Son yıllarda pediatriye ilginin kaygı verici düzeyde azalması ve açılan kadroların neredeyse yarısının boş kalması karşısında çözüm arayışları sürüyor. Doktorları pediatriyi seçmeye çağıran Prof. Dr. Nur Canpolat, “Gençlikte zor gözüken şeyler olabilir ama yaş ilerledikçe zorlukların üstesinden gelmek, aşmak kolaylaşıyor. Hayat boyu nöbet tutulmuyor, günde 80-90 hasta bakılmıyor. Belli bir dönemde birtakım zorluklar göze alınabilir.” dedi.
2026-TUS Birinci Dönem tercihleri bugün bitiyor. Bir dönemin en çok tercih edilen ve yüksek puanlarla girilen uzmanlığı pediatri son yıllarda gözden düştü. Artık en son tercih edilen branşlardan biri.
Sağlık Bakanlığına göre, 3 bin 485 pediatri uzmanlık
asistanı, bin 319 pediatri yan dal asistanı, 13 bin 703 de pediatri uzmanımız
var.
Türk Pediatri Kurumu yöneticileri, Sağlık Bakanı Kemal
Memişoğlu’yla yaklaşık bir yıl önce görüşüp rapor sunmuştu. Bakanlık bu konuda
henüz somut bir adım atmadı.
61’inci Türk Pediatri Kongresi’nde bir araya gelen
eğitimciler, bir kez daha meseleyi masaya yatırdı. Biz de profesörlerle hem
genç hekimleri bu alandan kaçıran sorunları hem de çözüm önerilerini konuştuk.
"Yaş ilerledikçe zorlukların üstesinden gelmek
kolaylaşıyor"
Yeniden seçme şansı olsa yine pediatriyi seçeceğini söyleyen
Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nur Canpolat doktorları
pediatriyi seçmeye çağırarak şu mesajları verdi:
“Gençlikte zor gözüken şeyler olabilir ama yaş ilerledikçe
zorlukların üstesinden gelmek, aşmak kolaylaşıyor. Hayat boyu nöbet tutulmuyor,
günde 80-90 hasta bakılmıyor. Belli bir dönemde birtakım zorluklar göze
alınabilir.”
Tercihler yapılırken pediatri kliniklerindeki asistan hekim
sayısına ve iş yüküne bakıldığını belirten Canpolat, uzmanlık eğitiminin her
yerde verilmesi yerine ‘merkezileşmesi‘nin daha iyi olabileceğini söyledi.
Nispeten küçük şehirlerde uzmanlık eğitimleri hem şehir,
üniversite hem de eğitim ve araştırma hastanelerinde veriliyor. Bunun da
eğitimin kalitesini düşürdüğünü ve başka sorunlara yol açtığını ifade eden
Canpolat, şöyle devam etti:
“Daha az yerde, daha standart bir eğitim vermek gerekiyor.
Bazı hastanelerde eğitim de kötü, çalışma koşulları da. Bence en önemli
sorunlardan biri, mezunların eşit bilgi ve tecrübeye sahip olmaması. A
hastanesinden uzmanlık alanlarla, B hastanesinden alanlar rahatlıkla ayırt
edilebiliyor.
Eğitimin belli merkezlerde toplanması kalitesini ve tercih
edilmesini artırabileceği gibi asistan hekimlerin iş yükünü hafifletebilir.
Bazı kliniklerde asistan sayısı o kadar az ki hocalar nöbete kalıyor. Öyle bir
yerde asistanın üzerindeki yükü düşünün. Asistan da durmaz, gider. Sonuç olarak
bu koşullarda insanlar hata yapma kaygısını çok fazla yaşıyorlar. Diğer yandan
çok çalışılsa da maddi ve manevi hiçbir karşılığını alamamak alandan kaçıran
faktörler arasında yer alıyor.”
Dört yılda bir Passat
Prof. Dr. Bülent Taner Karadağ, Sağlık Bakanlığının
pediatrist sayısını hızla 10 bine çıkarmayı hedeflediğini söyledi. Bunun uzun
vadede konuşulabileceğini, ancak halen yapıldığı gibi eğitim veren hocalara
danışılmadan kadroların açılmasının doğru olmadığını belirten Karadağ, şunları
ifade etti:
“Kadrolar dengesiz açılıyor. Beş asistan hekim isteyen
kliniğe 20, 20 isteyene iki veriliyor. Şehir hastanelerine çok sayıda kadro
verilirken, bazı üniversitelerimizde öğretim üyeleri asistansızlıktan nöbet
tutmak zorunda kalıyor.”
Karadağ farklı bir kuşakla karşı karşıya olduklarına dikkat
çekiyor:
“Karşımızdaki Z kuşağı. Az emekle çok gelir elde etmek
istiyor. Asistan hekimlerin tercihlerinde nerede daha yüksek gelir elde
edebilecekleri çok önemli rol oynuyor. Hatta bazı hastanelerde ‘Dört yılda
bir Passat’ sloganı olduğunu duydum.
Performans, Demokles’in kılıcı gibi başımızın üstünde
sallanıyor. Üniversite kliniklerinde performanslar çok düşük. Bunları dışlaması
gibi bir yaklaşımla uzun vadede bir yere gidemeyeceğimiz çok aşikâr.
