Hantavirüsle İlgili Kritik Uyarılar! Prof. Dr. Şenol: Pandemi Yapmaz Ama Çok Ölümcül Olabilir



Hantavirüs vakalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Esin Şenol, “Pandemi yapmaz. Herkesin merak ettiği şey bu. Ama bir kişinin başına gelirse çok ölümcül bir hastalık. Akciğer ve kalp tutulumlu hastalığın ölüm oranı yüzde 40-50’lere kadar ulaşabiliyor. Çok ciddi bir tablo.” şeklinde konuştu.

Son günlerde bir gemide ortaya çıkan vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs, kamuoyunda endişe yarattı.

Kemiriciler aracılığıyla bulaşabilen ve bazı türlerinde ağır solunum ile kalp yetmezliğine yol açabilen virüsle ilgili merak edilenleri, Gazi U¨niversitesi Tıp Faku¨ltesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalından Esin Şenol ile konuştuk.

Hantavirüsün nasıl bulaştığından belirtilerine, tedavi sürecinden pandemi riskine kadar birçok başlığı değerlendiren Şenol, özellikle kapalı alanlarda havalandırmanın önemine dikkat çekerek “Pandemi yapmaz ama çok ölümcül olabilir” uyarısında bulundu.

"Kemiricilerde bulunan bir RNA virüsü"

Son günlerde sıkça konuşulan hantavirüs nedir?

Hantavirüs bize son 100 yılda hayvanlardan sıçrayan ve çok ciddi bir hastalığa yol açan bir viral etken. Aslında 1970-1980’lerden itibaren bildiğimiz, tanımladığımız bir etken. Biz etkenleri insanda hastalık yaptığı zaman ve ciddi hastalıklar yaptığı zaman tanımlayabiliyoruz. Bir RNA virüsü, çok mutasyon kabiliyeti olan, çevreye uyum kabiliyeti olan bir viral etken. Kemiricilerde bulunuyor. Yaygın olarak da Güney Amerika, Rusya, Kore ve Çin’de bulunduğunu biliyoruz. Avrupa’da da var ama farklı türleri var. Onun için Amerika tarafında olanları “yeni dünya virüsü” olarak adlandırıyoruz. Avrupa’da olanları “eski dünya virüsü” olarak adlandırıyoruz ve farklı klinik tablolara yol açıyorlar.

"Beklenenden fazla olgu var"

Hantavirüs neden yeniden gündeme geldi?

Aslında bir gemide beklenmedik bir salgın ortaya çıktı. Bana bir ay önce sorsanız, gemi gezilerinde bazı riskler vardır ama gemi iyi temizleniyorsa, iyi bir havalandırma sağlanıyorsa risk minimaldir diyebilecek durumdayken, elimizde hepimizi şaşırtan bir salgın oldu. Şöyle ki; insandan insana bulaşma potansiyeli ile ilgili raporlar vardı zaten. En az 30 yıldır yazılıyor bu raporlar. Ama beklenenden fazla olgu var. Bu gemide egzotik bir gezi söz konusu. Arjantin’den başlıyor ve kuş gözlemcilerinin falan da olduğu, dolayısıyla bu virüsü taşıyacak kemiricilerle temasın mümkün olduğu kişiler var gemide. İnsanlar arasında da bir yayılım söz konusu. Ama bu yayılım bizi düşündürüyor. Biz salgınlar türünü ya da davranış biçimini değiştirdiğinde hep şunu düşünürüz: Acaba virüste bir değişim mi var? İnsandan insana bulaşma kabiliyetini mi artırdı? Ama burada şunu konuşmak daha doğru olacak. Ortamın sağladığı bulaşma dinamikleri virüse özgü bulaşma yolunu göstermiyor aslında.

"Dünyadaki pek çok olgu grip zannedilerek karıştırılıyor olabilir"

Daha önceki olgularda da çok kapalı ve yakın temas söz konusu. Çok kapalı ve yakın temasta daha çok bulaşıyor diyebiliriz ama “Bu virüs insandan insana çok bulaşmıyor” diyemeyiz. Çünkü biz buzdağının görünen yüzünü tarif etmeye çalışıyoruz. Üstelik gemide anladığımız şey de şu; başlangıçtaki belirti ve bulguları grip zannetmişler. Yani dünyadaki pek çok olgu grip zannedilerek karıştırılıyor olabilir. Diğer solunum yolu viral hastalıklarına çok benzediği anlaşılıyor. Böyle olunca da çok şaşırtıcı çıkıyor karşımıza konu. Zaten acayip uzun bir inkübasyon dönemi var. 8 haftaya kadar uzayan. Şu anda hâlâ “11 vaka var, 149 vakadan” diyoruz ama uluslararası hava yoluyla falan bu ne kadar vaka çıkacak bilemiyoruz. Çünkü 8 hafta çok uzun bir zaman gerçekten de.

