Mevcut Sistemde Temel Sorun Alanları



 

Bugün sağlık tedarikinde birçok kurum doğrudan veya dolaylı rol almaktadır:

 

* Hastane satın alma birimleri,

* İl Sağlık Müdürlükleri,

* Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatı,

* Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü,

* Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü,

* Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü,

* DMO,

* USHAŞ,

* TÜSEB,

* TİTCK,

* SGK,

* gerektiğinde üniversite hastaneleri ve diğer kamu kurumları.

 

Bu kadar çok aktör olduğunda görev sınırları net değilse tedarik sistemi verimli değil, karmaşık hale gelir.

 

Mevcut sistemde öne çıkan temel sorunlar şunlardır:

 

1. Yerli üreticinin büyük alımlara katılamaması.

2. Bayi ve küçük firmaların sistem dışına itilmesi.

3. Yıllık alımlar nedeniyle firma yaşam döngüsünün bozulması.

4. İhtiyaç fazlası talep ve depo şişmesi.

5. Hekimin kullanmadığı ürünlerin depoda beklemesi.

6. Aynı ihtiyaç için doğrudan teminle mükerrer alım yapılması.

7. Eğitim ve araştırma hastaneleri ile ikinci basamak hastanelerin teknoloji ihtiyaçlarının aynılaştırılması.

8. İhtiyaç fazlası ileri teknoloji cihaz yatırımı yapılması.

9. Kamu kurumlarının piyasada ticari aktör haline gelmesi.

10. Fiyat odaklı alımın kaliteyi gölgelemesi.

11. Ödeme vadeleri ve finansman baskısı.

12. Tedarik ile klinik performans arasında veri bağlantısının zayıflığı.

13. Hekimlerin teknolojik bilgiye erişiminin zayıflaması.

14. Rekabetin az sayıda büyük firma lehine daralması.

 

13. Yeni Model Önerisi: Dengeli, Yerli Üretim Odaklı Sağlık Tedarik Reformu

 

Yeni modelin temel adı şu olabilir:

 

Ulusal Sağlık Tedarik, Yerli Üretim ve Klinik Değer Modeli

 

Bu modelin ana ilkesi şudur:

 

Hastane ihtiyacı belirler, hekim ve klinik ekip ürün değerlendirme sürecine katılır, il koordinasyon sağlar, merkez strateji ve denetim yapar; DMO lojistik ve fiyat şeffaflığı sağlar; USHAŞ ihracat ve sağlık diplomasisini destekler; TÜSEB Ar-Ge ve yerlileştirmeyi geliştirir; TİTCK kalite, güvenlik ve izlenebilirliği denetler.

 

Bu modelde kamu, piyasayı bozan bir ticari aktör değil; adil, şeffaf, sürdürülebilir ve yerli üretimi güçlendiren düzenleyici ve stratejik yönlendirici olmalıdır.

 

Ayrıca sağlık teknolojileri planlaması hastane basamağına göre yapılmalıdır. Eğitim ve araştırma hastaneleri, şehir hastaneleri ve özellikli merkezler ileri teknoloji ve kompleks işlemler için güçlendirilirken; ikinci basamak hastaneler kendi hizmet rolüne uygun, etkin kullanılabilecek, bakım ve işletme maliyeti sürdürülebilir teknolojilerle desteklenmelidir.

 

14. Kurumsal Görev Ayrımı

 

14.1. Hastaneler

 

Hastaneler sağlık işletmesidir. Bu nedenle;

 

* klinik ihtiyaç analizini yapmalı,

* yıllık değil, gerçek tüketim ve kısa dönem ihtiyaca dayalı talep oluşturmalı,

* branş bazlı ürün performans raporu hazırlamalı,

* kullanıcı geri bildirimlerini toplamalı,

* acil ve özellikli ürün alımlarında yetkili olmalı,

* stok ve kullanım verisini dijital sisteme işlemeli,

* kullanılmayan ürünlerin neden kullanılmadığını raporlamalı,

* talep ettiği teknolojinin kendi hizmet basamağına, uzman kadrosuna ve hasta profiline uygunluğunu göstermelidir.

 

14.2. İl Sağlık Müdürlükleri

 

İl Sağlık Müdürlükleri;

 

* il genelinde stok koordinasyonu yapmalı,

* küçük hastanelerin ortak ihtiyaçlarını planlamalı,

* gereksiz mükerrer alımları önlemeli,

* bölgesel tedarik risklerini izlemeli,

* il düzeyinde yerli üretici kapasitesini değerlendirmeli,

* hastaneler arası malzeme transfer sistemini yönetmeli,

* depoda bekleyen ve kullanılmayan ürünleri takip etmeli,

* il genelinde hastane basamaklarına göre teknoloji dağılımını planlamalıdır.

