Sağlık Tedarikinde Sut Fiyatları, Global Bütçe, Üniversite Hastaneleri, Ödeme Disiplini Ve Ticari Sürdürülebilirlik Tedbir Raporu



1. Giriş

Türkiye’de sağlık hizmetlerinin kesintisiz, kaliteli ve sürdürülebilir şekilde sunulabilmesi; ilaç, tıbbi cihaz, tıbbi sarf malzeme, implant, protez, laboratuvar ürünü, teknik servis, bakım-onarım ve diğer sağlık teknolojilerinin zamanında, kaliteli ve ekonomik şekilde temin edilmesine bağlıdır.

Ancak mevcut sistemde sağlık tedarik zinciri çok yönlü bir ekonomik baskı altındadır. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenen SUT fiyatlarının maliyet artışlarına göre yeterince ve zamanında güncellenmemesi, kamu hastanelerinin global bütçe ile çalışması, üniversite hastanelerinin gelirlerinin kısıtlı olması, vakıf hastanelerinin ödeme vadelerini uzatması, tasarruf tedbirleri nedeniyle kamu kaynaklarının rahatlatılamaması ve hastanelerin firmalara olan ödemelerini geciktirmesi sağlık tedarik piyasasında ciddi bozulmalara yol açmaktadır.

Bu sorun, yalnızca firmaların alacaklarını geç tahsil etmesi meselesi değildir. Aynı zamanda sağlık hizmetinin maliyetini yükselten, rekabeti bozan, finansman gücü yüksek firmalara avantaj sağlayan, küçük ve orta ölçekli firmaları sistem dışına iten, bayilik yapısını zayıflatan ve sonuçta kamuya daha pahalı mal ve hizmet alımı olarak geri dönen yapısal bir sağlık ekonomisi sorunudur.

Bu raporun amacı; SGK, Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Kamu İhale Kurumu, üniversite hastaneleri, vakıf hastaneleri ve sektör temsilcileri açısından uygulanabilecek tedbirleri ortaya koymak; hem devletin hem sektörün hem hastanelerin hem de hastaların ortak çıkarını koruyacak sürdürülebilir bir sağlık tedarik modeli önermektir.

2. Mevcut Sorunların Genel Çerçevesi

Sağlık tedarikinde bugün ortaya çıkan temel sorunlar şunlardır:

1. SUT fiyatlarının maliyet artışlarına göre zamanında güncellenmemesi.

2. Döviz, asgari ücret, vergi, enerji, lojistik, hammadde ve finansman maliyetlerinin ürün fiyatlarına yeterince yansıtılamaması.

3. Kamu hastanelerinin global bütçe baskısı altında çalışması.

4. Üniversite hastanelerinin gelir kısıtları nedeniyle firmalara olan ödemelerini geciktirmesi.

5. Vakıf hastaneleri ve bazı özel sağlık kuruluşlarında uzun vadeli ödeme alışkanlıklarının oluşması.

6. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın tasarruf tedbirleri nedeniyle hastanelerin kaynaklarını rahatlatamaması.

7. Kamu, üniversite ve vakıf hastanelerinin idari şartnamelerde belirttikleri ödeme vadelerine uymaması.

8. Fatura, muayene kabul, hakediş, saymanlık ve ödeme emri süreçlerinin fiilen geciktirilmesi.

9. Finansman gücü yüksek firmaların uzun vadeli satış yaparak piyasada avantaj elde etmesi.

10. Küçük ve orta ölçekli firmaların, bayilerin ve yerel tedarikçilerin sistem dışına itilmesi.

11. Hastanelerin mal ve hizmet tedariklerini olması gerekenden daha yüksek maliyetle yapmak zorunda kalması.

12. Gecikmiş ödeme maliyetlerinin ürün fiyatlarına gizli finansman maliyeti olarak eklenmesi.

13. Kamu kaynaklarının kısa vadede korunuyor gibi görünmesine rağmen orta ve uzun vadede daha pahalı alım yapılması.

3. SUT Fiyatlarının Güncellenmemesi ve Sağlık Tedarikine Etkisi

Sosyal Güvenlik Kurumu, sağlık hizmetlerinde geri ödeme sisteminin temel belirleyici kurumudur. Geri ödeme listelerinde yer alan ilaç, tıbbi cihaz ve tıbbi malzemelerin bedelleri, hastanelerin gelirlerini ve firmaların satış fiyatlarını doğrudan etkilemektedir.

