Organizasyon Mükemmel, Sistem Nerede Aksıyor?



Bugün bir dişçilik fuarındaydık. Baştan söyleyeyim; organizasyon gerçekten örnek gösterilecek düzeydeydi. Daha otopark girişinden itibaren başlayan düzen, yönlendirmeler, shuttle hizmetleri ve fuar alanına erişim süreci kusursuza yakındı. İçeriye adım attığınızda ise aynı profesyonellik devam ediyordu.

Stantların tasarımı, görselliği, firmaların kendilerini ifade etme biçimi… Hepsi büyük bir emeğin, ciddi bir planlamanın ürünüydü. Diş hekimliği sektörü; basını, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve yarı özerk yapılarıyla adeta tam bir birlik görüntüsü sergiliyordu.

Ancak…

Bu kadar güçlü bir organizasyonun içinde dolaşırken, yaptığım sohbetler bambaşka bir tabloyu ortaya koydu.

Herkes Birlikte Ama Kimse Bilgilendirilmemiş

Yerli üreticilere sordum:

“Kamu desteklerinden yararlanıyor musunuz?”

Aldığım cevapların büyük çoğunluğu aynıydı:

“Herhangi bir destek almadık… Hatta çoğu desteklerden haberdar bile değiliz.”

Oran vermek gerekirse; neredeyse %98’i destek mekanizmalarından ya faydalanmamış ya da tamamen bilgisiz.

Bu tablo tek başına bile ciddi bir sorun.

Yerli Üretim Var, Ama İthalat Hâlâ Baskın

Fuarda özellikle implant üreticileri açısından bakıldığında, yerli üreticilerin sayısının arttığını görmek sevindiriciydi. Artık bu alanda bir varlık söz konusu.

Ancak genel tabloya baktığımızda, diğer birçok sağlık branşında olduğu gibi diş sektöründe de ithalat ağırlığı devam ediyor.

Özellikle:

                •             Diş protezleri

                •             Kaplama ve kron sistemleri

                •             Üst yapı ürünleri

tarafında sergilenen ürünlerin yaklaşık %90’ının ithal olması dikkat çekici bir gerçek.

Yani yerli üretim kıpırdıyor, ancak yüksek katma değerli alanlarda dışa bağımlılık hâlâ çok güçlü.

Kamuya Satıştan Kaçış: Sessiz Bir Kriz

Fuarda yaptığım en çarpıcı gözlemlerden biri de diş depoları ve tedarikçi firmalarla yaptığım görüşmelerde ortaya çıktı.

Firmaların çok büyük bir kısmı neredeyse %90’a yakını  kamuya ürün vermek istemediklerini açıkça ifade etti.

Hatta önemli bir bölümü kamu ihalelerine katılmadıklarını belirtti.

Sebep net:

                •             Uzun ödeme süreleri

                •             Nakit akışına uygun olmayan süreçler

                •             Firma işletme prensipleriyle uyuşmayan kamu uygulamaları

Bu tablo bize şunu gösteriyor:

Kamu ağız ve diş sağlığı merkezlerine ürün sağlayan firmalar artık çok sınırlı sayıda.

Bu firmalar da çoğunlukla devletin uzun vadeli ödeme sistemine dayanabilen, kendi sermayesini kullanarak bu süreci finanse eden yapılar.

Başka bir ifadeyle;

Kamuya tedarik işi, normal ticari rekabetten ziyade, finansal dayanıklılığı olan belirli firmaların alanına dönüşmüş durumda.

Bu ise rekabeti daraltan, fiyat ve kalite dengesini uzun vadede riske atan bir yapı anlamına geliyor.

Meslek Odaları Bile Habersizse…

Daha çarpıcı olan ise meslek odalarıyla yaptığım görüşmelerdi.

Diş hekimleri odalarına sordum:

“Piyasa gözetim ve denetim süreçleri hakkında bilginiz var mı?”

Cevaplar düşündürücüydü.

Bazı hekimler ilk defa duyduklarını söyledi.

Hatta oda yönetiminde yer alan bazı isimler bile bu konuda net bir bilgiye sahip değildi.

Oysa bu yönetmelikler sadece firmaları değil;

                •             Diş hekimlerini

                •             Diş teknisyenlerini

                •             Diş laboratuvarlarını

doğrudan ilgilendiriyor.

Çünkü kullanılan ürünler doğrudan insan sağlığına temas ediyor.

Denetim Var Ama… Sahada Yok

Ortaya çıkan tablo şu:

Piyasa gözetim ve denetim sistemi, aktif ve önleyici bir yapıdan ziyade büyük ölçüde şikâyete dayalı ilerliyor.

                •             Eğitim yok

                •             Yaygın bilgilendirme yok

                •             Odalar üzerinden sistematik aktarım yok

Yani sistem kağıt üzerinde var, sahada ise karşılığı zayıf.

Diş Sağlığı: Erişimde Adaletsizlik

Diş sağlığı hizmetleri, diğer sağlık hizmetlerinden farklı bir ekonomik modele sahip.

                •             Fiyatlar büyük ölçüde serbest

                •             Geri ödeme mekanizmaları sınırlı

                •             Hizmet çoğunlukla bireysel ödeme üzerinden ilerliyor

Bu da şu gerçeği ortaya çıkarıyor:

İmkânı olan hizmete hızlı erişiyor.

Ama imkânı olmayan vatandaş için diş sağlığı hâlâ ertelenen bir ihtiyaç.

Kişisel Bir Deneyim: Sistemin Özeti

Kendi yaşadığım bir süreç aslında tabloyu özetliyor:

Bir çürük için devlet hastanesine başvurdum.

Oradan başka bir merkeze yönlendirildim.

Oradan da üniversiteye…

Basit bir tedavi süreci bile çok katmanlı bir yönlendirme zincirine dönüşüyor.

Bu durum ya altyapı eksikliğini

ya da sistemsel bir yönlendirme alışkanlığını gösteriyor.

Sonuç: Güçlü Sektör, Zayıf Sistem

Bugün dişçilik fuarında gördüğümüz tablo iki farklı gerçeği aynı anda ortaya koyuyor:

Bir tarafta:

                •             Güçlü organizasyon

                •             Dinamik sektör

                •             Artan yerli üretim

                •             Yüksek kalite

 

Diğer tarafta:

                •             İthalata bağımlılık

                •             Kamu tedarikinde daralma

                •             Bilgi eksikliği

                •             Denetim zafiyeti

                •             Vatandaş için sınırlı erişim

Asıl Soru Şu:

Bu kadar güçlü bir sektör…

Neden kamuya ürün vermekten kaçıyor?

Neden ithalata bu kadar bağımlı?

Neden sahada bilgi bu kadar sınırlı?

Eğer üretici bilmiyorsa, hekim bilmiyorsa, oda bilmiyorsa ve firma kamuya güvenmiyorsa…

Sorun sahada değil, sistemin kendisindedir.

Sağlıklı günler dilerim…