Halk arasında menenjit olarak bilinen meningokok hastalığı, nadir görülmesine rağmen hızlı ilerleyebilen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir bakteri enfeksiyonu olarak tanımlanıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, son günlerde İngiltere’de ortaya çıkan menenjit vakalarının geniş çaplı bir salgın olarak değil, sınırlı bir “küme” olarak değerlendirildiğini söyledi. Meningokok hastalığının belirli yaş gruplarında daha sık ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Bozkurt, bebekler ve 15–25 yaş arası genç erişkinlerin en riskli grupları oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Fatma Bozkurt, meningokok hastalığından korunmada en etkili yöntemin aşılama olduğunu kaydetti.
İstanbul
Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon
Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Fatma Bozkurt, son günlerde İngiltere’de görülen vakalarla gündeme gelen
menenjit hastalığına ilişkin bilgi verdi.
Adölesan
ve genç erişkinlerde genel taşıyıcılık oranı yükseliyor
Meningokok
hastalığının, Neisseria meningitidis adlı bakterinin neden olduğu, nadir
görülmesine rağmen hızlı ilerleyebilen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir
enfeksiyon olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bu bakteri genellikle
nazofarenkste yani boğazın arka kısmında bulunur ve çoğu zaman herhangi bir
belirtiye neden olmadan taşınabilir. Toplumda genel taşıyıcılık oranı yüzde
5–10 civarındayken, özellikle adölesan ve genç erişkinlerde bu oran yüzde
20–30’a kadar çıkabilmektedir. Buna rağmen invaziv hastalık yalnızca taşıyıcı
bireylerin küçük bir kısmında gelişir” diye konuştu.
Kalabalık
kapalı alanlarda bulaş riski artıyor
Meningokok
bakterisinin esas olarak damlacık yoluyla bulaştığını kaydeden Prof. Dr. Fatma
Bozkurt, “Öksürük ve hapşırıkla yayılan solunum damlacıkları, öpüşme, ortak
eşya kullanımı ve sigara veya elektronik sigara paylaşımı bulaşta önemli rol
oynar. Bununla birlikte meningokok, influenza gibi yüksek bulaşıcılığa sahip
değildir; bulaş için genellikle uzun süreli ve yakın temas gereklidir. Bu
nedenle hastalık çoğunlukla aynı evde yaşayan bireyler, yurt ortamındaki
öğrenciler veya kalabalık kapalı alanlarda uzun süre vakit geçiren kişiler
arasında görülür” dedi.
En
riskli gruplar; bebekler ve genç erişkinler
Epidemiyolojik
açıdan bakıldığında, meningokok hastalığının belirli yaş gruplarında daha sık
ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bebekler ve 15–25 yaş
arası genç erişkinler en riskli grupları oluşturur. Özellikle üniversite
öğrencileri, hem artmış taşıyıcılık oranı hem de yoğun sosyal temas nedeniyle
dikkat çekmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde hastalık
gelişme riski belirgin şekilde artar” uyarısında bulundu.
“Menenjit”
ve “meningokoksemi” şeklinde kendini gösteriyor
Klinik
olarak meningokok hastalığının “menenjit” ve “meningokoksemi” olarak iki ana
tablo ile kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Menenjit
durumunda ateş, baş ağrısı, ense sertliği ve ışığa hassasiyet gibi bulgular ön
plandadır. Meningokoksemi ise bakterinin kana geçmesiyle oluşur ve daha ağır
seyirlidir. Bu tabloda ateş, halsizlik, hipotansiyon ve özellikle basmakla
solmayan mor döküntüler görülür. Hastalık bazı durumlarda saatler içinde
ilerleyebilir ve yaşamı tehdit eden sonuçlara yol açabilir” şeklinde bilgi
verdi.
Türkiye’de
özellikle serogrup W ön planda yer alıyoır
Meningokok
bakterisinin kapsül yapısına göre farklı serogruplara ayrıldığını kaydeden
Prof. Dr. Fatma Bozkurt, şu bilgileri verdi:
“Günümüzde
12’den fazla serogrup tanımlanmış olmakla birlikte, hastalığa en sık neden
olanlar A, B, C, W ve Y serogruplarıdır. Bu serogrupların dağılımı coğrafi
bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Avrupa’da serogrup B daha yaygınken,
Türkiye’de özellikle serogrup W ön plandadır. Bu durum, uluslararası
seyahatler, özellikle hac ve umre gibi toplu organizasyonlar ve aşılama
politikaları ile ilişkilidir.”