"Nadir ama çok ciddi bir hastalık"

Türkiye’de hantavirüs açısından endişe verici bir tablo var mı?

Aslında havalandırmanın iyi filtre edilemediği, çok kapalı kalabalık ortamlarda ve kemirici teması olmuş bir kişinin ya da kemiricinin dışkıları vesaire ile teması olmuş bir kişinin, ya da buradaki tesadüfte olduğu gibi insan olgularıyla hava yolu ya da deniz yoluyla karşılaşmış kişilerin temasıyla ilişkili bir durumdan bahsediyoruz. Nadir ama çok ciddi bir hastalıktan bahsediyoruz. Dolayısıyla sokağa çıktığımız zaman başımıza bir kaza gelme ihtimali kadar bir ihtimal gibi görünüyor şu anda. Ama kapalı topluluklar için ciddiyetini koruyor. Çünkü çok ölümcül bir hastalıktan bahsediyoruz. Tnınmasının güç olduğunu, inkübasyon döneminin çok uzun olduğunu anlıyoruz.

Buradan bizim çıkaracağımız not şu aslında; kapalı ve kalabalık bütün ortamlardaki hava filtrasyon sistemlerinin özellikle insanların yoğun bulunduğu tüm ortamların risk minimizasyonu açısından değerlendirilmesi lazım. Havalandırma artık COVID’de de söylediğimiz gibi hayatımızın en önemli unsurlarından biri olmalı.

Gribal belirtilerle ortaya çıkıyor

Hantavirüsün ilk belirtileri nelerdir?

Aslında Avrupa tipi farklı. Türkiye’de de bugüne kadar görülen vakalarda böbrek tutulumuyla seyreden daha farklı tablolar söz konusu. Böbrek tutulumlu vakalarda ölüm çok yüksek değil. Yüzde 1-3 gibi ölüm oranlarından bahsediyoruz. Karın ağrısı gibi belirtilerden şoka kadar giden tabloya yol açabiliyor. Ama bu solunum tutulumlu, kalp tutulumlu Andes virüsü dediğimiz, insandan insana yayılan yeni dünya türü; solunum belirtilerinden önce gribal bulgulara yol açıyor. Kırıklık, halsizlik, kas ağrıları, baş ağrısı, mide bulantısı gibi belirtiler oluyor.

Türkiye’de görülen de aslında böyle ama yeni dünya tipi dediğimizde çok şiddetli bir kalp şoku gelişiyor. Onun için ani ölümler görebiliyoruz. Çok tipik “Şu varsa Hantavirüs düşünülmeli” diyebileceğimiz belirtilerden söz edemiyoruz zaten. O nedenle gemideki vakalar da epey uzun süre oradaki olağan hastalıklardan biri zannedilmiş ve ölüm olana kadar tanılamamış.

"Bütün mesele erken teşhis"

Hantavirüste tedavi süreci nasıl ilerliyor?

Maalesef özgün bir tedavisi yok. Viral hastalıkların pek çoğunda olduğu gibi. Geniş etkili bir antiviralimiz var. Kırım Kongo’da da kullandığımız ribavirin diye. Erken dönemde ondan fayda görülebileceği düşünülüyor. Aslında bütün mesele erken teşhis. Ama erken teşhis çok güç. Çünkü diğer solunum yolu viral hastalıklarıyla çok karışabiliyor. Ya da basit bir halsizlik, yorgunluk, seyahatle ilişkili bir durum gibi algılanabiliyor.

Zaten gemiden de şöyle haberler düşüyor; kendisi de hastalanan doktor “Çok önemli bir şey değil” demiş. Herkes diyebilir bunu. Salgın dediğimiz şeyin özelliklerinden biri de budur. Geç tanılama ihtimali yüksektir. Özellikle inkübasyon süresi bu kadar uzun olan hastalıklarda yayılım beklenmedik kadar çoğalabilir. Dolayısıyla izolasyon ve karantina önemli. Hastalar için izolasyon, temaslılar için karantina, destek tedavisi, solunum desteği gibi uygulamalar gerekiyor. Yakın gözlem mutlaka şart. Çünkü biliyorsunuz ilk vakanın eşi aniden ölüyor. Kuş gözlemcisi bir beyefendi ama büyük olasılıkla kalp şokundan ölüyor. Eşi ise Güney Afrika’ya ulaşmaya çalışırken uzun süre yayılan belirtilerden sonra önce bayılıyor, sonra da yoğun bakımda ölüyor.