Ancak SUT fiyatlarının zamanında ve gerçek maliyet artışlarına uygun şekilde güncellenmemesi, sağlık tedarik piyasasında ciddi bir baskı oluşturmaktadır.

Firmalar ürünlerini;

* Döviz kuru artışı,

* Asgari ücret artışı,

* Enerji maliyeti,

* Lojistik maliyeti,

* Hammadde maliyeti,

* Gümrük maliyeti,

* Vergi artışı,

* Banka kredi maliyeti,

* Teknik servis maliyeti,

* Yedek parça maliyeti,

ile temin etmekte veya üretmektedir. Buna rağmen geri ödeme fiyatları aynı hızda artmadığında firmalar sürdürülebilir satış yapmakta zorlanmaktadır.

Bu durumda üç sonuç ortaya çıkmaktadır:

Birincisi, bazı firmalar düşük kârlı veya zarar ettiren ürünleri piyasaya vermekten kaçınmaktadır.

İkincisi, bazı firmalar ürün fiyatlarını doğrudan yükseltemedikleri için ödeme vadelerine finansman maliyeti ekleyerek fiyatlarını artırmaktadır.

Üçüncüsü, finansman gücü yüksek firmalar uzun vadeli satış yapabilme kabiliyeti sayesinde piyasada avantaj elde etmektedir.

Sonuçta SUT fiyatlarının güncellenmemesi yalnızca firmaları değil, hastaneleri ve kamu maliyesini de olumsuz etkilemektedir. Çünkü düşük görünen geri ödeme fiyatı, uygulamada hastanelerin daha yüksek tedarik maliyetiyle karşılaşmasına neden olabilmektedir.

4. Global Bütçe Baskısı ve Kamu Hastaneleri

Kamu hastaneleri önemli ölçüde global bütçe mantığı içinde çalışmaktadır. Global bütçe, kamu maliyesi açısından harcamaları kontrol etmeyi amaçlayan bir sistemdir. Ancak sağlık hizmet sunumunda maliyetlerin sürekli arttığı bir ortamda, global bütçenin gerçek maliyet artışlarına göre yeterince esnetilmemesi hastaneleri zorlamaktadır.

Kamu hastaneleri;

* Artan hasta sayısı,

* Artan teknoloji kullanımı,

* Artan personel ve hizmet maliyetleri,

* Artan ilaç ve tıbbi malzeme maliyetleri,

* Yoğun bakım ve ameliyathane giderleri,

* Bakım-onarım ve teknik servis ihtiyaçları,

karşısında sınırlı bütçe ile hizmet sunmaya çalışmaktadır.

Bu durum hastaneleri ödeme öncelikleri konusunda zor durumda bırakmaktadır. Hastane yönetimleri çoğu zaman hizmeti durdurmamak için mal ve hizmet almaya devam etmekte, ancak firmalara ödemeleri zamanında yapamamaktadır.

Kısa vadede bu uygulama hastanenin nakit dengesini koruyor gibi görünse de uzun vadede tedarikçi fiyatlarının yükselmesine, firmaların vadeyi fiyatın içine eklemesine ve kamu hastanelerinin daha pahalı alım yapmasına neden olmaktadır.

5. Üniversite Hastanelerinin Gelir Kısıtı ve Tedarik Sorunu

Üniversite hastaneleri, Türkiye sağlık sisteminde üçüncü basamak, eğitim, araştırma, ileri tanı ve ileri tedavi hizmetlerinin merkezidir. Bu hastaneler en ağır vakalara, ileri cerrahi işlemlere, komplike hastalara, yoğun bakım ihtiyacı yüksek hasta gruplarına ve maliyeti yüksek tedavilere hizmet vermektedir.

Ancak üniversite hastanelerinin gelirleri çoğu zaman sundukları hizmetin gerçek maliyetini karşılamamaktadır. SUT fiyatlarının düşük kalması, global bütçe ve kamu maliyesi kısıtları, üniversite hastanelerini ekonomik olarak zorlamaktadır.

