Geleneksel tıp anlayışı yıllarca kronik ağrıyı sadece susturmaya odaklanırken, modern romatoloji dünyası artık ağrıyı bir düşman değil, kaynağa götüren bir iz sürücü olarak tanımlıyor. Özellikle halk arasında iltihapsız romatizma olarak bilinen “fibromiyalji” ve diğer kronik ağrı sendromlarında, semptomları baskılamak yerine kök nedene odaklanan yeni nesil yaklaşımlar hastalar için kalıcı iyileşmenin kapısını aralıyor.
Bütüncül Tıp ve Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Mehmet Portakal,
romatizmal hastalıkların tedavisinde yaşanan bu vizyon değişimini, ağrının
artık bir sonuç değil, sistemin neresinde hata olduğunu gösteren hayati bir
ipucu olduğu gerçeğiyle açıklıyor.
Fibromiyaljide
Görünmeyeni Görmek: Termografi Teknolojisi
Teşhis aşamasında somut veriler sunan “termografi” yani
termal görüntüleme yönteminin bu noktada kritik bir rol oynadığını belirten, Dr.
Mehmet Portakal, “Fibromiyalji gibi laboratuvar testlerinde veya standart
röntgenlerde her zaman net sonuç vermeyen karmaşık tablolar, bugüne kadar
teşhis süreçlerinde belirsizliklere yol açabiliyordu.
Vücudun yaydığı kızılötesi enerjiyi ölçen bu teknoloji,
ağrılı bölgelerdeki mikro dolaşım bozukluklarını ve gizli inflamasyon
odaklarını renkli bir ısı haritası üzerinde kristal netliğinde ortaya koyuyor.
Böylece hastanın yaşadığı sübjektif ağrı hissi, bilimsel ve objektif bir zemine
otururken; sorunun sinir sıkışması mı, dolaşım yetersizliği mi yoksa hücresel
bir stres mi olduğu net bir şekilde ayırt edilebiliyor” dedi.
Tedavide Yeni Nesil
Yaklaşım: Bütüncül Onarım
Dr. Portakal, ağrının kaynağı tespit edildikten sonra
izlenen yol haritasının sadece geçici çözümlerden değil, vücudun kendini onarma
mekanizmalarını devreye sokan disiplinlerden oluşması gerektiğine dikkat çekti:
“Tedavi süreci, vücutta biriken toksinlerin arındırılmasından
kişiye özel vitamin ve mineral restorasyonuna, biyofiziksel desteklerden
fonksiyonel tıp uygulamalarına kadar uzanan geniş ve bütüncül bir spektrumu
kapsıyor. Bu yaklaşımda temel hedef doku iyileşmesini hücresel düzeyde
başlatarak vücudun biyolojik dengesini yeniden kurmak ve hastayı ilaç
bağımlılığından uzaklaştırarak yaşam kalitesini kalıcı olarak artırmaktır.”
Ağrılar Kader Değil
Romatizmal hastalıkların bir kader olmadığını da vurgulayan Dr.
Mehmet Portakal, vücudun ağrı diliyle verdiği mesajlar doğru analiz edildiğinde
en kronik tabloların bile geri döndürülebilir olduğunu ifade etti: “Modern
tıbbın teknolojik imkanlarını kişiye özel bir tedavi felsefesiyle birleştiren
bu yeni dönem, kronik ağrıyı bir yaşam biçimi olmaktan çıkarıp sağlıklı bir
geleceğin başlangıç noktası haline getiriyor.”