Erken tespit önemli. Özgün tedavisi yok. Destek tedavi verebiliyoruz. Solunum yolunu destekleyebiliyoruz. Tansiyon düşmüşse, şok gelişmişse destekleyici tedaviler yapabiliyoruz.

Lisanslı bir aşısı yok. Güney Kore’nin kullandığı, risk grupları için uygulanan bir aşı var. Özellikle kemirici dışkılarıyla temas edebilecek meslek grupları ya da mağara gezileri, kuş gözlemciliği gibi faaliyetler yapan kişiler için uygulanıyor. Ama henüz dünyada lisanslı bir aşı yok.

"Tek cümleyle; pandemi yapmaz"

Şu an toplum genelinde paniğe neden olacak bir risk söz konusu mu?

Tek cümleyle; pandemi yapmaz. Herkesin merak ettiği şey bu. Ama bir kişinin başına gelirse çok ölümcül bir hastalık. Akciğer ve kalp tutulumlu hastalığın ölüm oranı yüzde 40-50’lere kadar ulaşabiliyor. Çok ciddi bir tablo yani. Ama pandemi yapmaz. Bir şeyin pandemi yapması için şehrin havasında bulunması lazım. Kuş gribinden korkuyoruz mesela çünkü insandan insana bulaşması hızlanırsa şehir havasında da bulunacak. COVID’de olduğu gibi. Bu öyle değil.

Ama “Bir hava yolu ya da gemiye binmekte sakınca var mı?” diye soruyorsanız, onda da bir sakınca görmüyorum. Ben binerim. Çünkü sokağa çıktığımızda başımıza gelebilecek başka riskler de var. Dünyada en eski dünyanın ev sahipleri mikroorganizmalar. Bizim geldiğimiz noktada mikroorganizmalarla sağladığımız uzlaşılar var. Test, tedavi ve aşılanma yoluyla bunları yönetebiliyoruz. Yeni çıkan her etken ise bizim yönetebilme sürecimiz açısından meydan okuyucu.

Dolayısıyla evet risk var ama pandemi yapmayacak. Belki 10 yıl sonra, 20 yıl sonra bambaşka bir özellikle gelirse o başka. Çünkü dinamik bir süreç. Vebanın yıllarca zararsız bir mikropken sonrasında dünyayı sarsan salgınlara yol açtığını biliyoruz. Ama şu anda pandemi yapmaz.

Ama bir ay önce bana “Gemilerde böyle bir risk var mı?” deseniz “Yok” derdim. Şimdi ise bir olgu ama çok ciddi bir olgu diyoruz. Bu deneyim bize çok şey anlatmalı. İnsanların çevreye yönelik müdahaleleri sonucunda karşılaştığımız riskler açısından bunu iyi değerlendirmeliyiz.

"Bu yüzyılda pandemiyi bir kez daha yaşayacağız ve çok ciddi olacak"

Önümüzdeki dönemde benzer zoonotik hastalıkları daha sık görecek miyiz?

Yüzde yüz. Amerika’daki en geniş hantavirüs salgınının El Nino dönemine denk geldiğini söyleyelim. Arizona civarında doğum günü partisine katılan insanlar arasında tek bir kemirici teması olan vakadan yayılım söz konusu olmuştu. Şunu vurgulayayım; bunu sadece Hanta özelinde söylemiyorum. Bu yaz El Nino bekleniyor mesela. Isınma bekliyoruz. Isınma demek kemiricilerin bize doğru gelmesi demek. Biz de zaten kemiricilere doğru gidiyoruz. Bu da çevresel ekolojik hasar, iklim krizi, yoksullaşan bölgeler, temiz suya ve temiz havaya erişim sıkıntıları anlamına geliyor. Yüzde yüz farklı farklı etkenler göreceğiz. Bence bu yüzyılda pandemiyi bir kez daha yaşayacağız ve çok ciddi olacak.

"Tüm canlılarla barış" vurgusu

Hantavirüsü hakkında eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Biz çevreyle birlikte ve 100 milyon canlı türüyle birlikte evrimleşmiş bir canlı türüyüz. Canlılığın tek imzası bütün canlılarla barış yapmak. “Tek sağlık” kavramını her şeye müdahil olan tıbbın içine tam oturtamıyoruz. Sorunumuz bu. Çünkü tıp bir yandan insan sağlığına büyük katkılar verirken bir yandan da insan sağlığını tüketen bir hale gelmeye başladı. Dolayısıyla yönetsel süreçler her zamankinden daha önemli. Evet, barış ve huzur çok önemli ama ben bütün canlıları kapsayan bir barıştan söz ediyorum. Çevreyi kapsayan bir barıştan söz ediyorum.

Kaynak: Medimagazin