Bu nedenle üniversite hastaneleri;

* İlaç,

* Tıbbi cihaz,

* Sarf malzeme,

* Protez,

* İmplant,

* Laboratuvar ürünü,

* Görüntüleme hizmeti,

* Teknik servis,

* Bakım-onarım,

alımlarında firmalara olan ödemelerini uzun vadeye yayabilmektedir.

Bazı üniversite hastanelerinde ödeme vadeleri 12 ay, 18 ay, 24 ay veya daha uzun sürelere ulaşabilmektedir. Bu durum, ilk bakışta hastaneye zaman kazandırıyor gibi görünse de tedarik maliyetlerini artırmaktadır.

Çünkü firma 18 ay veya 24 ay sonra tahsil edeceği alacağın finansman maliyetini fiyatına eklemektedir. Böylece üniversite hastanesi aslında malı daha pahalı almakta, kamu kaynağı uzun vadede daha verimsiz kullanılmaktadır.

6. Vakıf Hastaneleri ve Özel Sağlık Kuruluşlarında Uzun Vade Sorunu

Üniversite hastanelerinin yanı sıra bazı vakıf hastaneleri ve özel sağlık kuruluşlarında da ödeme vadelerinin uzadığı görülmektedir. Bu kurumlar ticari esnekliklerini kullanarak firmalardan uzun vadeli mal ve hizmet alabilmekte, ödeme tarihlerini sözleşmede belirtilenden daha ileriye taşıyabilmektedir.

Bu durum özellikle finansman kaynağı güçlü firmalar için avantaj sağlamaktadır. Çünkü sermayesi güçlü firma, uzun vadeye dayanabilmekte ve hastaneye mal vermeye devam edebilmektedir.

Ancak küçük ve orta ölçekli firmalar, bayiler ve yerel tedarikçiler bu uzun vadeye dayanamadığı için sistemden çekilmekte veya ihalelere girememektedir.

Bunun sonucunda piyasada rekabet azalmakta, güçlü firmalar daha yüksek fiyatlarla ürün satabilmekte ve hastaneler uzun vadede daha pahalı alım yapmak zorunda kalmaktadır.

7. Gecikmiş Ödeme Finansman Gücü Yüksek Firmalara Avantaj Sağlamaktadır

Sağlık tedarik sisteminde ödeme gecikmeleri, yalnızca firmaların tahsilat sorunu değildir. Aynı zamanda rekabeti bozan bir piyasa sorunudur.

Finansman kaynağı güçlü olan büyük firmalar, üniversite hastanelerine, vakıf hastanelerine ve bazı kamu sağlık kuruluşlarına uzun vadeli satış yapabilmektedir. Bu firmalar, tahsilat süresi uzasa bile banka kredisi, sermaye gücü, yurtdışı ana firma desteği veya grup şirket kaynaklarıyla bu süreci yönetebilmektedir.

Buna karşılık küçük ve orta ölçekli firmalar, bayiler ve yerel tedarikçiler aynı finansman gücüne sahip değildir. Bu firmalar;

* Banka kredisi kullanmak zorunda kalmakta,

* Teminat maliyeti üstlenmekte,

* Stok taşıyamamakta,

* Yeni ürün alamamakta,

* Personel ve servis giderlerini karşılayamamakta,

* Piyasadan çekilmek zorunda kalmaktadır.

Bu yapı, piyasada haksız rekabet yaratmaktadır. Çünkü uzun vadeye dayanabilen firma, ürününü istediği fiyattan satabilmekte; yüksek kâr marjı elde edebilmekte; hastane de alternatif tedarikçi azaldığı için bu fiyatı kabul etmek zorunda kalabilmektedir.

Sonuç olarak ödeme gecikmeleri, finansman gücü yüksek firmalar için ticari avantaja; küçük firmalar için ise sistem dışına itilme sonucuna dönüşmektedir.

Bu durum sağlık tedarikinde rekabeti azaltmakta, fiyatları yükseltmekte ve kamu kaynaklarının verimsiz kullanılmasına neden olmaktadır.

8. Tasarruf Tedbirleri ve Sağlık Tedarikine Etkisi

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile kamu mali yönetimi açısından tasarruf tedbirleri önemlidir. Kamu harcamalarının kontrol altına alınması, bütçe disiplininin sağlanması ve kamu kaynaklarının verimli kullanılması devlet açısından gereklidir.

