Gençlerde görülen her ani ölümün kalp krizi olmayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Çağrı Yayla, risk faktörü olan kişilerin “Bana bir şey olmaz, ben gencim” demeden erken dönemde hekime başvurması gerektiğini söyledi.
Kalp krizi, toplumda çoğunlukla ileri yaşla ilişkilendirilse de genç yaşta görülen vakalar son yıllarda daha fazla dikkat çekiyor. Uzmanlara göre kalp krizi daha çok ileri yaş hastalığı olarak bilinse de, genç yaş grubunda görülen vakalar hem risk faktörleri hem de ani ölümle sonuçlanabilme ihtimali nedeniyle ayrı bir önem taşıyor.
Peki
gençlerde kalp krizi gerçekten artıyor mu, bu tabloya hangi risk faktörleri
zemin hazırlıyor?
Türkiye
Klinikleri TV’de yayınlanan “Ne Kadar Farkındayız?” programında önce sokağa
çıkarak vatandaşların genç yaşta kalp krizi konusundaki farkındalığını
ölçtük.
Ardından
konuyu işin uzmanına sorduk; Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Göğüs Kalp Damar
Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Çağrı Yayla’ya gençlerde kalp krizi, ani ölüm
nedenleri, risk faktörleri ve kalp sağlığı farkındalığına sorularımızı
yönelttik.
Son yıllarda
genç yaşta kalp krizi ve ani ölüm vakalarıyla ilgili nasıl bir tablo
görüyorsunuz?
Gençlerdeki
kalp krizi, koroner kalp hastalığı hep yaşlı hastalığı olarak bilinir. Sıklığı
beklenildiği gibi yaşla birlikte artmakta. Toplumda bu kalp krizlerinin %3'ü
ile 5'i 35 yaş altında görünmektedir. Özellikle 45 yaş altında bu sayılar %5
ile 10 civarında oluyor. Yine de yaşlılık hastalığı denilebilir ama özellikle
gençlerde görülen kalp krizi dediğimiz şeylerin hepsi kalp krizi olmayabilir.
Bu
ani ölümlerin sebeplerinin bir kısmı kalp krizidir ama bir kısmı koroner damar
hastalığının haricinde nedenlere bağlı da olabiliyor.
Bunlar
neler? Hipertrofik kardiyomeopati dediğimiz kalıtsal kalp kas hastalıkları,
brugada sendromu dediğimiz aritmik hastalık, uzun QT sendromu dediğimiz aritmik
hastalıklar. Bunlar hep konjenital doğuştan olabiliyor anomali olarak.
Aritmojenik sağ ventrikül displazisi dediklerimiz hastalık grupları var.
Bunlarda da ani kardiyak ritimsel ölümlere bağlı olarak ani ölümler
çıkabiliyor.
Son yıllarda
bir artış söz konusu mu?
Bu
bir spekülasyon aslında. COVID döneminde COVID'in kendisi yapıyordu bu ani
ölümleri. Miyokardit gibi nedenlere bağlı olarak kardiyak ölümler gençlerde de
gözlenebiliyordu. Aşılara bağlandı bir dönem. Yapılan bilimsel çalışmalarda
aşıların ani ölüm riskini, kalp krizi riskini azalttığı gösterilmiş. Burada
şöyle bir durum var. Aslında gençlerde hep kalp hastalığı, kalp krizleri
gözleniyordu ama belki internette televizyonda, sosyal alemde çok sık karşımıza
çıktığı için belki bize bu şekilde geliyor. Bilimsel olarak böyle bir veri hala
yok.
Gençlerde
gözlenen kalp hastalıkları biraz önce de bahsetmiştim. Bu nedenlere bağlı
olarak olabiliyor. Yani ani ölüm sebebi olarak gözlenebiliyor. Bunların hepsi
kalp krizi olarak söylenemez. Çünkü otopsi yaparak benim bahsettiğim
hastalıkların tanısı koyulabiliyor. O yüzden tüm ölümlere aslında kalp krizi deniliyor.
Bu doğru olmayabilir.
Kalp
sağlığını etkileyen yaşam tarzı unsurları ve tıbbi risk faktörleri nelerdir?
Bunun
en başta gelen nedenlerden biri sigara ve tütün kullanımı. Özellikle gençlerde
sigara yerine elektronik sigara kullanımı da çok sık. Bakıldığı zaman
elektronik sigaranın da benzer şekilde sigara gibi kalp krizi riskini
artırdığı, aynı şekilde zararları olduğu gösterilmiş yapılan çalışmalarda.
Dislipidemi
durumu, ailevi kolesterol hastalıkları öyküsü olması yine gençlerde de
yaşlılardaki gibi bir risk faktörü. Sedanter yaşam, hazır besinlerle beslenme,
stres hepsi birer kalp krizi riskinin önde gelen nedenlerinden.