 

14.3. Sağlık Bakanlığı Merkez Teşkilatı

 

Bakanlık;

 

* ulusal tedarik stratejisini belirlemeli,

* ürün gruplarını risk ve stratejik öneme göre sınıflandırmalı,

* yerli üretim hedeflerini koymalı,

* kalite ve klinik değer kriterlerini belirlemeli,

* ödeme disiplinini izlemeli,

* kurumlar arası görev çakışmasını önlemeli,

* merkezi alımların firma, bayi, stok, hekim kullanımı ve kamu zararı etkisini analiz etmeli,

* sağlık teknolojileri alımlarında hastane basamağına göre ulusal teknoloji planlaması yapmalıdır.

 

14.4. DMO

 

DMO’nun rolü;

 

* dijital tedarik altyapısı,

* fiyat karşılaştırması,

* çerçeve anlaşma,

* lojistik kolaylık,

* şeffaf ihale platformu

 

ile sınırlı ve destekleyici olmalıdır.

 

DMO, sağlık ürünlerinde tek belirleyici satın alma otoritesi olmamalıdır. Sağlık ürünlerinin teknik ve klinik değerlendirmesi Sağlık Bakanlığı, TİTCK, hastaneler ve ilgili uzman komisyonlarla birlikte yapılmalıdır.

 

14.5. USHAŞ

 

USHAŞ;

 

* sağlık turizmi,

* yurt dışı sağlık yatırımları,

* Türkiye sağlık markası,

* uluslararası hasta akışı,

* yurt dışı hastane işletmeleri,

* Türk sağlık ürünlerinin dış pazarda tanıtımı

 

alanlarında çalışmalıdır.

 

USHAŞ’ın yerli üreticiyle rekabet etmesi değil, yerli üreticinin ihracatını kolaylaştırması gerekir.

 

14.6. TÜSEB

 

TÜSEB;

 

* Ar-Ge,

* prototip,

* klinik doğrulama,

* yerlileştirme,

* teknoloji geliştirme,

* üniversite-sanayi iş birliği,

* sağlık teknolojisi geliştirme fonu

 

görevlerinde kalmalıdır.

 

TÜSEB destekleri şeffaf, rekabete açık, ölçülebilir ve piyasayı bozmayacak şekilde kurgulanmalıdır.

 

14.7. TİTCK

 

TİTCK;

 

* ürün güvenliği,

* ruhsat/kayıt,

* ÜTS,

* piyasa gözetimi,

* istenmeyen olay takibi,

* klinik performans ve kalite izleme

 

alanlarında merkezi otorite olmalıdır.

 

15. Ürün Gruplarına Göre Tedarik Modeli

 

Bütün ürünler aynı yöntemle alınmamalıdır. Ürünler dört gruba ayrılmalıdır.

 

Grup 1: Standart ve Düşük Riskli Ürünler

 

Örnek: Basit sarf malzemeler, standart tüketim ürünleri.

 

Model:

 

* DMO çerçeve anlaşması olabilir.

* İl bazlı mini rekabet yapılabilir.

* Yerli üretici kotası uygulanabilir.

* Teslimat ve kalite puanı dikkate alınmalıdır.

 

Grup 2: Klinik Performansı Önemli Ürünler

 

Örnek: Cerrahi sarflar, yoğun bakım ürünleri, laboratuvar kitleri, implant dışı özel ürünler.

 

Model:

 

* Hastane kullanıcı komisyonu görüşü zorunlu olmalı.

* Teknik şartname klinik performans verisine dayanmalı.

* En düşük fiyat değil, ekonomik açıdan en avantajlı teklif uygulanmalı.

* Klinik memnuniyet ve ürün performansı puanlanmalıdır.

* Hekimin kullanmadığı ürünlerin tekrar alımı engellenmelidir.

 

Grup 3: Yüksek Riskli Tıbbi Cihaz ve İmplantlar

 

Örnek: Ortopedik implant, kardiyoloji ürünleri, beyin cerrahi ürünleri, ileri teknoloji cihazlar.

 

Model:

 

* Hasta bazlı izlenebilirlik zorunlu olmalı.

* ÜTS, hastane bilgi sistemi ve klinik sonuç verisi entegre edilmeli.

* İstenmeyen olay kayıtları satın alma kararına yansıtılmalı.