Ancak sağlık tedariki sıradan bir kamu harcaması değildir. İlaç, tıbbi cihaz, yoğun bakım ürünü, ameliyathane malzemesi, protez, implant, laboratuvar ürünü, teknik servis ve bakım-onarım hizmetleri doğrudan hasta hayatını ve sağlık hizmetinin devamlılığını ilgilendirmektedir.

Tasarruf tedbirleri nedeniyle hastanelerin kaynaklarının fazla sıkılması, kısa vadede bütçe disiplinine katkı sağlıyor gibi görünse de uzun vadede şu sonuçları doğurabilir:

1. Hastaneler tedarikçiye zamanında ödeme yapamaz.

2. Firmalar vadeyi fiyatın içine ekler.

3. Ürünler daha yüksek maliyetle alınır.

4. Küçük firmalar ihalelere giremez.

5. Rekabet azalır.

6. Kaliteli ürün temininde sorun yaşanır.

7. Bakım-onarım gecikir.

8. Cihaz arızaları artar.

9. Tedavi hizmetleri aksayabilir.

10. Hasta güvenliği riske girer.

Bu nedenle sağlık tedarik ödemeleri, tasarruf tedbirleri içinde özel bir kategori olarak ele alınmalıdır. Tasarruf, tedarikçiye geç ödeme yaparak değil; doğru fiyat, doğru ürün, doğru miktar, zamanında ödeme, güçlü rekabet ve klinik performans takibi ile sağlanmalıdır.

9. Hastanelerin Daha Yüksek Maliyetle Mal ve Hizmet Almasının Nedenleri

Üniversite hastaneleri, kamu hastaneleri, vakıf hastaneleri ve bazı özel sağlık kuruluşları ödeme vadelerini uzattıkça mal ve hizmetleri gerçekte daha yüksek maliyetle temin etmektedir.

Bunun temel nedenleri şunlardır:

1. Firma finansman maliyetini ürün fiyatına ekler.

2. Uzun vadeye dayanabilen firma sayısı azalır.

3. Rekabet daralır.

4. Küçük firmalar ve bayiler piyasadan çekilir.

5. Stok taşıma maliyeti fiyatlara yansır.

6. Kur riski fiyatlara eklenir.

7. Banka kredi faizi fiyatlara eklenir.

8. Tahsilat riski fiyatlara eklenir.

9. Geç ödeme riski nedeniyle firmalar güvenlik payı koyar.

10. Hastane daha az tedarikçi arasından seçim yapmak zorunda kalır.

Bu nedenle ödeme geciktirmek, kamu veya hastane açısından gerçek bir tasarruf değildir. Tam tersine, görünmeyen finansman maliyetleriyle birlikte sağlık tedarikinin pahalılaşmasına neden olmaktadır.

10. Döner Sermaye Gelirlerinin Kullanımı ve Öncelik Sorunu

Üniversite hastaneleri ve bazı kamu sağlık tesislerinde döner sermaye gelirlerinin kullanım önceliği yeniden düzenlenmelidir.

Döner sermaye gelirleri öncelikle sağlık hizmetinin doğrudan devamı için zorunlu olan mal ve hizmet borçlarının ödenmesinde kullanılmalıdır.

Bu kapsamda öncelikli ödeme kalemleri şunlar olmalıdır:

* İlaç,

* Tıbbi cihaz,

* Tıbbi sarf malzeme,

* Yoğun bakım ürünleri,

* Ameliyathane ürünleri,

* Protez ve implantlar,

* Laboratuvar ürünleri,

* Teknik servis,

* Bakım-onarım,

* Yedek parça,

* Sterilizasyon ve hasta güvenliğiyle ilgili ürünler.

Bu borçlar ödenmeden, sağlık hizmetinin doğrudan devamı ile ilgisi olmayan ek bina, restorasyon, tadilat, dekorasyon, idari düzenleme veya benzeri harcamalara kaynak aktarılmamalıdır.

Eğer hastane tedarikçiye olan borcunu ödemeyip başka alanlara harcama yapıyorsa, bu durum sağlık tedarik zincirini zayıflatmakta ve ilerleyen dönemde hastanenin daha pahalı mal almasına neden olmaktadır.