Uyku
bozuklukları, obezite; bunların hepsini topladığımız zaman, gençlerde de
yaşlılarda olduğu gibi bir risk faktörü. Gençlerde de problemleri daha erken
yaşta fark etmek ve bunun için önlemler almak lazım.
Gençlerdeki
kalp kriziyle yaşlılardaki kalp krizlerine baktığımız zaman onların da farkları
var. Kalp krizlerinin sebebi farklı olabiliyor. Çünkü yaşlılardaki kalp
krizlerinde özellikle kalbin damarlarındaki plak dediğimiz, kalp krizine neden
olan aterosklerotik yük yaşlılarda biraz daha kalsifiye oluyor. Yavaş yavaş
oluşuyor. Yavaş yavaş oluşunca siz bir damarı, boruyu yavaş yavaş tıkadığınız
zaman yandan hemen bir köprü açılıyor.
Normalde
de küçük bir kanal açılıp yan damarları besliyor. Kalpte de aynen onun gibi.
Küçük bir kanal dediğimiz, kollateral dediğimiz yan oluşumlarla; gerçek damar
değil bunlar ama giderek büyüyen damarlarla aslında kalp krizinin ölümcül
riskini yaşlılar daha az katastrofik bir şekilde hissediyor. Çünkü yandaki
köprü oluşumu, ana damar tıkandığı zaman o damarın, o bölgenin kanlanmasını
sağlıyor.
Ama
gençlerdeki plak biraz daha yumuşak ve ani bir şekilde yırtıldığı zaman kalp
tıkacı hemen oluşuyor. Bu, yan kollateral dediğimiz damar oluşumuna süre
tanımadığı için ani bir kalp kriziyle sonuçlanıyor ve bu ani kalp krizi, ani
ölümcül ritim bozukluğunun sebebi olabiliyor. O doku beslenmediği zaman, bu
yüzden gençlerde özellikle bilimsel literatürlerde fizyoloji bu şekilde
açıklanıyor. Gençlerdeki kalp krizinin aslında biraz daha ölümcül olmasının
sebebini buna bağlıyorlar.
Genç
bireylerde kalp hastalığı riski nasıl değerlendirilmeli?
Gençlerde
özellikle sigara içen, erken yaşta sigaraya başlayan, çok sık sigara tüketen,
günde belki 2-3 paket öyküsü olanlar önemli risk taşıyor. Çünkü sigara, %70-80
kalp krizinin nedeni.
Yine
ailede erken yaşta kalp krizi öyküsü olanlar, işte erkek olarak bu birinci
derece akrabaları, ikinci dereceyi de kapsıyor. Erkeklerde 55 yaşından önce,
kadınlarda da 65 yaşından önce eğer ailede kalp krizi ve benzer öyküler varsa,
koroner arter hastalığı öyküsü varsa bunlar risk faktörü altındalar.
Yine
ailede dislipidemi öyküsü, erken yaşta kolesterol yüksekliği öyküsü olanların
risk faktörü olarak daha erken yaşta kalp krizine maruz kalma ihtimali yüksek.
Yine sadece kolesterol babında bakacak olursak bizim halk dilinde bildiğimiz,
kötü kolesterol dediğimiz LDL değerlerimiz var. Onları ne kadar düşük tutarsak
aslında o kadar iyi.
Şimdi
bazı markerlar var, yine gündemde oluyor çok son dönemde lipoprotein A
dediğimiz. Bu da kolesterolün bir alt çeşidi. Bu da bir ilaçla ya da tedaviyle
kolay kolay değişen bir şey değil. Genetik bir altyapının sonucu. Onun değeri
de aslında sadece LDL’nin değil, lipoprotein A’nın da yüksek olması, 50’nin
üstünde olması kalp krizi riskini artırıyor. 204’e olması 4,1 kat mortaliteyi
artırırken, 30’un altında olması risk olmadığını gösteriyor. Bunları da aslında
bu tip hastalarda, erken yaşta aile öyküsü olan, risk faktörleri fazla olan
hastalarda bakılmasını, ömründe bir kere olsun bireyde bakılmasını bilimsel
kılavuzlar önermekte.
Yine
ailede veya kendisinde obezite olması, sedanter yaşam, stres bozukluğu,
hipertansiyon, diyabetin erken yaşta başlaması bunların hepsi başlı başına
birer risk faktörü.
Risk faktörü
olan hastalar ya da gençler neler yapmalı?
Az
önce bahsettiğimiz risk faktörü olan kişilerin erken yaşta, erken dönemde bir
kardiyolojik muayenesinin olması lazım.
Bunlar
kimler? Ailede erken yaşta kalp krizi öyküsü olan, sebepsiz bayılma öyküsü
olan, erken yaşta hipertansiyon ve diyabet tanısı almış ise ağır spor yapacaksa;
işte bu bazen sporlar için, vücut geliştirme için belli steroidler kullanan
kişilerde de ani kardiyak ölüm riski artmakta. Takviye besinlerini alacak
olanlarda, yapay besin alacak olanlarda da dikkat etmek lazım.
