Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 'Veriden Vizyona: Üç Kuşak Bir Türkiye' araştırmasına ilişkin, "Özellikle doğurganlık konusunda, kuşaklar arasında belirgin bir değişim görüyoruz. Ortalama canlı doğum sayısının, birinci kuşaktan ikinci kuşağa neredeyse yarı yarıya gerilediği dikkat çekiyor. Üstelik bu düşüş, ülke genelinde aynı seyri izlemiyor. Bölgelerimiz arasında belirgin farklılıklar da gösteriyor." dedi.
Bakan Göktaş, Ankara Hakimevi’nde düzenlenen 'Veriden
Vizyona: Üç Kuşak Bir Türkiye' Araştırma Bulguları Paylaşım Programı'na
katıldı.
Bakan Göktaş, birçok ülkede aile yapılarının değiştiğini
ifade ederek, "Nüfus dengeleri dönüşüyor, kuşaklar arası ilişkiler
farklılaşıyor. Evliliklerin azalması, gençlerin daha geç evlenmesi, çocuk
sahibi olma kararının ertelenmesi ve doğurganlık hızının düşmesi artık geçici
eğilimler olarak görülemez. Bu gelişmeler; çalışma hayatını, sosyal güvenlik
sistemini, milli savunma gücünü, sağlık ve bakım hizmetlerini, üretim
kapasitesini ve kuşaklar arası dayanışmayı doğrudan etkilemektedir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yıllar önce güçlü bir öngörüyle,
aile ve dinamik nüfus yapısının karşı karşıya kaldığı risklere dikkat
çekmiştir. Geldiğimiz nokta, Sayın Cumhurbaşkanımızın bu riskleri varoluşsal
bir tehdit olarak görmesinin ne kadar isabetli olduğunu teyit etmektedir. Biz
bugün bu uyarıyı, devlet aklıyla ve kararlı bir iradeyle üstlenilmesi gereken
tarihi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Aileyi güçlendirmeyi, dinamik nüfusu
korumayı, milletimizin bekası ve devletimizin istikbaliyle doğrudan ilgili
stratejik bir alan olarak görüyoruz." diye konuştu.
"Uzun soluklu dönüşümün ilk atılımlarını yaptık"
Göktaş, 2024 yılında yürürlüğe konulan, Vizyon Belgesi ve
Eylem Planı’nın, politikalarında yeni bir dönemin kapısını açtığını ifade
ederek, "Nüfus Politikaları Kurulumuz ile çalışmalarımızı kurumlar arası
güçlü bir eş güdüm zeminine taşıdık. Aile ve nüfus politikalarımızı sahayı
doğrudan dikkate alan bir yaklaşımla şekillendirmek için Aile Enstitüsü'nü
kurduk. 2025 Aile Yılı’nda, çalışmalarımıza güçlü bir ivme kazandırdık. Aile
Yılı boyunca, 20 bine yakın etkinlik düzenledik. Hanelerimize dokunan projeler
hayata geçirdik. Aile ve Gençlik Fonu ile gençlerimizin kuracağı yuvaların
huzuruna hizmet eden bereketli bir desteğe dönüştürdük. Doğum desteklerimizi
yeniden yapılandırarak büyüyen ailelerimize destek verdik. TOKİ sosyal
konutlarında, üç ve daha fazla çocuğa sahip ailelerimize özel kontenjan
ayırdık. Memurlarımızın, çocukları ilkokul çağına gelene kadar yarı zamanlı
çalışma hakkından yararlanmalarının önünü açtık. Kamu kurum ve kuruluşlarımızda
kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için adımlar attık. Doğum
sonrası annelik ve babalık izni sürelerinin uzatılması çalışmalarına öncülük
ettik. Çocuklarımızı dijital mecraların zararlı etkilerinden korumak amacıyla
kapsamlı bir hukuki düzenlemeyi hayata geçirdik. Geliştirdiğimiz özgün modeli,
‘aile diplomasisi’ ile bu alandaki tecrübemizi uluslararası düzeyde daha da
görünür hale getirdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın 2026-2035 dönemini ‘Aile ve
Nüfus 10 Yılı’ olarak ilan etmesiyle, uzun soluklu bir dönüşümün ilk
atılımlarını yaptık. ‘Aileyle köklenen, nüfusla güçlenen, istikbale yükselen
Türkiye’ idealini yeni dönemin ana istikameti haline getirdik. Milli Aile
Haftası ile aile bağlarımızı ve nesiller arası dayanışmayı, ülkemizin
geleceğine güç veren milli bir sahiplenmeye dönüştürdük. ‘Aile ve Nüfus On Yılı
Vizyon Belgesi’ ile Türkiye’nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarımızı
ortaya koyduk. Böylece aile ve nüfus politikalarımızı, Türkiye’nin kalkınma ve
gelecek vizyonunun ana akım unsurlarından biri haline getirdik. Bu anlayışla,
aile dostu ekosistemi kamu politikalarının merkezine yerleştirdik." dedi.