11. SGK İçin Tedbir Önerileri

11.1. SUT Fiyat Güncelleme Mekanizması Kurulmalıdır

SGK, SUT fiyatlarını maliyet artışlarına göre düzenli ve objektif bir formülle güncellemelidir.

Bu formülde şu unsurlar dikkate alınmalıdır:

* Döviz kuru,

* Asgari ücret,

* ÜFE,

* TÜFE,

* Enerji maliyetleri,

* Lojistik maliyetleri,

* Vergi ve harç artışları,

* Finansman maliyetleri,

* Hammadde maliyetleri,

* Gümrük maliyetleri,

* Teknik servis ve yedek parça maliyetleri.

11.2. Stratejik Ürünlerde Ara Güncelleme Yapılmalıdır

Hayati öneme sahip, ithalat bağımlılığı yüksek, tedarik riski bulunan veya klinik zorunluluğu olan ürünlerde yılda bir veya iki kez güncelleme yeterli olmayabilir.

Bu ürünlerde ara fiyat güncellemesi yapılmalıdır.

11.3. Tedarik Riski İzleme Sistemi Kurulmalıdır

SGK, düşük fiyat nedeniyle piyasadan çekilme riski taşıyan ürünleri takip etmelidir.

Bir ürünün tedarikçi sayısı azalıyor, firmalar piyasadan çekiliyor veya hastaneler ürüne ulaşmakta zorlanıyorsa bu ürün için fiyat güncellemesi ve özel tedbir mekanizması devreye alınmalıdır.

11.4. Kanun Önerisi

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na aşağıdaki hüküm eklenmelidir:

“Genel sağlık sigortası kapsamında geri ödeme listelerinde yer alan ilaç, tıbbi cihaz, tıbbi sarf malzeme ve sağlık teknolojisi ürünlerinin bedelleri; döviz kuru, üretici fiyat endeksi, tüketici fiyat endeksi, asgari ücret, enerji, lojistik, vergi, finansman, hammadde ve ithalat maliyetlerinde meydana gelen değişiklikler dikkate alınarak yılda en az iki defa güncellenir. Tedarik riski bulunan, hayati öneme sahip veya klinik zorunluluk taşıyan ürünlerde ara güncelleme yapılabilir.”

12. Sağlık Bakanlığı İçin Tedbir Önerileri

12.1. Sağlık Tedarik Güvenliği Yönetmeliği Çıkarılmalıdır

Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetinin kesintisiz sunumundan sorumlu olduğu için sağlık tedarik zincirinin sürdürülebilirliğini de izlemelidir.

Bu amaçla “Sağlık Tedarik Güvenliği ve Ödeme Disiplini Yönetmeliği” çıkarılmalıdır.

Bu yönetmelikte;

1. Kritik ürün listesi oluşturulmalıdır.

2. Hastane bazlı tedarikçi borçları izlenmelidir.

3. Fatura, muayene kabul ve ödeme süreçleri elektronik olarak takip edilmelidir.

4. Ödeme gecikmeleri Bakanlık düzeyinde raporlanmalıdır.

5. Tedarik aksaması nedeniyle ertelenen ameliyat ve tedaviler izlenmelidir.

6. Teknik servis ve bakım-onarım borçları özel öncelikli ödeme kapsamına alınmalıdır.

7. Üniversite hastaneleriyle ortak izleme mekanizması kurulmalıdır.

12.2. Ödeme Takip Sistemi Kurulmalıdır

Sağlık Bakanlığı bünyesinde “Tedarikçi Alacak ve Ödeme Takip Sistemi” kurulmalıdır.

Bu sistemde;

* Teslim tarihi,

* Fatura tarihi,

* Muayene kabul tarihi,

* Hakediş tarihi,

* Ödeme emri tarihi,

* Saymanlık işlem tarihi,

* Fiili ödeme tarihi,

* Gecikme süresi,

* Gecikme nedeni,

* Sorumlu birim,

kayıt altına alınmalıdır.

12.3. Kanun Önerisi

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na aşağıdaki hüküm eklenmelidir:

“Sağlık hizmetinin sürekliliği için gerekli ilaç, tıbbi cihaz, tıbbi sarf malzeme, sağlık teknolojisi, teknik servis, bakım-onarım ve yedek parça alımlarında tedarikçi ödemeleri sözleşmede belirtilen süre içinde yapılır. Fatura, muayene kabul, hakediş, ödeme emri ve saymanlık işlemleri sağlık hizmetinin sürekliliğini aksatacak şekilde geciktirilemez. Bakanlık, kamu sağlık tesislerinde tedarikçi alacaklarını ve ödeme sürelerini merkezi sistem üzerinden izler.”

