Çölyak hastalığının tıpta bilinen bir ilacı ya da ameliyatı yok; tek çözüm ömür boyu sürecek glutensiz bir diyet. Ancak bu zorunluluk, hastaların çaresizliğini paraya çevirmek isteyen 'umut tacirlerini' sahneye çıkarıyor. Uzmanlar, sahte tedavilerle ortaya çıkan bu kişileri "kriminal bir vaka" olarak tanımlıyor.
Türkiye'de binlerce kişiyi etkileyen çölyak hastalığını
tamamen ortadan kaldıracak bir hap, bir şurup ya da cerrahi bir müdahale henüz
bulunmuyor. Bilimsel olarak kanıtlanmış tek bir geçerli tedavi yolu var: Ömür
boyu sürecek, sıfır toleranslı bir glutensiz diyet.
Ancak bir ömrü sadece etiket okuyarak ve mutfaktaki
kırıntılarla savaşarak geçirmenin getirdiği psikolojik yorgunluk, bazı
hastaları farklı arayışlara itebiliyor. İşte tam bu kırılma noktasında, tıbbi
hiçbir geçerliliği olmayan vaatlerle hastaların karşısına çıkan "umut
tacirleri" devreye giriyor.
Trendler ve bireysel tercihler gerçeği değiştirmiyor
Son yıllarda sosyal medya etkisiyle
"glutensiz beslenme" kavramının bir diyet trendine dönüşmesi, bilgi
kirliliğini de beraberinde getiriyor.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Gülhane Tıp
Fakültesi Çocuk Gastroenterolojisi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Necati
Balamtekin, işin tıbbi gerçeği konusunda oldukça net.
Çölyak veya buğday alerjisi olmayan bireylere
tıbbi olarak glutensiz diyet önermek hekimlerin başvurduğu bir yol değil; bu
tamamen bireysel bir tercih. Ancak gerçek çölyak hastaları için glutensiz
beslenmek bir tercih değil, mutlak bir zorunluluk ve yegâne tedavi yöntemi.
"Umut tacirlerine fırsat verilmemeli"
Tedavinin sadece diyetten ibaret olması, bu durumu ticari
bir ranta dönüştürmek isteyen istismarcılara kapı aralıyor. Doç. Dr.
Balamtekin, kendilerini "alternatif tedavi uzmanı" gibi tanıtarak
çölyaklılara umut dağıtanlara karşı tavrını, kurumların da sorumluluğuna dikkat
çekerek şu sözlerle ortaya koyuyor:
"Umut tacirleri maalesef var. Bana göre bu durum
kriminal bir durum olup, devletin güvenlik güçlerinin konuyla ilgilenmeleri ve
bu kişilere fırsat vermemesi gerekir." En güçlü
kalkan: Eğitim ve kamu spotları.
Peki hastalar bu sömürü düzeninden nasıl korunacak? Balamtekin'e
göre bu karanlık döngüyü kırmanın tek yolu eğitimden geçiyor. Hastaların ve
ailelerin, bilimsel gerçeklikten uzaklaşıp farklı arayışlara girmeden önce,
"tek geçerli tedavinin glutensiz diyet olduğunu" çok iyi bilmesi
gerekiyor.
Bu bilincin sadece hastanelerde değil, toplumun her
kesiminde yerleşmesi için televizyon ekranlarında yayınlanacak kamu
spotları, mücadelenin en güçlü destekçisi olarak görülüyor.
Kaynak: TRT
Haber - Sefa Sargın