Bursa Şehir Hastanesi hekimlerinden Prof. Dr. Nail Kahraman geçen yıl 934, kurucusu olduğu klinikte de 3 bin 766 ameliyat yapıldı. Klinik, çevre illerdeki riskli vakalarda da referans merkezi haline geldi. Kahraman ameliyat sayısını güçlü ekip uyumu ve “zor hastayı üstlenme” yaklaşımıyla açıkladı.
Bursa Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğinin
kurucularından Prof. Dr. Nail Kahraman, son yıllarda artan ameliyat hacmi ve
özellikle yüksek riskli vakalardaki başarısı nedeniyle kısa süre önce plaketle
ödüllendirildi. Klinikte, geçen yıl boyunca 3 bin 766 ameliyat
gerçekleştirilirken bunların bin 316’sını A grubu ameliyatlar, 252’sini ise
özellikle aort anevrizması ve aort diseksiyonu gibi yüksek riskli ameliyatlar
oluşturdu.
Yıl boyunca 934 ameliyatta yer alan Prof. Dr. Kahraman, bu
ameliyatların 561’inde de primer cerrah olarak görev aldı. Kahraman, kamuoyuna
yansıyan ‘3 bin 766 ameliyat’ın bir ekip başarısı olduğunu vurgularken kendi
cerrahi yaklaşımını ise “zor hastayı üstlenmek ve yüksek riskte dahi en iyi
sonucu hedeflemek” sözleriyle özetliyor.
"3 bin 766
ameliyat bir ekip başarısı"
Bir yılda
kliniğinizde 3 bin 766 ameliyat gerçekleştirildi. Kaç kişilik bir ekip ile ameliyatlar
gerçekleştirildi?
Öncelikle şunu netleştirmek gerekir: 3 bin 766 ameliyat
sayısı bana ait değil, kliniğimizin toplam cerrahi hacmini ifade ediyor. Bu
başarı; 5 profesör, 3 doçent, 9 uzman hekim ve 15 asistandan oluşan büyük bir
ekibin ortak emeği. Kalp cerrahisi her zaman bir ekip işidir; bu başarı hiçbir
zaman tek bir kişiye ait değildir. Bununla birlikte toplam sayının önemli bir
kısmı kısa süreli işlemlerden oluşuyor. Yaklaşık 2 bin 500 işlem kateter, varis
ya da fistül benzeri girişimler. Elbette bir diyaliz hastası için kateter çok
önemli olabilir ama bu işlemler daha basit nitelikte ve kısa sürede yapılan
işlemler olduğundan bizim için belirleyici değil. Bizi asıl tanımlayan, yüksek
riskli ve kompleks kalp cerrahileri.
A grubu ameliyat
hacmi 5 yılda 10 katına çıktı
Bu tür ameliyatlar
açısından kliniğinizin gelişimini nasıl özetlersiniz?
Aslında en önemli gösterge toplam sayı da değil, yıllara
yayılan artış trendi. Kliniğimizde A grubu kalp ameliyatlarının sayısı yıllar
içinde şöyle bir seyir izledi: 2020’de 137 olan A grubu ameliyat sayısı,
2021’de 429, 2022’de 784, 2023’te 1060, 2024’te 1115 ve 2025’te de bin 316’ya
ulaştı yani neredeyse 10 katına çıktı.
Aynı şekilde özellikli, yani ileri düzey kalp cerrahisi
vakalarında da benzer bir yükseliş var. Aort diseksiyonu, aort anevrizması,
enfektif endokardit, redo ameliyatlar ve çoklu kapak cerrahileri gibi bu yüksek
riskli ameliyatlardan 2020 yılında yalnızca birkaç vaka yapabilirken 2021’de
48, 2022’de 111, 2023’te 180, 2024’te 175 vaka yaptık ve bugün 252 vakaya
ulaştık. Bu tablo, sadece sayısal bir artışı değil, güvenin ve deneyimin
kademeli olarak inşa edildiğini de gösteriyor.
"Planlı bir
dönüşümün sonucu"
Bu artışı sağlayan
temel faktör neydi?
Yaklaşık 25 yıllık hekimim. Son beş yıldır da Bursa Şehir
Hastanesi’nde görev yapıyorum. Buraya geliş amacımız, güçlü bir ekiple birlikte
yüksek hacimli ve özellikle kompleks kalp cerrahisinin güvenle yapılabildiği
bir klinik kurmaktı. Başlangıçta sistem dağınıktı, ameliyatlar geç saatlerde
başlıyordu ve kapasite tam kullanılmıyordu. Zamanla bunu değiştirdik.