13. Hazine ve Maliye Bakanlığı İçin Tedbir Önerileri

13.1. Sağlık Tedarik Ödemeleri Öncelikli Kamu Ödemesi Sayılmalıdır

Hazine ve Maliye Bakanlığı, sağlık tedarik ödemelerini genel tasarruf tedbirleri içinde sıradan bir harcama kalemi olarak değerlendirmemelidir.

İlaç, tıbbi cihaz, tıbbi sarf, yoğun bakım ürünü, ameliyathane ürünü, teknik servis ve bakım-onarım ödemeleri öncelikli kamu ödemesi sayılmalıdır.

13.2. Döner Sermaye Gelirlerinde Ödeme Önceliği Getirilmelidir

Döner sermaye gelirleri, sağlık hizmetinin doğrudan devamı için zorunlu mal ve hizmet borçları ödenmeden başka harcamalara yönlendirilmemelidir.

13.3. Kanun Önerisi

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na veya ilgili mali mevzuata aşağıdaki hüküm eklenmelidir:

“Sağlık hizmetinin kesintisiz yürütülmesi için temin edilen ilaç, tıbbi cihaz, tıbbi sarf malzeme, sağlık teknolojisi, teknik servis, bakım-onarım ve yedek parça alımlarına ilişkin ödemeler, sağlık hizmetinin sürekliliği bakımından öncelikli kamu ödemesi sayılır. Bu ödemeler sözleşmede belirtilen süre içinde yapılır ve bütçe emaneti veya benzeri hesaplarda uzun süre bekletilemez.”

13.4. Döner Sermaye İçin Özel Hüküm

“Döner sermaye gelirleri, sağlık hizmet sunumunun doğrudan gerektirdiği ilaç, tıbbi cihaz, tıbbi sarf malzeme, teknik servis, bakım-onarım ve sağlık teknolojisi borçları ödenmeden, sağlık hizmetinin zorunlu devamı dışında kalan yatırım, tadilat, restorasyon veya ek yapı harcamalarında kullanılamaz.”

14. Ticaret Bakanlığı İçin Tedbir Önerileri

14.1. Geç Ödeme Ticari Rekabet Sorunu Olarak Tanımlanmalıdır

Ticaret Bakanlığı, kamu, üniversite ve vakıf hastanelerinde yaşanan uzun ödeme vadelerini yalnızca hastane ile firma arasındaki alacak ilişkisi olarak görmemelidir.

Bu durum;

* Rekabeti bozmakta,

* Sermayesi güçlü firmalara avantaj sağlamakta,

* KOBİ’leri ve bayileri sistem dışına itmekte,

* Piyasada fiyatları yükseltmekte,

* Tedarikçi çeşitliliğini azaltmaktadır.

Bu nedenle sağlık tedarikinde geç ödeme, ticari sürdürülebilirlik ve rekabet sorunu olarak tanımlanmalıdır.

14.2. Kamu ve Sağlık Alımlarında Geç Ödeme Tebliği Çıkarılmalıdır

Ticaret Bakanlığı tarafından “Sağlık Sektörü Mal ve Hizmet Alımlarında Geç Ödeme ve Rekabetin Korunması Tebliği” çıkarılmalıdır.

Bu tebliğde;

1. Kamu, üniversite ve vakıf hastanelerinin ödeme vadeleri izlenmelidir.

2. Belirli süreyi aşan ödemeler raporlanmalıdır.

3. Uzun vadeli ödeme nedeniyle rekabetin bozulup bozulmadığı incelenmelidir.

4. KOBİ ve bayi alacaklarında ödeme önceliği önerilmelidir.

5. Finansman gücü yüksek firmaların piyasayı domine etmesini önleyecek tedbirler alınmalıdır.

6. Sağlık tedarikinde ödeme gecikmesinin fiyatlara etkisi analiz edilmelidir.

15. Kamu İhale Kurumu İçin Tedbir Önerileri

15.1. Sağlık Alımlarında Ödeme Vadesi Standardı Getirilmelidir

Kamu İhale Kurumu, sağlık alımlarında idari şartnamelere yazılan ödeme vadelerinin makul ve uygulanabilir olmasını sağlamalıdır.

