Yanıltıcı reklam yasaklanmalı ve güçlü biçimde denetlenmeli; ancak doğrulanabilir bilgiye dayalı tanıtımın ve vatandaşın karşılaştırarak tercih yapmasının önü açılmalıdır.
Vatandaş yalnızca;“Bana en yakın kim?” diye sormamalı. Aynı zamanda; “Benim ihtiyacım için daha yetkin kim?” sorusunun da cevabını bulabilmelidir.
Sağlıkta kaliteyi artırmak istiyorsak;
Yeterliliği ölçmeliyiz.
Kaliteyi görünür hâle getirmeliyiz.
Tercihi vatandaşa bırakmalıyız.
KAMU GÖREVLİSİ VATANDAŞIN ÜZERİNDE DEĞİL, VATANDAŞA HİZMET İÇİN GÖREVLİDİR
Konunun en az mesleki beceri kadar önemli diğer tarafı ise hizmet kültürüdür.
Kamuda zaman zaman vatandaşın hizmet almaya gelen kişi değil de yardım istemeye gelen kişi gibi görüldüğüne şahit oluyoruz.
Oysa kamu kurumunun sahibi orada çalışan kişi değildir.
Kamu görevlisi de vatandaşın üzerinde bir makam değildir.
Devletin asli unsuru insandır.
Vatandaş vergisiyle, primiyle ve ürettiği ekonomik değerle kamu sisteminin finansmanına katkıda bulunur.
Devlet de bu kaynaklarla sağlık hizmetini organize eder ve sağlık çalışanının emeğinin karşılığını öder.
Dolayısıyla vatandaş sağlık kuruluşuna bir lütuf istemeye gitmez.
Hakkı olan sağlık hizmetini almaya gider.
Elbette bunun karşılığında vatandaş da hekime, hemşireye ve bütün sağlık çalışanlarına saygılı olmak zorundadır.
Saygı tek taraflı değildir.
Hasta sağlık çalışanına saygı gösterecek, sağlık çalışanı da hastanın onuruna ve haklarına saygı gösterecektir.
DEVLET MEMURLUĞUNA BAŞLAMADAN ÖNCE HİZMET KÜLTÜRÜ EĞİTİMİ
Bu mesele yalnızca sağlık sektörüne özgü değildir.
Vatandaşın zorunlu olarak hizmet almak durumunda olduğu kamu kurumlarında veya tekel niteliğine yaklaşan bazı hizmet alanlarında makam ve görev zaman zaman kişisel bir güç alanı gibi algılanabiliyor.
Bunun önüne geçmek için kamu görevlilerine göreve başlamadan önce kapsamlı bir;
“Kamu Hizmeti, Vatandaş Hakları, Etik ve İletişim Eğitimi” verilmelidir.
Personele çok basit fakat temel bir gerçek anlatılmalıdır:
Devletin hiçbir makamı kişisel mülk değildir.
Her insanın farklı bir yeteneği vardır.
Doktor hastasını tedavi eder.
Çiftçi doktorun yiyeceğini üretir.
Mühendis sağlık tesisini yapar.
Teknisyen cihazını çalıştırır.
Öğretmen hepsini yetiştirir.
İşçi üretir.
Esnaf hizmet verir.
Toplum birbirinin bilgi, emeği ve yeteneklerinden yararlanarak ayakta durur.
Bu nedenle hiçbir meslek diğerinden üstün değildir.
Görevler farklıdır, insanlık değeri eşittir.
SAYIN HALK SAĞLIĞI GENEL MÜDÜRÜMÜZE ÇAĞRIM
Sayın Halk Sağlığı Genel Müdürüm,
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin başarısı yalnızca kaç kişinin muayene edildiği, kaç kan örneği alındığı veya kaç işlemin gerçekleştirildiğiyle ölçülmemelidir.
Hizmetin kalitesi de ölçülmelidir.
