Dünya ve Türkiye’de hızla artan obeziteye dikkat çeken Prof. Dr. Salih Boğa, Türkiye’de ilk kez uygulanan POSE 2.0 Double Helix yönteminin, ameliyatsız ve yeni nesil bir yaklaşım sunduğunu vurguluyor. Bu yöntemle, mide dokusu çıkarılmıyor ve sindirim sisteminin anatomisi korunuyor.
Dünya genelinde obezite, son yıllarda en hızlı artış
gösteren sağlık sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne
göre, yetişkinlerde obezite 1990’dan beri iki katından fazla artarken,
ergenlerde dört katına çıktı.
Araştırmalar, 2050 yılına kadar dünya yetişkin nüfusunun %60’ının, çocuk ve
ergenlerin ise %31'inin fazla kilolu veya obez olacağını gösteriyor.
Türkiye’de ise tablo daha çarpıcı. Ülkemizde her 3 kişiden birinde (%34,3)
obezite görülürken; erkeklerde bu oran %25,6, kadınlarda ise %42,7 oluyor.
Uzmanlar, bu artışın yalnızca kilo problemi değil, uzun vadeli sağlık riskleri
açısından da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Gastroenteroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Salih
Boğa, obezitenin yalnızca estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini
belirterek, “Obezite; diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve
karaciğer yağlanması gibi birçok kronik hastalıkla doğrudan ilişkilidir. Bu
nedenle tedavi sürecine bütüncül yaklaşmak büyük önem taşıyor. Diyet ve yaşam
tarzı değişiklikleri her zaman ilk adımdır ancak her hastada yeterli sonuç
alınamayabilir” dedi.
Yeni Nesil Endoskopik
Yaklaşım
Obezite tedavisinde cerrahi dışı yöntemler son yıllarda daha
fazla gündeme geliyor. Bu yöntemler arasında yer alan POSE 2.0 Double Helix,
endoskopik tekniklerle uygulanan güncel yaklaşımlardan biri olarak dikkat
çekiyor. Türkiye’de ilk kez uygulanan bu yöntemde, geçmişte kullanılan
endoskopik mide küçültme tekniklerinden farklı olarak atılan dikişlerin uzun
süre dayanıklılığını koruyabilmesi öne çıkıyor.
POSE 2.0 Double Helix’in ağız yoluyla mideye ulaşılarak
gerçekleştirilen bir işlem olduğunu anlatan Prof. Dr. Salih Boğa, “Buradaki
temel yaklaşım, mideyi kesmeden ve herhangi bir organ dokusunu çıkarmadan, mide
hacmini içeriden uygulanan özel dikiş ve katlama teknikleriyle azaltmaktır.
İşlem sırasında karın bölgesinde herhangi bir kesi yapılmıyor. Mide, spiral
katlama prensibiyle daha dar bir forma getiriliyor. Bu sayede daha az gıda ile
daha erken doygunluk hissi oluşmasına katkıda bulunuluyor. Mide dokusunun
çıkarılmaması ve sindirim sistemi anatomisinin korunması, bu yöntemin en temel
özellikleri arasında yer alıyor. İşlem süresi genellikle 20 – 30 dakika
civarında oluyor ve hastalar günlük yaşamlarına kısa sürede dönebiliyor”
açıklamasını yaptı.”
Uzun Vadeli Bir
Düzenleme Olarak Tercih Ediliyor
Bu yöntemin, özellikle ameliyat fikrine mesafeli yaklaşan
hastalar için önemli bir alternatif oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Salih
Boğa, “POSE 2.0 Double Helix, bu yönüyle de yalnızca teknik açıdan değil, hasta
tercihi bakımından da farklı bir yerde konumlanıyor. Yöntemin bir diğer dikkat
çeken yönü, mide balonundan farklı olarak geçici bir materyale dayanmaması.
Örneğin son dönemde sıklıkla gündemde olan kilo verme iğnelerinde süreç, çoğu
zaman ilacın devamlı kullanımıyla ilişkilidir. İlaç kesildiği anda, bazı
hastalarda verilen kilolar tekrar ve fazlasıyla alınabiliyor. Bu yöntemde ise
mide içinde oluşturulan katlama yapısıyla daha uzun vadeli bir hacim
düzenlemesi hedefleniyor” ifadelerini kullandı.
Endoskopik Tüp Mide
Yaklaşımında Daha Güncel Bir Aşama
Endoskopik mide küçültme alanında daha önce ESG (Endoskopik
Sleeve Gastroplasti) gibi yöntemler uygulandığını hatırlatan Prof. Dr. Salih
Boğa, bazı vakalarda dikişlerin dayanıklılığının uzun vadede sınırlı
kalabildiğine dikkat çekti ve “POSE 2.0 Double Helix tekniğinde, oluşturulan
spiral ve çoklu katlama yapısının daha stabil olması hedefleniyor. Bu yönüyle
de endoskopik tüp mide yaklaşımında daha güncel bir aşamayı temsil ediyor”
dedi.
Vücut kitle indeksi 30-40 arasında olan ve daha önce mide
veya yemek borusu ameliyatı geçirmemiş hastaların öncelikli grubu oluşturduğunu
söyleyen Prof. Dr. Salih Boğa, bu yöntemin her hasta için uygun bir seçenek
olmayabildiğini, değerlendirme sürecinde hastanın genel sağlık durumu ve eşlik
eden hastalıklarının da dikkate alındığını belirtti.
Obezite tedavisinde hiçbir yöntemin tek başına yeterli
olmadığını anlatan Prof. Dr. Salih Boğa, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Beslenme
düzeninin değiştirilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması ve düzenli hekim
takibi, sürecin ayrılmaz unsurları arasında yer alıyor. Endoskopik yöntemler,
bu sürece destek olan bir başlangıç noktası gibi değerlendirilmeli.”