Ödeme vadelerinin aşırı uzun belirlenmesi veya uygulamada daha da uzatılması rekabeti azaltmaktadır.

15.2. Tip Şartname Hükmü

Sağlık alımlarına ilişkin tip idari şartnamelere aşağıdaki hüküm eklenmelidir:

“İlaç, tıbbi cihaz, tıbbi sarf malzeme, sağlık teknolojisi, teknik servis, bakım-onarım ve yedek parça alımlarında ödeme süresi; ürün veya hizmetin teslimi, fatura düzenlenmesi veya muayene kabul işleminin tamamlanmasından itibaren azami otuz günü aşamaz. İdarenin fatura kabulü, muayene kabul veya hakediş işlemlerini geciktirmesi halinde, ürün veya hizmetin teslim tarihi ödeme süresinin başlangıcı olarak kabul edilir.”

15.3. Gecikme Faizi Otomatik İşlemelidir

“Sözleşmede belirtilen ödeme süresinin aşılması halinde yüklenici, ayrıca ihtar çekmesine gerek kalmaksızın ticari işlerde geçerli temerrüt faizine hak kazanır. Bu faiz idare tarafından re’sen hesaplanarak ödeme tutarına eklenir.”

16. Üniversite Hastaneleri İçin Özel Tedbirler

Üniversite hastaneleri, üçüncü basamak sağlık hizmeti, eğitim ve araştırma fonksiyonları nedeniyle diğer sağlık kuruluşlarından farklı değerlendirilmelidir.

Bu hastaneler için özel tedbirler şunlar olmalıdır:

1. Üniversite hastaneleri için gerçek maliyete dayalı SUT katsayısı uygulanmalıdır.

2. Ağır vaka, ileri cerrahi, yoğun bakım ve komplike hasta hizmetleri için ilave geri ödeme modeli oluşturulmalıdır.

3. Tıbbi cihaz, sarf malzeme ve ilaç borçları merkezi olarak izlenmelidir.

4. Üniversite hastanelerinin tedarikçi borçları için yapılandırılmış ödeme programı hazırlanmalıdır.

5. Yeni borç oluşmasını önlemek için ödeme-vade disiplini getirilmelidir.

6. Döner sermaye gelirlerinin öncelikle sağlık tedarik borçlarına yönlendirilmesi sağlanmalıdır.

7. Üniversite hastanelerine bütçeden yapılan destekler, tedarikçi borçlarını azaltacak şekilde kullanılmalıdır.

8. Uzun vadeli borç nedeniyle oluşan fiyat farklarının kamuya maliyeti ayrıca hesaplanmalıdır.

17. Vakıf Hastaneleri ve Özel Sağlık Kuruluşları İçin Tedbirler

Vakıf hastaneleri ve özel sağlık kuruluşları da sağlık tedarik zincirinin önemli aktörleridir.

Bu kurumlarda;

1. Sözleşmede belirtilen ödeme vadelerine uyulmalıdır.

2. Firmalara tek taraflı vade uzatması dayatılmamalıdır.

3. Uzun vade nedeniyle fiyatların yükselmesine yol açan uygulamalar denetlenmelidir.

4. Tedarikçi alacakları ticari etik ve sözleşme hukuku kapsamında korunmalıdır.

5. Finansman gücü yüksek firmaların uzun vade avantajıyla piyasayı domine etmesi engellenmelidir.

6. KOBİ ve bayilerin sisteme erişimini koruyacak ödeme disiplini sağlanmalıdır.

18. Ortak Kurumlar Arası Sağlık Tedarik Ekonomisi Kurulu Önerisi

SGK, Sağlık Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Kamu İhale Kurumu, YÖK, üniversite hastaneleri ve sektör temsilcilerinin katılımıyla “Sağlık Tedarik Ekonomisi ve Ödeme Disiplini Kurulu” oluşturulmalıdır.

Bu kurulun görevleri şunlar olmalıdır:

1. SUT fiyatlarının maliyet artışlarına göre yeterliliğini izlemek.

2. Tedarik riski bulunan ürünleri belirlemek.

3. Üniversite hastanelerinin ödeme sorunlarını izlemek.