İngiltere’deki
vakalar salgın değil, sınırlı bir küme
Dünya
gündeminde son günlerde yer alan menenjit vakalarını değerlendiren Prof. Dr.
Fatma Bozkurt, şunları söyledi:
“Son yıllarda İngiltere’de, özellikle Kent ve
Canterbury bölgesinde meningokok vakalarının kümelendiği bildirilmiştir. Bu
durum geniş çaplı bir salgın olarak değil, sınırlı bir “küme” olarak
değerlendirilmektedir ve vakaların çoğunun serogrup B ile ilişkili olduğu
görülmüştür. Bu tür lokal kümelenmeler, meningokok hastalığının genellikle
geniş çaplı pandemiler yerine belirli sosyal ağlar içinde yayıldığını
göstermektedir.
Yayılımlar
sınırlı kalır
Bu
noktada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır: İngiltere’de görülen bu vakalar
Türkiye’ye yayılabilir mi? Teorik olarak, taşıyıcı bireylerin uluslararası seyahatleri
yoluyla bakterinin farklı ülkelere taşınması mümkündür. Ancak meningokokun
bulaşması için yakın ve uzun süreli temas gerektiğinden, bu tür yayılımlar
genellikle sınırlı kalır. Mevcut epidemiyolojik veriler, İngiltere’deki
vakaların Türkiye’de geniş çaplı bir artışa yol açtığını göstermemektedir. En
olası senaryo, uygun koşullar oluştuğunda küçük ve lokal kümelenmelerin ortaya
çıkmasıdır.”
En
etkili yöntem aşılama
Prof.
Dr. Fatma Bozkurt, meningokok hastalığından korunmada en etkili yöntemin
aşılama olduğunu belirterek “Günümüzde iki temel aşı grubu bulunmaktadır:
MenACWY ve MenB aşıları. MenACWY aşısı, A, C, W ve Y serogruplarına karşı
kapsül temelli konjuge bir aşı olup hem bireysel koruma sağlar hem de
bakterinin taşınmasını azaltarak toplum bağışıklığı oluşturur. MenB aşısı ise
kapsülün insan dokularına benzerliği nedeniyle protein temelli olarak
geliştirilmiştir ve özellikle bireysel koruma sağlar” dedi.
Genç
erişkinler ve risk altındaki bireyler için aşılamanın önemi artıyor
Aşılama
stratejilerinin ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Fatma
Bozkurt, “Örneğin İngiltere’de MenB aşısı bebeklik döneminde rutin olarak
uygulanırken, MenACWY aşısı ergenlik döneminde uygulanarak taşıyıcılığın
azaltılması hedeflenir. Türkiye’de ise meningokok aşıları rutin ulusal aşı
programında yer almamakta, daha çok risk gruplarına ve özel durumlara göre
önerilmektedir. Ancak mevcut epidemiyolojik veriler göz önüne alındığında,
özellikle genç erişkinler ve risk altındaki bireyler için aşılamanın önemi
giderek artmaktadır” diye konuştu.
Yerel
kümelenmeler dikkatle izlenmeli ve uygun aşılama stratejileri uygulanmalı
Meningokok
hastalığının nadir görülmesine rağmen hızlı ilerleyen ve ciddi sonuçlara yol
açabilen bir enfeksiyon olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Fatma Bozkurt, sözlerini
şöyle tamamladı: “Hastalığın kontrolünde yalnızca klinik vakaların tedavisi
değil, aynı zamanda taşıyıcılığın ve bulaş dinamiklerinin anlaşılması da büyük
önem taşımaktadır. Küresel hareketliliğin arttığı günümüzde, yerel kümelenmelerin
dikkatle izlenmesi ve uygun aşılama stratejilerinin uygulanması, hastalığın
kontrolünde temel unsurlar arasında yer almaktadır.”