"Toplumun ana omurgası olmayı sürdürüyor"
Göktaş, araştırmanın farklı bölgesel ve sosyoekonomik
özelliklere sahip 12 ilde yürütüldüğünü ifade ederek, "6 bin 530 haneye
ulaştık, 10 bin 408 vatandaşımızla yüz yüze görüşmeler yaptık. Araştırmamızda;
dört bölgesel tipolojiyi ve üç kuşağı birlikte ele aldık. Kadınların ve
erkeklerin beklentileri birlikte değerlendirildi. Bu yönüyle çalışma, ülkemizde
bu ölçekte yapılmış nadir araştırmalar arasına adını yazdırdı. Araştırmamız
evlilik ve doğurganlık olgularını üç temel boyutta inceledi; deneyimler,
algılar ve planlar. Yani sadece ‘Ne oldu?’ sorusuna değil; 'İnsanlar bunu nasıl
değerlendiriyor?', ‘Nasıl anlamlandırılıyor’ ve ‘Gelecek için ne düşünüyor, ne
istiyor?’ sorularına da cevap aradık. Bu çalışma bizlere yalnızca bugünün
fotoğrafını sunmadı. Aynı zamanda, kuşaklar arası değişimi, bölgesel
farklılıkları ve toplumsal beklentileri bir arada resmeden dinamik bir Türkiye
tablosunu ortaya koydu. Araştırmamız, şunu söylüyor; evlilik kurumu, bu
toplumun ana omurgası olmayı sürdürüyor. Evli bireylerin yüzde 96,28’inin
hayatında tek evlilik yapması ve evlilik süresinin yaklaşık 20 yıl olması,
evliliklerin büyük oranda kalıcı bir yapı taşıdığını gösteriyor. Bu tablo, toplumumuzun
aileye ve evliliğe verdiği değerin, hala güçlü biçimde devam ettiğini ortaya
koyuyor. Ancak aynı araştırma, üzerinde dikkatle durmamız gereken bazı uyarılar
da veriyor. Özellikle doğurganlık konusunda, kuşaklar arasında belirgin bir
değişim görüyoruz. Ortalama canlı doğum sayısının, birinci kuşaktan ikinci
kuşağa neredeyse yarı yarıya gerilediği dikkat çekiyor. Üstelik bu düşüş, ülke
genelinde aynı seyri izlemiyor. Bölgelerimiz arasında belirgin farklılıklar da
gösteriyor." ifadelerini kullandı.
Göktaş ayrıca, "Bizim görevimiz, bu zemini, doğru
politikalarla desteklemektir. Gençlerin yuva kurmasını, ailelerin çocuk sahibi
olmasını, çocukların güvenli ve huzurlu evlerde büyümesini kolaylaştırmaktır.
Daha kalabalık ailelerle daha müreffeh bir geleceğe hep birlikte
hazırlanmaktır. Türkiye, bu alanda sadece kendi tedbirlerini alan bir ülke
değildir. Aynı hassasiyeti taşıyan ülkelerle iş birliği geliştiren,
uluslararası mecralarda aile ve nüfus meselesine dikkat çeken öncü bir ülkedir.
İnşallah bu araştırma ile Aile ve Nüfus On Yılı vizyonumuz, bütün dünya için
güçlü bir referans olacaktır." dedi.
Kaynak: DHA