* Teknik servis, eğitim ve klinik destek kriterleri zorunlu olmalıdır.

* Ürün yalnız depoya girdiği için değil, hastada güvenle kullanıldığı için başarılı sayılmalıdır.

 

Grup 4: Stratejik Yerli Üretim Ürünleri

 

Örnek: Türkiye’de üretim kapasitesi olan veya geliştirilebilir kritik sağlık ürünleri.

 

Model:

 

* Kamu alımı doğrudan ithalatçı büyük firmaları güçlendirmemeli.

* Yerli üreticiye ölçeklenebilir lotlar açılmalı.

* Büyük ihaleler bölünebilir olmalı.

* Ar-Ge ürünü ile seri üretim ürünü ayrı değerlendirilmeli.

* Alım garantisi varsa tüm şartlar şeffaf ve rekabetçi olmalıdır.

 

Grup 5: İleri Sağlık Teknolojileri ve Yüksek Maliyetli Cihazlar

 

Örnek: ileri görüntüleme sistemleri, robotik cerrahi sistemleri, ileri laboratuvar altyapıları, özellikli tedavi cihazları, yüksek maliyetli tanı ve tedavi teknolojileri.

 

Model:

 

* Hastane basamağına göre teknoloji planlaması yapılmalıdır.

* Eğitim ve araştırma hastaneleri, şehir hastaneleri ve özellikli merkezler ileri teknoloji açısından önceliklendirilmelidir.

* İkinci basamak hastaneler hasta profili, uzman kadrosu ve vaka yoğunluğuna göre desteklenmelidir.

* Her hastaneye aynı cihaz veya aynı teknoloji alınmamalıdır.

* Cihaz alımı öncesinde vaka hacmi, uzman ekip, bakım maliyeti, sarf maliyeti ve beklenen klinik fayda analiz edilmelidir.

* Atıl kapasite oluşturacak cihaz yatırımlarından kaçınılmalıdır.

 

16. Yerli Üreticiyi, Bayiyi ve Küçük Firmaları Koruyan Satın Alma İlkeleri

 

16.1. Büyük İhaleler Bölünebilir Olmalı

 

Tek büyük ihale yerine bölgesel, ürün alt grubu veya kapasite bazlı lotlar oluşturulmalıdır. Böylece yerli üretici, yetkili bayi ve küçük sermayeli firmalar da sisteme girebilir.

 

16.2. Yıllık Tek Seferlik Alımlar Yerine Dinamik Tedarik Modeli Kurulmalı

 

Yıllık tek seferlik büyük alımlar, ihaleyi kaybeden firmaların bir yıl boyunca piyasadan dışlanmasına neden olabilir. Bunun yerine;

 

* üçer aylık alımlar,

* altışar aylık güncellemeler,

* hastane bazlı kontrollü alımlar,

* il bazlı tüketim verisine dayalı alımlar,

* bölgesel lotlar,

* dinamik çerçeve anlaşmalar

 

uygulanmalıdır.

 

Bu model hem kamuya fiyat avantajı sağlar hem de firmaların tamamen sistem dışına itilmesini önler.

 

16.3. Ödeme Vadeleri Yerli Üretici ve Bayiye Göre Düzenlenmeli

 

Yerli üretici ve bayi için ödeme süresi kısa tutulmalıdır. Uzun vadeler, finans gücü yüksek ithalatçıları avantajlı hale getirir.

 

16.4. Teminat Şartları Ölçekli Olmalı

 

Teminatlar KOBİ ve yerli üreticiyi dışlayacak seviyede olmamalıdır. Teminat sistemi ürün riskine ve firma ölçeğine göre düzenlenmelidir.

 

16.5. Yerli Ürün Klinik Performans Programı Kurulmalı

 

Yerli ürünler hastanelerde kontrollü pilot uygulamalarla denenmeli, performans verisi toplanmalı ve başarılı ürünler kamu alım sistemine dahil edilmelidir.

 

16.6. Kamu Kurumu Yerli Üreticiyle Rekabet Etmemeli

 

Kamu şirketleri üreticinin müşterisini elinden alan değil, üreticiyi dünya pazarına taşıyan yapı olmalıdır.

 

16.7. Bayi Sistemi Disipline Edilmeli, Yok Edilmemeli

 

Bayi sistemi tamamen ortadan kaldırılmamalı; kayıtlı, şeffaf, etik, teknik servis ve klinik destek yükümlülüğü olan bir yapıya dönüştürülmelidir.