Bazı şehir hastanelerinde performans yüksek, bazılarında
düşük. Diğer yandan şehir hastaneleriyle, özellikle eğitici eksikliği
olanlarla, üniversite hastaneleri işbirliği yapabilir. Ama şehir hastanesi
üniversiteyi yutmadan.”
Eğitim ikinci plana itiliyor
Kliniklerde eğitimden çok hizmet odaklı yaklaşımın da
tercihler üzerinde etkili olmasını eleştiren Karadağ şöyle devam etti:
“Birçok klinikte poliklinik saatinde kesinlikle eğitim
faaliyeti yapılmıyor. Eğitimler 08.30’dan önceye, öğle yemek arasına veya mesai
sonrasına konuluyor. Tabii bu da katılımı çok düşürüyor.
Tercih edilmeyen hastanelerdeki çalışma koşulları
pediatristler için daha da ağırlaşıyor. Daha çok nöbet, nöbet ertesi daha çok
çalışma zorunlulukları bu seçimlerde etkili.”
TUS yerleştirmelerinde yüksek puan alanların istedikleri
bölümlere yerleşme şansı daha yüksek. Pediatrinin TUS puanının çok düşmesi,
hekimlerin alanlarıyla ilgili motivasyonlarının da bir işareti olarak
değerlendiriliyor.
Peki tabloyu tersine çevirmek için neler yapılabilir?
Karadağ’a göre çalışma koşullarının düzeltilmesi, halk arasındaki statüsünü
yükseltecek destek ve mesajların verilmesi, mecburi hizmetle ilgili bazı
avantajlar alana ilgiyi artırabilir.
"Çocuklara bakacak hekim bulamayacağız"
Prof. Dr. Kenan Barut, pediatri, dahiliye, genel cerrahi
gibi ana uzmanlık alanlarında hekim sayısının azalmaması gerektiğini vurguladı.
TUS’ta derece yapanların tercih ettiği pediatrinin 25 yıldaki değişimini
‘inanılmaz’ bulan Barut, “Bu gidişle çocuk hastalara bakacak hekim
bulamayacağız.” dedi.
Barut’a göre sistemin temel sorunlarından biri performans ve
döner sermaye uygulaması:
“Hastanelerde yapılan işlemler üzerinden performans puanı
alınıyor. Pediatride işlem sayısı diğer branşlara göre çok daha az olduğu için,
hekimler çok yoğun çalışsalar da aynı puanı alamıyor. Diğer branşlara kıyasla
daha uzun süre hastanede kalsalar da gelirleri düşük.”
Barut, çalışma koşullarının ağır olduğunu da
belirtti: “Nöbet şartlarımız ağır. Ancak aslında yeni başlayan asistan
hekimler pediatriyi nöbetlerde öğreniyorlar. Nöbet ertesi iznin getirilmesi de
yetmedi. Bazı yerlerde iş yükü ağır. Pediatrinin altında 17 ayrı yan dal
bulunuyor. Çok sayıda hastalığı aynı anda takip etmek ciddi iş yükü yaratıyor.”
Bir diğer faktör de hekimlere yönelen şiddet: “Temel
bilimler gibi hasta temasının az olduğu bölümler son yıllarda daha fazla tercih
ediliyor.”
Sorunun yalnızca pediatride değil, çocuk yan dallarında da
büyüdüğünü belirten Barut, özellikle çocuk yoğun bakım, yenidoğan yoğun bakım,
hematoloji-onkoloji ve nefroloji gibi alanlarda da ciddi biçimde tercih
edilmeme sorunu gözlendiğini söyledi. Yan dal eğitiminden sonra da zorunlu
hizmet bulunması, bundan uzaklaştıran en önemli faktörlerden biri.
Kapanmanın eşiğine gelen aciller var
Bazı üniversitelerde pediatri bölümleri ciddi personel
sıkıntısı yaşıyor. Çocuk acilleri kapanmanın eşiğine gelenler var.
Bazılarındaysa pratisyen hekimler görev yapıyor.
Malpraktis korkusu da branş seçimlerini etkiliyor. Artan malpraktis
davaları ve yüksek tazminat tutarları daha az riskli branşlara yöneltiyor.
Barut “Yoğun çalışma koşullarında komplikasyon gelişebiliyor. Tıbbi
malpraktis sigortaları ilk çıktığında hekimlere güvence sunacağı söylendi ama
bugün neredeyse hiçbir şeyi karşılamıyor” dedi.
Tüm zorluklara rağmen pediatriyi sevdiğini anlatan Barut,
çocuklarla kurulan ilişkinin mesleğin en güçlü tarafı olduğunu
söyledi: “Bir çocuğun iyileşip gelip boynunuza sarılması, size resim
çizmesi, ‘Bunu sana getirdim doktor Kenan’ demesi her şeyden büyük mutluluk.”
Ülkenin geleceği için pediatrinin desteklenmesi gerektiğini
düşünen Barut, “Tercih edilmeyen branşlar için ‘pozitif ayrımcılık’
yapılması, başka önlemler alınması lazım” dedi.
Kaynak: Diken - Mesude
Demir