Uykusuzluğun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi ve Nöroloji Uzmanı Meltem Can İke, uykusuzlukta ilaç tedavilerinin yanı sıra Bilişsel Davranışçı Terapilerle de kalıcı çözümler üretmenin mümkün olduğunu söyledi.
Her az uyunan gecenin insomni olmadığını
vurgulayan Meltem Can İke, bir kişide uykusuzluk hastalığından söz edilmesi
için haftada en az 3 gece bu sorunun yaşanması, sorunun en az 3 aydır devam
ediyor olması ve kişinin uyumak için uygun ortam ve zamana sahip olmasına
rağmen uyuyamaması gerektiğini ifade etti.
İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi
Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Meltem
Can İke, Dünya Uyku Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada uykusuzluk, uykusuzluk
tedavisi ve uyku hijyeni ile ilgili değerlendirmede bulundu.
Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Dünya Uyku
Cemiyeti tarafından her yıl düzenlenen Dünya Uyku Günü vesilesiyle,
toplumumuzun büyük bir kesimini etkileyen ancak çoğu zaman "yapısal bir
özellik" sanılarak ihmal edilen uykusuzluk yani insomni konusuna dikkat
çekmek istiyorum” dedi.
Uykusuzluk bir hastalıktır
Uykusuzluğun sadece bir belirti değil, başlı
başına bir hastalık olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Tıbbi
literatürde "İnsomni" olarak adlandırılan bu durum; uykuya dalma
güçlüğü, uykuyu sürdürme zorluğu veya sabah çok erken uyanıp tekrar uyuyamama
şeklinde kendini gösterir. Bu durum kişinin gün içindeki konsantrasyonunu, duygu
durumunu ve genel sağlık kalitesini bozuyorsa klinik bir tablo olarak
değerlendirilmelidir” dedi.
Aşırı derecede odaklanma görülüyor
Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, şöyle devam
etti:
“Yakınması olan kişilerde (özellikle geceleri)
uyku sorunlarına aşırı derecede odaklanma ve uykusuzluğun olumsuz sonuçları
hakkında kaygı duyma vardır. Yetersiz
uyku süresi ve kalitesi, ileri derecede sıkıntıya veya günlük aktivitelerde
eksilmeye neden olur.”
Kadınlarda daha fazla görülüyor
Kadınlarda bir miktar daha fazla görülen bu
durumun yaşla arttığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Yaş
ilerledikçe derin (yavaş) uyku miktarında azalma, dolayısıyla uykunun çok
yüzeysel ve kırılgan hale gelmesine neden olur. Ayrıca sirkadiyen ritimdeki
değişikliklere (uyku fazının erkene kayması), yaşlı bireylerde özellikle
gecenin ikinci yarısında uykunun çok sık bölünmesine ve sabah çok erken
saatlerde uyanma ile sonuçlanır” diye konuştu.
Haftada en az 3 gece uykusuzluk yaşanıyorsa
dikkat!
Uykusuzluk tanı kriterlerine değinen Dr.
Öğretim Üyesi Meltem Can İke, şu bilgileri verdi:
“Her az uyunan gece, insomni değildir. Bir
kişide uykusuzluk hastalığından söz edebilmemiz için:
* Haftada en az 3 gece bu sorunun yaşanması,
* Sorunun en az 3 aydır devam ediyor olması,
* Kişinin uyumak için uygun ortam ve zamana
sahip olmasına rağmen uyuyamaması gerekir.”
Uykusuzluğun üç temel nedeni var
Uykusuzluğun çok faktörlü bir sorun olduğunu
söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, başlıca nedenleri şöyle sıraladı:
1. Psikolojik Faktörler: Kaygı bozuklukları,
stres ve depresyon.
2. Tıbbi Durumlar: Kronik ağrılar, nefes
darlığı, huzursuz bacaklar sendromu ve uyku apnesi.
3. Yaşam Tarzı: Düzensiz çalışma saatleri
(vardiyalı sistem), aşırı kafein tüketimi ve hareketsizlik.
Uykusuzluk genetik bir miras mıdır?
Uykusuzluğun genetik bir boyutu olduğunu
kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke. “Araştırmalar, ailesinde uykusuzluk
öyküsü olan bireylerin bu soruna daha yatkın olduğunu göstermektedir. Ancak bu
durum sadece genlerle açıklanamaz; aile içindeki uyku alışkanlıkları ve
çevresel faktörler de bu mirası tetikler” uyarısında bulundu.
Modern çağın kabusu: Mavi ışık ve sosyal medya
“Günümüzde uyku düzenini bozan en büyük düşman
yatağa bizimle birlikte giren akıllı telefonlardır” diyen Dr. Öğretim Üyesi
Meltem Can İke teknoloji kullanımının olumsuz etkilerini şöyle sıraladı:
* Melatonin Baskılanması: Ekranlardan yayılan
mavi ışık, beynimize "hala gündüz" sinyali göndererek uyku hormonu
olan melatoninin salgılanmasını engeller.
* Duygusal Uyarılma: Sosyal medyada
karşılaşılan içerikler beyni tetkikte tutar ve uykuya geçiş için gereken
gevşemeyi imkansız kılar.
Uyku hijyeni için altın kurallar
Uykusuzlukla mücadelede ilk adımın uyku
hijyeninin sağlanması olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, şu
önerilerde bulundu:
* Rutin Oluşturun: Her gün (hafta sonu dahil)
aynı saatte yatıp aynı saatte kalkın.
* Yatağı Sadece Uyku İçin Kullanın: Yatakta
yemek yemeyin, çalışmayın veya sosyal medyada vakit geçirmeyin.
* Işık ve Isı Kontrolü: Yatak odanız zifiri
karanlık, sessiz ve serin olmalıdır.
* Kafeine Sınır Koyun: Öğleden sonra saat
14:00’ten sonra çay ve kahve tüketimini kesin.
Uykusuzluğun sağlık açısından riskleri nelerdir?
Uykusuzluğun önemli sağlık sorunlarına yol
açabileceği uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, bu sorunları
kardiyovasküler hastalıklar (HT, MI, kronik kalp yetmezliği), Tip 2 diyabet,
obezite, nörolojik hastalıklar (kortikal atrofi, demans) ve psikiyatrik
hastalıklar (depresyon, suicidal düşünceler) olarak sıraladı.
Yaşam kalitesini etkiliyorsa uzmana
danışılmalı
Uykusuzluğun kişinin yaşam kalitesini önemli
derecede etkilemesi halinde mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğini belirten
Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Eğer uykusuzluk probleminiz;
* Gün içinde iş performansınızı düşürüyorsa,
* Unutkanlık ve konsantrasyon güçlüğüne neden
oluyorsa,
* Araç kullanırken veya çalışırken
uyuklamalara yol açıyorsa,
* İlişkilerinizde tahammülsüzlük ve gerginlik
yaratıyorsa vakit kaybetmeden bir Nöroloji Uzmanına başvurmalısınız”
tavsiyesinde bulundu.
İyi bir uyku, iyi bir hayatın anahtarı
Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, sözlerini
şöyle tamamladı:
“Unutmayın: Uykusuzluk tedavi edilebilir bir
hastalıktır. İlaç tedavilerinin yanı sıra Bilişsel Davranışçı Terapilerle de
kalıcı çözümler üretmek mümkündür. İyi bir uyku, iyi bir hayatın anahtarıdır.”