destekle bu oranın yüzde 15–35’e kadar çıkabildiğini, kombine tedavilerde oranın daha da arttığını söyledi. Nargilenin içim süresi, dumanın miktarı ve kullanılan tütünün yapısı nedeniyle sigaradan daha zararlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Dilek Toprak, bir nargile seansında, bir kişinin 100 ya da daha fazla sigara dumanı kadar duman soluduğunu kaydetti.
İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana
Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Toprak, Yeşilay Haftası dolayısıyla yaptığı
açıklamada nikotin bağımlılığı, sigara ve nargile kullanımının etkilerine
ilişkin değerlendirmede bulundu.
Sadece tek kullanım bile bağımlılık riskini
artırıyor
Sigaranın
temel bağımlılık yapıcı maddesinin nikotin olduğunu belirten Prof. Dr. Dilek Toprak, “Nikotin,
beyindeki dopamin salınımını tetikleyerek kişide keyif ve ödül hissi yaratır.
Bu his, zamanla beynin nikotine karşı tolerans geliştirmesine ve aynı etkiyi
elde etmek için daha fazla maddeye ihtiyaç duymasına neden olur. Nikotin son
derece bağımlılık yapıcıdır, sadece bir kez kullanmak bile, beyniniz üzerindeki
anlık etkisi nedeniyle bağımlı hale gelme riskini artırır” uyarısında bulundu.
Fiziksel
ve psikolojik bağımlılık ortaya çıkıyor
Nikotin
bağımlılığında, fiziksel ve psikolojik olarak, vücudun sürekli olarak bu
kimyasala "bağımlı" hale geldiğini kaydeden Prof. Dr. Dilek Toprak, “Fiziksel bağımlılık, vücudun yoksunluk belirtilerinden kaçınmak için nikotine ihtiyaç
duyması durumudur. Yoksunluk belirtileri nikotin kullanımını bıraktığınızda
yaşadığınız huzursuzluk, sinirlilik, konsantrasyon güçlüğü gibi hoş olmayan
hislerdir. Psikolojik bağımlılıkta ise o alışkanlık, günlük rutininizin bir
parçası olmuştur. Kahve ile sigara içmek, sinirlenince sigara içmek gibi
eşleşmeler yapılır. Bu gibi durumlarda içme ihtiyacı hissedilir” diye konuştu.
Tütün
salgını, en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri
Dünya Sağlık
Örgütü’nün (WHO) tütünün yaygın kullanımı için "tütün salgını"
ifadesini kullandığını belirten Prof.
Dr. Dilek Toprak, “Dünya Sağlık Örgütü, bunun şimdiye kadar
karşılaştığımız en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri olduğunu söylüyor ve
yılda 8 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olduğunu bildiriyor. Bu ölümlerin
1,2 milyonu pasif içicilikten kaynaklanıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün
tahminlerine göre, 700 milyon çocuk yani dünyadaki çocukların yarısı tütün
ürünü dumanına maruz kalmaktadır” dedi.
Sigara
bağımlılığı nasıl anlaşılır?
Sigara
bağımlılığının DSM-5 denilen evrensel tanı kriterleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Dilek Toprak, bu tanı
kriterlerine göre son 12 ay içinde aşağıdaki kriterlerden en az 2’sinin
bulunmasının nikotin bağımlılığını düşündürdüğünü söyledi. Prof. Dr. Dilek Toprak, bu kirterleri
şöyle sıraladı:
- Planlanandan daha fazla veya daha
uzun süre sigara içme
- Bırakma girişimlerinin başarısız
olması
- Sigara temini ve içimi için aşırı
zaman harcama
- Güçlü içme isteği
- İş, okul veya sosyal
sorumlulukların aksaması
- Zararlı etkiler bilinmesine
rağmen devam etme
- Tolerans gelişimi
- Yoksunluk belirtileri görülmesi
Sigara
bağımlılığında ilaç tedavileri etkili oluyor
Sigara
bağımlılığının tedavi edilebildiğini ve etkili tedavi yöntemleri olduğunu
belirten Prof. Dr. Dilek Toprak, “En
yüksek başarı oranı davranışsal destek ve ilaç tedavisi birlikteliği ile elde
edilir. Bunların tek başına kullanımı bile bırakma oranlarını artırmaktadır.
Farmakolojik tedavi yani ilaç tedavisinde Nikotin Replasman Tedavisi (NRT) ve
bupropion preparatlarını oldukça sık kullanmaktayız Tedavisiz bırakma
girişimlerinde 1 yıllık başarı oranı genellikle yüzde 3–5 civarındadır.
Farmakolojik destekle bu oran yüzde 15–35’e kadar çıkabilir. Kombine
tedavilerde oran daha da artar” diye konuştu.
