İstanbul Beylikdüzü'nde bulunan özel bir
hastaneye soğuk algınlığı şikayetiyle başvuran 22 yaşındaki genç, iddiaya göre
hastanede yapılan serum uygulamasından sonra ağırlaştı. Yoğun bakıma alınan
Keleş, buradan başka bir hastaneye sevk edildi ancak 9 gün sonra hayatını
kaybetti. Acılı anne, "Şikayetçiyim. Elimden geldiği kadar peşindeyim.
Hastane bizi hiç arayıp sormadı bile. İnsan buna da şaşırıyor. Çocuğumun son
kelimesi ‘Kolum yanıyor, serumu çıkarın' oldu" dedi.
Olay, 6 Şubat 2025 tarihinde Beylikdüzü Kolan Hastanesi'nde
meydana geldi. İddiaya göre, Satı ve Yaşar Keleş çiftinin oğulları Şükrü Keleş
soğuk algınlığı rahatsızlığı hastaneye başvurdu. Şükrü Keleş'e burada damar
yolu açılarak öncelikle ağrı kesici serum takıldı. Daha sonra beyaz serum
takılan Şükrü Keleş, bir süre sonra fenalaştı. Bunun üzerine anne Satı Keleş,
müdahale edilmesi için hemşireyi çağırdı ancak doktoru beklemesi gerektiği
belirtilerek verilen seruma müdahale edilmediğini ifade etti.
22 yaşındaki oğlunun hastanede ihmal nedeniyle hayatını
kaybettiğini kaydeden baba Yaşar Keleş, "Çocuğum ve annesi soğuk algınlığı
şikayeti nedeniyle hastaneye gitti. Hastanede serum takıyorlar. Serum da alerji
gösteriyor. Yalnız alerji gösterdiğinde çocuğumun yanına 3 defa gelmelerine
rağmen müdahale etmiyorlar. Daha sonra kırmızı odaya alıyorlar. Ben hastaneye
gittiğimde çocuğum kırmızı odadaydı. Yaklaşık 1 saat müdahale ettikten sonra da
doktor yanından çıktığında entübe ettiklerini, yoğun bakıma kaldıracaklarını ve
durumunun kritik olduğunu söylediler. Saat 11.00 civarlarıydı yoğun bakıma
aldılar. Sabah tomografi çekildiğini, beyninde bir şey olmadığını nörolojiye
uzmanına gönderdiklerini söylediler. Nöroloji uzmanı nerde diye sorduğumda izin
de dediler. Saat 09:30 sıralarında bizi bir odaya aldılar. 3 doktor vardı
odada. Birisi kendisini Başhekim olarak, biri göğüs hastalıkları uzmanı, biri
de anestezi uzmanı olarak tanıttılar. Çocuğun nöbet geçirdiğini, uyurken çocuk
titriyordu. Sebebini bulamadıklarını söylediler" dedi.
Biz başka hastaneye sevk istememize rağmen oğlumuzu başka
bir hastaneye saatlerce sevk edemediklerini ifade eden baba Yaşar Keleş,
"Biz Devlet Hastanesine kaldıracağımızı söylediğimiz de Cerrahpaşa'ya sevk
istedik. Sevk için yoğun bakımdan sorumlu göğüs hastalıkları uzmanının olduğunu
söylediler. Biz sevk için doktorun yanına gittiğimiz de doktor aşağıda normal
hastaya bakıyordu. Çocuk yoğun bakımda, doktor aşağıda normal hastaya
bakıyordu. Saat 11.00'de sevk istememize rağmen, Cerrahpaşa'dan 'tamam
getirebilirsiniz' demelerine rağmen saat 17.00'ye kadar tartışma sonucunda
kendi ambulanslarını verdiler. 112'ye de 'çocuğun tedavisi devam etmektedir,
ailenin isteği üzerine sevk- yazdıkları için acil kodu girilmediğinden 112 geç
göndermiş. Hastane kendi ambulansı ile götürebilir. Ne zaman gelecek, geliyor
diye bizi oyaladılar. En son tartıştıktan sonra 10 dakika içerisinde ambulans
geldi. Çocuğumuzun Cerrahpaşa'ya sevkini yaptık. Oradaki doktorların söylemesi
biraz geç kalındığını ama ellerinden geleni yapacaklarını belirttiler.
Cerrahpaşa'da da ellerinden geldiklerini yaptıklarına inanıyorum. Ayın 14'ü
Cuma sabahı beyin ölümü gerçekleşti ve kalbin durmasını beklediler. Cumartesi
akşam saatlerinde de çocuğumuzu kaybettik" şeklinde konuştu.
"Çocuğumuza geç müdahale
edildi"
Hastanenin oğluna geç müdahale ettiğini iddia eden ve bu olayın peşini
bırakmayacaklarını belirten baba Yaşar Keleş, "Oğlum daha önce de serum
tedavisi aldı. Kendisi gidip serum bağlatıyordu. Herhangi bir şeyle
karşılaşmıyordu. Ben daha sonradan araştırmalarımda bir ilacı 3 sefer alırsın
sonrasında alerji yapabilir. Buradaki hata şu, geç müdahale edilmesi.
Çocuğumuza geç müdahale edildi. 3 defa doktor başına gelmesine rağmen o
adrenalin iğnesini yapmıyor. Kırmızı odaya götürürken adrenalin hazırlayın diye
içeriye sesleniyor. Ben burada ihmal olduğunu düşünüyorum ki kesinlikle ihmal
var. Biz suç duyurusunda da bulunduk. Kesinlikle davanın peşini bırakmayacağız.
Sonuna kadar devam edeceğim" açıklamasında bulundu.
Acılı anne: "Çocuğumun son kelimesi
‘Kolum yanıyor, serumu çıkarın' oldu"
Tecrübesiz, bilinçsiz doktorların ve hemşirelerin eline kaldıklarını kaydeden
acılı anne Satı Keleş, "Her şey para ticaret olmuş. Evde olsaydı ya da
bir sağlık kabininde olsaydı hastaneye yetiştiremedik diye üzülürdük
ama hastanede oldu bu olay. Yine de müdahale etmediler. Ben yanındaydım.
Hemşire ve doktor 2-3 defa geldi. Yapılması gereken iğneyi yapan olmadı. Her
şey bitti. Bayıldıktan sonra sedye ile kırmızı alana götürürken adrenalin
hazırlayın diye seslendiler. Şikayetçiyim. Elimden geldiği kadar peşindeyim.
Hastane bizi hiç arayıp sormadılar bile. İnsan buna da şaşırıyor. Çocuğumun son
kelimesi ‘Kolum yanıyor, serumu çıkarın' oldu" dedi.
Öte yandan 22 yaşında hayatını kaybeden Şükrü Keleş'ten geriye ise arkadaşıyla
birlikte çektiği görüntüler kaldı.