Türkiye'de Kamu Sağlık Harcamaları Ve Tıbbi Cihaz-İlaç Sektörüne Etkileri



1990’lı yıllarda, Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün içinde Biyomedikal Daire Başkanlığı bulunuyordu. Bu başkanlık, sağlık sisteminde kullanılan tıbbi cihaz ve sarf malzemelerle ilgili süreçleri yönetiyordu. Ancak tıbbi cihazlar ve sarf malzemeleriyle ilgili bir envanter listesi mevcut değildi. Hastanelerde hangi ürünlerin, ne kadar ve kaç çeşit kullanıldığını gösteren standart bir liste bulunmuyordu. Hekimler ihtiyaç duydukları malzemeleri doğrudan depoya soruyor, eğer stokta yoksa satın alma birimine bildiriyor ve ona göre tedarik süreci başlıyordu. Ancak belirli bir klinikte hangi ürünlerin kullanıldığı ve o kliniğe gelen hastalara sağlık hizmeti sağlanabilmesi için hangi malzemelere ihtiyaç duyulduğuna dair sistematik bir çalışma mevcut değildi. Bildiğim kadarıyla hâlâ da yok.

Bu eksikliği gidermek adına, hekimler ve yöneticilerle sürekli istişarelerde bulunarak bir envanter listesinin oluşturulması gerektiğini savundum. Çünkü satın alma birimlerinde çalışanlar, yeterli bilgi birikimine sahip değildi. Firma çalışanlarının tamamının sahip olduğu bilgi ve altyapıya, bir çalışanın sahip olabileceğini düşünmek baştan mantık olarak yanlıştı. Zira fiziken bu mümkün değildi. O dönemde, Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü’nden çalışanına kadar herkes ortak bir akıl çalışması yapıyordu. Ben de dışardaki yenilikleri ve firma kataloglarını Biyomedikal Daire Başkanlığı’na ileterek, sağlık sektöründe kullanılan tüm ürünlerin kayıt altına alınması gerektiğini, bunların kodlanarak belirli branş kodları ve alt kırılım kodlarının oluşturulması gerektiğini savundum.

Bu kapsamda, 1994 yılında Mehmet Erestekin’in önderliğinde ORDER Derneği kuruldu. Sayın Erestekin ve Hasan Işıldak, Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği (TOTBİT) yönetimi ile iyi ilişkiler doğrultusunda, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı ile protokol yaparak dünyaya örnek olacak bir çalışmayı başlattılar ve branş kodlarını ürettiler.

Kodlama sisteminin çok değerli olduğunu düşünüyorum, çünkü dünyada hâlâ böyle bir kodlama sistemi yok. Eğer ben Sağlık Bakanı veya SGK Başkanı olsaydım, o dönemde bu konuda görev alanlara ödül verirdim. Bu kodlama sisteminin oluşturulmasının ardından, SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ve özel sağlık sigorta şirketleri ile protokol anlaşmaları yapıldı. Ancak, zamanla bu sistemin de suyu çıkarıldı.

Bu yazımda olumsuzluklardan bahsetmek istemiyorum, fakat süreç içinde bazı aksaklıklar yaşandı. Emekli Sandığı hariç diğer sosyal güvenlik kuruluşlarının protokolleri iptal edildi. SSK Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ihale yöntemiyle alımlara başladı ve bu sayede ekonomik ürün temin etme imkânına sahip oldu. O dönemki genel müdür, Servet Bey, bu sistemin sağladığı avantajlar nedeniyle teşekkür etmişti. Ancak Emekli Sandığı, yüksek maliyetli firmalarla özel anlaşmalar yaparak ürün temin etmeye devam etti. Bu anlaşmalardaki bazı maddeler, rekabeti engelliyor ve diğer sosyal güvenlik kurumlarının ekonomik ürün temin etmesini zorlaştırıyordu.

Bu nedenle, Emekli Sandığı’nın da bu protokollerinin iptal edilmesi gerekiyordu. Ancak o dönemde ORDER ve TOTBİT’in ikili ilişkileri çok sağlam bir temele oturmuştu ve bu durumu değiştirmek oldukça zordu.

Gelecek yazımda Emekli Sandığı konusuna devam edeceğim.

Sağlıklı günler dilerim…