Ameliyatlar sabah erken saatlerde başlar hale geldi, aynı ameliyathanede günde
bir yerine 2-3 vaka yapılmaya başlandı, ekip uyumu sağlandı. Bu organizasyon
değişikliği de doğrudan sayılara yansıdı. Bugün geldiğimiz noktada, mevcut
kapasitenin üst sınırına yani doyum noktasına ulaşmış durumdayız.
Peki, yüksek riskli
ameliyatlarda da ciddi bir artış yakalamanızda sizce ne etkili oldu?
Bizi farklı kılan, çevre illerde yapılamayan, yüksek riskli
kalp ameliyatlarını yapabiliyor olmak. Özellikle yüksek riskli ve kompleks
vakaların önemli bir kısmı şehir dışından sevk edilen hastalardan oluşuyor. Bu
da kliniğimizi bir referans merkez haline getirdi.
Ekip gücü: 'Uyum
başarıyı belirliyor'
Bu başarıda ekip
koordinasyonu ne kadar belirleyici?
Tamamen belirleyici. Bu iş tek başına yapılmaz. Ekip uyumu
yüksek olduğunda en zor vakalar bile daha kısa sürede ve daha başarılı şekilde
sonuçlanabiliyor. Mesela normal şartlarda sabahtan akşama kadar sürecek ağır
diseksiyon vakalarımız oluyor. Ekip uyumu iyi olduğu zaman bu ameliyatlar bile
2-3 saatte bitebiliyor. Ve başarı oranları da çok yüksek oluyor.
Her gün 2-3 ameliyat
Bu ameliyatlar ekip
işi tabii ama kişisel performansınızı nasıl anlatabiliriz?
2025 yılında primer cerrah olarak, A grubunda yer alan 490
kalp ameliyatı, yine A grubunda yer alan 71 de kalp dışı ameliyat (damar
cerrahisi) gerçekleştirdim; toplamda ise 934 ameliyatta yer aldım. Gün
içerisinde çoğunlukla 2-3 ameliyat yapıyorum. Genel mortalite oranım yüzde 2.8.
Kompleks cerrahi diye bahsettiğimiz 252 vakanın 101’i de bizzat primer cerrah
olarak gerçekleştirdiğim ameliyatlardan oluşuyor. Bu 101 vakanın 69’unu aort
diseksiyonu ve aort anevrizması gibi yüksek riskli cerrahiler oluşturuyor. Şunu
da belirtmek gerekiyor: Bu hastaların büyük kısmı acil şartlarda ameliyata
alınan, yüksek mortalite riski taşıyan ve şehir dışından sevk edilen hastalar.
Bu 69 hastada bireysel mortalite oranım yüzde 7.2 olarak gerçekleşti.
Bu veriler, özellikle yüksek riskli hasta yoğunluğu göz
önüne alındığında uluslararası standartlarla uyumlu. Buna rağmen, kanama
revizyon oranım 561 A grubu ameliyatta 22 vaka (yüzde 3.9) ve ameliyat çıkışı
veya yoğun bakım sürecinde mekanik destek sistemi kullanım oranım 561 A grubu
vakada 16 vaka (yüzde 2.9) ile oldukça düşük seviyede.
Ayrıca multidisipliner yaklaşım gerektiren çok sayıda
karaciğer nakli ve kalbe uzanım gösteren komplike renal tümör vakasına da
iştirak ettim.
"Kapıyı
tutturacak yer yoktu, yeniden yaptık"
Sizi çok zorlayan bir
vaka örneği var mı?
Kalp cerrahisinde en zor vakalar genellikle akut aort
diseksiyonları, redo ameliyatlar ve enfektif endokardit hastaları. Bu hastalar
çoğu zaman, acil şartlarda, hemodinamik olarak instabil, çoklu sistem
etkilenimi olan ve müdahale edilmediğinde hayati riski çok yüksek olan hastalar.
Bu tür vakalarda başarı; sadece cerrahi teknikle değil, aynı zamanda ekip
koordinasyonu, deneyim ve hızlı karar alma ile mümkün.
Bize gelen en zor vakalardan biri, 55-60 yaşlarında,
komplike redo çift kapak cerrahisi sonrası gelişen enfektif endokardit ve MAIVF
anevrizması vakasıydı. Bu ne demek? Daha önce iki kalp kapağı değişmiş bir
hastada, bu kapak bir enfeksiyon kapmış; bu enfeksiyon nedeniyle de kalbin
fibroz iskeleti bozulmuş yani o kapakların tutunduğu dokular erimişti. Başka
bir deyişle, kapağı tutturabileceğimiz bir yer de yoktu. Bu hasta aslında
tamamen çaresiz; olabilecek en kötü senaryo. Biz burada dünyada sınırlı sayıda
uygulanan Commando prosedürünü uyguladık; kalp zarından bir yamayla kapakları
yerleştirdik.