4. Kamu ve vakıf hastanelerinde ödeme vadelerini değerlendirmek.

5. Sağlık tedarikinde geç ödemenin fiyatlara etkisini analiz etmek.

6. Finansman gücü yüksek firmaların rekabet avantajını incelemek.

7. KOBİ ve bayi sisteminin korunması için tedbir geliştirmek.

8. Kritik ürünlerde ödeme ve fiyat önceliği önermek.

9. Sağlık hizmetinin aksamasına neden olabilecek tedarik risklerini önceden tespit etmek.

10. Devletin ve sektörün ortak çıkarını koruyacak politika önerileri geliştirmek.

19. Temel Tedbir Paketi

Bu rapor kapsamında önerilen temel tedbir paketi şudur:

1. SUT fiyatları maliyet endekslerine göre düzenli güncellenmelidir.

2. Kritik ürünlerde ara fiyat güncellemesi yapılmalıdır.

3. Üniversite hastaneleri için gerçek maliyetli geri ödeme modeli oluşturulmalıdır.

4. Sağlık tedarik ödemeleri öncelikli kamu ödemesi sayılmalıdır.

5. Döner sermaye gelirleri öncelikle ilaç, tıbbi cihaz, sarf ve teknik servis borçlarına ayrılmalıdır.

6. Kamu İhale Kurumu sağlık alımlarında azami ödeme vadesi belirlemelidir.

7. Ödeme gecikmelerinde temerrüt faizi otomatik işlemelidir.

8. Fatura, muayene kabul ve hakediş geciktirilerek ödeme vadesi uzatılamamalıdır.

9. Ticaret Bakanlığı sağlık tedarikinde geç ödemeyi rekabet sorunu olarak değerlendirmelidir.

10. Finansman gücü yüksek firmalara haksız avantaj sağlayan uzun vade yapısı denetlenmelidir.

11. KOBİ ve bayi sistemini koruyacak ödeme önceliği getirilmelidir.

12. Üniversite hastaneleri için tedarikçi borç yapılandırma programı hazırlanmalıdır.

13. Sağlık Bakanlığı merkezi tedarikçi alacak ve ödeme takip sistemi kurmalıdır.

14. SGK, Sağlık Bakanlığı, Maliye, Ticaret Bakanlığı ve KİK ortak sağlık tedarik kurulu oluşturmalıdır.

20. Sonuç

Sağlık tedarikinde yaşanan sorun yalnızca firmaların alacağını geç tahsil etmesi meselesi değildir. Sorunun temelinde SUT fiyatlarının maliyet artışlarına göre yeterince güncellenmemesi, global bütçe baskısı, üniversite hastanelerinin gelir yetersizliği, tasarruf tedbirleri, döner sermaye kullanım önceliği, ödeme disiplini eksikliği ve ticari rekabetin bozulması bulunmaktadır.

Kamu, üniversite ve vakıf hastaneleri ödeme vadelerini uzattığında kısa vadede nakit avantajı elde ediyor gibi görünmektedir. Ancak bu gecikmeler firmaların finansman maliyetini artırmakta, bu maliyet ürün fiyatlarına eklenmekte ve hastaneler uzun vadede mal ve hizmetleri daha yüksek bedelle temin etmek zorunda kalmaktadır.

Finansman gücü yüksek firmalar bu sistemde avantaj elde ederken, küçük ve orta ölçekli firmalar, bayiler ve yerel tedarikçiler sistem dışına itilmektedir. Bu da rekabeti azaltmakta, fiyatları yükseltmekte ve sağlık tedarik zincirini zayıflatmaktadır.

Bu nedenle sağlık tedarikinde gerçek tasarruf; ödemeleri geciktirmekle değil, SUT fiyatlarını gerçekçi belirlemekle, ödeme vadelerine uymakla, tedarikçiyi korumakla, rekabeti güçlendirmekle, döner sermaye gelirlerini doğru önceliklendirmekle ve sağlık hizmetinin sürekliliğini esas almakla sağlanabilir.

Devletin, hastanelerin, firmaların ve hastaların ortak çıkarı; sürdürülebilir, öngörülebilir, rekabetçi ve zamanında ödeme disiplinine sahip bir sağlık tedarik sisteminin kurulmasındadır.