 

Bayi performansı;

 

* teslimat hızı,

* teknik servis,

* kullanıcı eğitimi,

* klinik destek,

* stok sürekliliği,

* kullanıcı memnuniyeti,

* üreticiye geri bildirim

 

ölçütleriyle değerlendirilmelidir.

 

16.8. Kullanılmayan Ürün ve Mükerrer Alım Denetimi Yapılmalı

 

Merkezi veya yıllık alımlarda satın alma başarısı yalnızca ürünün depoya girmesiyle ölçülmemelidir. Ürünün klinikte kullanılıp kullanılmadığı, hekim tarafından tercih edilip edilmediği ve aynı ihtiyaç için doğrudan temin yapılıp yapılmadığı da izlenmelidir.

 

16.9. Sağlık Teknolojilerinde Basamaklandırılmış Alım Modeli Kurulmalı

 

İleri sağlık teknolojileri her hastaneye aynı düzeyde dağıtılmamalıdır. Eğitim ve araştırma hastaneleri, şehir hastaneleri, bölge hastaneleri ve ikinci basamak hastaneler için farklı teknoloji standartları belirlenmelidir.

 

Amaç, her hastaneyi aynı cihazla donatmak değil; her hastaneyi kendi görevi, kapasitesi ve hasta profiline uygun teknolojiyle güçlendirmektir.

 

17. Sağlık Tedarik Etki Analizi Zorunluluğu

 

Her büyük merkezi alımdan önce “Sağlık Tedarik Etki Analizi” yapılmalıdır.

 

Bu analiz şu sorulara cevap vermelidir:

 

* Bu alım yerli üreticiyi nasıl etkiler?

* Bayi ağı bu alımdan nasıl etkilenir?

* Küçük sermayeli firmalar ihaleye girebilir mi?

* İhaleyi kaybeden firmalar bir yıl boyunca nasıl ayakta kalacak?

* Bu model konkordato ve iflas riskini artırır mı?

* Bu alım modeli kaç firmayı sistem dışında bırakıyor?

* Kaç firma ihaleye gerçekten katılabilir?

* Bu alım gerçek tüketim verisine mi dayanıyor?

* Alınan ürünlerin klinikte fiilen kullanılma oranı nedir?

* Depoda bekleyen ve hiç kullanılmayan ürün miktarı nedir?

* Aynı ihtiyaç için doğrudan temin yoluyla ikinci kez alım yapılıyor mu?

* Hekimlerin kullanmadığı ürünler nedeniyle kurum zararı oluşuyor mu?

* Alınacak teknoloji hastanenin hizmet basamağına uygun mu?

* Cihazı kullanacak uzman ekip var mı?

* Cihazın yeterli vaka hacmiyle çalışması mümkün mü?

* Bakım, sarf, kalibrasyon ve işletme maliyeti karşılanabilir mi?

* Bu teknoloji başka bir yakın merkezde zaten mevcut mu?

* Bu alım atıl kapasite oluşturur mu?

* Ürün kalitesi ve klinik performans nasıl ölçülecek?

* Küçük ve orta ölçekli firmalar dışlanıyor mu?

* İthalat bağımlılığı artıyor mu?

* Hekimlerin yeni teknolojiye erişimi zayıflıyor mu?

* Klinik geri bildirim mekanizması korunuyor mu?

* Stok riski oluşuyor mu?

* Ödeme vadesi sektörü bozuyor mu?

* Aynı ürün yerli üretilebilir mi?

* Kamu şirketleri özel sektörle rekabet ediyor mu?

* Bugünkü fiyat avantajı, yarın daha pahalı ve daha bağımlı bir piyasa yapısına dönüşür mü?

* Bu alım uzun vadede kamuya gerçek tasarruf sağlar mı?

 

Bu analiz yapılmadan büyük merkezi alım yapılmamalıdır.

 

18. Klinik Değer Bazlı Satın Alma Modeli

 

Sağlıkta satın alma yalnız fiyat üzerinden yapılmamalıdır. Yeni modelde puanlama şu şekilde olmalıdır:

 

* Fiyat: %25

* Klinik performans: %20

* Hastane basamağına ve vaka hacmine uygunluk: %10

* Yerli üretim ve yerli katma değer: %15

* Teslimat ve stok güvenliği: %10

* Teknik servis, eğitim ve bayi saha desteği: %10

* Hekim/kullanıcı geri bildirimi: %5

* Fiili kullanım ve stokta beklememe performansı: %5

 

Bu oranlar ürün grubuna göre değiştirilebilir. Ancak temel yaklaşım fiyat odaklı değil, değer odaklı satın alma olmalıdır.