1 Haziran Dünya Süt Günü nedeniyle açıklama yapan uzmanlar tüketicileri sokak sütüne karşı uyardı, “Kapınıza gelen sütün kaynağını sorgulayın” mesajını verdi.
Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte açıkta satılan ve
kaynağı belirsiz süt ürünleri yeniden gündeme gelirken, uzmanlar 1 Haziran
Dünya Süt Günü kapsamında yaptığı açıklamada, özellikle sıcak havalarda
kontrolsüz koşullarda ve hiçbir denetime tabi olmadan satılan süt ve süt
ürünlerinin ciddi halk sağlığı riskleri taşıdığına dikkat çekti.
“Sokak sütü kabul
edilebilir bir yöntem değil”
Ankara Üniversitesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi BölÍ mü’nden
Prof. Dr. Ufuk Tansel Şireli, özellikle yaz döneminde, açıkta satılan süt ve
süt ürünlerinde mikrobiyolojik ve gıda zehirlenmesi risklerinin ciddi şekilde
arttığını belirtti.
Şireli, “Yaz ve sıcak havalar geliyor. Ülkemizin birçok
yerinde, hiçbir kayıt ve denetime tabi olmayan sütlerin satıldığını görüyoruz.
Kapınıza ve sokağınıza gelen sütün kaynağı ne? Çiftlikten size ulaşana kadar,
havaların ısındığı bu dönemde hangi sıcaklıkta taşınıyor? Ne kadar süre
güneşte, açıkta bekliyor? Hangi koşullarda muhafaza ediliyor? Tüketicinin bu
hususları mutlaka sorgulaması gerekiyor.
Veteriner gıda hijyeni uzmanı olarak, a çık ve kayıtsız
şekilde satılan sokak sütünün halk sağlığı açısından kabul edilebilir bir
yöntem olmadığını açıkça söylemem gerekir. Kaynağı, üretim koşulları, hijyen
uygulamaları ve soğuk zinciri denetlenemeyen bir ürünün tüketiciye güvenli
şekilde ulaştığını varsayamayız” dedi.
Açıkta satılan sütlerde soğuk zincirin korunmasının çoğu
zaman mümkün olmadığını belirten Şireli, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Çiğ süt uygun sıcaklıkta muhafaza edilmediğinde
mikroorganizmalar çok hızlı çoğalabilir. Özellikle yaz aylarında bu süreç
hızlanır ve açıkta satılan sütlerdeki mikrop sayısı hızla artar. Kayıtlı Í
retim yapan ve ambalajlı ürün satan işletmelerde ise süt; çiftlikten fabrikaya
kadar kontrollü sıcaklıkta taşınır. Burada önce birçok yönden analiz edilir,
uygun olan süt işlenir ve denetlenir. Ambalaj, aslında ürünün garanti belgesidir.”
Şireli, içme sütlerine uygulanan pastörizasyon ve UHT
işlemlerinin gıda güvenliği açısından kritik olduğuna dikkat çekerek,
tüketicilerin kaynağı belirsiz ürünler yerine izlenebilir ve denetlenebilir
ürünleri tercih etmeleri gerektiğini ifade etti, “Kapınıza gelen sütün sadece
fiyatını değil, hikâyesini de sorgulayın” dedi.
“Süt yaşlandırıyor”
iddiaları bilimsel gerçeklerle örtüşmüyor
Ankara Üniversitesi Süt Teknolojisi Bölümü’nden Prof. Dr.
Ebru Şenel Özkan ise son dönemde sosyal medyada yer alan “süt yaşlandırıyor”
iddialarının bilimsel zeminden uzak yorumlandığını belirtti. Şenel Özkan,
özellikle süt tüketimi ile IGF-1 hormonu ve galaktoz üzerinden kurulan bazı
iddiaların bağlamından koparıldığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Bilimsel çalışmalar süt ve süt ürünlerinin; kaliteli
protein, süt yağı, kalsiyum, fosfor, B vitaminleri ve birçok temel besin öğesi
açısından önemli bir kaynak olduğunu açık şekilde göstermektedir. Sosyal
medyada dolaşan bazı iddialar ise bilimsel olguların yanlış yorumlanmasın a
dayanıyor.”
IGF-1 ile ilgili tartışmalara da değinen Özkan, insan
vücudunun zaten doğal olarak IGF-1 (Insulin-like GrowthFactor-1) hormonu
ürettiğini söyledi, “IGF-1 kemik sağlığı, kas yapımı ve onarımı için
gereklidir. Düşük IGF-1 seviyeleri, özellikle yaşlılarda daha yüksek kırık
riskiyle ilişkilidir. Yani IGF-1’i doğrudan ‘zararlı bir hormon’ olarak
nitelendirmek bilimsel açıdan doğru değildir” dedi.
Galaktoz iddialarıyla ilgili olarak da Özkan, bazı deneysel
çalışmaların günlük beslenme koşullarındaki süt tüketimiyle doğrudan
ilişkilendirilemeyeceğini belirterek, “Evet, laboratuvar ortamında farelere çok
yüksek do zda saf galaktoz verilerek yapay bir ‘yaşlanma modeli’
oluşturulabiliyor. Ancak burada kritik fark şu; laboratuvarda kullanılan dozlar,
normal beslenme ile alınan miktarların çok üzerindedir. Sütte galaktoz tek
başına değil; laktozun bir bileşeni olarak ve birçok besin öğesiyle birlikte
tüketilmektedir. Güncel bilimsel verilere bakıldığında, insanlarda normal
düzeyde süt tüketiminin yaşlanmayı hızlandırdığına dair güçlü klinik kanıt
yoktur” dedi.
Özkan, “Bugün süt ve süt ürünleri, geçmişte olduğu gibi,
dünya genelindeki beslenme rehberlerinde dengeli beslenmenin önemli bir parçası
olarak yer almaya devam ediyor” diyerek sözlerini noktaladı.