Tedavi
sürecinde relaps görülmesi normal
Tedavi
sürecinde relaps (nüks) görülebildiğini belirten Prof. Dr. Dilek Toprak, “Bu durum tedavinin başarısız
olduğu anlamına gelmez, bağımlılığın kronik doğasının göstergesidir. Sigara
bağımlılığı kronik, tedavi edilebilen, tıbbi destek gerektirebilen bir
hastalıktır. En etkili yaklaşım ilaç tedavisi ve davranış terapisinin birlikte
uygulanmasıdır” dedi.
Bir
nargile seansı 100 sigara dumanına bedel
Nargilenin
sigaradan daha zararlı olabildiğini belirten Prof. Dr. Dilek Toprak, bunun nedeninin nargile içiminin süresi, dumanın
miktarı ve kullanılan tütünün yapısı olduğunu ifade ederek nargilenin sigaraya
kıyasla daha zararlı olmasının bazı nedenleri:
·
Nargile
kömürle yakıldığı için, karbonmonoksit gibi toksik gazlar da solunur. Ayrıca
nargile dumanı, sigara dumanından daha fazla ağır metal, katran ve kanserojen
maddeler içerebilir.
·
Nargile
genellikle 30-60 dakika gibi uzun bir sürede içilir. Bu süre zarfında, bir
nargile içicisi, sigara içen birinin aldığından çok daha fazla duman solur.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bir nargile seansının, bir kişinin 100 ya da daha
fazla sigara dumanı kadar duman solumasına neden olabileceğini belirtmiştir.
·
Nargilede
genellikle ağızlıklar paylaşıldığı için enfeksiyon riski fazladır. Tüberküloz, Herpes
ve diğer enfeksiyon hastalıklarının yayılması daha kolaydır.
·
Nargiledeki
su zararlı maddeleri yeterince filtrelemez ve duman hâlâ toksinler içerir.
Nargile kullanımının sigaraya göre
daha zararsız olduğu düşüncesinin yanlış olduğunu belirten Prof. Dr.
Dilek Toprak, “Her ikisi de ciddi sağlık
sorunlarına yol açabilir ancak nargilenin daha fazla duman çekilmesi ve
karbonmonoksit gibi ek riskler taşıması nedeniyle daha tehlikeli olabileceği
kabul edilmektedir?” dedi.
Tütün bağımlılığının önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!
Tütün bağımlılığının önlenmesi noktasında hedefin sigaraya başlamanın önlenmesi olması
gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Dilek
Toprak, gençlerin ve çocukların bu tehlikeden korunması ve hiç
başlamamaları için gayret gösterilmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Dilek Toprak, önerlerini şöyle
sıraladı:
-Ailelerin özellikle ebeveynlerin bilinçlendirmesi
ve gençler üzerinde olumlu model olmaları önemlidir.
-Elektronik
sigara bir sigara bırakma yöntemi değildir. Sağlık açısından önemli riskler
taşır.
-Ailece
düzenli ve kaliteli zaman geçiren, iletişimi güçlü ailelerin çocuklarının
sigara ve alkolü bırakma oranı, diğer ailelere kıyasla daha yüksektir.
-Çocuğun
akademik becerilerini desteklemek, okul dışı farklı aktivitelere yönlendirmek,
daha olumlu arkadaş çevrelerine girmesine destek olmak da katkı sağlayacaktır. Gençlerin spora, sanata ya da hobilerine
yönlendirilmesi, boş zamanlarını sağlıklı aktivitelerle doldurmalarına yardımcı
olur. Böylece riskli davranışlardan uzak kalabilirler ancak ebeveynlerden biri veya her ikisi
sigara içiyorsa; çocuğunuzla konuşmanız, yasaklamanız, cezalar vermeniz pek de
işe yaramayacaktır.
-Sigarayı
bırakmak için Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı profesyonellerin görev yaptığı
ve ülkemizin her bölgesinde kolayca ulaşılabilen Sigara Bırakma
Polikliniklerinden yardım alabilirsiniz.
-Sigara kullanımı hakkında eğitimler
ve farkındalık çalışmaları, okullarda yaygın olarak yapılmalıdır.
-Televizyon, radyo ve sosyal medya
üzerinden sigaranın zararlarına yönelik bilinçlendirme kampanyaları yapılması
etkili olur. Ünlü ve popüler kişilerin sigara karşıtı mesajlar vermesi, gençler
üzerinde olumlu bir etki yaratabilir.
-Ergenler arasında sigaraya
başlamanın altında yatan nedenler çoğu zaman stres, anksiyete veya depresyon
gibi psikolojik sorunlar olabilir. Bu durumda, gençlere psikolojik destek
sağlamak ve duygusal problemlerle başa çıkmalarını öğretmek önemli bir adımdır.
- Erken yaşta sigaraya başlamayı
önlemek için bu adımlar hem devlet politikaları hem de toplumsal farkındalık açısından
büyük önem taşır. Gençlerin sağlıklı tercihler yapabilmesi için doğru rehberlik
ve destek almaları, uzun vadede toplum sağlığını iyileştirmeye katkı sağlar.