Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, kanser tedavisi yapma yetkisi olmayan ve gerçek dışı iyileşme beklentisi oluşturarak hastaların tıbbi tedaviye ulaşma şanslarının önüne geçen kişiler hakkında hukuki adımlar atılacağını bildirdi.
Dernekten
yapılan açıklamada, kanser hastalarının bilimsel, etik ve yetkin sağlık
hizmetine erişimini korumanın derneğin en temel sorumluluklarından biri olarak
görüldüğü belirtildi.
Açıklamada,
tıbbi onkoloji uzmanı olmayan bazı hekimlerin ve hatta hekim bile olmayan
kişilerin kanser tedavileri konusunda hastalara yönelik bilimsel geçerliliği
bulunmayan yönlendirmelerde bulundukları ve hatalı tedavi önerdikleri yönünde
ciddi şikayetlerde bulunulduğu aktarıldı.
Kanser
tedavisinin, multidisipliner yaklaşım, güncel bilimsel kanıtlar, uzmanlık
eğitimi ve etik sorumluluk gerektiren son derece hassas bir alan olduğu
vurgulanan açıklamada, "Kanser tedavisi yapma yetkisi olmayan kişilerce
önerilen uygulamaların, hastanın mevcut tedavisinin etkinliğini azaltabileceği
hatta yan etkilerini artırabileceği önemli bir gerçektir. Bu uygulamalar, tek
başına kullanıldığında da direkt olarak kendi yan etkileri nedeniyle hastanın
gerçek tedaviye ulaşma şansının önüne geçebilir." değerlendirmesinde
bulunuldu.
Açıklamada,
"Özellikle kanser gibi yaşamı tehdit eden hastalıklarda, hastaların ve
hasta yakınlarının içinde bulunduğu kırılgan durumun istismar edilmesi kabul
edilemez. Bilimsel dayanağı olmayan, kanıta dayalı tıp ilkeleriyle bağdaşmayan
veya hastalarda gerçek dışı iyileşme beklentisi oluşturan her türlü uygulama ve
söylem, hem etik hem de hukuki açıdan titizlikle değerlendirilmelidir."
ifadelerine yer verildi.
Derneğe
ulaşan tüm bilgi, belge ve bildirimlerin hukuk danışmanları tarafından
incelendiği ve ehliyetsiz tedavi yapan kişilerin eylemlerinin Türk Ceza
Kanunu'na göre suç teşkil ettiği belirtilen açıklamada, "Dernek avukatımız
bu konuda harekete geçerek çalışmalarına başlamış olup, ilgililer hakkında suç
duyurusunda bulunacaktır. Ayrıca durum ilgili kurum ve kuruluşlara, RTÜK'e,
TBMM'ye, Türk Tabipler Birliğine, Ulusal Basın Konseyi ile Türkiye'de faaliyet
gösteren sosyal medya şirketlerinin temsilcisi hukuk bürosuna bildirilecek ve
ayrıca her yönden hukuki, idari başvurular yapılacaktır." ifadeleri
kullanıldı.
Kaynak: AA