Planlı egzersizin yalnızca form tutmak için değil, yaşam süresini uzatmak için de gerekli olduğunu söyleyen Dr. M. Hakan Ertürk, akşam yapılan bir saatlik sporun, tüm gün oturmanın zararını kapatmadığını ifade etti. Egzersizin kronik hastalıkları önlemedeki etkisine de dikkat çeken Ertürk; diyabetten kansere, kalp hastalıklarından depresyona kadar birçok kronik hastalığın önlenmesi ve tedavisinde kritik rol oynadığının altını çizdi. Ayrıca hareketsizliğin sigara kadar tehlikeli olabileceğine vurgu yaparak haftada 150 dakikalık düzenli egzersizin yaşam süresini ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini belirtti.
Cybernicx Medikal Direktörü, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon
Uzmanı, Spor Hekimi Dr. M. Hakan Ertürk, egzersizle ilgili toplumda yaygın olan
yanlış inanışları anlattı. Ertürk egzersizin yalnızca kilo vermek için değil;
diyabetten kansere, kalp hastalıklarından depresyona kadar birçok kronik
hastalığın önlenmesi ve tedavisinde doğrudan etkili olduğuna vurgu yaptı.
Fiziksel Aktivite, Egzersiz Ve Spor Aynı Şey Değil
Toplumda sıkça birbirine karıştırılan üç kavramı ayıran Dr.
Ertürk, bunların hiyerarşik bir yapıda değerlendirilmesi gerektiğini
söyleyerek, “En altta fiziksel aktivite var, onun üstünde egzersiz var, en
üstünde spor var. Fiziksel aktivite günlük hareketleri kapsar. Kalem tutmak,
yürümek, temizlik yapmak gibi kasların enerji harcadığı her hareket fiziksel
aktivitedir. Egzersiz ise planlı, tekrarlı ve yapılandırılmış fiziksel aktivite
anlamına geliyor. İçinizden geldiği için 15 dakika yürümek egzersiz değildir.
Egzersizin planlı, düzenli ve tekrarlı olması gerekir. Spor ise kurallara
bağlı, rekabet içeren ve kazanma-kaybetme amacı taşıyan bir yapıdan
oluşmaktadır.” Dedi.
Akşam Yapılan Bir Saatlik Egzersiz, Tüm Gün Oturmanın
Zararını Kapatmıyor
Dr. Ertürk, gün boyu hareketsiz kalıp yalnızca akşam
egzersiz yapmanın yeterli olmadığını belirterek, “Bütün gün masa başında oturan
bir insanın akşam bir saat egzersiz yapmasında elde edeceği kazanç, gün içinde de
hareketli olan insandan daha azdır. Hatta bu konuda kullanılan yeni bir kavram
var. ‘Sitting is the new smoking.’ Yani ‘Oturmak yeni sigara kullanımı’
anlamında. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre hareketsizliğe bağlı ölümler
artık sigaraya bağlı ölümleri geçti. Özellikle ofis çalışanlarının 30-45
dakikada bir mutlaka hareket etmesi gerekiyor.” İfadelerini kullandı.
Isınmadan Egersiz Yapmak Sakatlığa Davetiye Çıkarıyor
Özellikle halı saha maçları ve yaz sporlarında en büyük
eksiklerden birinin ısınma ve soğuma olduğunu belirten Ertürk, kasların
ısındıkça daha verimli çalıştığını söyleyerek, “Kas her bir derece ısındığında
verimliliği yaklaşık yüzde 10 artıyor. Soğuma yapılmadığında ise kaslarda
biriken yıkım ürünleri atılamıyor, dolayısıyla egzersizi bir anda kesince
ertesi gün ‘Kolumu kaldıramıyorum’ dediğimiz tablo ortaya çıkıyor.” şeklinde
bilgi verdi.
Hafta Sonu Savaşçıları Daha Büyük Risk Altında
Hafta içi hareketsiz kalıp hafta sonu aşırı yoğun spor yapan
kişiler için kullanılan ‘weekend warrior’ kavramına dikkat çeken Ertürk, bu
grubun sakatlık ve sağlık sorunları açısından daha yüksek risk taşıdığını ifade
etti. “Düzensiz yoğun egzersiz, size sağlık değil sorun getirir.” diyen Dr.
Hakan Ertürk, özellikle bu gibi durumlarda çapraz bağ yaralanmaları, aşil
tendon kopmaları, ritim bozuklukları ve hipertansiyon ataklarının sık
görüldüğünü belirtti.
Egzersizin, Yaşam Süresini Uzattığı Kanıtlandı
Son yıllarda popüler hale gelen ‘longevity’ yani uzun yaşam
kavramına da değinen Dr. Ertürk egzersizin yalnızca kilo kontrolü için değil,
doğrudan yaşam süresini ve yaşam kalitesini artıran en güçlü araçlardan biri
olduğunu ifade ederek, “Her yaş grubunda, her cinsiyette ve her sağlık
durumunda yaşam süresini uzattığı kanıtlanan tek şey egzersiz. Egzersizin kalp hastalıkları,
diyabet, hipertansiyon, Alzheimer, depresyon ve bazı kanser türleri üzerinde
koruyucu etkisinin bulunduğu bilimsel verilerle de destekleniyor. Özellikle
sağlıklı yaş alma açısından etkisi oldukça önemli. Unutmayalım ki, önemli olan
sadece uzun yaşamak değil, hastalıksız geçirilen yaşam süresidir.” Dedi.
150 Dakika Minimum Sınır
Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği haftalık 150 dakika orta
yoğunluklu egzersizin aslında minimum düzey olduğunu belirten Ertürk, “İdeal
olan 150 dakikadan 300 dakikaya yaklaşmak. Orta yoğunluklu egzersiz ise
nabzınızı artıran, hafif terleten aktivitelerdir. Tempolu yürüyüş gibi.”
