Trakya Üniversitesinden (TÜ) Prof. Dr. Levent Öztürk, gece aydınlatmaları ve cep telefonlarının yaydığı mavi ışıkların gençler ve hamilelerde depresyon riskini arttırdığını belirterek, “Ergenlik çağındakilerde gece saat 8’den sonra maruz kalınan mavi ışığın 4 saat ve üzerine çıkmasının depresyon riskiyle ilişkili olduğunu gösteren çalışmalar var. Gebelerde, dış ortamda gece yüksek seviye ışığa maruz kalmanın doğum öncesi depresyonuyla ilişkili olduğu da gösterilmiş. Özetle gerek dış ortamdaki aydınlatmalar gerek iç ortamdaki mavi ışık maruziyeti hastalıklarla ilişkili hale gelmeye başladı." dedi.
TÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı
Prof. Dr. Levent Öztürk, gece kentlerdeki suni aydınlatmalar ve cep telefonları
gibi elektronik aletlerin yaydığı mavi ışıkların, insan sağlığına zararlarına
yönelik açıklamalarda bulundu.
Son dönemlerde aşırı aydınlatmanın ışık kirliliği haline
geldiğini söyleyen Prof. Dr. Öztürk, son 8 yılda aydınlatma seviyesinin gece 2
katına çıktığını belirtti. Aşırı aydınlatmanın, sorunları da beraberinde
getirdiğini aktaran Prof. Dr. Öztürk, “Bunun yarattığı tabii bazı sorunlar var.
Artık aydınlatmayı güzel bir şey, bir süs aracı gibi görmemek gerekiyor. Çünkü
bunun çok boyutlu etkileri oluyor. Birincisi; aydınlatma için gereken enerji
desteği, bunu sağlayabilmek için ortaya çıkan karbondioksit emisyonu çok
yüksek. Aşağı yukarı 200 milyar kilo civarında karbondioksit emisyonuna yol
açıyor ki yaklaşık 400 teravat saatlik bir aydınlatma gücü sağlayabilmek
açısından. Bu, işin ekonomik ve çevre kirliliği boyutu olarak düşünülebilir.
Diğer yandan insan dışı canlılarda önemli etkiler var. Mesela gece karanlıkta
avlanan hayvanlar avlanma fırsatı bulamadığı için türlerinin yok olma
tehlikesiyle karşı karşıyalar." dedi.
"Işık
kirliliğini bir endokrin kirletici olarak görüyoruz"
Aşırı aydınlatmanın insan sağlığı üzerindeki olumsuz
etkilerine de değinen Prof. Dr. Öztürk, “Diğer yandan insana gelecek olursak,
aydınlık çeşitli hastalıklarla risk artışı anlamında ilişkili hale gelmeye
başladı. Bugün artık ışık kirliliğini biz bir endokrin kirletici olarak
görüyoruz. Yani uyku kalitesinin bozulması, sirkadiyen ritimlerin bozulmasının
yanı sıra vücudun iç sağlık sistemini ve hormonlarını da olumsuz yönde
etkileyen bir kirletici faktör olarak görmeye başladık. Tüm bunlar
aydınlanmanın ciddi bir sorun, gece özellikle suni aydınlanmanın bir sorun
olduğunu ortaya koyuyor. Gece esasında doğal olarak var olan mesela ay ışığının
aydınlatması, yıldızların aydınlatması ya da samanyolu galaksisinin
aydınlatması gibi aydınlıklar vardı. Biz özellikle son 10 yılda yıldızlı
gecelerimizi kaybettik, diyebiliriz. Yani gökyüzüne baktığımız zaman, suni
ışıkla aydınlanmış bir gökyüzü görüyoruz." diye konuştu.
"Depresyon
riskiyle ilişkili"
Prof. Dr. Öztürk, dış ortamdaki ışık kirliliğinin yanı sıra,
cep telefonlarının yaydığı mavi ışığın da zararlarına dikkat çekti.
Prof. Dr. Öztürk, “Biz gece dışarıda olduğumuzda, dış
ortamın bu aydınlatmasına maruz kalıyoruz. Ama evlerde ve kapalı ortamlarda
devam ediyor ve bu ışık kirliliğinin tabiatı biraz değişti. Işık ya da
aydınlanma teknolojisinin değişmesiyle birlikte giderek LED aydınlatmalar daha
yaygınlaşınca bu sefer kısa dalga boyundan daha yoğun olan ışıklar özellikle
mavi ışık maruziyeti arttı. Bununla ilgili son dönemde yapılmış ilginç
çalışmalar var. Bir tanesi genç adölesanlarda yapılan çalışma. Gece saat 8’den
sonra maruz kalınan mavi ışığın 4 saat ve üzerine çıkmasının depresyon riskiyle
ilişkili olduğunu gösteren çalışmalar var. Buna dikkat etmek gerekiyor. Çünkü
gençlerde depresyon yaygınlığı hızla artıyor. Bunun nedenlerinden birinin de
aslında ışık kirliliği olduğunun, mavi ışık maruziyeti olduğunu anlamamız
lazım, bu önemli. Bir diğer çalışmada örneğin gebelerde, dış ortamda gece yüksek
seviye ışığa maruz kalmanın doğum öncesi depresyonuyla ilişkili olduğu da
gösterilmiş. Özetle gerek dış ortamdaki aydınlatmalar gerek iç ortamdaki mavi
ışık maruziyeti hastalıklarla ilişkili hale gelmeye başladı." diye
konuştu.
"Bilim insanları
da zor durumda"
Suni şehir aydınlatmalarının gökyüzüyle ilgilenen bilim
insanlarının da işlerini zorlaştırdığına vurgu yapan Prof. Dr. Öztürk,
“Atmosferde bir parlaklık oluşturduğu için aslında gökyüzüyle ilgili çalışmalar
yapan bilim insanlarının da işleri zorlaştı. Daha nispeten zayıf ışık yayan
yıldızlar görünmez oldu. Bu kirliliğin arkasında kalmaya başladı. Bu
gözlemevleri giderek şehir merkezlerinden uzaklaştırılsa da artık kaçacak
yerleri de kalmadı. Çünkü şehirler genişlediği için gökyüzüne bakarak gözlem
yapan, veri toplayan bilim insanları da zor durumda diyebiliriz."
ifadelerini kullandı.
Kaynak: DHA