Vatandaşın aldığı hizmetten memnuniyeti, işlemlerin doğru yapılma oranı, tekrarlanan numune sayıları, numune reddi ve teknik hata nedenleri, hasta güvenliği olayları, personelin uygulama yeterliliği, hasta ile iletişim kalitesi de kalite göstergeleri arasında değerlendirilmelidir.
Hata olabilir.
Ama hata meydana geldiğinde sistem bunu saklamak veya genel ifadelerle geçiştirmek yerine hatanın nedenini bulmalı, kayıt altına almalı, vatandaşı uygun biçimde bilgilendirmeli ve aynı hatanın tekrarını önlemelidir.
SAYIN YÖK BAŞKANIMIZA DA BİR SORUM VAR
Sayın YÖK Başkanım,
Üniversitelerimizin görevi yalnızca diploma vermek midir?
Yoksa o diplomayı alan kişinin mesleğini güvenli ve yeterli biçimde yapabildiğinden emin olmak da üniversitenin sorumluluğu mudur?
Özellikle insan hayatına doğrudan dokunan mesleklerde şu soruyu sormalıyız:
Mezun ettiğimiz her öğrenci gerçekten bağımsız olarak hizmet verebilecek uygulama yeteneğine sahip mi?
Sahip değilse dört veya altı yıllık eğitimin sonunda birkaç aylık staj yaptırıp diploma vermek yerine, eğitim sistemimizi baştan değiştirmeliyiz.
Teori ile uygulamayı ilk yıldan itibaren birleştirmeliyiz.
Uygulama eğitimcisini sistemin parçası yapmalıyız.
Öğrencinin gerçek performansını ölçmeliyiz.
Yetersiz olduğu noktaları gizlememeliyiz.
Eksiklerini tamamlamalıyız.
Ve mezuniyet aşamasında gerçekten mesleğini yapabilecek durumda olduğundan emin olmalıyız.
Çünkü sağlıkta yalnızca bilgi yetmez.
BİLGİ + UYGULAMA + YETENEK + TECRÜBE + ETİK + İLETİŞİM = NİTELİKLİ SAĞLIK HİZMETİ
Biz sağlık çalışanlarımızı suçlamak değil, onların daha iyi yetişmesini sağlayacak sistemi kurmak zorundayız.
Vatandaşı sağlık çalışanına karşı, sağlık çalışanını da vatandaşa karşı konumlandırmamalıyız.
İkisini aynı amaç etrafında buluşturmalıyız:
Nitelikli, güvenli, saygılı ve insan odaklı sağlık hizmeti.
Amaç kimin hatalı olduğunu bulmak değil; hataların neden tekrarlandığını bulmak ve sistemi düzeltmektir.
Sağlık sisteminde birbirinden ayrı düşünemeyeceğimiz bir zincir vardır:
Doğru eğitim → sürekli uygulama → objektif ölçme → gerçek yeterlilik → kaliteli hizmet → şeffaf tanıtım → bilinçli vatandaş → özgür tercih.
İşte kurmamız gereken sistem budur.
Bilgiyi öğretelim.
Uygulamayı ilk yıldan başlatalım.
Yeteneği ölçelim.
Eksiği dürüstçe söyleyelim.
Eksikliği tamamlayalım.
Uygulamayı öğreteni eğitim sisteminin resmî parçası yapalım.
Yeterliliği doğrulayalım.
Kaliteyi görünür hâle getirelim.
Vatandaşın bilgi edinme ve seçme hakkını koruyalım.
Sonra diploma verelim.
Çünkü sağlık hizmetinin merkezinde kurum, makam, diploma veya unvan değil;
İNSAN VARDIR.
İyi bir sağlık sistemi yalnızca diploması olanı değil; bilgisini uygulayabilen, eli ve aklı mesleğine yatkın, kendisini sürekli geliştiren, hatasını kabul edip düzeltebilen ve insana saygı duyan sağlık çalışanını yetiştiren sistemdir.
Ve iyi bir sağlık sistemi, iyi hizmet vereni gizlemez; kaliteyi ölçer, görünür kılar ve vatandaşın daha iyi hizmet vereni bilgiye dayalı olarak seçmesine imkân tanır.