Şeklinde konuştu.
Ağrı Varsa Durun
Bir dönem popüler olan “No pain, no gain - Acı yoksa kazanç
yok” anlayışının artık geçerliliğini kaybettiğini belirten Ertürk, “Artık
yaklaşım ‘Ağrını bil, kazancını tanı’ şeklinde.” diyerek normal bireylerin
ağrıya rağmen egzersiz yapmaması gerektiğini vurgulayarak, rahatsızlık hissi
ile gerçek ağrının ayırt edilmesi gerektiğini söyledi.
Hiçbir Yaş İçin Geç Değil
Daha önce hiç egzersiz yapmamış bireylere dikkat çeken
Ertürk, “80-90 yaşında bile egzersize başlayan insanlar ciddi kazanımlar elde
ediyor. Kaslar her yaşta adapte olabilir. Egzersiz yaşlanmanın etkilerini
kısmen geri çevirebilir.” İfadelerini kullandı.
Tip 2 Diyabette Egzersiz Artık Destek Değil, Tedavinin Ana
Parçası
Dr. Ertürk son yıllarda tıpta en büyük değişimlerden
birinin, egzersizin diyabet tedavisindeki yerinin değişmesi olduğunu ifade
ederek, “Eskiden egzersiz destekleyici olarak öneriliyordu. Şimdi ise tedavinin
ana parçası. Özellikle tip 2 diyabet hastalarında ilk aşamada yaşam tarzı
değişikliği, beslenme düzeni ve egzersiz öneriliyor ilaç tedavisine ise çoğu
zaman bundan sonra geçiliyor. Egzersiz hem önleyici hem de tedavinin ilk
basamağı haline geldi.” Dedi.
Obezite Bir Yaşam Tarzı Sorunu
Egzersizin obezite üzerindeki etkisine de değinen Ertürk,
kilo problemlerinin yalnızca estetik bir mesele olmadığını vurgulayarak,
“Obezite büyük ölçüde bir yaşam tarzı sorunudur. Egzersiz kalori harcamasını artırdığı
gibi verilen kilonun korunmasını sağlıyor. Obezitenin her alanında egzersiz
tedavinin bir parçasıdır.” Dedi.
Egzersiz Kanser Riskini Yüzde 40’a Kadar Azaltabiliyor
Egzersizin özellikle kolon ve meme kanseri üzerindeki
etkilerine dikkat çeken Ertürk, bilimsel çalışmaların oldukça güçlü olduğunu
söyleyerek şu bilgileri paylaştı.
“Egzersiz ile bazı kanser türlerinde riskin yüzde 20 ila 40
arasında azaldığı gösteriliyor. Egzersizin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini
ve kanser savaşçısı hücrelerin etkinliğini artırdığını bilimsel veriler
destekliyor. Dolayısıyla kanser hastalarının da kendilerine uygun
egzersizleri uzman yönlendirmesi ile yapmalarında fayda vardır. Egzersiz
yalnızca kansere yakalanmayı azaltmıyor, kansere yakalanan bireylerin hayatta
kalma ihtimalini de artırıyor. Kemoterapinin yan etkilerini azaltmada da
egzersizin önemli rol oynadığını biliyoruz. Kasları koruyor, yorgunluğu
azaltıyor ve yaşam kalitesini artırıyor.”
Kalp Ve Damar Sağlığını Doğrudan Koruyor
Egzersizin kalp-damar sistemi üzerindeki etkilerine de
değinen Ertürk, düzenli hareketin damar esnekliğini artırdığını söyleyerek,
“Damar direnci azalıyor, tansiyon düşüyor. Bunun yanında kalbin pompalama
kapasitesi artıyor. Ayrıca egzersizin anti-inflamatuar etkisi de bulunuyor.
Egzersizin dolaylı olarak diyabet ve obeziteyi azaltarak kalp hastalıkları
riskini de düşürdüğü yayınlarla destekleniyor.” dedi.
Depresyon Ve Anksiyetede De Etkili
Egzersizin yalnızca fiziksel değil ruhsal sağlık üzerinde de
ciddi etkileri olduğunu belirten Ertürk, düzenli hareket eden bireylerde
depresyon ve anksiyete oranlarının daha düşük olduğunu söyleyerek, egzersiz
yapan insanların uyku kalitelerinin daha yüksek olduğunu ve depresyon ile kaygı
düzeylerinin azaldığının altını çizdi.
Egzersiz De İlaç Gibi Reçetelenmeli
Dr. Hakan Ertürk, egzersizin bilinçsizce değil, kişiye özel
ve uzman desteğiyle planlanması gerektiğinin de altını çizdi. ‘Exercise is
medicine’ yani ‘Egzersiz ilaçtır’ yaklaşımının artık modern tıpta kabul
gördüğünü belirten Ertürk, her bireyin yaşı, sağlık durumu, kapasitesi ve
hedeflerine göre farklı bir egzersiz programına ihtiyaç duyduğunu söyleyerek,
“Bir doktora gittiğinizde herkese aynı ilaç verilmez. Egzersiz de aynı şekilde
kişiye özel reçetelenmelidir. Özellikle sosyal medyada hızla yayılan egzersiz
trendlerinin bilinçsiz uygulanması ciddi sakatlıklara yol açabileceği gibi
doğru teknik, doğru yoğunluk ve doğru planlama çok önemli. Kafamıza göre
yapılan yoğun egzersizler sağlık getirmek yerine zarar verebilir. Egzersiz
mutlaka uzman desteğiyle planlanmalı.” dedi.