Temel prensip: En az
riskle en fazla fayda
Çok fazla zorlu
vakayla karşılaşıyorsunuz. Bir hastayı ameliyat edip etmemeye nasıl karar
veriyorsunuz?
Benim yaklaşımım şu: Zor hastayı üstlenen ve yüksek riskte
dahi en iyi sonucu elde etmeye çalışan cerrahi anlayış. Hastanın ameliyat edip
edilmemesine karar verirken en temel prensip ise önce zarar vermemek, sonra da
en az riskle en fazla faydayı sağlamak. Bu nedenle her hastaya aynı cerrahi
yaklaşım uygulanmaz.
Örneğin bazı hastalar ‘kapalı ameliyat’ istiyor. Fakat her
hasta kapalı cerrahiye uygun değildir. Uygun hastalarda hem açık hem de kapalı
kalp cerrahisi yöntemlerini uyguluyoruz. Ancak eğer hastanın ısrarına rağmen
riskin artacağını düşünüyorsam sadece estetik kaygıyla kapalı cerrahi yapmam.
Bana başvuran hastaların önemli bir kısmı, başka merkezlerde ameliyatı yüksek
riskli bulunmuş ve çoğu zaman son çare olarak yönlendirilmiş hastalar. Bu
nedenle ameliyata aldığımız birçok hastayı başlangıçta zaten yüksek mortalite
riski ile değerlendiriyoruz.
Bazı hastalarda ise cerrahiye hiç gerek olmuyor. Örneğin
sigarayı bırakması ve medikal tedavi ile çok iyi sonuç alabilecek hastaları
ameliyat etmeyi doğru bulmuyorum. Yine, yapılacak cerrahinin hastaya anlamlı
bir fayda sağlamayacağı durumlarda da ameliyat önermiyorum. Bunun tam tersine
gerçekten fayda göreceğine inandığım hastalarda ise ne kadar zor olursa olsun,
hastayı çaresiz bırakmamak adına elimden gelen tüm çabayı gösteririm.
"Sadece bir
meslek değil, sorumluluk olarak görüyorum"
Bu yoğunluğu
sürdürmenizi sağlayan motivasyon nedir?
Hastaların iyi sonuçlarla taburcu olması en büyük
motivasyon. Bir de şu var: Bu işi sadece bir meslek olarak görürseniz bu
tempoyu sürdüremezsiniz. Bu bir sorumluluk. İnsanların son çare olarak size
geldiğini bilmek, sizi ister istemez daha fazla çaba göstermeye yönlendiriyor.
"Asistanlar için
büyük fırsat"
Peki bu yoğunluğu
asistanlar için nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok büyük bir avantaj. Bizim dönemimizde çok daha az vaka
görülürdü. Ben kendi uzmanlığımda aylık 16-17 açık kalp cerrahisiyle mezun
oldum. Şimdiki asistanlar ise ayda 130-140 açık kalp ameliyatı deneyimi
kazanabiliyor.
"Teknik
öğrenilir, doğru karar alma daha kritik"
Peki, kalp damar
cerrahisindeki genç cerrahlara tavsiyeniz nedir?
Kalp cerrahisi sabır, disiplin ve adanmışlık gerektiren bir
alan. Fakat kalp cerrahisi sadece teknik bir iş değil. Teknik zamanla gelişse
de etik yaklaşım ve doğru karar verme çok daha kritik. Çoğu zaman yaptığımız
şey, aslında bir ‘tamirat’ süreci; hasar görmüş bir kalbi onarmaya çalışıyoruz.
Bu süreçte doğru zamanda doğru karar verme, hastayı bütüncül değerlendirme,
etik yaklaşım ve sorumluluk alma, en az teknik beceri kadar, hatta çoğu zaman
daha da önemli. Bunlar da deneyimle birlikte kazanılıyor. Bu nedenle de
usta-çırak ilişkisi çok kritik bir rol oynuyor. Genç cerrahların deneyimli
cerrahların yanında vaka gözlemlemesi, teknikleri öğrenmesi ve doğru karar alma
süreçlerine katılması, onların mesleki olgunluklarını hızla artırır. Bu ilişki,
yalnızca teknik değil, aynı zamanda etik ve hasta yönetimi becerileri kazanmak
için de eşsiz bir fırsat.
Kaynak: Gazete
Oksijen - Esen Dolma