Sağlıkta tasarruf denildiğinde ilk akla gelen yöntem “merkezi toplu alım” oluyor.
Mantık basit:
Büyük alım yap, fiyatı düşür, bütçeyi koru.
Ancak gerçek tasarruf yalnızca düşük birim fiyat değildir.
Gerçek tasarruf; doğru ürünün, doğru yerde, doğru hekim
tarafından, doğru zamanda ve tek seferde kullanılmasıdır.
Bugün sistemde tam da bu noktada ciddi bir kırılma
yaşanıyor.
2. ve 3. Basamakta Daralan Klinik Alan
Özellikle ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinde ürün
seçimi büyük ölçüde merkezi listelere bağlı.
Hekimin klinik tercih alanı daralmış durumda.
Alternatif ürün seçme esnekliği neredeyse yok.
Oysa bu basamaklar: Daha kompleks vakalar, Daha ileri
teknoloji, Daha yüksek riskli tedaviler içerir.
Standart tek tip ürün yaklaşımı her zaman çalışmaz.
Ürün Tercihi ve “Hastaya Tedarik” Mekanizması
Merkezi liste daraldığında sistem doğal olarak yeni bir
davranış üretir.
Hekim, kamu tarafından temin edilen ürünü klinik olarak
yeterli görmediğinde ya da daha güvenilir bulduğu bir alternatif bulunduğunda
hastasını bilgilendirir.
Bu noktada iki ürün ortaya çıkar:
Kamunun merkezi olarak temin ettiği standart ürün
Hekimin bilimsel olarak daha uygun gördüğü alternatif ürün
Hasta, hekimin güvendiği ürünü tercih ettiğinde süreç
“hastaya tedarik” yoluna kayar.
Yani:
Kamu ürünü zaten almıştır.
Ancak uygulamada farklı bir ürün temin edilir.
Sonuç?
Tek bir tedavi için iki ayrı alım.
Bu bireysel bir problem değildir.
Bu sistemin ürettiği çifte maliyet mekanizmasıdır.
%30’luk Gerçek
Bugün bütçenin yaklaşık %30’unun hastaya tedarik yoluyla
harcanması tesadüf değildir.
Bu durum:
Gerçek tasarrufu ortadan kaldırıyor, Bütçe disiplinini
zedeliyor, İsrafı görünmez hale getiriyor.
Merkezi alım “ucuz” görünürken toplam maliyet artıyor
olabilir.
Tasarruf hedeflenirken, görünmeyen bir ikinci maliyet
doğuyor.
Almanya Ne Yapıyor?
Almanya’da hastaneler işletme modeliyle yönetilir.
Klinik komiteler ürün seçer.
Hekimin bilimsel gerekçesi dikkate alınır.
Alternatif ürün havuzu bulunur.
Stok planlaması hastane sorumluluğundadır.
Risk tamamen firmaya yüklenmez.
Sonuç:
Hastaya tedarik oranı düşüktür.
Aynı tedaviye ikinci ödeme oluşmaz.
Yerel üretici sistem içinde kalır.
Merkez vardır ama klinik esneklik korunur.
Amerika Ne Yapıyor?
Amerika Birleşik Devletleri’nde grup satın alma
organizasyonları yaygındır.
Ancak:
Hastaneler ürün seçme özgürlüğünü tamamen kaybetmez.
Klinik esneklik korunur.
Hekimler yeni teknolojiler hakkında bilgilendirilir.
Rekabet canlı tutulur.
Bu yapı sayesinde:
Kullanılmayan merkezi stok sorunu oluşmaz.
Aynı tedavi için ikinci harcama ihtiyacı doğmaz.
Yenilik hızlı adapte edilir.
Bizdeki Kritik Sorun
Bugün sistemde:
2.3. basamaklarda ürün seçimi sınırlı,
Merkezi liste baskın,
Hastaneler stoklu çalışmaktan kaçınıyor,
Lojistik yük firmalara bırakılıyor,
Parça parça siparişlerle maliyet firmada kalıyor.
Sonuçta:
Firmalar finansal baskı altında,
Küçük firmalar zorlanıyor,
Rekabet azalıyor,
Hastaya tedarik artıyor,
Aynı tedavi için iki ödeme oluşuyor.
Merkezi model tasarruf sağladığını düşünürken, sistem
aslında maliyet üretmeye başlıyor.
Uzun Vadede Bizi Ne Bekler?
Eğer bu model değişmezse:
Rekabet azalır,
Piyasa birkaç büyük oyuncuya kalır, Bölgesel ekonomik denge
bozulur, Yenilik adaptasyonu yavaşlar, Kamu sistemi cazibesini kaybeder.
Ucuzluk sürdürülebilirlik değildir.
Çözüm: Dengeli Model
Ne tam merkeziyetçilik…
Ne kontrolsüz serbestlik…
Gerekli olan:
Ulusal standart + Klinik esneklik
Merkezi çerçeve + Yerel işletme sorumluluğu
Risk paylaşımı + Planlı stok yönetimi
Hastaya tedariki azaltan alternatif ürün havuzu
Tasarruf; ucuz almak değildir.
Tasarruf, doğru ürünü bir kez almaktır.
Sağlıkta gerçek reform, fiyat listesini değil modeli tartışmaktır.
Sağlıklı günler dilerim...