Bu
hastaların, erken dönemde bir kardiyoloğa başvurup kan kolesterol seviyelerine,
böbrek değerlerine, 3 aylık şeker düzeyini gösteren hemoglobin A1C düzeyine,
glukoz değerlerine ve tiroid hormonlarına baktırması uygun. Yine beraberinde
bir EKG’sinin olması, ekokardiyografinin yapılması; bazal olarak bu hastaların
bu tetkiklerle başlaması uygun.
Eğer
bunlara rağmen semptomları var ise ya da bir risk skorlaması yapacak isek son
dönemlerde çok gündemde olan sanal anjiyo dedikleri tomografik koroner
anjiyoyla da damar yapısını görebiliyoruz. Damarın kalsifikasyonunu, kalsiyum
skorlarını görüp bu hastalara erken dönemde tedavi ve takip amaçlı bu tip
tetkiklerin yapılmasını öneriyoruz.
Gençlerde
kalp sağlığı farkındalığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gençlerde
farkındalık hala düşük seviyelerde. Genç olarak hepimiz kendimize
yakıştıramıyoruz, konduramıyoruz. Bir tarafımız ağrıdığı zaman, sol göğsümüz ya
da kolumuz ağrıdığı zaman aman kas ağrısıdır, yel vurmasıdır derler. Herhalde
rüzgara durdum, cam açıktı falan diyerek biraz daha uzaklaşmak istiyorlar.
Kendi hekim arkadaşlarımızda bile bu tip şikayetlerde geç kalınmışlıklar
olduğunu gördük.
O
yüzden özellikle risk faktörü olan; sigara öyküsü, aile öyküsü, ailesinde erken
yaşta kalp krizi öyküsü bulunan hastalarda ya da gençlerde, erken dönemde “Bana
bir şey olmaz, ben gencim” dememek lazım. Erken dönemde hekime başvurmak lazım.
Çünkü farkındalık çok önemli. Ne kadar erken, o kadar iyi; hem tanıda hem
tedavide. Özellikle kalp krizi söz konusu ise kalp krizi anında zaman çok
önemli.
Çünkü
zaman ilerledikçe, eğer tıkanmış damar kalpteki o dokuyu besleyemiyorsa doku
ölmeye başlıyor. Doku öldükten sonra da bir daha geri dönüşü olmuyor. Kalp kası
orada dakikalarla yarışıyor. Çünkü kalp kası pompası bozuluyor. O doku öldükten
sonra kalp yetersizliğiyle uğraşıyorsunuz. Kalp yetersizliği de ayrı bir
antite. Sonuçta mortalitesi ve morbiditesi yüksek bir hastalık. Kolay kolay da
o kalp kası geri dönmüyor.
O
yüzden en düşük ihtimal bile olsa bu tip şikâyetlerde, özellikle göğüs ağrısı
varsa dikkatli olmak gerekiyor. Baskı tarzında ve geçmeyen, 15-20 dakikadır
süren bir göğüs ağrısı varsa; özellikle çeneye, sol kola yayılan ağrılarda
hastalarımıza en yakın acil sağlık merkezine başvurmalarını öneriyoruz. Tabii
bu ağrı her zaman sol kola veya çeneye yayılmayabilir ama özellikle 15-20
dakikadır süren göğüs ağrısında acile başvurmayı öneriyoruz.
Çünkü
oraya başvurdukları zaman bir EKG ve kanda troponin dediğimiz kalp krizi
markerıyla kalp krizi tanısı koyulabiliyor. O nedenle, kalp krizi tanısı
konulmasa bile ekarte etmek anlamında bu önemli. Sonuçta hayat önemli, yaşam
önemli. Hastaların acil servise başvurmalarını öneriyoruz.
Farkındalığın
artırılması açısından da biz zaten dernek olarak, Türk Kardiyoloji Derneği
olarak çalışıyoruz. Ben de orada Ateroskleroz ve Koroner Arter Hastalıklarını
Koruyucu Kardiyovasküler grubunda üyeyim. Orada da kolesterol farkındalığını
anlatmak istiyoruz. Çünkü insanlarda kolesterole karşı bir önyargı var.
Kolesterol ilaçlarını almama, bunun endüstriyel bir baskı olduğunu söyleme gibi
yaklaşımlar olabiliyor ama bilimsel çalışmalar böyle göstermiyor. Kolesterol
seviyesi ne kadar düşükse, yaşam süresi anlamında o kadar iyi. Bu yüzden biz de
dernek olarak farkındalığı elimizden geldiğince artırmaya çalışıyoruz.
Kaynak: Medimagazin